ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/204
Karar No.:1963/179
Karar tarihi:8/7/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:13.11.1963/11554
Davacı: Türkiye İşçi Partisi.
Dâvanınkonusu : 4/7/1934 günlü ve 2559 sayılı Polis Vazife ve salâhiyet Kanununun 2maddesinin B bendinin ikinci cümlesinin Anayasa'nın 125. maddesine ve 6.maddesinin Anayasa'nın 21. maddesine ve her iki hükmün Anayasa'nın temelilkelerine aykırı bulunması itibariyle iptali istenmiştir.
İnceleme: Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi gereğince yapılan ilk incelemededâvanın Türkiye İşçi Partisi Genel Yönetim Kurulu'nun 10/2/1963 günlütoplantısında Anayasa'ya aykırı kanunların iptali için dâva açılması hususundaMerkez Yönetim Komitesine tam yetki verilmesine dair karara dayanılarak adıgeçen komite tarafından 14/2/1963 günlü toplantıda alınan karar gereğinceaçıldığı dosyada mevcut karar örneklerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.
AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkında ki 22/4/1962 günlü ve 44sayılı kanunun 25. maddesinin l sayılı bendi uyarınca siyasî partilertarafından Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açma yetkisi, tüzüklerine göre enyüksek merkez organlarının en az üye tam sayısının salt çoğunluğu ilealacakları karar üzerine genel başkanlarına veya vekillerine aittir.
Türkiyeİşçi Partisi Tüzüğü'nün 9 uncu maddesinde Partinin organları (Büyük Kongre,Genel Yönetim Kurulu, Merkez Yönetim Komitesi..) olarak gösterilmiştir.
Budurum karşısında dâvanın 44 sayılı kanun hükümlerine göre açılmış olup olmadığıgörüşülmüş ve sonuçta Türkiye İşçi Partisi Merkez Yönetim Komitesi'nin, PartiTüzüğü'nün 17. maddesinde belirtildiği üzere partinin en yüksek merkez organıolduğuna, bu organın iptal dâvası açılması hakkında karar vermesinin 44 sayılıkanunun 25. maddesinin I. sayılı bendine uygun bulunduğuna Üyelerden İsmailHakkı Ülkmen, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün'ün (Dâvaaçma kararının Parti Tüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca partinin en yüksek merkezorganı olan Genel Yönetim Kurulunca) ve Üyelerden Şemsettin Akçoğlu'nun da(Partinin en yüksek organı olan büyük kongrece) verilmesi gerektiği yolundakimuhalefetleri ile ve oy çokluğu ile;
Dosyadaeksiklik bulunmadığı ve Başvurmanın Anayasa'nın 151. ve geçici 9. maddeleriyle44 sayılı kanunun 21,. 25,. 26. ve geçici 5. maddelerine uygun olduğuanlaşılmakla esasın incelenmesine;
Birdenfazla kanun ile ilgili çeşitli hükümlerin iptalini bir dilekçe ile istenmişolması, incelemeleri ve dâvanın çözümlenmesini zorlaştıracağından her kanunailişkin hükümler için örnekler çıkarılmak suretiyle ayrı birer dosya teşkilineve dâvaların böylece ayrılmasına, oybirliği ile;
Kararverildikten sonra, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 2.maddesinin B bendinin ikinci cümlesi ile 6. maddesinin Anayasa'ya aykırıbulunduğu iddiasını kapsayan ve 1963/174 sayılı esas dâva dosyasından ayrılaniş bu dâva dolayısiyle hazırlanan rapor, dâva dilekçesi iptali istenen kanunhükümleriyle Anayasa'nın ilgili maddeleri ve her ikisinin gerekçeleriylekomisyon raporları ve meclis müzakere tutanakları okunarak gereği görüşülüpdüşünüldü :
Gerekçe:
l-Davacı, dâva dilekçesinde, Anayasa'nın temel ilkelerine dair görüşünü genelolarak açıkladıktan sonra, konu ile ilgili özel gerekçesinde 2559 sayılı PolisVazife ve Selâhiyet Kanununun 2. maddesinin B bendinin ikinci cümlesi ilepolis'in göreceği vazifelerde yetkili âmirden verilecek emirlerde MemurinKanununun 40. maddesi hükmü carî olmayacağı esasının konulmuş olmasının,polisi, görevinin yaparken âmirinden aldığı emin, suç teşkil etse bile,düşünmeden yerine getirmek zorunda bıraktığını, bunun ise Anayasa'nın 125.maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek mezkûr hükmün iptalini istemiştir.
MemurinKanununun 40. maddesi, memurun, yetkili âmirden aldığı emrin yönetmelik, tüzükve kanun hükümlerine aykırı olduğunu görürse bunu âmirine bildireceğini, âmiriİsrar ederse memurun bütün sorumluluğun kendi âmirine ait olduğunu yazı ilebildirerek emri yerine getireceğini bu misli emirlerin kanunen cürüm teşkileden mevaddan bulunması lâzım geldiğini ve aksi halde memurun bu emri hiç birsurette yerine getirmiyerek keyfiyeti daha yüksek makama bildireceğini âmirbulunmaktadır.
2559sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun 2. maddesinin B bendine (Polisingöreceği vazifelerde selâhiyetli âmirden verilecek emirlerde Memurin Kanununun40. maddesi hükmü cari değildir.) hükmü konulmak suretiyle Memurin Kanununun40. maddesinin (Konusu suç teşkil eden emrin hiç bir suretle yerinegetirilemiyeceği) şeklindeki hükmü, polis memurları için bertaraf edilmişbulunmaktadır.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi, kamu hizmetlerinde herhangibir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimsenin üstünden aldığı emri yönetmelik,tüzük, kanun ve Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmiyerek buaykırılığı emri verene bildireceğini, ancak üstü emrinde ısrar eder ve bu emriyazı ile yenilerse emri yerine getireceğini, bu halde emri yerine getireninsorumlu olmıyacağını belirttikten sonra (Konusu suç teşkil eden emir, hiç birsurette yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
Askerihizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğin inkorunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.) hükmünü koymuştur.
PolisVazife ve Selâhiyet Kanununun 2. maddesinin B bendinin ikinci cümlesi, kanuna,Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından eklenmiştir. Komisyonraporunda bu hükmün gerekçesi şu şekilde ifade edilmiştir.
(PolisinSelâhiyetli âmirleri tarafından verilecek emri derhal infaz etmelerivazifelerinin ehemmiyet ve müstaceliyet noktasından mültezem bulunduğundanMemurin Kanununun 40. maddesinde mevcut ve âmirin vereceği emre müteallik umumihükümlerin polis vazifelerinde cari olmıyacağı kaydolunmuştur. Şu kadar kipolis âmirlerinin vereceği bir emrin sarih ve fahiş bir surette kanunsuzluğuanlaşılabilir hususlardan olmaması pek tabii olup, maddeye ilâve edilen fıkraile bu kabil açık surette takdiri mümkün olan kanunsuzluklardan dolayı mahzaâmirden emir verilmiş diye teveccüh edecek kanunî mesuliyetlerin polisin mutlaksurette beri olacağı kastedilmemiştir).
AdaletKomisyonunun bu gerekçesinden her ne kadar Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun2. maddesinin B bendine eklenen ve davacı tarafından iptali istenen hüküm ilekonusu suç teşkil eden emirlerin polis tarafından yerine getirilmesininkastedilmediği anlaşılmakta ise de yetkili âmir tarafından verilecek emirlerinyönetmelik, tüzük, veya kanun hükümlerine fahiş surette aykırı olup olmadığınıntakdiri her zaman kolayca kabil olamıyacağı gibi bu hüküm, polisi, MemurinKanununun 40. maddesi hükmünden mutlak surette istisna etmiş olduğundan, konususuç teşkil eden emirlerin dahi infaz edilmesi gerekeceği hakkında bir anlayışada müsait bulunmaktadır.
HalbukiAnayasa'nın 125. maddesinin ikinci fıkrasiyle konusu suç teşkil eden emirlerinhiç bir suretle, yani âmir, emrini yazılı olarak yenilese dahi, yerinegetirilemiyeceği ve yerine getiren memurun âmirin den aldığı yazılı emredayanmasının kendisini sorumluluktan kurtaramayacağı açıkça belirtilmiştir.
Anayasa'nınsözü geçen maddesi, kamu hizmetlerinde âmir ile memurun münasebetini düzenlerkenson fıkrasiyle acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması içinkanunla gösterilen istisnaların saklı olduğunu belirtmek suretiyle, âmir vememur münasebetlerinde bazı hususların düzenlenmesini de kanun koyucuyabırakmıştır.
Dâvakonusu Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun 2. maddesinin B bendinin ikincicümlesi, 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sından çok önce yürürlüğekonulmuş olduğundan bu kanunun Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasıuyarınca, kanun koyucu tarafından düzenlenmiş bir kanun sayılması mümkündeğildir ve; Anayasa'nın sözü geçen maddesi İle yasaklanan bir davranışa yerverir nitelikte olması bakımından da Anayasa'ya açıkça aykırı olan bu hükmün,iptali gerekir.
2-Davacı, dışardan gelen filmlerin gösterilmesini ve içerde yapılacak filmlerinçekilmesini polisin iznine bağlıyan ve polise filmleri ve senaryoları, ilgilimakamlarla birlikte ve tüzüğüne göre, tetkik ve muayene yetkisini veren PolisVazife ve Selâhiyet Kanununun 6. maddesi hükmünün Anayasa'nın 21. maddesine aykırıbulmakta ve bu hükmün sanat bilgisi bulunmıyan polise verilmesiyle her çeşitfilmi sansüre tâbi tutmak ve sonuçta kısmen veya tamamen oynatılmasına engelolmak imkânı tanındığını, Fikir ve Sanat Keserleri Kanununun 1. maddesiylesanat eserleri arasına katılmış olan sinema filmlerinin zamanımızda diğer sanatkollarına nazaran çok daha büyük bir halk kitlesine hitap etmekte ve etkileyiciolmakta bulunduğunu, polise böyle bir yetki verilmesinin Anayasa'nın 21.maddesindeki sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama ve yayma hakkınaaykırı bulmakta ve sinema filmlerinin serbest bırakılmasından, genel ahlâk veadap bakımlarından doğacak sakıncaların önlenmesini yargı mercilerinebırakmanın mümkün olduğu yolunda bazı düşünceler ileri sürmektedir.
Davacıtarafından Anayasa'ya aykırılığı iddia edilen Polis Vazife ve SelâhiyetKanununun 6. maddesi şöyledir :
(Hariçtengelen filmlerin gösterilmesi ve dâhilde yapılacak filmlerin çekilmesi polisiniznine bağlıdır. Polis filmlerin ve senaryoların tetkik ve muayene işinialâkalı makamlarla birlikte ve nizamnamesine göre yapar).
Anayasa'nın21. maddesinin birinci fıkrası da şu hükmü kapsamaktadır.
(Herkesbilim ve sanatı serbestçe Öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlardaher türlü araştırma hakkına sahiptir).
AnayasaKomisyonu raporunun bu maddeye ilişkin gerekçesinde (İlk fıkrada bir taraftanilim ve sanat hürriyeti, diğer taraftan da Öğrenme ve öğretme hürriyeti genelolarak ilân edilmiştir, İlim ve sanata boyunduruk vurmaca totalitergelişmelerden ve Batı âleminde yaşanmış olan acı tecrübelerden sonra, yeniAnayasalarda çok kere, ilim ve sanatın hür olduğunu açıkça belirtine lüzumu hissedilmiştir.Alman ve italyan Anayasalarını misal olarak zikredebiliriz. Memleketimizbakımından da hükmün faydalı olacağına kaniiz) denilmektedir.
Bumaddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında sinema filmleri ileilgili hiç bir görüşme açılmamış ve görüşmeler tamamiyle eğitim ve öğretimkonularında olmuştur. Buna karşılık kitap ve broşür yayımının izne bağlıtutulamıyacağına ve sansür edilemiyeceğine dair 24. maddenin görüşülmesindefilmlerin önceden incelemeye ve izne tâbi tutulmaması görüşünü savunan bazıüyelerin düşüncelerine karşı Meclis çoğunluğunca sinema filmlerinin Özelliği vegeniş halk kitleleri üzerindeki derin etkisi gözönüne alınarak kültür seviyesimemleketimizden çok üstün durumda olan ve halkının büyük çoğunluğu okur yazarbulunan batı memleketlerinde, bu gün bile, filmlerin sansüre ye izne bağlıtutulduğu ileri sürülerek bu düşünce tasvip edilmemiş ve maddeye sinemafilmlerinin yapılmasının ve gösterilmesinin izne bağlı tutulamıyacağı ve sansüredilemiyeceği hakkında hüküm konulmasına dair verilen önerge reddolunmuştur.
Bumüzakerelerden Temsilciler Meclisince bu konunun Anayasa ile düzenlenecek birmevzuu telâkki edilmediği ve düzenlemenin kanuna bırakıldığı anlaşılmaklaberaber Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun 6. maddesi hükmünün Anayasa'yaaykırı olup olmadığını tesbit etmek için bu hükmün Anayasa'nın 21. maddesiyleteminat altına alınan (Bilim ve sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama veyayma) hürriyetinin özüne dokunup dokunmadığının araştırılması gerekir.
Anayasa'nın11. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygunolarak kanunla sınırlanabilmesine cevaz vermiş ve sınırlamada kamu yararı,genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik ilkelerinin dikkatnazarına alınacağını açıklamıştır.
PolisVazife ve Selâhiyet Kanununun 6. maddesiyle filmlerin gösterilmesine veçekilmesine izin verilmesi ve filmlerle senoryaların tetkik ve muayene edilmesiişi, sadece polisin takdirine bırakılmamış ve bu işin tüzüğü gereğince ilgilimakamlarla birlikte yapılması öngörülmüştür. Bu hükmün ne suretle uygulanacağı,Danıştay'ın incelemesinden geçirilerek Bakanlar Kurulu'nun 19/7/1939 günlü ve2/11551 sayılı kararı ile yürürlüğe konulmuş ve 29/1/1948 günlü ve 3/6862sayılı kararı ile bazı hükümleri değiştirilmiş olan tüzük hükümleri iledüzenlenmiştir.
Butüzük hükümlerine göre filmlerin kontrol ve muayenesi, Ankara ve İstanbul'dakurulan Özel komisyonlarca yapılmakta, komisyonlarda vali veya tevkiî edeceğibir memurun başkanlığında Emniyet ve Basın Yayın Genel Müdürlükleri ile MillîEğitim Bakanlığı temsilcileri bulunmaktadır. Bunlardan başka ilgisine göreGenelkurmay Başkanlığı, Ekonomi, Tarım ve Sağlık ve Sosyal YardımBakanlıklarının temsilcileri de komisyona katılmakta ve komisyonca verilenkararlara karşı, gerek ilgililerce yapılacak itirazlar gerekse komisyonüyelerinin temsil ettikleri makamların yeniden tetkik isteği üzerine merkezdeİçişleri Bakanlığı erkânından bir zatın başkanlığında emniyet ve Basın YayınGenel Müdürlükleri, Millî Eğitim Bakanlığı ve Genel Kurmay Başkanlığıtemsilcilerinden kurulan ikinci bir komisyonda filmler ve senaryolar yenidenincelenmektedir. Bu komisyonca verilecek karar hakkında idarî yargı yolununaçık bulunduğu da bir gerçektir.
Herhangibir devletin siyasî propogandasını yapan, bir ırkı ve milleti küçülten, dostdevlet ve milletlerin hislerini rencide eden, din propagandası yapan, millîrejime aykırı siyasî, iktisadî ve içtimaî ideoloji propagandası yapan, umumîterbiyeye, ahlâka ve millî duygularımıza aykırı olan askerlik şeref vehaysiyetini kıran ve askerlik aleyhinde propaganda yapan, memleketin inzibat veemniyeti bakımından zararlı olan, cürüm işlemeye tahrik eden, içinde Türkiyealeyhinde propaganda vasıtası sahneler bulunan filmlerle yıpranmış ve gözleriyoracak derecede eskimiş filmlerin gösterilmesine, tüzük gereğince izinverilmemektedir.
Sahibirıza gösterirse bazı sahneler kesilmek veya ismi değiştirmek suretiyle filmingösterilmesine izin verilebilmesi de tüzükte öngörülmüştür.
Buhükümler, davacının iddia ettiği gibi film kontrolünün, sadece polisin tekelinebırakılmadığını, konuda bilimsel ve idari yeteneği olan makaonlartemsilcilerinin de söz ve karar sahibi bulunduklarını ve izin verilmemeölçülerinin, Anayasa'nın 11. maddesiyle öngörülen kamu yararı, genel ahlâk,kamu düzeni ve millî güvenlik gibi esaslar içinde kaldığını göstermektedir.
Öteyandan, memleketin bir çok yerlerinde aynı anda gösterilebilen, halk ruhiyatıüzerinde derin etkiler yapan, maşerî vicdanda geniş tepkiler yaratan bir temaşavasıtası olan filmlerin bir kayıtlamaya tabi tutulmalarında kamu yararı vardır.Bu sebepledir ki filmlerin bir çok ileri Avrupa memleketlerinde de izne vekontrole bağlı tutulması zarurî görülmüştür. Hatta en yeni Anayasalardan olan1947 tarihli İtalyan Anayasa'sının 21 inci maddesiyle umumî adaba aykırıneşriyat, tiyatro ve bütün sair gösterilerin yasak olduğu ve kanunun bunlarıönlemeye ve cezalandırmaya elverişli tedbirleri tesbit edeceği açıklanmaksuretiyle filmlerin de bazı kayıtlamalara tabi tutulacağı kabul edilmiştir.Sinema filmlerinin bir sanat eseri niteliği taşıdıkları şüphesiz olmaklaberaber, edebiyat, resim, heykel gibi güzel sanatlarda da rastlandığı gibimüstehcen ve genel ahlâka aykırı fikir mahsullerinin de sanat eserleri arasındasayılamıyacağı aşikârdır.
Polis,iç güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasını sağlamakla ödevli zabıtakuvvetlerinden biri olması itibariyle yalnız suçların işlenmesinden sonrafaillerinin yakalanması ile görevli olmayıp aynı zaman da Polis Vazife veSelâhiyet Kanununun ikinci maddesinin A bendinde belirtildiği üzere kanunlarave kamu düzenine uygun olmayan hareketlerin işlenmesinde önce bunların önünüalmakla da görevlidir ve bu görev de hiç şüphesiz Devletin ilkel vazifeleriarasında ön sırayı tutmaktadır.
Sinemafilmlerinin kontrolüne ilişkin hüküm, film yapma ve gösterme serbestliğiniesasından kayıtlayıcı nitelikte olmayıp, genel ahlâkın ve millî güvenliğinkorunması ve kamu düzeninin sağlanması için alınmış zarurî bir tedbirden ibaretbulunması bakımından, bilim ve sanatı öğrenme ve öğretme, açıklama ve yaymahürriyetinin özünü zedeleyen bir mahiyet taşımakta ve Anayasa'nın sözüne veÖzüne aykırı bulunmaktadır.
PolisVazife ve Selâhiyet Kanununun 6. maddesi hükmü, bir yasama yetkisinin devriniteliğinde telâkki edilemez. Zira, sözü geçen kanun, 1. ve 2. maddeleriylepolisin görev ve yetkilerinin sınırlarını belirtmiş, 6. madde ile de polisetanınan izin verme ve kontrol yetkisinin bu umumi sınırlar içinde kalacağınıgöstermiştir. Nitekim bu maddenin uygulanma esaslarını tesbit eden tüzüğün debu sınırlar içinde kaldığı görülmektedir.
Sonuç:
Yukarıdaaçıklanan sebeplerden ötürü :
1-Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun 2. maddesinin B bendinde yer alan (Polisingöreceği vazifelerde selâhiyetli âmirden verilecek emirlerde Memurin Kanununun40. maddesi hükmü cari değildir.) hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğundan,iptaline ve iptal hükmünün Anayasa'nın 152. ve 44 sayılı kanunun 50. maddeleriuyarınca karar tarihinden başlıyarak 6 ay sonra yürürlüğe girmesine ÜyelerdenTevfik Gerçeker, Osman Yeten, Lûtfi Akadlı ve Şemsettin Akçoğlu'nunmuhalefetleri ile ve oyçokluğu ile,
2-Aynı kanunun 6. maddesi Anayasa'ya aykırı olmadığından bu maddeye ilişkin iptaldâvasının reddine Üyelerden Rifat Göksu ve İbrahim Senil'in muhalefetleriyle veoyçokluğu ile,
8/7/1963gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ahmet Akar
Üye
Lütfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
Türkiyeİşçi Partisi, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun 6. maddesinin,Anayasa'nın 21. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, iptaline kararverilmesini istemiştir.
Anayasa'nın21. maddesinin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında, Anayasa KomisyonuSözcüleri, filmlerin sansürü konusunu Anayasa'nın düzenlemediğini, bu işin birAnayasa konusu olmaktan daha çok bir kanun meselesi olduğunu, kanunlarda ilgilihükümlerin yer alacağını beyan etmişlerdir.
Bubeyanlardan filmlerin sansürü işinin Anayasa dışı bırakıldığı, ancak bu mevzuunkanunla düzenlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
KanunKoyucu, Yeni Anayasa'dan önce konuyu ele alarak, 2559 sayılı kanunun 6.maddesinde düzenlemiştir. Bu madde, "hariçten gelen filmlerin gösterilmesive dâhilde yapılacak filmlerin çekilmesi polisin iznine bağlı olduğu, polisin,filmlerin ve senaryoların tetkik ve muayene işini alâkalı makamlarla birlikteve nizamnamesine göre yapacağı" yazılıdır. Maddede sözü geçen tüzükteyapılmış ve bunda, kontrolün hangi makamlar tarafından ne şekilde yapılacağı vehangi hallerde müsaade verilmeyeceği gösterilmiştir.
KanunKoyucu, filmlerin ve senaryoların kontrolü konusunu, sınırlamak üzere, elealdığına göre bu konuyu kendisinin etraflıca düzenlemesi, aşırı ve maksat dışıuygulama imkân ve ihtimallerini önleyecek şekilde, hangi sebeplerle filmleringösterilmesine veya çekilmesine müsaade edilemiyeceğini açıkça belirtmesizorunlu olduğu kanısındayız. Ancak bu takdirdedir ki, Anayasa KomisyonuSözcülerinin beyan ettikleri gibi, konu, bir kanunla nizama bağlanmışsayılabilir. Kanun Koyucu ise, yabancı filmlerin gösterilmesinin, polisiniznine bağlı olduğunu öngörmekle yetinmiş, bu hükmün uygulanmasını ve bumeyanda hangi filmlerin gösterilmesine veya çekilmesine müsaade edilmiyeceğinintesbitini tüzüğe yani yürütme organına bırakmıştır. Halbuki bu müsaadeyivermemek, belli alanlarda kişilerin haklarını ve faaliyetlerini kısmak demekolduğundan bu kısmının esaslarını ve sınırlarını tesbit etmek yasama organınınyetkilerindendir. İnceleme konusu olan 6. madde, yasama organına ait biryetkinin yürütme organına devrini tazammun ettiğinden, Anayasa'nın 5. maddesineaykırıdır. Filmlerin hangi hallerde gösterilmesine müsaade edilmiyeceğinintesbiti işinin tüzüğe bırakılmış olması, tüzükler Danıştay'ın incelemesindengeçtiği cihetle hukukî bakımdan bir teminat teşkil etmekte ise de, bu cihet,yasama yetkisinin devrini tazammun eden söz konusu 6. maddenin Anayasaya aykırısayılmaması için yeter sebep teşkil edemiyeceği düşüncesindeyiz.
Busebeple ve yalnız bu madde yönünden, çoğunluk kararma muhalifiz.
Üye
Rifat Göksu
Üye
İbrahim Senil
MUHALEFETŞERHİ
l-2559 sayılı kanunun ikinci maddesi, Memurin Kanununun 40. maddesinin polise aitvazifelerde tatbik edilmeyeceğini göstermekte, fakat 40. maddedeki hükmeistisna teşkil edecek başka bir hüküm de ihtiva etmemektedir.
Ortada,polise ait vazifeler bakımından tatbiki mümkün bir hüküm bulunmadığına nazaranAnayasa'ya aykırılık değil hüküm eksikliği bahis konusu olabilir. Bu eksikliğinhukukî neticelerini ele alarak ve bu neticelerin Anayasa'nın maksadına aykırıdüştüğü mülâhazasına istinat ederek 2559 sayılı kanundaki hükmü iptal etmek,polise ait vazifelerde de Memurin Kanununun 40. maddesi hükmünün uygulanmasısonucunu doğurur ki asıl bu sonuç Anayasa'ya aykırı düşer.
Filhakika,Anayasa'nın 125, maddesinin son fıkrasında (Acele hallerde kamu düzenini vekamu güvenliğini korumak için kanunun gösterdiği istisnaların saklı bulunduğu)yazılıdır. Yani, Anayasa'da da polis görevlerini ilgilendiren bu konularınistisnaî hükümlere tabi tutulması lüzumlu görülmüş ve bunun ayrı bir kanunladüzenlenmesi derpiş edilmiştir.
2-Kamu düzenini ve güvenliğini ilgilendiren konular için istisnaî hükümlersevkedecek kanun yürürlüğe girinceye kadar polisin de, Anayasa'nın 125,maddesinin ilk fıkrası hükümlerine tâbi kalacağına ve 2559 sayılı kanununikinci maddesindeki istisna hükmiyle meydana gelen kanun boşluğu, Anayasa'nınyürürlüğe girmesinden sonra kapanmış bulunduğuna; (Kanunsuz emir) konusunu hercepheden ele alarak düzenliyen Anayasa'nın 125. maddesinin yürürlüğegirmesinden sonra her memurun, bu arada polisin, Anayasa'nın 8. maddesigereğince Memurin Kanununun 40. maddesi hükmünü değil Anayasa'nın 125. maddesihükmünü tatbikle mükellef bulunmasına nazaran 40. madde hükmünün yürürlüktekaldığı düşünülemez. Binaenaleyh, polis memurlarının bu maddeye tâbi kalmalarıneticesini doğuracak olan iptal kararına bu sebeple de iştirak olunamamaktadır.
Kararınl numaralı bendine bu sebeplerle muhalifiz.
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu