ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/17
Karar No.:1963/84
Karar tarihi:8/4/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:17.7.1963/11456
İtirazdabulunan : Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu : Anayasa Nizamını, Millî güvenlik ve Huzuru Bozan Bazı FiillerHakkındaki 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun l inci maddesinin (A) bendininAnayasa'ya aykırılığı ileri sürülmüştür.
Olay: Ankara'da yayınlanan Son Havadis Gazetesi'nin 31/8/1962 günlü sayısında(Beraberliği sağlamakta halâmı tereddüt) başlıklı yazıda 27 Mayıs Devrimi,komünist tahrikiyle yapılmış gibi gösterilmek suretiyle, 38 sayılı kanunun linci maddesinin (A) bendine aykırı hareket edildiği iddiasiyle kamu dâvasıaçılmış, Ankara Sorgu Hâkimliğince de adı geçen gazetenin sorumlu müdürü TurhanDilligil hakkında 5680 sayılı Basın Kanununun 143 sayılı kanunla değişik 16 ncımaddesi delaletiyle 38 sayılı kanunun l inci maddesinin (A) bendi uygulanmak veduruşması Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmak üzere CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun 196. maddesi gereğince son tahkikatın açılmasına5/10/1962 gününde karar verilmiştir.
AnkaraBirinci Ağır Ceza Mahkemesinde 1/11/1962 gününde yapılan duruşmada sanıkmüdafii tarafından müvekkili hakkında uygulanması istenilen 38 sayılı kanunun1. maddesinin (A) bendinin Anayasa'nın 8, 11 ve 20. maddelerine aykırı olduğusöz ve yazı ileri sürülerek işin Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesiistenilmiş ve mahkemece de Cumhuriyet Savcısının kanunun Anayasa'ya aykırıolmadığı yolundaki düşüncesine ve Başkanın muhalif oyuna karşı aynen :"Sanık müdafinin verdiği dilekçeler ile yaptığı sözlü açıklamadademokratik memleketlerde Anayasa düzeninin Anayasa hükümlerine aykırıtasarruflarda bulunmayarak yürürlükteki ceza kanunları ile korunacağını, bununiçin ayrıca hususi kanunlar çıkarılamıyacağını, İkinci Cumhuriyet Anayasa'sınınçok veciz ve açık olduğunu, 27 Mayıs İhtilâlinin demokratik hukuk devletinibütün hukuki ve sosyal temsileriyle kurmak için yapıldığını ve milletin Anayasahaklarını hürriyete ve fazilete aşık evlâtlarının uyanık bekçiliğine emanetettiğini, ve bu uyanık evlâtlar içinde hâkimlerin başta geldiğini, tatbikatbakımından da İkinci Cumhuriyet Anayasa hak ve hürriyetlerini korumak vazife vemesuliyetini kendilerine emanet ettiğini, hâkimlerin hiçbir tesir ve nüfuzaltında kalmadan Anayasa hak ve hürriyetlerini koruyabilmek için deAnayasa'mızda ve 45 sayılı kanunda gerekli hüküm ve teminatların konduğunu,Anayasa nizamına dayanan hak ve hürriyetlerimizin mahfuz ve mukaddestutulmasına en başta kaza mercilerinin uyanık bekçiliği ile mümkün olacağı,bugün 38 sayılı kanunun l inci maddesinin (B) bendinin Anayasa'ya uygunbulunmadığından tatbik kabiliyeti olmadığını, buna göre bir kaza merciindeverilmiş ve kesinleşmiş kararlar hakkında vatandaşın düşünce ve kanaatbeslemesi ve bu düşünce ve kanaatini söz, yazı ve resim ile tek başına veyatoplu olarak açıklamasının yasak edilmesi veya daha doğrusu lehteki düşünce vekanaatini açıklamak serbest iken aleyhteki düşünce ve kanaatini açıklamasınınsuç olamıyacağını ve düşünce ve kanaat hürriyetinin leh ve aleyhte serbestçeaçıklayabilmek demek olacağını, Anayasa'nın 11 inci maddesi kanun, kamu yararı,genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet, ve millî güvenlik gibi sebeplerle deolsa bir hak ve hürriyetin özüne dokunulamıyacağını, 20 nci maddesi de herkesindüşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğu, düşünce ye kanaatlerini söz, yazıve resim ile tek başına veya toplu olarak açıklayabileceği hükmünü koyduğunu,işte Anayasa'nın bu 8. 11. ve 20 nci maddelerindeki âmir hükümlerine aykırıolarak temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunan bir kanun çıkarıldığındahâkimlerin bunu önleyeceklerini ileri sürerek Anayasa'ya muhalif gördüğü 38sayılı kanunun l inci maddesinin (B) bendinin Anayasa'nın 151 inci ve 44 sayılıkanunun 27 nci maddeleri gereğince itirazda bulunmuştur,
Hernekadar başlangıç hükmünde Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlariylemeşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı Türk Ulusunun bir direnişi olaraktarif edilen 27 Mayıs İhtilâlinin maksat ve ifadesi olan 334 sayılı Anayasamızİnsan hak ve hürriyetlerini millî dayanışmayı, fert ve toplumun huzur verefahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukukdevletini bütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurarken bu temel hak vehürriyetleri de en geniş ölçüde tanımış ve itiraz dilekçesi ve aykırılıkiddialarında söz konusu edilen 11 inci maddenin ikinci fıkrasında kanun, kamuyararı, genel ahlâk, Kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik sebepleriylede olsa bir hak va hürriyetin özüne dokunulamıyacağı ve 20 inci maddesinde deherkesin hürriyetine sahip olduğu düşünce ve kanaatlerini söz, yazı ve resimile veya başka yollarla tek başına açıklayabileceği ve yayabileceği bir yandankabul edilmiş olmakla beraber, öbür, yandan da yurttaşlara tanınan her hak gibibu temel hürriyet hakkı da hiç bir zaman sonsuz olmayıp başka hak vehürriyetlerle sınırlandırılmış ve hiç bir kimse veya zümrenin kendisine bu temelhaklardan serbestçe düşünmek ve kanaat sahibi olmak ve düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla açıklayıp yayabilmek hürriyetini Anayasaile tanımış olan en başta 27 Mayıs ihtilâlini zedelemeye her bakımdan imkânbulunamıyacağı tabii görülmüş ve istisnaları bulunan her kaide gibi 11 incimaddenin ikinci fıkrasında gösterilen sebeplerle de olsa Özünedokununulamıyacağı bildirilen bu temel hak ve hürriyetlerin, birinci fıkrasındaAnayasa'nn sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlandırılabileceğihükmü konmuş ve bir temel hak ve hürriyetin özüne dokunmaksızın ancak kanunlasınırlandırılabilmesi de mümkün görülmüş ise de;
Sözkonusu edilen bu 38 sayılı kanun l inci maddesinin (B) bendinin Anayasa'nınsözüne ve ruhuna uygunluk derecesinin, demokrasimizin en baş dayanağı olanAnayasa Mahkemesince de kontrolü ile bu kanunun en küçük ne bir itiraz ve ne deherhangi bir aykırılık iddialarına yer vermiyecek kesinlikte bir uygulamaüstünlüğüne, ve sonuç, olarak da yayınlandığı gündenberi her çeşit basınınmaksada göre anlayış çerçevesindeki yaptıkları ayrı ve şaşırtıcı yayınlarkarşısında güvensizliğe düşürülmüş olan umumi efkârın yatıştırılması vesanıkların müdafaa haklarının da umumi ceza prensipleri içinde lâyık olduğu birüstünlük değerine ulaştırılabilmesi için 44 sayılı kanunun 27 nci maddesininikinci bendi gereğince sanık müdafiinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddi olduğu kanısına varılarak gerekli evrak örneklerinin çıkarılıpmahkememize gönderilmesine oyçokluğu ile karar verildiği belirtilmiştir.
İnceleme: Ankara Cumhuriyet Savcılığının 28/11/1962 günlü ve 5/40835 sayılı yazısı ilemahkememize gönderilen dosyanın Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesigereğince 24/12/1962 gününde yapılan ilk incelemesinde sanık müdafiininAnayasa'ya aykırılık iddiasını kapsayan dilekçesi örneğinin gönderilmemişolduğu anlaşılarak bu eksikliğin tamamlanması için dosyanın mahkemeye geriçevrilmesi hakkında verilen karar üzerine dosya, eksikleri tamamlanarak AnkaraCumhuriyet Savcılığının 16/1/1963 günlü ve 5/1562 sayılı yazısına bağlımahkemenin cevabi yazısında sanık müdafii tarafından Ankara Birinci Ağır CezaMahkemesine bu yolda bir dilekçe verilmiş olmadığı - İlk karardaki iş'arhilâfına - bildirilmiş olmakla esasın incelenmesine dair verilen 28/1/1963günlü karar uyarınca düzenlenen rapor, mahkeme kararı ile Başkanın muhalefetşerhi, ilgili yazı örnekleri, 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun l incimaddesinin (B) bendi, bu kanunun gerekçesi, kanun teklifini inceleyen MilletMeclisi ve Cumhuriyet Senatosu Karma Komisyonları ile Meclis ve Senato"görüşme tutanakları, Anayasa'nın ilgili maddeleri ve bunlara ilişkinTemsilciler Meclîsi Anayasa Komisyonu raporu ve görüşme tutanakları okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Önce,334 sayılı Anayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve -44 sayılı kanunun 27 nci maddelerindemahkemelerin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine gönderecekleri aykırılıkitirazları, bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle uygulanacak bir kanunhükmünü Anayasaya aykırı görmeleri veya taraflardan birinin ileri süreceğiaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmaları ile mümkün olup itirazınmahkememizce tetkikine başlanmasından Önce yürürlüğe girmiş olan Bazı Suç veCezaların Affı hakkındaki 23/2/1963 günlü ve 218 sayılı kanunun 1 incimaddesinin (A) bendi gereğince olayda söz konusu olan suç hakkında kovuşturmayapılmasına artık imkân kalmamış olduğundan İtirazda bulunan mahkemece 38sayılı kanunun l inci maddesinin (B) bendi uygulanamıyacağına göre, itirazıntetkikine cevaz olup olmadığı incelendi :
Anayasanın147 nci maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi, kanunların ve yasama Meclisleriiçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek amacı ile kurulmuş bir mahkemeolup bu denetlemeyi yine Anayasa'nın 148. ve 149 uncu maddeler gereğince iptaldâvası veya itiraz yolu ile gelen işler üzerinde yapmakla görevlibulunmaktadır. Mahkemelerde ileri sürülecek aykırılık itirazlarını AnayasaMahkemesine intikal ettirmek yetkisi, fertlere tanınmış olmayıp, ancak buiddiaların ciddi olduğu kanısına varan mahkemelere tanınmıştır. YineAnayasa'nın 152 nci maddesi, bu iki yoldan kendisine intikal eden aykırılıkiddiaları üzerine Anayasa Mahkemesince verilecek kararlar arasında kapsam vesonuç bakımından bir ayırma yapmış değildir; sadece mahkemelerden gönderilenaykırılık iddiaları üzerine verilen iptal kararlarının yalnız taraflarıbağlayıcı olmasına karar verilebilmesi de istisnaen kabul edilmiştir.İstisnaların mevridine maksur olup esas kaideyi ihlâl edememesi ise bir hukukkuralıdır. Anayasa Mahkemesinin görevi, Anayasa Hukuku bakımından, yasamaorganını denetlemek olduğuna ve 152 nci madde gereğince Anayasa Mahkemesikararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını,gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı nitelikte bulunduğuna ve fert veya mahkemeiradesinin Anayasa Mahkemesi kararlarına etkisi bulunmamasına göre, itirazınAnayasa Mahkemesine intikal ettirilebilmesi için Anayasa'nın 151 ve 44 sayılıkanunun 27 nci maddelerinin öngördüğü "Bir dâvaya uygulanacak bir kanunhükmünün mevcudiyeti" şartı ancak iptidaen aranacak bir şart olup intihaenbu şartın devamını aramaya yer olmamak lâzım gelir. Bu itibarla AnayasaMahkemesine intikal ettirildiği tarihte dâvaya 38 sayılı kanunun uygulanmasımümkün bulunduğuna göre sonradan yürürlüğe girmiş olan 218 sayılı kanunun,dâvayı ortadan kaldırmış olması, Anayasa Mahkemesince usul ve kanun hükümlerineuygun olarak el konulmuş olan itirazın incelenmesini engelleyici bir tesirihaiz olamıyacağı üyelerden Rifat Göksu, Lûtfi Akadlı, İbrahim Senil, AhmetAkar, Muhittin Gürün ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ilekararlaştırıldıktan sonra esasın incelenmesine geçildi.
AnkaraBirinci Ağır Ceza Mahkemesi kararında herne kadar itiraz, 38 sayılı kanunun linci maddesinin (B) bendine yöneltilmiş ise de gerek iddianamede, gerekse sontahkikatın açılmasına dair kararnamede sözü geçen maddenin (A) bendine göreceza tâyini istenilmiş olması ve esasen suçun da bu fıkraya temas eylemesibakımından itirazın (A) bendine göre incelenmesi konusunda görüş birliğinevarılmıştır.
Aykırılıkiddiasına mesnet tutulan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 8 incimaddesi, Anayasa'ya aykırı kanunlar çıkarılamıyacağını, Anayasa'nın Devletinbütün organlarını bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu; 11 inci maddesi,temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında uyulacak esasları ve sınırlamada birhak ve hürriyetin özüne dokumılamıyacağını belirtmekte olup, itirazla doğrudandoğruya ilgili olan 20. ve 22 nci maddeleri de aynen şöyledir :
"Madde20- Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilirve yayabilir."
Kimsedüşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz".
"Madde22- Basın hürdür, sansür edilemez,
Devletbasın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.
Basınve haber alma hürriyeti, ancak, millî güvenliği veya genci ahlâkı korumak,kişilerin haysiyet, şeref ve Haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayıönlemek ve yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamakiçin kanunla sınırlanabilir.
Yargıgörevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtileceksınırlar içinde hâkim tarafından verilecek kararlar saklı olmak üzere, olaylarhakkında yayın yasağı konamaz.
Türkiye'deyayımlanan gazete ve dergilerin toplatılması, bu tedbirlerin uygulanacağınıkanunun açıkça gösterdiği suçların işlenmesi halinde ve ancak hâkim karariyleolabilir.
Türkiye'deyayımlanan gazete ve dergiler ancak 57 nci maddede belirtilen fiillerden mahkûmolma halinde mahkeme karariyle kapatılabilir".
AnkaraBirinci Ağır Ceza Mahkemesince Anayasa'ya aykırılığı iddiasının ciddi olduğukanısına varılan 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun birinci maddesinin (A)bendi ile bu bendi de ilgilendiren 3 üncü maddesi de aynen şöyledir :
"A-Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlariyle meşruluğunu kaybettiği TürkiyeCumhuriyeti Anayasiyle de tesbit edilen Demokrat Parti İktidarına karşı direnmehakkını kullanarak normal demokratik rejimi bütün teminatiyle kurmak amaciyleTürk Milletinin gerçekleştirdiği 27 Mayıs 1960 Devrimini söz, yazı haber,havadis, resim, karikatür veya sair vasıta ve suretlerle, yersiz, haksız veyagayrimeşru gösterenler veya üstü kapalı da olsa matufiyeti belli olacak şekildeböyle göstermeye çalışanlar."
"Madde3- Birinci maddesinin A, B ve D bentleriyle ikinci maddede yazılı suçlarıntekevvünü için Türk Ceza Kanununun 153 üncü maddesindeki aleniyetşarttır."
Gerekçe: Düşünce ve kanaat hürriyeti insanların en tabii haklarındandır. Herkesistediği gibi düşünmekte, istediği fikre inanmakta serbesttir. Kişinin iç alemikanunun her çeşit müdahalesinin dışındadır. Ancak kişinin iç aleminde kaldığısürece mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyeti, toplum hayatınıilgilendirdiği andan itibaren hukukun ve kanunun sahasına girer ve toplumsalyaşayışın gerektirdiği bazı kayıtlamalara bağlanabilir. İnsanların toplumhalinde yaşayabilmeleri ancak toplum hayatının bazı esaslara ve kurallarabağlanması ile yani düzenlenmesi ile mümkündür. Bu zaruret insanın iç hayatıbakımından mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyetinin, söz yazı,resim ve saire gibi çeşitli vasıtalarla açığa vurulurken toplumsal yaşayışınsürekliliği (Devam ve bekası) sağlanmak için belli esaslara ve kurallarabağlanmak suretiyle kayıtlanmasını zorunlu kılar. Zira, toplum hayatına zararveren düşünce ve kanaatlerin açığa vurulması toplumu huzursuzluğa sevk ederektoplumsal yaşayışın ve Devletin güvenliğin i sarsar. Bu bakımdan diğer hak vehürriyetler gibi düşünce ve kanaat hürriyeti de her türlü sorumsuz davranışlaracevaz veren mutlak ve sınırsız bir hürriyet olarak telâkki ve kabul edilemez.Bu hürriyeti toplumsal yaşayışın ve demokratik nizamın icaplariyle bağdaştırmakve toplumsal yaşayışla düşünce ve kanaat hürriyetini denge halinde tutmakgereklidir.
Buitibarla Anayasa'mızın, metni aynen yukarıya çıkarılan, 20 nci maddesi hükmünüdüşünce ve kanaatlerin mutlak ve sınırsız bir şekilde ve hiçbir sorumlulukduygusuyla bağlı olmaksızın her düşünceyi açıklamaya cevaz veren bir hak gibitelâkki etmemek icabeder. Aksine olarak onu Anayasa'da yer almış diğer hükümlerve ilkeler ile birlikte ve Anayasa'nın bütünü içinde bir parça olarak ele almakve değerlendirmek gerekir. Nitekim maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesisırasında bu maddenin düşünce ve kanaat hürriyetine bir sınır çizmediği, buşekli ile fertleri meselâ komünizme, nasyonal sosyalizme veya irticaa kayandüşünceleri veyahut ahlâksızlığı teşvik eden fikirleri de açıklamak ve yaymakhususunda serbest bırakmış gibi bir intiba yarattığı ileri sürülerek bubakımdan kayıtlanması istenilmesine karşı, Anayasa Komisyonu sözcüsünün yaptığıaçıklamada "Maddeyi yalnız başına ele alarak yani diğer hükümlerden tecritederek mânalandırmanın caiz bulunmadığını, hukukta doğru olan tefsirini -gaitefsir yani hükümlerin gayeye göre tefsir edilmesi olduğunu, tefsir konusuolan hüküm hangi kanunda ve Anayasa'da ise o kanun veya Anayasa'nın tümü veruhu gözönünde de tutularak yorumlama yapılacağını, Anayasa'mızın esasitibariyle hürriyetleri imha edici faaliyetleri yasak eden ve realist birhürriyet anlayışını kendisine temel olarak alınış olan Bir Anayasa olduğunu, bubakımdan herkese tanınan düşünce hürriyetinin Anayasa ile tesbit olunan Devletnizamına ve demokratik nizama uygun kanaatleri belirtmek için sağlandığını vebu sebeple lâik ve demokratik nizamı yıkmak. Devletin ve milletin bütünlüğünüparçalamak isteyen düşüncelerin açıklanmasının düşünce hürriyetine dâhilsayılamıyacağını ve bilâkis suç teşkil edeceğini "Bildirmiş olması düşünceve kanaat hürriyetinin de Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin nitelikleriniaçıklayan ikinci kısmının (Genel Hükümler) unvanlı birinci bölümünde yer almışolan 11 inci maddesi uyarınca "Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarakkanunla sınırlanabileceğini" kolayca anlatmaya kâfidir.
Sınırsızhürriyetin anarşiden başka bir şey olmadığı gözönüne alınınca, 20 nci maddeye,düşünce ve kanaat hürriyeti hakkında hiçbir kayıtlama kıstası konulmamışolmasını bu hürriyeti Anayasa'nın dayandığı temel ilkelere uygun olmak veAnayasa'nın 11 inci maddesinde gösterilen esaslar dahilinde kalmak şartiyle;her istikamette sınırlayabilmek hususunda Anayasa vâzıının kanun koyucuyatakdir hakkı tanımış olduğu şeklinde yorumlamak tabiî bulunmaktadır.
Öteyandan düşünce ve kanaat hürriyetini tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayanbasın hürriyeti de düşünce ve kanaat hürriyeti gibi mutlak ve sınırsız bir hürriyetdeğildir. Anayasa'mız, 22 nci maddesiyle basın hürriyetinin millî güvenliği vegenel ahlâkı korumak, kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suçişlemeye kışkırtmayı önlemek nıaksadiyle sınırlanabileceğini kabul ettiği gibi,gerekli hallerde gazete ve dergilerin toplatılmasına da cevaz vermiştir.
Genişhalk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan basının hür olması,toplumun huzur ve selâmetini ve Devletin güvenliğin i ihlâl edecek mahiyettekibeyanların ve yazıların cezasız bırakılması demek değil, sadece basının öncedenkayıtlama ve kısıntıya tabi tutulmaması demektir.
İçtimaigörevini yerine getirebilmesi için basının hür olması kadar sorumluluk şuuruile hareket etmesi de şarttır. Sorumluluk şuurundan yoksun bir basın, hersorumsuz kuvvet gibi ergeç soysuzlasır ve toplum hayatını sarsan ve millîgüvenliği tehlikeye sokan bir kuvvet halini alır. Düşünce ve basın hürriyetlerine kadar mukaddes olursa olsun böyle bir durum karşısında toplum düzenini vemillî güvenliği korumakla görevli olan kanun koyucu gerekli tedbirleri almakzorunluğundadır.
İtirazakonu olan 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanun, 27 Mayıs Devriminin bir sonucu vefelsefesi olan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı ile kurulmuşdemokratik ve sosyal hukuk devleti nizamını korumak ve yerleştirmek ve âmmeninhuzur, güvenlik ve selâmetini sağlamak maksadiyle çıkarılmıştır.
Anayasa'nınmetnine dâhil bulunan ve onun dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtenbaşlangıç kısmında 27 Mayıs Devrimi "Anayasa ve hukuk dışı tutum vedavranışlariyle meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı Türk Milletinindirenme hakkını kullanması" olarak vasıflandırılmış ve Anayasa'nındayandığı temel görüş ve ilkeler "insan hak ve hürriyetlerini, millîdayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahınıgerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletinibütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurmak" şeklinde ifade edilmiştir.
Demokratikhukuk devleti ilkesi, hukuka bağlı, istikrarlı ve gerçekçi bir hürriyetrejimini ifade eder; bu rejim hiçbir suretle anarşi anlamına alınamaz. Buesastan hareket edilince ve yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınınca,düşünce ve kanaat hürriyetinin kapsamı içine Anayasa'nın dayandığı insanhakları, millî dayanışma, sosyal adalet, fert ve toplumun huzur ve refahı gibitemel ilkeleri yıkmaya ve yok etmeye varacak düşünce ve kanaatlerin açıklanmasıve yayılması serbestisinin de dâhil bulunduğunu kabule imkân tasavvur olunamaz.Nasıl ki milletlerarası bir hukuk vesikası olan ve düşünce ve kanaathürriyetini de kapsayan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, bu beyannameninhiçbir hükmünün, içinde ilân olunan hak ve hürriyetlerin bir devlet, zümre veyafert tarafından yok edilmesini güden bir faaliyete girişmeye veya fiilen bunuişlemeye herhangi bir hak verdiği şeklinde yorumlanamıyacağı belirtilmeksuretiyle bu esas açıkça ilân edilmiştir.
Anayasa'nın11 inci ve 20 nci maddelerine aykırılığı ileri sürülen 38 sayılı kanunun l incimaddesinin (A) bendi ile yasaklanmış olan fiiller, 27 Mayıs Devrimininmeşruluğunu ve haklılığını inkâra yol açan ve halk efkârını bu devrimi, yani meşruluğunukaybetmiş bir iktidara karşı Türk Milletinin direnmesini haksız, yersiz vegayrimeşru gibi göstermek suretiyle vatandaşları birbiri aleyhine tahrik eden,onlar arasında kin ve düşmanlık duyguları yaratan ve bu duyguları geliştirerekmillî huzuru devamlı şekilde ihlâl eden ve bu yoldan Anayasa'nın dayandığıtemel ilkeleri yok etmeye varacak sonuçlar doğuran bir davranış olmakitibariyle bu ilkelerle bağdaştırılması mümkün bir hareket olarak kabuledilemez. Millî dayanışma, fert ve toplum huzuru ancak, siyasi kanaatleri neolursa olsun aynı toplumun fertleri olan, vatandaşlar arasında karşılıklıanlayış ve saygı duygularının ve toplum şuurunun kuvvetlenmesiyle doğar veyerleşir. Bu duygulan yok etmeyi ve vatandaşlar arasında ikilik yaratmayı hedeftutan her hareketin Anayasa'nın sözüne ve ruhuna aykırı olduğuna şüpheedilemez. Bu bakımlardan düşünce, kanaat ve basın hürriyetlerinin buistikamette sınırlandırılmasında kamu yararı bulunduğu ve bu sınırlamanınAnayasa'nın 11 ve 20 nci maddelerine aykırı olmadığı açıktır.
Demokratikmemleketlerde Anayasa nizamının Ceza Kanunu ile korunacağı ve bu nizamı korumakiçin olsa dahi ayrıca Özel kanunlar çıkarılamıyacağı yollu düşünce, hiçbir ilmîmesnede dayanmadığı cihetle yerinde görülmemiştir. Anayasa nizamını koruyan vebu maksatla bazı hürriyetleri sınırlayan hükümler umumi ceza kanununakonulabileceği gibi özel kanunla da düzenlenebilir. Bu, bir hukuk kuralı değil,bir sistem meselesidir. Anayasa nizamının Anayasa'ya aykırı tasarruflardabulunmamakla korunacağı bir gerçek ise de bu gerçeğin kemaliyle tahakkukedebilmesi Anayasa'ya aykırı tasarrufların kanun koruyucudan sâdır olmasıkadar, vatandaşlardan sâdır olmasını da önlemekle yani hürriyetlerin kötüyekullanılmamalarım sağlayacak bazı kayıtlamalara tâbi tutulması ile mümkünolabileceği de aşikârdır. Elverir ki bu kayıtlamalar, hürriyetlerin özünedokunmasın ve o özü tahrip etmesin.
TemsilcilerMeclisi Anayasa Komisyonunun raporunda ve Anayasa tasarısının Meclistekigörüşmelerinden de anlaşılacağı veçhile bir hak ve hürriyetin gayesine uygunşekilde kullanılmasını son derece zorlaştıran veya onu kullanılamaz durumadüşüren kayıtlara tabi tutulması halindedir ki o hak ve hürriyetin özünedokunulmuş olması söz konusu edilebilir.
Bahsigeçen kanunun l inci maddesinin (A) bendi ile yapılan kayıtlamayı bu mahiyettetelâkki etmek mümkün değildir, önce bu kayıtlama, itiraz dilekçesindebelirtildiği gibi vatandaşın 27 Mayıs Devrimi hakkında her hangi bir kanaatbeslemesini m'en edici mahiyet taşımamaktadır Esasen kanaat besleme kişinin içâlemini ilgilendirdiği cihetle bir kayıtlamaya da tabi tutulamaz. Bu kanaatinsöz, yazı, resim vesaire gibi vasıtalarla açığa vurulmasıdır ki 38 sayılıkanunun l inci maddesinin (A) bendi ile bazı kayıtlamalara tâbi kılınmıştır. Kanunun3 üncü maddesi hükmüne göre bu kayıtlamalara aykırı davranışların suç niteliğialması için bu davranışların Türk Ceza Kanununun 153 üncü maddesinde belirtilenşekilde :
1-Basın yolu ile veya her hangi bir propaganda vasıtasiyle,
2-Umumi veya umuma açık olan mahalde ve birden ziyade kimseler huzurunda,
3-Toplanılan yer veya toplantıya katılanların adedi veya toplantının konusu vegayesi itibariyle özel mahiyeti haiz olmayan bir toplantıda işlenmiş olması,
Şarttır.Bu bakımdan 38 sayılı kanunla yapılan kayıtlama, düşünce, kanaat ve basınhüriyetlerinin özüne dokunacak bir nitelik taşımamakta, sadece toplum hayatınızarardan korumayı ve güvenliği sağlamayı hedef tutmaktadır. Kaldı ki sözü geçen(A) bendindeki yasaklama ile basın sansüre tabi tutulmamış, gazete ve dergiçıkarılması önceden izin alma ve malî teminat gösterme şartına bağlanmamış,haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayınlanmasını engelleyici veyazorlaştırıcı iktisadi, malî, teknik kayıtlar konulmamıştır. Şu halde bahsigeçen bent ile düşünce ve kanaat hürriyetinin gayesine uygun şekildekullanılmasını zorlaştıran veya imkansızlaştıran bir sınırlama yapılmamıştır.Bu itibarla bent hükmü ile düşünce ve kanaat hürriyetinin Özüne dokunulmamış vebu öz tahrip edilmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle Anayasa Nizamını, Millî güvenlik ve HuzuruBozan Bazı Fiiller hakkındaki 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun l incimaddesinin (A) bendi Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine, oybirliğiile 8/4/1963 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
Salim Başol
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ekrem korkut
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
EkremTüzemen
MUHALEFETŞERHİ
8/4/1963gün ve 16 esas ve 83 karar sayılı karara ait muhalefet şerhinde açıkladığımızsebeplerden dolayı kararın usule ait kısmına muhalifiz.
Üye
Rifat Göksu
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
İbrahim Senil
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ekrem Tüzemen