ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/86
Karar No.:1965/63
Karar tarihi:21/12/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:9.4.1966/12270
Davacı: Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi Grupları
Dâvanınkonusu : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci maddesine eklenen ve adlîâmirlerin bedeli 25 lirayı geçmeyen şeyler için istirdat ve tazminata kararvereceğine dair olan hüküm ile;
AynıKanunun kolordu kumandanlarının emriyle şartla tahliye kararının geri alınacağıhakkındaki 53/3 ve yine aynı kanunun okulların selâhiyetlileri tarafındanverilen kararlar aleyhine vâkı itiraz üzerine adlî âmirin tasdik kararının katiolduğuna dair olan 154/2 nci maddelerinin;
Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
İNCELEME:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 4/3/19-63 gününde yapılan ilkincelemede :
1 -Dilekçede, Büyük Millet Meclisi grupları adına imzası bulunan Ali Naili Erdemve Cahit Okurer'in grup Başkanı veya Başkan vekili olduklarına dair onanlıbelgenin iki ay içinde gönderilmesi için tebligat yapılmasına oybirliğiyle;
2 -Dilekçede, gerekçe açıklanmamış olduğundan bu eksikliğin iki ay içinde tamamlanmasıiçin tebligat yapılmasına, üyelerden İhsan Keçecioğlu, CelâlettinKuralmen,Yekta Aytan, Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Gürün'ün dilekçedekiaçıklamanın yeterli olduğu yolundaki muhalefetleriyle ve oyçokluğuyla;
Kararverildikten sonra yapılan tebligat üzerine gerekçe gösterilmiş ve CahitOkurer'in Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grup Başkanvekili ve AliNaili Erdem'in Adalet Partisi Millet Meclisi Grup Başkanvekili olduklarına dairbelgeler eklenmiş ve şu suretle eksiklikler süresi içinde tamamlanmışolduğundan işin esasının incelenmesine 24/5/1963 gününde karar verilmiştir.
Dâvadilekçesi ve gerekçesi, bu konuda düzenlenen rapor, iptali istenen kanunmaddeleriyle Anayasa'nin ilgili hükümleri okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
GEREKÇE:
Dâvakonusu hükümler, iki bölümde ele alınmıştır :
l -1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci madesine 11/12/19-35 günlü ve 2862sayılı kanunun l inci maddesiyle eklenen ve "adlî âmirin, disiplincezasiyle birlikte değeri 25 lirayı geçmeyen şeyler için isdirdat ve tazminatakarar vereceğine" dair olan ve yine 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 2034ve 3514 sayılı kanunlarla değişik 154 üncü maddesinin 2 numaralı bendinin Bparagrafının ikinci fıkrasında yer alan "bu karar aleyhine en büyük adlîâmir nezdinde 15 gün içinde itiraz olunabilir. Âmiri adlî kararı tasdik veyaaskerî mahkemeye tevdi eder. Tasdik kararı katidir." hükümleriyle adlîâmire tanınan yetkilerin Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmektedir.
26/10/1963gününde Resmî Gazete ile yayımlanan Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkındaki 25/10/1963 günlü ve 353 sayılı Kanunun geçici 1 incimaddesinde "Bu mahkemelerin kurulmasıyle mevcut adlî amirliklerin veaskerî mahkemelerin görev ve yetkilerinin kendiliğinden sonra ereceği" ve aynıkanunun 260 ıncı maddesinde de "Bu kanunun kuruluşuna dair hükümleriylegeçici l inci maddesinin yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği"belirtilmiştir. Buna göre, adlî âmirlerin görev ve yetkileri kendiliğinden sonaerdiği cihetle adlî âmire yetki tanıyan dâva konusu bu hükümler yürürlüktenkalkmıştır.
Busebeple; bu konuların incelenerek karara bağlanmasına yer olmadığıkararlaştırılmıştır.
2 -1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 53 üncü madesinin 3 numaralı bendişöyledir.
"Şartlatahliye kararı alanlar askerî mükellefiyetlerini ifa ederken sureti mahsusadatakayyüt altında bulundurulur. Mahkûm kati surette tahliyeye kadar şahsihürriyeti tahdit eden mücazatı mucip bir cürüm işlerse veya mecbir olduğuşartları ifa etmezse kolordu kumandanının emriyle şartla tahliye kararı gerialınır. Bu halde mahkûm gerek birinci mahkûmiyetinin ve gerekse yeni cürüm icapettiği bütün cezaları çekmek üzere hemen hapishaneye gönderilir. Şu kadar kişartla tahliye kararı geri alınıncaya kadar vâki olan hizmeti askerlik hizmetindensayılır."
Davacı,bu bentte yer alan "kolordu kumandanının emriyle şartla tahliye kararıgeri alınır." hükmünün (Askerî yargı) başlığını taşıyan ve askerî yargınınaskerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceğini öngörenAnayasa'nın 138 inci maddesine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Bukonunun görüşülmesi sırasında, Üyelerden Cemalettin Köseoğlu, Asım Erkan, SalimBaşol, Avni Givda, Ahmet Akar ve Lûtfi Ömerbaş : Bu maddede kolordu kumandanınaşartla salıverme kararını geri almayetkisi verilmiş olması, onun adlî âmirsıfatını taşımakta bulunmasındandır. Yukarıda sözü edilen 353 sayılı kanunlaadlî âmirlerin görev ve yetkileri kaldırılmış olduğundan konusu kalmayandâvanın incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği görüşündebulunmuşlardır.
Gerçi,353 sayılı kanunla yürürlükten kaldıran 1631 sayılı Askerî Muhakeme UsulüKanununun 13 üncü maddesinde, refakatlerinde askerî mahkemeler teşkili kanunencaiz olan kumandan ve muadili makamlarla bunların mafevklerinin, adlî âmiroldukları belli edilmekte ve kolordu kumandanını refakatine askerî mahkemekurulacağı da aynı kanunun 30. maddesi hükmü gereği bulunmaktadır. Alay tümenadlî âmirlerine nazaran üst adlî âmir olan kolordu kumandanına bu sıfatındandolayı böyle bir yetki tanındığı düşünülebilirse de; iptali istenen metindeadlî âmirlik sıfatından söz edilmiyerek (Kolordu Kumandanı) denmiş olmasınagöre başka suretle bir yoruma gidilmesi olumlu karşılanmamış ve metinden buyetkinin mutlak olarak kolordu kumandanına tanınmış olduğu gözönünde tutularakhükmün yürürlükte bulunduğu ve esasın incelenmesi gerektiği çoğunlukla kabuledilmiştir.
Şartlasalıvermekararının Türk Ceza Kanununun 16. ve 17 nci maddeleri hükümleri uyarınca AskerîMahkemelerce verileceği 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin lnumaralı bendinde belirtilmektedir. Aynı madenin 3 üncü numaralı bendi hükmüncede; hükümlü mecbur tutulduğu şartları yerine getirmez veya kesin surettetahliye ye kadar geçecek zaman içinde şahsi hürriyeti tahdit eden cezayıgerektirir bir cürüm işlerse kolordu kumandanlığının emriyle şartla salıvermekararı geri alınacak ve hükümlü geri kalan cezasını çekmek üzere hemencezaevine konulacaktır.
Şartlasalıverme kararı ile cezanın infazı tamamlanmış sayılmaz. Şartla salıverme,ansak, kesin salıverme gününe kadar geçecek süre içinde bazı kayıt ve şartlarlahükümlünün serbest bırakılmasını sağlar.
Buradaüzerinde durulması gereken husus, mahkeme karariyle tesis edilen böyle birdurumun kanunda bazı hallerde kolordu kumandanının emriyle ortadan kaldırılmasınınAnayasa'ya uygun olup olmayacağının belli edilmesidir.
Şarlasalıverme kararının Askerî Mahkeme tarafından verileceği, maddenin birincifıkrasında açıklandığına göre, bunu kazai tasarruf niteliğinde görmek yerindeolur ve geri alınması işlemi de aynı nitelikte olmak gerekir. Böyle olunca daAnayasa'nın 138 inci maddesinin öngördüğü Askerî Yargı kapsamına girer ve bumadde hükmünce Askerî Yargının, Askerî Mahkemeler ve disiplin mahkemeleritarafından yürütüleceği gözönünde tutulduğu, takdirde şartla salıvermekararının geri alınması işleminin de Askerî Mahkemece yapılması Anayasa'nıngüttüğü amaca uygun olur. İptali istenen hüküm ile bu yetkinin kolordukumandanına tanınmış olması Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrasınaaykırıdır.
Öteyandan yukarıda açıklandığı üzere şartla salıverme kararıyle ceza tamamençekilmiş sayılmamakla beraber bu karar hükümlünün bazı kayıt ve şartlarlaserbestisini sağlamakta olduğundan bunun geri alınması hali, kişidokunulmazlığı ile de ilgilidir. Anayasa'nın 14 üncü maddesinde "Kişidokunulmazlığının ve hürriyetinin, kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulünegöre verilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamıyacağı" gösterilmişbulunmaktadır. Şu kaide hükümlünün geri kılan cezasını çekmek üzere tekrar cezaevine konulması sonucunu doğuracak olan ve bu suretle kişi dokunulmazlığınıkayıtlayan şartla salıverme kararının geri alınması işleminin de hâkim kararınadayanması gerekir.
İptaliistenen hüküm bu bakımdan da Anayasa'ya aykırı görülmüştür.
SONUÇ:
1 -1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası ile aynıkanunun 154 üncü maddesinin 2 numaralı bendinin (b) paragrafının ikincifıkrasında yer alan (bu karar aleyhine en büyük adlî âmir nezdinde 15 güniçinde itiraz olunabilir) cümlesi ve aynı paragrafın son fıkrası, dâvanınaçılmasından sonra yürürlüğe giren 25/10/1963 günlü ve 353 sayılı kanunun 260inci ve geçici l inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan konusukalmayan dâva hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına oybirliği ile;
2 -Aynı kanunun 53 üncü maddesinin 3 numaralı bendindeki şartla salıvermekararının Kolordu Komutanı tarafından geri alınması emri adlî âmir sıfatı ileilgili olmaksızın Kolordu Komutanı sıfatiyle verileceğinden 353 sayılı kanunun260 ve geçici birinci maddesinin bu hükmün yürürlüğüne etkisi bulunmadığınaüyelerden Cemalettin Köseoğlu, Asım Erkan, Salim Başol, Avni Givda, Ahmet Akarve Lûtfi Ömerbaş'ın muhalefetleriyle ve aynı kanunun 53 üncü madesinin 3numaralı bendinde yer alan ve mahkemece verilmiş şartla salıverme kararınıngeri alınması için Kolordu Komutanına emir verme yetkisi tanıyan hükmünAnayasa'ya aykırı olduğundan iptaline üyelerden Asım Erkan'ın muhalefetiyle veoyçokluğu ile;
21/12/1965gününde karar verildi.
Başkan
Lûtfi Akadlı
Başkanvekili
Rifat Göksu
Üye
Cemalettin Köseoğlu
Üye
Asım Erkan
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
1632sayılı Askerî Ceza Kanununun, 2862 sayılı Kanunla değiştirilen 17 nci ve 3514sayılı Kanunla değiştirilen 154 üncü maddelerinde adlî âmirin görev veyetkileri gösterilmiş ve adlî âmir deyimi açıkça kullanılmış olduğuNdan AskerîMahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü hakkındaki 353 sayılı Kanunun geçici linci maddesi uyarınca, bu mahkemelerin kurulup fiilen işe başladıkları16/12/1963 gününde Askerî Ceza Kanununda ve Askerî Ceza Mehkemeleri Kanunundavelhasıl bütün mevzuatımızda mevcut olan adlî âmir müessesesi kaldırıldığıcihetle sözli geçen 17. ve 154 üncü maddelere bu sebeple yöneltilen dâvanınkonusu kalmadığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
53üncü madde de aynı sebeple dâvaya katılmıştır.
Bumaddede adlî âmir deyimi kullanılmayıp kolordu kumandanı denmiş olmasındandolayı ihtilâf doğmuştur.
SilâhlıKuvvetlerdeki Birlik Komutanları, askerî işlere teallûk eden hususlarda obirliğin komutanı sıfatiyle hareket ederler.
Nezdindeaskerî mahkeme kurulan birliklerin komutanları askerî adlî işlerde adlî sıfatıile hareket ederler idi.
53üncü maddenin 3 üncü fıkrasında aynen (Şartla tahliye kararı alanlar, askerîmükellefiyetlerini ifa ederken sureti mahsusada tekayyüL altında bulundurulur.Mahkûm kati surette tahliyeye kadar şahsi hürriyeti tahdit eden mücazati mucipbir cürüm işlerse veya mecbur olduğu şartları ifa etmezse kolordu kumandanınınemri ile şartla tahliye kararı geri alınır. Bu halde mahkûm gerek birincimahkûmiyetin ve gerek yeni cürmün icabettiği bütün cezaları çekmek üzere hemenhapishaneye gönderilir. Şu kadar ki şartla tahliye kararı geri alınıncaya kadarvâki olan hizmeti askerlik hizmetinden sayılır) denmiştir.
Şahsihürriyeti tahdit eden bir ceza ile hükümlü olan askerin kesinleşen cezasınıninfazı adlî âmirin görevlerindendir.
Şartlasalıverilen hükümlü, ceza süresini tamamlayıp kesin salıvermeye kadarhakkındaki ceza ilâmı infaz halindedir. Adlî âmirin infaz görevi devam eder.
Şartlasalıverilen hükümlünün, sureti mahsusada tekayyüt altında "bulundurulmasıiçin kararda belirtilen hususlara riayet etmezse yahut hürriyeti tahdit edenmücazati mucip bir cürüm işlerse salıverme şartını ihlâl etmiş olacağındandolayı cezayı infaz ile yükümlü olan adlî âmirin, bu hükümlünün hapishaneye konmasınıemretmesi tabiîdir. Bu hal kanun hükmünü, mahkemenin ilâmını ve şartlasalıverme kararını icradan ibarettir.
Mahkemeninkararına bir taaruz teşkil etmez.
Mahkemeninşartla salıverme kararında belirtilen ve kanunda yazılı olan şartlara riayetedilmediği takdirde bu kararın müşterek yüksek dereceli âmiri adlî tarafındangeri alınacağı hatta geri alınması lüzumu kararın niteliğinde mündemiçtir.
Adlîâmirin, cezaların infazına taallûk eden görevi idari mahiyette olup bu işeyargı organının müdahalesini istemeğe ihtiyaç bulunmamaktadır.
Bumaddede adlî âmir deyiminin kullanılmayıp da kolordu kumandanı denmesininsebebi şudur :
1632sayılı Askerî Ceza Kanununun yürürlüğe girdiği 1930 yılında Türk OrdusununAlay, Tümen ve Kolordu Birliklerinde askerî mahkemeler kurulmakta idi. Busebeple alay, ve kolordu komutanları adlî âmir idiler.
Kanunkoyucu şartla salıverme kararının geri alınmasını nazik bir iş telâkki etmiş debu işte hissi ve keyfi davranışlara meydan vermemek maksadiyle alay ve tümenmahkemelerinden verilen şartla salıverme kararlarının geri alınması işini demüşterek yüksek dereceli adlî âmir olan kolordu kumandanına emanet etmiştir.
Alaymahkemesinden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasını alay komutanıve tümen mahkemesinden verilen şartla salıverme kararının geri alınmasını TümenKomutanı emredemiyecek de Alay, Tümen ve kolordu mahkemelerinden verilen şartlasalıverme kararının geri alınmasını müşterek yüksek dereceli adlî âmir olankolordu komutanı emredecek.
İştebu sebeple bu maddede adlî âmir deyimi kullanılmayıp kolordu kumandanı tabirikullanılmıştır.
53üncü maddedeki kolordu kumandanının görevi adlî âmir sıfatıyle olduğuna ve adlîamirlik müessesesi kaldırılmış bulunduğuna göre bundan sonra şartla salıverilenbir hükümlü, kararda belirtilen şartlara riayet etmez veya hürriyeti tahditeden cezayı mucip bir suç işlerse şartla salıverme kararı ne suretle gerialınacak;
1631sayılı Askerî Ceza Muhakemeleri Kanununun 273 üncü maddesiyle adlî âmirlereverilen cezaları infazı görevi, 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama Usulü Kanununun 244 üncü maddesiyle askeri savcılara geçmiştir.Bundan sonra cezaların infazı askerî savcılar tarafından yapılacaktır.
HazırlananAskerî Ceza Kanunu tasarısı kanunlaştığı zaman, sözü geçen 53 üncü maddeninyeni kanunda mukabil olan hükmün uygulanacağı tabiîdir.
Busebeplerden dolayı çoğunluğun kararına muhalifim.
Üye
Asım Erkan
MUHALEFETŞERHİ
Eski1631 sayılı Askerî Muhakeme Usulü Kanununun 13 üncü maddesine göre"refakatlarında askerî mahkemeler teşkili kanunca caiz olan kumandan vemuadilleri makamlarla bunların mavefkleri" aynı zamanda adlîâmirlerdirler. Adlî amirlik görev ve yetkisi alay kumandanında başlar; heraşamada daha genişleyerek en üst kumanda makamına ulaşır. Kolordu kumandanlarıda askerî ve adlî olmak üzere iki çeşit görev ve yetkiyi elde bulunduranmakamlardandır.
Kolordukumandanının böylece iki sıfatı olunca bir emri verir veya bir işlemi yaparkenhangi sıfatının yetkisini kullandığını anlamak için verdiği emrin yahut yaptığıişlemin niteliğine bakmak gerekir. Emir ve işlem askerlik hizmetlerine ilişkinise sırf kolordu kumandanı olarak, adlî işler söz konusu ise adlî âmir kimliğiile davranıldığına şüphe yoktur. Tıpkı bunun gibi, yasanın verdiği bir görev veyetkinin kumandanın hangi sıfatına yöneldiği, başka bir deyimle yasa yapıcınınhizmet makamının iki kimliğinden hangisini görevlendirdiği de yine o görev veyetkinin niteliği ile ortaya çıkar. "Şartla tahliye kararının gerialınması" emrinin askerlik hizmetlerine değil adlî işlere ilişkinbulunduğunda şüphe yoktur. O halde yasa yapıcı, 1632 sayılı Askerî CezaKanununun dâva konusu 53 üncü maddenin 3 sayılı bendinde kolordu kumandanıdeyimini "Kolordu Kumandanı aşamasında adlî âmir" deyimi yerinekullanmıştır. Bu da böyle bir yetkiyi kolordu kumandanından daha küçükaşamalardaki adlî âmirlere verilmiyecek kadar önemli bulduğundan ilerigelmektedir. 1631 sayılı kanunda da, bir takım adlî amirlik yetkilerininkumanda makamlarına göre derecelendirilmesinin öngörülmesi hallerinde bazenadlî âmir deyimi kullanılmayarak yalnızca kumanda makamının adı belirtilmekleyetinildiği görülür. Hükmün infazının gerektiğine işaret yetkisine ilişkin 149uncu madde, kısa hapis cezasının infazının tehiri yetkisine ilişkin 276 ncımadde bu hükümler arasındadır.
Şuduruma göre dâva konusu 53 üncü maddenin 3 sayılı bendindeki kolordu kumandanıdeyiminden ancak adlî âmir kavramını anlamak gerekir. Tersine bir tutumkelimeyi sadece sözlük içinde rastlanmışcasına ele almak ve oradaki anlamınasaplanmak olur ki böylesine dar bir görüş İncelemeyi kısır ve yanıltıcı birsonuca ulaştırır, özetlenecek olursa : Dâva konusu hükümdeki kolordu kumandanı,kolordu kumandanı aşamasındaki adlî âmir demektir. Adlî amirlik görev veyetkileri, dâvanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 25/10/1963 günlü ve 353sayılı kanun hükümleri uyarınca, kendiliğinden sona ermiştir. Böylece dâvanınbu bölümünün de konusu kalmadığından işin karar verilmesine yer olmadığıyolunda kararı bağlanması gerekir. Oysa hüküm yürürlükte sayılmış ve Anayasa'yaaykırılık bakımından incelenmesine geçilmiştir.
Kararabu nedenlerle ve bu kapsam içinde karşıyız.
Üye
Salim Başol
Üye
Avni Givda
Üye
Ahmet Akar
Üye
Lûtfi Ömerbaş