ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1963/67
Karar No:1966/19
Karar tarihi:14/4/1966
Resmi Gazete tarih/sayı:13.7.1966/12347
Dâvacı: Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.
DâvanınKonusu : 30/5/1949 günlü ve 5398 sayılı (Milli Savunma Bakanlığının Kuruluş vegörevlerine dair Kanun) un 1., 2. Ve 3 üncü maddelerinin Anayasanın 110 uncumaddeseni aykırı olmaları sebebiyle iptal edilmeleri isteminden ibarettir.
İlkincelenle :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca yapılan ilk incelemede dilekçedeimzası bulunanların kimliklerini gösterir onanlı belgenin dilekçeye bağlıolmadığı görüldüğünden gönderilmesi istenilmiş, verilen süre içinde istenilenbelgenin gönderildiği anlaşılmakla işin esasının incelenmesine karar veıilmişise de hazırlanan raporun incelenmesi için, Lûtfi Akadlı'nın BaşkanlığındaÜyelerden Cemalettin Köseoğlu, Asım Erkan, Rifat Göksu, İbrahim Senil, İhsanKeçecioğlu, A. Şeref Hocaoğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak,Avni Givda, Ahmet Akar, Muhittin Gürün, Lûtfi Gmerbaş ve Ekrem Tüzemen'denkurulu mahkemenin 4/5/1965 günlü toplantısında; dâva dilekçesinde 5398 sayılıkanunun 1., 2. ve 3 üncü maddelerinin tümünün iptallerinin istenildiği,bunlardan 1. ve 2 nci maddeler çeşitli hükümleri kapsadığı halde dâvadilekçesinde bu hükümlerin tümünün ne sebeple iptalinin istenildiğiningerekçeleriyle açıklanmadığı ve sadece Anayasa'nın 110 uncu maddesine aykırıbulunduğunun belirtilmesiyle yetinildiği görülmüş ve dâvanın gerekli açıklığakavuşabilmesi için, tamamlayıcı açıklamaların işin bu safhasında dahi Dâvacıdanistenmesine kanuni bir engel de bulunmamış olmakla, adı geçen kanunun 1. ve 2nci maddelerine ilişkin gerekçelerin 90 gün içinde bildirilmesi için Dâvacıyatebligat yapılmasına karar verilmiştir.
Butoplantıya katılan üyelerden Asım Erkan, İhsan Keçecioğlu, A. Şeref Hocaoğlu,Celâlettin Kuralmen, Avni Givda ve Ahmet Akar; 44 sayılı kanunun 26 ncımaddesinin dördüncü fıkrası gereğince, Dâvacılardan, eksikliklerintamamlanmasının istenmesi işinin, dâva dilekçesinin Anayasa Mahkemesine kaydıtarihinden itibaren ongün içinde yerine getirilmesi gerektiği, olayda ise, busürenin geçmiş ve daha önce de esasın incelenmesine karar verilmiş bulunmasısebebiyle artık Dâvacıdan bu yolda bir istemde bulunulmasının mümkün olmadığıdâva dilekçesindeki gerekçe ile yetinilerek incelemeye devam olunması gerektiğigörüşünü savunmuşlardır.
Verilensüre içinde eksikliğin tamamlanmış olduğu anlaşıldığından konu hakkındadüzenlenen rapor, iptali istenilen kanun hükümleriyle ilgili Anayasa maddeleri,Büyük Millet Meclisi ve Temsilciler Meclisi tutanakları okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
Esasınincelenmesi :
30/5/1949günlü ve 5398 sayılı (Milli Savunma Bakanlığının Kuruluş ve görevlerine dairkanun) un iptali istenilen 1., 2. ve 3 üncü maddeleri şöyledir :
"Maddel- Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiyle ödevli ve bu işlerdenbarışta ve seferde sorumlu olan Millî Savunma Bakanlığı; barışta harbkuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genel Kurmay Başkanlığı ileBakanlık Müsteşarının idaresi altındaki daireleri ihtiva eder.
Buteşkilât Ordu Kuruluş ve kadrolarında gösterilir.
Madde2- Millî Savunma Bakanlığı; Cumhuriyet Ordusunun Personel, Haber alma, harekât,eğitim, seferberlik ve ikmal işlerini Genel Kurmay Başkanlığı vasıtasıyle vebunların dışındaki hizmetlerini müsteşarlık vasıtasiyle yürütür.
Madde3- Genel Kurmay Başkanı, Millî Savunma Bakanının teklifi üzerine BakanlarKurulu kararı ile tâyin ve tebdil olunur."
Bumaddelerin aykırı bulundukları ileri sürülen Anayasa'nın 110 uncu maddesi hükmüde şöyledir :
"Madde110- Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi varlığından ayrılmazve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur."
MillîGüvenliğin sağlanmasından ve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından,Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı, Bakanlar Kurulu sorumludur.
GenelKurmay Başkanı Silâhlı Kuvvetlerin Komutanıdır.
GenelKurmay Başkanı, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca atanır;görev ve yetkileri kanunla düzenlenir. Genel Kurmay Başkanı, bu görev veyetkilerinden dolayı Başbakan'a karşı sorumludur."
Dâvadilekçesinde ve mahkememizin isteği üzerine yapılan tamamlayıcı açıklamada, sözkonusu hükümlerin, Anayasa'nın 110 uncu maddesindeki ilkelere ne yönden aykırıbulunduğu, özetle, şöyle belirtilmiştir :
l-Kanunun l inci maddesinin birinci fıkrası, barışta ve seferde CumhuriyetOrdusunun hazırlanmasından ve idaresinden sorumlu makam olarak Millî SavunmaBakanlığını kabul etmekte ve Genel Kurmay Başkanının barışta Harp KuvvetlerininKomutanı olduğunu belirtmektedir.
HalbukiAnayasa'nın 110 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Millî Güvenliğin sağlanmasındanve silâhlı kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisinekarşı Bakanlar Kurulunun sorumlu olduğu esasını koymuş bulunmaktadır.
2-Kanunun 2 nci maddesi, Millî Savunma Bakanlığının; Ordunun Personel, haberalma, harekât, eğitim, seferberlik ve ikmal işlerini Genel Kurmay Başkanı vasıtasiyleyürüteceğini göstermektedir. Maddeden, Genel Kurmay Başkanlığının, MillîSavunma Bakanlığının bir yürütme organı olduğu ve bu organın başında da GenelKurmay Başkanının bulunduğu anlamı çıkmakta ve bu yürütmeden dolayı da GenelKurmay Başkanının Millî Savunma Bakanına karşı sorumlu olması gerekmektedir.
HalbukiAnayasa'nın 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, Genel Kurmay Başkanınıngörev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği ve bu görev yetkilerden dolayıBaşbakana karşı sorumlu olacağı esası kabul edilmektedir.
3-Kanunun 3 üncü maddesi, Genel Kurmay Başkanının, Millî Savunma Bakanınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu karan ile tayin ve tebdil edileceğinigöstermekte, Anayasa'nın 110 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında ise, GenelKurmay Başkanının Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanacağıhükmü bulunmaktadır.
GEREKÇE:
l-5398 sayılı kanunun iptali istenilen 1. ve 2 nci maddeleri, yukarıya alınmışbulunan metinlerinde görüleceği üzere, şu hükümleri kapsamına almaktadır :
a-Cumhuriyet Ordusunun barışta ve savaşta hazırlanması ve idaresiyle ödevli ve buişlerden sorumlu olan makam, Millî Savunma Bakanlığıdır.
GenelKurmay Başkanlığı ve Müsteşarlık bu Bakanlığın birer dairesıdir.
b-Genel Kurmay Başkanı sadece barışta harp kuvvetlerinin komutanıdır.
c-Millî Savunma Bakanlığı, bu kanunla kendisine ödev olarak verilen, ordunun,barışta ve seferde hazırlanması ve idaresi işlerinden, kanunun 2 nci maddesindesayılanlarını, Bakanlığın bir dairesi olan Genel Kurmay Başkanlığı vasıtasiyle,geri kalanını da diğer bir dairesi olan Müsteşarlık vasıtasiyle yürütür.
d-Bu teşkilât ordu kuruluş ve kadrolarında gösterilir.
Özetlemekgerekirse :
1-Ordunun barışta ve savaşta hazırlanması görevi Millî Savunma Bakanlığına aittirve bu işlerden bu Bakanlık sorumludur.
2-Genel Kurmay Başkanı, bu konularda kendiliğinden bir göreve sahip değildir. O,sadece Millî Savunma Bakanlığının bir görevlisi ve Genel Kurmay Başkanlığı dabu Bakanlığın bir dairesi durumunda olup ancak bu Bakanlığa ait görevlerden birkısmını Bakanlık adına yürütmekle vazifelidir.
3-Genel Kurmay Başkanı sadece barışta harp kuvvetlerinin komutanıdır.
Anayasa'nın110 uncu maddesi ise bu konuda tamamiyle farklı nitelikte hükümler koymuşbulunmaktadır. Şöyle ki :
Maddeninikinci fıkrasında, Millî Güvenliğin sağlanmasından ve silâhlı kuvvetlerinsavaşa hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulununsorumlu olduğu açıkça yazılı bulunmaktadır.
Anayasabu hükmü ile; sözü geçen konularda, hükümetçe yönetilecek diğer Devlethizmetlerinden farklı bir özellik görmüş ve 105 inci maddesinde, genelsiyasetin yürütülmesinden Bakanlar Kurulunun birlikte sorumlu bulunduğukuralını koyduğu halde, (Millî Güvenliğin sağlanması ve silâhlı kuvvetlerinsavaşa hazırlanması) konularında bu genel kural ile yetinmiyerek, bunlarıBakanlar Kuruluna, özel bir görev olarak ve müşterek sorumlulukları altınaverdiğini ayrıca ve açıkça belirtmck lüzumunu duymuştur. Şu halde BakanlarKurulunun tümüne, Anayasa ile verilen bu görevler, özel bir netilik taşımaktadır.
BakanlarKurulu Üyelerinin hepsinin bir arada bu görevlerin her safhasiyle aynı zamandameşgul olmaları mümkün bulunmadığına göre, bu konulardaki hazırlayıcıçalışmaların yapılması, Bakanlar Kurulunun gerekli kararları alabilmesi içingereken tekliflerin kurula sunulması, onun adına kararların uygulanmasınıyöneterek Bakanlar Kurulunun bu işlerle olan bağlantısını sağlayıp Büyük MilletMeclisine karşı olan sorumluluk ilişkisinin işler bir hale getirilmesi yanihükümet kademesinde bu işlerin yönetilmesi görevi, Bakanlar Kurulu içindeki işbölümünde hangi Bakanlığa ait olacaktır'
Busoruyu karşılıyabilmek için 110 uncu madde üzerindeki incelemeyi derinleştirmekgerekmektedir :
Gerçekten110 uncu maddenin üçüncü fıkrasında "Genel Kurmay Başkanı, silâhlı KuvvetlerinKomutanıdır." hükmü yer almıştır. Bu hükmü ile Anayasa, Genel KurmayBaşkanına; Türk Ordusunun Kurmaylık hizmetlerinden başka, barış ve savaş haliayırımı yapmadan, Silâhlı Kuvvetlerin komutanlığı görevini de vermişbulunmaktadır.
Komutanlığın;bir sevk ve idare makamı olduğunda ve komutası altındaki bütün kuvvetlerinbarışta ve savaşta her bakımdan hazırlanması ve idaresi işlerinin de bu makamaait bulunduğunda şüphe yoktur.
4/1/1961günlü ve 221 sayılı (Türk Silâhlı Kuvvetleri İç hizmet Kanunu) nun 35 incimaddesinde "Silâhlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk Yurdunu ve Anayasa iletâyin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır."denilmekte ve buna göre silâhlı kuvvetlerin komutanı da Türk Ordusunu, bugörevleri her an başarmaya kudreti olacak surette ayakta ve hazır tutmakgörevini ve bunun sorumunu yüklenmiş bulunmaktadır.
Anayasa'nın110 uncu maddesinin son fıkrasında ise, Silâhlı Kuvvetlerin komutanı olan GenelKurmay Başkanının bütün bu görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği ve bu görevve yetkilerinden dolayı da Başbakana karşı sorumlu olacağı hükmü yeralmaktadır. Buna göre Genel Kurmay Başkanı, bütün silâhlı Kuvvetlerin komutamsıfatiyle orduya barışta ve savaşta hazırlayıp idare edecek ve bu görevlerindendolayı da Başbakana karşı sorumlu olacaktır.
Busuretle Anayasamız, Silâhlı Kuvvetlerin barışta ve savaşta hazırlanması veidaresi görevini Genel Kurmay Başkanına verip, bunun karşılığında da onu,Bakanlar Kurulu içinde Başbakana karşı sorumlu tutmakla, yürütme organı ileGenelkurmay Başkanı arasındaki bağlantıyı kurmuş olmakta ve böylece Başbakanada, Hükümet kademesinde olmak üzere, bu işlerin yönetim ve denetiminde görevvermiş bulunmaktadır.
GörülüyorkiAnayasa'nın 110 uncu maddesi, Silâhlı Kuvvetlerin Barışta ve Savaşta hazırlanmasıve idaresinde; Genel Kurmay Başkanı ile kurduğu sorumluluk bağı vasıtasiyleBaşbakana görev vermekte ve böylece bu hizmetlerin Bakanlar Kurulu ileirtibatını ve Bakanlar Kurulu içindeki görevli Bakanı işaret ve tayin etmişolmaktadır ki bu da Başbakanın bizzat kendisidir. Bu madde ile Başbakanaverilmiş bulunan görev, Anayasa'nın 105 inci maddesinde belirtilen Genelnitelikteki Başbakanlık görevlerinden ayrı ve onlara ek olarak Anayasa'nınverdiği özel nitelikte bir görev olup, Başbakanın da bu görevlerin yerinegetirilmesinde diğer Bakanlar gibi, Anayasa'nın 105 inci madesinin ikincifıkrasında yer alan münferid sorumluluğu vardır. Şüphesiz Başbakanın busorumluluğu Anayasa'nın 110 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan veBakanlar Kurulunun, Ordunun Savaşa hazırlanması konusunda Türkiye Büyük MilletMeclisine karşı olan müşterek sorumluluğunu ortadan kaldıracak niteliktedeğildir. Yani sözü geçen konularda Başbakan, Bakanlar Kuruluna ve BakanlarKurulu da Büyük Millet Meclisine karşı sorumlu durumda olmakta ve sorumlulukhalkaları böylece tamamlanmaktadır.
1961Anayasamızın getirdiği bu düzeni özetlemek gerekirse; Ordunun barışta vesavaşta hazırlanması ve idaresi ile idare kademesinde Genelkurmay Başkanı,Hükümet kademesinde Başbakan görevli ve sorumlu olup ordunun savaşahazırlanması konusunda Bakanlar Kurulunun Büyük Millet meclisine karşı olanortak sorumluluğu da bu yoldan uygulama alanına girmektedir.
Busebeplerle 5398 sayılı kanunun dâva edilen l inci maddesinde yer alan;"Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiyle ödevli ve bu işlerdenbarışta ve seferde sorumlu olan Millî Savunma Bakanlığı" deyimi ile,Anayasa'nın idare kademesinde Genelkurmay Başkanına ve Bakanlar Kurulu içindede Başbakana vermiş olduğu görevleri Millî Savunma Bakanlığına devreden hükmün,yukarıda açıklanan Anayasa Kurallarına aykırı bulunduğundan, iptaligerekmektedir.
ÜyelerdenRifat Göksu, Asım Erkan, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen, Avni Givda,Muhittin Taylan ve Recai Seçkin bu görüşe katılmamışlardır.
2- Dâvaedilen l inci maddedeki; "Barışta harp kuvvetlerinin komutası kendisineverilmiş bulunan Genelkurmay Başkanlığı" hükmü ile Genelkurmay Başkanınınyalnız barış halinde harp kuvvetlerinin komutanı olduğu esası teyit olunarak,mülga Anayasa'nın 40 ncı maddesinde yer alan ve silâhlı kuvvetlerinkomutasının, sefer halinde Bakanlar Kurulunun inhası üzerine Cumhurbaşkanıtarafından tayin edilecek bir zata verileceğine dair olan hükmün saklı tutulmuşolduğu görülmektedir.
HalbukiAnayasa'nın 110 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, savaş ve barış ayrımıyapılmaksızın silâhlı kuvvetlerin komutanının, her devrede ve daimî bir şekildeGenelkurmay Başkanı olduğu kuralı açık bir şekilde yer almış bulunmaktadır.
Burada,aynı maddenin birinci fıkarsında yer alan ve Türkiye Büyük Millet MeclisininManevî varlığından ayrılmıyacağı ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunacağıgösterilen (Başkomutanlık) ın dâva konusu hükümle ilgili bulunmadığınıbelirtmekte fayda vardır. Madde metninde de açıkça görüldüğü üzere Türkiye BüyükMillet Meclisinin manevi varlığından ayrılması mümkün olmayan ve barışta vesavaşta Cumhurbaşkanı tarafından temsil edilen, yani temsilî bir niteliktaşıyan (Başkomutanlık) ın her ne sebeple olursa olsun, barışta ve savaşta birbaşka şahsa devri ve "Başkomutan" sıfatı ile herhangi bir kimsenintayini mümkün değildir.
Nitekimmülga Anayasa'nın 40 inci maddesinde de Başkomutanlık aynı suretle temsilî birgörev niteliğinde kabul edilerek barış ve savaş ayırımı yapılmaksızınCumhurbaşkanı tartından temsil olunacağı belirtilmiş, bunamukabil harpkuvvetlerinin fiili emir ve komutasının barışta Genelkurmay Başkanına, savaştaise Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanacak birzata verilmesi esası kabul edilmişti. Görüldüğü gibi eski Anayasa'ya göre desavaşta Genelkurmay Başkanından ayrıca atanacak kimseye verilecek görev,(Başkomutanlık) olmayıp, ordunun (Fiilî emir ve komutası) ndan ibaretbulunmaktadır.
1961tarihli Anayasamızın 10 uncu maddesi ise; ilk fıkrası ile, eski Anayasa'nınBaşkomutanlık hakkındaki hükmü aynen almış, fakat, üçüncü fıkrası hükmü ile,silâhlı kuvvetlerin fiili komutanlığı konusunda eski hükümden ayrılarak vebarış ve savaş ayrımını da bir yana bırakarak her devrede GenelkurmayBaşkanının Silâhlı Kuvvetlerin Komutanı bulunduğu kuralını koymuştur.
NitekimAnayasa'nın Kurucu Mecliste geçirdiği müzakere safhaları da bu görüşü teyitetmektedir :
GerçektenTemsilciler Meclisi Anayasa Komisiyonunca hazırlanan Anayasa Tasarısının 109uncu madesinin bu konulara ilişkin birinci ve ikinci fıkraları şöyle idi:
"Madde109- Başkomutanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi varlığından ayrılmazve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
SilâhlıKuvvetlerin Komutası, Barışta Genelkurmay Başkanına savaşta Bakanlar Kurulununteklifi üzerine, Cumhurbaşkanınca atanacak kimseye verilir.
TasarınınTemsilciler Meclisinde görüşülmesi sonunda, teklif olunan bu metin aynen kabuledilmiş iken tasarıyı inceleyen Millî Birlik Komitesi, birinci fıkra hükmünüaynen benimsenmiş, fakat ikinci fıkra hükmünü tamamen değiştirmiş, ve barış vesavaş ayrımı yapmaksızın Genelkurmay Başkanının Silâhlı Kuvvetlerin Komutanıolduğu esasını ayrı bir fıkra halinde belirtmişti.
Değiştirilenmaddelerin Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunda ve Meclis Genel Kurulundayeniden görüşülmesi sonucunda söz konusu değişiklik uygun görülmüyerek eskimetinde ısrar edilmiş ise de Kurucu Meclis Anayasa Karma Komisyonunda maddeninilk fıkrası değiştirilmeden kabul edilmiş ve üçüncü fıkrasına da, barış vesavaş ayırımı yapılmaksızın : "Genelkurmay Başkanı, Silâhlı Kuvvetlerin Komutanıdır."kuralı konulmuş ve bu hükümler Kurucu Meclis Birleşik Toplantısında da kabulolunmuştur.
Budurum karşısında artık Genelkurmay Başkanını sadece barış zamanında SilâhlıKuvvetlerin Komutanı sayarak savaş halinde Silâhlı Kuvvetlere, Genelkurmay Başkanındanayrı bir (Komutan) veya Cumhurbaşkanından ayrı bir (Başkomutan) atanabileceğigörüşünü ileri sürmek mümkün değildir.
Busebeplerle 5398 sayılı Kanunun l inci maddesinde yer alan ve GenekurmayBaşkanının sadece barışta silâhlı kuvvetlerin komutanı olduğunu öngören hükmünde, Anayasaya aykırı bulunduğundan, iptali gerekmektedir,
ÜyelerdenAsım Erkan ve Recaî Seçkin bu görüşe katılmamışlardır.
3-Dâva edilen l inci maddede "Millî Savunma Bakanlığı,... GenelkurmayBaşkanlığı ile Başkanlık Müsteşarının idaresi altındaki daireleri ihtivaeder." hükmü yer almakta; kanunun yine dâva edilmiş bulunan ve metniyukarıda yazılı olan 2 nci maddesinde de; Millî Savunma Bakanlığının, birincimaddede genel çizgileriyle belirtilmiş bulunan görevlerinden, GenelkurmayBaşkanlığı vasıtasiyle yürütecekleri, birer birer sayılmakta, bunların dışındakalanların da Müsteşarlık vasıtasiyle yürüteceği gösterilmektedir.
Buhükümlerden açıkça görüldüğü üzere;
a-Ordunun barışta ve savaşta hazırlanması ve idaresi görevi ve sorumluluğu MillîSavunma Bakanlığına aittir.
b-Genelkurmay Başkanlığı, bu bakanlığın müsteşarlık seviyesinde bir bölümü vedairesidir.
c-Millî Savunma Bakanlığı, (a) bendinde belirtilen görevlerinden kanunun 2 ncimaddesinde sayılan kısmını Genelkurmay Başkanlığı vasıtasıyle yürütür. YaniGenelkurmay Başkanlığı, aslında Anayasa ile kendisine verilmiş bulunan birgörevi kendi sorumluluğu altında değil, Millî Savunma Bakanlığına ait birgörevi onun adına ve ona karşı sorumlu olarak yürütmekle görevlidir.
Halbukiyukarıda da açıklandığı üzere Anayasa, Genelkurmay Başkanını, Savaşta veBarışta Silâhlı Kuvvetlerin Komutanı olarak tayin etmek suretiyle TürkOrdusunun hazırlanması ve idaresi görevini, Genelkurmay Başkanlığına vermiş,buna karşılık da onu, Başbakana karşı sorumlu tutmuştur.
Anayasa'nınbu hükmüne göre, Genelkurmay Başkanının, kaynağını Anayasa'dan alangörevlerini, bir Bakan adına ve Bakanlığın bir dairesi olarak değil, kendiadına ve Başbakana karşı sorumlu olarak yürütmesi gerekmektedir. 110 uncu maddeninson fıkrasına göre bu görev ve yetkileri düzenleyecek olan kanun yapılırken,söz konusu Anayasa Kuralının gözönüne alınması gerekeceği tabiidir,
EsasenMillî Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı arasında idari bir bağlantıkurulmasını, Anayasa koyucusu tarafından da kabul edilmemiş olduğu, KurucuMecliste geçen görüşmelerden açıkça anlaşılmaktadır.
GerçektenTemsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunca hazırlanan Anayasa tasarısının konuyudüzenleyen 109 uncu maddesinin son fıkrasında "Genelkurmay Başkanlığı,Başbakanlığa bağlıdır." hükmü teklif edilmiş iken Temsilciler Meclisindegeçen uzun tartışmalar sonunda bu fıkra hükmü :
"GenelkurmayBaşkanlığı, Millî Savunma Bakanlığına bağlıdır," şeklinde değiştirilerekkabul edilmiş, fakat tasarının Millî Birlik Komitesindeki müzakeresi sonunda budeğişiklik uygun görülmeyerek fıkra hükmü:
"SilâhlıKuvvetlerin kumandanı olan Genelkurmay Başkanı, Başbakanlığa bağlıdır."şeklinde değiştirilmiş,Millî Birlik Komitesince yapılan değişikliklerinTemsilciler Meclisinde yeniden görüşülmesi sonunda değişiklik kabul edilmeyerekGenelkurmay Başkanlığının Millî Savunma Bakanlığına bağlı olduğunu belirteneski metin üzerinde ısrar edilmiş, konuyu inceleyen Türkiye Cumhuriyeti KurucuMieclisi Anayasa Karma Komisyonu ise :
"...Genelkurmay Başkanının atanması ve sorumluluğu konusunda geçmiş yıllarıntatbikatından elde edilen tecrübelerin ışığı altında inceleyen komisyonumuz,atanmanın Bakanlar Kurulunun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca yapılması vegörev ve yetkilerinden dolayı da Başbakana karşı sorumlu olması tarzındamaddenin tedvinini hem hizmetin icaplarına, hem de Demokratik bir devlet düzeniiçindeki sorumluluk esaslarına uygun bir hal tarzı olarak kabul etmişbulunmaktadır." gerekçesiyle Genelkurmay Başkanlığının Millî SavunmaBakanlığına bağlı olduğuna belirten hüküm yerine:
"GenelkurmayBaşkanı bu görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur."hükmünü kabul etmiştir.
TasarınınKurucu Meclis Birleşik Toplantısında yapılan son görüşmeleri sırasında karma komisyonadına yapılan konuşmada, Genelkurmay Başakanlığının Millî Savunma Bakanlığınabağlanması uygun görülmediğinden Başbakanın kendisine bağlandığının, bu durumun(Başbakana karşı sorumludur.) ifadesiyle belirtildiğinin açıklanması üzerinebir üye tarafından, teklif edilen metin, yapılan açıklamadaki maksadı sağlamayayeter olmadığı gibi böyle yorumlamaya da müsait bulunmadığı ve bu metnin,Genelkurmay Başkanlığının Millî Savunma Bakanlığına bağlanmasına engel teşkiletmeyecek biı nitelikte bulunduğu ve bu konunun böylece düşünülmesinin dahauygun olduğu yolunda karşılık verilmiş, bunun üzerine yine karma komisyon adınayapılan ikinci açıklamada teklif olunan metnin bu yolda yorumlanmasının yerindeolmadığı belirtilerek (........ tasarı ile, Başkanlıkla Genelkurmay gibi sonderece önemli bir hizmet gören iki makam arasında doğrudan doğruya irtibatkurmak imkânı sağlanmıştır.) denilmek suretiyle bu metnin, Genel kurmayBaşkanlığının Millî Savunma Bakanlığına imkân vermemek ve buna mukabilBaşbakanlıkla doğrudan doğruya irtibat kurmak için teklif edilmiş olduğuanlatılmak istenmiştir.
Şuduruma göre, Anayasa'nın 110 uncu maddesinin; Genelkurmay Başkanlığının MillîSavunma Bakanlığına bağlanması hususunu kesin olarak önlemiş olduğunu kabuletmekte zorunluk bulunmaktadır. Esasen bu dâva dolayısiyle mahkememizce hallilâzım gelen mesele de, Genelkurmay Başkanlığının hangi Bakanlığabağlanabileceğinin tayini olmayıp onu, Millî Savunma Bakanlığına bağlayan sözkonusu kanun hükmünün Anayasa'ya uygun olup olmadığının tayininden ibaretbulunmaktadır.
Yukarıdakiaçıklamlara göre 5398 sayılı kanunun l inci maddesinin. GenelkurmayBaşkanlığını, Millî Savunma Bakanlığına, onun bir dairesi halinde, bağlanmışbulunan hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptali gerekmektedir.
ÜyelerdenRecai Seçkin bu görüşe katılmamıştır.
4-5398 sayılı kanunun l inci maddesinin kapsadığı hükümler hakkında yukarıda üçbent halinde yapılmış bulunan açıklamalardan; bu madde ile Milli SavunmaBakanlığına verilmiş olan görevin tüm olarak Anayasa'ya aykırı bulunduğuanlaşılmaktadır. Madde hükmü, Millî Savunma Bakanlığına başkaca bir görev devermediğine göre sırf bu görevleri yürütmek üzere Bakanlık bünyesi içinde,(Genelkurmay Başkanlığı) ve (Müsteşarlık) adı ile iki daire kurulmasını sağlayanhükmün Anayasa'ya aykırılığı da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Şüphesizbu sonuç, Anayasa'nın 106 ncı maddesine ve Bakanlıklar Kuruluşu hakkındaki13/9/1946 günlü ve 4951 sayılı Kanuna göre kurulmuş bulunan bir Bakanlığınvarlığına etki yapacak nitelikte değildir. Gerekiyorsa, Anayasa'ya aykırıbulunmayan nitelikte görevler verilerek Bakanlığın devam ettirilmesi veya başkagörevlerle yeni bir Bakanlık kurulması mümkündür. Ancak burada belirtilmesigereken husus; 5398 sayılı kanunun l inci maddesinde yer alan ve Millî SavunmaBakanlığına verilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu anlaşılan söz konusugörevleri yerine getirmek üzere, maddede öngörüldüğü şekilde teşkilâtkurulmasının da Anayasa'ya aykırı bulunduğudur.
Busebeplerle 5398 sayılı kanunun; Millî Savunma Bakanlığının, Anayasa'ya göre buBakanlığa verilmesi mümkün olmayan bir takım görevlerle görevlendiren ve sözkonusu görevleri yerine getirecek olan Bakanlık dairelerini kuran l incimaddesi hükmünün, tüm olarak Anayasa'ya aykırı nitelik taşıdığından, iptaligerekmektedir.
Üyelerden;Recai Seçkin, maddenin tümünün iptal edilmesi oyunda olmakla beraber yukarıkigerekçeye katılmamış; Rifat Göksu, Asım Erkan, İbrahim Senil, CelâlettinKuralmen, Avni Givda ve Muhittin Taylan da; maddenin, Müsteşarlıkla kadrolarhakkındaki hükümlerinin iptal dışında bırakılması gerektiği görüşünüsavunmuşlardır.
5-5398 sayılı kanunun dâva edilen 2 nci maddesi yukarıda da belirtildiği üzere,kanunun l inci maddesinde genel sınırları belirtilmiş olan Millî SavunmaBakanlığı görevlerinin, kanuna göre Bakanlığın birer dairesi sayılmakta olan,Genelkurmay Başkanlığı ile Müsteşarlık arasındaki bölüştürülmesinigöstermektedir.
Yukarıdaaçıklandığı gibi, bu konuların Millî Savunma Bakanlığına görev olarak verilmesiAnayasa'ya aykırı bulunduğuna göre Bakanlığın, Anayasa'ya aykırı olarakkendisine verilmiş bulunan bu görevlerini, Genel kurmay Başkanlığı veMüsteşarlık vasıtası ile yürüteceğini gösteren hükmün de, tüm olarak,Anayasa'nın 110 uncu maddesinde yer alan ilkelere aykırılığı meydanda olup,iptali gerekmektedir.
Üyelerden;Recai Seçkin, maddenin tümünün iptal edilmesi oyunda olmakla beraber yukarıdakigerekçeye katılmamış; Rifat Göksu, Asım Erkan, ibrahim Senil, CelâlettinKuralmen, Avni Givda ve Muhittin Taylan da; maddenin, Müsteşarlıkla ilgilihükmünün iptal dışında bırakılması gerektiği görüşünü savunmuşlardır.
6-Kanunun iptali istenilen ve metni yukarıda yazılı bulunan üçüncü maddesi hükmü,Genelkurmay Başkanının, Millî Savunma Bakanlığının teklifi üzerine BakanlarKurulu kararı ile tâyin ve tebdil olunacağı göstermektedir.
Anayasa'nın10 uncu maddesi ise Genelkurmay Başkanının, Bakanlar Kurulunun teklifi üzerineCumhurbaşkanınca atanacağı kuralını koymaktadır.
Konunungörüşülmesine başlandıkta; Üyelerden ihsan Keçecioğlu, Avni Givda, MuhittinTaylan, Recai Seçkin ve Lütfi Ömerbaş;
GenelkurmayBaşkanının atanma şeklini bütün ayrıntıları ile düzenleyen Anayasa'nın 110 uncumaddesinin son fıkrasının, dâva konusu madde hükmünü dolayısiyle yürürlüktenkaldırdığı, yürürlükte bulunmayan bir hükmün ise Anayasa'ya aykırılığınındüşünülemiyeceği ve bu yüzden de iptal dâvasına konu olmayacağı görüsünü ilerisürmüşlerse de;
Anayasahükümleri; ister yalnız ilkeleri, ana çizgileri ile ve kısaca ister ele aldığıkonuyu bütün ayrıntıları ile tüm olarak belirtmiş bulunsun, etki ve değerbakımından hep aynı niteliktedir. Yani bunlar üstün, bağlayıcı temel hukukkurallarıdır. Hiç bir kanunun hiç bir hükmü bu kurallara aykırı olamaz.
Ancak,Anayasa'nın da, sonuç bakımından bir kanun olduğu ve fazla olarak yukarıdabelirtilen üstün niteliklere sahip bulunduğu düşüncesiyle; (Sonraki bir kanununönceki bir kanunda bulunan aykırı hükümleri değiştireceği veya kaldıracağı)kaidesinin bu alanda da tatbiki ile Anayasa hükümlerinin de, kendisinden evvelbir kanunun aykırı hükümlerini doğrudan doğruya değiştirmek veya kaldırmaksuretiyle onun yerine geçmiş olması gerekeceği yolunda ileri sürülecek birgörüşün kabulü mümkün değildir. Bu konudaki aykırılığın giderilmesi veyaevvelki hükmün yürürlükten kaldırılması için mutlaka ayrı bir eylem ve işlemgerekir ki bu da yasama yolu ile yahut iptal müessesesinin isletilmesi ileolur.
ZiraAnayasa'nın; yürürlüğe girdiği tarihte var olan kanunlardaki aykırı hükümlerikendiliğinden kaldıracağını düşünmek mümkün ve caiz bulunsa idi bu çeşithükümlerin ayrıca iptali için bir yolun öngörülmesi hiç de gerekmezdi. OysaAnayasa'nın geçici 9 uncu maddesine,
AnayasaMahkemesinin görevine başladığını Resmî Gazete ile yayınlanmasından öncekanunların Anayasa'ya aykırılığının ileri sürülemiye-eğini ve mahkemelerce dekanunların Anayasa'ya aykırılığına dayanılarak karar verilemiyeceğini veAnayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarihte yürürlükte bulunan kanunlarhakkında, bu tarihten itibaren 6 ay içinde, Anayasa'ya aykırılık iddiasiyleiptal dâvası açılabileceğini,
Belirtenözel bir hüküm konulmak suretiyle bu gibi hallerde yapılacak işlem gösterilmişve Anayasa hükümlerinin, kendisinden evvelki aykırı kanun hükümlerinikendiliğinden değiştirmediği veya ortadan kaldırmadığı esası, bizzat Anayasatarafından konulmuştur.
Bubakımdan söz konusu görüş benimsenmiyerek, incelenmekte olan hükmün yürürlüktebulunduğuna ve iptal dâvasına konu olabileceğine çoğunlukla karar verilmiştir.
Yukarıdaaçıklandığı üzere, 5398 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükmü, GenelkurmayBaşkanının atanma işlemini, Anayasa'nın 110 uncu maddesiyle konulmuş bulunanusulden ayrı bir şekilde düzenlenmektedir.
Sözkonusu maddenin, Anayasa'nın bu konudaki hükmüne olan aykırılığı, başkaca birgerekçe gösterilmesine yer vermiyecek kadar açık olduğundan, iptali gerektiğineoybirliği ile karar verilmiştir.
7-Üyelerden Avni Givda ve Recai Seçkin, üç maddesi dâva edilmiş bulunan 5398sayılı kanunun, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri ile diğer Orgeneral veOramirallerin atanmalarına ilişkin olan 4 üncü maddesi hükmünün de, 44 sayılıkanunun 38 inci fıkrasının uygulanması suretiyle iptal edilmesi gerektiğigörüşünde bulunmuşlarsada aşağıdaki sebeplerle bu görüşe katılmak mümkünolmamıştır.
5398sayılı kanunun, sözü edilen 4 üncü maddesinde :
"Madde4- Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları İle Ordu Müfettişleri ve diğerorgeneral ve Oramiraller Genelkurmay Başkanının mütalâası alınarak MillîSavunma Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile tâyin ve tebdilolunurlar." denilmekte ve Dâvacı parti tarafından bu maddenin Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülmemiş ve iptali de istenmemiş bulunmaktadır.
AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ilk fıkrası hükmüne göre, Anayasa Mahkemesi,iptal dâvalarında talep ile bağlı bulunduğundan sözü edilen maddeyi bu yöndenbir incelemeye tabi tutmak mümkün değildir.
Diğertaraftan aynı maddenin ikinci fıkrasında:
"Aynıeğer müracaat kanunun veya İçtüzüğünün sadece belirli madde veya hükümlerialeyhine yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun veyaİştüzüğün diğer bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunudoğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartı ile,kanun veya İçtüzüğün bahis konusu diğer hükümlerinin veya tümünün iptalinekarar verebilir." denilmekte ve görüldüğü gibi, şartların mevcut olmasıhalinde dahi söz konusu fıkranın uygulanarak bir hükmün iptali yolunagidilmesi, mecburi olmayıp Anayasa Mahkemesinin takdirine ve gerekli görmesinebağlı bulunmaktadır.
Fıkrahükmünün esası açısından konunun incelenmesinde ise; kanunun l, 2 ve 3 üncümaddelerinin iptal edilmiş olmalarının, 4 üncü madde hükmünün uygulanmamasıgibi bir sonuç doğurmadığı anlaşılmakta olup bu maddenin konusunun da,Anayasa'nın 110 uncu maddesi gereğince hazırlanacak olan özel kanunla, maddeningenel prensiplerine uygun olarak yeni bir düzenlemeye tabi tutulacağı tabiidir.
Busebeple söz konusu 4 üncü maddenin 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikincifıkrası hükmüne dayanılarak iptal edilmesine yer bulunmamıştır.
8-5398 sayılı Kanunun bugün uygulanmakta olan l ve 2 nci maddelerinin iptalikararının derhal yürürlüğe konulması sonucundan, bu maddelerin konusunu teşkileden kamu hizmetlerinin olduğu yerde kesilmesi durumu meydana geleceğinden veAnayasa'nın 110 uncu maddesinin son fıkrasında öngörülmüş bulunan kanun dahenüz düzenlenmemiş olduğundan kamu hizmetinin aksatılmaması ve gerekli kanunundüzenlenmesine imkân sağlanması maksadı ile Anayasa'nın 152 nci ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44sayılı Kanunun 50 nci maddesi gereğince 5398 sayılı Kanunun l ve 2 ncimaddelerine ilişkin iptal hükümlerinin yürürlük tarihinin 12/10/1966 olaraktesbiti uygun görülmüştür.
SONUÇ:
1-30/5/1945 günlü ve 5398 sayılı Millî Savunma Bakanlığının Kuruluş veGörevlerine dair Kanunun:
a) linci maddesinde yer alan ve Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiödevini ve sorumluluğunu barışta ve seferde Millî Savunma Bakanlığına bırakanhükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptaline Üyelerden Rifat Göksu, AsımErkan, İbrahim Senil, Celâlettin Kuralmen, Avni Givda, Muhittin Taylan ve RecaiSeçkin'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
b)Aynı maddenin, Silâhlı Kuvvetlerin Komutanlığını yalnız ve sadece barıştaGenelkurmay Başkanına veren hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptalineÜyelerden Asım Erkan ve Recai Seçkin'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
c)Aynı maddenin Genelkurmay Başkanlığını Millî Savunma Bakanlığının bir dairesihalinde düzenleyen hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptaline ÜyelerdenRecai Seçkin'in muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
Vesonuç olarak l inci maddenin tümünü Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptaline,Üyelerden Recai Seçkin'in gerekçeye ve Rifat Göksu, Asım Erkan, İbrahim Senil,Celâlettin Kuralmen, Avni Givda ve Muhittin Taylan'ın maddenin Müsteşarlıklakadrolar hakkındaki hükümlerinin iptal dışında bırakılması gerektiği yolundakimuhalefetleriyle ve oyçokluğu ile;
2-Aynı kanunun ikinci maddesinin tümünü Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline,Üyelerden Recai Seçkin'in gerekçeye ve Rifat Göksu, Asım Erkan, ibrahim Senil,Celâlettin Kuralmen, Avni Givda ve Muhittin Taylan'in, maddenin Müsteşarlıklailgili hükmünün iptal dışı bırakılması gerektiği yolundaki muhalefetleriyle veoyçokluğu ile;
3- Aynıkanunun üçüncü maddesinin, "Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Avni Givda,Muhittin Taylan, Recai Seçkin ve Lûtfi Ömerbaş'ın Genelkurmay Başkanınınatanması şeklini bütün ayrıntılariyle düzenleyen Anayasanın 110 uncu maddesininson fıkrasının bu madde hükmünü, dolayısiyle, yürürlükten kaldırdığı,yürürlükte olmayan bir hükmün Anayasa'ya aykırılığının düşünülemiyeceği ve buyüzden de iptal dâvasına konu olamıyacağı yolundaki görüşleri benimsenmiyerekhükmün, iptal dâvasına konu olabileceği çoğunlukla kabul edildikten sonra"Anayasa'ya aykırı olduğundan, iptaline oybirliği ile;
4-Aynı kanunun dördüncü maddesi hakkında 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 28inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünün uygulanmasına yer olmadığındanÜyelerden Avni Givda ve Recai Seçkin'in muhalefetleriyle ve oy çokluğu ile;
5- lve 2 nci maddelere ilişkin iptal hükmünün Anayasa'nın 152 ve 44 sayılı Kanunun50 nci maddeleri uyarınca 12 Ekim 1966 gününde yürürlüğe girmesine oybirliğiile;
14/4/1966gününde karar verildi.
Başkan
Lütfi Akadlı
Başkanvekili
Rifat Göksu
Üye
Asım Erkan
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
I.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Madde 110) Genelkurmay Başkanının SilâhlıKuvvetlerin Komutanı olduğunu açıklamakla yetinmekte, görev ve yetkilerinindüzenlenmesini kanuna bırakmaktadır. Henüz böyle bir kanun çıkmamıştır. Bugörev ve yetkilerin ne olacağı veya ne olması gerektiği üzerinde Mahkememizinbir sözü ve görüşü olamaz. Hele (Silahlı Kuvvetler Komutanı) deyimine anlamverilerek Genelkurmay Başkanının görev ve yetkilerini tesbite girişmek gibigeniş ve çok serbest bir yorum tarzı incelemeyi yanıltıcı ve ereğini aşansonuçlara götürür. Nitekim böyle bir tutum, iptal kararının kapsamını MillîSavunma Bakanlığının ilgasına kadar vardırmıştır. Aksini belirtmek üzere nesöylenirse söylensin kuruluş kanunu Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş birBakanlık Anayasa'ya aykırı bir teşekkül niteliğini alır. Konuyu işlemetarzından doğabilecek yanıltıcı sonuçların bir örneği budur.
İncelemekonusu 30/5/1945 günlü ve 5398 sayılı Millî Savunma Bakanlığının Kuruluş veGörevlerine Dair Kanunun l inci maddesinde Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması veidaresiyle ödevli olarak Millî Savunma Bakanlığı gösterilmektedir. Bu görev veyetkiler bir kanunla Bakanlıktan alınıp Genelkurmay Başkanlığına verilebilir.Böyle bir kanun çıkmadıkça sözü geçen görev ve yetkiler tabiatiyle MillîSavunma Bakanlığının elinde kalır ve durum, yukarıda açıklanan nedenlerle,Anayasa'ya aykırı olmaz,
Yineaynı maddede Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresi işlerinden barışta veseferde sorumlu olarak Millî Savunma Bakanlığı gösterilmektedir. Bu hükümleAnayasa'nın 110 uncu maddesindeki millî güvenliğin sağlanmasında ve silâhlıkuvvetlerin savaşa hazırlanmasında Türkiye Büyük Millet Meclisine karşıBakanlar Kurulunun sorumlu tutan hüküm arasında tabiatiyle bir çatışma yoktur.Anayasa'nın bu hükmü, Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesinden BakanlarKurulunun birlikte sorumlu olması kuralını koyan 105 inci madde hükmünün,konunun önemi ile orantılı olarak, bir çeşit tekrar ve teyidinden ibarettir.Elbette ki Bakanlar Kurulunda Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiişlerinden ve bu işlerde çalışanların eylem ve işlemlerinden tek başına vedoğrudan doğruya sorumlu bir kimse ve bu kimsenin emri altında bir idaretopluluğu bulunacaktır. Bugün için söz konusu sorum, kanun gereğince, MillîSavunma Bakanındır. Bu sorum Genelkurmay Başkanına ve Bakanlar Kurulunun başkabir üyesine bir kanunla doğrudan doğruya yönetilmedikçe durumun değişmesidüşünülemez. Böyle bir kanun da henüz çıkmış değildir. Genelkurmay Başkanınıngörevi, yetkisi ve sorumu Anayasa'da açıklanmamış ve bunların bir kanunladüzenlenmesi öngörülmüş olmasına göre Millî Savunma Bakanlığının sorumunu,belirtilen hükmün Anayasaya aykırı olduğu kanısı Anayasa'nın desteğinden yoksunbir nitelik taşır.
HerBakanlıkta bir müsteşarın ve o müsteşarın idaresi altında da çeşitli dairelerinbulunması ve kuruluşun kadrolara bağlanması tabiî ve zorunludur. Anayasa'nın112 nci maddesine göre idarenin kuruluş ve görevleri merkezden ve yerindenyönetim esaslarına dayanır; kanunla düzenlenir, inceleme konusu l incimaddedeki müsteşarlığa, bunun idaresi altındaki dairelere ve kadrolara ilişkinhüküm Anayasa'nın koyduğu esaslara uygun bir davranışın ifadesidir. Bu hükmünAnayasa'ya aykırı olduğu yolundaki çoğunluk görüşü, Genelkurmay Başkanınıngörev ve yetkilerinin Anayasa'da açıklanmışcasına kesin ve değişmez olarakbelli bulunduğu gibi bir varsayıma ve böylece de güçsüz bir temeledayanmaktadır. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. 2 nci maddede, GenelkurmayBaşkanlığı vasıtasiyle görülecek olanların dışındaki hizmetlerin müsteşarlıkçayürütülmesini öngören hüküm içinde durum böyledir.
Özetlenecekolursa :
5398sayılı kanunun :
1- linci maddesindeki :
a)Millî Savunma Bakanlığını Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiyleödevli kılan;
b)Millî Savunma Bakanlığını Cumhuriyet Ordusunun hazırlanmasından ve idaresindenbarışta ve seferde sorumlu tutan;
c)Millî Savunma Bakanlığında bir Müsteşar ve Müsteşarın idaresi altında dairelerbulunmasını, bu teşkilâtın ordu kuruluş ve kadrolarında gösterilmesini öngören;
2- 2nci maddesindeki Genelkurmay Başkanlığının göreceği işler dışında kalanhizmetlerin müsteşarlıkça yürütüleceğini açıklayan hükümler Anayasaya aykırıolmadığından dâvanın bunlara yönelen bölümünün reddi gerekir.
II.5398 sayılı kanunun 3 üncü maddesi Genelkurmay Başkanının atanmasınailişkindir. Bu hükme göre, Başkan, Millî Savunma Bakanının teklifi üzerineBakanlar Kurulu karariyle tâyin ve tebdil olunur. Anayasa'nın 110 uncumaddesinin son fıkrası ise Genelkurmay Başkanının Bakanlar Kurulunun teklifiüzerine Cumhurbaşkanınca atanmasını öngörmektedir.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasasın'da sadece özü belirtilmiş temel hukuk kuralları değilkimi konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen geniş hükümler de yeralmıştır. Yukarıda sözü geçen 110 uncu maddenin son fıkrası da bu hükümlerarasındadır. Yalnız özü belirtilmiş temel hukuk kuralları ile kanunlar arasındaçelişme bulunduğu takdirde aykırılığın giderilmesi için mutlaka bir eylem veişlem gerekir ki bu da ya yasama yoliyle yahut iptal müessesesininişletilmesiyle olur. Belirli konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruyadüzenleyen hükümler ise daha önceki kanunlarda bulunup da aynı konularıdüzenleyen, fakat Anayasa'dakine aykırı veya ondan farklı olan hükümlerikendiliğinden yürürlükten kaldırır. Alelade kanunlar için tabiî olan bu nüfuzve etkiyi Anayasa'ya tanımamayı destekliyecek bir hukuk kuralı düşünülemez.
Anayasa'nıngeçici 9 uncu maddesine, Anayasa Mahkemesinin görevine başladığı tarihte(28/8/1962) yürürlükte olan kanunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık iddiasiyleve belirli süre içinde iptal dâvası açılabilmesini sağlıyacak özel bir hükmünkonulması ancak Anayasa'nın bir kısım, yani sadece Özü belirtilmiş temel hukukkurallarına aykırı hükümleri kendiliğinden tasfiye edemiyeceğini gösterir.Belirli konuları ayrıntılariyle doğrudan doğruya düzenleyen hükümlerin, öncekikanunlardaki aynı konuya ilişkin aykırı veya farklı hükümleri kendiliğindenyürürlükten kaldırma hususundaki nüfuz ve etkisine söz getirmez.
Yukarıdaaçıklandığı üzere hem 5398 sayılı kanunun 3 üncü maddesi, hem de Anayasa'nın110 uncu maddesinin son fıkrası Genelkurmay Başkanının atanması işleminibirbirinden farklı olarak düzenlemektedir. Bu yüzden inceleme konusu 3 üncümadde Anayasa'nın 110 uncu maddesine aykırı düşmüş durumdadır. Böyle olduğuiçin de Anayasa'nın 110 uncu maddesi yürürlüğe girer girmez. 3 üncü madde hükmükendiliğinden yürürlükten kalkmıştır. Yürürlükte bulunmayan hükümlerin iseAnayasa'ya aykırılığı ve iptal dâvasına konu olması düşünülemez. Hükümyürürlükte imişcesine iptale gidilmesinde bu nedenlerle isabet yoktur.
III.5398 sayılı kanun 7 maddedir. 5 inci madde kaldırılan hükümleri; 6 ve 7 ncimaddeler ise yürürlük tarihini ve yürütme merciini göstermektedir. Kanunun l, 2ve 3 üncü maddelerinin iptaline karar verilmiştir. Geriye 4 üncü maddekalmıştır. Bu madde ise, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanları ile OrduMüfettişlerinin ve öteki Orgeneral ve Oramirallerin tâyin ve tebdilleriniBakanlar Kuruluna teklif etme görev ve yetkisini Millî Savunma Bakanınavermektedir.
MillîSavunma Bakanlığı, Kuruluş ve Görev Kanununun göreve ve kuruluşa ilişkinbaşlıca hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal olunduğuna göre ilga edilmişdurumdadır, iptal hükümleri yürürlüğe girer girmez idare bütünü içinde MillîSavunma Bakanlığının ve Millî Savunma Bakanının yeri kalmamak gerekir. Böyleolunca da 4 üncü maddenin uygulanmaması sonucu doğacaktır.
44sayılı kanunun 28 inci maddesinin 2 nci fıkrası bu gibi durumlarda uygulamayeri kalmayan hükümlerin de iptaline cevaz vermektedir. Bu yola gidilmesigerekirken çoğunluk aksine karar vermiştir.
SONUÇ:
14/4/1966günlü ve 1963-67/1966-19 sayılı karara yukarıda açıklanan nedenlerle ve okapsam içinde karşıyım.
Üye
Avni Givda
Yukarıkimuhalefet şerhinin I işaretli kısmına katılıyoruz.
Başkanvekil
Rifat Göksu
Üye
İbrahim Senil
Üye
Celalettin Kuralmen
Yukarıkimuhalefet şerhinin I ve II numaralı bölümüne katılıyorum.
Üye
Muhittin Taylan
MUHALEFETŞERHİ
Dâvacı;Millî Savunma Bakanlığı Kuruluş ve Görevlerine dair 5398 sayılı kanunun l, 2,ve 3 üncü maddelerinin Anayasa'nın 110 uncu maddesi hükümlerine aykırıolduğundan dolayı iptalini istemiştir.
Mahkememizcedâvanın görüşüldüğü 4/5/1965 günlü oturumda dâva konusu birinci ve ikincimaddelerin kapsadığı çeşitli hükümlerden hangilerinin iptali istendiğininDâvacıdan sorulması lüzumuna dair olan karar üzerine vâki soruya 2 Haziran 1965gün ve 1659 sayılı cevap verilerek dâva tavzih edilmiştir.
Sözügeçen tavzih yazısında :
Dâvacı,5398 sayılı kanunun l inci maddesindeki (Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması veidaresi ile ödevli ve bu işlerden barışta ve seferde sorumlu olan Millî SavunmaBakanlığı) hükmünün, Anayasa'nın 110 uncu maddesindeki (Millî Güvenliğin sağlanmasındanve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisinekarşı Bakanlar Kurulu sorumludur) hükmüne aykırı olduğunu,
GenelkurmayBaşkanlığını, Millî Savunma Bakanlığının bir yürütme organı durumuna sokan vebu yüzden Genelkurmay Başkanını, Millî Savunma Başkanlığına karşı sorumluduruma getiren 2 nci madde hükmünün, Anayasa'nın Genelkurmay Başkanlığınıngörev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği ve Genelkurmay Başkanının bu görevve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumlu olduğu hükmüne aykırıbulunduğunu, tavzihen beyan eylemiştir.
Butavzih yazısında Genelkurmay Başkanının görev ve yetki sınırından bahsedilmemişve bu hususta özel kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmemiş ve iptaliistenmemiştir.
3üncü maddenin, Anayasa'nın 110 uncu maddesindeki Genelkurmay Başkanınıninhasına ve atanmasına dair olan hükmüne aykırı olduğunda uyuşmazlıkbulunmamaktadır.
Dâvacınındayandığı gerekçe ile bağlı kalınmaksızın dâva sınırı içinde düşüncelerimizleçoğunluğun kararına karşı görüşlerimizi açıklayalım:
MillîSavunma Bakanlığının, Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresi ile Ödevliolması, bu işlerden barışta ve seferde sorumlu bulunması bu Bakanlığınhikmetivücudunun tabiî ve zarurî icabıdır. Bu hal Anayasa'nın 110 uncu maddesindekiMillî Güvenliğin sağlanmasından ve Silâhlı Kuvvetlerin savaşa hazırlanmasından,Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı Bakanlar Kurulunun sorumlu olacağına dairolan hükmüne aykırı değildir. Bu hazırlama ve idare ödevlerinin hedef vesınırları başka başkadır. Birbirine aykırı değil birbirini tamamlayanunsurlardır.
Anayasa'nın110 uncu maddesindeki, Genelkurmay Başkanlığının görev ve yetkilerinin kanunladüzenleneceğine ve Genelkurmay Başkanının bu görev ve yetkilerinden dolayıBaşbakana karşı sorumlu olacağına dair olan hükmü karşısında sözü geçen 5398sayılı Kanunun, Genelkurmay Başkanlığını, Millî Savunma Bakanlığının birdairesi haline koyan ve bu yol ile Genelkurmay Başkanının Millî SavunmaBakanlığına karşı sorumluluğu sonucunu doğuran hükümlerinin iptaligerekmektedir.
5398sayılı Kanunun, aşağıda metni yazılı l inci maddesinin parantez içindekikısmının iptali icap etmektedir.
Maddel- Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresi ile ödevli ve bu işlerdenbarışta ve seferde sorumlu olan Millî Savunma Bakanlığı, (barışta harbkuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genelkurmay Başkanlığı ile)Bakanlık Müsteşarının idaresi altındaki daireleri ihtiva eder.
Buteşkilât Ordu kuruluş ve kadrolarında gösterilir.
İptaldensonra bu maddenin aşağıdaki şekilde kalması ve uygulanması gerekir.
Maddel- Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiyle ödevli ve bu işlerdenbarışta ve seferde sorumlu olan Millî Savunma Bakanlığı, Bakanlık Müsteşarınınidaresi altındaki daireleri ihtiva eder.
Buteşkilât Ordu kuruluş ve kadrolarında gösterilir.
GenelkurmayBaşkanlığı ile Müsteşarlık arasında iş bölümünü düzenleyen aşağıda metni yazılı2 nci maddenin parentez içindeki kısmının iptali icabeder.
Madde2- Millî Savunma Bakanlığı, Cumhuriyet Ordusunun personel, haberalma, harekât,eğitim, seferberlik ve ikmal işlerini (Genelkurmay Başkanlığı vasıtasiyle vebunların dışında kalan hizmetlerini Müsteşarlık vasıtasiyle yürütür.
İptaldensonra bu maddenin aşağıdaki şekilde kalması ve uygulanması gerekir.
Madde2- Millî Savunma Bakanlığı, Cumhuriyet Ordusunun personel, haberalma, harekât,eğitim, seferberlik ve ikmal işleri dışında kalan hizmetlerini Müsteşarlıkvasıtasiyle yürütür.
Yukarıdaaçıklanan tavzih yazısında; Genelkurmay Başkanının, görev ve yetki sınırındanbahsedilmemiş ve bu hususta özel kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmemişve iptal istenmemiştir.
Kararınl inci maddesinin b bendini teşkil eden (Silâhlı Kuvvetler Komutanlığını yalnızve sadece barışta Genelkurmay Başkanına veren hükmünün) iptaline dair olankısım, yukarıda açılandığı gibi Dâvacı tarafından tavzih yazısına alınmamaksuretiyle dâva dışında bırakılmıştır.
Bununlaberaber kararın bu kısmına karşı olan muhalefet sebebini açıklayalım :
5398sayılı Kanun, Genelkurmay Başkanının Silâhlı Kuvvetlerin barışta veya savaştayahut her iki halde komutanı olduğu konusunda başlı başına bir hükmü ihtivaetmemektedir. Çünkü bu cihet o kanunun konusu dışındadır.
Birincimaddede (Barışta harb kuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan GenelkurmayBaşkanlığı...) ibaresi arasında Genelkurmay Başkanının, Silâhlı Kuvvetlerinbarışta komutanı olduğuna ilişilmiştir.
Anayasa'nın110 uncu maddesinde (Genelkurmay Başkanı Silâhlı Kuvvetlerin komutanıdır.)denmek suretiyle barışı ve savaşı kapsayan mutlak ifade kullanılmıştır.
Budurum karşısında 5398 sayılı Kanunun l inci maddesindeki (Barışta harbkuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genelkurmay Başkanı) ibaresindeAnayasa'ya aykırılık bulunmamaktadır. Çünkü, Anayasa barışı ve savaşı kapsamaktaözel kanunun ibaresi ise yalnız barışı kapsamaktadır. Bu hal ayıkırılık değilözel kanunun eksikliğinden ibarettir. Eksiklik ise iptale sebep olamaz. Eğerözel kanun Genelkurmay Başkanının, Silâhlı Kuvvetlerin savaşta komutanıolmadığı yolunda menfi bir hükmü ihtiva etseydi yahut Anayasa yalnız barıştaveya yalnız savaşta komutan saydığı halde özel kanun barışı ve savaşıkapsayacak şekilde mutlak bir ibareyi ihtiva etseydi o zaman aykırılık olurdu,
Buihtimaller bulunmadığına göre aykırılık bahis konusu olmaz.
Busebeplerden dolayı çoğunluğun kararına muhalifim.
Üye
Asım Erkan
KARŞIOY YAZISI
l-Anayasa'nın 110 uncu maddesinin yazılışından ve Anayasa'ya temel olan çağdaşuygarlığa uygun davranma ilkesinden anladığıma göre : Genelkurmay Başkanlığınınherhangi bir bakanlığa bağlı idari bir birim olması Anayasa'ya aykırı değildir.Ancak Anayasa'ya aykırı olan yön, Genelkurmay Başkanının doğrudan doğruya veihtiyaç halinde Başbakanla bağlantı kurup, herhangi bir konuda onun vereceğitalimat çevresinde işlem yapma imkânından, iptali istenen yasanın l inci ve 2nci maddeleri hükmünce, yoksun bırakmış olmasıdır ve yalnız bu bakımdan 5398sayılı yasanın l inci ve 2 nci maddelerinin iptali gerektiği düşüncesindeyim.Demekki, sonuçta çoğunluğa katılmaktayım ve ancak kararın gerekçesinde onlarındüşüncesine karşıyım.
Görüşümündayanakları ve çoğunluğun gerekçesine katılmayışımın nedenleri şunlardır :
a)Anayasa'nın 110 uncu maddesinin esası olan Temsilciler Meclisi AnayasaKomisyonu Tasarısının 109 uncu maddesinde Genelkurmay Başkanlığının,Başbakanlığa bağlı olduğu açıkça yazılmış iken; Temsilciler Meclisinde geçenuzun tartışmalar sonunda bu Başkanlığın, Millî Savunma Bakanlığına bağlı olduğuaçıkça kabul edilmiş ve fakat tasarının Millî Birlik Komitesinde görüşülmesisonunda metin (Silâhlı Kuvvetler Kumandanı olan Genelkurmay Başkanı,Başbakanlığa bağlıdır.) şeklinde değiştirilmiş, Millî Birlik Komitesinceyapılan değişikliklerin Temsilciler Meclisinde tekrar görüşülmesi sonunda eskimetin üzerinde direnilmiş ve konuyu inceleyen Kurucu Meclisin Anayasa KarmaKomisyonunca, Genelkurmay Başkanlığının görev ve yetkilerinden dolayı Başbakanakarşı sorumlu olması şeklinde maddenin yazılması uygun görülmüş ve hüküm KurucuMeclis Genel Kurulunca böylece kabul edilnıiştir.
GerekKurucu Mecliste Karma Komisyon teklifinin görüşülmesi sırasında ileri sürülenbirbirine karşıt görüşler, gerekse Temsilciler Meclisindeki ilk görüşmelersırasında ortaya atılan ve yine birbirini tutmayan görüşler karşısındaçoğunluğun anladığı gibi bir sonuca varılması bence imkânsız bulunmaktadır.Benim anladığıma göre buradaki sorumluluktan maksat, bağlı olduğu bakanlaGenelkurmay Başkanının arasında uyuşmazlık çıkması halinde durumu GenelkurmayBaşkanının doğrudan doğruya Başbakana bildirmesi ve sonuçta Başbakanın vereceğitalimat çevresinde işlem yapmak zorunda bulunması ve yine Başkanın tereddütettiği yönlerde doğrudan doğruya Başbakana başvurarak ondan talimat istemesi veBaşbakanın haberi olmayan önemli bir konudan dolayı yapılacak işlem veeylemlerden ötürü Başbakan'ın Genelkurmay Başkanını doğrudan doğruya sorumlututabilmesidir.
NitekimTasarının Kurucu Mecliste görüşülmesi sırasında; Temsilciler Meclisi üyesiCoşkun Kırca bu görüşü savunmuş bulunmaktadır ki bence Anayasa metnindeBaşbakanlığı bağlı olması sözünün kullanılmamış olması dolayısiyle, bu görüşmetnin yazılışına daha uvgundur. Temsilciler Meclisi Üyelerinden Profesör BahriSavcı'nın (MİLLET SAVUNMASINDA ANAYASA'MIZ PRENSİPLERİ) başlıklı makalesindeaynı görüş etraflı olarak savunulmuştur) Cumhuriyet Gazetesi 21/8/1963 gün ve14026 sayı.) Bir idari birimin bağlı bulunduğu yere karsı sorumluluğuaçıklanmaya ihtiyaç göstermeyecek nitelikte bir durumdur ve bundan dolayıyasalarda ayrıca gösterilmez; idari birimin bağlı olduğu yerden başka bir yerekarşı ayrıca sorumlu tutulmak istendiği durumlardadır ki yasalarda sorumlulukayrıca açıkça yazılır.
ÇoğunluğunBaşbakana karşı sorumlu olma hükmünün, başka bir bakanlığa bağlanabilmeyiortadan kaldırdığı yolunda yorumlaması, bu durala da aykırıdır.
GenelkurmayBaşkanının ancak Başbakana bağlı olması gerekeceği düşüncesi, Anayasa'nın 110uncu maddesinin sadece sorumluluktan söz eden yazılışına uygun olmadıktanbaşka, Batı Uygarlığına bağlı ülkelerin uzun yılların denemeleri sonundabenimsemiş oldukları ilkelere de uygun düşmemektedir ki bu, çok önemli birsakıncadır. Gerçekten Anayasa'mızın başlangıç hükümlerinde "Ulusumuzundünya ulusları arasında eşit haklara sahip şerefli bir üye olması" ilkesibenimsendiği gibi; Anayasa'nın 153 üncü maddesinde dahi "Anayasanın hiçbir hükmünün Türk toplumunun çağdaş uygarlık yüzeyine erişmesine engel olacakbiçimde yorumlanamıyacağı" belirtildikten sonra belli bir alanda bununuygulanması amacı ile bir takım hükümler konulmuştur. Millî Savunma işleri gibiDevlet ve Milletin yaşaması bakımından özel önem gösteren bir konudaGenelkurmay Başkanlıklarını belli bir Bakanlığa bağlayan ingiltere, Fransa veBirleşik Amerika gibi uygar Devletlerin uygulamalarından ayrılmamız ve Anayasahükümlerini böyle bir ayrılışa yer verecek biçimde yorumlamamız az yukarıdaanılan, uygarlık kurallarına uygun davranma ilkesi ile hiç bir zaman bağdaşamazve uygulamada tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
c)1944 ten 1949 a kadar olan dönemde, Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlığabağlanmış ve fakat Başbakanlık bu işin üzerinde gerekli imkânlara sahipolmaması yüzünden bu bağlanıştan iyi bir sonuç alınamamış ve bundan dolayı 1949yılında şimdi iptali istenen hükümle Genelkurmay Başkanlığının Başbakanlıkyerine yine Millî Savunma Bakanlığına bağlı olması öngörülmüştür. Bu gün dahiaynı yolun tutulması, o zaman karşılaşılmış olan zorluk ve imkânsızlıklarınyeniden ortaya çıkması sonucunu doğuracaktır.
ç)Anayasalarda bulunan bir takım hükümlerin dilek hükmü niteliğinde olduğu kabuledilebilirse de, yorumda bu nitelikteki hükümlerin olabildiği ölçüde az sayıdabulunduğunu gözönünde tutmak gerektir; çünkü Anayasa kuralları da, diğeryasaların kuralları gibi, özlerinde bağlayıcı nitelikte olan birer kuraldır.Buna göre 110 uncu maddenin birinci fıkrasında geçen ve Büyük Millet Meclisininmanevi varlığından ayrılamıyacak olan ve Cumhurbaşkanı tarafından temsiledileceği bildirilen Başkomutanlığın ancak temsili nitelikte bir makam olduğuve bunun uygulamada hiç bir sonucu olamayacağı yollu anlayış, bence doğrudeğildir. Savaşlarda her zaman birer Başkomutanın bulunması askeri birzorunluktur. Çoğunluğun görüşüne bakılırsa savaş zamanında bir Başkomutanbulunmayacaktır ve böylece askerlik biliminin ana kuralının gereği yerinegetirilemiyecektir. Bu görüş dahi Anayasa'nın çağdaş uygarlık ilkelerine uygunbiçimde yorumunu zorunlu kılan 153 üncü maddenin birinci fıkrası hükmüne uygundüşmemektedir. 110 uncu maddede hem Başkomutanlık, hem de komutanlık sözlerininkullanılmış olması askerlik biliminin gerekleri ve çağdaş ülkelerdekiuygulamalar gözönünde tutularak değerlendirilmelidir. Bu gerekçeler karşısındaAnayasa metninin hazırlanmasındaki çalışma ve görüşmelerden çıkarılmakistenilen sonucun yerinde olduğu kanısına varamamış bulunuyorum ve GenelkurmayBaşkanının savaş halinde dahi orduların komutanı sayılacağı ve Başkomutanlıklakomutanlığın bir tutulacağı kanısına dayanan iptal gerekçesine karşıyım.
d)Anayasa'mız, Genelkurmay Başkanlığını Devlet içinde hiç bir yere bağlı olmayanbir kurum (Örneğin Yüksek Hâkimler Kurulu gibi) veya özerk bir kurum (Örneğinüniversite gibi) olarak kabul etmemiş, belli bir bakanlığa bağlı idari birbirim saymıştır. Şayet Anayasa Genelkurmay Başkanlığına bağımsız bir kurum veyahiç değilse özerk bir kuruluş niteliği vermek isteseydi bu türlü kurum yekuruluşlarda yaptığı gibi, açık hükümler koyardı. Esasen, gerek TemsilcilerMeclisinde, gerekse yalnız subaylardan meydana gelen Millî Birlik KomitesindeGenelkurmayın bağımsız veya hiç değilse özerk bir kurum olması yolunda hiçbirkarara varılmamış, yalnız bu Başkanlığın bağlı olacağı Bakanlık üzerinde görüşayrılığı meydana gelmiştir.
BenceGenelkurmay'm Millî Savunmaya Bağlanmakla beraber Başbakan'ın gerekligördüğünde veya Savunma Bakanıyla görüş ayrılığına düştüğünde doğrudan doğruyaBaşbakanla görüşüp ondan alacağı talimat uyarınca işlem yapmasını sağlayacakhükümlerin konulması veyahut Başkanlığın bir Devlet Bakanlığına bağlanması veBaşkan'ın az önce söylendiği üzere doğrudan doğruya Başbakanla ilişki kuracakdurumda bulunması ve söz konusu Devlet Bakanlığının gerekli teknik ve idarikuruluşla donatılması yoluna gidilebilir. Lâkin, hazır bir Bakanlık kuruluşuvarken yeni bir Devlet Bakanlığı kuruluşuna gitmek için de ne hukuki ne demaddi bir neden vardır. Çoğunluk görüşü Genelkurmay Başkanlığına idare içindeAnayasa'nın öngörmediği bir türlü özerklik sağlayacak nitelikte olmasıbakımından da Anayasa'ya uygun bulunmamaktadır.
e)5398 sayılı yasanın l inci ve 2 nci maddelerinde yer alan hükümlerbirbirleriyle sıkı sıkıya bağlı bir bütün meydana getirmektedirler.Birbirilerinden ayrılması düşünülemiyecek ölçüde birbirine bağlı olan buhükümler tüm olarak Genelkurmay Başkanıyla Başbakan arasında gerektiğindedoğrudan doğruya bir ilişki kurulmasına engel olduklarından hepsi birdenAnayasa'ya aykırıdırlar ve tüm olarak iptalleri gereklidir ve bunun için buhükümlerden bir kaçının tek başına Anayasa'ya uygun olup olmadığınınincelenmesine artık yer yoktur.
2-Mahkememizin çalışmağa başladığı tarihte yürürlükte bulunan yasalarınAnayasa'ya aykırılıkları sebebiyle 6 ay içinde iptal edilmelerininisetenilebileciği, Anayasa'nın geçici 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında hükmebağlanmıştır. Demek ki Mahkemenizin çalışmağa bağladığı tarihte yürürlükteolmayan bir yasa hükmü için iptal dâvası açılamaz. Bir yasanın yürürlüktenkaldırılması sonradan çıkan bir yasanın açık bir hükmü ile olabileceği gibi,sonradan çıkan yasanın önceki yasaya aykırı hükümler koyması yolu ile deolabilir ki buna üstü kapalı kaldırma (zımmî ilga) denilmektedir. Eskiyasaların düzenledikleri bir konuda Anayasa'nın onlara aykırı hükümler koymuşolması ve konuyu başka bir hükme ihtiyaç bırakmıyacak biçimde ayrıntılariyledüzenlemiş bulunması halinde, eski hükümlerin üstü kapalı olarak kaldırılmışolduğunun kabulü gerekmektedir. Gerçekten, olağan nitelikte bulunan sonraki biryasa hükmünün ondan Önce konulmuş olan yine olağan nitelikteki bir kanunhükmünü kaldırdığında herhangi bir tereddüde yer verilmemekte ikenAnayasa'mızın 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bütün organları,mahkemeleri, idare yerlerini ve hattâ Özel kişileri bağlayıcı nitelikte olantemel hukuk kurallarını koymuş şimdiki Anayasa'nın daha eski yasalarda yeralmış bulunan bir konuyu başkaca bir hükme ihtiyaç bırakmıyacak şekildeayrıntıları ile düzenlemiş olduğu durumlarda eski yasa hükümlerini üstü örtülüolarak kaldırmış sayılmaması, hukuk mantığına uygun görülemez.
İptaliistenilen 5398 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinde (Genelkurmay Başkanı, MillîSavunma Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile tâyin ve tebdiledilir.) denilmesine karşılık, bu hükümden sonra yürürlüğe giren Anayasa'mızın110 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında (Genelkurmay Başkanı Bakanlar Kurulununteklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.) hükmü konulmuştur. Her iki hükmünkarşılaştırılmasından anlaşıldığı üzere, sonraki hüküm önceki ile bağdaşabilirdurumda değildir; bundan dolayı sonraki hükmün önceki hükmü kaldırmış olduğunukabul etmek gerektir. Buna göre artık Anayasa'nın az önce anılan geçici 9 uncumaddesinin uygulama yeri bulunmadığı için dâvanın bu maddeye ilişkin bölümününreddine karar verilmesi gerektir.
Anayasa15/10/1961 de yürürlüğe girmiş ve o gün eski yasaların bir takım hükümleri(yukarıda yazılı şartlar altında) kendiliğinden yürürlükten kalkmıştır. HalbukiAnayasa Mahkemesi ancak Ağustos 1962 de çalışmağa başlamıştır. Eğer Anayasa'nınyürürlüğe girdiği tarihle iptali istenecek eski yasalar için geçici 9 uncumaddede öngörülen tarih aynı olsaydı çoğunluğun durumun ancak bu geçici maddeaçısından değerlendirilmesi gerekeceğini kabul etmesi doğru olabilirdi. AslındaAnayasa'nın yürürlüğe girdiği günde eski yasaların bir çok hükümleri üstükapalı olarak yürürlükten kalkmış ve bunlar için geçici maddeyi uygulama yolukapanmıştır.
3-Anayasa Mahkemesi Kuruluş Yasasının 28 inci maddesinin ikinci fıkrasının hükmü,iptal edilen bazı hükümlerden sonra bu yasa içinde bulunan ve iptal istemidışında bırakılmış olan Öbür hükümlerden uygulanmaması gerekenlerin dahiiptalini öngörmektedir.
Buradaölçü, iptal dâvası dışı kalan hükmün iptal isteminin kabulünden sonra daeylemli olarak uygulanıp uygulanmıyacağı değildir. Yoksa iptal edilenhükümlerden sonra geri kalan hükmün de iptal edilen hükmün veya hükümlerindayandığı ilke veyahut iptal edilenle edilmeyen arasındaki zorunlu bağlılık vebirlik bakımından uygulanabilip uygulanamayacağıdır. Bu dâvada iptal edilen hükümlerindayandığı ilke Millî Savunma Bakanının komuta ve Millî Savunma işlerinde enönemli bir kimse olduğu ilkesidir ve kuvvet komutanlarının atanma şeklinigösteren 4 üncü madde dahi bu ilkeye dayanılarak konulmuştur. İptal edilenhükümlerle Millî Savunma Bakanının böyle bir durumda olması ilkesi kaldırılmışbulunduğuna göre bu ilkeye dayanan hükmün de uygulanmaması gereken bir hükümolduğu kendiliğinden meydana çıkar. Bundan Ötürü iptali dâva olunan Yasanın 4üncü maddesi hükmünün iptaline yer olmadığı yollu görüşün doğru bulunmadığıkanısındayım.
Üye
Recai Seçkin