ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/12
Karar No.:1964/47
Karar tarihi:9/6/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:21.9.1964/11812
İtirazdabulunan : Ilgaz Sulh Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : "Bazı orman suçlarının affına ve bunlardan mütevellit idare şahsihaklarının sukutuna dair" 7132 sayılı kanunun l inci maddesinin "Bumadde hükmünün tatbiki, suça 15/8/1956 ilâ 1/5/1958 tarihleri arasında elkonulmuş olması şartına bağlıdır." hükmünü kapsayan beşinci fıkrasınınAnayasa'nın özüne ve 12., 33/1. ve 33/4. maddelerine aykırı olduğu iddiası ileiptali istenilmiştir.
OLAY:
Sanığın2.234 metreküp ve yaklaşık olarak 3 yıllık köknarı kaçak olarak bulundurduğuyolunda orman idaresi yetkililerince 4/6/1958 gününde düzenlenen tutanağadayanılarak C. Savcılığınca 11/8/1958 günlü iddianame ile Ilgaz Sulh CezaMahkemesine 6831 sayılı kanunun 108 inci madesine aykırı hareketinden ötürükamu dâvası açılmıştır.
Mahkeme23/3/1964 günlü kararı ile 7132 sayılı Af Kanununun l inci maddesinin "Bumadde hükmünün tatbiki, suça 15/8/1956 ilâ 1/5/ 1958 tarihleri arasında elkonulmuş olması şartına bağlıdır", şeklindeki Beşinci fıkrasının, bakmaktaolduğu dâvada uygulaması gerektiğini ve bu hükmün Anayasaya aykırı olduğukanısına vardığını belirterek Anayasanın 151 inci maddesi gereğince dâvayı geribırakmış ve sözü geçen fıkranın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İlkinceleme : Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 3/4/1964gününde yapılan ilk incelemede dosyada bir eksiklik bulunmadığı anlaşıldığındanişin esasının incelenmesine karar verilmiş olmakla Ilgaz Sulh Ceza Mahkemesinin23/3/1964 günlü kararı ve ekleri, iptali istenen kanun hükmü ile gerekçeleri,hazırlanan rapor ve Anayasa'nın konu ile ilgili hükümleri okunduktan sonragereği görüşülüp düşünüldü :
İtirazkonusu olan kanun hükmü :
İtirazkonusu olan fıkrayı kapsayan 7132 sayılı "Bazı orman suçlarının affına vebunlardan mütevellit idare şahsi haklarının sukutuna dair" Kanunun l incimaddesi şöyledir :
"15/8/1956tarihinden 1/5/1958 tarihine kadar işlenmiş olan, 3116 saylı kanunun 122, 123ve 124., aynı kanunun 5653 sayılı kanunla muaddel 114 üncü ve 6831 sayılıkanunun 19., 74., 109. ve 110 uncu maddelerinde yazılı suçlarla mevzuu 20kentali geçmeyen (20 dahil) odun, 10 kentali geçmeyen (10 dahil) kömür 5 metremikabı geçmeyen (5 dahil) gayrimenkul ve 3 metre mikabı geçmeyen (3 dahil)mamul ve yarı mamul emvale müteallik orman suçlarından dolayı takibat yapılmazve verilen cezalar infaz olunmaz.
Yukarıkifıkra hükmünün tatbikinde mamul emvalden maksat, şerit, katrak, daire destereve hızarla imal edilen 8 ilâ 96 milimetre kalınlığında olan orman emvali ile elbıçkısı ile biçilmiş olup da 5 santimetreden aşağı kalınlıkta bulunan muhelifboy ve genişlikteki orman emvalidir.
Yarımamul emvalden maksat ise; mamul emval dışında kalan şerit, katrak, dairedestere, hızarla veya balta, bıçkı, destere gibi vasıta ve aletlerle işlenilmişmuhtelif boy genişlik ve kalınlıkta kereste, yırtma, kapak, pedavra, hartamagibi emvaldir.
Mamulve yarı mamul emval dışındaki orman emvali de gayrimamul emvaldir.
Bumadde hükmünün tatbiki, suça 15/8/1956 ilâ 1/5/1958 tarihleri arasındaelkonulmuş olması şartına bağlıdır.
Bumaddenin şümulüne giren suçlara müteallik dâvaların, orman idaresinin şahsihaklarına da şâmil olmak üzere sukutuna ve zaptolunan orman emvali ile suçtakullanılan aletlerin, kamyon gibi motorlu nakil vasıtaları hariç, diğer nakilvasıtalarının veya satılmış ise bunların bedellerinin maznuna iadesinemahkemece, henüz hukuku âmme dâvası açılmamış olan işlerde takipsizlik kararıile birlikte Cumhuriyet Müddeiumumiliğince karar verilir".
Bumaddeye ve dolayısiyle itiraz konusu beşinci fıkraya ait Hükümet gerekçesinde"6831 sayılı kanunun 5 inci muvakkat maddesiyle l Mart 1954 tarihinden15/8/1956 tarihine kadar işlenen bazı orman suçları affa tabi tutulmuştur. Buaffın müntehası ile 6831 sayılı kanunun mer'iyet tarihine kadar geçen kısafasıla ve onu takip eden aylarda vukubulan ihtilâfların bir intikal devresi adve kabul edilerek bu zaman zarfında ve umumiyetle ihtiyaç saikası ile işlenensuçların bir kere daha affın şümulü içine alınması suretiyle bundan sonrakitatbikata büyük yekûn tutan ihtilaflar bertaraf edilerek, devam olunmasıyerinde ve faydalı görülmüştür.
Müddetbakımından 15/8/1956 tarihinden 1/11/1957 tarihine kadar işlenen suçlar nazaraalınmıştır. Orman suçlarının affı konusunda 15/7/1957 tarihinde mer'iyete giren6831 sayılı kanunun ve 8/9/1956 tarihinde mer'iyete giren 6831 sayılı OrmanKanununun muvvakkat 5 inci maddesi hükümlerinin tatbikatı da nazara alınarakbazı haksız ve yersiz talep ve iddialara ve binnetice ihtilâflara mahalbırakılmaması için madde hükmünün müddet bakımından tatbiki ancak yukarıdazikrolunan tarihler arasında, suça elkonulmuş olması şartına muallâk tutulmuşve bu hususu teminen l inci maddenin beşinci fıkrası vazedilmiştir.
Filhakikabu vadide evvelce cari tatbikatta bilfarz müddet noktasından münteha teşkileden tarihten çok sonra işlenen suçların münteha tarihinden evvel işlenmişolduğu iddia ve talepleriyle affın şümulü içine alınması istenmiş ve bu yüzdentevali eden niza ve ihtilâflar ve çeşitli içtihatlar vücut bulmuştur"denerek affın başlangıç ve sonuç günleri ile beşinci fıkranın konulmasısebepleri açıklanmış bulunmaktadır. Ziraat Encümenince Hükümet Tasarısındamamul ve yarı mamul envai ayrımının kaldırıldığı ve Adliye Encümeni tarafındanda affın sonuç gününün 1/5/1958 olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.
İşinesasına gelince :
İtirazdabulunan mahkeme gerekçesinin başında itiraz konusu fıkranın, fertlerin kanunönünde eşitliği ilkesini bozduğunu ve Anayasanın 12 inci maddesine aykırıbulunduğunu bildirmektedir. Anayasa'nın bu maddesinde "Herkes,dil,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin,kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz", denmektedir
Buhükümlerden fertlerin, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, dinve mezhep ayrılığı sebebiyle kanun önünde farklı muamele görmelerininyasaklandığı açıkça anlaşılmaktadır. Halbuki sözü geçen fıkrada dil, ırk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı dolayısiylefertlere ayrı muameleye uygulanması sonucunu veren bir hüküm yoktur. Bu fıkra,7132 sayılı Af Kanununun l inci maddesinin uygulanması için suçlusu kim olursaolsun suçuna, 15/8/1956 ilâ 1/5/1958 tarihleri arasında elkonulmuş olmasıgerektiği şartını koymaktadır. Suçuna bu tarihler arasında elkonulmuş her suçluhakkında Anayasa'nın 12 inci maddesinde gösterilen ayrımlar gözetilmeksizin7132 sayılı kanunun l inci maddesi uygulanacak demektir. Fıkra herhangi birkimseye imtiyaz da tanımadığından ortada Anayasa'nın 12 nci maddesine aykırıbir yön yoktur.
Mahkemebundan sonra, aynı fıkrayı Anayasa'nın 33 üncü maddesinin birinci fıkrasındayer alan "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığıbir fiilinden dolayı cezalandırılamaz" ilkesine de aykırı görmektedir. Bufıkra "Kanunsuz suç olamaz" esasını anlatmaktadır. 7132 sayılı AfKanunu'nun l inci maddesi birinci fıkrasının kapsamına aldığı eylemleri suçsayan kanunları mutlak olarak yürürlükten kaldırmamış, ancak bu eylemlerdenmaddedeki koşullara uygun olanları atfetmiştir. Bu bakımdan koşullardan biriolan itiraz konusu fıkranın, "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanununsuç saymadığı bir fiilin" cezalandırılması sonucunu doğuran bir hükümsayılmasına yer yoktur. Bu sebeple de, bu hükmün yukarıda belirtilen Anayasailkesine aykırı bulunduğu düşünülemez.
Yinemahkeme itiraz konusu fıkranın Anayasa'nın 33 üncü maddesinin dördüncüfıkrasına da aykırı bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu fıkra "Kimse,kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucunu doğuracakbeyanda bulunmağa veya bu yolda delil göstermeğe zorlanamaz" ilkesini koymuştur,itiraz konusu fıkra ise, 23/6/1958 gününde kabul edilmiş ve 2/7/1958 gününde deyürürlüğe girmiştir. Böylece fıkranın kabulü ve yürürlüğe girişi tarihlerindensonra yapılacak (Elkoyma işleminin Af Kanunu'nun uygulanmasına etkisibulunmamaktadır. Bu durumda anılan fıkranın, fertleri kendilerini veya kanunungösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucunu doğuracak beyanda bulunmağa veya buyolda delil göstermeğe zorlayan bir hüküm niteliğinde olduğu kabul edilemez.
Mahkemekanısına "Genel ve özel afların Devletin belli zamanlarda işlenmişsuçların cezalandırılmasında içtimaî fayda görmemesi sebebiyle bu fiillere cezavermek yetkisinden geçici olarak vazgeçmiş sayılması demek olduğundan afkanunlarının mahiyet itibariyle daima belli zamanlarda işlenmiş suçları nazaraaldıklarını yoksa belli zamanlarda elkonulmuş suçların affındanbahsedilemiyeceği çünkü kamu düzenini ihlâl eden cihetin bir suçun işlenmesiolup Devletin bir suça evvel veya sonra elkoymuş olmasının affın şümulüne tesiredemiyeceği zira suçlara muhtelif tarihlerde elkonulması daha ziyadetesadüflerin bir neticesi olduğundan fertlerin temel hak ve hürriyetlerininböyle tesadüflerin neticesine bağlı tutulamıyacağı, bunun hukuk devletiilkesine ve Anayasa'mızın özüne aykırı düşeceği ve netice olarak fertlerde vetoplumda güven duygusunu sarsacağından Anayasa'nın kanun koyucuya böyle biryetki tamyamıyacağı ve itiraz konusu fıkranın kanun koyucu tarafından kamuyararı düşüncesi ile kabul edilmiş olduğunun da söylenemiyeceği ve binaenaleyhbu fıkradaki elkoyma tarihlerini öngören hükmün hiçbir bakımdan müdafaasıyapılamayacağı" yolundaki düşüncelerini de dayanak göstermektedir.
Anayasamızdafertlerin temel hak ve hürriyetleri arasında afdan yararlanma diye bir hakgösterilmiş değildir. Bu sebeple suçlular, affedilmelerini bir hak olarakisteyemezler. Anayasa'nın affa yetkili kıldığı merci affın kapsamını da bellietmeye yetkilidir. Yukarıdanberi Anayasa'ya aykırı bulunmadığı belirtilenitiraz konusu fıkra hükmü de bu merci tarafından sosyal yarar ve gereğiaçıklanarak kabul edilmiştir. Mahkemenin benimsediği düşünceler, bir AfKanunu'nun kabulünde yasama organının takdirine ilişkin konular olup itirazkonusu fıkranın Anayasa'nın sözüne ve özüne aykırı bulunduğunu kabule yeterlinitelikte değildir.
Sonuç:
Yukarıdaaçıklanan sebeplerden ötürü itiraz konusu bazı orman suçlarının affına vebunlardan mütevellit idare şahsi haklarının sukutuna dair 7132 sayılı kanunun linci maddesinin beşinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınreddine 9/6/1964 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
İtirazdabahis konusu olan suç, 7132 sayılı kanunun birinci maddesinde belli edilentarihler arasında işlenmiş olmadığından affın kapsamına girmemektedir.
Anayasa'nın151 inci ve 44 sayılı kanunun 27 inci maddelerinde mahkemelerin AnayasaMahkemesine başvurabilmeleri bakmakta oldukları bir dâvaya uygulanacak birkanun hükmünün mevcut olması şartına bağlanmıştır. Bir kanun hükmünün birdâvaya uygulanması ise dâvanın o kanunda yazılı hükümler esas tutularakçözümlenmesi demektir. Olayda herne kadar islenen suçun 7132 sayılı kanununkapsamına girip girmediğinin mahkemece incelenmesi gerekir ise de bu incelemezorunluğu 7132 sayılı kanun hükmünün dâvaya uygulanması mahiyetini tazammunetmez. Zira hüküm bu kanuna göre verilecek değildir. Bu araştırma sadece dâvayadevam olunup olunmayacağı hususunun tâyinine yani 7132 sayılı kanunun dâvayauygulanması gerekip gerekmiyeceğinin tesbitini matuftur.
Buitibarla İlgaz Sulh Ceza Mahkemesi 7132 sayılı kanun hakkında mahkememizeitirazda bulunmağa yetkili olmadığından dâvanın bu sebeple reddi gerekir.
Çoğunlukkararının bu kısmına muhalifim.
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
MUHALEFETŞERHİ
23/6/1958tarihinde kabul edilip 2/7/1958 gününde yürürlüğe giren 7132 sayılı kanunun linci maddesinin l inci fıkrasında 15/8/1956 - 1/5/1958 tarihleri arasındaişlenmiş olan bazı orman suçları hakkında takibat yapılamıyacağı ve verilencezalarında infaz edilemiyeceği yazılıdır. Aynı maddenin 5 inci fıkrasında isebu madde hükmünün uygulanmasının suça 15/8/1956 - 1/5/1958 tarihleri arasındael konulmuş olması şartına bağh olduğu açıklanmıştır. Hâdisede ise suça1/5/1958 gününden sonra 4/6/1958 gününde el konulmuştur. Bunda herhangi biruyuşmazlık yoktur. Böyle olduğuna göre de 7132 sayılı kanun hiçbir suretlesanık hakkında uygulanamaz. Bunda tereddüdü gerektiren herhangi bir durumunmevcudiyeti düşünülemez. Böyle olunca da Sulh Ceza Mahkemesi 334 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının 151 inci maddesiyle Anayasa Mahkemesinin Kuruluş veYargılama Usulleri hakkındaki 22/4/ 1962 tarih ve 44 sayılı kanunun 27 ncimaddesine dayanarak 7132 sayılı kanunun l inci maddesinin 5 inci fıkrasınınAnayasaya aykırılığını ileri sürerek işin mahkememizce incelenmesini istemeğeyetkisi olamaz, itirazın bu yönden reddi gerekir. Çoğunluk kararına bu bakımdanmuhalifiz.
9/6/1964
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
İtirazkonusu 23/6/1958 günlü ve 7132 sayılı kanun 2/7/1958 gününde yürürlüğegirmiştir. Kanunun l inci maddesinin son fıkrasında henüz kamu dâvası açılmamışişlerde Cumhuriyet Savcısının takipsizlik kararı vereceği yazılıdır.
IlgazSulh Ceza Mahkemesinde bakılan Ali Çil dâvasında suç 8/6/1958 günlü tutanaklabelirtilmiş ve Cumhuriyet Savcılığı 1958/194 esas, 1958/24 hazırlık ve 129iddianame sayısı ile 11/8/1958 gününde yani 7132 sayılı kanun yürürlüğegirdikten sonra kamu dâvasını açmıştır. Eğer suç 7132 sayılı kanun kapsamınagirseydi yukarıda işaret edilen hükme göre Cumhuriyet Savcısı doğrudan doğruyatakipsizlik kararı verecekti.
Öteyandan duruşmada suçun tüm unsur ve şartlariyle 7132 sayılı kanunun kapsamınagirdiği, özellikle eyleme 15/8/1956 ve 1/5/1958 günleri arasında el konmuşolduğu ile sürülmüş de değildir.
Öyleise 7132 sayılı kanun hiçbir bakımdan mahkemenin uygulayacağı bir kanunsayılamaz. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151 inci maddesi mahkemelereancak uygulayacakları kanun hükümleri için Anayasa Mahkemesine başvurmayetkisini tanımıştır. İtirazın, şu duruma göre, reddi gerekir. Kararın bugörüşe uymayan bölümüne muhalifim
Üye
Avni Givda