ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1963/144.
Karar No:1967/6
Karar tarihi:14/2/1967
Resmi Gazete tarih/sayı:27.6.1967/12632
Davacı: C. H. P. Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupları Başkanlığı
Dâvanınkonusu : 6830 sayılı istimlâk Kanununun l inci maddesi ile 5 inci maddesinin 3numaralı bendi, özel kişiler yararına kamulaştırmayı söz konusu ettiğindenAnayasa'nın kamulaştırmanın ancak Devlet ve kamu tüzel kişileri yararınayapılabileceğini bildiren 38 inci maddesi hükmüne;
AynıKanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki "altıncı maddenin sonfıkrasında gösterilen ve umumî menfaat karan alınmasına ve tasdikine lüzumolmayan hususlardan dolayı Şûrayı Devlete dâva açılamaz" hükmününAnayasa'nın idarenin bütün eylem ve işlemlerini yargı denetimine tabi tutan 114üncü maddesi hükmüne;
AynıKanunun 20 nci maddesindeki "mahkemece ihtiyatî tedbir kararıverilemez." hükmünün, Anayasa'nın hak arama hürriyetine ilişkin 31. veidarenin yargı denetimi altında bulunmasını isteyen 114 üncü maddelerine; JjHİ
AynıKanunun acele kamulaştırmalardan söz eden 27 nci maddesine 4 Haziran 1957 günlüve 7036 sayılı Kanunla eklenmiş olan fıkradaki Kuzey Atlantik TeşkilatıAndlaşması müşterek enfrastrüktür program gerekince memleketimizde yapılacakinşa tesis işleri için gerekli olup ivediliğine Bakanlar Kurulunca kararverilecek olan gayrimenkul kamulaştırmalarında yılı bütçesinde ödenekbulunmadığı takdirde bedel, önceden Maliye Bakanlığının muvafakati alınmakşartiyle, müteakip yıl bütçesine konulacak tahsisattan yukarıdaki esaslardairesinde ödenir hükmünün, Anayasa'nın 38 inci maddesindeki gerçekkarşılıkların peşin ödenmesi esasına;
AynıKanunun 32 nci maddesinin B fıkrasındaki kamulaştırma kararının tebliğinden sonrakamulaştırma bedelinin veya gayrimenkul'" başkasına devir veya ferağ vetemlikini önleyen hükmün, Anayasa'nın 36 ncı maddesindeki mülkiyet hakkıilkesine;
Aykırıbulunduğu ileri sürülerek sözü geçen hükümlerin iptali isten inektedir.
İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 8/3/1963 gününde yapılan ilkincelemede :
1-Dâva açanların Gurup Başkan Vekilleri oldukları noterlikçe düzenlenenvekâletnamede belli edilmiş olduğundan bu yönün ayrıca araştırılmasına yerolmadığına,
2-C. H. P., T. B. M. M. Genel Kurulunun 14/2/1963 gününde ve 57 nci birleşimindeverdiği kararda dâva konusu kanun hükümlerinin iptali için dâva açılacağıbelirtildiğinden işbu kararda sözü geçen önerge ve eklerinin onanlıörneklerinin 15 gün içinde gönderilmesi için tebligat yapılmasına oybirliği ilekarar verilmiş ve bu karar gereğinin süresi içinde yerine getirilmesi üzerine15/4/1963 günü işin esasının incelenmesi kararlaştırılmış olmakla düzenlenenrapor, ilgili kanun ve Ananasa hükümleri, Meclis tutanakları okunduktan sonragereği görüşülüp düşünüldü :
GEREKÇE:
1-6830 sayılı Kanunun l inci maddesinin "... hususî şahıslar lehine mahsuskanunlarına müsteniden yapılacak istimlâkler bu kanun hükümlerine tâbidir,"hükmünün, Anayasa'nın kamulaştırmanın ancak Devlet ve kamu tüzel kişileriyararına yapılabileceğine dair 38 inci maddesi hükmüne aykırılığı ilerisürülerek iptali istenmektedir. Aynı hüküm hakkında, daha önce Adalet PartisiCumhuriyet Senatosu ve Mille Meclisi Gurupları adına açılmış olup 1963/66 esasnumarasında kayıtlı bulunan dâva Mahkememizin 28/12/1965 günlü ve 1965/67sayılı kararı ile, reddedilmiştir. Söz konusu madde hükmünün Anayasa'nın 38inci maddesine aykırı bulunduğu yolundaki o dâvanın daha önce AnayasaMahkemesince reddine karar verilmiş olması, sonradan açılmış bulunan bu dâvanınesastan incelenerek karara bağlanmasına engel olmayacağına üyelerden A. ŞerefHocaoğlu ve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle ve çoğunlukla karar verildiktensonra, ortada önce verilmiş bulunan kararda bir değişiklik yapılmasınıgerektiren yeni bir hal ve koşul bulunmadığından, 6830 sayılı Kanunun l incimaddesinin dâva konusu hükmünün Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırılığıyolundaki iddia, sözü geçen karardaki gerekçelerle yerinde görülmemiştir,
2-6830 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin 3 numaralı bendinde özel kişiler yararınakamulaştırma söz konusu olduğu ve bu hükmün Anayasa'nın 38 inci maddesineaykırı bulunduğu ileri sürülmüştür. Sözü geçen 6830 sayılı Kanununkamulaştırmada kamu yararının bulunduğuna karar verecek mercileri gösteren 5inci maddesinin iptali istenen 3 numaralı bendi şöyledir : "Hakikîşahıslar lehine istimlâklerde bu şahısların ve hususî hükmî şahıslar hakkındada idare meclislerinin müracaatları üzerine gördükleri hizmet bakımından murakabesinetâbi oldukları köy, belediye, hususî idare veya vekâlet" Anayasa'nın sözügeçen 38 inci maddesinin ilk fıkrasında ise, "Devlet ve kamu tüzelkişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşinödemek şartiyle özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların, kanunda gösterilenesas ve usullere göre, tamamım veya bir kısmını kamulaştırmaya veya bunlarüzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir." denilmektedir. Anayasa'nın38 inci maddesi kamulaştırmanın, hangi durumlarda, hangi mercilere yapılacağınıgöstermiş, esas ve usullerini ise, kanana birikmiştir 6830 sayılı Kanun da buesas ve usulleri göstermektedir. Bu Kanunen dâva konusu hükmü özel kişileryararına kamulaştırma yapılmasını sağlayan bir kural koymamakta; ancak kamuyararının bulunduğuna karar verecek mercileri göstermektedir. Su duruma göre,özel kişiler yararına kamulaştırma yapılmasında Anayasa'ya aykırılık bulunduğuyolundaki iddia, dâva konusu hüküm yönünden değil, böyle bir kamulaştırmayayetki veren özel kanun hükmü yönünden incelenebilir. Öte yandan Anayasa'nın 38inci maddesi, kamulaştırma için kamu yararını gerekli görmüşse de, kamuyararının hangi esas ve usullere göre belirtileceğinin düzenlenmesini kanunkoyucuya bıraktığından, bu yönün sözü geçen 3 numaralı bentte gerçek kişilerleözel tüzel kişiler yararına yapılacak kamulaştırmalarda, kamu yararınınbulunduğuna, bunların başvurmaları üzerine, gördükleri hizmet bakımındandenetimine tâbi oldukları köy, belediye, özel idare veya Bakanlıkça kararverilir yolunda düzenlenmiş olmasında Anayasa'nın 38 inci maddesine biraykırılık görülmemektedir.
3-Dâva dilekçenin 6830 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine ilişkin bölümünde: (AynıKanunun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında 46 ncı maddenin sonfıkrasında gösterilen ve umumî menfaat karan alınmasına ve tasdikine lüzumolmayan hususlardan dolayı Şûrayı Devlete dâva açılamaz" hükmüAnayasamızın idarenin bütün eylem ve işlemlerini vargı denetimine tâbi tutmağıemreden 114 üncü maddesine aykırı bulunmaktadır.) diye yazılıdır.
Söz konusumadde 10. 11/11/1960 gününde yayınlanan, 6830 sayılı Kanunun 10, 11, 14, 15,17, 19 ve 30 uncu maddelerinin değiştirilmesi ve bu Kanuna iki geçici maddeeklenmesi hakkındaki 122 sayılı Kanunla değiştirilmiş olup, madde budeğişiklikten önce "istimlâk olunacak gayrimenkulun sahibi, zilyed vediğer alâkalılar veya istimlâki yapan idare tarafından 13 üncü madde gereğinceİkametgahlarında tebligat yapılmış olanlar, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün,bunlar haricindekiler, son ilân tarihinden itibaren 30 gün içinde istimlâkmuamelesine karşı Şûrayı Devlete ve takdir edilen bedel ile maddi hatalarakarşı da gayrimenkulun bulunduğu mahal asliye hukuk mahkemesinde dâvaaçabilirler. Şu kadar ki, Şûrayı Devlete müracaat edildiği takdirde mahkemeyemüracaat müddeti Şûrayı Devlet kararırım katileştiği tarihten, bu kararaleyhine karar tashihi istenmiş ise, bu talebin reddine dair ilâmın tebliğitarihinden cereyana başlar.
6ncı maddenin son fıkrasında gösterilen ve umumi menfaat karan alınmasına vetasdikine lüzum olmayan hususlardan dolayı Şûrayı Devlete dâva açılamaz.
İstimlâkdâvaları diğer dâvalara tercihan basit mahkeme usulü ile görülür,"şeklinde iken değişiklikten sonra:" İstimlâk olunacak gayrimenkulunsahibi zilyed ve diğer alâkalılar veya istimlâki yapan idare tarafından 13 üncümadde gereğince İkametgâhlarında tebligat yapılmış olanlar tebliğ tarihindenitibaren 15 gün, bunlar haricindekiler son ilân tarihinden itibaren 30 güniçinde istimlâk muamelesine karşı Danıştay'da ve takdir edilen bedel ile maddîhatalara karşı da gayrimenkulun bulunduğu mahal asliye hukuk mahkemesinde dâvaaçabilirler. Şu kadar ki, Danıştay'a müracaat edildiği takdirde mahkemeyemüracaat müddeti Danıştay kararının katileştiği tarihten, bu karar aleyhinekarar tashihi istenmiş ise bu talebin reddine dair ilâmın tebliği tarihindencereyana başlar.
6ncı maddenin son fıkrasında gösterilen ve umumî menfaat kararı alınmasına vetasdikine lüzum olmayan hususlardan dolayı Danıştay'a dâva açılamaz.
İştirakhalinde mülkiyette de iştirakçi kendi hissesi hakkında bedel dâvası açabilir.
İstimlâkdâvaları diğer dâvalara tercihan basit muhakeme usulü ile görülür."şeklini almıştır.
Dâvanındâva gününde yürürlükte bulunan hüküm hakkında değil, sözü geçen 122 sayılıKananla değiştirilerek yürürlükten kaldırılmış bulunan hüküm için açıldığı,maddenin yeni metninde (Danıştay) terimi kullanılmış olduğu halde, dâvadilekçesinde, yürürlükten kaldırılmış bulunan maddede mevcut (Şûrayı Devlet)teriminin kullanılmış olmasından anlaşılmaktadır. Şu hale göre dâvanın açıldığıgünde yürürlükte olmayan hüküm hakkındaki dâvanın reddi gerekir.
4-Dâva dilekçesinde aynı Kanunen 20 nci maddesindeki "mahkemece ihtiyatîtedbir kararı verilemez." hükmünün, Anayasa'nın 31 inci maddesinde yeralan hak arama hürriyetine aykırı olduğu gibi, idarenin yargı denetimi altındabulunmasını öngören 114 üncü maddesine de aykırı düştüğü ileri sürülmektedir.
6830sayılı Kanunun 20 nci maddesinin, aynı hükmünün Anayasa'nın 31 inci ve 114 üncümaddelerine aykırı bulunduğundan iptalinin daha önce itiraz yolu ile.Mahkememizde ileri sürülmesi üzerine Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucunavarılarak 5/6/1964 günlü ve 1964/15, 964/45 sayılı kararla itiraz reddedilmişbulunmakta ise de, sözü gecen 20 nci madde hükmünün Anayasa'ya aykırılığı yolundakibir dâvanın daha önce Anayasa Mahkemesince reddedilmiş bulunması aynı maddedekiMahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemez." hükmünün iptali istemi ilesonradan açılan bu dâvanın da esastan incelenerek karara bağlanmasına engelolmayacağına, Üyelerden A. Şeref Hocnoğlu ve Muhittin Gürün'ünmuhalefetlerine karşı çoğunlukla karar verildikten sonra işin esasına geçildi :
Sözkonusu 20 nci madde şöyledir :
"Madde20- 16, 17 ve 19 uncu maddelere tevfikan tapu siciline şerh verilen ve lehineistimlâk yapılan idare namına tapu dairesince tescil edilen gayrimenkuluntahliyesi idarece icra memurundan istenir. İcra memuru gayrimenkulu 15 güniçinde tahliye etmelerini şagillerine tebliğ eder. İtiraz veya şikâyettahliyeyi durdurmaz ve mahkemece ihtiyâti tedbir kararı verilemez.
Gayrimenkuluntahliyesi sebebiyle mal sahibi ve idare tazminat ile mesul tutulamaz."
Anayasa'nın31 inci maddesi şöyledir :
"Madde31- Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görevi ve yetkisi içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa'nın114 üncü maddesi şöyledir :
"Madde114- idarenin hiç bir eylem ve işlemi, hiç bir halde yargı mercilerinindenetimi dışında bırakılamaz.
İdareninişlemlerinden dolayı açılacak dâvalarda süre aşımı yazılı bildirim tarihindenbaşlar.
İdarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."
Önceşu yönün belirtilmesi gerekir ki, ihtiyatî tedbir, bir dâvadan ayrı olarakyararlanılabilecek veya dâvayı çözümleyen ve tarafların haklarını ortaya koyanbir işlem olmadığından, istem ve karar konusu olarak dâva niteliği taşımaz,ancak bir dâvada uygulanabilir. İhtiyatî tedbir, Anayasa'nın 136 ncı ve 140ıncı maddelerine göre kanunla düzenlenmesi gereken ve Anayasa'nın 31 incimaddesinde dâva hakkının kullanılmasında yararlanılacağına değinilen, meşruvasıta ve yollar sözünün kapsamına da giren yargılama usullerine ilişkin birkonudur. Kısacası bu, bir dâva sırasında veya açılacak bir dâva dolayısiylebaşvurulabilen ve hükme bağlanacak hakkın yerine getirilebilmesi için, durumagöre, pek önemli olan bir yoldur. Kanun koyucunun, konuyu düzenlerken kamuyararının gerektirdiği durumlarda ihtiyatî tedbir kararı verilmesiniyasaklayıcı bir hüküm koyabilmesi yetkisinin içindedir. Yasaklayıcı dâva konusuhükümle kamu yararı amacının güdüldüğü acıktır. Gerçekten kamulaştırmanın usulve esaslarını gösteren 6830 sayılı Kanunun 20 nci maddesi tüm olarakincelendiğinde görülür ki maddedeki (Mahkemece ihtiyatî tedbir karanverilemez.) hükmü, her davada uygulanabilecek, genel bir kural niteliğitaşımamaktadır. Bu hüküm, kamulaştırma ve tescil işlemleri tamamlanarakmülkiyeti, lehine kamulaştırma yapılan idareye geçmiş bulunan birgayrimenkulun, boşaltılması işlemine karşı mahkemece ihtiyatî tedbir kararıverilmesini yasaklamaktadır. Bu yasaklamanın, kamulaştırma ile güdülen amacı,yani kamu hizmetini ve kamu yararını bir an önce gerçekleştirme düşüncesiylekonulduğu açıkça anlaşıldığından dâva konusu hükümde Anayasa'nın 31 incimaddesine aykırılık görülmemektedir.
Öteyandan, dâva konusu hüküm, yukarıda açıklandığı üzere yalnız tedbir kararıverilmesini yasaklamakta olup, tarafların boşaltma işlemi aleyhine yargıyerlerine başvurmalarım ve yargı yerlerinin de dâvayı inceleyerek hakkıbelirten bir karara bağlamalarını, başka bir deyimle, yargı denetiminin yerinegetirilmesini engelleyici bir nitelik taşımadığından Anayasa'nın 114 üncümaddesine de aykırı bulunmamaktadır.
5-Davacı 6830 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin de Anayasa'ya aykırılığını ilerisürerek iptalini istemiş ise de, bu konuda bir gerekçe göstermemiştir. İptaliistenilen madde şöyledir :
"Madde21- İdare, istimlâkin her safhasında istimlâkten tek taraflı olarak kısmen veyatamamen vazgeçebilir. Şu kadar ki, dâva sırasında vazgeçme halinde dâvamasrafları ile sarfedilen emek ve işin ehemmiyeti gözetilerek mahkemece maktuantakdir olunacak avukatlık ücreti idareye tahmil olunur."
Anayasa'nın38 inci maddesiyle kamulaştırmanın usul ve esaslarının kanunla düzenleneceğikabul edilmiştir. Kamulaştırmanın bitiminden önce kamulaştırmadanvazgeçilmesini düzenleyen dâva konusu hüküm de bu düzenlemeye ilişkin birhükümdür. Anayasa'da kamulaştırmadan vazgeçmeyi yasaklayan bir hüküm yoktur.Burada gözönünde tutulması gereken yön, kamulaştırmadan vazgeçmenin, kazanılmışhaklara etki yapıp yapmadığı ve böylece Anayasa'nın hukuk devleti ilkesineaykırı bir durum yaratıp yaratmadığıdır. Dâva konusu hükmün kamulaştırmanıngerçekleşmesinden önceki safhaya ilişkin olduğu "istimlâkin hersafhasında" sözünden anlaşıldığı gibi, kamulaştırmanın gerçekleşmesindensonra benzeri durumlarda yapılacak işlemler için, 22 ve 23 üncü maddelerdeayrıca hüküm bulunması da bu görüşü doğrulamaktadır. Dâva konusu maddenin, dâvasırasında vazgeçme halinde dâva masrafları ile mahkemece takdir olunacakavukatlık ücretinin idareye yükletileceğine ilişkin hükmünde ise Anayasahükümlerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
6-Davacı, 6830 sayılı Kanunun acele istimlâklerden bahseden 27 nci maddesine, 24Haziran 1957 günlü 7036 sayılı Kanunla eklenmiş olan fıkranın da Anayasa'nın 38inci maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemekte ise de, dâvakonusu fıkra, Mahkememizin 31/10/1966 günlü ve 1963/122-1966/39 sayılıkarariyle ve bu dâvanın açılmasından sonra iptal edilmiş bulunduğundan bufıkraya ilişkin dâva için yeni bir karar verilmesine yer kalmamıştır.
7-Dâva dilekçesinde, 6830 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin (b) bendindeki,kamulaştırma kararının tebliğinden sonra kamulaştırma bedelinin veyagayrimenkulun başkasına devir veya ferağ ve temlikini önleyen hükmünAnayasa'nın 36 ncı maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İptaliistenilen 32 nci maddenin (b) bendi şöyledir :
"Madde32- Aşağıda yazılı muamele ve fiiller memnudur
a-..........................................
b-İstimlâk kararının tebliğinden sonra istimlâk bedelinin veya gayrimenkulunbaşkasına devir veya ferağ ve temliki;
Anayasa'nın36 ncı maddesi şöyledir :
"Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yaranamaciyle, kanunla sınırlanır. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
İptaliistenilen hüküm, kamulaştırılan gayrimenkulun veya kamulaştırma bedelinin,başkasına devir ve ferağ veya temlikini yasaklamış olması bakımından mülkiyethakkını sınırlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Ancak Anayasa'nın 36 ncımaddesinde, mülkiyet hakkının, ancak kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlanabileceği ve bu hakkın kullanılmasının toplum yararına aykırıolamayacağı açıklandığı gibi, 38 inci maddesinde de "Devlet ve kamu tüzelkişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek karşılığı peşin ödenmekşartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların kanunda gösterilen esas veusullere göre, tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya yetkilidir."denildiğinden Anayasa'ya aykırılık sorununun çözümlenmesi dâva konususınırlamada kamu yaran amacının bulunup bulunmadığının anlaşılmasına bağlıdır.
6830sayılı Kanuna, geçici komisyonun teklifi ile girmiş bulanan 32 nci maddeningerekçesinden ve komisyon başkanının meclisteki açıklamasından anlaşılacağıüzere, dâva konusu yasaklayıcı hüküm, maddeye, kamulaştırmalarda suiistimal vespekülâsyona ve gayrimenkul değerlerinin bu yollardan yükseltilmesine yerbırakmamak, gerçek değerin biçilmesini sağlayarak idareyi kanunun öngördüğügerçek karşılık üstünde malî bir yüküm altında kalmaktan korkmak ve bu yöndenkamulaştırmanın amacına ulaşmasını güçleştirecek veya aksatacak durumlarıönlemek düşüncesiyle konulmuştur.
Görülüyorki, iptali istenilen hüküm, kamulaştırma işlemine bağlı ve onun belli birsafhasından sonrasına ilişkin olup, kamulaştırmanın kanuna ve kamu yararına uygunolarak amacına ulaşması ile ilgili ve bu konuda gerekli ve yararlı bir niteliktaşımakladır. Bu nedenler karşısında dâva konusu hükümde de Anayasa'yaaykırılık görülmemektedir.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan sebeplerden ötürü ;
a)6830 sayılı kanunun l inci maddesinde yer alan "....... ile hususişahıslar lehine mahsus kanunlarına müsteniden yapılacak istimlâklar" ın bukanuna tabi olacağına ilişkin hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve bu hükmeilişkin dâvanın reddine;
b)Aynı Kanunun 5. maddesinin dâva konusu 3 numaralı bendi hükmünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve bu bende ilişkin dâvanın reddine;
c)Aynı kanunun 14 üncü maddesinin dâva konusu ikinci fıkrası 4/11/1960 günlü ve122 sayılı kanunla değiştirilmiş ve dâvanın ise değiştirilen eski hüküm hakkındaaçıldığı dâva dilekçesinden anlaşılmış olmakla yürürlükten kalkmış olan hükmeyöneltilmiş bulunan dâvanın reddine;
ç)Aynı kanunun 20 nci maddesinde yer alan "....... ve mahkemece ihtiyatitedbir kararı verilemez." şeklindeki hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığınave bu hükme yöneltilen dâvanın reddine;
d)Aynı kanunun 21 inci maddesi hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve buhükümlere ilişkin dâvanın reddine;
e)Aynı kanunun 27 inci maddesine 7036 sayılı kanunla eklenen ve dâvaya konuyapılan fıkra, Mahkememizin 31/10/1966 günlü ve 1953/122 -1966/39 sayılıkararı ile ve işbu dâvanın açılmasından sonra iptal edilmiş olduğundan konusukalmayan bu fıkraya ilişkin dâva hakkında karar verilmesine yer olmadığına;
f)Aynı kanunun 32 nci maddesinin dâva konusu (b) bendinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve bu bende ilişkin dâvanın reddine; 14/2/1967 gününde oybirliği ilekarar verildi. 14/2/1967
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün
MUHALEFETŞERHİ
Yukardakikararın l ve 4 No. lu bentleri ile; 6830 sayılı istimlâk Kanununun l inci ve 20nci maddelerinde yer alan ve bu dâvaya konu teşkil eden hükümlerinin iptalihakkındaki istemin esastan incelemeye tâbi tutularak sözü geçen hükümlerdeAnayasa'ya aykırı bir cihet olmadığı sonucuna varılmış bulunmaktadır.
Halbuki,karar içinde de açıklandığı üzere, bunlardan;
linci maddede yer alan hükmün aynı konuda açılmış bulunan bir iptal dâvasısonucunda, ve
20nci maddede yeralan hükmünde, aynı konunun itiraz yolu ile incelenmesisonucunda;
Anayasa'yaaykırı bulunmadıkları, daha önce, Anayasa Mahkemesi tarafından hükme bağlanmışolduğundan aynı konularda bir defa da bu dâva üzerine yeniden incelemeyapılması ve işin esası hakkında yeni bir karar verilmesi mümkün olmadığından,bu kere daha önceki kararlardan bahisle (Yeni bir karar verilmesine yerolmadığı) yolunda karar verilmesi gerekirdi.
Herne kadar kararın, dâva konusu 1 inci maddeye ilişkin l No. lu bendinde, usuleait olan bu görüş reddedilmekle beraber hemen altında (önce verilmiş karardabir değişiklik yapılmasını gerektiren yeni bir hal ve koşu] bulunmadığından) okarardaki gerekçelerle dâvanın reddedildiğinin açıklanmış olmasından, bu dâvadada bir bakıma eski kararın esas alındığı, ve bu seferki dâvanın çözümününevvelki dâvaya bağlandığı anlaşılmakta, ancak (Yeni bir şart ve koşulun arayagirmesi halinde) inceleme yapılması yoluna gidileceği ileri sürülmekte ve busuretle muhalefet görüşüne, tam olmamakla beraber kısmen yaklaşan bir gerekçeortaya konulmakta ise de kararın 4 No. lu bendinde yer alan ve kanunun 20 ncimaddesine ilişkin bulunan inceleme de yukarıda konulan prensipten ayrılarak,yani önceki karardan sonra geçen zaman içinde (Yeni bir şart ve koşulun arayagirip girmediği) yolunda bir incelemeye girişilmiyerek, bazı noktalarda evvelkikarara ait gerekçeden farklı sayılabilecek nitelikte, yeni bir gerekçeyebaşvurulduğu görülmektedir.
Anayasa'nın152 nci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44sayılı Kanunun 50 ve 51 inci maddelerinde, aralarında bir ayırım yapmaksızın vegenel nitelikte olmak üzere, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu veDevlet organ ve makamları ile gerçek ve tüzel kişileri bağladığı açık birşekilde yazılı bulunduğundan, bu nitelikleri sadece iptal kararlarınatanıyarak, ayni surette nihai çözüm sağlayan, Anayasa'ya uygunluğu tesbit edenkararları bunun dışında saymanın mümkün olamıyacağı düşüncesindeyiz.
Konuyailişkin sair görüşlemizi 28/6/1966 günlü ve 1963/132 1966/29 sayılı karara aitmuhalefet şerhinde de ayrıca açıklamış bulunmaktayız,
Gereksözü geçen muhalefet şerhindeki, gerekse yukarıdaki sebeplerle kararın bukonulara ilişkin kısımlarına muhalifiz.
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Muhittin Gürün