ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1963/88
Karar No.:1964/44
Karar Tarihi:2/6/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:10.2.1965/11925
Davacı: Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grupu.
l-Dâvanın Konusu :
DavacıParti, 21/2/1963 gününde kaydettirdiği dâva dilekçesinde umumi mahkemeler,karar hâkimleri ve müstantıklarla umumî ve hususî kaza selâhiyetini haizmakamlar arasındaki ihtilâfın halli hakkındaki 4/6/1930 günlü ve 1684 sayılıKanunun Anayasanın 142. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek iptaline kararverilmesini istemiştir.
II-İNCELEME :
A-İlk İnceleme :
15/3/1963günü Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk incelemededilekçede Adalet Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu adına imzalarıbulunan Ali Nailî Erdem ve Cahit Okurer'in Grup Başkanı veya Başkan vekiliolduklarını belirten belgelerin, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri hakkındaki 22/ 4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 26. maddesigereğince, verilmediği görüldüğünden bu belgelerin 15 gün içinde gönderilmesiiçin tebligat yapılmasına karar verilmiş, yapılan tebligat üzerine istenenbelgelerin süresi içinde mahkemeye sunulduğu anlaşılmış olmakla esasınincelenmesi için verilen 15/4/1963 günlü karar üzerine hazırlanan rapor, 4/6/1930 tarih ve 1684 sayılı kanunla 9/7/1961 günlü ve 334 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının 142. maddesi ve bunların gerekçeleri ile bunlarhakkındaki Büyük Millet Meclisi, Temsilciler Meclisi Tutanakları okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İptaliistenilen Kanun:
Dâvakonusu: 4/6/1930 gün ve 1684 sayılı Umumî Mahkemeler ve Karar Hâkimleri veMüstantıklarla, umumî ve hususî Kaza Salâhiyetini Haiz makamlar arasındakiihtilâfın Halli Hakkındaki Kanun üç maddeden ibaret olup yalnız birinci maddesiAnayasa'nın 142. maddesine aykırı olduğu ileri sürülen hükümleri kapsamaktadır,İkinci maddesi kanunun yayımı gününde yürürlüğe gireceğini göstermektedir.Üçüncü maddesi ise kanunun icrası ile Bakanlar Kurulunu görevlendirmektedir.
Sözügeçen Kanunun 1. maddesi şöyledir :
"Maddel- Umumî Mahkemeler, Karar hâkimleri ve müstantıklarla idare heyetleri ve sairkaza selâhiyetini haiz makamlar arasında vazife ve selâhiyet sebebile hadisolacak ihtilâfların halli, Temyiz Mahkemesi Ceza Hey'eti Umumiyesine aittir.
Buihtilâfın hallinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri cari olur:
2-9/7/1961 günlü ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (UyuşmazlıkMahkemesi) kenar başlıklı 142. maddesinde de;
"UyuşmazlıkMahkemesi, Adlî, idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeğe yetkilidir.
UyuşmazlıkMahkemesinin kuruluş ve işleyişi kanunla düzenlenir. Bu MahkemeninBaşkanlığını, Anayasa Mahkemesince kendi asıl veya yedek üyeleri arasındangörevlendirilen bir üye yapar" denilmektedir.
C-GEREKÇE :
9/7/1961günlü ve 334 sayılı Anayasa'nın 7. maddesinde "Yargı yetkisi Türk Milletiadına bağımsız mahkemelerce kullanılır" denilmektedir. Anayasa'nın 114.maddesinin gerekçesinde de "Bir merciin kaza organı olarakvasıflandırılabilmesi için kazaî bir usul uygulanmasından başka üyelerin debağımsız olması ve hâkim niteliğini haiz ve hâkim, statüsünde bulunması daşarttır. ...... Memeleketimizde idarî kaza manzumesinde kaza ve vilâyet idareheyetleri, vergi itiraz ve temyiz komisyonları, gümrük eksperler heyeti vedisiplin kurulları gibi tam bir kaza organı sayılmıyacak merciler demevcuttur..." denilmekle bunların tam bir kaza organı sayılmıyacaklarıbelirtilmiştir.
4/6/1930tarih ve 1684 sayılı Kanunun 1. maddesinden anlaşılacağı üzere çözümlenmesiYargıtay Ceza Genel Kuruluna bırakılan uyuşmazlıklar, bir yandan umumîMahkemeler, Karar Hâkimleri ve müstantıklar ve öte yandan idare hey'etleri vekaza selâhiyetini haiz sair makamlar arasında doğacak görev yetkiuyuşmazlıklarıdır. Karar hâkimleri 8/6/1936 günlü ve 3006 sayılı Kanunlakaldırılmıştır. Maddede sözü edilen "kaza selâhiyetini haiz makamlar"yargı mercii değillerdir. Çünkü bu makamlar, Anayasa'nın kasdettiği anlamdamünhasıran yargı mercii olarak kurulmadıkları gibi, bu makamlarda görev almışolanlar da hâkim sıfatını taşımamaktadırlar.
Bundanötürü bu hey'etler ve makamlar Anayasa'nın 142. maddesindeki yargımercilerinden sayılamazlar. Bunlarla öteki adlî makamlar arasında çıkanuyuşmazlıkların çözümlenmesi, Anayasanın 142. maddesi hükmüne göre uyuşmazlıkmahkemesinin görevine girmemektedir. Bu konuda Danıştay İkinci Dairesi,niteliği bakımından, tartışmaya yol açmaktadır. Danıştay'ın ikinci dairesiidarî dairelerden olmakla birlikte Anayasa gereğince, Yüksek Mahkemelerden biriolan Danıştay'ın idarî| veya kazaî görev yapmaları bakımından bir ayırıma bağlıtutulmayan bütün dairelerini birer yargı mercii saymak gerekir. Bu sebepleDanıştay'ı ve onun bünyesi içinde olan ikinci daireyi 1684 sayılı kanununbirinci maddesinde sözü geçen idare hey'etleriyle sair kaza selâhiyetini haizmakamlar niteliğinde bir kuruluş olarak kabul etmeye yer yoktur.
Bugörüşün sonucu olarak Danıştay ikinci dairesi, 1684 sayılı kanunun kapsamıiçinde düşünülemez ve ortada bu daire yönünden de Anayasa'nın 142. maddesinebir aykırılık bulunmamaktadır.
YargıtayCeza Genel Kurulu, 1684 sayılı Kanunun 1. maddesinde gösterilen umumîmahkemeler ve müstantikler ile idare hey'etleri ve kaza selâhiyetini haiz sairmakamlar arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlidir.Yani adlî yargı mercii olan umumî mahkemeler ve sorgu hâkimleri ile yargımercii olmayan fakat kaza selâhiyetini haiz bulunan sair makamlar arasındakicezai işlere ait görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözümlemesi gerekir.
9/7/1945günlü ve 4788 sayılı Kanunla kurulan uyuşmazlık mahkemesi ise adlî, askerî veidarî yargı yerleri arasında hukuk işlerinden doğan görev ve hükümuyuşmazlıklarını çözümlemektedir.
9/7/1961günlü ve 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının (Uyuşmazlık Mahkemesi)kenar başlıklı 142. maddesinin, 4788 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nunbirinci maddesinden farkı, uyuşmazlık Mahkemesinin sadece hukuk işlerindendoğan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını değil, bir fark gözetilmeksizin adlî,idarî ve askerî yargı mercileri arasındaki bütün görev ve hükümuyuşmazlıklarını çözümlemekle görevlendirilmiş olmasıdır.
Neticeitibariyle 1684 sayılı Kanunun 1. maddesi ile halli Yargıtay Ceza GenelKuruluna verilen işle 334 sayılı Anayasa'nın 142. maddesi ile uyuşmazlıkMehkemesine verilen işler konuları bakımından biribirinden farklı ve ayrıdır.Şu hale göre 1684 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu kabul edilemez. Busebeple dâvanın reddi gerekir.
III- SONUÇ :
Yukarıdaaçıklanan sebeplerle yerinde görülmeyen dâvanın reddine Üyelerden Lûtfi Akadlı,ihsan Keçecioğlu, Abdurrahman Şeref Hocaoğlu, Salim Başol, Hakkı Ketenoğlu veMuhittin Gürün'ün muhalefetleri ile ve oyçokluğu ile 2/6/1964 gününde kararverildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
İptaliistenen 1684 sayılı Kanunun l inci maddesi; umumî mahkemeler, Sorgu hâkimleriile idare hayetleri vesair kaza selâhiyetini haiz makamlar arasında görev veyetki sebebiyle doğacak ihtilâfların çözümlenmesini Yargıtay Ceza GenelKuruluna bırakmıştır. Şüphesiz bunlar, ceza işlerinden doğan uyuşmazlıklardır.
4788sayılı Kanunla kurulan Uyuşmazlık Mahkemesi sadece; adlî, askerî ve idarî yargımercileri arasında hukuk işlerinden doğacak görev ve hüküm uyuşmazlıklarımçözümlemekle vazifelendirilmiştir.
Anayasa'nın142 nci maddesiyle de; uyuşmazlık mahkemesi adli, idarî ve askerî yargımercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemekleyetkili kılınmıştır.
Görülüyorki, Anayasamız; ister ceza ve ister hukuk işlerine ait bulunsun bu gibiuyuşmazlıkların kesin olarak çözümlenmesi yetkisinin tek bir mercide toplanmasıamacını gütmektedir. Çoğunluk görüşünde belirtildiği üzere Anayasa'nın 142 ncimaddesindeki (yargı mercileri) terimini dar mâna ve ölçüde alarak kazaselâhiyetini haiz makamlardan bir kısmını yargı mercii ve bir kısmını ise bunundışında mütalâa etmenin, böyle bir ayrıma tabi tutmanın gerçeklere uygundüşmiyeceği gibi bu suretle bu gibi uyuşmazlıkların çözümlenmesinin ayrı ayrımercilere verilmesi sonucunu doğuran bu halin Anayasa'nın yukarıda açıklanan veuyuşmazlıkların tek mercide çözümlenmesi hakındaki esas ve maksadiyle debağdaştırılması mümkün olmadığı düşünülmektedir.
Busebeplerle ceza işlerine ait uyuşmazlıkların çözümlenmesini Yargıtay Ceza GenelKuruluna veren 1684 sayılı Kanunun birinci maddesi hükmü Anayasa'nın 142.maddesine aykırı görüldüğünden iptali gerektiği kanısındayız.
Başkan Vekili
Lûtfi Akadlı
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
MUHALEFETŞERHİ
Bukarar dolayısı ile usul ve esasta olmak üzere iki noktada çoğunluktan ayrılmışbulunmaktayım :
a)-Usule ait ayrılık :
Anayasamızın147. maddesi (Anayasa Mahkemesi kanunların ve Türkiye B. M. Meclisiiçtüzüklerinin Anayasaya uygunluğunu denetler) hükmü ile mahkememizin görevinibelirtmiştir. Bu maddedeki (Kanun) dan maksatın yürürlükte olan kanun olduğundaşüphe yoktur. Yürürlükten kalkmış olan kanunların ilmî ve hukukî yöndenincelenmesi Mahkememizin konusu değildir. Bu yönden 1684 sayılı kanunun 1. maddesininkül halinde yürürlükte bulunup bulunmadığını incelemek önmeseledir.
1684sayılı Kanun, 1961 tarihli Anayasa yürürlüğe girinceye kadar, hukukun iki anabölümünden ceza sahasında ki uyuşmazlıkların topyekûn çözümlenmesi işinisahasına almış ve hukuk alanındaki uyuşmazlıkları da 4788 sayılı Kanunabırakılmıştı.
1961tarihli Anayasamızın 142. maddesi Uyuşmazlık Mahkemesini, adlî, idarî ve askerîyargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını çözümlemeye yetkilikıldığı halde 1684 sayılı Kanun, adlî mahkeme ve mercilerle ve idarîmahkemelerle iktifa etmeyerek kaza yetkisi verilmiş merciler arasındakiuyuşmazlıkların hallini de şümulüne almış ve böylece 142. maddenin şümulündendaha geniş bir tatbikata mazhar olmuştur.
Belediyemakamları, gümrük komisyonları ve idare heyetleri gibi kaza yetkisi verilenmarcilerle adlî mahkeme ve merciler arasında çıkacak ihtilâfların çözümlenmesigörevi, 142. maddenin şümulü dışında kalmış ve buna karşılık Devlet Şurası 2.Dairesi ile Genel Kurulu gibi yargı mercii olduklarında şüphe bulunmayan idarîmahkemelerle adlî ve umumî mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesiişi 1684 sayılı Kanunun görevlendirdiği Yargıtay Ceza Genel Kurulundan alınarakUyuşmazlık Mahkemesine tevdi edilmiştir. Böylece 1684 sayılı Kanunun şümulünegiren idarî, askerî ve adlî yargı mercileri arasındaki uyuşmazlıklarınçözümlenmesine ait hükmü 142. maddenin tanzim edici nitelikte bulunan birincifıkrası ile ilga edilmiş ve buna mukabil çoğunluk tarafından benimsenen, yargımercilerinden olmayan belediye makamları, gümrük komisyonları ve idareheyetleri gibi kaza yetkisi ile teçhiz edilmiş makamlara adlî mahkemelerarasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi işi yine 1684 sayılı Kanunun şümulünekalmıştır. Bu itibarla 1684 sayılı Kanunun yargı mercileri arasındakiuyuşmazlıklara ait hükmü, tanzimi nitelikte bulunan Anayasa'nın 142. maddesininbirinci fıkrası ile ilga edilmiş, kaza yetkisi ile teçhiz edilenlerle adlîmahkemeler ve makamlar arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesine ait hükmü iseyürürlükte kalmıştır.
Yargımercileri arasındaki hüküm ve görev uyuşmazlıklarına müteallik 1684 sayılıKanunun birinci maddesi hükmü 142. madde ile ilga edildiğine nazaran bu hükümdâva ve Mahkememizce inceleme ve iptal konusu olamıyacağından dâvanın bu hükmükapsayan kısmının reddi ve incelemenin adlî mahkemelerle yargı merciiolmadıkları halde yargı yetkisi ile teçhiz edilmiş olan idare heyetleri vebunlara benzer makamlar arasındaki uyuşmazlıklara hasren yapılması reyindeyim.
b)Esasa ait aykırılık :
Çoğunluktanzimi mahiyette de olsa bir Anayasa hükmü ile hususî kanunların ilgaedilemiyeceğini kabul ettiğine göre idarî yargı mercileri olduğunda şüphebulunmayan Danıştay 2. dairesi ve Genel Kurulu ile Adliye mahkeme ve mercileriarasındaki uyuşmazlıkları içine alan 1684 sayılı Kanun hükmünün iptaline kararverilmesi icap ederken Danıştay 2. Dairesinin kaza selâhiyetini haizmakamlardan olmadığı gerekçesine dayanılarak Anayasa'nın 142/1. maddesi ile1684 sayılı Kanunun birinci maddesinin bu hususa ait hükmünde aykırılıkbulunmadığı görüşünde isabet bulunmadığı düşüncesindeyim.
1684sayılı Kanunun 1. maddesinin kaza ve yargı görevi ile teçhiz edilmiş idareheyetleri gibi makamlarla adliye mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıklara taallûkeden kısımda Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı hususunda, çoğunlukla beraberim.
Üye
Hakkı Ketenoğlu
-KarşıDüşünce Açıklaması-
İtaliistenen 4/6/1930 tarih ve 1684 sayılı kanunun birinci maddesiyle ceza işlerineait uyuşmazlıkların çözümlenmesi Yargıtay Ceza Genel Kuruluna verilmişti.
Bundansonra yürürlüğe giren ve Uyuşmazlık Mahkemesinin Kurulmasına ait olan 9/7/1945gün ve 4788 sayılı kanunla yalnız hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümlenmesiUyuşmazlık Mahkemesine verilmiştir.
Enson yürürlüğe giren Anayasa da, 142. maddesiyle Ceza ve Hukuk farkıgözetmeksizin (adlî, idarî ve askerî Yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıkları kesin olarak çözümlemeye) Uyuşmazlık Mahkemesini yetkilikılmıştır.
142.maddedeki (Yargı Mercii) terimine dayanılarak bir kısım ceza işlerini yineeskisi gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bırakmak Anayasanın 142. maddesiylegüdülen amaca aykırı olmak gerektir.
1684sayılı kanunun birinci maddesi bu sebeplerle Anayasaya aykırıdır.
Bugerekçelerle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Salim Başol
MUHALEFETŞERHİ
Dâvakonusu olan 1684 sayılı kanunun 1. maddesi, Umumî Mahkemeler ve SorguHâkimleriyle İdare Heyetleri vesair kaza selâhiyetini haiz makamlar arasındakivazife ve selâhiyet ihtilâflarını halletmek görevini Yargıtay Ceza GenelKuruluna vermektedir.
Anayasa'nın142. maddesi ise; Adlî, idarî ve Askerî Yargı Mercileri arasındaki görev vehüküm uyuşmazlıklarının kesin olarak çözümlenmesi yetkisini uyuşmazlıkmahkemesine vermiş bulunmaktadır.
İknazarda bu iki maddenin hükümleri arasında her hangi bir çelişme yok gibigörünmektedir. Zira vazife ve selâhiyet ihtilâflarının çözümlneceği 1684 sayılıkanunun 1. maddesinde yazılı olan makamlardan, yalnız bir taraf, Anayasa'nın142. maddesinde ifadesini bulan "Yargı mercii" olup karşı taraf bunitelikte bir "yargı mercii" gibi görünmemektedir.
Ancakkonunun daha yakından incelenmesi halinde, maddedeki (sair kaza selâhiyetinihaiz makamlar) deyiminin içindeki makamlar arasında Danıştay'ında bulunduğuanlaşılacağından yukarıda belirtilen ilk görüşün bu noktada yanlış olduğumeydana çıkmaktadır. Zira Danıstay 2. Dairesinin de; Memur suçları ile ilgiliceza kovuşturmasında (Men'i muhakeme) veya (lüzumu muhakeme) kararlarını vermeksuretiyle kaza vetkisi kullanmakta olması itibariyle maddedeki (sair kazaselâhiyetini haiz makamlar) arasında bulunduğunda şüphe yoktur.
Diğertaraftan, sözü geçen konularda kazaî bir usul uygulamak suretiyle görev yapanDanıştay 2. Dairesi, Üyeleri bağımsız ve Hâkim niteliğinde olduğundanAnayasa'nın ön gördüğü (Yargı mercii) hüviyetine de sahip bulunmaktadır.
Buduruma göre 1684 sayılı kanunun, Danıştay 2. Dairesiyle Umumî Mahkemeler veSorgu Hâkimleri (Yani Adlî ve İdarî iki yargı mercii) arasındaki vazife veselâhiyet ihtilâflarını çözümlemekle de Yargıtay Ceza Genel Kurulunugörevlendirmiş bulunduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Herne kadar Mahkememizin kararının çoğunluk kısmında aynen (...... bu bakımdanDanıştay ve onun bünyesi içinde olan İkinci Daireyi 1684 sayılı kanunun birincimaddesinde sözü geçen idare heyetleriyle sair kaza salâhiyetini haiz makamlarniteliğinde bir kuruluş olarak kabul etmeğe yer yoktur. Bu görüşün sonucuolarak Danıştay 2. Dairesi, 1684 sayılı kanunun kapsamı içinde düşünülemez),denilmekte ve bu düşünce ile 1684 sayılı kanunda Anayasa'nın 142. maddesineaykırı bir cihet görülmemiş bulunmaktadır.
Ancakkanun metninde bu düşünceyi destekleyecek her hangi bir işaret mevcut değildir.Aksine olarak maddedeki, (sair kaza selâhiyetini haiz makamlar) ifadesi umumîve şâmil bir mâna taşımakta ve yargı mercii olsun olmasın, kaza görevi yapanbütün kuruluşları ve bu arada Danıştay 2. Dairesini de bu mâna içindetoplamaktadır. (Yargı mercii) terimi ise, bu umumî ifade ile tarif edilen kazaselâhiyetini haiz kuruluşlar içinde, üyeleri bağımsız ve hâkim niteliğindeolanları, diğer bir deyimle (Üyeleri bağımsız ve hâkim niteliğinde olan kazaselâhiyetini haiz makamları) anlatması itibariyle, daha sınırlı bir mânataşımaktadır. Buna göre konunun : her "Yargı merciinin" aynı zamanda"Kaza selâhiyetini haiz bir makam" olduğu, fakat her "Kazaselâhiyetini haiz makamın" Yargı mercii olmadığı yolunda özetlenmesimümkün bulunmaktadır.
Buizahatın neticesi olarak; Danıştay 2. Dairesinin (Yargı mercii) niteliğindeolmasının kendisini maddedeki (Sair kaza selâhiyetini haiz makamlar) umumîifadesinin dışarısına çıkarmak için bir sebep teşkil edemiyeceği anlaşılmışolur.
Kaldıki1684 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 1930 senesinden bu yana, 30 yılı aşan birmüddet içinde Danıştay 2. Dairesi, gerek tatbikat gerekse nazariyatta bukanunun şümulü içinde sayılmış ve bu cihet Danıştay'ın kendisi tarafından biritiraza uğramadığı gibi çeşitli Yargıtay kararları ile de Danıştay 2.Dairesiyle Umumî Mahkemeler arasındaki ihtilâflar bu kanuna dayanılarakçözümlenegelmiştir. (Misal: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun : 12/12/1949 günlü veEsas : 256 Karar : 255 sayılı; 21/1/1963 günlü ve esas Y. Y. B. 8 karar 8sayılı; 21/1/1963 günlü ve esas Y. Y. B.9 karar: 9 sayılı kararları).
Yukarıdakiaçıklamalardan anlaşılacağı üzere Mahkememizin kararının Danıştay ile ilgiliolan kısmına katılmağa imkân bulunmamaktadır.
NETİCEOLARAK : 1684 sayılı kanunun 1. maddesinin Danıştay'ın Ceza kovuşturmasiyleilgili görev ve yetkilerini de kapsamı içine alan hükmü, Anayasa'nın 142.maddesine aykırı bulunduğundan meddenin sadece bu konuya ilişkin hükmününiptali gerekmektedir. Karara bu yüzden muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün