ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1963/303
Karar Sayısı : 1963/277
Karar Günü : 20.11.1963
İPTAL DAVASINI AÇAN: Çukurca Sulh CezaMahkemesi.
İPTAL DAVASININ KONUSU: 8 Nisan 1340 gün ve 469sayılı Mahakimî Şer’iyenin ilgasına ve Mehakim Teşkilâtına ait ahkâmı muadilkanunun geçici maddesinin son cümlesinde yer alan (bu kabil kazalardamaslahatın icabına göre zabıtaı adliye vazifesini ifa ile mükellef bir sulhhâkimi ikamesiyle de iktifa olunabilir.) şeklindeki hükmün Anayasaya aykırı olduğuileri sürülerek, iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
OLAY: Hırsızlık suçunun sanığı hakkında Hâkkari Cumhuriyet Savcılığıtarafından, Çukurca Sulh ceza Mahkemesinde kamu dâvası açılmıştır. Yargılamasırasında mahkemece, bu dâvaya bakmakta olan hâkim’in, daha önce, olayda adlîzabıta görevini yapmış olduğu, bir hâkimin bir dâvada hem adlî zabıta hem dehâkimlik görevini yapmasının 469 sayılı kanunun geçici maddesinin son cümlesiile Adalet Bakanlığına verilen yetkiden ileri geldiği ve bu durumun Anayasanın,hâkimlerin bağımsızlığı ile ilgili hükümlerine aykırı düştüğü kanısınavarıldığı gerekçesi ile Mahkememize başvurulmuştur.
İNCELEME: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesigereğince 23.9.1963 gününde yapılan ilk incelemede, başvurmada bir eksiklikbulunmadığı görülmekle işin esasının incelenmesine karar verildikten sonradüzenlenen rapor, mahkeme kararı ve ekleri okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREKÇE: Anayasanın 151. ve Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22.4.1962 gün ve 44 sayılı kanunun27. Maddesi uyarınca, mahkemelerin, bir kanun hükmünün Anayasaya aykırılığınıileri sürerek Mahkememize başvurmaları için bakmakta oldukları bir dâvanınbulunması ve iptali istenen kanun hükmünün de o dâvada uygulanması gerekir.
Olayda, Çukurca Sulh Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu bir dâvavarsa da, bu dâvada, söz konusu 469 sayılı kanunun geçici maddesinde yer alanhükmün uygulanmasına yer yoktur. Gerçekten, bu cümlede (Bu kabil kazalardamaslahatın icabına göre zabıtai adliye vazifesini ifa ile mükellef bir sulhhâkimi ikamesiyle de iktifa olunabilir) hükmü yer almış ise de bu hüküm dâvayabakmakta olan Sulh Ceza Hâkimi tarafından, dâvadan önce, hazırlık tahkikatıyapılmak suretiyle uygulanmış ve bu tahkikat evrakı Cumhuriyet Savcılığınagönderilmiş ve onun tarafından da kamu dâvası açılmıştır. Son tahkikatsafhasında, artık mahkemece, iptali istenen kanun hükmüne dayanılarak bir kararverilmesinin söz konusu olmadığı meydandadır. Bu duruma göre uygulamayacağı birkanun hükmünün iptalini istemiş olan mahkemenin, 22.4.1962 tarih ve 44 sayılıkanunun 22. maddesi hükmü karşısında, Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkisiyoktur. İtirazın yetki yönünden reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü itirazın reddine, Üyelerden EkremKorkut’un esasta ve Salim Başol’un gerekçede muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile20.11.1963 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi ARSAN
Üye
Osman YETEN
Üye
Rifat GÖKSU
Üye
İsmail Hakkı ÜLKMEN
Üye
Lûtfi AKADLI
Üye
Şemsettin AKÇOĞLU
Üye
İbrahim SENİL
Üye
İhsan KEÇECİOĞLU
Üye
Salim BAŞOL
M.şerhim eklidir.
Üye
Celâlettin KURALMEN
Üye
Fazıl ULUOCAK
Üye
Ekrem KORKUT
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Muhittin GÜRÜN
Üye
Ekrem TÜZEMEN
GEREKÇEYE MUHALEFET ŞERHİ
Sulh Hâkimi 469 sayılı Kanunun iptal konusu geçici maddesindekiyetkiye göre düzenlediği soruşturma evrakını muameleye koyacak, gerektiğindemuteber tutacak ve ona dayanacağına göre yine sözü geçen kanunu bir bakımauygulama vardır. İtirazın bu gerekçe ile reddi doğru değildir.
Ancak, Hâkimin işi Anayasa Mahkemesine sevk gerekçesi aslında cezausulünün 21. maddesindeki davaya bakamıyacağına dair bir gerekçedir. İlerisürdüğü gerekçeye göre çekinmesi gerektir. Zaten 469 sayılı kanunun geçicimaddesi de “zabıtayı adliye vazifesini yaptığı” işin son soruşturmasını yapmağave hüküm vermeğe Hâkimi zorlayan bir hükmü taşımamaktadır. Ceza Usulünün 21.maddesinin ilk fıkrası ve 4 numaralı bendi gereğince hâkim “zabıtayı adliyevazifesi yaptığı” işte aynı zamanda hâkimlik yapamaz.
Böyle olunca bakamıyacağı bir işi Anayasa Mahkemesine gönderemez.
Bu sebeplerle gerekçeye muhalifim.
Üye
Salim BAŞOL
MUHALEFET ŞERHİ
Anayasanın 151 ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkındaki 44 sayılı kanunun 27. maddelerinde “mahkeme ve uygulanacakkanun hükümleri” terimleri kullanılmış olmasına göre aykırılık iddialarınınmahkemeler tarafından bakılmakta olan davaya uygulanacak kanun hükümlerinehasren ileri sürülebileceği hakkındaki görüş, aslında isabetli ve kanunauygundur. Ancak o dava sebebi ile evvelce tatbik edilmiş kanun hükümlerininkazaî mürakabe dışında bırakılması neticesine varacak bir anlayışı müesseseninmantıkı ve esprisi bakımından ayni şekilde kıymetlendirmek mümkün olamıyacaktır.Şu sebeple ki, bilhassa ceza işlerinde hazırlık ve ilk tahkikat adlî ve idarîmerciler tarafından yapılmakta, bir kısım kanunlar uygulanmakta, bu mecilerinson tahkikatın açılmasına dair verdikleri karar ile ihtilâf, yargı makamlarınaintikâl ettirilmektedir. Tasavvur edilebilirki, ön tahkik işlemlerininyapılmasına yetki veren yahut bu safhada uygulanan kanunlar Anayasayaaykırıdır. Tahkik mercileri, yargı yetkisini kullanmadığı ve mahkeme niteliğinesahip bulunmadıkları cihetle bu kanunlar hakkında aykırılık iddiasında bulunamıyacaklardır.Mahkeme ise, ihtilâfın dava olarak huzura getirilmesinden önce tatbik edilmişolmaları bakımından iptal talebini ileri süremiyecektir. Buna göre, uygulanacakkanun tabirinin dar şekilde manalandırılması sonucu mahkeme, Anayasaya aykırıolduğuna inandığı kanunların tatbiki suretiyle yetkisiz ve görevsiz olmasıgereken mercilerin karariyle açılmış bir davayı görmek ve karara bağlamakzorunda kalacaktır. Bir misâl olarak 1329 tarihli Memurin Muhakematı kanunu ileihtilâf konusunu teşkil eden 469 sayılı kanunları hatırlatmak mümkündür. Bukanunlar hakkında Anayasanın 149. maddesiyle yetkili kılınan organlartarafından süresi içinde iptal davası açılmamıştır. Mahkemelere de bu imkântanınmamaktadır. Binaenaleyh, bir kanun mevzuu yapılıncaya değin Anayasayaaykırı dahi olsalar, bu kanunların tatbiki gerekecektir.
Bu sebeplerden ötürü, uygulanacak kanun terimini davanın sıhhat vemuteberiyeti ile alâkalı ve o dava sebebi ile uygulanmış hükümler manasınaanlamakta fayda ve Anayasaya aykırı kanunların sür’atle tasfiyesi bakımındanzaruret vardır. İptali gereken kanunlara bir şekil ve usul anlayışı yüzündenyürürlük imkânı sağlanmasının Anayasa vazıının maksadı ile telife imkânbulunmadığı kanaatiyle ekseriyet kararına bu yönden muhalifim.
Üye
Ekrem KORKUT