ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/162
Karar No.:1964/19
Karar tarihi:13/3/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:11.6.1964/11725
Davacı: C. H. Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Gurubu.
Dâvanınkonusu : 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 5618 sayılı kanunladeğişik 21 inci maddesinin kamulaştırma parası ile ilgili hükmünün Anayasa'nın38 inci maddesine ve aynı kanunun 25 inci ve 28 inci maddelerindekikamulaştırma işleminin yargı mercilerince geri bırakılamıyacağına ilişkinhükümlerinin de Anayasa'nın 31. ve 114 üncü maddelerine aykırı olduğu ilerisürülerek iptallerine karar verilmesi istenmiştir.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 8/3/ 1963 gününde yapılan ilkincelemede C. H. Partisi Tükriye Büyük Millet Meclisi Gurupu Genel Kurulunun14/2/1963 gününde ve 57 nci birleşiminde verdiği kararda dâva konusu kanunhükümlerinin iptali hakkında dâva açılacağı belirtilmemiş olduğundan işbukararda sözü geçen önerge ve eklerinin onanlı örneklerinin 15 gün içindegönderilmesi için tebligat yapılmasına karar verilmesi üzerine süresi içindegönderilen ve dâva açılması istemini kapsayan önergeye bağlı listenin 38.sırasında 4753 sayılı kanununda yazılı bulunduğu, dâva dilekçesinin kalemekayıt edildiği tarihe göre dâvanın, Anayasa'nın geçici 9. ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44sayılı kanunun geçici 5 inci maddelerine uygun olarak süresinde açıldığıdosyada başkaca eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla esasın incelenmesi içinverilen 15/4/1963 günlü karar uyarınca düzenlenen rapor 4753 sayılı kanunundâva konusu maddeleri ile Anayasa'nın gerekli maddeleri ve gerekçeleri, Meclisgörüşme tutanakları okunarak gereği görüşülüp düşünüldü :
Gerekçe:
Davacı4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun 21 inci maddesindekikamulaştırmalarda 1944 yılı Arazi Vergisine matrah olan kıymetin dört katınınkamulaştırma karşılığı olduğunu, 1944 yılı başında kesinleşmiş değeribulunmayan arazide bu değerin Vergi Usul Kanunu gereğince yetkili komisyonlartarafından belli edileceği, bu değerin çevrelerindeki en yakın benzeri arazinin1944 yılı arazi vergisine matrah olan değerden fazla olamıyacağı ve bu değerkesinleştikten sonra dört katının kaınulaştıma karşılığı olacağı yolundakihükme itiraz ederek bu hükümlerin Anayasa'nın 38 inci maddesinde yer alan vekamulaştırmalarda "Gerçek karşılıkların ödenmesini" benimseyenAnayasa görüşüne aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacıbundan başka dilekçesinde, "Sözü geçen kanunun 28 inci maddesinde 21.,22., 23 üncü maddelerde yazılı işlemlerle bu kanunun uygulanmasıyla ilgili hertürlü itiraz ve dâvalar kamulaştırma, Hazine adına tescil ve dağıtmayıdurduramıyacağı gibi bunların durdurulması hakkında yargı yerlerince de kararverilemez. 25 inci madde hükmü saklıdır hükmü mevcut olduğu gibi 25 incimaddesinin son fıkrasında da bu kararın yerine getirilmesi yargı mercilerincegeri bırakılamaz hükmü mevcuttur. Bu hükümler Anayasamızın 31 inci maddesindeyer alan hak arama hürriyetine aykırı olduğu gibi Anayasamızın idarenin yargıdenetimi altında bulunacağını emreden 114 üncü maddesine de aykırıbulunduğunu" ileri sürerek dilekçenin sonuç kısmında 4753 sayılı ÇifçiyiTopraklandırma Kanununun 21., 25. ve 28 maddelerindeki Anayasaya aykırıhükümlerin iptallerine karar verilmesini istemiştir.
1-4753 sayılı kanunun 5618 sayılı kanunla değiştirilmiş olan 21 inci maddesi,dâvanın açılmasından sonra mahkememizin 18/3/1963 günlü ve 1963/10-61 sayılıkararı ile iptal edilmiş olduğundan konusu kalmayan bu maddeye ilişkin istekhakkında yeniden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
2-Dâva dilekçesinde dâvanın sözü geçen kanunun 25. ve 28. maddelerinde yer alan,yürütmenin yargı mercilerince geri bırakılamıyacağı hakkındaki hükümlere yöneltildiğianlaşılmakta olduğundan incelemeler bu hükümlere hasredilmiştir. Davacı buhükümlerin Anayasanın 31. maddesiyle kabul edilen hak arama hürriyetine ve 114.maddesinin idarenin eylem ve işlemlerinin yargı denetimi altında bulunacağıilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Hak arama hürriyeti) ve (yargıdenetimi) kenar başlıklarını taşıyan 31. ve 114 üncü maddeleri şöyledir :
"Madde31- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileriönünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev veya yetkisi içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamaz."
"Madde114- İdarenin hiç bir eylem ve işlemi, hiç bir halde, yargı mercilerinindenetimi dışında bırakılamaz.
İdareninişlemlerinden dolayı açılacak dâvalarda süre, aşımı yazılı bildirim tarihindenbaşlar.
İdarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.."
Dâvanınçözümlenmesi için yürütmenin durdurulması yetkisinin mutlak olarak yargı erkikavramı içinde bulunup bulunmadığının belli edilmesi gerekir.
Yürütmenindurdurulması, ihtiyatî tedbir neteliğinde istisnai bir usul hükmüdür. 4753sayılı kanunda bu usulün kabul edilmemiş olması kamu hizmetinin özelliğindendoğmaktadır. Kamu hizmetinin aralıksız, eksiksiz ve düzenli bir şekildeyürütülmesi esastır. Kamu hizmetlerinin ihdası veya yürütülmesi amaciyleidarenin yetkili organlarınca alınan icrai kararlar Özel Hukuktakinin tersine,bir hâkim tarafından teyit edilmesine ihtiyaç olmaksızın yürürütülür. Bukararlardan zarar görenlere kararın kanuna aykırılığı sebebiyle iptaliniistemek konusunda tanınmış olan hak arama hürriyeti ve idarenin bütün eylem veişlemlerinin hiç bir halde yargı denetiminin dışında bırakılamayacağı ilkesi,kendiliğinden yürütmenin yargı mercilerince durdurulması yetkisini de kapsayıcınitelikte sayılamaz. Bunun aksi düşünüldüğü takdirde idarenin fonksiyonunuyerine getirmesi ve kamu hizmetlerinin düzenli ve aralıksız olarak yürütülmesimümkün olamaz. Bu hal ise idarede anarşi yaratılmasını yol açar. Kanun koyuculüzumlu görürse yargı organına bu yetkiyi verebileceği gibi kamu hizmetininniteliği bakımından kullanılmasını sakıncalı gördüğü hallerde bu yetkiyivermemesi de mümkündür.
Anayasanınüçüncü bölümünün (Yargı) başlığı altındaki genel hükümler kısmında yer almışolan 132 nci maddesi, hâkimlerin Anayasa'ya Kanuna, Hukuka ve vicdanikanaatlerine göre hüküm vereceklerini açıklamış, aynı kısımda yer alan 136 ncımaddesi Mahkemelerin Kuruluşunun, görevinin ve yetkilerinin, işleyişinin, veYargılama Ulsullerinin kanunla düzenleneceği hükmünü koyduğu gibi aynı bölümünYüksek Mahkemeleri belirten kısmında yer almış olan 140 ıncı maddesi deDanıştay'ın Kuruluşunun, işleyişinin, Yargılama Usullerinin kanunladüzenleneceği hükmünü koymak suretiyle yargılama usullerinin ancak kanunladüzenleneceğini belirtmiştir.
Çiftçiyitopraklandırma görevi, büyük ölçüde ferdî çıkarlarla ilgili bir kamuhizmetidir. Memleketimizin bu konudaki özel durumu ve 1924 günlü Anayasa'nındeğişik 74 üncü maddesinin ön gördüğü (Çiftçiyi toprak sahibi yapmak) görevinineksiksiz ve çabuk olarak yerine getirilebilmesi için kanun koyucunun yargımercilerine yürütmenin durdurulması konusunda yetki vermemesinde ve çiftçiyitopraklandırma işlemlerinin aralıksız olarak yürütülmesinde kamu yararı gördüğüaçıktır.
Anayasamız'da37 nci maddesinde yer alan "Devlet, toprağın verimli olarak işletilmesinigerçekleştirmek ve topraksız olan veya yeter toprağı bulunmayan çiftçiye topraksağlamak amaçları ile gereken tedbirleri alır" şeklindeki hükümü ileDevlete aynı görevi yükleyerek eski Anayasa hükmünü daha geniş bir görüşlebenimsemiş bulunmaktadır.
Anayasa'nın31 inci maddesiyle herkese tanınan hak arama hürriyeti, Çiftçiyi TopraklandırmaKanununun bu işlemlerde yargı mercilerince yürütmenin durdurulmasınıyasaklamasıyla kayıtlanmış olmamaktadır. Gerçekten dâva konusu 4753 sayılıkanunun 25. ve 28 inci maddelerinde herkesin meşru bütün vasıta veimkânlarından faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlıolarak iddia ve savunma hakkını engelleyen bir hüküm yer almadığı gibi,idarenin bu işlem ve eylemini yargı denetiminin dışına çıkaran bir hüküm demevcut değildir.
Bumaddeler sadece yürütmenin yargı mercilerince durdurulmasını yasaklamaktadır.Bir dâvada hâkimin, idari kararın yürütülmesini durdurmaktan yasaklanmış olmasıo dâvayı hak ve hakikati ortaya çıkaracak şekilde yargılama usullerinin sınırıiçinde en geniş bir şekilde incelenmesini engelleyici bir niteliktaşımamaktadır. Bundan başka idarenin kararlarının yargı mercilerince iptaledilmesi halinde kararın yürütülmesinden ötürü uğranılan zararın tazminine de4753 sayılı kanunun sözü geçen maddeleri engel değildir.
Buradamülkü haksız yere kamulaştırdığı veya Devlet malı sayılarak o suretle tapuya tesciledildiği yargı kararı ile belli edilen kişinin, yargılanmanın sona ermesinekadar taşınmaz mallarının topraksız çiftçilere dağıtılmış olması sebebiyleaynen tazminden yoksun kalacağı ve bunun da idari kararın yürütülmesinidurdurmaktan yargı mercilerinin yasaklanmış olmasından doğacağı ilerisürülebilir.
İdareHukukunun ilkelerine göre idari eylem ve işlemler dolayısıyle kişininuğrayacağı zararların ancak para ile tazmin edilmesi gerekli olup, uğranılanzararın aynen giderilmesi ve eski halin geri getirilmesi söz konusu değildir.İptal kararları kendiliğinden eski hali geri getirecek bir hukuki sonuçdoğurmaz. Yargı mercii idareyi belli bir hal şekli uygulamaya zorluyamaz. idarekamu hizmetinin gereklerini göz önüne alarak iptal kararının ışığı altındahakkaniyet esaslarına göre yeni bir karar vermek zorundadır. Bu bakımdanyürütmenin durdurulmasının yasaklanmasını, aynen tazminin istenemiyeceğidüşüncesiyle, hak arama hürriyetine aykırı saymak mümkün değildir. Kaldı kiAnayasanın 114 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve idareye ancakmalî bir sorumluluk yüklenebileceği ilkesi açıklanmış bulunmaktadır. NitekimTemsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun raporunda bu madde açıklanırkenidarenin (Malî sorumluluğu) esasının konulmuş olduğunun belirtilmesi de bunugöstermektedir.
Anayasa'nın114 üncü maddesinde idarenin hiçbir eylem ve işleminin hiçbir halde yargıdenetimi dışında bırakılamıyacağının yazılı olması da dâvanın kabulünügerektiren bir sebep değildir. Zira idari işlem ve eylemlerin yargı denetimialtında bulundurulması, o işlem ve eylemlerin yetkili organlarca kanununkoyduğu esas ve şekillere ve kanunun maksadına uygun olarak yapılmış olupolmadığının yargı mercilerince denetlenmesi demektir. Bu bakımdan yürütmenindurdurulmazlığını hiç bir eylem ve işlem, deyimi içinde mütalâa etmeğe imkânolmadığı gibi, maddenin gerekçesine göre (Hiç bir halde) deyimi olağanüstühaller ve sıkı yönetimde de yargı denetiminin ortadan kalkmıyacağını ifadeetmek maksadiyle konulmuş olduğundan bu deyime dayanarak yürütmenindurdurulmazlığının Anayasayı aykırılığı ileri sürülemez.
ÜyelerdenŞemsettin Akçoğlu, Celâlettin Kuralmen ve Hakkı Ketenoğlu bu görüşekatılmamışlar, dâvanın kabulü ve dâva konusu hükümlerin iptali gerektiğidüşüncesinde bulunmuşlardır.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan sebeplerden ötürü :
1-4753 sayılı kanunun 5618 sayılı kanunla değişik 21 inci maddesi mahkememizin18/3/1963 günlü ve 1963-10-61 sayılı kararı ile işbu dâvanın açılmasından sonraiptal edilmiş olduğundan bu maddeye yöneltilen ve konusu kalmıyan dâva hakkındakarar verilmesine yer olmadığına oybirliği ile;
2-Aynı kanunun 25 inci maddesinde yer alan "Bu kararın yerine getirilmesiyargı mercilerince geri bırakılamaz." Ve 28 inci maddesinde yer alan"Bunların durdurulması hakkında yargı yerlerince de karar verilemez."Şeklindeki hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın reddine ÜyelerdenŞemsettin Akçoğlu, Celâlettin Kuralmen ve Hakkı Ketenoğlu'nun muhalefetleriyleve oyçokluğu ile; 13/3/1964 gününde karar verildi.
Başkan
Sûnuhi Arsan
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
l-Çoğunluk kararı, (Kamu hizmetinin aralıksız, eksiksiz ve düzenli bir şekildeyürütülmesi gerektiği; idarenin - hiçbir mercice tasvip ve tasdika muhtaçolmaksızın - hemen infazı gereken kararı hakkında yargı yerlerince ittihazedilecek( İcranın durdurulması) kararlarının kamu hizmetini aksatacağı; böylebir kararın verilmesini yasaklıyan 4753 sayılı kanun hükümleri, 1924 tarihliTeşkilâtı Esasiye Kanununun 74 üncü maddesinde olduğu gibi Anayasa'nın 37 ncimaddesinde derpiş edilen "Çiftçiyi Toprak Sahibi Yapmak" maksadınadayandığına ve kamu yararına olduğuna göre, Anayasaya aykırılığın bahis konusuedilemiyeceği) düşüncelerine dayanmaktadır.
2-Kamu hizmetlerinin geciktirilmemesi bir gaye olmakla beraber bu hizmetlerinifası vesilesiyle fert haklarının, kanunlara aykırı şekilde, ihlâl edilmemeside şarttır. Kendi görevlerine giren konularda umumi mahkemeler ve Danıştay,idarenin faliyetlerini denetliyerek, haksızlıkları bertaraf etmeklemükelleftirler.
4753sayılı kanuna göre tesis edilen muamelelerde de haksızlıklar olabilir. Birgayrimenkul 5.000 dönümden az iken, kanunun 5618 sayılı kanunla değişik 14 üncümaddesinin C bendine aykırı şekilde, kısmen kamulaştırılabilir. İşlenmiş biraraziye - işlenmediğine dair yanlış bir tesbit neticesi - aynı maddenin d bendinedayanılarak, kamulaştıma hükmü uygulanabilir. Bu maddenin son fıkrasındakamulaştırma dışında bırakılacağı gösterilen tesisler bağ ve bahçelerle bazıağaçlıklar hakında istisna hükmü uygulanmamış olabilir.
Kanunaaykırı bu tasarruflarla hakları ihlâl edilen gayrimenkul sahiplerinin yargıyerine başvururken elde etmek istedikleri netice (Mülkiyet haklarını gerialmak) tır. Anayas'nın 31 inci maddesi kendilerine (Meşru bütün vasıta veyollardan faydalanma) hakkını tanımaktadır. Haklarının gereği gibi ihkakı da,başvurulan yargı yerinin, usul kanununun kendisine tanıdığı bütün yetkilerikullanmasiyle mümkündür.
HukukUsulü Mahkemeleri Kanununun 101 inci madesiyle sonraki maddeleri ve DanıştayKanununun 55 inci maddesi - davacı tarafından istenirse ve yargı yerince delüzumlu olduğuna kanaat getirilirse her türlü ihtiyati tedbirlerin ittihazınave bu meyanda icranın durdurulmasına karar verilmesine müsaittir.
Buyetkinin yargı yerlerine tanınması tehlikede olan hakkı emniyet altına almak,verilecek hükmün neticelerini evvelden mahfuz tutarak icrasını sağlamakiçindir. Aksi taktirde kararın infazı güçleşecek veya üçüncü şahıslarıniyiniyetle iktisap ettikleri hakların ihlâl edilememesi gibi bir sebeple -infaz imkânsız olacaktır. Nitekim 4753 sayılı kanunun 29 uncu maddesi (Haksızolarak kamulaştırıldığı anlaşılan arazi dağıtılmışsa sahibine iadeedilemiyeceği ve hakkının para ile ödenmesine karar verileceği) hakkındakihükümle, ihlâl edilen aynî hakkın istirdat olunamayacağı tehlikesine işaretetmektedir.
Görülüyorki, kamulaştırma işleminin iptali dâvasında, hiç olmazsa, (Dağıtmanındurdurulması) na dair bir tedbir kararı verilemeyişi dâvanın neticesine tesiretmekte, iptal talebini hükümsüz bırakmaktadır.
Davacınınkorunmasını istediği hak (Mülkiyet hakkı) dır. (Yargı yerlerince dağıtmanındurudurulması hakkında karar verilemez) hükmü bu hakkın özüne dokumaktadır.Anayasa'nın 11 inci maddesine aykırıdır. Malın bedelinin ödenmesi idareninhaksızlığı meydana çıkan tasarrufundan doğan zararın tazmini olup (iptal)dâvasının tabii sonucu değildir. Vaktinde iptal dâvası açan ve icranındurduruldasını isteyen hak sahibinin, elinden alınan arazinin dağıtılmasınamani bir karar istihsalinden mahrum kalışıyla mülkü elinden çıkmış olmaktadır.Mülkiyet hakkının özü böylece ihlâl edilmiştir. Tazminat hakkı ise büsbütünbaşka bir haktır. (İptal) dâvasiyle (Tam kaza) dâvasının mevzuları vemahiyetleri arasında mevcut farklar düşünülürse 4753 sayılı kanunda yer alan(Mal bedelinin ödenmesi) hükmünün mülkiyet hakkını koruyucu niteliktebulunmadığı meydana çıkar.
3-Gerektiğinde her dâvada tedbir kararı veya tehiri icra kararı vermeye yetkiliyargı yerlerinin 4753 sayılı kanundan doğan dâvalarda bu yetkilerini kaldırmakiçin hiçbir makul sebep yoktur. Çoğuluk kararında ifade edildiği gibi bununsebebi, sadece kamu hizmetlerinin gecikdirilmemesi ise Danıştay Kanununun 55inci maddesinin sevkindeki maksat izah olunamaz.
Kaldıki,yargı yerlerinin tahiri icra kararı verme hususundaki yetkileri kamuhizmetlerinin durdurulması veya geciktirilmesi sonucunu da doğurmaz. Kararınverilmesi, ibraz edilen delillere dayanarak yargı yerinin (Kamulaştırılmadayolsuzluk bulunduğu) hususunda bir kanaate varmaları şartına bağlıdır.Davacının dâvada haksız çıkması halinde kamu hizmeti aksamış olabilirse de bumahzur (Mülkiyet hakkının kanunsuz ihlali), tehlikesi zayıf kalır..
Bu.sebeplerle, kararın 2 numaralı bendine muhalifiz.
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu