ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/202
Karar No.:1964/32
Karar tarihi:14/4/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:18.6.1964/11731
Davacı: Türkiye işçi Partisi adına Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar
Dâvanınkonusu : Türk Ceza Kanununun 2275 sayılı kanunla muaddel 201. maddesinin, greviyasaklayan ikinci fıkrasının Anayasanın 2., 40. ve 47. maddelerine aykırıbulunduğundan bahisle iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İnceleme: Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan siyasi partilerin;kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya dâva açmak yetkisi; AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 25inci maddesinin l numaralı bendi gereğince tüzüklerine göre en yüksek merkezorganlarının en az üye tamsayısının salt çoğunluğu ile alacakları karar üzerineGenel Başkanları veya vekillerine verilmiş bulunmaktadır.
TürkiyeBüyük Millet Meclisinde Temsilcisi bulunan davacı Türkiye işçi Partisinin,merkez yönetim komitesi, parti tüzüğünün 17 nci maddesinde belirtiği üzerepartinin en yüksek merkez organı bulunduğundan, bu organın iptal dâvasıçalışması için vermiş olduğu kararın sözü geçen 44 sayılı kanunun 25 incimaddesinin l numaralı bendinde uygun olduğuna; üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen,ibrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün'ün, parti tüzüğünün 15inci maddesi uyarınca partinin en yüksek merkez organı Genel Yönetim Kuruluolduğundan dâva açma kararının bu kurul tarafından verilmesi gerektiği veüyelerden Şemsettin Akçoğlu'nun da bu kararın partinin en yüksek organı olanBüyük Kongrece verilmesi gerektiği yolundaki muhafiyetleriyle ve oyçokluğu ilekararlaştırıldıktan sonra, başvurmanın Anayasa'nın 149. ve Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 siyah kanunun 21, 22, 25 ve 26.maddeleri hükümlerine uygun bulunduğu anlaşıldğından esasın incelemesine11/3/1963 gününde oyoybirliği ile karar verilerek düzenlenen rapor, dâvadilekçesi ve iptali istenen kanun hükmüyle Anayasa'nın ilgili maddeleri vegerekçeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Dâvadilekçesinde; 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2275 sayılı kanunla değişik 201inci maddesinin ikinci fıkrasının 3008 sayılı İş Kanununun 72 nci maddesiylekonulmuş olan grev yasağının, ceza kanunu bakımından müeyyidesi olduğu dotrindeve uygulamalarda da bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı belirtildikten sonragrevin, bir yönü ile hürriyet, diğer yönü ile de Anayasa'nın çalışana tanıdığıhak niteliğinde bulunduğundan bu hürriyet ve hakkın kullanılmasınıncezalandırılamıyacağı ve bu sebeplerle işbu fıkra hükmünün Anayasa'nın 2., 40.ve 47 nci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
TürkCeza Kanununun dâva konusu fıkrayı kapsayan 201 inci maddesi şöyledir :
Madde201- Her kim, cebrü şiddet veya tehdit ile her ne suretle olursa olsun sanatveya ticaret serbestisini tahdit veya men ederse bir aydan iki seneye kadarhapis ve otuz liradan yüzelli liraya kadar ağır para cezasına mahkûm olur.
Herkim, cebrü şiddet veya tehdit ile gerek ameleyi ve gerek ticaret ve sanatsahiplerini veya müteahhitleri yevmiyeleri azaltıp çoğaltmağa veyahut evvelcekabul edilen şartlardan başka şartlar altında mukaveleler kabulüne icbar etmekmaksadıyle bir işin tatiline veya niyahet bulmasına sebebiylet verir veyatatilin devamına âmil olursa altı aydan beş seneye kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
Dâvaile ilgili Anayasa maddeleri ise şöyledir :
Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacı ile sınırlıyabilir.
Devlet,özel teşebbüslerin Millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirlerialır.
Madde47- İşçiler işverenlerle olan münasebetlerinde, iktisadi ve sosyal durumlarınıkorumak veya düzeltmek amacı ile toplu sözleşme ve grev haklarına sahiptirler.
Grevhakkının kullanılması ve istisnaları ve işverenlerin hakları kanunladüzenlenir.
Gerekçe: Davacı dilekçesinde Türk Ceza Kanununun 2275 sayılı kanunla değişik 201 incimaddesi ikin fıkrasının, 3008 sayılı İş Kanununun 72 nci maddesi ile konulmuşolan grev yasağının Ceza Kanunu bakımından müeyyidesi olduğunu ilerisürmektedir. Her nekadar 3008 sayılı İş kanununun 72 nci maddesinde "Grevve Lokavt yasaktır", hükmü yer almışsa da bu madde 15/7/1963 gün ve 275sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 64 üncü maddesiyleyürürlükten kaldırıldığından kanunlarımızda bugün grevi yasaklayan bir hükümyoktur.
CezaKanununun dâva konusu hükmünün incelenmesine başlamadan önce, Anayasa'nıntanıdığı grev hakkının niteliğinin ve kapsamının belirtilmesi gerekir.
Anayasa'nın47 nci maddesinin birinci fıkrasında( işçilerin işverenlerle olanmünasebetlerinde grev haklarına sahip bulundukları, ikinci fıkrasında da buhakkın kullanılmasının ve istisnalarının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
AnayasaKomisyonunun bu maddeye ilişkin gerekçesinde "Grev hakkı, bilhassamemleketimiz gibi ona tamamen yabancı olan toplumlarda ancak bazı kayıt veşartlarla kabul edilebileceğinden, ikinci fıkra bu hakkın düzenlenmesini veistisnalarını kanuna bırakmıştır", denilmektedir. Bu bakımdan 15/7/1963günlü ve 275 sayılı toplu iş sözleşmesi, grev ve Lokavt Kanununun konu ileilgili hükümlerinin gözden geçirilmesi uygun bulunmuştur.
Sözügeçen kanunun grevin tarifi başlıklı 17. maddesinde "işçilerin, toplucaçalışmamak suretiyle bir iş kolunda veya iş yerinde faaliyeti durdurmak veyaişin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacı ile aralarında anlaşarakveyahut bir teşekkülün aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği birkarara uyarak işi bırakmalarına grev denilir.
İşçileriniş verenlerle olan münasebetlerinde iktisadî ve sosyal durumlarını korumak veyadüzeltmek amacı ile ve bu kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanunîgrev; bu amacın dışında veya bu kanun hükümlerine uyulmaksızın yapılan grevekanun dışı grev denilir", denilmektedir. Aynı kanunun 22 nci maddesindegreve gitmek için aralarında anlaşma bulunmayan hallerde o iş yerinde çalışanişçilerin üçte birinin yazılı istekleri üzerine oylamaya gidileceği ve neticedeişçilerin salt çoğunluğu grevin yapılmamasına karar verirse o iş yerinde grevinuygulanamıyacağı, 31 inci maddesinde de çalışma serbestliğinin her halde saklıbulunduğu belirtilmiş, propaganda ve denetleme yetkisinin de cebir ve şiddetkullanmaksızın ve tehditte bulunmaksızın yapılması gerektiği açıklanmıştır.
Buhükümler Anayasa'nın tanıdığı grev hakkının işçilerin serbestçe aralarındaanlaşarak ve kanunda gösterilen usullere uygun olarak kullanılabileceğini veçalışma hürriyetinin, bütün hallerde saklı tutulduğunu göstermektedir.
Anayasa'nıntanıdığı grev hakkının niteliği ve kapsamı ve nasıl kullanılacağı böyleceanlaşıldıktan sonra Türk Ceza Kanununun 201 inci maddesinin iptali istenenikinci fıkrasının bu hakkın kullanılmasını engelleyen bir yönü bulunupbulunmadığının belli edilmesi için bu fıkra ile suç sayılan hallerin nelerolduğunun açıklanması gerekir.
Sözüedilen fıkrada yazılı suçun meydana gelmesi için :
1-Cebir ve şiddet veya tehdit ile yapılması
2-Yevmiyeleri azaltılıp çoğalmaya veyahut evvelce kabul edilen şartlardan başkaaltında sözleşme kabulüne, mağdurun zorlanması,
3-Bu zorlama ile bir işin tatiline veya son bulması veya tatilin devamınasebebiyet verilmesi,
Unsurlarıngerçekleşmesi şarttır. Suçu meydana getiren bu unsurlar, Bilin ancak cebir veşiddet veya tehdit ile icrası halinde failine ceza verilebileceğinigöstermektedir. Bu bakımdan işçilerin iktisadi ve sosyal durumlarını korumakveya düzeltmek amacı ile topluca işi bırakmaları yani kanuni grev haklarınıkullanmaları halinde dâva konusu fıkra hükmünün uygulanmasına yer yoktur. Öteyandan Anayasa'nın 40 ıncı maddesinde herkesin dilediği alanda çalışma vesözleşme hürriyetlerine sahip dulunduğu da açıklanmıştır. Bütün hak ve hürriyetlerinbaşkasının hak ve hürriyetine dokunmamak şartı ile serbestçe kullanılabileceğisöz götürmez bir gerçektir. Bu konuda cebir, şiddet ve tehdit ile yapılacakdavranışların, başkalarının hak ve hürriyetine dokunacağına da şüphe yoktur.Bunun için kanunun cebir, şiddet ve tehdit ile yapılacak davranışlarıcezalarıdırması yerindedir. Kanun koyucunun böylece çalışma ve sözleşmehürriyetlerini korumak istediği aşikârdır. Bu madde ile güdülen amacın çalışmave sözleşme hürriyetlerini korumak olduğu doktorinde de kabul edilmektedir.
Bütünbu düşünceler davacının ileri sürdüğü iddiaların yersizliğini ve dâva konusuhükmün Anayasa'nın 2., 40. ve 47 nci maddelerine aykırı bulunmadığınıgösterdiğinden dâvanın reddi gerekir,
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerden Ötürü 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2275sayılı kanunla değişik 201 inci maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'ya aykırıbulunmadığına ve dâvanın reddine 14/4/1964 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Sûnuhi Arsan
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen