ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/15
Karar No.:1964/45
Karar tarihi:5/6/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:24.10.1964/11841
İtirazdabulunan : Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 31/8/1956 günlü ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 20 nci maddesindeki(Ve mahkemece ithiyatî tedbir kararı verilemez) hükmünün; yargı denetiminitanımaması, hakların muhafaza ve himayesini hesaba katmaması Anayasa'nınüstünlüğü ilkesini hiçe sayması ve hak arama hürriyetini kısıtlaması sebebiyleAnayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa'nın 151 inci maddesiyleAnayasa Mahkemesinin Kurulusu ve yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılıkanunun 20 nci maddesinin 2 numaralı bendi ve 27 nci maddesi uyarınca bir kararverilmesi istenilmiştir.
OLAY:
Arhavi'debir şahsa ait olup üzerinde yapı ve ağaçlar da bulunduğu ileri sürülen birtaşınmaz malın Arhavi Belediyesince kamulaştırılarak 6830 sayılı kanunun 20 ncimaddesi gereğince boşaltılması için icra dairesine başvurulması üzerine malsahibi tarafından, taşınmaz malın belediyece kamulaştırılmamış olduğundanbahisle Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinde Belediyenin müdahalesinin önlenmesidâvası açıldığı, ancak bu dâvanın çözümlenmesi uzayacağı ve bu arada taşınmazmalın boşaltılması ile Belediyece yıktırılması halinde yeri doldurulamıyacakbir durum hasıl olacağı gerekçesiyle dâvanın sonuna kadar boşaltmanın ve yıkımişinin durdurulması için Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 101 inci madesigereğince ihtiyati tedbir kararı istenildiği, mahkemece 1/8/1963 günlü ve Müt.1963/31 esas, Müt, 1963/23 karar sayılı karar ile, İstimlâk Kanununun 20 ncimaddesindeki (Mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemiyeceğine) dair olanhükmün, Anayasa'ya aykırı olduğundan görevli mahkemeyi bağlıyamıyacağıgerekçesiyle müdahalenin önlenmesi dâvasının sona ermesine kadar söz konusu 20nci maddeye dayanılarak zorla boşaltma yapılmamasına karar verildiği dâvalıBelediye tarafından, 20 nci maddenin açık hükmü karşısında verildiği belirtilenbu ihtiyatî tedbir kararına, o tarihte, itirazda bulunulmadığı, mahkemece birtaraftan ihtiyatî tedbir kararı verilmekle birlikte Belediyenin müdahalesininönlenmesi hakkındaki esas dâva dosyası üzerinde de istimlâk Kanununun 20 ncimaddesinin, ihtiyatî tedbir kararı verilmesini önleyen hükmünün Anayasa'yaaykırı bulunduğu kanısıyle Anayasa Mahkemesine itiraz edildiği, AnayasaMahkemesinin 24/2/1964 günlü ve 11639 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmışbulunan 20/12/1963 günlü ve 1963/ 328-296 sayılı kararı ile söz konusu 20 ncimaddenin, işin bu safhasında, (Mahkemenin bakmakta olduğu dâvada uygulayacağıbir hükmü kapsamadığından) Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinin, AnayasaMahkemesinde hükmün iptali için itirazda bulunmağa yetkili olmadığı tesbitolunarak itirazın bu bakımdan reddolunduğu anlaşılmakta ve olayın ilk safhasıböylece sona ermiş bulunmaktadır.
Bukez Arhavi Belediye Başkanı tarafından Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesine verilen9/3/1964 günlü dilekçe ile, yukarıda sözü geçen ihtiyatî tedbir kararına itirazolunarak Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununun 107 ve 108 inci maddeleri uyarıncatedbirin kaldırılmasının istenmesi üzerine, belli günde yapılan duruşmada, malsahibi, karşı tarafın dayandığı istimlâk Kanununun 20 nci maddesinin Anayasa'yaaykırı olduğundan ilk önce bu konunun Anayasa Mahkemesine götürülmesi için birkarar verilmesini istemiştir.
İstemiinceleyen Mahkemece, itirazın ciddî olduğu kanısına varılmış ve özet olarak :
(İstimlâkKanununun 20 nci maddesindeki "Mahkemece ihtiyatî tedbir kararıverilemez." Hükmü, Anayasa'nın 31 inci ve 114 üncü maddeleri hükümlerineaykırıdır. Zira bu hükümlere göre, herkes, meşru bütün vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia vesavunma hakkına sahip bulunmakta ve idarenin hiç bir eylem ve işleminin hiç birhalde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaması gerekmektedir. Birhakkın inkârı halinde, hakka boyun eğmekte kusur edene karşı adlî himayeyiistemek yetkisi kimsenin elinden alınamaz Acele olarak nizalı şeyin korunmasınıhâkimden istemek kanunlarımızda mevcut odluğu halde, bunu istimlâk işlerindekabul etmemek için ortada önemli bir sebep yoktur. İstimlâk işlerinin aceleolduğu aşikâr ise de bu aceleliğin taraflar arasındaki çekişmelerde, hâkimeacele tedbir alması için baş vurmalarını önleyemez.
20inci madde, mahkemelerin tedbir kararı veremiyeceklerini beyan etmekle,mahkemenin ve hâkimin görevine giren bir işi yapamıyacağını açıkçabelirtmiştir. Buna göre; hâkim görevlidir ama, bu görevi yasaklanmıştır. Anlamıakla gelmektedir.
Mülkiyethakkına sahip olan bir kimseye, dâva hakkı tanımamak nasıl mümkün değilse,hakkın konusunu teşkil eden şeyin muhafaza altına alınmasını ve aksi halde dâvaedeceği şeyin yok edilmesi sebebiyle, dâva hakkını kullanmakta hiç bir menfaatikalmadığını davacının bildirmesi üzerine kabul etmemek de mümkün değildir.Tazminat talepleri yok edilen bir hakkın tam bir karşılığı değildir. Babadankalan bir hatıra malın imhası halinde bunun tazmini nasıl tatmin edici değilsebir kimseye tazmin imkânı vardır diyerek ağır bir haksızlık yapmak da haklı bireylem değildir.)
Gerekçesiylebu hükmün Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülerek Anayasa'nın 151 inci maddesi ve44 sayılı kanunun 20 nci maddesinin 2 numaralı bendi ve 27 nci maddesihükümlerine göre bir karar verilmesi istenilmiş ve Anayasa Mahkemesi kararınaresmen ıttılâ kesbedinceye kadar bu tedbire itiraz talebinin sonuçlandırılmasıgeri bırakılmıştır.
İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarıca 3/4/1964 gününde yapılan ilkincelemede dosyada başkaca eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından işin esasınınincelenmesine oybirliği ile karar verilmiş olmakla dâva dosyasındaki bütünkağıtlar, Anayasa'nın ve İstimlâk Kanununun ilgili maddeleri ve gerekçeleriyle,Büyük Millet Meclisi ve Temsilciler Meclisi tutanakları, bu konuda hazırlananrapor okunarak gereği görüşülüp düşünüldü :
GEREKÇE:
Anayasa'nın151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44sayılı kanunun 27 nci maddelerine göre mahkemeler tarafından bir kanun hükmühakkında Anayasa Mahkemesine itirazda bulunulabilmesi için ilk şart, onun,görülmekte olan dâvada uygulanacak bir hüküm olmasıdır.
Bubakımdan önceden 6830 sayılı kanunun 20 nci maddesinin söz konusu (Mahkemeceihtiyatî tedbir kararı verilemez.) hükmünün, bu dâva sebebiyle uygulanacak birhüküm olup olmadığının ve bunun sonucu olmak üzere de Arhavi Asliye HukukMahkemesinin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkili bulunup bulunmadığınınbelli edilmesi gerekmektedir.
Bukonuda yapılan görüşmeler sonunda :
Evvelcekonulmuş bulunan ihtiyatî tedbir kararının kaldırılması için bu kez yapılmışolan itiraz üzerine 14/3/1964 gününde yapılan duruşma sırasında tarflardanBelediyenin itirazının :
(20nci maddedeki söz konusu hüküm karşısında mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemiyeceğicihetle evvelce bu kanun hükmüne aykırı olarak verilmiş bulunan ihtiyatî tedbirkararının kaldırılması gerektiği.)
Malsahibinin savunmasının da :
(Anayasa'yaaykırı bulunan sözü geçen hükmü, hâkimin uygulamakla mükellef olmadığı veAnayasa hükümleri, diğer kanun hükümlerine üstün olduğu cihetle Anayasa'yaaykırı olan hükmü nazara almıyarak ihtiyatî tedbir kararının verilmesindeisabet olduğu ve bu bakımdan iddialarının Anayasa Mahkemesine götürülerek buhükme karşı itirazda bulunulması icap ettiği,)
Esaslarınadayandığı ve uyuşmazlığın çözümlenmesi için de, ya söz konusu hükmünuygulanması ile önceden verilmiş olan ihtiyatî tedbir kararının kaldırılmasıveya, Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülüyorsa, Anayasa Mahkemesineitirazda bulunulması suretindeki iki yoldan mahkemece, hükmün Anayasa'ya aykırıbulunduğu iddiasının ciddî olduğu kanısına varılarak ikinci yolun seçildiğigörülmektedir.
Öteyandan uyuşmazlık; belli bir taşınmaz malın kamulaştırılmış olduğunun,Belediyece ileri sürülmesine karşı, mal sahibi tarafından, bu taşınmaz malınkamulaştırılmadığının iddia olunmasından doğmakta ve söz konusu taşınmaz malın6830 sayılı İstimlâk Kanununun 20 nci maddesinin uygulanması suretiyle ve icraeliyle boşaltılması yoluna gidildiği anlaşılmakta, mal sahibi tarafından açılanmüdahalenin önlenmesi dâvası ile ihtiyatî tedbir isteminde de mahkemece, sözkonusu 20 nci madde ve bu maddedeki (Mahkemece ihtiyatî tedbir kararıverilemez.) hükmünün, Anayasa'ya aykırı görüldüğü düşüncesiyle, ihtiyatî tedbirkararının verilmiş olduğu, karar içinde açıkça yazılı bulunmaktadır.
Buduruma göre uyuşmazlığın istimlâk Kanununun uygulanması ile meydana geldiği vesonuçta söz konusu ihtiyatî tedbir kararının, kamulaştırmaya konu olmıyan birtaşınmaz mal sebebiyle ve genel hükümlerin uygulanması suretiyle verilmeyip birtarafça kamulaştırıldığı ve karşı tarafça da kamulaştırıldığı ileri sürülen birtaşınmaz mal hakkında ve 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 20 nci maddesi gözönünealınarak verildiği, ve fakat mahkemeyi ihtiyatî tedbir kararı vermekten önleyenhükmün, Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyle bir tarafa bırakıldığı anlaşıldığınagöre Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesince sözü geçen 20 nci maddede yer alan buhükmün, dâvada uygulanması gereken bir hüküm olarak babul edildiği ancakAnayasa'ya aykırılığı sebebiyle uygulamak zorunluğunun bulunmadığı şeklidedüşünüldüğü görülmektedir.
Gerçekten,taraflardan yalnız birisinin, dâvanın istimlâk edilmemiş bir taşınmaz mallailgili olduğunu ileri sürmüş olması; 20 nci maddenin söz konusu hükmünün,Anayasa'ya aykırılığına dayanılarak verilmiş bulunan ihtiyatî tedbir kararının,6830 sayılı Kanunun ve bu kanunun 20 nci maddesindeki hükümlerin uygulama alanıdışında bırakılmak suretiyle verildiğini kabul etmeğe yeterli bir sebep değildir.Özellikle 20 nci maddedeki kesin hüküm karşısında verildiği belirtilen ihtiyatîtedbir kararına yapılan itiraz üzerine mahkeme bu madde hükmünü ele almakzorundadır. Nitekim mahkeme de, bu hükmü uygulamak zorunda bulunduğunu gördüğüiçin hükmün Anayasa'ya aykırılığı üzerinde durmuş ve yararına ihtiyatî tedbirkararı verilmiş olan mal sahibi de, 20 nci maddenin söz konusu hükmününAnayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürüp öncelikle bu konunun çözümlenmesiniistemek suretiyle, bunu uygulanacak bir hüküm niteliğinde gördüğünü ortayakoymuştur.
Busebeplerle, 6830 sayılı Kanunun 20 nci maddesindeki (Ve mahkemece ihtiyatîtedbir kararı verilemez) hükmünün, ihtiyatî tedbir kararının kaldırılmasınıisteyen Belediyenin itirazı üzerine yapılacak yargılmada uygulanması gerekenbir hüküm olduğuna ve buna göre de Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinin bu hükmünAnayasa'aya aykırı bulunduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesine baş vurmayayetkili bulunduğuna, üyelerden ihsan Keçecioğlu, Şeref Hocaoğlu, HakkıKetenoğlu, Ahmet Akar, Lûtfi Ömerbaş ve Ekrem Tüzemen'in muhalif oylarına karşıçoğunlukla karar verilmiştir.
İşinesasına gelince :
ArhaviAsliye Hukuk Mahkemesince, 6830 sayılı Kanunun 20 nci maddesindeki (Vemahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemez) hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğunun mal sahibi tarafından ortaya atılması üzerine bu iddianın ciddiolduğu kanısına varılarak bu hükümlerin Anayasa'nın 31 inci ve 114 üncümaddelerine aykırı bulunduğu ileri sürülmüş ve ayrıca madde numarasıgösterilmemekle beraber, Anayasa'nın üstünlüğü ilkesine de aykırı olduğubelirtilmek suretiyle bu hükmün Anayasa'nın 8 inci maddesi hükmünü de ihlâlettiği anlatılmak istenilmiştir.
6830sayılı İstimlâk Kanununun 20 nci maddesinde şöyle denilmektedir.
"Madde: 20 - 16, 17 nci ve 19 uncu maddelere tevfikan tapu siciline şerh verilen velehine istimlâk yapılan idare namına tapu dairesince tescil edilengayrimenkulun tahliyesi idarece icra memurundan istenir. İcra memurugayrimenkulu 15 gün içinde tahliye etmelerini şagillerine tebliğ eder. Bu mehiliçinde gayrimenkul tahliye edilmezse icraca tahliye olunur. İtiraz ve şikâyettahliyeyi durdurmaz ve mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemez.
Gaynmenkulüntahliyesi sebebiyle mal sahibi ve idare tazminat ile mesul tutulmaz".
Maddeninbirinci fıkrasının son cümlesinde yer alan (Ve mahkemece ihtiyatî tedbir kararıverilemez) hükmü, fıkranın baş tarafındaki hükümler gereğince başlamış olanişlemlerin bu arada boşaltma işinin, durdurulması için mahkemelerce kararverilmesini önlemeği ön görmektedir. Başka bir deyimle bu hüküm, kamulaştırmakonusunda başlamış olan yürütmenin mahkeme kararı ile durdurulamıyacağınıbelirtmektedir.
Yürütmenindurdurulması yetkisinin mutlak olarak (Yargı erki) kavramının içinde olmayıpAnayasa'nın 136 ncı ve 140 ıncı maddelerine göre kanunla düzenlenmesi gerekenyargılama usullerine ilişkin bir konudan ibaret bulunduğu, kanun koyucununlüzum görmesi halin de yargı organına bu yetkiyi verebileceği gibi kamuhizmetinin niteliği bakımından kullanılmasını sakıncalı gördüğü hallerde de buyetkiyi vermemesinin mümkün olduğu, bu takdirde de bu yoldaki bir hükmünAnayasa'nın 31 inci maddesindeki hak arama hürriyetine ve mahkemelerin görev veyetkileri içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamıyacakları kuralına aykırı olmadığıaçıktır. Öte yandan yürütmenin durdurulmazlığını Anayasa'nın 114 üncümaddesindeki (Hiç bir eylem ve işlem) deyimi içinde düşünmeye yer yoktur. Buhükmün, davacı veya dâvâlı olarak, yargı mercileri önünde sonuna kadar iddia vesavunmada bulunma hakkını önlemediği, aksine bu yolun daima açık bulunduğu,açılmış olan davaları en geniş şekilde inceleyerek gerekli kararları vermektenmahkemeleri alıkoymadığı aşikârdır. 4753 sayılı Çiftçiyi TopraklandırmaKanunu'nun 25 inci ve 28 inci maddelerinde yer alan ve başlamış olanmuamelelerin durdurulması veya geri bırakılması hakkında yargı merlerince kararverilemiyeceğine ilişkin bulunan hükümlerin Anayasa'ya aykırı oldukları ilerisürülerek iptal edilmeleri için açılmış olan bir dâva üzerine Mahkememizin11/6/1964 günlü ve 11725 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 13/3/1964 günlü ve1963/162 - 1964/19 sayılı kararı ile Anayasa'ya aykırı olmadıkları belli edilmişbulunmaktadır.
ArhaviAsliye Hukuk Mahkemesince itiraza konu yapılan 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun20 nci maddesindeki (Ve mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilemez) hükmü de,4753 sayılı Kanunun, yukarıda sözü geçen ve Anayasa'nın 31 inci ve 114 üncümaddelerine aykırı bulunmadıklarına karar verilmiş olan hükümleriyle aynınitelikte bulunmuş ve o kararda açıklanan sebepler bu hüküm için de uygun olup;ortada söz konusu kararda belirtilmiş olan görüşün değiştirilmesini gerektirenbaşkaca yeni bir sebep de bulunmamış ve böylece Anayasa'ya aykırı olmadığıbelli edilen bir kanun hükmü yanında Anayasa'nın 8 inci maddesinin zedeleneceğidüşüncesine de yer verilmemek gerekmiş olduğundan itirazın reddine kararverilmek gerekir.
SONUÇ:
Yukarıdayazılı sebeplerden ötürü itirazın reddine üyelerden Hakkı Ketenoğlu'nunmuhalefetiyle ve oyçokluğu ile 5/6/1964 gününde karar verildi.
Başkan
Sünuhi Arsan
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
DavacıKadem Tamtabak, üzerinde bina ve ağaçlar bulunan kendisine ait birgayrimenkulun, kamulaştırıldığı iddiası ile, dâvalı Belediye tarafından icramemurluğu marifetiyle tahliyesine tevessül edildiğini, halbuki burasınınkamulaştırılmış olmadığını ileri sürerek belediyenin müdahalesinin önlenmesinitalep etmiştir. Dâvâlı belediye ise müdaafasında bu yerin kamulaştırıldığını,kamulaştırma muamelesinin de tamamlandığını, hatta gayrimenkulun tapu kütüğündebelediye adına tescil olunduğunu bildirerek dâvanın reddini istemiştir.
Dâvanınaçılmasından sonra davacı mahkemeye yeniden bir dilekçe vererek, dâvanın sonunakadar, bir ihtiyatî tedbir olarak, icranın geri bırakılmasını talep etmiştir.Bunun üzerine mahkeme de 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 20 nci maddesindekimahkemelerin gayrimenkulün tahliyesi hakkındaki muameleyi bir ihtiyatî tedbirolarak durduramayacağı yolundaki hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu bu sebeplede bu hükmü uygulayamıyaccağı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararı vermiş ve bucihetin Anayasa Mahkemesince incelenerek maddenin iptaline karara verilmesiniistemiştir.
Yukarıdaaçıklandığı gibi dâva bir men'i müdahale davasıdır. Dâva dilekçesinde dâvakonusu gayrimenkulun kamulaştırılmadığı ileri sürülmektedir. Böyle oluncaistimlâk Kanunu'nun, hususiyle bunun 20 nci maddesinin, davacı bakımındanhadisede uygulama yeri yoktur. Dâva gayrimenkule vâki müdahalenin önlenmesidâvası olduğuna göre mahkeme İstimlâk Kanununa hiç dayanmaksızın HukukMahkemeleri Usulü Kanunu'nun 101 inci ve sonraki maddeleri uyarınca ihtiyatitedbir kararı verebilir. İstimlâk Kanunu'nun 20 nci maddesi davacınınkamulaştırmanın varlığını kabul ederek bu işleme itirazla dâva açması halindesöz konusu olabilir.
İstimlâkKanunu'nun 20 nci maddesinin hadisede dâvâlı belediye bakımından da uygulanmasısöz konusu olamaz. Dâvâlı belediye mahkemece verilmiş olan ihtiyatî tedbirkararına davacının iddiasının yersiz olduğunu, zira gayrimenkulunkamulaştırıldığını ve bununla ilgili işlemlerin tekemmül ettiğini, hattagayrimenkulun tapu kütüğünde belediye adına tescil dahi edildiğini bildirerekve bütün bunları ispata yarar belgeleri de mahkemeye ibraz ederek tedbirinkaldırılmasını isteyebilir. Bunu isbat ettiği takdirde mahkeme de tedbirkararının kaldırılmasına ve dâvanın da reddine karar vermeğe mecburdur. Doğruyol da budur.
Kamulaştırmaişleminin mevcut olmadığı iddiası ile açılan bir dâvada dâvâlı belediyeninİstimlâk Kanunu'nun 20 nci madesine dayanması, Mahkeme çoğunluğunun bütünbunları nazara almıyarak, İstimlâk Kanununun hadisede uygulama yeri olmayan 20nci maddesinin uygulama yeri olduğunu kabul edip işin esasının incelenmesinegeçmesi pek de dofiru olmamıştır. Anavasa Mahkemesince varılacak iş dâvanınmahiyetine göre İstimlâk Kanununun 20 nci maddesinin hadisede uygulama yeriolmadığı, bu sebeple de mahkemenin Anayasa'ııın 151. ve 22/4/1962 gün ve 44sayılı kanunun 20 nci maddecinin 2 numaralı bendi uyarınca Anayasa Mahkemesinebaşvuramıyacağı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmesi gerekirdi.Çoğunluğun bunun aksine olan görüşüne bütün bu sebeplerle muhalifiz.
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
1-Ekseriyet tarafından verilen red kararı gerekçesinde (Yürütmenin durdurulmasıyetkisinin mutlak olarak "Yargı erki" kavramı içinde olmayıpAnayasa'nın 136 ncı ve 140 ncı maddelerine göre kanunla düzenlenmesi gerekenyargılama usullerine ilişkin bir konudan ibaret bulunduğu, kanun koyucununlüzum görmesi halinde yargı organına bu yetkiyi verebileceği gibi kamuhizmetinin niteliği bakımından kullanılmasını sakıncalı gördüğü hallerde buyetkiyi vermemesinin mümkün olduğu...) görüşüne yer verilmekte ve red kararındabaşkaca gerekçe bulunmamaktadır.
Anayasa'nın136 ve 140 ncı maddeleri Yargılama Usullerinin kanunla düzenleneceğinikaydetmektedir. İstimlâk Kanunu'nun 20 nci maddesindeki İstimlâk muamelelerindeihtiyatî tedbir işlemlerinden bahsedilemiyeceğini gösteren hükümlerde usulidir.Fakat her usul kanununda olduğu gibi bu hükümde Anayasa hüküm ve prensiplerineuygun olacaktır. Buna rağmen 136 ve 140 ncı maddelerle yasama organının Anayasaile mukayet olmaksızın dâva hakı teminatında olan usul hükümlerinden bazılarınıyargı erkine tanımak veya tanımamak serbestisine sahip olduğu sonucunaekseriyetin nasıl vardığını anlamak imkânı hasıl olmamıştır. Hele Anayasa'nın 8inci maddesinin (Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz) ve 11 inci maddesinin(Temel hak ve hürriyetler Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancakkanunla düzenlenebilir), hükümleri mevcut iken dâva hakim tanzim eden bir UsulKanununun yasama organının tamamen takdirine bırakılmıştır şeklinde olanyukarıdaki izaha hukuki mesnet bulunamamıştır.
2-Kaldıki :
6830sayılı İstimlâk Kanununun (Mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemez) hükmü,dâva hakkına bağlı ve dâva neticesinde elde edilecek hakın muhafaza içindavacıya tanımış ihtiyatî tedbir gibi esaslı bir usul prensibini ortadankaldırmaktadır.
İhtiyatîtedbir dâvadan önce ve sonra hakların korunması gayesi ile alınan bir tedbir veherhalde dâvanın açılması ile varlığını muhafaza edebilen hukuk ve dâvaişlemidir. Bu yönü ile kişinin dâva açarak hak arama ve koruma için başvurduğuyollardan biridir.
Anayasamızın31 inci maddesi dâva hakkını bütün şartları ile tesbit ve bu hakkı meşru bütünvasıta ve yollardan istifade suretiyle yargı mercileri önünde kullanabilecekbir hak olarak tarif etmektedir. Taşınmaz malın istimlâkinde yolsuzlukbulunduğu iddiasiyle idari dâva açılması mümkünsede tedbir isteme ve almayetkisinden mahrum bir kişi ve muhakeme için dâva sonucunda verilecek hükümlekabul edilecek hakların dâva sonuna kadar muhafazasını mücerret dâva ilesağlayamayacağı şüphesizdir. Çünkü dâvalar uzun sürecek ve istimlâk muamelesibu müddet içinde ikmal edilerek istimlâk olunan taşınmaz mülk başka mülkiyetaltına girecek, davacının kullanma ve istifade tarzı değişecek ve belki de mülkeskisine nazaran tanınmaz bir hale gelecektir. Dâvanın sonunda gayrimenkulunaynine müteallik bir hak kazanılsa dahi hüküm mülkiyetin aynen muhafazasınısağlayamayacak ve mahkemenin takdir edeceği tazminat ve ayın bedeli ise nekadar yüksek olursa eski sahibinin kullanmasından doğmakta olan faydayı ve eskisahibinin maddi ve manevi bağlarla bağlı bulunduğu mülkten ayrılmasınınyarattığı ruhi sarsıntı hiç bir şekilde karşılanamıyacaktır. 20 nci maddeihtiyatî tedbiri önlemeseydi idari tasarruftaki isabetsizlikler ortadankalkacak ve Anayasa'nın malike verdiği hak bir hata veya kötü kasıtla herkesingözü önünde çiğnenmesi, seneler sürecek, dâva sonucuna kadar önlenemeyecek vebu bozuk icraat hukuki mecrasına sokulmayacaktır.
BirFransız hukukçusunun dediği gibi tedbirde bir saatlik tehir ve taahhurun enbüyük adaletsizliği intaç etiği ve gayri kabili tamir zararlar husule getirdiğiahval vakidir. İhtyati tedbir yolu kapalı olan dâva hakkı, bazen sadece buyoldan mahrum kalmakla yok olabilir. Çünkü mülkiyet hakkı gayrimenkule sahipolmak ve hukuka uygun olarak tasarruf etmek hakidir ki tedbirle korunamayan buesaslar dâva sonucunda yok olmuş bulunacaktır. Aynın bedelini tediye dâva ileilgisiz ve esasen kanunu icabındandır, İhtiyatî tedbiri kaldırmakla dâva vemülkiyet hakları ortadan kalkabilecektir ve böylece Anayasa'nın 31 incimaddesindeki (Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı olarak savunma hakkına sahiptir). Düsturdahaleldar olacaktır.
Yukarıdakaydedildiği gibi dâva ile savunma her zaman dâva neticesiyle sağlanamamakta vetedbirin yok olması dâva ile savunma hakkını da yok etmektedir.
İhtiyatîtedbirin dâvadan ayrı düşünülmesine de imkân da yoktur Cünki dâvasız birihtiyati tedbir yaşayamaz. Dâvadan önce açılmış olsa bile, ancak dâva açılmaklavarlığını muhafaza edebilir. Bu itibarla ihtiyati tedbir dâvayı iyi neticeyeulaştıran bir usul hükmüdür. Dâvanın zaferini sağlayan ve dâva ile öne sürülenhakkı muhafaza eden bir usul dür ve bu cephesiyle de dâva hakkınınesaslarındandır.
Dâvahakları yasama yolu ile tanzim eden usul kanunları, dâva sonunda iddia edilenhakların elde bulundurulması ve ziyanın önlenmesi gayesiyle yargı mercilerihükmünden önce tedbir alma yetkileri ile teçhiz edilmişti. Herhangi birtaşınmaz mülkte iyi niyetle hak iddia eder veya konumuzda olduğu gibiistimlâkin yolsuzluğunu veya bariz bir hataya düşüldüğünü öne sürerek dâva açandavacının mülkünün satışını, "başka ellere intikalini, devam eden işininbozulmasını bir tedbir kararı ile saylayamaması çok zaman hâkim elile hakkınyok olmasına vesile olur. Çünki suiniyet sahibi olan ve kanunları ihmal edendâvalı mal ve mülkü elinden çıkarır, şeklini esaslı surette değiştirir vemahkemece hükmedilecek bedelin dahi gerçek değeri ile tahsiline imkânvermeyecek tarzda bütün mamelekini başka ellere nakleder, bozarsa davacı içindavayı takip boş bir çaba haline gelir. Ceza dâvasında da verilecek hükmüninfazını sağlamak için tevkif tedbiri kabul edilmiştir. Tedbir yetkisindenmahrum bir vargı denetimi haksızlığın zamanında izale edilmemesineadaletsizliğin yargı mercilerinin sözü önünde devam etmesine ve devacının iddiaettiği hakkın olduuğu gibi sağlanamamasına müncer olabilir. "Bu işemahkemelerin hak sahibine hakkını vermesi görevini ve hakkı ihlâl edilenin dâvayolu ile hakkını geri alması esasını işlemez hale getirir.
Anayasa'nın31 inci maddesi kişinin yalnız iddia hakkına sahip olduğunu kaydetmiyor.(Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle) kaydını koyarakdâva hakkının bütün şümul ve yolları ile Anayasa'nın teminatı altındabulunduğunu pek açık olarak belirtiyor. Bu itibarla da hakkın muhafazasının dâvaile sağlanmasında başrolü olan ihtiyatî tedbirin yokluğu dâva hakkının Özünütahrip etmiş bulunuyor.
3-İstimlâk muamelesi de idari bir tasarruftur. Her idari tasarruf gibi yargıkontrolüne tabidir. Anayasa'nın 114 üncü maddesi bunu emretmekte ve hiç biristisna göstermediği halde (İdarenin hiç bir eylem ve işlemi hiç bir haldeyargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz.) Hüküm ve prensibinin koymaklaidarî eylem ve işlemlerin delâleten-veya sarahaten yargı denetiminden uzaktutulamıyacağı esasını belirtmektedir. Aksi halde İstimlâk işlem vemuamelelerinde mevcut birçok kanuna fet yargı denetiminin dışında kalacak vekanuna aykırı olan istimlâk kararına binaen gayrimenkul sahibi icra merciincemülkünden atılacak ve bu haller Anayasa'nın 2. 4 ve 114 üncü maddelerindeaçıklanan hukuk devleti ve idarenin yargı denetimi altında bulunmasıprensiplerinin ihmaline vesile verecektir. Çünkü kanuna aykırı olan bir kararve işlem dâva sonucuna kadar tatbik edilecek ve bunun önlenmesi yollarındanbulunan ihtiyati tedbir kararı alınmazsa o memlekette hukuk devleti esasınınayakta durduğunu iddia etmek bazen güç ve imkânsız olacaktır. Anayasa'mızın 114üncü maddesi ve idarenin her eylem ve her işleminin her halde yargı denetiminetabi olacağı esası, yargı denetimini senelerce işlemez halde tutan ve dâvasonunda işe yaramaz hale getirilebilen 20 inci maddedeki hükümlere benzeresasların yasama organı tarafından kabul ve vazını önlemek gayesiyle konmuştur.
Yukarıdaki3 üncü maddede izahına çalışılmış olan sebeplere binaen istimlâk Kanununun 20nci maddesinde yer alan (Mahkemece ihtiyatî tedbir kararı verilemez) hükmüAnayasa'nın 8, 11, 31 ve 114 üncü maddelerine ve Cumhuriyetimizin niteliğinibelirten ikinci maddedeki (Hukuk Devleti) esasına aykırıdır. Bu itibarla mezkûrhükmün iptali reyinde ve red kararına muhalifim.
Üye
Hakkı Keteoğlu
MUHALEFETŞERHİ
ArhaviAsliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dâvada davacı, taşınmaz malının,belediyece, kamulaştırılmış olduğundan bahisle, boşaltılması için îcraDairesine başvurulduğunu, ovsa bu yer için bir kamulaştırma işlemiyapılmadığını ileri sürerek Belediyenin müdahalesinin önlenmesine kararverilmesini istemiştir. Bu dâvaya dayandırılan istek üzerine mahkemenin, HukukYargılamaları Usulü Kanununun 101 inci maddesi uyarınca davacı yararına verdiğiihtiyati tedbir kararına, dâvâlı belediye itirazda bulunmuş, yapılan duruşmadada davacı, dâvâlı Belediye'nin dayandığı 6830 sayılı istimlâk Kanununun 20 ncimaddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş, mahkemece de, bu maddedeyer alan ve mahkemenin ihtiyati tedbir kararı veremiyeceğine ilişkin bulunanhükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
Dâva,genel nitelikte, bir müdahalenin önlenmesi davasıdır. Mahkeme, kamulaştırmanınvar olup olmadığı konusunda toplanan uyuşmazlığı çözümleyecektir. Bu durumdamahkemenin, usulün 101 inci maddesine dayanarak verdiği ihtiyati tedbirkararının kaldırılması isteği üzerine, ortada dâva edilen taşınmaz malıkapsadığı kesinlikle belli olmuş bir kamulaştırma işlemi varmışcasına, istimlâkKanunun 20 nci maddesini uygulaması söz konusu değildir.
Bubakımdan itirazın, işin esasının incelenmesine girişmeksizin itirazda bulunanmahkemenin yetkisizliği yönünden reddine karar verilmek gerekir. Çoğunluğun,Arhavi Asliye Hukuk Mahkemesinin itirazda bulunmağa yetkili olduğu yolundakigörüşüne bu nedenlerden, ötürü karşıyım.
Üye
Lûtfi Ömerbaş