ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/128
Karar No.:1964/8
Karar tarihi:28/1/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:17.4.1964/11685
Davacı: Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu
Dâvanınkonusu : 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 3038 sayılı kanunla değiştirilen 143üncü maddesinin Anayasa'nın 29 uncu maddesine aykırı olduğu ileri sürülerekiptali istenilmiştir.
İnceleme:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 8/3/1963 gününde yapılan ilkinceleme sonunda, dilekçeyi; Adalet Partisi Millet Meclisi ve Senato gruplarıadına imza etmiş bulunan Ali Nailî Erdem ve Cahit Okurer'in Grup Başkanı veyavekili olduklarını belirten onanlı belge dosya içinde bulunmadığından bueksiğin, tamamlattırılmasına karar verilmiş ve yapılan tebligat üzerine desüresi içinde tamamlandığı anlaşılmış olmakla, işin esasının incelenmesine15/4/1963 gününde karara verilerek düzenlenen rapor, dâva dilekçesi ve ekleri,Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun ve dayanılan Anayasa maddeleri ilegerekçeleri ve Meclis Görüşme Tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
Gerekçe:
1/3/1926günlü ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen veönce 2275, sonradan 3038 sayılı kanunlarla değiştirilmiş olan 143 üncü maddesişöyledir :
Madde143- Hükümetin müsaadesi olmaksızın beynelmilel mahiyeti hazi olan veya kökümemleket dışında bulunan cemiyetleri veya müesseseleri veya bunların şubelerinimemleket dahilinde tesis eden, teşkil eden, tanzim eden veya şevki idare edenkimse onbeş günden altı aya kadar hapis ve beşyüz liradan iki bin liraya kadarağır para cezasiyle cezalandırılır.
Müsaade,sahte veya noksan beyanat ile alınmış ise faili bir seneden beş seneye kadarhapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile cezalandırılır.
Müsaadealınmaksızın teşkil edilmiş olan böyle bir cemiyete veya müesseseye veyabunların şubelerine memleket dahilinde iştirak eden kimse yüz liradan binliraya kadar ağır para cezasiyle cezalandırılır.
Memleketdışındaki cemiyet ve müesseselere hükümetin müsaadesi olmaksızın iştirak edenmemleket dahilinde mukim vatandaşa da aynı ceza verilir.
Dilekçedebu maddenin Anayasa'ya aykırılığı, şu gerekçeye dayandırılmaktadır :
(Kanunun143 üncü maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre memleket dışındaki cemiyet vemüesseselere Hükûmetin müsaadesi olmaksızın iştirak eden memleket dahilindemukim vatandaşın cezalandırılması icap etmektedir. "Dernek KurmaHakkı" nın lüzumsuz bir tahdidini tazammun eden bu hükümantidemokratiktir. Yabancı memleketlerdeki ilim derneklerine girmek hususundadahi Bakanlar Kurululunun kararına ihtiyaç gösteren bu hükmün esasen faydası damutasavver değildir.
Mezkûrmaddenin diğer fıkralarında işaret edilen cemiyetlere ait hükümlere gelince :Esasen bu hükümlere ihtiyaç yoktur. Zira zararlı cemiyet ve teşekküller içinesasen 141. ve 142 nci madde hükümleri, çok ağır müeyyideler vazetmişolduğundan 143 üncü maddenin ipkasına lüzum yoktur. Bu itibarla 143 üncümaddenin ilgası isabetli olacaktır.
Bumadde Anayasa'nın 29 uncu maddesine aykırı olduğundan...) Bu gerekçede iptalsebebi olmak üzere;
a-Maddenin dördüncü fıkrasının, dernek kurma hakkını lüzum olmaksızınsınırladığından, antidemokratik olduğu ve yararlı olduğunun düşünülemiyeceği;
b-Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142 nci maddelerinde daha ağır müeyyidelerolduğundan maddenin diğer fıkralarındaki hükümlere ihtiyaç olmadığı;
c-Nihayet maddenin Anayasa'nın 29 uncu maddesine aykırı olduğu, ilerisürülmektedir.
AnayasaMahkemesinin kanunların denetlenmesi konusundaki görevi, usulüne uygun olarakaçılan dâva ve yapılan itiraz üzerine, kanunlardaki hükümleri, Anayasa'nınhükümleri karşısında inceleyerek Anayasa'ya aykırı görülenlerin iptaline kararvermekten ibaret olduğundan ve yukarıda (a) ve (b) bentlerinde özetlenenhususlar ise Anayasa'nın herhangi bir hükmüne aykırılık iddia ve isbatınıkapsamadığından incelemenin sadece (c) fıkrasında ileri sürülen konu üzerindeyapılması gerekmiştir.
Bufıkrada dâvaya dayanak olarak ileri sürüldüğü belirtilen Anayasanın 29 uncumaddesinde ise; (Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.Bu hak, ancak kamu düzeni veya genel ahlâkı korumak için kanunlasınırlanabilir) denilmektedir.
Görülüyorki dernek kurma hakkı sınırsız olmayıp bu maddede gösterilen amaçlarla buhakkın sınırlanabileceğini Anayasa kabul etmiş bulunmaktadır. O halde önceAnayasa'da bu amaçları anlatmak için kullanılan terimlerin anlamlarının belliedilmesi gerekmektedir.
TemsilcilerMeclisi Anayasa Komisyonunca bu madde için şu gerekçe ileri sürülmüştür :
(EskiAnayasamızın 70 nci maddesinde de zikredilen dernek hakkı, bütün modern Anayasalardayer almaktadır. Bu hürriyetin kanun koyucu tarafından sınırlanmasında gözönündetutulacak gaye olarak kaydedilen "Kamu düzeni" ve "Genelahlâk" esasları da Anayasalarda sık sık rastlanan formülü teşkiletmektedir. Bu esaslara aykırı olarak kurulmuş olan dernekler, MedenîKanunumuza göre dahi kapatılmak gerekir).
Görüldüğügibi maddenin gerekçesi; önceden izin almaksızın dernek kurma hakkının sınırıolarak gösterilmiş bulunan (Kamu düzeni) ve (Genel ahlâk) terimlerininanlamları konusunda bir açıklık getirmemekte, maddenin Temsilciler Meclisindekigörüşmelerinde de bu noktalara ışık tutacak açıklamalara rastlanmamaktadır.
AncakAnayasa'nın 11 inci maddesinin gerekçesinde; maddenin ikinci fıkrasında yeralan ve hak ve hürriyetlerin özüne dokunulmamak şartiyle sınırlanmalarına cevazveren ve aynı zamanda kanun koyucunun bu konudaki yetkisinin de sınırını teşkileden; kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlikgibi sebepler ve bu sebepleri değirlendirmede tutulan ölçüler konusunda(Anayasa Mahkemesince gözönünde bulundurularak herhangi bir tahdidin Anayasa'yaaykırı olup olmadıkına karar verilecektir. Eğer sınırlama bir temel hak vehürriyet veva dokunulmazlığın cevherini tahrip ediyorsa, Anayasa'ya aykırılığıdolayısiyle hükümsüz sayılacaktır) denildiğinden Anayasa ile tanınmış olan hakve hürriyetlerin kanun koyucu tarafından bu sebeplerle sınırlanması halinde,mahkememizin öncelikle olayda bu sebeplerin var olup olmadığını ve varsasınırlamanın, hürriyetin özünü zedeleyip zedelemediğini belli etmesigerekmektedir.
Keza11 inci maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında da bu terimlerüzerinde açıklamada bulunulmamış olmakla birlikte Anayasa Komisyonu sözcüsütarafından, maddenin ikinci fıkrasında yer alan (Hürriyetlerin Özü) teriminintarif edilmesinin mümkün olup olmadığı konusunda: (Buna imkân yoktur. Bu öz,her hürriyet, her temel hak için ayrı ayrıdır. Belli bir hürriyetin özünün,belli bir sınırlama sonucunda yok edildiğini, mahkemeler, efkârı umumiye yani omemleketin hukuk anlayışı ve zihniyeti tesbit eder. Nihayet Anayasa Mahkemeside, buna şekil verir. Bir hürriyetin özünün ne olduğunu, demokratik hukukdevletinin hukukçuları, o devletin hâkimleri elbette fark eder). Suretindeaçıklama yapılmıştır. (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi Cilt : 3 Sahife :57)
Şuduruma göre (Hürriyetlerin özü) konusunda olduğu gibi gerek Anayasa'nın 11 incimaddesinde gerekse diğer maddelerinde ve bu arada dâvaya dayanak tutulan 29uncu maddesinde sözü geçen (Genel ahlâk ve kamu düzeni) terimlerininniteliklerinin de demokratik hukuk devletine temel olan hukuk kuralları içindekalınmak suretiyle belli edilmesi gerekmektedir :
Anayasa'nın29 uncu maddesiyle temel haklar arasına alınmış bulunan (Önceden izinalmaksızın dernek kurma) hakkına sınır olmak üzere aynı maddenin ikincifıkrasına konulmuş bulunan (Genel ahlâk) deyimi, belli bir zamanda bir toplumunbüyük çoğunluğu tarafından benimsenmiş bulunan ahlâk kurallariyle ilgilihareketleri gösteren ve kolayca anlaşılan bir anlam taşımaktadır. Şu haldeAnayasamız kanun koyucuya genel ahlâkı korumak amaciyle (Önceden izinalmaksızın dernek kurmak) hakkına sınırlar çizebilmek yetkisini tanımışbulunmaktadır.
Aynısuretle, bu konuda bir diğer sınır olmak üzere kabul edilmiş bulunan (Kamudüzeni) deyimi ise, belli edilmesi daha güç bir anlamı kapsamaktadır.
Nitekimyerli ve yabancı bir çok hukuk eserlerinde, çeşitli alanlardaki kişi haklarınısınırlayan bu terim sık sık görülmekte, fakat tarifine pek az rastlanmaktadır.Yapılan açıklamalarda ise,bunun tarifinin güç olduğu kabul edildikten sonraçeşitli açılardan izahına çalıştığı görülmektedir. Bu suretle yapılmış olantariflerin incelenmesi sonucunda (Kamu düzeni) deyiminin; toplumun huzur vesükûnunun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilâtının muhafazasını hedeftutan her şeyi ifade ettiği, bir başka deyimle cemiyetin her sahadaki düzeninintemelini teşkil eden bütün kuralları kapsadığı sonucuna varılmaktadır.
Nitekimbu madde ile ilgili olmamakla birlikte Anayasa'nın bir diğer maddesinde sözüedilen (Kamu düzeni) deyiminden neyin kasdedildiği konusunda TemsilcilerMeclisinde geçen görüşmeler de bu yönde cereyan etmiş bulunmaktadır.
GerçektenAnayas'nın 15 inci maddesinde yer alan ve (Kamu düzeni) nin gerektirdiğihallerde, hâkim kararı olmadan, kanunla yetkili kılınan merciin emri ilekişilerin üstlerinin, özel kâğıtlarının ve eşyasının aranabileceğine cevazveren hükmün Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında, Anayasa KomisyonuSözcüsü tarafından, bir kısım temsilcilerin görüşlerine verilen cevaplarda,(Kamu düzeni) deyiminden anlaşılması gereken hususları göstermek üzere şufikirlerin ileri sürüldüğü görülmektedir :
(......Kamu düzeninin gerektirdiği acele hallerde hâkim kararı olmayabilir. Doğrudandoğruya memleketin emniyeti ile ilgili bir hâl olabilir. Hâkim kararıalınıncaya kadar iş işten geçer.
......Meselâ gümrüklerde yolcuların üzeri aranabilecektir. Bunun için hâkim kararıicap etmez
......Sıhhi sebepler dolayısiyle müfettişler arama yapabilir. Emniyet tedbirleri içinmadenlerde arama yapılabilir. Maliye Müfettişleri ticari defterler üzerindetetkikat yapabilirler. Fabrikalarda emniyet tedbirleri alınıp alınmadığıaraştırılabilir. Bir çok yerlerde patlayıcı maddeler üzerinde teftişlerde kanunmuayyen mercilere selâhiyet verebilir. Bütün bunlar için hâkim kararı almayaimkân yoktur.
Ferthürriyetlerinin sağlandığı bir Türkiye yaratmak baş amaçtır. Fakat bu gayeyegiderken iktidarın, memleket emniyeti için zaruri tedbirleri almasını imkânsızhale getiremeyiz. O zaman başka istikamette yine huzursuzluk yaratmış oluruz.Hürriyet, amma memleketin emniyettini sağlıyabilen bir nizam içinde hürriyet.Hedef budur ve bundan sonraki maddeler de hep bu yolda düzenlenmiştir)(Temsilciler Meclisi Tutanak dergisi Cilt: 3 sahife : 71 ve 73)
GörülüyorkiAnayasa Komisyonu sözcüsü de kamu düzeni deyimi, ile, ilk bakışta doğrudandoğruya bir ilgisi görülmiyen bir çok konularla birlikte ve memleket güveni dedâhil olmak üzere toplumun her alanda düzenini sağlayan kuralların hedeftutulduğunu belirterek bu kuralların bozulması halinde kamu düzeni debozulacağından bunların korunması için kişi hürriyetlerinde gerekli sınırlamayapılmasının caiz olduğunu savunmuş ve Anayasa Koyucusu da bu düşüncelerinışığı altında söz konusu hükümleri kabul etmiştir.
TürkHukuk Lügati ise kamu düzeni (Âmme nizamı) deyimine :
(Birmemlekette âmme hizmetlerinin iyi yapılmasını, Devletin emniyet ve asayişini vefertler arasındaki münasebetlerde huzuru ve ahlâk kaidelerine uygunluğu temineyaran müessese ve kaidelerin hepsi) diye mâna vermektedir.
Buaçıklamaların ışığı altında Anayasa'nın 29 uncu maddesine aykırı olduğugerekçesiyle iptali istenilen Türk Ceza Kanununun 143 üncü maddesiniinceleyelim :
Madde;uluslararası nitelikte olan veya kökü memleket dışında bulunan dernekleri veyakurumları veya bunların şubelerini memleket içinde tesis, teşkil, tanzim veyasevk ve idare etmeyi ve memlekette oturan vatandaşların yurt dışındaki dernekve kurumlara katılmalarını Hükümetin müsaadesine bağlamakta, müsaadesiz olarakbu işleri yapanlarla, memleket içinde müsaade alınmadan kurulmuş olan bu çeşitdernek ve kurumlara veya bunların şubelerine memleket içinde katılanları dacezalandırmaktadır.
Budurumda maddenin, (Önceden izin almaksızın dernek kurma) konusunda birkısıtlama yaptığı, belirtilen nitelikteki derneklerin kurulmasına ve kurulmuşderneklere üye olunmasına bir sınır çizdiği meydandadır.
Ancakbu sınırlamanın sebepleri nelerdir'
CezaKanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkındaki 3038 sayılı kanunailişkin gerekçenin, 143 üncü madde ile ilgili bulunan bölümünde :
(Beynelmilelmahiyeti haiz cemiyetlerin Hükümetin malûmatı ve murakabesi haricindefaaliyette bulunması, memleketin selâmeti için tehlikeli olabileceğidüşünülerek bu gibi cemiyetlerin teşekkülü Hükümetin müsaadesine tabitutulmuştur) denilmektedir.
Hükümettasarısı, ilmî veya insanî nitelikte olan dernekleri müsaade alma zorunluğudışında bırakmakta iken konuyu inceleyen Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu;Hükümetin, izin vermek için takdir hakkını kullanırken derneklerin buniteliklerini gözönünde tutacağı gerekçesiyle böyle bir istisnaya lüzumgörmiyerek maddeyi şimdiki hali ile kabul edip Büyük Millet Meclisine sunmuş vemadde bu şekilde kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.
Bugerekçelerde belirtilen kaygıların şu düşüncelerden doğduğu anlaşılmaktadır :
Köküdışarıda olan derneklerin kurulmalarının izne bağlı tutulmaması halindememleketin düzeni için zararlı dış faaliyetlerin yurt içinde kolaylıklayayılmalarına yer verilmiş olur. Böylece Türkiye'nin siyasal yapısını bozmak,Türk Ulusunu veya yurt bütünlüğünü parçalamak amacıyla memleket dışındakurulmuş olan dernek ve kurumların, hatta ilmî veya insanî görünüşler altındasosyal veya siyasal varlığımızı sarsmak konusunda çaba gösteren ideolojilerintam bir serbestlik içinde yurdumuza sızması mümkün olabilir.
Bunungibi, memlekette oturan vatandaşların yurt dışındaki derneklere Hükümetin iznidışında katılmaları halinde de aynı zararlı sonuçlar meydana gelebilir. Zira butakdirde de, memleket zararına çaba göstermek amacıyle dışarda kurulmuş bulunandernek ve kurumların, üye adı altında yurt içine yerleştireceği elemanları vebazan da ilk bakışta zararsız, hatta faydalı olduğu duygusunu veren dışgörünüşlerine samimi olarak aldanıp üye yazılacak kimselerin aracılığı ilememleket içinde çalışma ortamı kurabilmeleri kolaylaştırılmış olur.
Bufaaliyetlerden Hükümetin haberi olup da gerekli tetbirleri alıncaya kadar geçeceksüre içinde memleket zarar görebilir.
Bubakımlardan söz konusu 143 üncü maddenin hedefinin, bu gibi derneklerinkimlikleri hakkında önceden inceleme yaparak müsaade verip vermemek hususunugeniş imkânlara sahip olan Hükümetin takdirine bağlı tutmak ve aynı zamandaHükümetin bilgisi altında işe başlayacak bu gibi derneklerin veya yabancımemleketteki derneklere yurt içinden üye olanların çalışmalarını önemle izleyipdenetliyerek zararlı yönlere yönelmelerini önleme imkânını Hükümete vermekolduğu görülmektedir.
Konununözelliği bakımından bu düşüncelerin, yukarıda çeşitli yönleriyle açıklanmışbulunan (Kamu düzeni) deyiminin gereklerine uygun bulunduğu ve söz konusu 143üncü maddenin yaptığı sınırlamanın da (Kamu düzeni) deyiminin gerektirdiği birsınırlama olduğu şüphesizdir.
Hernekadar bu madde ile Hükümete verilen takdir hakkı, ilk bakışta sınırsız veuygulamada keyfiliğe elverişli bir nitelikte görülebilirse de aslında bu hakmemleket düzeninin ve güvenliğinin gerekleriyle sınırlıdır.
Anayasa'yagöre idarenin her türlü eylem ve işlemleri yargı organlarının denetimi altındabulunduğundan, Hükümetin takdir hakkını, yerinde kullanıp kullanmadığı,keyfiliğe kaçıp kaçmadığı ilgilililerin başvurması üzerine yargı mercilerincekarara bağlanabilir.
Görülüyorki maddenin keyfi surette ve hukuk dışı bir uygulama görmesine hukuk düzenimizelverişli olmadığından böyle bir kaygıya da yer bulunmamaktadır.
Öteyandan maddenin üçüncü fıkrasının müsaade alınmadan yurt içinde kurulmuşbulunan bu çeşit dernek ve kurumlara, memlekette oturan vatandaşlardan girecekolanları cezalandıran hükmü de, yukarıda açıklanan birinci fıkra hükmünün birmüeyyidesi olması itibariyle o hükme yer veren esas ve prensiplerin sınırlarıiçerisinde bulunmaktadır.
Bubakımdan Türk Ceza Kanununun 143 üncü maddesiyle konulmuş bulunan sınırlamada,Anayasa'nın 29 uncu maddesine aykırılık yoktur.
Sınırlamanın,dernek kurma hakkının özünü zedeleyip zedelemediğine gelince :
Yukarıdabelirtildiği üzere söz konusu 143 üncü madde, genel olarak, dernek kurma hakınıveya mevcut derneklere üye olmayı önceden izin almaya bağlı tutmayıp sadecekökü yurt dışında olan derneklerin, çeşitli şekillerde memleketimizdeteşkilâtlanıp çalışmalarını veya yurtta oturan vatandaşların bu çeşitderneklere üye olmalarını izne bağlı tutmakta olduğundan (Önceden izinalmaksızın dernek kurmak) hakkının özünü zedelememekte ve bu suretleAnayasa'nın 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırı bulunmamaktadır.
Sonuç:
Yukarıdayazılı sebeplerden ötürü 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 11/6/1963 günlü ve 3038sayılı kanunla değişik 143 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına vedâvanın reddine, Başkan Sünuhi Arsan, Üyelerden Rifat Göksu, ismail HakkıÜlkmen, Şemsettin Akçoğlu, İbrahim Senil, İhsan Keçecioğlu ve A. Şeref Hocaoğlu'nunmuhalefetleriyie ve oy çokluğu ile 28/1/1964 gününde karar verildi.
Başkan
Sûnuhi Arsan
Üye
Rifat Göksu
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
Anayasa'nın29 uncu maddesi (Dernek kurma hakkı) kenar başlığını taşımaktadır. Bu başlık,29 uncu madde ile vatandaşlara tanınan hakkın çoğunluk kararında ifade edildiğiveçhile (Önceden izin almadan dernek kurma hakkı) değil, sadece (Dernek kurmahakkı) olduğunu gösterir ve bu hak önceden izin almaya bağlı olmadankullanılacaktır. Öte yandan bu hak Anayasa'da memleket içi veya dışı şeklindebir ayırıma bağlanmamış olduğundan millî ve milletlerarası derneklerin hepsinikapsamına alır. Bundan başka dernek kurma hakkı, evleviyetle, kurulmuş olanderneklere üye olma hakkını da kapsar.
Anayasakoruyucusu, bu hakkın ancak genel ahlâkı ve millî güvenliği korumak amaçlarıile sınırlandırılmasını öngörmüştür. Şu halde kanun koyucu, bu cevazadayanarak, genel ahlâkı ve millî güvenliği korumak üzere belli edeceğiamaçlarla dernek kurulmasını yasaklayabilir. Bu takdirde genel, objektif birhukuk kuralı sevketmiş olduğu kabul edilebilir. Derneğin güttüğü amacı dikkatealmaksızın münhasıran kuruluş yerini ve derneğin millî veya milletlerarasımahiyette bulunmasını nazara alarak bir yasaklama koyarsa, bu yasaklama, birsınırlama niteliği değil, dernek kurma hürriyetinin özünü yok eden bir tasarrufteşkil eder. Bu takdirde ise Anayasa'nın 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı,Anayasa dışı bir durum meydana gelir.
TürkCeza Kanunu, üç çeşit davranışı suç sayarak cezalandırmıştır.
1-Hükümetten müsaade almaksızın milletlerarası nitelikte olan veya kökü memleketdışında bulunan cemiyet veya müesseseleri veya bunların şubelerini memleketiçinde tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare etmek,
2-Müsaade almaksızın teşkil edilmiş böyle bir cemiyete veya müesseseye veyabunların şubelerine memleket içinde katılmak,
3-Memleket dışındaki cemiyet ve müesseselere Hükümetin müsaadesi olmaksızıniştirak eylemek,
GörülüyorkiTürk Ceza Kanunu ne genel ahlâk, ne de kamu düzeni bakımından bir yasaklamagetirmemiş, memleket dışında kurulmuş olan bütün dernekleri zararlı sayarak bumahiyette bir derneğin gerek yurt içinde kurulmasını, gerekse yönetilmesiniveya buna katılmayı veyahut memleket dışında kurulmuş bir derneğe üye olmayı,Hükümetten önceden müsaade almaya bağlı tutmuş ve aksine hareket edenleri cezamüeyyidesi altına almıştır.
Halbuki,Anayasa koyucusunun öngördüğü sınırlama bu değildir. Anayasa koyucusu amaçlarıbakımından genel ahlâka aykırı veya kamu düzenini bozucu derneklerinkurulmasını önlemek istemiştir. Bugün dünyada milletlerarası nitelikte yüzlerceilim derneği kurulmuş olduğu gibi her gün bir çok yenileri de kurulmakta vebunlara ilim adamlarımızın, gerek doğrudan doğruya üye olarak gerekse buderneklerin şubelerini memleketimizde açarak katılmasında büyük faydalarbulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu bu faydaların gerçekleşmesini, milletlerarasıderneğe üye olmayı veya Türkiye'de derneğin şubesini açmayı Hükümetin öncedenmüsaadesine bağlı tutmakla çok zorlaştırmış ve Türk ilim adamlarınımilletlerarası sahada adeta kısıtlamıştır. Bu ise Anayasa koyucusunun maksat vegayesine açıkça ve tamamiyle aykırıdır. Esasen 1961 Anayasa'sının kabulündenönce çıkarılmış olan bu kanunun tanımladığı zihniyeti Temsilciler MeclisiAnayasa Komisyonu raporunun hürriyetler rejimi, başlığı altında ifadesini bulanhürriyet anlayışı ile bağdaştırmak mümkün değildir.
Millîgüvenlik, böyle her adımda vatandaşları yasaklamalarla vesayet altına almaksuretiyle korunamaz. Kötü niyet sahibi kimseler korkulan amaçları, millîdernekler kurarak da gerçekleştirmeye çalışabilirler ve bu takdirde 143 üncümaddenin şart koştuğu önceden müsaade almak kaydından da kolaycasıyrılabilirler.
Şüphesizmilletlerarası nitelikteki dernekler arasında memleketimiz için zararlıolanları da mevcuttur. Ancak bunların zararlarından memleketi korumak Anayasadışı hürriyetleri takyit yolu ile değil, hem hürriyetlerin özüne dokunmuyacak,hem de Hükümetin bu çeşit derneklere katılmalarından ve bunların şubelerininmemleket içinde kurulmasından zamanında haberdar olmasını sağlıyacak başkatedbirler almak suretiyle sağlamak mümkündür ve tutulacak düzenleme yolu dabudur.
TürkCeza Kanununun dâva konusu 143 üncü maddesi bazı derneklerin kurulmasını veyabazı derneklere katılmayı Hükümetten önceden müsaade almağa bağlı tuttuğucihetle bu hüküm Anayasa'nın "Önceden izin almaksızın dernek kurmahakkını" beyan eden 29 uncu maddesinin birinci cümlesi ile konulan hükmeve genel ahlâka veya kamu düzenini korumak üzere genel ve objektif esaslarihtiva etmeyip derneğin kuruluş yeri bakımından bir yasaklama koymuş olmasıitibariyle de aynı maddenin ikinci cümlesi ile ifade edilen sınırlama yetkisineaykırı bulunmaktadır.
Hükümetinher türlü tasarruflarının yargı denetimi altında bulunması bir kanun hükmününAnayasa'ya aykırı olmasını bertaraf eden bir esas teşkil edemez. Aksi düşüncekabul edilirse bir Anayasa Mahkemesi kurulmasına lüzum olmamak icap eder. Buyönden de 143 üncü maddenin Anayasa'ya uygunluğu savunulamaz.
Busebeplere binaen dâvanın kabulü ile Türk Ceza Kanununun 143 üncü maddesininiptal edilmesi gerekeceği reyi ile çoğunluk kararına muhalifim.
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
MUHALEFETŞERHİ
Dernekler,toplantı hürriyetinin uygulama alam bulduğu ve fikir ve kanaatlerin belliamaçlar için bir araya gelmesi ile de fikir hürriyetinin olumlu sonuçlarsağladığı topluluklardır.
Buözellikleri dolayısıyle, dernekler toplum hayatında büyük önem taşımaktadırlar.Anayasa koyucusu da bu önemi gözönünde tutmuş dernek kurmak hakkını korumuş veAnayasa'da, temel hak ve hürriyetler arasında, toplanma hürriyeti başlıklıkısımda bu hakkı düzenlemiştir. Anayasa'nın 29 uncu maddesinin ilk cümlesinde,herkesin önceden izin almaksızın dernek kurmak hakkına sahip olduğuaçıklanmıştır. Açık ve kesin olan bu cümlenin temeli (Önceden izin almamak)prensibidir. Bu suretle, derneklerin, kuruluşlarından önce, kanun koyucu veyaonun emri ile idare tarafından kontrol edilmeleri önlenmek istenmiştir. Bununlabirlikte, Anayasa Koyucusu, kurulmuş olan bir derneğin, amacı veya faaliyetiitibariyle, toplum için zararlı olabileceğini de düşünmüş ve kanun koyucunungerektiğinde müdahale edebilmesi için, dernek kurmak hakkını peşinensınırlıyabilmek yetkisini kendisine vermiştir. Bu maksatla Anayasa'nın gene 29uncu maddesinin ikinci cümlesinde, bu hakkın, kamu düzenini veya genel ahlâkıkorumak için sınırlanabileceği öngörülmüştür. Bu hükme göre, kanun koyucu,dernek kurmak hakkını, yalnız belli iki yönden, kamu düzenini ve genel ahlâkıkorumak yönlerinden sınırlayabilir; fakat bu konuda koyacağı hükümlerin de,sınırlama niteliğinde olmaları gerekir. Sınırlama, bir hakkın hangi şartlarlakullanılabileceğini, denetleme usullerini ve şartlara riayetsizlik halindeuygulanacak müeyyideleri genel kurallar koymak suretiyle ve Anayasa'nın sözüneve ruhuna uygun olarak düzenlemeyi ifade eder. Ancak Anayasa' nın 29 uncu maddesininikinci cümlesinde verilen sınırlama yetkisi, derneklerin kurulmasını öncedenizne bağlamayı asla kapsamaz. Aksi halde, maddenin ilk cümlesinin koyduğuprensip ortadan kaldırılmış olur ve bu, Anayasa koyucusunun maksadına tamamenaykırı düşer, Birinci cümledeki prensibin, kanun koyucu tarafından yapılacaksınırlama ile kaldırılması caiz olduğu yani sınırlama yetkisinin, öncedenmüsade almak şartını koymak yetkisini de kapsadığı düşünülmüş olsa idi birincicümlede, (Önceden müsaade almamak) prensibinin açıklanmasına lüzum görülmemişolacağı meydandadır. Metinleri yorumlama kuralları bizi bu sonuca götürür.
TürkCeza Kanununun iptali dâva edilen 143 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırı olupolmadığını yukarıki esasların ışığı altında incelemek gerekir.
Bu maddeninbirinci fıkrasına göre, beynelmilel niteliği olan veya kökü memleket dışındabulunan dernekleri veya müesseseleri yahut bunların şubelerini memleket içindekurmak, Hükümetin iznine bağlı bulunmakta ve buna aykırı hareketcezalandırılmaktadır.
Bu maddegereğince memleket içinde tesisi söz konusu olan dernekler ve şubeler,Türkiye'de kurulacak dernekler durumundadır. Kuruluş yeri bakımından aralarındabir fark gözetilemez ve bunlara da, Anayasa' nın derneklere ilişkinhükümlerinin uygulanması tabiidir.
Halbukimaddede bu derneklerin kurulması için Bakanlar Kurulundan izin alınması şartıkonulmuştur. Bu şart Anayasa'nın 29 uncu maddesinin, açık ve kesin olan ilkcümlesine aykırıdır. Zira yukarıda belirtildiği üzere, dernek kurmak hakkınısınırlamak bahanesi ile önceden izin alma şartını koymağa Anayasa'nın bu hükmümüsait değildir.
ÖteyandanAnayasa'nın 29 uncu maddesinin ikinci cümlesi gereğince ancak kamu düzenini vegenel ahlâkı korumak amacı ile dernek kurmak hakkı sınırlanabildiği haldeiptali istenen 143 üncü maddede bu da yapılmamıştır. Gerçekten maddede, kamudüzeni ve genel ahlâk amacına ima yolu ile olsun bir işaret bulunmadığı gibisınırlama sayılabilecek nitelikte açık veya kapalı bir hüküm de yoktur. Buitibarla 143 üncü madde, Anayasa'nın 29 uncu maddesinin ikinci cümlesine deaykırıdır.
Beynelmilelniteliği olan veya kökü dışarıda bulunan derneklerin Türkiye'de kurulmasınıkontrol etmek ve memleketi kötü ve zararlı etkilerden korumak zorunludur ve bukonuda, Türkiye'de kurulan diğer derneklerden daha hassas davranmak yerinde birtedbir olur. Fakat, bunun için gerekli sınırlamayı gene Anayasa'nın 29 uncumaddesinin sözüne ve ruhuna uygun olarak, bizzat kanun koyucusunun yapmasılâzımdır.
Çoğunlukkararında, söz konusu derneklerin kurulması önceden müsaadeye tabi tutulmadığıtakdirde, gerekli tedbir alınıncaya kadar, zararlı bazı dış faliyetlerin yurtiçinde çalışmasına imkân verilmiş olacağı beyan edilmektedir. Bu endişe,Anayasa'ya aykırı olarak, bu derneklerin Türkiye'de kurulmasını izne bağlamakiçin haklı bir sebep teşkil etmez. Aynı endişe doğrudan doğruya yurt içindekurulması muhtemel dernekler için de varittir. Kaldı ki, kanuna konulacak özelhükümlerle, süratle tedbir alınması ve korkulan sakıncanın geniş ölçüdebertaraf edilmesi de kabildir.
143üncü maddenin yaptığı sınırlama gerçi kararda işaret edildiği üzere, maddeninmetninde yazılı derneklere mahsustur. Fakat bundan, dernek kurma hakkının özünedokunulmadığı sonucu çıkarılamaz. Zira, şüphe yoktur ki, söz konusu derneklerikurmak isteyecek olanların haklarının özüne dokunulmaktadır. Başlı başına buhal, Anayasa'nın 11 inci maddesine aykırılığı kabul etmek için yeter birsebeptir. Anayasa'ya aykırılık, kanunun uygulama alanının darlığına veyagenişliğine göre ölçülemez.
BakanlarKurulunun izin verip vermemek hususunda aldığı kararın yargı mercilerinindenetimine tabi olduğu gerekçesi de kanunda, Anayasa'ya aykırılık bulunupbulunmadığını incelemeye engel sayılamaz. Anayasa Mahkemesi ile yargımercilerinin görev ve yetki alanları birbirinden ayrıdır. Anayasa Mahkemesi,yargı mercilerinin denetimi ile bağlı olmaksızın görevini yapmakla yükümlüdür.Aksi düşünülecek olursa, yargı mercilerinin denetiminin işliyebildiği herolayda, Anayasa Mahkemesinin görevli olduğu denetimi yapmaması gerekir ki bu,asla tecviz edilemez.
Yukarıdayazılı sebeplerle, söz konusu 143 üncü maddenin birinci fıkrası ile buna bağlıolan ikinci ve üçüncü fıkraları Anayasa'nın 29 ve 11 inci maddelerine aykırıolduğundan iptali gerekceği kanısı ile çoğunluğun kararına muhalifiz.
Başkan
Sünuhi Arsan
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Rifat Göksu
Üye
İhsan Keçecioğlu