ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1963/208
Karar Sayısı : 1963/176
Karar Günü : 1.7.1963
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye İşçi Partisi
İPTAL DAVASININ KONUSU: 1632 sayılı Askerî CezaKanununun 20. maddesinin 1 numaralı bendinde yazılı ölüm cezasının Anayasanın11. maddesinin ikinci fıkrası ile 14. maddesine aykırı bulunduğu ilerisürülmüştür.
İNCELEME: Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisibulunan siyasî partilerin kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerininAnayasaya aykırılığı iddiasiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmak yetkisi,Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılıKanunun 25. maddesinin 1 numaralı bendi gereğince tüzüklerine göre en yüksekmerkez organlarının en az üye tam sayısının salt çoğunluğu ile alacakları kararüzerine Genel Başkanları veya vekillerine ait bulunmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan davacı İşçiPartisi Merkez Yönetim Komitesinin parti tüzüğünün 17. maddesinde belirtildiğiüzere partinin en yüksek merkez organı olduğu anlaşıldığından bu organın iptaldavası açılması hususunda vermiş olduğu kararın sözü geçen 44 sayılı Kanunun25. maddesinin 1 numaralı bendi hükmüne uygun olduğuna, Üyelerden İsmail HakkıÜlkmen, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün’ün parti tüzüğünün15. maddesi uyarınca partinin en yüksek merkez organının Genel Yönetim Kuruluolduğundan dava açma kararının; bu kurul tarafından partinin en yüksek organıolan büyük kongrece verilmesi icabeylediği yolundaki muhalefetleriyle veoyçokluğu ile kararlaştırıldıktan sonra başvurmanın Anayasanın 149. ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 21.,22., 25. ve 26. maddeleri hükümlerine uygun bulunduğu anlaşıldığından esasınincelenmesi ve 11.3.1963 tarihinde oybirliği ile verilen karar üzerinedüzenlenen rapor, dava dilekçesi ve iptali istenen kanun maddesi ile Anayasanınilgili hükümleri ve gerekçeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava dilekçesinde; Anayasamızın, temel hak ve hürriyetlerin ancakkanunla sınırlanabileceği, kanunun kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni,sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın vehürriyetin özüne dokunamıyacağı, hükümlerini kapsayan 11. maddesiyle, herkesinyaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirme haklarına sahip bulunduğunubelirten 14. maddesine dayanılarak kanunun her ne sebeple olursa olsun yaşamahakkının özüne dokunmaması gerektiği ve sözü geçen maddelerle konulan esaslaragöre uzun yıllar mücadelesi yapılan ölüm cezasının kaldırılması prensibininkabul edilmiş olduğu ileri sürülerek yaşama hakkının özünü ortadan kaldıranölüm cezasının Anayasaya aykırı bulunduğundan bahisle Askerî Ceza Kanununun 20.maddesinin ölüm cezasını gösteren 1 numaralı bendinin iptali ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı Kanunun 28.maddesi hükmünün de tatbiki istenmektedir.
Askerî Ceza Kanununun iptali istenen 20. maddesi aynen şöyledir:
Madde 20- 1- Ölüm cezası, buna mahkûm olan kimsenin hayatınınizale olunmasıdır. Bu ceza askerî şahıslar hakkında askeri bir cürümden dolayıhükmedilmiş ise mahkûmun kurşuna dizilmesi suretiyle infaz olunur.
2- Askerî olmayan bir cürümden dolayı askerî şahıslar ile askerîolmayan şahıslar hakkında askerî mahkemelerden verilen ölüm hükümleri Türk CezaKanununun 12. maddesi mucibince icra olunur. Bu vechile asılacak ölümmahkûmları cezanın infazı için o baptaki ilâm ve tasdik emri suretleri ile C.Müddeiumumiliğine verilirler.
Anayasanın dava konusu ile ilgili hükümleri de aynen aşağıyaalınmıştır:
Madde 11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın sözüne ve ruhunauygun olarak ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanun, kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet vemillî güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özünedokunamaz.
Madde 14- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirmehaklarına ve kişi hürriyetine sahiptir.
Kişi dokunulmazlığı ve hürriyeti, kanunun açıkça gösterdiğihallerde usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.
Kimseye eziyet ve işkence yapılamaz.
İnsan haysiyetiyle bağdaşmıyan ceza konulamaz.
Madde 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suçsaymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılmaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırmasonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası konulamaz.
Madde 64- Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, devletin bütçeve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına,genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarınınyerine getirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerindendir.
Davacı, gerekçesinde Anayasanın konu ile doğrudan doğruya ilgili33. ve 64. maddelerine hiç değinmeksizin yalnız 14. maddenin birinci fıkrasıile 11. maddesini ele alarak ölüm cezasının Anayasaya aykırı bulunduğu istidlâletmektedir. Bu görüşün kabulü halinde yalnız ölüm cezasının değil, ölünceyekadar devam eden ağır hapis cezasının da hatta uzun süreli hapis ve sürgüncezalarının da kişi hürriyetinin özüne dokunmaları bakımından Anayasayaaykırılığının kabulü gerekir.
Öte yandan toplum halinde yaşamanın esas şartlarını bozan, hukukîdeyimle, suç işleyen şahsın cezalandırılması zorunluğu münakaşa götürmez birgerçektir. Suçlunun, işlediği fiilin ağırlığı ile mütenasip bir cezayaçarptırılması lüzumu da aşikârdır. Şu halde suç ve ceza konusunda Anayasanınsözü geçen 11. maddesi hükmüne dayanmaya mantık ve hukuk bakımından imkânyoktur. Bu sebeplerle Anayasa koyucusu bu konuyu temel hak ve hürriyetlereayırdığı ikinci bölümde müstakil bir madde ile ayrıca düzenlemek lüzumunuduymuştur. Ceza hukuku alanında uzun bir tekâmül safhasından sonra bu gün bellive kesin bir nitelik almış olan cezaların kanuniliği ve şahsiliği prensipleri (Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.) ve (Ceza sorumluluğu şahsidir.)suretinde bir hürriyet teminatı olarak Anayasanın 33. maddesinde yer almışbulunmaktadır. Maddenin son fıkrasında genel müsadere cezası konulması açıkçayasak edildiği halde ölüm cezasının yasaklandığına dair hiçbir kayıt ve işaretmevcut değildir.
Bundan başka temel hak ve hürriyetlerin en başında gelen yaşama,maddî ve manevî varlığı geliştirme haklarını ve kişi hürriyetini 14. maddeninbirinci fıkrası ile teminat altına alan Anayasa koyucusu, müteakip fıkrada buhak ve hürriyetlerle ilgili olarak koyduğu temel prensiple, kişi dokunulmazlığıve kişi hürriyeti terimleriyle ifade eylediği bu hakkın da mutlak olmadığını,toplum hayatının zaruri kıldığı hallerde kanunda açıkça gösterilmek ve hakimkararına dayanmak şartiyle kayıtlanabileceğini belirtmekle beraber eziyet veişkenceyi ve insan haysiyetiyle bağdaşamayacak ceza konulmasını yasak ettiğihalde, ölüm cezasına burada da dokunmamıştır. Nitelikleri açıklanan buhükümlere göre sözü geçen 33. ve 14. maddelerde sayılan yasaklar dışında kalanceza müeyyidelerinin ve bu arada ölüm cezasının Anayasaya aykırı bir tarafıbulunmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki Anayasanın metni yukarıya çıkarılmışolan 64. maddesinde (Mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerinegetirilmesine karar vermek) hususunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilericümlesinden bulunduğunun açıklanması Askeri Ceza Kanununun 20. maddesindeyazılı ölüm cezasının Anayasa koyucusu tarafından muhafaza ve kabul edildiğininen kesin delilidir.
Bu arada Anayasa Komisyonu raporundan ve Meclis görüşmelerisırasında yapılan açıklamalardan Anayasanın hazırlanmasında gözönündebulundurulduğu anlaşılan milletlerarası bir sözleşmenin, konuya ilişkinhükümlerinin, konuyu aydınlatması yönünde burada belirtilmesi uygun olacaktır.Memleketimizin 1954 senesinde katılmış olduğu, (İnsan Haklarını ve anahürriyetlerini korumaya dair sözleşme’nin 2. maddesinin (Her ferdin yaşamahakkı kanunun himayesi altındadır. Kanunun ölüm ceza ile cezalandırdığı birsuçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infazı dışında hiç kimsekasten öldürülemez.) suretindeki birinci fıkrası ölüm cezasının insan hak veana hürriyetlerine de aykırı bulunmadığını açıkça göstermektedir.
Öteyandan doktrinde ölüm cezasının kanunlarda muhafazası lâzımgelip gelmediği tartışılmakta ise de; Anayasamızın yukarıda açıklanan hükümlerikarşısında olaya etkisi bulunmayan bu düşüncelerin incelenmesine yergörülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplere göre yerinde olmayan davanın reddigerekir.
SONUÇ: 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 20. maddesinin 1 numaralıbendinde yazılı ölüm cezasına ilişkin hükmün Anayasaya aykırı olmadığına vedavanın reddine 1.7.1963 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Vekili
Tevfik GERÇEKER
Üye
Osman YETEN
Üye
Rifat GÖKSU
Üye
İ. Hakkı ÜLKMEN
Üye
Lûtfi AKADLI
Üye
Şemsettin AKÇOĞLU
Üye
İbrahim SENİL
Üye
İhsan KEÇECİOĞLU
Üye
Salim BAŞOL
Üye
Hakkı KETENOĞLU
Üye
Fazıl ULUOCAK
Üye
Ekrem KORKUT
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Muhittin GÜRÜN
Üye
Lûtfî ÖMERBAŞ
MUHALEFET ŞERHİ
Dâva Türkiye İşçi Partisinin 44 sayılı kanunun 25. maddesininbirinci fıkrasının 1 sayılı bendinde gösterilen yetkili organı tarafındanaçılmamıştır.
Bu kanaatı doğuran sebepler 29.4.1963 tarihli ve 1963-90 esas1963/100 karar sayılı kararda münderiç muhalefet şerhimin birinci maddesindeaçıklanmıştır. Bu itibarla dâvanın esasa girilmeden reddi gerekeceğindençoğunluk kararına usul bakımından muhalifiz.
Üye
İsmail Hakkı ÜLKMEN
Üye
İbrahim SENİL
MUHALEFET ŞERHİ
İl idaresi Kanununun bir kısım maddeleri hakkında AnayasaMahkemesince verilerek 2.8.1963 tarihli ve 11470 sayılı resmî gazetedeyayınlanmış bulunan 20.5.1963 tarihli ve 1963/174-1963/115 sayılı karara aitmuhalefet şerhimin 1 numaralı fıkrasında belirttiğim sebeplere binaen bu dâvaTürkiye İşçi Partisinin dâva açmağa yetkili olan en yüksek Merkez Organıtarafından açılmamış olduğundan reddi gerekmektedir.
Karara bu noktadan muhalifim.
Üye
Muhittin GÜRÜN