ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1963/205
Karar No:1963/123
Karar günü:22/5/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:14.8.1963/11480
İptal dâvasını açan : Türkiye İşçi Partisi.
İptal dâvasının konusu : 788 sayılı MemurinKanunu'nun 4 üncü maddesinin (H ve 1393 sayılı kanunla değişik (Z) fıkralarınınAnayasa'nın 58 inci maddesine; aynı kanunun 26 ncı maddesinin ihtar ve re'senverilmiş tevbih cezalarına ilişkin fıkralarının Anayasa'nın 118 inci maddesinin3 üncü fıkrasına; aynı kanunun 40 ıncı maddesinin Anayasa'nın 125 incimaddesine ve hepsinin Anayasa'nın temel ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüşve Anayasa'nın 149 uncu maddesine dayanılarak bu hükümlerin iptali istenilmiştir.
İlk İnceleme :
l- Türkiye İşçi Partisinin Türkiye Büyük Millet MeclisindeTemsilcisi bulunduğu ve başvurmanın kanunî süresi içinde olduğu anlaşılmış veböylece dâvanın, Anayasa'nın 149 uncu ve geçici 9 uncu maddelerine ve 44 sayılıve 22/4/1962 tarihli kanunun 21 inci ve geçici 5 inci maddelerine uygunluğuoybirliğiyle tesbit edilmiştir. Ancak dâvanın açılmasına karar veren merkezyönetim komitesinin en yüksek merkez organı olup olmadığı konusunda oylar ikiyeayrılmış ve Türkiye İşçi Partisi Tüzüğünün 17 nci maddesinin l inci fıkrasınınaçık hükmü karşısında dâvanın 44 sayılı ve 22/4/1962 tarihli kanunun 25 incimaddesinin l sayılı bendine uygun olarak açıldığına oyçokluğu ile kararverilmiştir.
2- Davacı, 28/2/1963 gününde Anayasa Mahkemesi kalemine havaleedilmiş aynı tarihli ve Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar'ınimzasını taşıyan dilekçesiyle ayrıca 765, 2559, 3546 ve 5442 sayılı kanunlarınbazı hükümlerinin de iptalini istemiş ve bu hal incelemeyi güçleştirmektebulunmuş olduğundan örnekler çıkarılmak ve ayrı dosyalar yapılmak suretiyledâvaların ayrılması karara bağlanmıştır.
3- İlk incelemede işte eksiklik ve 44 sayılı ve 22/4/1962tarihli kanunun 26 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasının uygulanmasına yergörülmediğinden esasın incelenmesi 11/3/1963 gününde kararlaştırılmıştır.
Esasın incelenmesi :
Dâvanın esasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi ve ekleri,Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hükümlerle dayanılan Anayasa hükümleri,bunların gerekçeleri ve bunlarla ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Dâva konusu hükümler, nitelikleri ve aralarındaki ilintilerbakımından 3 bölüm halinde ele alınmıştır.
I- 788 sayılı Memurin Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (H) ve 1393sayılı kanunla değişik (Z) fıkraları :
Sözü geçen kanunun memurluk niteliklerini belirten 4 üncümaddesinde (H) fıkrası (Eylemli askerlik hizmetini yapmış yahut yedekliksınıfına aktarılmış veya askerlik hizmetine elverişli bulunmadığı anlaşılmışveyahut ertelenmiş) olmayı ve (Z) fıkrası (Yabancılarla evli olmamayı) şartkılmış; (Z) fıkrası ayrıca (Memurken yabancılarla evlenenlerin istifa etmişsayılması; kanunun yayımından önce yabancı kadınlarla evlenmiş memurlarınDışişleri. Millî Savunma ve Bahriye Bakanlıklarında çalıştırılamamaları) esasınıkoymuştur.
Anayasa'nın kamu hizmetlerine girme konusunda temel hukukkuralını belirten 58 inci maddesine göre : (Her Türk kamu hizmetlerine girmekhakkına sahiptir.
Hizmete alınmada ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiç birayırım gözetilmez).
Dâvacı, askerlik hizmetini yapmış olma ve yabancılarla evlibulunmama şartlarının ödevin gerektirdiği niteliklerden sayılamayacağını, heriki hükmün de Anayasa'nın 58 inci maddesine ve temel ilkelerine aykırı olduğunuileri sürmekte ve sözü geçen hükümlerin bu bakımlardan iptalini dâvaetmektedir.
a) (H) Fıkrası : Kamu hizmetinin kesilmeden, aksamadanyürütülmesi gerekir. Memurun her şeyden önce, böyle pürüzsüz, verimli birişleyişi sağlayacak nitelikte olması, şarttır. Askerlikle yükümlü olduğu haldebu yükümün gereklerini henüz yerine getirmemiş bir kimse kamu hizmetinealınırsa durum şu olur : Memur, kısa bir süre sonra, görevine henüz alışmış,işini kavramak üzere bulunmuş olduğu bir sırada askere gitmek için hizmettenayrılır, İdare bunun yerine bir başkasını aramak, bulmak durumuna düşer. Yenimemurun da, askerliğini yapmamış olması halinde, bir tecrübesizlik süresindensonra, verimli bir duruma gelmek üzere iken, hizmetten ayılması ve yerininyeniden boş kalması sonucu doğar. Kanun yoluyla önlenememiş bulunduğu takdirdeböyle bir halin sürüp gitmesi beklenir. Kamu hizmeti kesilmeden, aksamadanyürütülemez olur. Öyle ise Memurin Kanunu'nun 4 üncü maddesinin dâva veinceleme konusu (H) fıkrasındaki askerlik hizmetini yerine getirmiş olmak şartıkamu hizmetinin gerektirdiği bir niteliktir; kişiliğe bağlı, Anayasa'nın 12 ncimaddesinde ifadesini bulan, kanun önünde eşitlik ilkesini zedeler bir ayırım,bir imtiyaz değildir. Esasen yine bu fıkrada askerlik yapmamış olan fakatyedeklik sınıfına aktarılmak, askerlik hizmetine elverişli bulunmamak veyaertelenmek suretiyle sürekli yahut hiç değilse uzun süreli olarak çalışabilecekduruma geçmiş kimselerin memurluğa alınmalarına cevaz verilmesi de şartın buniteliği üzerinde tereddüde yer bırakmamaktadır. Bu itibarla davacının,inceleme konusu hükmün Anayasa'nın 58 inci maddesine ve temel ilkelerine aykırıbulunduğu yolundaki iddiasında isabet yoktur.
b) (Z) Fıkrası :
Yabancılarla evli bulunmama şartını, bazı kamu hizmetlerindegörevin gerektirdiği bir nitelik saymak yerinde olur. Meselâ askerlik,Dışişleri, Millî Emniyet ve benzeri hizmetlerde kamu güvenliğinin gereği olarakönemli devlet sırlarının korunması bakımından bu türlü bir sakınganlıktedbirine başvurulması zaruri görülebilir. Böyle bir hüküm, Anayasa'nın 58 incimaddesindeki temel hukuk kuralına aykırı düşmez. Ancak dâva ve inceleme konusu(Z) fıkrasındaki şart, bütün memurluklara şâmil, genel ve sınırsız birkayıtlamadır. Aslında bu şart, evlenmeyi değil, sadece memur olmayısınırlandırmakla beraber, bu haliyle kamu hizmetinin gerektirdiği bir nitelikolma hüviyetini yitirmekte ve Anayasa'nın kanun karşısında eşitlik ilkesinizedeleyen, kişiliğe bağlı bir ayırım durumuna düşmektedir. O halde hükümAnayasa'nın 58 inci maddesine ve eşitlik temel ilkesine aykırıdır; iptaligerekir.
İptal, görevin gereği, böyle bir niteliği zaruri kılan bazı kamuhizmetlerinde çalışan veya çalıştırılacak kimseler bakımından bir boşlukmeydana getirecektir. Bu durumun sakıncalarını önlemek ve gerekli kanunîtedbirlerin vaktinde alınmasını sağlamak için iptal hükmünün, kararın verildiğigünden başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi çoğunlukla uygun görülmüştür.Üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, Muhittin Gürün ve LûtfiÖmerbaş, böyle bir geciktirmeye yer olmadığı görüşünü ileri sürmüşlerdir.
Yine Üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu ve İbrahimSenil inceleme konusu fıkradaki (Bu kanunun neşrinden evvel ecnebi kadınlarlateahhül etmiş bulunan memurin, Hariciye, Müdafaai Milliye ve BahriyeVekâletlerinde istihdam edilmezler) hükmünün de Anayasa'ya aykırı olduğu veiptali gerektiği reyinde bulunmuşlardır. Bu hükümde sözü geçen hizmetlerdememuru önemli devlet sırlariyle karşı karşıya getiren görevlerin bulunduğundaşüphe yoktur. Kamu güvenliğinin ve bu arada devlet sırrının korunması için hertürlü sakınganlık tedbirinin alınması gerekir. Memurin Kanunu'nun yayımındanönce yabancı kadınlarla evlenmiş kimselerin bu çeşit hizmetlerdeçalıştırılmamaları da yerinde bir tedbir sayılabilir. Şu hale göre incelemekonusu hükmün koyduğu yasakla beliren nitelik, görevin gerektirdiği birniteliktir. Bu itibarla çoğunluk, yukarıda açıklanan görüşe katılmamış vedavacının inceleme konusu hükme yönelen Anayasa'ya aykırılık iddiasını kabuledeğer bulmamıştır.
II- Aynı kanunun 26 ncı maddesinin ihtar ve re'sen verilmiştevbih cezalarına ilişkin fıkraları :
Bu fıkralarda :
İhtar cezasının inzibat komisyonu kararı ile verildiği gibi âmirtarafından re'sen de verilebileceği; kabili itiraz olmadığı;
Tevbih cezasının inzibat komisyonu kararı ile verildiği gibibakanlar ve valiler tarafından re'sen verilebileceği; re'sen verilmiş tevbihcezasını alan memurun onbeş gün içinde bu cezayı veren âmire başvurarak itirazedebileceği; süresi içinde itiraz olunmaz veya itiraz reddedilirse cezanınkesinleşeceği yazılıdır.
Anayasa'nın memur teminatını düzenleyen 118 inci maddesine göre: (Memurlar ve kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekkülleri mensuplarıhakkında yapılacak disiplin kovuşturmalarında isnat olunan hususun ilgiliyeaçıkça ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve savunmaiçin belli bir süre tanınması şarttır.
Bu esaslara uyulmadıkça disiplin cezası verilemez.
Disiplin kararları, yargı mercilerinin denetimi dışındabırakılamaz.
Asker kişiler hakkındaki hükümler saklıdır).
Davacı dâva ve inceleme konusu fıkraların ihtar ve tevbihcezalarına ilişkin kararları yargı mercilerinin denetimi dışında bıraktığını vebu yüzden Anayasa'nın 118 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına ve temel ilkelerineaykırı olduğunu ileri sürmekte ve sözü geçen hükümlerin bu bakımlardan iptalinidâva etmektedir.
Dâva ve inceleme konusu fıkralarda ihtar ve tevbih cezalarınıyargı mercilerinin denetimi dışında bırakan bir hüküm yoktur. Sadece ihtarcezasının kabili itiraz olmadığı; re'sen verilmiş tevbih cezası için de ancakcezayı veren âmir katında itiraza gidilebileceği; itiraz olunmaz veya itirazreddedilirse cezanın kesinleşeceği belirtilmiştir. Bunlar ancak derecemüracaatlarını önleyen veya bir noktada kesen hükümlerdir; yargı, mercilerinindenetimi ile ilintileri yoktur. Esasen kanun koyucunun bazı işlemleri yargıdenetimi dışında bırakmayı öngördüğü hallerde hep yargı mercilerine başvurmayıyasaklayan açık hükümler kanunlarda yer almıştır. Meselâ 5442 sayılı İl İdaresiKanunu'nun 13. 31 inci ve 42 nci maddelerinde durum böyledir. Oysa incelemekonusu fıkralarda o türlü bir hükme yer verilmemiştir. Öte yandan idarîdâvalara ancak kesin işlem ve kararlar konu olabilir. Danıştay ötedenberi -eski Anayasa'nın yürürlükte bulunduğu dönemde dahi - ihtar ve tevbih cezalarıaleyhine açılan davaları kabul edegelmiş ve bunlara ilişkin işlemler hiçbirzaman yargı merciinin denetimi dışında kalmamıştır. Bir başka deyimle kazaianlayış ve görüş de bu merkezdedir.
Bu itibarla davacının inceleme konusu fıkralara yönelenAnayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
Üyelerden Muhittin Gürün, dâva ve inceleme konusu fıkralardamemurun savunmasının alınması gerektiği yolunda bir hüküm bulunmayışınıAnayasa'nın 118 inci maddesinin l inci fıkrasına aykırı görmüştür.
Davacının bu cihete yönelen bir iddiası ve istemi yoktur. Esasenböyle bir eksikliğin Anayasa'ya aykırılığı düşünülemez. Anayasa'nın 118 incimaddesi disiplin kovuşturmalarında isnat olunan hususun ilgiliye açıkça veyazılı olarak bildirilmesini, yazılı savunmasının istenmesini ve savunma içinbelli bir süre tanınmasını şart kılmıştır. Bu bağlayıcı bir temel hukukkuralıdır. İnceleme konusu fıkralarla Anayasa kuralı arasında bir çelişmedoğabilmesi için fıkralarda savunma alınmasını engelliyen açık bir hükümbulunması gerekir. Böyle bir hüküm ise yoktur. Esasen Anayasa Mahkemesininiptal yetkisi, ancak var olan bir hüküm dolayısiyle işleyebilir. Hüküm,yokluğunun, iptal konusu olması düşünülemez. Bu bakımdan çoğunluk sözü geçengörüşe katılmamıştır.
III- Aynı kanunun 40 ıncı maddesi :
Memurun, kanunsuz emirler karşısındaki tutumunu düzenleyen bumaddede (Herhangi bir makamdan veya âmirinden emir, yönetmelik, tüzük veyakanun hükümlerine aykırı emir alan memurun aykırılığı kendi âmirinebildireceği; âmir ısrar ederse memurun bütün sorumluluğun kendi âmirine aitolduğunu yazı ile bildirerek emri yerine getireceği, emir, kanunen suç teşkilediyorsa memurun bunu asla yerine getirmiyeceği ve daha yüksek makama durumubildireceği) hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın aynı konuyu düzenleyen 125 inci maddesine göre :(Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimseüstünden aldığı emri yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırıgörürse yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak üstüemrinde İsrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirir, bu"halde emri yerine getiren, sorumlu olmaz.
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez;yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni vekamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır).
Davacı dâva konusu maddede :
a) Emrin Anayasa karşısındaki niteliği üzerinde durulmadığını vememurun emrin yalnız yönetmelik tüzük ve kanun hükümlerine uygunluğunuaraştırma zorunda bırakıldığını;
b) Âmirin kanunsuz emrini yazı ile yenileme şartınınbulunmadığını yazı ile bildirme külfetinin memura yüklendiğini; böylece kanunlaAnayasa kuralının tam tersinin kabul edilmiş olduğunu ve bu sebeplerle maddeninAnayasanın 125 inci maddesine ve 8 inci maddesiyle konulmuş temel ilkeye aykırıbulunduğunu ileri sürmekte ve maddenin iptalini dâva etmektedir.
A) Bu konu görüşülmeğe başlandıkta Başkan Vekili TevfikGerçeker, Üyelerden Şemsettin Akçoğlu, İhsan Keçecioğlu, Avni Givda ve LûtfiÖmerbaş Anayasa'nın üst ile ast arasındaki kanunsuz emir münasebetini bütünayrıntılariyle düzenleyen 125 inci maddesinin, Memurin Kanununun aynı konuyu,farklı olarak, hükme bağlayan 40 ıncı maddesini dolayısiyle yürürlüktenkaldırdığı; yürürlükte bulunmayan bir hükmün Anayasa'ya aykırılığınındüşünülemiyeceği ve bu yüzden de iptal dâvasına konu olamayacağı görüşünü ilerisürmüşlerdir.
Anayasa hükümleri, ister ana çizgileriyle ilkeleri kısaca, isterbütün ayrıntılariyle bazı konuları tam olarak belirtmiş bulunsun etki ve değerbakımından hep ayni niteliktedir. Yani bunlar üstün, bağlayıcı temel hukukkurallarıdır. Hiçbir kanunun hiçbir hükmü bu kurallara aykırı olamaz. Ancakuyuşmazlık ve çelişme durumlarında sonraki kanunun bazı hallerde önceki kanununaykırı hükümlerini dolayısiyle kendiliğinden yürürlükten kaldırışı gibi, temelhukuk kuralının uyuşmazlığı ve çelişmeyi meydana getiren kanun hükmünü doğrudandoğruya kaldırarak onun yerine geçmesi mümkün değildir. Aykırılığın giderilmesiiçin mutlaka bir eylem ve işlem gerekir ki bu da ya yasama yoluyla yahut iptalmüessesesinin işletilmesiyle olur. Eğer Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihtevar olan kanunlardaki aykırı hükümleri kendiliğinden kaldıracağını düşünmekmümkün ve caiz bulunsaydı bu çeşit hükümlerin ayrıca iptali için bir yolunöngörülmesi hiç de gerekmezdi. Oysa Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesine,Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarihte yürürlükte olan kanunlarhakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle iptal dâvası açılabilmesini sağlayacaközel bir hüküm konulmuş; bu da Anayasa'daki temel hukuk kurallarının aykırıhükümleri kendiliğinden ortadan kaldıramıyacağını ayrıca ve açıkça göstermektebulunmuştur. Bu bakımdan çoğunluk söz konusu görüşe katılmamış; MemurinKanunu'nun 40 ıncı maddesinin yürürlükte bulunduğuna ve iptal dâvasına konuolabileceğine çoğunlukla karar verilmiştir.
B) Üyelerden Şemsettin Akçoğlu ve Avni Givda 40 ıncı maddenindâva ve inceleme konusu hükümlerinde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı görüşünüileri sürmüşlerdir.
Anayasa'nın üst ile ast arasındaki kanunsuz emir münasebetinidüzenliyen 125 inci maddesi, kanunsuz emrin yerine getirilebilmesi için üstünİsrar etmesini ve emrini yazı ile yenilemisini şart kılmıştır. Buna karşılıkinceleme konusu maddede üstün İsrarı yeter görülmüş ve memura sorumluluğunâmire ait oduğunu yazı ile bildirme külfeti yüklenmiştir. Maddedeki (Âmir İsrarederse) ibaresinden İsrarın yazılı olması gerektiği hükmünü çıkarmak mümkündeğildir. Zira aynı madde metnindeki (...... memur bütün mesuliyet kendiâmirine ait ve münhasır olduğunu tahriren bildirerek ......) ibaresi kanunkoyucunun bir işlemin yazılı olmasını istemesi halinde maksadını açık ve kesinolarak belirttiğini göstermektedir. Şu duruma göre inceleme konusu hükmünAnayasa'nın 125 inci maddesindeki temel hukuk kuralına aykırı bulunduğunu kabuletmek gerekir. Bu itibarla çoğunluk, sözü geçen görüşe katılmamış ve hükmüniptali lâzım geldiği sonucuna varmıştır.
Dâvacının; inceleme konusu maddeye göre memurun emrin yalnızyönetmelik, tüzük ve kanun hükümlerine uygunluğunu araştırması gerektiğini;Anayasa'ya uygunluğun gözönünde tutulmadığı; bu halin de Anayasa'ya aykırıolduğu ve iptali gerektirdiği yolundaki iddiasına ve istemine gelince :
Anayasa'nın 8 inci maddesinde Anayasa hükümlerinin yasama,yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlıyan temelhukuk kuralları olduğu belirtilmiş; Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığıilkesi ve hukukî mevzuat kademelerindeki yüce yeri bu maddede böylece ifadesinibulmuştur. Şu hale göre inceleme konusu maddede memurun emri, Anayasa'ya uygunbulmaması halinin öngörülmesinde, Anayasa'ya aykırılık hatta bir eksiklik veboşluk dahi var sayılamaz. Çünki emrin Anayasa'ya aykırı bulunması hali,Anayasa'nın 125 inci maddesinde yer almış ve hüküm 8 inci maddede yazılı organ,makam ve kişileri bağlar bulunmuştur. Kaldı ki inceleme konusu maddede emrinkanuna uygun olmaması hali gözönünde tutulmuştur. Hukuki mevzuat içindeAnayasa'nın yerinin kanunlar bölümü olduğunda ve (Kanun) deyiminin Anayasa'yıda kapsadığında hiç şüphe yoktur. Anayasa'nın 125 inci maddesinde (Kanun) danayrı olarak (Anayasa) deyiminin de kullanılması faydalı ve uyarıcı birtekrardan ibaret olmak gerekir. Bu itibarla söz konusu gerekçeye dayananaykırılık iddiası yerinde değildir.
Sonuç :
I- 1. 788 sayılı Memurin Kanunu'nun 4 üncü maddesinin (H)fıkrası Anayasa'ya aykırı olmadığından bu hükmün iptaline ilişkin isteminreddine oybirliğiyle;
2. A) Aynı Kanunun aynı maddesinin 1393 sayılı kanunla değişik(Z) fıkrasındaki ecnebilerle evli olmamak; memur iken ecnebilerle evlenenlermüstafi addedilir) hükmü Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline oybirliği ile;
B) İşbu iptal kararının Anayasa'nın 152 nci ve 44 sayılı ve22/4/1962 günlü kanunun 50 inci maddelerinin 2 nci fıkraları uyarınca karargününden başlıyarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine üyelerden İsmail HaklaÜlkmen, Şemsettin Akçoğlu, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle veoyçokluğu ile;
C) Aynı fıkradaki (Bu kanunun neşrinden evvel ecnebi kadınlarlateahhül etmiş bulunan memurin, Hariciye, Müdafaai Milliye ve BahriyeVekâlelerinde istihdam edilemezler) hükmü Anayasa'ya aykırı olmadığından buhükmün iptaline ilişkin istemin reddine üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen,Şemsettin Akçoğlu ve İbrahim Senil'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
II- 1. Aynı kanunun 1777 sayılı kanunla değişik 26 ncımaddesinin ihtar cezasına ilişkin fıkrasında yer alan (Kabili itiraz değildir),hükmü ile tevbih cezasına ilişkin fıkrasında yer alan (Müddeti zarfında itirazolunmaz veya edilen itiraz âmir tarafından reddolunursa ceza katileşir..) hükmüAnayasa'ya aykırı olmadığından bu hükümlerin iptaline ilişkin istemin reddineoybirliğiyle;
2. Aynı maddede (Âmirler tarafından re'sen ihtar ve tevbihcezaları verilmeden önce memurun savunmasının alınması gerektiği) yolunda birhüküm bulunmayışının Anayasa'ya aykırılık teşkil etmediğine üyelerden MuhittinGürün'ün muhalefetiyle ve oyçokluğu ile;
III- 1. Aynı kanunun 40 ıncı maddesindeki (Âmiri ısrar eder isememur bütün mesuliyeti kendi âmirine ait ve münhasır olduğunu tahrirenbildirerek o emri infaz eder) hükmü Anayasa'ya aykırı olduğundan bu hükmüniptaline üyelerden Şemsettin Akçoğlu ve Avni Givda'nın muhalefetleriyle veoyçokluğu ile;
2. Aynı maddenin başındaki (Memur, emir ve talimatname venizamname ve kanun hükümlerine mugayir olarak herhangi bir makam veya âmirindenbir emir telâkki edince onun ahkâma mugayeretini kendi âmirine bildirir)hükmünde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından bu hükme ilişkin iptal istemininreddine oybirliğiyle;
Anayasa'nın 149, 152 ve geçici 9 uncu maddeleri gereğince22/5/1963 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkan Vekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
1- İl İdaresi Kanununun bir kısım maddeleri hakkında AnayasaMahkemesince verilen 20/5/1963 tarihli ve 1963/174 - 1963/115 sayılı karara aitmuhalefet şerhinin l numaralı fıkrasında belirttiğim sebeplere binaen, Türkiyeİşçi Partisinin en yüksek merkez organı olan Genel Yönetim Kurulu kararınadayanmadan açılmış bulunan dâvanın reddi gerekir.
Evvel emirde karara bu noktadan muhalifim.
2- Mahkememiz bu kararı ile, Memurin Kanununun, memur olmak içinecnebilerle evli olmamak şartını koyan ve memur iken evlenenleri de müstafisayan hükmünü iptal etmiş ve (İptal, görevin gereği, böyle bir niteliği zarurikılan bazı kamu haklarında çalışan veya çalıştırılacak kimseler bakımından birboşluk meydana getirecektir. Bu durumun sakıncalarını önlemek ve gerekli kanunîtedbirlerin vaktinde alınmasını sağlamak için) gerekçesiyle iptal hükmünün,kararın verildiği günden başlıyarak altı ay sonra yürürlüğe girmesini kabuleylemiştir.
Kanaatimce bu iptal neticesinde mevzuatımızda düşünüldüğüşekilde bir boşluk meydana gelmiyecektir. Zira bu konuda bir tahdidin şayanıkabul olabileceği askerî hizmetlerle Dışişlerinin, bu hususta özel mevzuatıvardır. Bunların dışında kaldıkları halde bu konuda tahdidi gerekli kılan başkahizmetler bulunduğu takdirde kanun koyucu her zaman icap eden kanunu koyabilir.
Bu itibarla yerinde bir sebebe dayanmıyan, (İptal hükmünün 6 aysonraya tehiri) kararına muhalifim.
3- Memurin Kanununun 55 inci maddesinde sadece disiplinkomisyonlarınca verilecek cezalar için ilgiliden savunma alınması mecburiyetikonulmuş, buna mukabil 26 ncı maddede âmirler, re'sen verebilecekleri ihtar vetevbih cezaları konusunda, ceza vermeden evvel ilgililerin savunmalarını almağamecbur tutulmamışlardır. 26 ncı maddenin yürürlükteki hükümleri gereğinceâmirler, savunma almadan da sözü geçen cezaları uygulayabilmektedirler.
Halbuki Anayasa'nın 118 inci maddesine göre disiplin cezasınınverilmesinden evvel ilgiliden yazılı savunma istenmesi ve savunma için bellibir süre verilmesi şarttır.
Görülüyor ki Anayasa'nın koyduğu bu mecburiyet, MemurinKanununun bahse konu 26 ncı maddesinde ön görülmemek suretiyle bertarafedilmiştir.
Anayasa'ya aykırılık için, kararın çoğunluk kısmında ilerisürüldüğü üzere, behemahal bir Anayasa hükmünün uygulanmasını engelleyen birhükmün mevcudiyeti şart olmayıp, aynı zamanda, neticesi itibariyle Anayasahükmüyle konulan bir mecburiyeti bertaraf eden veya onu ihtiyari bir hale sokanbir hükümde Anayasa'ya aykırı olur.
Bu sebeplerle ve Anayasa Mahkemesinin İl İdaresi Kanununun birkısım maddeleriyle ilgili 20/5/1963 tarihli ve 1963/174 - 1963/115 sayılıkararına ait muhalefet şerhimin 3 numaralı fıkrasında belirttiğim düşüncelerlekararın bu kısmına da muhalifim.
4- Memurin Kanununun 40 ıncı maddesinde, âmirler tarafındanverilen emirlerin uygun olmaları gerektiği gösterilen mevzuat arasında(Anayasa) nın zikredilmemiş olmasına rağmen Anayasa'ya aykırılık görülmemişbulunmasını, Mahkememizin bu kararında izah edildiği gibi, Anayasa'nın 8 ve 125inci maddelerine, kısmen dahi olsa, dayandırmakta isabet bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin, İl İdaresi Kanununun bir kısımmaddeleriyle ilgili 20/5/1963 tarihli ve 1963/174-1963/115 sayılı kararına aitmuhalefet şerhimin l numaralı fıkrasında izah ettiğim sebeplere binaen kararınbu kısmının gerekçesine de muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün
MUHALEFETŞERHİ
l- Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sında sadece özü belirtilmiştemel hukuk kuralları değil, bazı konuları bütün ayrıntılariyle doğrudandoğruya düzenleyen geniş hükümler de yer almıştır. Üst ile ast arasındakikanunsuz emir münasebetini düzenliyen 125 inci madde de, bu hükümlerarasındadır. Yalnız özü belirtilmiş temel hukuk kuralları ile kanunlar arasındaçelişme bulunduğu takdirde aykırılığın giderilmesi için mutlaka bir eylem veişlem gerekir ki bu da ya yasama yoluyla yahut iptal müessesesinin işletilmesiyleolur. Belirli konuları bütün ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenliyenhükümler ise daha önceki kanunlarda bulunup da aynı konuları düzenleyen fakatAnayasa'dakine aykırı veya ondan farklı olan hükümleri kendiliğindenyürürlükten kaldırır.
Alelade kanunlar için tabii olan bu nüfuz ve etkiyi Anayasa'yatanımamayı destekliyecek bir hukuk kuralı düşünülemez. Anayasa'nın geçici 9uncu maddesine, Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarih ve yürürlükteolan kanunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle ve belirli süre içindeiptal dâvası açılabilmesini sağlayacak özel bir hükmün konulması ancakAnayasa'nın bir kısım, yani sadece özü belirtilmiş temel hukuk kurallarınaaykırı hükümleri kendiliğinden tasfiye edemiyeceğini gösterir. Belirli konularıbütün ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenliyen hükümlerinin,, öncekikanunlardaki aynı konuya ilişkin aykırı veya farklı hükümleri kendiliğindenyürürlükten kaldırma hususundaki nüfuz ve etkisine söz getirmez.
788 sayılı Memurin Kanununun 40 ıncı maddesi tıpkı Anayasa'nın125 inci maddesi gibi, üst ile ast arasındaki kanunsuz emir münasebetinidüzenlemektedir. Bir bütün olarak 125 inci maddeden farklıdır. Bu itibarlaAnayasa'nın 125 inci maddesi yürürlüğe girer girmez Mumurin Kanununun 40 ıncımadesi kendiliğinden yürürlükten kalkmıştır. Yürürlükte bulunmayan bir hükmünise Anayasa'ya aykırılığı ve iptal dâvasına konu olması düşünülemez.
2- 40 ıncı maddedeki Anayasa'ya aykırılığın gerekçesi ikinoktada toplanmaktadır.
a) Bu madde de üstün emrini yazı ile yenilemesi şartınınbulunmaması;
b) Memura sorumluluğun âmire ait olduğunu yazı ile bildirmekülfetinin yüklenmiş olması,
Dâva ve inceleme konusu maddedeki (Âmir İsrar ederse) ibaresi(Amir emrini yenilerse) fikrinin bir başka deyimle ifadesidir. Bu hükmün Anayasa'yaaykırı olabilmesi için metinde ısrarın yazılı olmasını önleyen bir açıklamanınbulunması gerekir. Böyle bir açıklama yoktur. Israrın yazılı olacağınınbelirtilmemesi belki bir eksiklik olarak düşünülebilir. Ancak eksiklik biraykırılık sayılamıyacağı gibi esasen Anayasa'nın 125 inci maddesi, üstün vebağlayıcı gücüyle, bu konudaki herhangi bir eksikliği de yersiz ve etkisizbırakır. Memurun sorumluluğun âmire ait olduğunu yazı ile bildirmesini öngörenhüküm ise sadece şekle ve usule ilişkin bir ayrıntıdır. 125 inci maddeninkoyduğu kurala ne aykırılığı, hatta ne de onunla bir ilintisi vardır.
Sonuç : Memurin Kanununun 40 ıncı maddesi bazı bakımlardanAnayasa'nın - 125 inci maddesinden biraz farklıdır; ama ona aykırı değildir.
Söz konusu madde hakkında verilen karara bu sebeplerlemuhalifim.
Üye
Avni Givda
MUHALEFETŞERHİ
1- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 2 nci maddesinde,herkesin - ırk, renk, cins, dil, din, siyasî veya diğer herhangi bir akide,millî veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir farkgözetilmeksizin - bu beyannamede ilân olunan tekmil haklardan ve bütünhürriyetlerden istifade edeceği; 16 ncı maddesinde de, evlilik çağına varan hererkek ve kadının - ırk, vatandaşlık veya din bakımlarından hiçbir takyidatatabi olmaksızın - evlenmek ve aile kurmak hakkını haiz bulunduğu kabul edilmiştir.
Anayasa'nın 12 ve 58 inci maddelerinin gerekçelerinden vemüzakere tutanaklarından anlaşıldığı gibi (Kamu hizmetlerine alınmada, ödevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilmiyeceği) kaidesibeyannamedeki bu (Eşitlik) esasından mülhem bulunmaktadır.
Bir kimsenin (Aile kurmak hakkı), beyannamede de işaret edildiğigibi - ırk, tabiiyeti ve dini ne olursa olsun - dilediği bir kimse ileevlenmesinin mümkün bulunması halinde mevcuttur. Alelumum vatandaşlar içinkabul edilen (Dilediği ile evlenme) hakkının yalnız memurlar için kayıtlanması,ecnebi ile evli olanın memurluğa alınmaması, memur iken evlenenlerin istifaetmiş sayılması, Anayasa'mızda temel haklar arasında sayılan (Eşitlik) i,Anayasa'nın 11 inci maddesine aykırı olarak ve bu hakkın özüne dokunmaksuretiyle ihlâl eder.
2- Anayasa'nın 58 inci maddesinde; her Türkün kamu hizmetinegirme hakkına sahip olduğu kabul edildikten sonra (Hizmete alınmada ödevingerektirdiği niteliklerden başka hiç bir ayırım gözetilemez) denilmektedir.
Maddedeki (Nitelik) tabiri mutlak olmayıp (Ödevin gerektirdiğinitelik söz konusudur. Bir memurun eşi ile o memurun ödevi arasında hiçbirmünasebet kurulamıyacağına göre, 58 inci maddenin, memurun evlilik durumunuderpiş ettiği kabul edilemez.
Çoğunluk kararında (Yabancılarla evli bulunmama şartını bazıkamu hizmetlerinde ödevin gerektirdiği bir nitelik saymak yerinde olur. Meselâaskerlik, dışişleri, millî emniyet ve benzeri hizmetlerde kamu güvenliğiningereği olarak önemli Devlet sırlarının korunması bakımından bu türlü birsakınganlık tedbirine başvurulması zaruri görülebilir. Böyle bir hüküm, 58 incimaddedeki temel hukuk kuralına aykırı düşmez) denilmektedir.
Kamu güvenliğine dayansa bile, bir memurun dilediği ileevlenmesinin yasaklanmasına Anayasa'nın 11 inci maddesi hükmü müsait olmamaklaberaber kararda söz konusu edilen görevler için hususi hükümler vardır.Filhakika :
912 sayılı kanunun 1278 sayılı kanunla değişik 5 inci maddesinde(Ordu, bahriye ve jandarma zabıtam için); 1154 sayılı kanunun 13 üncü maddesinde(Hariciye Vekâleti memurları için); 3201 sayılı kanunun 23 üncü maddesinde(Polis mesleğine girecekler için) ve Hâkimler Kanununun 3885 sayılı kanunladeğişik 3 üncü maddesinde (Hâkimlik ve savcılık namzetleri için) kabul edilenve bu hizmetlere gireceklerin veya bu hizmetlerde çalışanların evlenmelerinikayıtlayan hükümler vardır. Ancak dâvanın konusu, yukarıda yazılı ve benzerihususi hükümler olmayıp, Memurin Kanunu hükmüdür. Bu konu içinde, muhtelifhususi kanunları ilgilendiren ve dâva konusu yapılmadıkça - Memurin Kanununun 4üncü maddesinin Z fıkrasındaki umumi hükmün iptaline rağmen yürüyecek olandiğer hükümleri ele almak ve bunların Anayasa'ya aykırı bulunmadığı hususundadâva ve talep dışı bir neticeye varmak 44 sayılı kanunun 28 inci maddesihükmüne uygun bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, çoğunluk kararının gerekçesi (Yabancılarla evlibulunmama şartının - önemli Devlet sırlarının korunması bakımından bazı Devlethizmetlerinde ödevin gerektirdiği nitelik sayılmasının zaruri bulunduğu) sebebinedayanmaktadır. Böyle bir zaruretin kabulü için Devlet sırrının ne olduğu; busırların hangi Devlet dairelerinde toplandığı ve hangi memurların muhafazasınamevdu bulunduğu meselelerinin incelenmesi gerekir. Bu inceleme de, MemurinKanununda değil hususi kanunlarda mevcut hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmasısebebine dayanılarak açılacak dâvalarda ve o konulara münhasır kalmak şartiyleyapılabilir. Memurin Kanununun 4 üncü maddesinin Z fıkrası hükmünün Anayasa'yaaykırılığı kabul edildikten sonra bu dâva içinde yapılacak başka bir incelemekalmamıştır. Mahkeme kararının yürürlüğe gireceği tarihin altı ay sonrayaalınmasına ve Memurin Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte evli olan memurlarınvaziyetlerini derpiş eden; bunların - askerlik ve dışişleri hizmetlerinde değil- Hariciye, Harbiye ve Bahriye Vekâletlerinde çalışamıyacaklarını gösterenistisna hükmünün Anayasa'ya aykırı olup olmadığının tetkikına da lüzum yoktur;zira, bu bakanlıklara ait hususi kanunlardaki benzeri hükümler halâyürürlüktedir. Bu gibilerin vaziyetleri Memurin Kanunu ile değil o kanunlarlahalledilecektir.
3- Bir memurun ecnebi olan eşinin tavassutu olmaksızın birDevlet sırrının ortaya çıkmasının imkânsızlığı iddia edilemez. Böyle de olsa,bazı memurların ecnebilerle evlenmesinin önlenmesiyle bu mahzur bertarafedilmiş sayılamaz.
Vatandaşlık Kanunumuza göre bir ecnebi kadın Türk ile evleninceTürk tabiiyetine geçer. Bu kadın boşanır ve eski tabiiyetine rücu hakkında birarzu ızhar etmezse Türk kalır. (1312 sayılı kanunun 13 üncü maddesi). Türktabiiyetini bu suretle kazanan bir ecnebinin, hangi hizmette bulunursabulunsun, bir Türk memur ile evlenmesine kanuni bir mâni yoktur.
Kendilerine Devlet sırrı tevdi edilecek mevkide olmasalar bilebir polis, bir subay veya bir dışişleri memurunun ecnebi ile evlenmesi mümkündeğildir. Buna karşılık, bütün Devlet sırlarına vâkıf olabilecek mevkide olanBaşbakan ve Bakanların ecnebi ile evli olmaları veya bu görevleri yaptıklarısırada evlenmeleri mümkündür. Hizmetin en yüksek kademesini işgal edenler içinmahzur sayılmayan (Ecnebilerle evli olma) durumunun alt kademedeki memurluklariçin (Ödevin gerektirdiği nitelik) sayılamıyacağına şüphe edilemez.
Netice :
1- Kararın l numaralı bendinin 2 numarasındaki (B) ve (C)fıkralarına, yukarıda yazılı sebeplerle;
2- Kararın III numaralı bendinin l numaralı fıkrasına, Üye AvniGivda'nın muhalefet şerhinde izah edilen sebeplerle muhalifim.
Üye
Şemsettin Akçoğlu
MUHALEFETŞERHİ
l- Kararın, 788 sayılı kanunun memurluğa kabul şartlarınıgösteren 4 üncü maddesinin (Z) fıkrasındaki (Ecnebilerle evli olmamak. Memuriken ecnebilerle evlenenler müstafi addedilir) hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğundan iptali gerektiğine dair olan kısmına iştirak etmekle beraber iptalhükmünün askerlik ve dışişleri gibi bazı kamu hizmetlerinde çalışan veçalıştırılacak olanlar bakımından bir boşluk husule getireceği ve bu durumunsakıncalarını önlemek ve gerekli kanunî tedbirlerin alınmasına imkân bırakmakmaksadiyle iptal kararının 6 ay sonra yürürlüğe girmesi hakkındaki kısmınakatılmıyorum. Zira :
Çoğunluk tarafından da yabancılarla evli olmamak şartının, kamuhizmetinin bir niteliği mahiyetinde sayıldığı hallerden olan askerlik vedışişleri hizmetlerini düzenleyen teşkilât kanunlarında bu yüzden doğabilecekmahzurları önleyecek hükümler hâlen mevcut bulunmaktadır. Gerçekten, ordu,bahriye ve jandarma zabıtan ve memurini hakkındaki 17/6/1926 tarihli ve 912sayılı kanunun 28/5/1928 tarihli ve 1278 sayılı kanunla değiştirilen 5 incimaddesiyle "zabitan ve mensubini askeriyeden ecnebi kız ve kadınlarlateahhül edenlerin tekaüt hakkından mahrumiyet şartiyle müstafi ad ve bu kanununneşrinden evvel müteehhil bulunanların rızalarına bakılmaksızın müddeti hizmetlerinegöre tekaüde sevk olunacakları" hükme bağlanmış olduğu gibi ecnebi kız vekadınlar ile nikâhsız yaşıyanlar ve yabancı memleketlere vazife ile veya tahsiliçin gönderilmiş olanlardan aynı suretle hareket edenler hakında da aynıişlemlerin yapılacağı öngörülmüştür.
Kezalik 25/6/1927 tarih ve 1154 sayılı Hariciye Vekâleti MemurinKanununun 13 üncü maddesinde "Hariciye memurlarının evlenmeden evvelVekâletin muvafakatini istihsale mecbur oldukları, bu mecburiyet hilafındahareket edenlerin müstafi addolunacakları ve bir daha hariciye hizmetindeistihdam edilemiyecekleri" açıklanmıştır.
Ve yine 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet TeşkilâtıKanununun polis mesleğine girmek için aranan şartları beyan eden 23 üncümaddesinin (H) fıkrasında "Ecnebi kız ve kadınla evli olmamak ve yaşarbulunmamak" şartı de yer almıştır.
Bu hükümler umumî mahiyetteki Memurin Kanunu'nun 4 üncümaddesinin (Z) fıkrasının yeniden düzenlenmesine kadar geçecek süre içindemezkûr fıkradaki (Ecnebilerle evli olmamak. Memur iken ecnebilerle evlenenlermüstafi addedilir) hükmünün iptalinden bir boşluk husule gelmiyeceğinigöstermektedir. Bütün memurlara şâmil ve insan haklarına aykırı bu hükmün iptaledildiğine göre iptalin biran önce hükmünü icra etmesi gerektiği reyiylekararın 6 ay geri bırakılmasına muhalifim.
2- Memurin Kanununun bahis konusu 4 üncü maddesinin (Z)fıkrasındaki (Bu kanun neşrinden evvel ecnebi kadınlarla teahhül etmiş bulunanmemurin, hariciye, müdafaai milliye ve bahriye vekâletlerinde istihdamedilemezler) hükmü de Anayasa'ya aykırı bulunmaktadır.
Zira bu hükmün sadece Memurin Kanununun neşri tarihinden ve 1393sayılı kanunla değişik metne de aynen alındığına göre nihayet mezkûr kanununneşri tarihi olan 24/2/1929 tarihinden önce ve sadece yabancı kadınlarlaevlenmiş olan memurların belli kamu hizmetlerinde çalıştırılmalarınıyasaklamaktadır. Bu hükme göre yabancı erkeklerle evli olan kadınların sözügeçen hizmetlerde çalıştırılmaları hakkında bir kayıtlama mevcut bulunmadığıgibi bu hüküm, en geç 24/2/1929 tarihinden sonra yabancılarla evlenmiş olanerkek ve kadınların sözü geçen hizmetlerde çalıştırılmalarını önleyicimahiyette bir kayıtlamayı da ihtiva etmemektedir. Şu hale göre bu fıkra yabancıerkeklerle evlenmiş olan kadınların Millî Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarındaçalıştırılmalarını engelleyici mahiyette bulunmadığı gibi 24/2/1929 tarihindensonra yabancılarla evlenmiş olan erkek ve kadınların adı geçen Bakanlıklardaçalıştırılmalarını da men edememektedir. Sonuç olarak da Millî Savunma veDışişleri Bakanlıklarında çalıştırılmak bakımından Türk vatandaşları arasındabir eşitsizlik yaratmakta, onları farklı işlemlere tabi tutmaktadır.
Anayasa'nın 12 nci maddesi "herkesin dil, ırk,cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanunönünde eşit olduğunu, hiç bir kişiye, zümreye veya sınıfa imtiyaztanınamayacağını" açıkladığı gibi 58 inci maddesi de "her Türk'ünkamu hizmetlerine girme hakkına sahip olduğunu, hizmete alınmada ödevingerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilemiyeceğini"belirtmiştir.
Memurin Kanununun 4 üncü maddesinin değişik (Z) fıkrasınınparantez içindeki hükmü Anayasa'nın yukarıda gösterilen hükümlerine açıkçaaykırı bulunmaktadır. Yabancılarla evli olmamak, Millî Savunma ve Dışişlerihizmetlerinin bir niteliği ise bu kaydın, kadın erkek bütün vatandaşlarhakkında seyyanen uygulanması, değil ise belli bir tarihten önce evlenmiş olanerkeklerede uygulanmaması gerekir. Anayasa'nın temel ilkelerinden biri olanhukuk devleti ilkesi de vatandaşlar arasında böyle bir ayırımı tecviz etmeyeimkân vermez.
Esasen sözü geçen fıkra, Memurin Kanununun yürürlüğe girdiğitarihte memur olup da yabancı kadınlarla evli bulunan kişilerin durumunudüzenlemeye matuf geçici bir intikal hükmü olup mezkûr kanunun yürürlüğekonulduğu tarihten bu yana geçmiş olan 37 küsur yıl içinde hükmünü icra etmişve tamamlamış olması itibariyle kanunda bırakılmasından amelî bir faide desağlanamıyacaktır.
Bu sebeplere binaen Anayasa'ya aykırı bulunan mezkûr hükmün deiptali gerekeceğinden çoğunluk kararına bu noktadan da muhalifim.
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
İkinci fıkradaki görüşe katılmak suretiyle kararın bu kısmınamuhalifim.
Üye
İbrahim Senil