ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/25
Karar No.:1963/87
Karar tarihi:8/4/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:18.7.1963/11457
İtirazdabulunan : Adana ikinci Asliye Ceza Toplu Basın Mahkemesi
İtirazınkonusu : Anayasa Nizamım, Millî güvenlik ve Huzuru Bozan Bazı Fiillerhakkındaki 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülmüştür.
Olay: Adana'da yayınlanan Yeni Adana Gazetesinin 20/8/1962 günlü sayısında HakkıGülmen tarafından yazılan (Aç gözünü vatandaş) başlıklı yazıda A.P. ninvatandaşları aldattığından ve kitleleri oyalamağa çalıştığından bahsedilerek"Aç gözünü vatandaş, düşüğü, kuyruğu, alçağı, sahtekârı, kravatlıeşkıyası, demogogu, Kincisi, çıkarcısı ile elele vermiş geniş bir sömürücütakım tarafından aldatılmak isteniyor ve hatta aldatılıyorsun." denilmeksuretiyle 38 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine aykırı harekette bulunulduğuiddiasiyle adı geçen yazarla bu yazıyı gazetede yayımlayan sorumlu müdür RıfkıDemirci haklarında 5680 sayılı Kanunun değişik 36 ncı maddesi ve 16 ncımaddesinin l inci fıkrası delaletiyle 38 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine görecezalandırılmak ve muhakemeleri toplu basın mahkemesinde yapılmak üzere20/8/1962 gününde kamu dâvası açılmıştır.
Mahkemenin8/9/1962 günlü ilk oturumunda sanıkların müdafileri tarafından 38 sayılıKanunun Anayasa'ya aykırı bulunduğu ileri sürülerek bu husus hakkında bir kararvermesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine intikal ettirilmesi istenilmiş veCumhuriyet Savcılığınca da bu isteğin yerinde görülmesi üzerine mahkemece 38sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığının AnayasaMahkemesinden sorulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizcegönderilen dosya 24/9/1962 gününde incelenerek Toplu Basın Mahkemesince isteğinhangi sebeplerle ciddi olduğu kanısına varıldığı açıklanmıyarak sadece istişarimütalâa istendiği görüldüğünden 1962/192 sayılı kararla mahkeme isteminin görevyönünden reddine karar verilmiştir.
Bununüzerine Adana Toplu Basın Mahkemesince yeniden yapılan duruşmada, sanıklarınmüdafileri eski isteklerinde ısrar etmiş ve Cumhuriyet Savcısı 38 sayılıKanunun Ayasaya'ya aykırı bulunmadığı düşüncesini bildirmiş, mahkemece de"Anayasa'nın 11 inci maddesinin 2 nci fıkrası kanun, kamu yararı, genelahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibi sebeplerle de olsa birhakkın ve hürriyetin özüne dokunmaz demiş bulunmasına ve 20 nci madde iseherkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilir,demiş bulunmasına ve 22 nci maddesi basın hürdür ve sansür edilemez diye yazılıbulunmasına binaen bu sarahat karşısında bu maddelere muhalif olarak 38 sayılıKanunun 4 üncü maddesinin yazı ve fikirlerinin neşrine tahdidat konmasıAnayasa'nın lafzına ve ruhuna ve maddelerine aykırı bulunduğuna ve Anayasa'nın151 inci maddesi gereğince dâvanın geri bırakılmasına ve lüzumlu evrakÖrneklerinin Anayasa Mahkemesine gönderilmesine oybirliği ile" karar verilmiştir.
İnceleme: Adana Cumhuriyet Savcılığının 19/1/1963 günlü ve 2/382 sayılı kenar yazısınadayanılarak Yargıtay Başsavcılığının 25/1/1963 günlü ve 187 sayılı yazısı ilemahkememize gönderilen dosya Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesigereğince 4/2/1963 gününde yapılan ilk incelemesinde eksiksiz görülerek esasınincelenmesine dair verilen karar uyarınca hazırlanan rapor, sanık müdafiinAnayasa'ya aykırılık hakkındaki dilekçesi örneği ve mahkeme karariyle ilgilievrak Örnekleri 5/3 1962 günlü ve 38 sayılı kanunun 4 üncü maddesi, bu kanunungerekçesi kanun teklifini inceleyen Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu karmakomisyonları ile Meclis ve Senato görüşme tutanakları, Anayasa'nın ilgilimaddeleri ve bunlara ilişkin Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu raporu vegörüşme tutanakları okundukdan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Önce,334 sayılı Anayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerindemahkemelerin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine gönderecekleri aykırılıkitirazları, bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle uygulanacak bir kanunhükmünü Anayasa'ya aykırı görmeleri veya taraflardan birinin ileri süreceğiaykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varmaları ile mümkün olup, itirazınmahkememizce tetkikine başlanmasından önce yürürlüğe girmiş olan Bazı Suç veCezaların Affı hakkındaki 23/2/1963 günlü ve 218 sayılı kanunun l İncimaddesinin (A) bendi gereğince olayda bahis konusu olan suç hakkında kovuşturmayapılmasına artık imkân kalmamış olduğundan İtirazda bulunan mahkemece olayda38 sayılı kanunun 4 üncü madesi uygulanamıyacağına göre, itirazın tetkikine,cevaz olup olmadığı incelendi.
Anayasa'nın147 nci maddesi gereğince, Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Yasama Meclisleriiçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluğunu denetlemek amacı ile kurulmuş bir mahkemeolup bu denetlemeyi yine Anayasa'nın 148 inci ve 149 uncu maddeleri gereğinceiptal dâvası veya itiraz yolu ile gelen işler üzerinde yapmakla görevlibulunmaktadır. Mahkemelerde ileri sürülecek aykırılık itirazlarını AnayasaMahkemesine intikal ettirmek yetkisi, fertlere tanınmış olmayıp ancak buiddiaların ciddi olduğu kanısına varan mahkemelere tanınmıştır. YineAnayasa'nın 152 maddesi, bu iki yoldan kendisine intikal eden aykırılıkiddiaları üzerine Anayasa Mahkemesince verilecek kararlar arasında kapsam vesonuç bakımından bir ayırım yapmış değildir; sadece mahkemelerden gönderilenaykırılık iddiaları üzerine verilen iptal kararlarının yalnız taraftarıbağlayıcı olmasına karar verebilmesi de istisnaen kabul edilmiştir.İstisnaların mevridine maksur olup esas kaideyi ihlâl edememesi ise bir hukukkuralıdır. Anayasa Mahkemesinin görevi, Anayasa Hukuku bakımından yasamaorganını denetlemek olduğuna ve 152 nci madde gereğince Anayasa Mahkemesikararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını,gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı nitelikte bulunduğuna ve fert veya mahkemeiradesinin Anayasa Mahkemesi kararlarına etkisi bulunmamasına göre, itirazınAnayasa Mahkemesine intikal ettirebilmesi için Anayasanın 151 inci ve 44 sayılıKanunun 27 nci maddelerinin Öngördüğü "bir dâvaya uygulanacak bir kanunhükmünün mevcudiyeti" şartı ancak iptidaen aranacak bir şart olup intihaenbu şartın devamını aramaya yer olmamak lâzım gelir. Bu itibarla AnayasaMahkemesine intikal ettirildiği tarihte dâvaya 38 sayılı kanunun uygulanmasımümkün bulunduğuna göre sonradan yürürlüğe girmiş olan 218 sayılı kanunun,dâvayı ortadan kaldırmış olması, Anayasa Mahkememizce usul ve kanun hükümlerineuygun olarak elkonulmuş olan itirazın incelenmesini engelleyici bir tesiri haizolmıyacağı üyelerden Rıfat Göksu, Lütfi Akadlı, İbrahim Senil, Ahmet Akar,Muhittin Gürün ve Ekrem Tüzemen'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ilekaralaştırıldıktan sonra esasın incelenmesine geçildi.
Aykırılıkiddiasına mesnet tutulan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 8 incimaddesi Anayasa'ya aykırı kanunlar çıkarılamayacağını, Anayasa'nın Devletinbütün organlarını bağlayan temel hukuk kuralları olduğunu; 11 inci maddesitemel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında uyulacak esasları ve sınırlamada birhak ve hürriyetin özüne dokunulamıyacağını belirtmekte olup itirazla doğrudandoğruya ilgili olan 20 nci ve 22 nci maddeleri de aynen şöyledir :
"Madde20- Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düğünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilirve yayabilir.
Kimsedüşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz."
"Madde22- Basın hürdür, sansür edilemez.
Devletbasın ve haber alma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.
Basınve haber alma hürriyeti, ancak millî güvenliği veya genel ahlakı korumak,kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemekve yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak içinkanunla sınırlanabilir.
Yargıgörevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için, kanunla belirtileceksınırlar içinde hâkim tarafından verilecek kararlar saklı olmak üzere olaylarhakkında yayın yasağı konamaz.
Türkiye'deyayımlanan gazete ve dergilerin toplatılması, bu tedbirlerin uygulanacağınıkanunun açıkça gösterdiği suçların işlemesi halinde ve ancak hâkim karariyleolabilir.
Türkiye'deyayınlanan gazete ve dergiler, ancak 57 nci maddede belirtilen fiillerdenmahkûm olma halinde mahkeme karariyle kapatılabilir."
Adanaİkinci Asliye Ceza Toplu Basın Mahkemesince Anayasaya aykırılığı iddiasınınciddi olduğu kanısına varıldığı bildirilen 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanunun4 üncü maddesi de şöyledir :
"Madde4- Kanunların himayesinde evvelce faaliyet göstermiş veya faaliyet göstermektebulunan her hangi bir siyasi partiye mensup olanları veya oy vermiş bulunanlarıtezyif kâr sıfatlarla topyekûn kötüleyerek, vatandaşlar arasında husumet veintikam hisleri doğuracak veya tahrik edecek mahiyette söz, yazı, haber,havadis, resim, karikatür veya sair vasıta ve suretlerle faaliyette bulunanlarveya propaganda yapanlar 3 aydan 2 seneye kadar hapis cezasiyle cezalandırılır."
Gerekçe: Düşünce ve kanaat hürriyeti insanların en tabii haklarındandır. Herkesistediği gibi düşünmekte, istediği fikre inanmakta serbesttir. Kişinin iç alemikanunun her çeşit müdahalesinin dışındadır. Ancak kişinin iç aleminde kaldığısürece mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyeti, toplum hayatınıilgilendirdiği andan itibaren hukukun ve kanunun sahasına girer ve toplumsalyaşayışın gerektirdiği bazı kayıtlamalara bağlanabilir, İnsanların toplumhalinde yaşayabilmeleri ancak toplum hayatının bazı esaslara ve kurallarabağlanması ile yani düzenlenmesi ile mümkündür. Bu zaruret insanın iç hayatıbakımından mutlak ve sınırsız olan düşünce ve kanaat hürriyetinin, söz, yazı,resim vesaire gibi çeşitli vasıtalarla açığa vurulurken toplumsal yaşayışın sürekli(Devam ve bekası) sağlanmak için belli esaslara ve kurallara bağlanmaksuretiyle kayıtlanmasını zorunlu kılar. Zira toplum hayatına zarar verendüşünce ve kanaatlerin açığa vurulması toplumu huzursuzluğa sevk ederektoplumsal yaşayışın ve Devletin güvenliğin i sarsar. Bu bakımdan diğer hak vehürriyetler gibi düşünce ve kanaat hürriyeti de her türlü sorumsuz davranışlaracevaz veren mutlak ve sınırsız bir hürriyet olarak telâkki ve kabul edilemez.Bu hürriyeti toplumsal yaşayışın ve Demokratik nizamın icaplariyle bağdaştırmakve toplumsal yaşayışla düşünce ve kanaat hürriyetini denge halinde tutmakgereklidir.
Buitibarla Anayasamızın, metni aynen yukarıya çıkarılan, 20 nci maddesi hükmünüdüşünce ve kanaatlerin mutlak ve sınırsız bir şekilde ve hiçbir sorumlulukduygusuyla bağlı olmaksızın her düşünceyi açıklamaya cevaz veren bir hak gibitelâkki etmemek icabeder. Aksine olarak onu Anayasada yer almış diğer hükümlerve ilkeler ile birlikte ve Anayasanın bütünü içinde bir parça olarak ele almakve değerlendirmek gerekir. Nitekim maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesisırasında bu maddenin düşünce ve kanaat hürriyetine bir sınır çizmediği, buşekli ile fertleri meselâ komünizme, nasyonal sosyalizme veya irticaa kayandüşünceleri veyahut ahlâksızlığı teşvik eden fikirleri de açıklamak ve yaymakhususunda serbest bırakmış gibi bir intiba yarattığı ileri sürülerek bubakımdan kayıtlanması istenilmesine karşı, Anayasa Komisyonu sözcüsünün yaptığıaçıklamada "Maddeyi yalnız başına ele alarak yani diğer hükümlerden tecritederek mânalandırmanın caiz bulunmadığını, hukukta doğru olan tefsirin gaitefsir yani hükümlerin gayeye göre tefsir edilmesi olduğunu, tefsir konusu olanhüküm hangi kanunda ve Anayasada ise o kanun veya Anayasanın tümü ve ruhugözönünde tutularak yorumlama yapılacağını, Anayasamızın esas itibariylehürriyetleri imha edici faaliyetleri yasak eden ve realist bir hürriyetanlayışını kendisine temel olarak almış olan bir Anayasa olduğunu, bu bakımdanherkese tanınan düşünce hüriyetinin Anayasa ile tesbit olunan Devlet nizamınave Demokratik nizama uygun kanaatleri belirtmek için sağlandığını ve bu sebeplelâik vedemokratİk nizamı yıkmak, Devletin ve milletin bütünlüğünü parçalamakisteyen düşüncelerin açıklanmasının düşünce hürriyetine dâhil sayılamıyacağınıve bilâkis suç teşkil edeceğini" bildirmiş olması düşünce ve kanaathürriyetinin de Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin niteliklerini açıklayanikinci kısmının (Genel hükümler) unvanlı birinci bölümünde yer almış olan 11inci maddesi uyarınca "Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunlasınırlanabileceğini" kolayca anlatmaya kâfidir.
Sınırsızhürriyetin anarşiden başka bir şey olmadığı gözönüne alınınca, 20 nci maddeye,düşünce ve kanaat hürriyeti hakkında hiçbir kayıtlama kıstası konulmamışolmasını bu hürriyeti Anayasa'nın dayandığı temel ilkelere uygun olmak veAnayasanın 11 inci maddesinde gösterilen esaslar dahilinde kalmak şartiyle; heristikamette sınırlayabilmek hususunda Anayasa vazıının kanun koyucuya takdirhakkı tanımış olduğu şeklinde yorumlamak tabii bulunmaktadır.
Öteyandan düşünce ve kanaat hürriyetini tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayanbasın hürriyeti de düşünce ve kanaat hürriyeti gibi mutlak ve sınırsız birhürriyet değildir. Anayasa'mız, 22 nci maddesiyle basın hürriyetinin millîgüvenliği ve genel ahlâkı korumak kişilerin şeref, haysiyet ve haklarınatecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek maksadiyle sınırlanabileceğini kabulettiği gibi, gerekli hallerde gazete ve dergilerin toplatılmasına da cevaz vermiştir.
Genişhalk kitlelerinin düşünce ve kanaatleri üzerinde etki yapan basının hür olması,toplumun huzur ve selâmetini ve Devletin güvenliğin i ihlâl edecek mahiyettekibeyanların ve yazıların cezasız bırakılması dernek değil, sadece basınınÖnceden kayıtlama ve kısıntıya tabi tutulmaması demektir.
İçtimaigörevini yerine getirebilmesi için basının hür olması kadar sorumluluk şuuruile hareket etmesi de şarttır sorumluluk şuurundan yoksun bir basın, hersorumsuz kuvvet gibi ergeç soysuzlaşır ve toplumun hayatını sarsar ve millîgüvenliği tehlikeye sokan bir kuvvet halini alır. Düşünce ve basın hürriyetlerine kadar mukaddes olursa olsun böyle bir durum karşısında toplum düzenini vemillî güvenliği korumakla görevli olan kanun koyucu gerekli tedbirleri almakzorunluğundadır.
İtirazakonu olan 5/3/1962 günlü ve 38 sayılı kanun, 27 Mayıs Devriminin bir sonucu vefelsefesi olan 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile kurulmuş demokratikve sosyal hukuk devleti nizamını korumak ve yerleştirmek ve âmmenin huzur,güvenlik ve selâmetini sağlamak maksadiyle çıkarılmıştır.
Anayasa'nınmetnine dâhil bulunan ve onun dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtenbaşlangıç kısmında 27 Mayıs Devrimi "Anayasa ve hukuk dışı tutum vedavranışlariyle meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı Türk Milletinindirenme hakkını kullanması" olarak vasıflandırılmış ve Anayasa'nındayandığı temel görüş ve ilkeler "İnsan hak vs hürriyetlerini,millî dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahınıgerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukukdevletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak" şeklinde ifadeedilmiştir.
Demokratikhukuk devletî ilkesi, hukuka bağlı, istikrarlı ve gerçekti bir hürriyetrejimini ifade eder; bu rejim hiçbir suretle anarşi anlamına alınamaz. Buesastan hareket edilince ve yukarıda yapılan açıklamalar da nazara alınınca,düşünce ve kanaat hürriyetinin kapsamı içine Anayasa'nın dayandığı insanhakları, millî dayanışma, sosyal adalet, fert ve toplumun huzur ve refahı gibitemel ilkeleri yıkmaya ve yok etmeye varacak düşünce ve kanaatlarınıaçıklanması ve yayılması serbestisinin de dâhil bulunduğunu kabule imkântasavvur olunamaz. Nasılki milletlerarası bir hukuk vesikası olan ve düşünce vekanaat hürriyetini de kapsayan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, bubeyannamenin hiçbir hükmünün, içinde ilân olunan hak ve hürriyetlerin birdevlet zümre veya fert tarafından yok edilmesini güden bir faaliyete girişmeyeveya fiilen bunu işlemeye herhangi bir hak verdiği şeklinde yorumlanamıyacağıbelirtilmek suretiyle bu esas açıkça ilân edilmiştir.
Anayasa'nın11 inci, 20. ve 22 nci maddelerine aykırılığı ileri sürülen 38 sayılı kanunun 4üncü maddesi ile yasaklanmış olan fiiller, vatandaşları birbiri aleyhine tahrikederek onlar arasında kin, intikam ve düşmanlık duyguları yaratacak veduyguları geliştirecek milli huzur ve güvenliği devamlı şekilde ihlâl edecek vebu yoldan Anayasa'nın dayandığı temel ilkeleri yoketmeye varacak sonuçlardoğuran bir davranış olmak itibariyle bu ilkelerle bağdaştırılması mümkün birhareket olarak kabul edilemez. Millî dayanışma, fert ve toplum huzuru ancaksiyasi kanaatleri ne olursa olsun aynı toplumun fertleri olan vatandaşlararasında karşılıklı anlayış ve saygı duygularının ve toplum şuurununkuvvetlenmesiyle doğar ve yerleşir. Bu duyguları yoketme ve vatandaşları ikidüşman kitleye bölme sonucunu yaratan her hareketin, Anayasa'nın sözüne veruhuna aykırı olduğundan şüphe edilemez. Bu bakımdan düşünce, kanaat ve basınhürriyetlerinin bu istikamette sınırlandırılmasında kamu yararı bulunduğu vemillî güvenliğin korunması yönünden de zaruri olan bu sınırlamanın Anayasa'nın11 inci, 20. ve 22 nci maddelerine aykırı bulunmadığı açıktır.
38sayılı kanunun 4 üncü maddesi ile düşünce, kanaat ve basın hürriyetlerininÖzüne dokunulup dokunulmadığına gelince : Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonuraporunda ve Anayasa tasarısının Meclisteki görüşmelerinden de anlaşılacağıveçhile bir hak ve hürriyetin gayesine uygun şekilde kullanılmasını sonderecede zorlaştıran veya onu kullanılmaz duruma düşüren kayıtlara tabitutulması halindedir ki o hak ve hürriyetin özüne dokunulmuş olması söz konusuedilebilir.
Bahsigeçen kanunun 4 üncü maddesiyle yapılan kayıtlamayı bu mahiyette telâkki etmekmümkün değildir. Zira, bu madde hükmü sadece bir kısım vatandaşları topyekûnkötüleyici ve tezyif edici ve diğer vatandaşları onlar aleyhine tahrik edici vevatandaş kitleleri arasında intikam ve düşmanlık duyguları yaratıcı mahiyettekisözleri ve yayınları yasaklamaktadır. Kaldıki 4 üncü maddedeki yasaklama ilebasın sansüre tabi tutulmamış, kitap, gazete ve dergi çıkarılması, önceden izinatma ve malî teminat gösterme şartına bağlanmamış, haber, düşünce vekanaatların serbestçe yayınlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı iktisadi,malî ve teknik kayıtlar konulmamıştır. Şu halde bahsi geçen madde ile düşünceve kanaat ve basın hürriyetlerinin gayesine uygun şekilde kullanılmasınızorlaştıran veya imkansızlaştıran bir sınırlama yapılmamış, düşünce, kanaat vebasın hürriyetinin özüne dokunulmamış ve bu öz tahrip edilmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle Anayasa Nizamını, Millî güvenlik ve HuzuruBozan Bazı Fiiller Hakkındaki 5/3/1962 günlü ve 33 sayılı Kanunun 4 üncümaddesi hükmü Anayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine oybirliği ile8/4/1963 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkanvekili
Tevfik Gerçeker
Üye
Osman Yeten
Üye
Rifat Göksu
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
Salim Başol
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ekrem Korkut
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
8/4/1963gün ve 16 esas ve 83 karar sayılı karara ait muhalefet şerhinde açıkladığımızsebeplerden dolayı kararın usule ait kısmına muhalifiz.
Üye
Rifat Göksu
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
İbrahim Senil
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ekrem Tüzemen