ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/163
Karar No.:1965/36
Karar tarihi:8/6/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:4.10.1965/12117
Dâvacı: Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.
Dâvanınkonusu : l Mart 1926 günlü ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 6123 sayılıKanunla değişik 486 ncı maddesinin 2 nci fıkrasındaki "dâva ile ilgiliolduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazammın yazı vesözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir." hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğundan iptaline karar verilmesi isteminden ibarettir.
İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 8/3/1963 gününde yapılan ilkincelemede :
CumhuriyetHalk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Gurupu Genel Kurulunun 14/2/1963gününde ve 57 nci birleşiminde verdiği kararda, dâva konusu kanun hükümlerininiptali için dâva açılacağı belirtilmemiş olduğundan işbu kararda sözü geçenönerge ve eklerinin onanh örneklerinin 15 gün içinde gönderilmesi için tebligatyapılmasına karar verilmiş ve süresi içinde eksikliğin tamamlandığı vegönderilen önergedeki listenin 13 sıra numarasında Türk Ceza Kanununun 486 ncimaddesinin de iptali istenen kanunlar arasında yer aldığı görülmüş olduğundanesasın incelenmesine 15/4/1963 gününde karar verilmiş olmakla dâva dilekçesi,hazırlanan rapor, iptali istenen kanun hükmü ve Anayasa'nın ilgili maddeleri veMeclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
GEREKÇE:
TürkCeza Kanununun 6123 sayılı kanunla değişik 486 nci maddesi şöyledir :
Madde486 - "Tarafların veya vekil, müdafi, müşavir yahut kanuni mümessillerininbir dâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâyiha veya sair evrakınyahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mutazammın yazıve sözlerden dolayı takibat yapılamaz.
Dâvaile ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdafaa hududunuaşan hakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkra hükmünden hariçtir.
Birincifıkrada yazılı hallerde selâhiyetli kaza mercilerince kanunen muayyen olaninzibati tedbirlerden mada tecavüze uğrayanın talebi üzerine tazminatahükmedileceği gibi hakareti mutazammın yazı ve sözlerin evrak ve zabıtlardankısmen veya tamamen kaldırılmasına da karar verilebilir."
Maddeninbirinci fıkrasıyla, tarafların veya vekil, müdafi müşavir yahut kanunîmümessillerinin bir dâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâyihavesair evrakın yahut yaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakaretimuntazammın yazı ve sözlerden dolayı takibat yapılamıyacağı esası konmuştur.
Maddeninikinci fıkrasıyla da, dâva ile ilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahiiddia ve müdafaa hududunu aşan hakareti mutazzammın yazı ve sözler birincifıkra hükmünden hariç tutulmuştur. Bu fıkra hükmü, alındığı italyan CezaKanununda ve Ceza Kanunumuzun ilk şeklinde bulunmamakta idi. Bu hükümlermaddeye "ikinci fıkra olarak" 6123 sayılı kanunla konmuştur.
İptaliistenen kısım; bu fıkradaki "ve ilgili olduğu takdirde dahî iddia vemüdafaa hududunu aşan hakareti muntazammın yazı ve sözler yukarıdaki fıkrahükmünden hariçtir" hükmüne münhasırdır.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının, temel haklar ve ödevler başlığınıtaşıyan ikinci kısmının ikinci bölümünde hak arama hürriyeti başlıklı 31 incimaddesinde "herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri Önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkınasahiptir" hükmü yer almıştır. Anayasa tasarısındaki metin "herkes,bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri Önünde davacıveya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir" şeklinde ikenTemsilciler Meclisindeki görüşmelerde; yargı mercileri önünde davacı veya dâvaholarak faydalanılacak vasıta ve imkânların meşru vasıta ve imkânlar olmasılâzım geldiğinden ve kanunda gösterilen vasıta ve imkânları sınırlı daolabileceğinden, bütün meşru vasıta ve İmkânlardan istifade suretiyle diyedeğiştirilmesi ileri sürülmüş ve madde bu esasa göre değiştirilerek kabulolunmuştur.
Görülüyorki Anayasa'nın kabul ettiği esasa göre iddia ve savunma hakkının kullanılmasıancak meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle olacaktır. Buradaki"meşru" kelimesinin, kanunda gösterilen usuller deyiminden daha genişanlamı ifade etmek maksadıyla metne konduğu anlaşılmaktadır.
Davacıdilekçesinde, savunma dokunulmazlığının tam olmak gerektiğini ve iptaliniistedikleri hükmün bu dokunulmazlığı ciddi surette engellediğini ve iddia vemüdafaa sınırı içinde kalan bir hususun kasıt unsuru bakımından hakaret teşkiletmesi imkânsız olup bu sınırın aşılmasına karşın faile ceza verilmemesiyledirki, dokunulmazlığın yaratılabileceğini ve anti demokratik kanunları tesbitlegörevli ilim komisyonu tarafından da kabul edildiği üzere bu hükmün Anayasa'nın31 inci maddesinde yer alan savunma hakkına aykırı olduğunu ileri sürerekiptalini istemiştir. Üyelerden bir kısmı da iddia ve savunma sınırının neredebaşlayıp nerede biteceğinin belli bir ölçüsü olmaması sebebiyle yargı mercileriönünde iddia ve savunmada bulunan kişileri endişeye ve tereddütlere düşüreceğive bu halin de bu hakların tam olarak kullanılmasını önleyebileceğidüşüncesiyle hak arama hürriyetini kısıtlamakta, olan bu hükmün iptaligerektiği görüşünde bulunmuşlardır.
Gerçekteniddia ve savunma hakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması esastır.Bir dâvada tarafların yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını kaygıyakapılmadan, serbestçe yapmaları gerekir, iddia ve savunma sınırı içinde kalanhakaretin suç teşkil etmemesi olayda hakaret kastının bulunmamasına değil,adaletin tam olarak yerine getirilmesi sebebine dayanır. Bu bakımdan buserbestlik, dâvanın aydınlığa kavuşmasına, diğer bir deyimle, hakkın meydanaçıkmasına yol açma amacına hizmet etmelidir. Anayasa'nın öngördüğü meşru vasıtave yollara ancak böylelikle başvurulmuş olur. Fakat bir dâva sebebiylesöylenmesinde ve yazılmasında zorunluk bulunmayan yani dâvanın aydınlığakavuşmasında ve hakkın meydana çıkmasında etkisi olmayan hakaretlerdebulunulmasında elbette meşruluk vardır denemez, işte böyle bir halde iddia vesavunma sınırı aşılmış olacağından haysiyetler de korunmamış olur. Bu bakımdansözü edilen hüküm, yargı mercileri önünde iddia ve savunmada bulunan kişilerikorkutacak ve tereddüte düşürecek ve bu yüzden de onların söylemeleri veyazmaları gereken bir hususu söylemekten veya yazmaktan alıkoyacak bir niteliktaşımamaktadır.
Dâvadaiddia ve savunma sınırının aşılıp aşılmadığının takdiri hâkime ait olacaktır vebu durum, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" prensibine de aykırı düşmez.
Busebeplerle iptali istenen hüküm Anayasa'ya aykırı olmadığından, dâvanın reddigerekir.
Sonuç:
765sayılı Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı kanunla değişik 486 ncı maddesininikinci fıkrasında yer alan "ve dâva ile ilgili olduğu takdirde dahi iddiave müdafaa hududunu aşan hakareti mutazaramın yazı ve sözler yukarıdaki fıkrahükmünden hariçtir." hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanınreddine Başkan Lûtfi Akadlı ve Üyelerden Rifat Göksu, İbrahim Senil, CelâlettinKuralmen, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyle veoyçokluğu ile 8/6/1965 gününde karar verildi.
Başkan
Lûtfi Akadlı
Üye
Cemalettin Köseoğlu
Üye
Asım Erkan
Üye
Rifat Göksu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
Anayasa,"31" inci maddesine "hak arama hürriyeti" başlığı altında"herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkınasahiptir" hükmünü koymuş ve böylece "iddia ve savunma hakkını"kişinin temel hakları arasına almış bulunmaktadır. Diğer taraftan Anayasa'nın"11" inci maddesine göre bu hak, ancak Anayasa'nın sözüne ve ruhunauygun olarak sınırlanabilir ve özüne de dokunulamaz.
Dâvadasözü geçen Türk Ceza Kanununun "486" ncı maddesi tarafların iddia vesavunma haklarını düzenleyen bir maddedir. Bu maddenin birinci fıkrasında"tarafların veya vekil, müdafi, müşavir veyahut kanuni mümessillerinin birdâva hakkında kaza mercilerine verdikleri dilekçe, lâhiya veya sair evrakın yahutyaptıkları iddia ve müdafaaların ihtiva ettiği hakareti mütazammın yazı vesözlerinden dolayı takibat yapılamaz." denildikten sonra "dâva ileilgili olmayan ve ilgili olduğu takdirde dahî iddia ve müdafaa hududunu aşanhakareti mutazammın yazı ve sözler yukarıki fıkra hükmünden hariçtir."şeklinde bir fıkra ilâve edilmiştir. İşte, bu fıkrada yer alan ve "dâvaile ilgili olduğu takdirde dahi iddia ve müdâfaa hududunu aşan" hakaretimutazammın yazı ve sözleri, maddenin birinci fıkrasında mevcut savunma dokunulmazlığındanhariç tutan hükmün Anayasa'nın "31" inci maddesine aykırı bulunduğuiddia edilmektedir. Bu hüküm, esasen Ceza Kanunumuzun mehazı olan italyan CezaKanununda bulunmadığı gibi Türk Ceza Kanununun, ondan iktibas edilmiş olan "486"ncı maddesinin ilk şeklinde yer almamıştır. Sonradan, 6123 sayılı kanunlayapılan değişiklik sırasında konulmuştur.
Bufıkraya göre, gerçekten iddia ve savunma hürriyeti, iddia ve savunmanınhududları ile sınırlanmaktadır. Halbuki, iddia ve savunma hudutları içersindekalan hususlar için böyle bir dokunulmazlık hakkının kabulüne lüzum ve ihtiyaçda yoktur. Zira iddia ve savunmanın icap ettirdiği ve meşru kıldığı hususlarda,hakareti mutazammın olsalar dahi, kasdın bulunmaması dolayısiyle bir suçtanbahsetmek imkânı olmamak iktiza eder. Asıl, iddia ve savunma hududunun aşıldığıiddia olunan hallerdedir ki, iddia ve savunma hakkını himaye bakımından birdokunulmazlık söz konusu olabilir. Haddizatında, iddia ve savunma hakkında birsınır ve onun nerede başlayıp nerede bittiğini tâyin eden sarih bir ölçü bulmakda mümkün değildir. Bu sınır, iddia ve savunmanın mahiyetine göredeğişebileceği gibi sanıklara, davacılara, bunların müdafilerine ve nihayethâkimlere göre de değişebilir. Yani daima takdire bağlı bir husustur. Binaenaleyhtâyin ve tesbiti indi kalacak bir keyfiyettir. Her an bu gayri sabit sınırıaşmamak gayret ve endişesi, bundan mütevellit tereddütler savunmayıbağlayacaktır. Bu sebeple sözü geçen dâva konusu hüküm, savunma hakkının lâyıkıile kullanılmasına engel teşkil edecek bir mahiyet taşımaktadır. Halbuki,Anayasa'nın yukarıda işaret olunan "31" inci maddesi herkese meşrubütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya dâvâlı olarak İddia ve savunma hakkını tanımaktadır. Anayasa'nınmüzakeresi sırasında yapılan konuşmalardan da "meşru vasıta veyollar" tâbirinden "hukuk nizamına uygun vasıta ve yollar" ınkasdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla "486" ncı maddeninkabul ettiği savunma hürriyetini, dâva konusu hükümde olduğu şekilde cezamüeyyidelerinin tehdidi altında kullanılamaz bir halde bırakmayarak, onuinzibati veya hukuki vasıta ve tedbirlerle tanzim etmenin, Anayasa'nın"31" inci maddesinin sözüne ve ruhuna daha uygun ve bu sebeple dâvakonusu hükmün Anayasa'nın zikri geçen maddesine aykırı bulunduğu kanaatindeolduğumuzdan bu hükmün iptali gerektiği reyindeyiz.
Başkan
Lûtfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ekrem Tüzemen