ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/65
Karar No.:1963/278
Karar tarihi:22/11/1963
Resmi Gazete tarih/sayı:14.1.1964/11606
Davacı: Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu
İptaldâvasının konusu :
AdaletPartisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu tarafından 21/2/1963 gününde verilendâva dilekçesinin baş tarafında 9/7/1956 tarih ve 6785 sayılı İmar Kanununun 42nci maddesinin iptalinin istendiği belirtildikten sonra bunun hemen altında sözkonusu maddenin şuyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmibeşe kadar noksanıile sahiplerine dağıtabileceğine ilişkin hükmünün Anayasa'nın 38 inci maddesineaykırı olduğu ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 4/3/1963 gününde yapılan ilkincelemede dâva dilekçesini imzalayanların Adalet Partisi Türkiye B. MilletMeclisi Grupu Başkan veya başkan vekili olduklarını gösterir onanlı belgenindosyada bulunmadığı görülerek bunun 15 gün içinde tamamlanması için 22/4/1962günlü ve 44 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi gereğince ilgililere tebligatyapılmasına karar verilmiştir. Yapılan tebligat üzerine verilen süre içinde bueksik tamamlanmıştır.
Esasınincelenmesi:
9/7/1956günlü ve 6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinde:
(İmarve yol istikamet plânlan hududu) içindeki binalı ve binasız gayrimenkullerin,plâna uygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için, gayrimenkulsahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlasiyle veya sairBelediye, âmme hükmi şahısları ile âmme müesseselerine ait yerlerlebirleştirerek, plân icaplarına göre, müstakilen veya şüyulu olarak parsellereayırmağa ve bu yerleri yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtmağabelediyeler selâhiyetlidir.
Buyerlerin birleştirildikten sonra parsellere ayrılmasında ve dağıtılmasında eskimevkii ve miktarı esas tutulur. Bunlardan yol, meydan, otopark ve yeşil sahagibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan ve yüzde yirmibeşten fazla olupistimlâki icap eden yerlere mukabil, mülk şahinlerine bu madde hükümleridahilinde yer göstermeğe belediyeler selâhiyetîidir).
Denilmektedir.
İşinesasının görüşülmesi sırasında üyelerden İsmail Hakkı Ülkmen, ŞemsettinAkcoğlu, Celâlettin Kuralmen, Ekrem Korkut ve Muhittin Gürün dâva dilekçesininbaş tarafında 6785 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin tümünün iptalininistenildiğini ileri sürerek görüşmelerin buna göre yapılmasını istemişlerdir.
21/2/1963gününde kaydettirilen dâva dilekçesinin baş tarafında 6785 sayılı kanunun 42nci maddesinin iptalinin istenildiği belirtildikten sonra, bunun hemen altındasöz konusu maddenin şüyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmibeşe kadarnoksanı ile sahiplerine dağıtabileceğine ilişkin hükmünün Anayasaya aykırıolduğu ifade edilmiş, sonuç kısmında da bunun iptaline karar verilmesiistenilmiştir. Bu durum karşısında maddenin tümünün iptalinin istenildiğidüşünülemez. Bunu gözönünde tutan üyelerin çoğunluğu, azınlığın görüşünekatılmamış ve incelemenin dâva dilekçesinde açıkça gösterilen iddiaya hasrınıuygun bulmuştur.
6785sayılı İmar Kanununun yukarıya alınan 42 nci maddesi İmar ve yol istikametplânları hududu içinde kalan özel ve tüzel kişilere ait taşınmaz malların plânauygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi için sahiplerinin muvafakatiaranmaksızın birbirleriyle ve yol fazlası ile birleştirilerek plân icaplarınagöre müstakillen veya şüyulu olarak parsellere ayırmağa ve bunları yüzdeyirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerine dağıtmağa belediyeleri yetkilikılmıştır. Herne kadar belediyelere bu yetkinin tanınmasının sebebi şehir vekasabalarımızın hemen hepsinin modern şehircilik şartlarını haiz olmaması isede, bu gerekçe yüzde yirmibeşin parasız alınmasını haklı gösterecek hukuki birsebep olarak kabul edilemez. Belediyenin bu kanun hükmüne göre yol fazlalarınıve taşınmaz malları birleştirdikten sonra imar plânına uygun şekilde parsellereayırıp müstakilen veya şüyulu olarak sahiplerine vermesi sırasında bazıtaşınmaz mallar büyümekte, bazıları da küçülmekte, bazı yollar arsa, bazıtaşınmaz mallar da yol, meydan, otopark, yeşilsaha gibi umumi hizmetlereayrılan yerler haline gelmektedir. Tarla, yahut hamur kaidesi adı verilen buusul sonucu istisnai, diğer bir tabirle, dolayısiyle Kamulaştırma durumu ortayaçıkmaktadır. (Ordinaryüs Profesör Doktor Şaddık Sami Onar, İdare HukukununUmumî Esasları, ikinci cilt, ikinci tabı, istanbul 1960, Sahife 1180). 6785sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin birinci fıkrasında belediyenin taşınmazmalı yol fazlası ve komşu taşınmaz mallara birleştirilen mal sahibine taşınmazmalının yüz ölçüsünden yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile müstakil veya şüyulubir parsel verebileceği, verilmeyen yüzde yirmibeşe kadar noksana karsıtaşınmaz mal sahibine herhangi bir ödemede bulunulmayacağı gerek bu fıkranınyazılışından, gerekse 42 nci maddenin ikinci fıkrasının açık ifadesindenanlaşılmaktadır.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrasınagöre (Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde,gerçek karşılıklarım peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmazmalların, kanunda gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmınıkamulaştırmağa veya bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmağa yetkilidir.)Görülüyor ki gerçek karşılığı peşin ödenmedikçe kamulaştırma yapılamaz. 6785sayılı İmar Kanununun dolayısiyle kamulaştırma hükmünü kapsayan 42 ncimaddesinin uygulanması sonucu taşınmaz malının bir kısmı elinden alınacak, olankişiye bunun gerçek karşılığının ödenmesi gerekir. Taşınmaz malların plânauygun şekilde inşaata elverişli hale getirilmesi sonucu değerinin yükseleceği,bu sebeple de yüzde yirmibeşe kadar eksik verilecek taşınmaz mallarındeğerlerinin bunların eski yüz Ölçülerindeki değerlerini karşılıyacağı bazıüyeler tarafından ileri sürülmekte ise de bu, her zaman doğru olamaz. Nitekim,İmar ve İskân Bakanlığı yayınlarından bir yüksek mühendis tarafından kalemealınan (İmar mevzuatında değiştirilmesi düşünülen hususlar) adlı broşürdezayiat miktarları için her yerde ve her türlü taşınmaz mala aynı yükümünyükletilmiş olmasından haksızlıklar doğduğu açıklanmaktadır.
Anayasa'nın38 inci maddesinin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında bir çok üyelersöz almış, Anayasa Komisyonu sözcüleri de bir çok defalar konuşmuşlardır. Bukonuşmalarda daha çok maddenin konumuzun dışında kalan ikinci fıkrası üzerindedurulmuştur. Ancak, kamulaştırılacak taşınmaz malların gerçek değerinin peşinÖdeneceğine ilişkin kayda itiraz edenler de olmuş ve maddenin birincifıkrasının (istimlâki gerektiren hallerde ödenecek değer ve ödeme şekliilgili kanunlarda belirtilir) şeklinde değiştirilmesi istenilmişse de bu İstekkabul edilmemiştir.
23/5/1949günlü Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasa'sının 14 üncü maddesinin üçüncüfıkrasında (Kamulaştırma, ancak toplum yararı için yapılabilir. Kamulaştırmabir kanunla, yahut bunun usulüne ve değerin tazmini ölçüsünü düzenleyen birkanunun uygulanması ile olabilir. Tazminat toplum yararı düşüncesine ve ilgililerinyararlarına göre hakka uygun şekilde belli edilir. Tazminat miktarından doğacakanlaşmazlıklarda ilgililer mahkemeye başvurabilirler) denilmektedir. Görülüyorki bu hüküm Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrasıhükmünden çok farklıdır. Böyle olduğu için de 1960 yılında Federal AlmanyaCuınhuriyetinde kabul edilen Federal İmar Kanunu, imar alanına ilk defa alınanyerlerde tarla kaidesini uygulamak ve parselleri karşılıksız olarak yüzde otuzkadar noksanı ile taksim etmek yetkisini belediyelere tanımıştır. Fakat,Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 38 inci maddesinin birinci fıkrası böyle birhal şekline elverişli değildir. Bu fıkranın yukarıda işaret edilen şekildedüzenlenmesini isteyen teklif de Temsilciler Meclisi tarafından kabulolunmamıştır.
Yukarıdanberiyapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere 6785 sayılı İmar Kanunununşüyulandırılan taşınmaz malların yüzde yirmi beşe kadar noksanı ile sahiplerinedağıtılabileceğine ilişkin hükmü Anayasa' nın 38. maddesinin birinci fıkrasınaaykırıdır. Bu sebeple de iptaline karar verilmek gerekir.
Buradaşunu işaret edelim ki tarla kaidesinin uygulanması sonunda sahiplerine verilentaşınmaz malların değerleri artmışsa hiç şüphesiz bu artıştan yalnız malsahipleri değil, belediyeler de faydalanacaktır. Nitekim 9/7/1948 günlü ve 5237sayılı Belediye Gelirleri Kanununun (Değerlenme resmî) kenar başlıklı 16 ncımaddesiyle 8/9/1956 günlü ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun (Kısmî istimlâk)kenar başlıklı 12 nci maddesi artan değerin bir kısmının belediyelere aitolacağını açıkça göstermektedir.
SONUÇ:
9/7/1956günlü ve 6785 sayılı Kanununun 42 nci maddesinde yer alan ve taşınmaz malıngerçek karşılığı verilmeksizin yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerinedağıtabileceğini kapsayan hükmünün, Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırıolduğundan, iptaline üyelerden Lûtfi Akadlı, Şemsettin Akçoğlu, Salim Başol veLûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve oyçoklu ile 22/11/1963 gününde kararverildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Üye
Osman Yeten
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ekrem Korkut
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin aGürün
üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
6785sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi, imar ve yol istikamet plânları sınırıiçinde kalan tüzel ve Özel kişilere ait taşınmaz malların plâna uygun şekildeinşaata elverişli hale getirilmesi için sahiplerinin muvafakati olmaksızınbirbirleriyle ve yol fazlasiyle birleştirilerek plân gereklerine göre bağımsızveya şüyulu olarak parsellere ayırmağa ve bunları yüzde yirmibeşe kadar eksikile sahiplerine dağıtmağa belediyeleri yetkili kılmıştır. Bu, imar için birçare ve vasıtadır.
Yüzdeyirmi beşten daha az da olabilir. Yüzde yirmibeş en yüksek haddir.
Yüzdeyirmi beşe kadar eksik dağıtma sonucu belediyenin uhdesinde tapuya tesciledilmiş bir taşınmaz mal husule gelmiş olmuyor.
Sırfimar plânı gereği işlem yapılması sonucu bu durum hasıl olmaktadır.
Taşınmazmalın imardan evvelki metre kare değeri ile imardan sonraki değeri arasındadaima bir artış meydana gelir, îyi yapılan bir hamur ameliyesi mutlaka fazlabir değerde yaranmaktadır. Çoğunluk kararın da bir büroşürdeki yayına atfenileri sürülen haksızlıklar işin esasında değil, uygulamaya taallûk edebilir.Fedaral Almanya Anayasa'sının 14 üncü maddesiyle Anayasamızın 38 inci maddesiarasında esaslı bir fark yoktur. Buna karşılık federal imar kanunundabelediyelere bu yetki yüzde otuza kadar tanınmıştır.
Sözügeçen 42 nci maddenin Anayasaya aykırılığını kabul etmek demek, yurdumuzda imarhareketlerini taşınmaz malın sınırında durdurmak demek olacaktır.
Busebeplerle 42 nci maddenin Anayasaya aykırı bir tarafı bulunmadığından isteğinreddi oyu ile çoğunluk kararına muhalifim.
MUHALEFETŞERHİ
l-Mahkememizce, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinde yer alan ve dağıtmada % '25e kadar eksikliğe cevaz veren hüküm, kamulaştırma anlamında kabul edilmiş vegerçek karşılığın peşin ödenmemesi bakımından da bu hükmün, Anayasa'nın 38 incimaddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Halbukiortada kanuni anlamında bir kamulaştırma işlemi yoktur. Kamulaştırmada, taşınmazmalın tümü veya bir parçası, sahibinin rızası olmaksızın elinden alınarakkamulaştırmayı yapan idare adına tapu kütüğüne geçirilip, eski malikin butaşınmaz malla ilgisi kesilir. Kamulaştırma kısmî yapılmış ise, mülkiyet hakkıkamulaştırılmayan parça üzerinde devam eder.
6785sayılı kanunun kabul ettiği sistem ise büsbütün başkadır. Sözü geçen kanunun 42nci maddesinin öngördüğü amaç, imar ve yol istikamet plânlan sınırı içindekalan binalı ve binasız taşınmaz malları plâna uygun şekilde inşaata elverişlihale getirmektedir. Taşınmaz malların önce birleştirilmesi, sonra dağıtılmasıişi, kamulaştırmada olduğu gibi belli bir kamu hizmetinin gerçekleştirilmesiiçin değil beldenin sağlık ve teknik şartları haiz olacak şekilde yavaş yavaşyenilenmesi için yapılmaktadır.
22/4/1341günlü kanunla yangın yerlerine uygulanan bu birleştirme ve dağıtma esası,sonradan kaldırılan Ebniye Kanunu, Anakara Şehri İmar Müdürlüğü Teşkilâtı vevazifelerine ait kanuna müzeyvel 1504 sayılı kanun ve 2290 sayılı Yapı veYollar Kanunu ile, şehirlerin asri bir hale getirilmesi için, uygulanmayabaşlanmış ve nihayet 6785 sayılı İmar Kanunu bu esası benimsemekle birliktebeldelerin asrileştirilmesi ve güzelleştirilmesi işlerini bir programabağlamıştır.
6785sayılı kanuna ait tüzük hükümlerinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere buradagirişilen iş, mahallî bir kamu hizmetinin yapılması gibi dar bir amaca değil,bir şehrin asrileştirilmesi, güzelleştirilmesi, taşınmaz malların inşaataelverişli parseller haline getirilmesi amacına dayanmakta ve ilki tamamlanmadansonraki uygulanmıyacak olan dört yıllık programlara bağlanmaktadır.
Buişleri bir kamulaştırma saymak ve 42 nci madde hükümlerini Anayasa'nınkamulaştırmaya ilişkin hükümleriyle karşılaştırmak kanun koyucunun amacındanuzaklaşmak olur.
2-Mahkememiz söz konusu 42 nci maddenin birleştirmeye ve dağıtmaya ilişkinhükümlerini bir yana bırakarak sadece % 25 e kadar eksik karşılığınınödenmemesi konusunu ele almıştır. Maddenin tümünün gözönünde tutulması halindeçoğunluk kararındaki sonuca varmak mümkün değildir.
Gerçekten,Belediye, bütün taşınmaz malları, eski sınırları, miktarı ve malikleriylekayıtlı kalmaksızın, birleşmekte, böylece meydana gelen alanda yapılmasıprogram gereğinden olan yol, yeşil saha ve otopark gibi yerleri ayırmakta,işlemin verdiği zayiatı hesaplamakta, sonra da eski miktarın % 25 inigeçmiyen bir zayiatla teşkil edilen imar parsellerini mümkün olduğu kadar eskisahiplerine müstakil veya şüvulu olarak dağıtmaktadır. Yani taşınmaz mallar,birleştirildikten, genel hizmetler için gerekli yerler ayrıldıktan sonra imarparsellerine uygun kadastro parselleri meydana getirilerek, sınırları, yüzölçümleri, bazen de, mevkileri değiştirilip yeni bir tescile tabitutulmaktadır. Kanunun cevaz verdiği bu işlemler kadastro parsellerininmalikleriyle olan bağlarını tamamen kestiğinden ve aynı kimseler, imar plânınauygun yeni kadastro parsellerinin malikleri olduğundan % 25 e kadar olanzaiyatın maliklere in'ikâsı ise ancak dağıtma sırasında vukua geldiğinden diğerişlemler bir yana bırakılıp yalnız zayiattan ötürü olaya kamulaştırma hükümleriuygulanmaz.
3-Kaldı ki, kararda görüşüne dayanılan Ord. Prof. Sıddık Sami Onar'in da kabulettiği gibi (Nafıa işleri umumun menfaatine yarayacak nafıa eserleri vücudagetirmek üzere yapılır. Binaenaleyh bunların icap ettirdiği masraflar da, sairâmme masrafları gibi, umuma tahmil edilmek lâzım gelir. Bununla beraber bunafıa işlerinden doğrudan doğruya ve diğerlerinden fazla bir şekilde faydalananmuayyen mülklere bir takım malî külfetler yükletilmektedir ...... Yapı veYollar Kanununun 6 ncı maddesi hükmüne göre "Müstakil şehir haritasıdahilindeki arsaların tevhit ve ifraz ve tevziinde mesahai sathiyelerin aynenmuhafazası kabil olmadığı takdirde tevziat, nihayet % 15 e kadar noksaniyle yapılır."şu suretle belediye, şehir haritasının tatbiki dolayısiyle yapacağı nafıaişlerinin alâkalı mülklere temin edeceği menfaatin üzerinden arsaların % 15ini aynen almaktadır.) Sonuç olarak bu % 15 e (6785 sayılı kanuna göre % 25 e)kadar karşılık ödenmeden alınan taşınmaz mal parçası, aynı bir resimniteliğindedir. Bu görünüşü ile düşünülür ve kanuna dayandığı da gözönünealınırsa bu, vergi ve resimlerden ayrı değildir ve ortada Anayasa'ya aykırı biryön yoktur.
4-Kararın gerekçe bölümünün sonunda 5237 sayılı Kanunun 16 ncı . maddesindeyazılı değerlenme resminin, bir nafıa işinin yapılmasından dolayı mülküdeğerlenen kimseden alınması ve yine 6830 sayılı istimlâk Kanununun 12 ncimaddesi uyarınca kısmî kamulaştırmada kamulaştırma dışında kalan parçanındeğerinde, kamulaştırmadan ötürü, artış olmuş ise, bu artışın kamulaştırmaparasından indirilmesi Anayasa'ya uygun görüldüğü halde, genel imar hareketlerisebebiyle yapılan işlemlerde, taşınmaz malı, eskisinden % 25 e kadarazalan, buna karşılık, eskisinden çok daha fazla değer kazanan kişinin tabitutulacağı işlemin Anayasa'ya uygun görülmemesi, ortada bir nevi kamulaştırmabulunduğu yolundaki gerekçe ile izah edilemez. Kısmî kamulaştırmadakamulaştırma dışında kalan parçanın, kamulaştırma sebebiyle artan değerioranında, kamulaştırma parasından yapılan indirme veya bazı imar işlemlerisebebiyle, o yerdeki taşınmaz mal sahiplerinden alınan değerlenme resmine ise,6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca imar parsellerinin, maliklere,eskisinden % 25 e kadar noksaniyle verilmesi de odur. Bu sebeplerden ötürü 42nci maddenin dâva konusu hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiğiyolundaki görüşe muhalifiz.
Başkanvekili
Lütfi Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
Lütfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
Mahkememiz,bu dâvayı, 6785 sayılı imar" Kanununun 42 nci maddesinin, hamur kaidesinetabi tutulan gayrimenkullerin yüzde yirmibeşe kadar noksanı ile sahiplerinedağıtılabileceğine dair olan hükmüne karşı açılmış sayarak incelenmenin bu noktayahasrolunmasına çoğunlukla karar vermiş bulunmaktadır.
Halbukidâva dosyasındaki kâğıtlardan Adalet Partisi Meclis Gruplarının 22/1/1963gününde yaptıkları müşterek toplantı sonunda verdikleri kararda, herhangi birgerekçe gösterilmeksizin, (... 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi Anayasa'yaaykırı olduğundan Anayasa Mahkemesinde iptal dâvası açılmasına oybirliği ilekarar verilmiştir) diye yazılıdır.
Keza21/2/1963 tarihinde Anayasa Mahkemesi kalemine tevdi edilmiş olan dâvadilekçesinde, iptal dâvasının konusu ve gerekçesi şöyle gösterilmiştir :
(İptaliistenilen kanun: 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesi.
İptalsebebi: 6785 sayılı imar Kanununun 42 nci maddesinin "Şuyûlandırılangayrimenkulun % 25 e kadar noksanı ile sahiplerine tevziedileceğine" dair hükmü Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülmesi,)
Busuretle açılan dâvanın ilk incelenmesi, mahkememizin 4/3/1963 günlütoplantısında yapılmış ve dilekçede gösterilen gerekçenin yeterli olupolmadığının da ayrıca üzerinde durularak çoğunlukla yeterli olduğuna kararverilmiştir.
Dâvanın,dilekçede yazılı hedefi ve mahiyeti bundan ibaret olduğu halde bu kere dâvanınesasının incelenmesi sonunda mahkememizce verilen kararın çoğunluk kısmında:
(Dâvadilekçesinin baş tarafında 6785 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin iptalininistenildiği yazılmakla beraber, bunun hemen altında bahis konusu maddeninşüyulandırılan gayrimenkullerin % 25 e kadar noksanı ile sahiplerinetevzi edilebileceğine dair hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ifade edilmiş,netice kısmında da bunun iptaline karar verilmesi istenilmiştir) denilmeksuretiyle istemin, dâva dilekçesinin gerekçe kısmında belirtilen noktayamünhasır olduğunun yazılı bulunduğu ileri sürülmektedir.
Halbukidâva dilekçesinin teksir makinesinde bir formül halinde yazılan son kısmışöyledir:
(Netice: Yukarıda da arz ve açıklanan sebeplerle sözü edilen kanun hükmünün iptalinekarar verilmesini, Adalet Partisi Meclis Gurup adına arz ve dâva ederiz).
Görülüyorki dilekçenin karara mesnet tutulan bu kısmı, adı geçen parti tarafından açılanbütün iptal dâvalarında kullanılmak üzere teksir makinesinde bastırılan umumibir formülden ibaret olup davacının bu dâvadaki özel maksadını ifadeetmemektedir. Zira davacının bu dâvadaki maksadı dilekçenin "İptaliistenilen kanun" satır başlığının hizasına, daktilo makinesi ile ve budâvaya ait olmak üzere yazılmak suretiyle gösterilmiştir. Gerekçesi de,yukarıda belirtildiği üzere altındaki satırda "iptal sebebi" diyeyazılı olan satır başlığının hizasına, yine bu dâvaya ait olmak üzere daktilomakinesi ile yazılmıştır. Şu suretle dâvanın hedefini, dilekçenin"Netice" kısmı değil, baş tarafında açıkça yazılı bulunan kanunmaddesi göstermiş bulunmaktadır.
Kaldıki,formül halindeki "Netice" kısmında; yukarıda yazılı metninden degörüldüğü üzere, dilekçenin baş tarafına atıfta bulunularak orada açıklanansebeplerle, yani iptal sebebi olarak gösterilmiş bulunan gerekçeye dayanaraksözü edilen kanun hükmünün) iptali istenmektedir. Dilekçede sözü edilen yaniiptali istenilen, kanun hükmü ise, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesi olarakyazılmış bulunmaktadır. Bu duruma göre dilekçenin "Netice" kısmınınaynen yukarıya alınmış bulunan ifadelerinden, dâvanın, dilekçenin gerekçekısmında belirtilen noktaya münhasır olarak açılmış bulunduğu mânasını çıkarmakda mümkün görülememektedir.
Buaçıklamalardan anlaşılacağı üzere mahkememiz bu kararı ile, davacının esasistemini bir tarafa bırakarak dâvanın gerekçesini istemin kendisi imiş gibikabul etmekte ve binnetice dâvanın konusunu, davacının isteği hilâfına takyideylemektedir.
HalbukiAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 22/4/1962 gün ve44 sayılı kanunun 28 inci maddesi, mahkememizi, açılan iptal dâvasında istemile bağlı tutmakta, buna mukabil davacı tarafından ileri sürülen gerekçeyedayanmağa zorlamamaktadır.
Bubakımdan, hükümlerinden bir kısmının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırıolduğu gerekçesi ile iptali istenilen 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinin,dilekçedeki gerekçe ile bağlı olmaksızın, tüm olarak Anayasa hükümlerikarşısında inceleme konusu yapılması ve Anayasa'ya aykırı olduğu tesbitolunacak hükümlerinin hepsinin de iptal edilmesi gerekir.
Busebeplerle incelemenin, 6785 sayılı kanunun 42 nci maddesinin birincifıkrasında yer alan ve hamur kaidesine tabi tutulan gayrimenkûllerin gerçekkarşılığı verilmeksizin % 25 e kadar noksanı ile sahiplerine dağıtabileceğiniön gören hükmehasredilmesine muhalifiz.
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
Ekrem Korkut
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Muhittin Gürün
1-Yukarıdaki muhalefet şerhine aynen katılıyorum.
2-Buna şu mülâhazayı da ekliyorum.
Bahsigeçen maddenin dâva konusu olarak kabul edilen birinci fıkrası, ikincifıkrasındaki (% 25 den fazla olup istimlâki icabeden) ibaresinin mevcudiyetiile Anayasa'ya aykırı bir duruma düşmüş olduğundan bu bakımdan maddenin tümününinceleme konusu yapılmasına zorunluk vardır.
Üye
İ. Hakkı Ülkmen