ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/140
Karar No.:1964/62
Karar Tarihi:22/9/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:10.2.1965/11925
Davacı: Cumhuriyet Halk Partisi T. B, M. M. Grupu.
Dâvanınkonusu : 1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Kanununun 120. maddesindeki usulüdairesinde davet emrine mazereti olmaksızın itaat etmeyen sanığın verdiğikefalete bakılmaksızın yeniden tutuklanacağına ilişkin hükmü ile aynı kanunun3006 sayılı Kanunla değişik 148. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarının veyine aynı kanunun 343 ve 373. maddelerinin sırası ile Anayasa'nın 30., 137.,7., 132. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaline kararverilmesi istenilmiştir.
İNCELEME:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi gereğince 8/3/1963 gününde yapılan ilkincelemede C. H. Partisi T. B. M. M. Grupu Genel Kurulunun 14/2/1963 gününde ve57. birleşiminde verdiği kararda dâva konusu kanun hükümlerinin iptali içindâva açılacağı belirtilmemiş olduğundan bu kararda sözü geçen önerge veeklerinin davacıdan istenmesine karar verilmiş, verilen mehil içinde gönderilen14/2/1963 günlü önergeye ekli listenin 36. sırasındaki yazıdan, dâva konusukanun maddelerinin iptali için dâva açılması istenildiği anlaşılmış, böyleceeksik tamamlanmış, dâvanın Anayasa'nın geçici 9. ve Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 25. maddesinin 2numaralı bendine uygun olarak ve süresinde açıldığı görülmüş olduğundan15/4/1963 gününde esasın incelenmesine verilen karar uyarınca hazırlanan, raporiptali istenen kanun maddeleri ve gerekçeleri, Anayasa'nın ilgili maddeleri,gerekçeleri ve Meclis tutanakları incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü :
GEREKÇE:
l-Dâva dilekçesinde 120. madde için "1412 sayılı Ceza Muhakemeleri UsulüKanununun 120. maddesinin hükmüne göre "Usulü dairesinde davet emrinemazereti olmaksızın itaat etmeyen" sanığın verdiği kefalete bakılmaksızınyeniden tevkif olunacağı bildirilmektedir. Bu keyfiyet Anayasa'nın 30.maddesinde sayılı hallerden olmadığından bu hüküm Anayasa'ya aykırıdır."denilmektedir.
120.madde şöyledir :
Madde120- Maznun kaçmak hazırlığında bulunur veya usulü dairesinde davet emrinemazereti olmaksızın itaat etmez yahut tevkifini müstelzim yeni sebepler eldeedilirse verdiği kefalete bakılmaksızın yeniden tevkif olunur).
Bumaddenin iptali istenen hükmü şudur : (Sanık usulü dairesinde davet emrinemazereti olmaksızın itaat etmezse verdiği kefalete bakılmaksızın yeniden tevkifolunur).
Anayasa'nın30. maddesinin dâva ile ilgili ilk fıkrasında da (Suçluluğu hakkında kuvvetlibelirti bulunan kişiler, ancak kaçmayı veya delillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyle veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunla gösterilen diğer hallerde hâkim kararı ile tutuklanabilir.Tutukluluğun devamına karar verilebilmesi aynı şartlara bağlıdır.) diyeyazılıdır.
CezaYargılamaları Usulü Kanununun 117. maddesinde; tutuklanmasına karar verilensanığın kefalet vermesi şartiyle tutuklanmasından vaz geçilebileceği yazılıdır.Buna göre kefaletle salıverilme sanığa tanınmış bir hak değildir. Hâkimin veyamahkemenin takdirine bağlıdır. Kefaletle salıverilmede, tutuklama sebepleridevam etmektedir. Kefaletle salıverilme tutuklama gibi kaçmayı önlemeğe matufve tutuklamanın sertliğini azaltan bir tedbirdir. Sanık, kefaletlesalıverildikten sonra her davet edilişinde mahkemede bulunmak zorundaolduğundan kefaletle salıverilme geçici bir nitelik taşır. Şu halde sanığındavet emrinde mazereti olmaksızın itaat etmemesi halinde, verdiği kefaletebakılmaksızın, tutuklanması yeni bir tutuklama kararı niteliğinde olmayıp, eskitutuklama kararının tekrar infazına geçilmesi niteliğindedir.
Busebeplerle 120. maddenin sözü geçen hükmü Anayasa'ya aykırı görülmemiştir.
2-Dilekçede 148. madde için "Aynı kanunun 148. maddesinin üçüncüfıkrasındaki hukuku âmme dâvasını açmak için Adalet Bakanının C. Savcılarınaemir vereceğine ve dördüncü fıkrasında da valilerin hukuku âmme dâvasınınaçılmasını kendi vilâyetleri dahilindeki C. Savcılarından isteyebileceklerinedair hükümler Anayasa'nın ruhuna ve kanun C. Savcılarının görevleriniyapmalarında teminat sağlayıcı hükümler koyar kaydını ihtiva eden 137.maddesine aykırı bulunmaktadır" denilmektedir.
3006sayılı kanunla değişik 148. maddenin iptali istenen üçüncü fıkrası şöyledir :
"Hukukuâmme dâvası açmak için Adliye Vekili C. Müddeiumumisine emir verebilir".
148.maddenin birinci fıkrasına göre kamu dâvasını açmak görevi C. Savcısınındır.İkinci fıkrasına göre de C. Savcısı ceza kavuşturmasını gerektirecek hususlardayeter emareler teşkil edecek olaylar var ise kamu dâvasını açmakla yükümlüdür.Bu yeterlik mahkûmiyet bakımından değil, soruşturma bakımındandır. Anayasa'nın7. ve 132. maddelerine göre bağımsızlık, hâkimler ve mahkemeler içindir. 132maddenin ikinci fıkrası hükmünce mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimatverilemez. Genelge gönderilemez, tavsiye ve telkinde bulunulamaz; halbuki C.Savcısı hâkim değildir. Kaldı ki C. Savcısı Adalet Bakanlığının emriyle açtığıdâvada soruşturmanın verdiği sonuçlardan edindiği kanıya göre düşünce veiddialarında tamamen serbesttir. Adalet Bakanının emriyle açtığı dâvadasoruşturmanın sonunda muhakemenin men'ini ve son soruşturma sonunda da beraatkararı verilmesini istemesine hiç bir engel yoktur.
AdaletBakanı yürütme organının temsilcisi olarak adalet cihazının işlemesinin siyasîsorumluluğunu taşımaktadır ve savcıların da görev bakımından yürütme organı ileilişkileri vardır.
Anayasa'nın137. maddesinin birinci fıkrasında "Kanun, C. savcılarının ve kanunsözcülerinin özlük işlerinde ve görevlerini yapmalarında teminat sağlayıcıhükümler koyar", denilmektedir.
Nitekim45 sayılı kanunun 80. - 89. maddelerinde teminat sağlayıcı hükümlere yerverilmiştir. Örneğin 80. maddede savcılık mesleğinin her sınıf ve derecesindebulunanlar, bu kanundaki hükümler dışında :
1-Kadronun daraltılması veya kaldırılması sebeplerine müstenit olsa bile maaş veödeneklerinden yoksun kılınamaz;
2-Bakanlık emrine alınamaz;
3-Yaş haddi veya maluliyet hali dışında kendileri istemedikçe emekliye şevkolunamaz. Denilmiştir.
Anayasayaaykırı kanunları belirtmek için İstanbul Hukuk Fakültesinde kurulan komisyonraporunda "148. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları Anayasaya aykırıgörülmemiştir. Gerçekten Anayasa, savcıları yargıçlarla bir tutmamış;yargıçları bağımsız saydığı halde savcılara istiklâl vermemiştir.
SavcılaraAnayasa'nın 137. maddesiyle tanınan teminat "Özlük işlerinde vegörevlerini yapmalarında" bir teminattır. Oysa ki kanunların icrasıhükümete aittir. Bu itibarla da kanunların icrası vazifesini yerine getirmeyensavcıyı bu vazifeyi ifaya sevketmek maksadıyle konulmuş olan 148. maddeninüçüncü ve dördüncü fıkraları hükümleri Anayasaya aykırı sayılamaz"denilmektedir.
Komisyonunbu düşüncesi de Mahkememizin, 148. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün AnayasayaAykırı olmadığı yolundaki görüşünü destekler niteliktedir.
148.maddenin dördüncü fıkrasına gelince; dördüncü fıkra şöyledir: "Valiler dehukuku âmme dâvası açılmasını kendi vilâyetleri dahilindeki C.Müddeiumumilerinden isteyebilirler. C. Müddeiumumileri, mucip sebeplergöstererek bu talebi kabul etmezse valinin müracaatı üzerine Adliye Vekiliyukarıdaki fıkrada yazılı selâhiyeti kullanmak lâzım gelip gelmeyeceğini takdireder ve icabını yapar". 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9. maddesinegöre" vali ilde Devletin ve hükümetin etmsilcisi ve ayrı ayrı her bakanınmümessili ve bunların idarî ve siyasî yürütme vasıtasıdır. Aynı Kanunun 11.maddesinin A bendine göre de vali il sınırları içinde bulunan Genel ve özelbütün kolluk küvet ve teşkilâtının âmiridir. Suç işlenmesini önlemek, kamudüzen ve güvenini korumak için gereken tedbirleri alır. Bu ve buna benzer yetkive görevlere göre valiler, kamu dâvası açılmasını kendi vilâyetleri dahilindekiC. Savcılarından isteyebilmelidir. C. Savcısının bu isteği gerekçesinigöstererek kabul etmemesi mümkün olduğuna göre valinin bu isteği maddeninüçüncü fıkrasında yer alan Adalet Bakanının emri niteliğinde değildir.
C.Savcısı tarafından isteği kabul edilmeyen valinin başvurması üzerine AdaletBakanının üçüncü fıkra çerçevesinde harekete geçmesi lehinde de yukarıda üçüncüfıkra için ileri sürülen sebepler burada da ileri sürülebilir.
Şuhalde dördüncü fıkranın da Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur.
3-343. madde hakkında dilekçede "Aynı Kanunun 343. maddesinde (hâkimtarafından ve mahkemelerden verilen ve Temyiz Mahkemesince tetkik edilmeksizinkat'ileşen karar ve hükümlerde kanuna muhalefet edildiğini haber alırsa AdliyeVekili o karar veya hükmün bozulması için C. Başmüddeiumumiliğine yazılı emirverebilir. Bu emirde bozmayı müştekim kanunî sebepler gösterilir.
C.Başmüddeiumumisi tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı..)şeklindeki hüküm memleketimizde bir ihtiyaca cevap vermekte ise de siyasî birşahsiyet olan Adalet Bakanının yazılı emir verip vermemekte muhtar bulunması C.Başsavcılığının yazılı emir tezkerelerindeki bozma sebepleri dışında bozmayagidememesi yargı kuvvetinin bağımsızlığı ilkesi ile uyuşturulamıyacağından bukanun yoluna başvurma hakkının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda olduğu gibiC. Başsavcılığına verilmesi uygun olabilir. Bu sebeplerle Anayasamıza aykırıolan bu hükmün de iptali gerekir" denilmektedir.
İptaliistenen 3006 sayılı Kanunla değiştirilen 343. maddenin bir ve ikinci fıkralarışöyledir :
Madde343- Hâkim tarafından ve mahkemelerden verilen ve Temyiz Mahkemesince tetkikedilmeksizin kat'ileşen karar ve hükümlerde kanuna muhalefet edildiğini haberalırsa Adliye Vekili, o karar veya hükmün bozulması için Temyiz Mahkemesinemüracaat etmesi için C. Başmüddeiumumiliğine yazılı emir verebilir. Bu emirdebozulmayı müstelzim kanunî sebepler gösterilir.
C.Başmüddeiumumisi tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı TemyizMahkemesine verir...
Maddenindiğer fıkraları bozmanın sanığın aleyhine etki yapmıyacağına ve bozma lehindeise yapılacak işleme ve sorgu hâkimleri kararları ile dâvanın esasınıhalletmeyen kararların bozulması halinde ne şekilde işlem yapılacağına ilişkinolup buraya alınmasına lüzum görülmemiştir.
Hâkimve mahkemelerden verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş olan kararve hükümlerde de kanuna muhalefet edilmiş olabilir.
Muhakemeniniadesi ve karar düzeltme yollarına ancak belli ve sınırlı sebeplere dayanılarakgidilebilir, işte böyle Yargıtay'ca incelenmeden kesinleşmiş karar vehükümlerdeki kanuna aykırılıklar hakkında, kanunların uygulanmasını izlemeklegörevli olan Adalet Bakanına bir yetki tanınmış ve C. Başsavcısına yazılı emirvererek hükmün bozulmasını sağlamak hususunda olağan üstü bir kanun yolu dahakabul edilmiştir. Adalet Bakanına böyle bir yetkinin tanınması kanunların iyiuygulanmasını sağlamak maksadına dayanır ki bu da kanunun yararınadır. Buyoldan hükümlülerin de faydalandığı haller olabilir.
Yazılıemir C. Başsavcısına verilmektedir. Hâkim ve mahkemelere emir verilmesitabiatiyle bahis konusu değildir. Hâkim ve mahkemelerin yazılı emir karşısındatamamiyle bağımsız ve serbest oldukları şüphesizdir. C. Başsavcısı da savcılargibi hâkim değildir. Yargı yetkisinin bağımsızlığı ilkesi ve Anayasa'nın 7 ve132. maddeleri karşısında C. Başsavcısı da yukarıda 2 numarada Adalet Bakanınınemir vermesi noktasından kanunî durumları incelenen C. Savcıları gibidir. GerçiAnayasa'nın 137. maddesinin birinci fıkrasında "Kanun C. Savcılarının vekanun sözcülerinin özlük işlerinde ve görevlerini yapmalarında teminatsağlayıcı hükümler koyar" denildikten sonra ikinci fıkrasında "C.Başsavcısı, Başkanun sözcüsü ve Askerî Yargıtay Başsavcısı, Yüksek Mahkemelerhâkimleri hakkındaki hükümlere tâbidir" denilmiştir. Ancak, "YüksekMahkemeler hâkimleri hakındaki hükümlere tâbi" oluş özlük işleribakımından olup, kanunun Başsavcıyı Yüksek Mahkeme hâkimi gibi bağımsız telâkkietmiş olmasından değildir.
Yukarıdada açıklandığı gibi yazılı emir, temyiz edilmeksizin kesinleşmiş hükümlerhakkında verilir. Gerek C. Başsavcısının tebliğnamesinde, gerekse Yargıtaydairesinin yazılı emir üzerine bozma kararlarında yazılı emir dışındaçıkılamaması kesin hükme karşı riayetten ileri gelir. Bu hal aynı zamanda"iddia dışına çıkılamaz" prensibine de uygundur. Bunun yargıyetkisinin bağımsızlığı ilkesine dokunur bir yönü yoktur.
343.madde Anayasa'nın 7 ve 132. maddelerine aykırı değildir.
4-Dilekçede 373. maddede "Duruşma alenî olur. Ancak, umudî adap ve emniyetimuhafaza onaksadiyle duruşmanın bir kısmının veya tamamının gizli olmasınamahkeme karar verebilir. Duruşmanın gizli olması kararı ve sebepleri alenîolarak tefhim olunacağı gibi hüküm dahi her halde alenî tefhim olunur"hükmü mevcuttur. Anayasamızın 135. maddesinde duruşmanın bir kısmının veyatamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesinolarak gerekli kıldığı hallerde gizlilik kararı verilebileceği belirtildiğinegöre bu madde Anayasaya aykırıdır" denilmiştir.
İptaliistenilen madde metninin yukarıya geçirilen dâva dilekçesine eksiksiz alındığıgörülmektedir.
Anayasanınkonu ile ilgili 135. maddesinin birinci fıkrası da şöyledir :
"Mahkemelerdeduruşmalar herkese açıktır. Duruşmalardan bir kısmının veya tamamının kapalıyapılmasına, ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gereklikıldığı hallerde karar verilebilir".
Kural,duruşmaların açık olarak yapılmasıdır. Kanunun belli ettiği hallerde duruşmanınbir kısmının veya tamamının gizli yapılması mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
373.maddedeki "umumî adap" ve "umumî emniyet" sözleriAnayasanın 135. maddesinde "genel ahlâk" ve "kamugüvenliği" şeklinde türkçeleştirilmiştir. Sebepler aynıdır. Kelimeler deaynı anlamı anlatmaktadır.
373.maddede bulunmayan Anayasa'nın 135. maddesindeki (kesin olarak) deyimiduruşmanın gizli yapılmasını gerekli kılan hallerin bulunup bulunmadığımahkemece takdir edilirken gözönünde bulundurulur.
Şuhalde 373. madde de Anayasaya aykırı değildir.
Özetleiptali istenen hükümlerin hiç birisinde Anayasaya aykırılık yoktur ve dâvanınreddi gerekir.
SONUÇ:
1-1412 sayılı Ceza Yargılamaları Usulü Kanununun 120. maddesinde kefaletlesalıverilen tutuklunun usulü dairesinde davet emrine mazereti olmaksızın itaatetmemesi halinde verdiği kafelete bakılmaksızın yeniden tutuklanacağını öngören hükmün;
2-Aynı kanunun 3006 sayılı Kanunla değişik 148. maddesinin üçüncü ve dördüncüfıkralarının;
3-Aynı kanunun 3006 sayılı Kanunla değişik 343. maddesinin;
4-Aynı kanunun 373. maddesinin,
Anayasayaaykırı olmadığına ve dâvanın reddine 22/9/1964 gününde oybirliğiyle kararverildi.
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Asım Erkan
Üye
Rifat Göksu
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Avni Givda
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen