ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/245
Karar Sayısı:1963/203
Karar Günü:23/7/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:4.11.1963/11546
İtirazyoluyle iptal isteminde bulunan : İş dâvalarını görmeğe yetkili Tunceli AsliyeHukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Çalışma Bakanlığının kuruluş ve görevleri hakkındaki 4841 sayılı kanunun9 uncu maddesinin A bendinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 8 inci ve 132nci maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ve iptali istenmiştir.
Olay: Elâzığ - Van hudut hattı inşaat bölge müdürlüğünde gündelikli uzman işçisıfatiyle çalıştırılan Mahmut Nedim Söylemez'in şoför Ahmet Erdoğanidaresindeki jeep arabasiyle yaptığı bir iş yolculuğu sırasında kamyonlaçarpışma sonucu Ölmesi üzerine olay iş kazası kabul edilerek İşçi SigortalarıKurumunca ölenin mirasçıları olan eşine ve oğluna 87,383,07 lira değerindepeşin sermayenin geliri bağlanmış ve rücu hakkını kullanan kurum 4772 sayılıkanunun değişik 37 nci maddesine dayanarak bu paranın kazada yüzde yüz kusurluolduğu ileri sürülen şoför Ahmet Erdoğan'dan ve kendisini çalıştıranBayındırlık Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili için Tunceli İşMahkemesinde (İş dâvalarını görmeğe yetkili Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi)962/1 esas sayılı dâvayı açmıştır.
DâvâlılardanAhmet Erdoğan vekili iş Mahkemesinin bu dâvaya Bakamayacağını ileri sürmüş;mahkeme görev konusunu sonuca bağlamak üzere sigortalı Nedim Söylemez'in işçisayılıp sayılamıyacağının incelenmesini gerekli görerek bilirkişi dinlemiş;davacı vekili bu konuda bilirkişi dinlenemiyeceğini, bir kimsenin işçi olupolmadığını belli edecek tek ve nihai merciin Çalışma Bakanlığı olduğunu iddiaetmiştir. Bunun üzerine dâvâlılardan Ahmet Erdoğan vekili, Çalışma Bakanlığınabu yetkiyi veren 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendinin 7/5/1956günlü ve 1966 sayılı T. B. M. M. kararının ışığı altında aldığı anlama göre,Anayasa'ya aykırı bulunduğunu ileri sürmüş; mahkeme iddianın ciddi olduğukanısına vararak dâvayı geri bırakmış ve Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesince içtüzüğün 15 inci maddesine göre yapılan ilk incelemede işteeksiklik ve içtüzüğün 15 inci maddesinin son fıkrasının uygulanmasına yerbulunmadığı anlaşıldığından esasın incelenmesi 12/6/1963 günündekararlaştırılmıştır.
Esasınincelenmesi :
Başvurmanınesası üzerindeki rapor, Tunceli İş Mahkemesinin Kararı, duruşma tutanağı örneğive ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun hükmü ile dayanılanAnayasa hükümleri, bunların gerçekleri ve bunlara ilişkin meclis görüşmeleritutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
I-Görüşmelere başlanırken Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinin böyle bir başvurmadabulunup bulunamıyacağı söz konusu olmuş ve üyelerden Rifat Göksu, ŞemsettinAkçoğlu, İhsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen ve Muhittin Gürün Mahkemenin budâva dolayısiyle 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendinin iptali içinAnayasa Mahkemesine başvuramıyacağı görüşünü ileri sürmüşlerdir.
Mahkemeninbakmakta olduğu dâva İş Kanununa tabi sigortalı bir şahsın ölmesi ile onunyardımından mahrum kalanların halefi olarak İşçi Sigortalan Kurumunun işverenBayındırlık Bakanlığı ve işverenin müstahdemlerinden şoför Ahmet Erdoğanaleylerine 4772 sayılı kanunun değişik 37 nci maddesi uyarınca açtığı tazminatdavasıdır.
5/10/1960günlü 10621 sayılı Resmî Gazete'de çıkan 29/6/1964 günlü ve E. 13/K. 15 sayılıiçtihadı birleştirme kararına göre bu türlü dâvalarda vazifeli mahkeme işmahkemeleridir. Dâva sırasında dâvâlılardan Erdoğan'ın vekili görev itirazındabulunmuştur. Esasen mahkeme bu ciheti re'sen nazara almak durumundadır. Dâvayaiş mahkemesinin bakabilmesi için dâvâlının işveren; davacının halefi bulunduğukimselerin miras bırakanın ise İş Kanununa tabi sigortalı olması gerekir, öyleise görevsizlik iddiasını bir karara bağlayabilmek için mahkeme ölen MahmutNedim Söylemezin iş Kanuna tabi bir işçi olup olmadığını araştırmak zorundadır.7/5/1956 günlü ve 1966 sayılı T. B. M. M. kararının ışığı altında 4841 sayılıkanunun 9 uncu maddesinin A bendi hükmüne göre bu konuda söz sahibi çalışmaBakanlığıdır. Mahkeme Söylemez'in İş Kanununa tabi işçi olup olmadığını ÇalışmaBakanlığından soracaktır. Yani 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendimahkemenin bu dâvada uygulayacağı kanun hükümleri arasındadır. Anayasa'nın 151inci ve 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 27 nci maddeleri ise mahkemeye,bir dâva sebebiyle uygulayacağı kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı gurur veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa, Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisini taramaktadır.
Şuduruma göre, başvurmanın Anayasa'nın 151 inci ve 44 sayılı kanunun 27 ncimaddelerine uygun bulunduğu yukarıda adları yazılı üyelerin muhalefetleriyle veoyçokluğu ile kararlaştırılmıştır.
II-Çalışma Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri hakkındaki 4841 sayılı kanunun, linci maddesiyle Çalışma Bakanlığına genel olarak çalışma hayatınındüzenlenmesi, çalışanların yaşama seviyesinin yükseltilmesi, çalışanlar ileçalıştıranlar arasındaki münasebetlerin memleket yararına ahenkleştirilmesi,memleketteki çalışma gücünün genel refahı artıracak surette verimli kılınması,tam çalışma ve sosyal güvenliğin sağlanması görevlerini ve 9 uncu maddenin Abendiyle ayrıntılı olarak Çalışma Genel Müdürlüğüne ve binnetice ÇalışmaBakanlığına İş Kanununun uygulama alanının tâyinini, iş akdine, işin tanzimine,iş hayatının denetleme ve teftişine ilişkin hükümlerinin yerine getirilmesigörevlerini vermiştir.
3008sayılı İş Kanunu, 5518 sayılı kanunla değişik l inci maddesiyle işçi, işveren,işveren vekili ve işyeri deyimlerini tarif ettikten sonra, yine 5518 sayılıkanunla değişik 2 nci maddesinde bu kanunun bir iş yerinde uygulanabilmesi içino işyerinin yolunda işleyebilmesini sağlamak şartiyle günde en azçalıştırılması gereken işçi sayısı üzerinden bir ölçü koymuş; böylece işKanununun uygulama alanının tâyininde işçi belli başlı bir unsur olmuştur, İşKanununun 5518 sayılı kanunla değişik l inci maddesinin yorumlanmasına mahalbulunmadığı sonucuna varmakla beraber İş Kanununun değişik l ve 2 nci maddelerineve 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendine ışık tutan 7/5/1956 günlü ve1966 sayılı T. B. M. M. kararında da belirtildiği üzere İş Kanununun uygulamaalanını tâyinle görevli bulunan Çalışma Bakanlığının bu alanın tâyininde bellibaşlı unsur olan işçilik niteliğinin kimlere verilip kimlere verilmiyeceğinitesbit ile de görevli ve yetkili bulunduğunda şüphe yoktur. Bakanlığın buyoldaki işlemleri idari tasarruf niteliğinde olup, idari kazanın denetiminetabidir ve Anayasa'nın 114 üncü maddesi uyarınca Danıştay tarafından iptaledilmedikçe elbette ki mahkemeleri bağlar. Ancak bu bağlayışı yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere verilmiş bir emir ve talimatniteliğinde saymak mümkün ve caiz değildir. Çalışma Bakanlığı bu türlü işlemlerisadece kanunun kendisine verdiği görev ve yetkilerin gereğini yerinegetirmektedir. Mahkemenin bu konuda takdirim kullanamaması ve Bakanlıkbildirilerinin İsabet derecesini araştırmaması Anayasa'nın kabul ettiği birsistemlin yani idari karar ve işlemlerin idari yargının denetimine bağlıbulunması kuralının gereği ve sonucudur. Öyle ise 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinin A bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülemez; itirazın reddîgerekir.
Sonuç:
ÇalışmaBakanlığının Kuruluş ve Görevleri hakkındaki 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinin A bendi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sına aykırı olmadığındanitirazın reddine esasta oybirliği ve gerekçede üyelerden Osman Yeten, İsmailHakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, İhsan Keçecioğlu ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyleve oyçokluğu ile 23/7/1963 gününde karar verildi.
Başkan
44 sayılı kanunun 37 nci maddesi uyarınca seçilen Lütfi Akadlı
Üye
Osman Yeten
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
(muhalefet şerhim eklidir)
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
(muhalefet şerhim ilişiktir)
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
(muhalefet şerhim eklidir)
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
İşçidâvalarını görmekle yetkili Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bu dosyaile açılmış olan dâva, Çalışma Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkındaki28/1/1946 tarihli ve 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendininAnayasa'ya aykırı olduğundan iptalini hedef tutmaktadır.
Bahsekonu 9 uncu madde hükmü aynen şöyledir :
(Madde9- Çalışma Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır :
A-İş Kanununun uygulanma alanının tayini iş akdi, işin tanzimi, iş hayatınındenetlenme ve teftişine ait hükümlerin yerine getirilmesiyle ilgili işlemleriyürütmek,
B- Afıkrasında yazılı görevlerle ilgili kanun ve tüzüklerin taşanlarınıhazırlamak).
Görülüyorkimaddenin A fıkrası hükmü, Çalışma Bakanlığı içerisinde de bir daire olanÇalışma Genel Müdürlüğünün görevlerinden bir kısmını belirtmektedir.
Bumaddede bir şahsın işçi olup olmadığının tâyin ve tesbiti görevinin bu daireyeverildiğine ve bu husustaki kararlara karşı dâva yolunun kapatılmış olduğunadair bir hüküm yoktur.
Mahkemecebu konudaki itirazın mesnedi olarak Büyük Millet Meclisinin 7/5/1956 tarih ve1966 sayılı Umumi Heyet kararı ileri sürülmektedir.
Bahsekonu Umumi Heyetin kararı da aynen şöyledir :
"İşKanununun 5518 sayılı kanunla muaddel birinci maddesinin tefsirine mahalbulunmadığı hakkında Umumi Heyet Kararı :
Kararnumarası 1966
İşKanununun 5518 sayılı kanunla muaddel birinci maddesinin tefsirine mahalbulunmadığına dair Çalışma Encümenince hazırlanan aşağıdaki mazbata UmumiHeyetin 7/5/1956 tarihli in'ikadında kabul edilmiştir.
-YÜKSEKREİSLİĞE-
İşKanununun 5518 sayılı kanunla muaddel birinci maddesinin tefsiri hakkındakiBaşvekâlet tezkeresi, Çalışma ve Maliye Vekâletleri Temsilcilerinin deiştirakiyle Encümenimizin 20/4/1956 tarihli toplantısında tetkik ve müzakereolundu.
Mezkûrtezkereden, İş Kanununun birinci madesindeki işçi tefrikinin mâna veşümulünün tâyini ile ilgili olarak 6452 sayılı kanunla işçilere ödenmesi derpişolunan ikramiyenin müstahaklarının tesbiti ve umumiyetle İş Kanununun tatbiksahasının tâyini bakımından tatbikatta, işçi vasfında olanların tefriki ve butefriki yapacak selâhiyetli merciin tâyini hususlarında tereddüde düşüldüğüanlaşılmaktadır.
İşKanununun 5518 sayılı kanunla muaddel ikinci maddesinin A fıkrasında (Bu kanunmahiyeti itibariyle yolunda işleyebilmesi için günde en az 10 işçi çalıştırmayıgerektiren iş yerlerine ve buralarda çalışan işçilerle bunların iş verenlerineuygulanır.
Vukubulacakitirazlar kanunun uygulanmasını durdurmaz, itiraz Bakanlıkça incelenerek kesinkarara bağlanır).
Hükmübulunduğuna ve bir işyerlerinin İş Kanunu şümulünde bırakılmasının bu işyerinde çalışanlardan hangilerinin işçi vasfında olup olmadığının tesbiti ile alâkalıbulunduğuna göre ve diğer taraftan Çalışma Vekâletinin Kuruluş ve Görevlerihakkındaki 4841 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin A fıkrasında Çalışma GenelMüdürlüğünün görevleri meyanında (İş Kanununun uygulanma alanının tâyini)hususu da tadat olunduğuna ve iş Kanununun tatbik sahası şümulünün tesbirindeyalnız iş yerinin değil, işçi ve iş verenin de bahis mevzuu olacağına göre biriş yerinde çalışanlardan hangilerinin İş Kanununun muaddel birinci maddesişümulüne giren işçi vasfında olup olmadığının tâyini hususunun ÇalışmaVekâletine mevdu vazife ve salâhiyetler cümlesinden bulunduğu aşikâr olduğundanmezkûr birinci maddenin ayrıca tefsirine mahal bulunmadığına ittifakla kararverilmiştir).
Görülüyorkisöz konusu Umumi Heyet kararı, mahkemece Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A fıkrası hakkında olmayıp İş Kanununun5518 sayılı kanunla değiştirilen birinci maddesi hakkındadır. Karar içerisinde4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinden, dolayısiyle ve İş Kanununun birincimaddesindeki hükmün tatbikatiyle ilgilendirmek suretiyle bahis edilmiştir.Kaldı ki İş Kanununun birinci maddesinin; iş yerini ve işçiyi tâyin ve tesbitetmek vazifesini Çalışma Bakanlığının mahallî teşkilâtına verdiği, ancak itirazhalinde Bakanlığa görev yükletildiği de, maddenin metninde açıkçagörülmektedir.
Buduruma göre İtirazda bulunan Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından nezdindeaçılmış bulunan dâvada, dâvâlının işçi olup olmadığı hususunun çözümündeuygulanacak kanun hükümleri Çalışma Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkındaki4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A fıkrası olmayıp İş Kanununun 5518sayılı kanunla değiştirilen birinci maddesiyle Büyük Millet Meclisinin bumaddenin yorumuna mahal bulunmadığı hakkındaki 1966 sayılı Umumi Heyetkararıdır.
Anayasa'nın147 nci maddesiyle Anayasa Mahkemesine verilen vazife, kanunlarının ve TürkiyeBüyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemektenibarettir. Yine Anayasa'nın 151 inci maddesine göre bir dâvaya bakmakta olan mahkemenin,uygulanacak kanunun hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halindeAnayasa Mahkemesine itirazda bulunması mümkün olabilmektedir. Bu hükümlerden deanlaşıldığı üzere, Anayasamız yorum müessesesini kabul etmediği ve kanunlarınyorumu hakkını Büyük Millet Meclisine tanımadığı cihetle yorumların veyayorumlarla ilgili Meclis kararlarının Anayasa'ya aykırılığı yargılama mevzuuüzerinde bir hüküm sevketmemiştir.
AncakAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılıkanunun geçici 5 inci maddesinin son fıkrasında bu konu ile ilgili hükümbulunmakta olup, aynen şöyle denilmektedir :
"25Ekim 1961 tarihinden önce Yasama Organınca alınan yorum istemlerine ilişkinkararlar hakkında bu madde gereğince iptal dâvası açılamaz. Ancak AnayasaMahkemesi, bu şekilde karar konusu teşkil etmiş kanun veya kanun mahiyetindekimetinleri veyahut bunların belirli madde ve hükümlerini, yorum istemine ilişkinkararda açıklanan mâna içerisinde ele almak mecburiyetindedir."
Görülüyorkiyorum istemleriyle ilgili Büyük Millet Meclisi kararlarının; Anayasa'yaaykırılığı iddiasiyle müstakillen itiraz ve iptal dâvasına konu olmaları mümkündeğildir. Ancak bir kanun hükmü hakkında, o hükmün yorumu ile ilgili BüyükMillet Meclisi kararı bulunduğu takdirde o hükmün mezkûr karardaki mânadairesinde ele alınması icap etmektedir.
Yukarıdada belirtildiği üzere itiraz eden Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesince, nezdindeaçılmış olan dâvada dâvâlı tarafın işçi vasfında olup, olmadığının tâyinihususunda uygulanacak kanun hükmü çalışma Bakanlığı Kuruluş ve Görevlerihakkındaki kanunun 9 uncu maddesinin A fıkrası olmayıp İş Kanununundeğişik birinci maddesidir ve bu maddenin de 1966 sayılı Büyük Millet MeclisiKararında belirtilen mânâsıdır.
Buduruma göre mahkemece sözü geçen İş Kanununun değişik birinci maddesininAnayasa'ya aykırılığı konusunda bir itirazda bulunulması mümkün olabilir.Halbuki mahkeme, muhakeme edeceği dâvada uygulanması bahis konusu olmıyan 4841sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A fıkrasının Anayasa'ya aykırılığını ilerisürmüş ve itirazın bu maddeye ve bu madde hakkında ittihaz edilmemiş olan 1966sayılı Büyük Millet Meclisi kararına yöneltmiştir.
Busebeplerle, Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi, bakmakta olduğu dâva dolayısiyle, odâvada uygulanacak bir kanun hükmü olmayan 4841 sayılı kanunun 9 uncu madesininA fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle mahkememize itirazdabulunamıyacağından kararın bu itirazı kabul, eden kısmına muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün
MUHALEFETŞERHİ
Olay: Trafik kazasında ölen Elâzığ - Van inşaat Bölge Müdürü Yüksek Mühendis MahmutNedim Söylemez'in mirasçılarına İşçi Sigortaları Kurumunca ödenen tazminatınrücuen kazayı yapan Bayındırlık Bakanlığı Şoförü Ahmet Erdoğan ile adı geçenbakanlıktan müştereken ve müteselsilen tahsili talebiyle İşçi SigortalarıKurumu tarafından iş dâvalarını görmekle görevli Tunceli Asliye HukukMahkemesine açılan dâvada; ölen şahsın işçi sayılıp sayılamıyacağınıntesbitidir.
l-İptali istenen hüküm; Çalışma Bakanlığının kuruluş ve görevleri hakkındaki 4841sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendidir. Bu madde Çalışma GenelMüdürlüğünün görevini göstermekte olup A bendi "İş Kanununun uygulamaalanının tayini iş akdi, işin tanzimi, iş hayatını denetleme ve teftişine aithükümlerin yerine getirilmesiyle ilgili işlemleri yürütmek" şeklindedir.
İtirazdasöz konusu olan 7/5/1956 gün ve 1966 sayılı T. B. Millet Meclisi Kararı; İşKanununun 5518 sayılı kanunla değişik birinci maddesindeki (İşçi) deyimininanlam ve kapsamını tayindeki tereddüdü gidermek amacı ile Başvekâlet tezkeresiüzerine alınmış ve kararda sözü geçen l inci maddenin ayrıca tefsirine mahalbulunmadığını izah sadedinde 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendindeÇalışma Genel Müdürlüğünün görevleri meyanında İş Kanununun uygulama alanınında sayılmasına ve kanunun uygulama alanının tayininde yalnız iş yerinin değil,işçi ve işvereninde bahis konusu olacağına göre : Bir iş yerinde çalışankimselerden hangilerinin işçi vasfında bulunduklarının tâyininin Çalışma Bakanlığınaverilmiş görev ve yetkilerinden olduğu belirtilmiştir.
Mahkemegerekçesinde; T. B. Millet Meclisinin bu kararı bir şahsın işçi sayılıpsayılmadığının tâyin ve tesbiti için mahkemeleri behemahal Çalışma Bakanlığınınmütalâasına başvurmak ve neticede bu mütalâa ile bağlı kalmak zorundabırakmıştır : Nitekim Yargıtay 4 üncü Hukuk Dairesi de bu şekilde yani ÇalışmaBakanlığından sorulması ve alınacak cevaba göre karar verilmesi gerektiğiiçtihadında bulunmuştur. Calışma Bakanlığının bu yoldaki işlemlerinin yargıyetkisinin kullanılmasında mahkemelere verilmiş emir ve talimat niteliğindeolması bakımından Anayasa'nın 132 nci maddesine aykırı denmekte ve bu sebeplede 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendinin iptali istenmekte ise de;
ÇalışmaGenel Müdürlüğünün görevini gösteren bu maddede bir şahsın işçi sayılıpsayılmadığının tâyin ve tesbiti görevinin bu daireye verildiğine dair bir hükümbulunmamaktadır. İşçiyi tarif eden hüküm; İşçi Kanununun 5518 sayılı kanunladeğişik l inci maddesinde yer almıştır. Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıda sözü edilen l inci maddeye göre alınmıştır. Ve bu maddedeki işçi tarifineilişkindir. Bu kararda 4843 sayılı kanunun 9 uncu maddesinden bahsedilmesi İşKanununun değişik l inci maddesinin tatbikatı ile ilgili görülmesindendir. Şuhale göre Dâvada uygulanacak hüküm iptal istemine konu olan 4841 sayılı kanunun9 uncu maddesinin A bendi olmayıp iş Kanununun işçi tarifini kapsayan değişik linci maddesidir.
AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 5 incimaddesinin son fıkrasında 25 Ekim 1961 tarihinden Önce yasama organınca alınanyorum istemlerine ilişkin kararlar hakkında bu madde gereğince iptal dâvasıaçılamıyacağı ancak Anayasa Mahkemesinin bu şekilde karar konusunu teşkil etmişkanun ve kanun mahiyetinde ki metinlere veyahut bunların belirli madde vehükümlerini, yorum istemine ilişkin kararda açıklanan mâna içerisinde ele almakmecburiyetinde olduğu belirtilmiş olduğuna göre; mahkemenin yorum istemleriyleilgili T. B. Millet Meclisi kararlarının iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvuramıyacağı da bir gerçektir.
Ohalde yukarıda açıklandığı üzere iptali istenen 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinin A bendinin mahkemenin bu dâvada uygulayacağı bir hüküm olmamasına ve7/5/1956 gün ve 1966 sayılı T. B. Millet Meclisinin kararının da İş Kanununundeğişik l inci maddesinin tefsirine mahal olmadığına ilişkin bulunmasına göreAnayasa'nın 151 inci maddesi sarahati karşısında mahkemenin itiraz yolu ileAnayasa Mahkemesine başvuramıyacağı cihetle itirazın esası incelenmeksizin busebepten reddine karar verilmesi gerektiği reyindeyim.
2-Mahkemenin sorusu üzerine bir iş yerinde çalışan bir kimsenin işçi sayılıpsayılmıyacağının Büyük Millet Meclisi kararı uyarınca Çalışma Bakanlığıncabildirilmesi, mevcut bir hukukî durumu belirtmekten ibaret bir işlem olupbinnetice doğrudan doğruya adlî yargı mercilerince halli lâzım gelen birihtilâfa taallûk etmesi bakımından hususi hükümle görevlendirilmiş resmîbilirkişi mütalâası niteliğindedir. Bu itibarla hâkimi takyit etmiyeceğindenAnayasa'ya aykırı bir tarafı bulunmadığı cihetle itirazın bu yönden reddigerekeceği düşüncesiyle bu işlemin Bakanlığın idarî tasarruflarından olduğu veidari yargı merciinin denetimine tabi bulunduğu yolundaki çoğunluk gerekçesinede muhalifim.
Üye
İhsan Keçecioğlu
-MUHALEFETŞERHİ-
İtirazdabulunan mahkemenin bakmakta olduğu dâvanın konusu, bir trafik kazasında ölenşahsın işçi sayılıp sayılmayacağını tâyin ve tesbitten ibaret bulunmaktadır.Mahkeme ise (Çalışma Bakanlığının Kuruluşu ve Görevleri hakkındaki 4841 sayılıkanunun (9) uncu maddesinin (A) bendinin iptalini istemektedir. Bu bend(Çalışma Genel Müdürlüğü) nün görevinin (İş Kanununun uygulanma alanını tâyin,iş akdi, işin tanzimi, iş hayatını denetleme ve teftişe ait hükümlerin yerinegetirilmesi ile ilgili işlemleri yürütmek) olduğunu göstermektedir.
İtirazdabahis konusu edilen 1966 sayılı tefsir istemine ilişkin Türkiye Büyük (MilletMeclisi kararı da İş Kanununun 5518 sayılı kanunla değiştirilen (1) incimaddesindeki (İşçi) tabirinin mânasını tâyine taallûk etmektedir. Anayasa'nın(151) inci maddesine göre,bir dâvaya bakmakta olan mahkemenin, ancakuygulanacak kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birininileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halindeAnayasa Mahkemesine itirazda bulunması mümkündür. (Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri) hakkındaki kanunun geçici (5) inci maddesininson fıkrasında da (25 Ekim 1961 tarihinden önce yasama organınca alınan yorumistemlerine ilişkin kararlar hakkında iptal dâvası açılamıyacağı, ancak AnayasaMahkemesinin bu şekilde karar konusu teşkil etmiş, kanun veya kanunmahiyetindeki metinleri veyahut bunların belirli madde ve hükümlerini yorumistemine ilişkin kararda açıklanan mâna içerisinde ele almak mecburiyetindebulunduğu) belirtilmiştir.
İtirazdabulunan mahkemede bakılmakta olan dâvada Ölen şahsın (İşçi) vasfını haiz olupolmadığını tâyin hususunda uygulanacak kanun hükmü ise (4841) sayılı kanunun(9) uncu maddesinin (A) bendi olmayıp İş Kanunu'nun değişik (1) inci maddesi vebuna taallûk eden 1960 sayılı Büyük Millet Meclisi kararının belirtilen mânasıolmak lâzım gelir.
Mahkeme,4841 sayılı Kanunun (9) uncu maddesinin (A) bendinin Anayasa'ya aykırılığınıileri sürmüş ve itirazın bu madde ile bu madde hakkında alınan 1966 sayılıBüyük Millet Meclisi kararına yöneltilmiş olmasına ve halbuki sözü geçen 4841sayılı kanunun (9) uncu maddesinin (A) bendi mahkemenin bakmakta olduğu dâvadauygulanacak bir hüküm bulunmamasına göre bu bendin Anayasa'ya aykırı olduğundanbahisle mahkemenin itiraz etmeğe yetkisi olmadığı ve bu sebeple itirazın reddilâzım geldiği reyindeyiz.
Üye
Rifat Göksu
Üye
Celalettin Kuralmen
-MUHALEFETŞERHİ -
Olaydabir iş ihtilâfı bahis konusu değildir. Sadece bir trafik kazasında ölen Elazığ- Van inşaat bölge müdürü Yüksek Mühendis Mahmut Nedim Söylemez'inmirasçılarına İşçi Sigortaları Kurumu tarafından ödenen tazminatın rücuankazayı yapan Bayındırlık Bakanlığı şoförü Ahmet Erdoğan ile adı geçenbakanlıktan müştereken ve müteselsilen tahsili zımnında açılan dâva dolayısiyleölü Mahmut Nedim Söylemez'in işçi sayılıp sayılmayacağına taallûk etmektedir.
Yargıtay4 üncü Hukuk Dairesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7/5/1956 tarihli ve 1966sayılı kararı gereğince bir şahsın işçi sayılıp sayılmıyacağı hususunun tâyiniyetkisi mutlak şekilde Çalışma Bakanlığına ait olduğundan mahkemelerce adıgeçen Bakanlığın mütalâası alınması ve ona uyulması gerekeceğini içtihat etmişve Elâzığ İş Mahkemesi de sözü geçen meclis kararının mahkemeleri bağladığınıve delillerin serbestçe takdirine ve bilirkişi vasıtasîyle inceleme yapılmasınamâni olduğunu ve bu niteliği ile mahkemelere verilmiş bir talimat mahiyetinialdığını ve bu sebeple bu kararın matufu olan Çalışma Bakanlığı Kuruluş veGörevleri hakkındaki 28/1/1946 tarihli ve 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesininA bendinin Anayasa'nın 133 üncü maddesine aykırı bulunduğunu ileri sürerekiptalini istemiştir.
Halbuki1966 sayılı Meclis kararı, Çalışma Bakanlığına böyle mutlâk bir yetki veren birhükmü ihtiva etmeyip esasında işçilere ikramiye verilmesini âmir bulunan 6452sayılı kanunun uygulanmasında bazı dairelerle Sayıştay Genel Kurulu arasındaçıkan bir görüş ayrılığı sebebiyle İş Kanununun 5518 sayılı kanunladeğiştirilen birinci maddesindeki işçi tabiimin mâna ve şümulünü tâyin içinmezkûr maddenin tefsirini isteyen Hükümet talebi üzerine maddenin açık olduğuve tefsire ihtiyaç bulunmadığı hakkında ittihaz edilmiştir.
Mezkûrkararda hükümet talebinin "6452 sayılı kanunla işçilere ödenmesi derpişedilen ikramiyenin müstahiklerinin tesbiti ve umumiyetle İş Kanununun tatbiksahasının tâyini bakımından tatbikatta isçi vasfında olanların tefrik ve butefriki yapacak selâhiyetli merciin tâyini hususlarına taaluk ettiği"açıklanmış ve İş Kanununun 5518 sayılı kanunla tadil edilen birinci ve ikincimaddeleri hükümlerine ve Çalışma Bakanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkındaki 4841sayılı kanunun Çalışma Genel Müdürlüğünün Görevlerini sayan 9 uncu maddesinin Abendinde (İş Kanununun uygulama alanının tâyini) hususu da gösterilmiş olduğunaişaret edilerek (İş Kanununun tatbik sahası şümulünün tesbitinde yalnız işyerinin değil, işçi ve işverenin de bahis mevzuu olacağına göre bir iş yerinde çalışanlardanhangilerinin İş Kanununun muaddel birinci maddesi şümulüne giren işçi vasfındaolduğunun tâyini hususunun çalışma Vekâletine mevdu vazife ve selâhiyetlercümlesinden olduğu belirtilerek İş Kanununun birinci maddesinin ayrıcatefsirine mahal bulunmadığı) beyan edilmiştir.
Görülüyorki Meclis kararında her türlü ihtilâflarda bir şahsın işçi sayılıpsayılmıyacağı yetkisinin Çalışma Bakanlığına mevdu bulunduğunu gösteren birhüküm yoktur. Aksine Çalışma Bakanlığının merkezi idare teşkilâtı arasında İşkanununun uygulanması görevini yüklenmiş olması itibariyle bir işyerinin İşKanununa tabi yerlerden olup olmadığının tâyini bakımından yetkili olduğunubelirtmektedir. Tatbikat alanında bir şahsın işçi niteliğini hazi olup olmadığıyalnız İş Kanununun uygulanması bakımından değil, bilfarz vergi mevzuatınınuygulanması gibi İş Kanununun tatbikatı ile ilgili bulunmıyan hususlarda dabahis konusu olabilir. İş Kanununun uygulama alanı dışında bu hususun tâyiniyetkisi Çalışma Bakanlığını ilgilendirmez. Bu itibarla Çalışma Bakanlığının İşKanununun uygulanması dışında bu hususa dair vereceği karar, nihayet mütehassısbir daire sıfatı ile bir görüş ve mütalâa beyanından ileri geçemez; ve diğerkanunların uygulanması ile görevli daireleri ve özellikle yargı organlarınıbağlayamaz.
ÇalışmaBakanlığının bu kabil mütalâalarını idari yargı tarafından bozulmadıkçalazımülinfaz bir karar saymak mümkündür değildir. Çünkü adı geçen Bakanlığıngörev ve yetkisi çalışma hayatının düzenlenmesi ve bu düzeni koyan İş Kanunununuygulama alanının tesbiti, işçi ve işveren münasebetlerinin tanzimidir, veancak o alan içinde vereceği kararlar lâzımülicra bir mahiyet arzeder. Yoksa İşKanununun uygulanması dışında işçi ile ilgili her konuda vereceği kararılazımülinfaz bir idari tasarruf mahiyetinde telâkki etmek idare hukuku esaslarıile telif edilemez.
Buitibarla Yargıtay 4 üncü Hukuk Dairesinin içtihadı alt mahkemelerce lâzımülittiba olmakla beraber bu lüzum Meclis kararından değil doğrudan doğruya okararı Çalışma Bakanlığına geniş bir yetki veren mahiyette telâkki edenYargıtay 4 üncü Hukuk Dairesi içtihadından doğmakta bulunduğu ve bizatihimahkemeleri bağlayıcı bir mahiyet taşımadığı gibi lazımülinfaz bir idari kararmahiyetinde de bulunmadığı cihetle dâvanın bu gerekçe ile reddi icap edeceğimütalâası ile çoğunluk kararının gerekçesine muhalifim.
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
-MUHALEFETŞERHİ-
l-Tunceli Asliye Hukuk (tş) Mahkemesinin Anayasaya aykırı gördüğü hüküm, ÇalışmaBakanlığının Kuruluşu ve Görevleri hakkındaki 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinin A bendinde yer almaktadır. Bu hükmün mahkemece üzerinde durulan biribaresine göre (İş) Kanununun uygulanma alanının tâyini) görevi Çalışma GenelMüdürlüğüne mevdudur.
Bakanlıklarınkuruluş ve görevlerini tâyin eden kanunların o bakanlığa mevdu hizmetlerinhangi dairelerce görüleceğini gösteren hükümleri harici münasebetlerdeuygulanacak nitelikte değildir, o daire veya bakanlıkça anlaşıldığı mânadayerleşen tatbikat hiçbir meselede ihtilâf konusu olamaz; bakanlığıngörevleriyle ilgili mevzularda karar mevkiinde bulunan bakandır. Bakanlığaverilmiş bir görevin o bakanlığın hangi dairesince ifa edileceğini gösteren birhükmün - konusu ne olursa olsun - hiçbir ihtilâfı halletmeyeceğine; binnetice,hiçbir dâvada uygulanamıyacağına şüphe bulunmadığından ve Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 27 nci maddesigereğince mahkemeler, ancak gördükleri bir dâvada uygulanacak kanun hükümlerihakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasiyle mahkememize başvurabileceklerinden, bumaddeye uygun bulunmayan müracaatın yetki bakımından reddi gerekir.
2-Tunceli Mahkemesi kararından anlaşıldığına göre: Bir trafik kazasında ölen veailesine İşçi Sigortaları Kurumunca tazminat verilen bir kimsenin hakikatteİşçi olmadığı, Kurum tarafından açılan rücu dâvasında, ölüme sebebiyet verenşoförün vekili tarafından ileri sürülmüş, mahkeme de - vazifeli olup olmadığınıtâyin için - Ölen kimsenin işçi olup olmadığını araştırmaya lüzum görmüştür. Bukonuda evvelâ bilirkişi tetkikatı yaptırılmışken sonradan 7/5/1956 tarihli ve1966 sayılı B. M. M. kararı gereğince ihtilaflı hususun Çalışma Bakanlığındansorulması gerektiği ve oradan alınacak cevabın mahkemeyi bağlıyacağı, bunun daAnayasa'nın 8 ve 132 nci maddelerine aykırı bir netice doğuracağı mülahâzasiyle4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendinin iptali gerektiği düşüncesiylemahkememize başvurulmuştur.
Yukarıda(1) numaralı bentte izah edildiği gibi, Çalışma Genel Müdürlüğünün vazifelerinitâyin eden bu hüküm dâvaya uygulanacak nitelikte olmamakla beraber Büyük MilletMeclisinin 1966 sayılı kararında da, mahkemeyi Anayasa'ya aykırılık kanısınagötürecek bir mâna yoktur. Filhakika:
a)Hükümetin tefsir isteği 4841 sayılı kanunun 9 uncu maddesinin A bendi hakkındadeğil İş Kanununun 5518 sayılı kanunla değişik l inci maddesi hakkındadır.
b)B, M, M. kararının dayanağı 4841 sayılı kanundaki bu hüküm olmayıp gene işKanununun 5518 sayılı kanunla değişik 2 nci maddesinde mevcut (İtiraz,Bakanlıkça incelenerek kesin karara bağlanır) hükmüdür. Dâvada, olsa olsa, buhüküm uygulanabilir. Halbuki mahkeme, İş Kanununun 2 nci maddesi hükmünün iptalitalebiyle mahkememize müracaat etmiş değildir.
c)B. M. M. kararı İş Kanununun 2 nci maddesinin A bendine dayandığına göre bubendin tatbik sahasında bir izah olabilir. Yani, bir işyerinin İş Kanunununşümulüne alınması sırasında o yerdeki bir kimsenin işçi olup olmadığınoktasında doğacak ihtilâfların Çalışma Bakanlığınca halledileceğini ifadeedebilir. Yoksa, bir işyeri İş Kanununun şümulüne alınıp bu hususkesinleştikten sonra orada çalışanlardan birinin işçi olup olmadığı hususu,ancak işveren ile işçiyi bir de işçi Sigortaları Kurumunu ilgilendirir. Buşahıslar arasında doğacak böyle bir ihtilâfın Çalışma Bakanlığıncahalledileceğine dair hiçbir kanun hükmü yoktur.
Ohalde, Tunceli Mahkemesi, ölen kimsenin işçi sayılıp sayılmıyacağını, HukukUsulü Muhakemeleri Kanununda gösterilen delillerle tesbitte serbesttir.
d)B. M. M. kararının daha şümullü, bir kimsenin işçi olup olmadığı hususundakiher ihtilâfın Çalışma Bakanlığınca halli gerektiğini derpiş eden bir mânataşıdığı gözükmektedir. Bunun sebebi de İş Kanununun değişik 2 nci maddesinin Abendi hükmünün tamamının karara alınmamış olmasıdır. A bendi aynen şöyledir :
(BuKanun, mahiyeti itibariyle yolunda işleyebilmesi için günde en az on işçiçalıştırmayı gerektiren işyerlerine ve buralarda çalışan işçilerle bunlarınişverenlerine uygulanır. Bir işyerinin İş Kanununun şümulüne alındığı keyfiyetiişverene tebliğ edilir. Bu tebliğ işveren tarafından işyerinde ilân olunur.İşverenler veya işçileri tebliğ tarihinden İtibaren bir ay içinde itirazedebilirler. Vuku bulacak itirazlar kanunun uygulanmasını durdurmaz, itiraz,bakanlıkça incelenerek kesin karara bağlanır).
Altıçizilen cümleler B. M. M. kararına alınmadığından bu hükmün :
-Bir işyerinin İş Kanununun şümulüne alınmasının işverene tebliği ve işyerindeilâm üzerine;
-Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde;
-Tebliğ edilen (işyerinin, İş Kanununun şümulüne alındığı keyfiyetine karşıyapılacak itirazlarda değil (Bir kimsenin işçi sayılıp sayılmayacağı)hususundaki bütün ihtilâflarda tatbikatına müsait bir mâna meydana çıkmaktadır.
Birkanun hükmünün tefsir yolu ile değiştirilemiyeceğine bu hadisede bir tefsirkararı da mevcut olmadığına; altı çizilen ve itiraz konusu ile zamanını tâyineden hükümlerin B. M. M. kararına alınmamış olması bu hükümleri ortadankaldırmadığına; mahkemeler - Anayasa'nın 132 nci madesine göre - hüküm olanhallerde doğrudan doğruya kanun hükümlerini uygulamakla mükellef olduklarınagöre B.M.M. kararı, elindeki hâdise dolayısiyle mahkemeyi Çalışma Bakanlığınabaşvurmaya zorlayamaz.
3-Mahkemeyi, Çalışma Bakanlığına müracaat hususunda zorlayan bir kanun hükmüyoktur.
İşKanununun 2 nci maddesinin A bendi hükmü ancak, bir işyerinin İş Kanunununşümulüne alınması muamelesi dolayısıyla bir ay içinde yapılacak itirazlaratatbik edilebilir. Bir kimsenin işçi olup olmadığının tâyini çalıştığı İşyerinin iş Kanununun şümulüne alınması keyfiyetinde müessir oluyorsa ÇalışmaBakanlığı, bu vesile ile, İş Kanununun l inci maddesine göre bu kimsenin işçisayılıp sayılmıyacağını da inceleyebilir. Fakat işyerinin İş Kanununun şümulünegirdiği hususundaki muamele itiraz müddetinin geçmesiyle veya itirazın reddihakkındaki kararın kanunen kesinleşmesiyle tekemmül ettikten sonra o işyerindeçalışanların işçi sayılıp sayılamıyacakları hakkındaki ihtilâflarda ÇalışmaBakanlığının tetkik yetkisi Kalmaz. B. M. M. kararı ancak, bu manada kabuledebilir.
Çoğunlukkararına bu sebeplerle muhalifim
Üye
Şemsettin Akçoğlu
MUHALEFETŞERHİ
İşKanununa tabi bir iş yerinde çalışan bir kimsenin İş Kanununun birincimaddesindeki tarife uygun işçi sayılıp, sayılamıyacağı konusunda biranlaşmazlık çıkması halinde Çalışma Bakanlığının, 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinin A fıkrası uyarınca, o kimsenin gördüğü işin niteliğini inceleyerekbu husustaki mütalâasını ilgililere bildirmeğe yetkili olduğu Türkiye BüyükMillet Meclisinin 7/5/1956 tarih ve 1966 sayılı kararında açıklanmıştır. NeÇalışma Bakanlığının Kuruluşu ve Görevleri hakkında 4841 sayılı kanunun 9 uncumaddesinde, ne de Türkiye Büyük Millet Meclisinin 7/5/1956 tarih ve 1966 sayılıkararında, bazı kanunlarda olduğu gibi, Çalışma Bakanlığının bu konudakibildirisi aleyhine hiçbir kaza mercine başvurulmayacağına dair bir hükümyoktur. Şu hale göre, Bakanlığın bildirisinden zarar gördüğü iddiasında olanher şahıs görevli kaza mercii önünde dâva açmak, veya aleyhine açılmış olan birdâvada bunu bir müdafaa sebebi olarak ileri sürmek suretiyle bu bildiriyeiltifat edilmemesini isteyebilir. Bu itibarla 4841 sayılı kanunun itiraz konusu9 uncu maddesinin A bendi Türkiye Cumhuryeti Anayasa'sına aykırı değildir.Anayasa Mahkemesinin de itirazı yalnız bu gerekçe ile reddi doğru olur.Bakanlığın görüşünün idari bir karar mı, yoksa sadece bir bilirkişi mütalâasımı olduğu, bunun aleyhine hangi kaza merciine başvurulabileceği konusu üzerindedurulması doğru olamaz. Mahkemenin çoğunluktaki üyelerinin Çalışma Bakanlığınınbildirisinin bir idari karar olduğunu kabul etmelerine karşılık azınlıkta kalanbir kısım üyelerden bunun idarî bir karar olmayıp sadece bir bilirkişimütalâasından ibaret olduğunu savunmuşlardır. Sonuçta ise üyelerin hepsiBakanlığın bildirisi aleyhine kaza merciine başvuralabileceğinde bu itibarla daitiraz konusu kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığında birleşmişlerdir. Budurum karşısında adlî ve idari kaza mercilerinin görüşleri üzerinde herhangibir şekilde müessir olmamak, kaza mercilerini bu konuda tamamen serbestbırakmak gerekir. Bunların arasında görev konusunda çıkacak anlaşmazlıklaruyuşmazlık mahkemesince halledilir. Bütün bu sebeplerle Çalışma Bakanlığınınkonumuzla ilgili işleminin idari tasarruf niteliğinde olduğu, Danıştay'ca iptaledilmedikçe mahkemeleri bağlayıcı yolundaki cümlenin kararda yer almamasıyerinde olur.
Yukarıdaarz ve izah edilen sebeplerle kararın gerekçesine muhalifiz.
Üye
Osman Yeten
Üye
Ekrem Tüzemen