ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/2
Karar No.:1964/23
Karar tarihi:20/3/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:5.6.1964/11720
İtirazdabulunan : Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazınkonusu : Orman Kanununa bazı hükümler eklenmesine ve bu kanunun l incimadesinde değişiklik yapılmasına dair olan 4785 sayılı kanunun l incimaddesinin "Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devletegeçer." şeklindeki ikinci cümlesinin Anayasanın 36 ncı ve 38 incimaddeleri yoluyla 114 üncü maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaliistenmiştir.
OlayDavacı, kendi arazisinden çam ağaçları kesildiğini, orman idaresinin, hiçbirsebep yokken bu tomruklara el koyduğunu, bu arazinin yüzölçümü ve Devletormanlarına uzaklığı bakımından orman niteliğinde olmadığını ileri sürerek,müdahalenin önlenmesini ve daha önce dâvanın açıldığı Karacasu Sulh HukukMahkemesinin ihtiyati tedbir kararı uyarınca satılan tomrukların parasınınkendisine ödenmesini, orman idaresi ise ağaçların kesildikleri yerin ormanolduğunu savunmuş ve açtığı karşılık dâva ile de tomrukların parasının idareyeverilmesini istemiştir.
Ağaçlarınkesildiği yerin orman olduğu, 4785 sayılı kanunla devletleştirilmiş bulunduğu veolayda geri verme şartlarının bulunmadığı orman bölge şefliğinin cevabındananlaşılması üzerine mahkeme, 21/11/ 1963 günlü kararında, özetle Anayasa'nın 36ncı maddesinin mülkiyet hakkını tanıdığını, 38 inci maddesinde de taşınmazmalların, kanunda gösterilen esaslara ve usullere göre kamulaştırılmasıöngörüldüğünü, bu usullerin bir işlemi ve mülk sahiplerine bir bildirimigerektirdiğini,nitekim Anayasa'nın 114 üncü maddesinin bu yolda davranışıemrettiğini, olayda, idarece devletleştirme eylemi hakkında davacıya yazılıbildirim yapılmamakla bu eylemin, Anayasa'nın 114 üncü madesine aykırı olarakyargı mercilerinin denetimi dışında bırakıldığını, malının devletleştirildiğikendisine bildirilmiyen kişinin yıllarca sonra taşınmaz malınındevletleştirildiği iddiası karşısında kaldığını ve sözü geçen 4785 saylıkanunun 5 nci maddesinde yazılı olduğu şekilde dahi değerini aramaktan yoksunbırakıldığını, bu sebeplerle söz konusu cümlenin Anayasa'ya aykırılığıdolayısiyle uygulanmaması gerektiği kanısına varıldığını belirterek dosyayımahkememize göndermiş ve dâvanın görülmesini geri bırakmıştır.
İnceleme: Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci madesi uyarınca 21/1/1964 günündeyapılan ilk incelemede, eksiklerin, mahkememizin 6/12/1963 günlü kararıuyarınca tamamlandığı, başkaca bir eksiklik bulunmadığı ve başvurmanınAnayasa'nın 151 inci ve Anayasa Mahkemesinin Kurulusu ve Yargılama Usullerihakkındaki 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 27 nci maddesine uygun olduğuanlaşılmakla işin esasının incelenmesine karar verildiğinden düzenlenen rapor,Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/11/1963 günlü kararı ve ekleri, 4785sayılı kanunun ve Anayasa'nın konu ile ilgili maddeleri, gerekçeleri, komisyonraporları ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
Gerekçe:
4785sayılı kanunun l inci maddesi şöyledir . "Madde l - Bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel, özel kişilere,
Vakıflarave köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanlar bukanun gereğince devletleştirilmiştir. Bu ormanlar hiç bir işlem ve bildirimelüzum olmaksızın Devlete geçer."
Mahkemebu maddenin ikinci cümlesinin iptalini istemektedir.
ÜyelerdenLûtfi Akadlı, ismail Hakkı Ülkmen, Şemsettin Akçoğlu, Abdurrahman Şeref Hocaoğluve Fazıl Uluocak, dâvanın konusuna göre, olayda, mahkemenin bu cümle hükmünüuygulamasına yer bulunmadığı ve bunun iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmağa yetkili olmadığı görüşünde bulunmuşlar ise de çoğunluk bu görüşekatılmamıştır.
Mahkemenin,gösterdiği gerekçeye göre söz konusu hükmün olayda yargı denetimini önlediği,bu durumun, Anayasa'nın 114 üncü maddesine aykırı olduğu ve bu hüküm iptaledilirse denetim yapabileceği kanısında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bugerekçe karşısında mahkemenin bu hükmü uygulamak durumunda bulunduğuna veAnayasa Mahkemesine başvurmağa yetkili olduğuna, adları geçen üyelerinmuhalefetleri ile ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Bundansonra, 4785 sayılı kanunun uygulanmakta olan bir kanun olup olmadığı konusutartışılmış, Üyelerden Muhittin Gürün, özetle, bu kanunun yürürlüğe girdiğigünde hükmünü yerine getirdiği, sonradan çıkacak olaylara uygulama kabiliyetitaşımadığı, mahkememizce verilecek kararın, Anayasa'nın 152 nci maddesineaykırı olarak eski olaylara etki yapmak suretiyle geriye yürütücü bir niteliktaşıyacağı görüşünü savunmuştur.
Kanununyürürlüğe girdiği gün l inci maddesine göre, bütün ormanlarındevletleştirildiği bir gerçektir. Ancak, bu maddeden, kanunun uygulamakabiliyeti kalmadığı anlamı çıkarılamaz. İlgililer ormanlarının devletiestirildiğini öğrenince, haklarını almak için idareye başvuracaklar, bazılarımallarının kanunun kapsamına girmediğini iddia edebilecekler, bu konularlailgili başka itirazlar ileri sürebilecekler, bu yüzden çıkacak uyuşmazlıklaryargı mercilerince çözümlenecektir. Mahkememize gelen olay, bu hususta yeterbir delil teşkil eder. Gerek idare ve gerek yargı mercileri, bu istek veiddiaları 4785 sayılı kanun yönünden incelemek ve bu kanunun hükümlerine görekarar vermek zorundadırlar. Şu halde, ormanlar bir günde devletleştirilmekle buyüzden ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından kanunun uygulamakabiliyetini yitirdiği kabul edilemez. Mahkememizce verilecek olan kararıngeriye yürüyücü nitelik taşıyacağı düşüncesi de işin incelenmesine engel teşkiletmez.
Mahkememizceverilen bir iptal kararı üzerine, bu kararın eski olaylara etki yapıpyapmıyacağı idarenin ve gerekirse yargı mercilerinin çözümleyeceği ayrı birkonudur. Mahkememizin, yürürlükte olan bir kanunu Anayasa yönünden incelerken,vereceği kararın geriye yürüyüp yürüyerneyeceğini tartışması, görevi dışındakalır. Bu sebeplerle itirazın incelenmesi gerektiği, Üyelerden MuhittinGürün'ün muhalefeti ile ve oyçokluğu ile kararlaştırılmıştır.
İşinesasına gelince; mahkemenin dayandığı, Anayasa'nın 36 ncı maddesi mülkiyet vemiras haklarına 38 inci maddesi ise kamulaştırmaya ilişkin hükümlertaşımaktadır.
36ncı maddeye göre mülkiyet ve miras hakları ancak kamu yararı amacı ile vekanunla sınırlanabilir. Ormanların devletleştirilmesi, bunlar üzerindekimülkiyet hakkını sınırlamamakta, bu hakkı kişilerden alarak Devlete geçirmekteve böylece hakkın özüne dokunmakta olduğundan, itirazın 36 ncı madde ile birilgisi yoktur. Ormanların Devletleştirilmesi konusu Anayasa'nın 38 inci maddesininikinci fıkrasında ele alınmıştır. Bu fıkranın ilk cümlesinde "Çiftçinintopraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi veiskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçları ile kamulaştırılan toprakbedellerinin ödeme şekli kanunla gösterilir" denilmektedir. Bu hükümlerle,Anayasa, ormanların kanunla Devletleştirilmesini kabul etmiş ve bu tasarrufu dakamulaştırma niteliğinde saymıştır. Aynı maddenin ilk fıkrasında, kamuyararının gerektirdiği hallerde gerçek karşılığı peşin ödenmek şartiyle,kamulaştırmanın kanunda gösterilen esas ve usullere göre yapılacağıaçıklanmıştır. Şu halde, ormanların Devletleştirilmesine ilişkin kanunda dakamulaştırma kanununda olduğu gibi, Devletleştirmenin esas ve usulleriningösterilmesi gerekir 4785 sayılı kanunun l inci maddesinin iptali istenenikinci cümlesi de ormanların ne suretle Devlete geçeceğini gösteren bir usulhükmünden, bir esastan ibarettir. Bu cümlede Anayasa'nın 38 inci maddesininsözüne veya özüne aykırı bir yön yoktur.
Mahkeme,itirazında, Anayasa'nın 114 üncü maddesine de dayanmaktadır.
Bumadde şöyledir :
"Madde114- idarenin hiçbir eylem ve işlemi, hiçbir halde, yargı mercilerinin denetimidışında bırakılamaz.
İdareninişlemlerinden dolayı açılacak dâvalarda süre aşımı, yazılı bildirim tarihindenbaşlar.
İdarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."
Maddeninbaşlıca amacı, idarenin eylem ve işlemlerinin yargı mercilerinin denetimidışında bırakılmasını önlemektir. İptali istenilen cümlede ise bu denetimiönleyen bir hüküm yoktur. İlgililer, kanunun belli ettiği süreler içindehaklarını aramak üzere gerek idareye ve gerek yargı mercilerine başvurmaktatamamiyle serbesttirler. 4785 sayılı kanun yayımlanmakla, ormanlarınDevletleştirildiğini ilgililerin Öğrenmiş olmaları asıldır. Bu durumuöğrenmeleri ve haklarını arayabilmeleri için kendilerine ayrıca yazılı bildirimyapılmasına lüzum yoktur. Anayasa'nın 114 üncü maddesinin gerekçesinde, bumaddede yer alan ve dâve açma süresinin yazılı bildirim tarihindenbaşlayacağını "öngören hükümde söz konusu edilen işlemlerin, ferdîtasarruflar olduğu, genel tan zimi ifade eden tüzük veya yönetmelik gibi idaretasarrufları için belli yayın usullerinin kabul edildiği belirtilmiştir.
İdarîişlemler için benimsenen bu esasın, tanzim tasarruflarının başında gelenkanunlar hakkında da uygulanması doğal görülmek gerekir. Şu halde idaretarafından ayrıca yazılı bir bildirim yapılmamakla Anayasa'nın 114 üncümaddesine aykırı olarak yargı denetiminin önlenmiş olduğu söylenemez.
Öteyandan, idarenin, kanunları uygularken işlemler yapması, idare hukukununilkelerindendir. Ancak 4785 sayılı kanunun l inci maddesinin açıkça yasamatasarrufu olarak bir işlem yapmış olması dolayısiyle artık idareninDevletleştirme için ayrıca bir işlem yapmasına lüzum kalmamış ve maddeninikinci cümlesinde bu durum belirtilmiştir. Kanun koyucunun idareye bu direktifivermesinde de, Anayasa'nın 114 üncü maddesine bir aykırılık yoktur. Zira 114üncü maddede idarenin her yasama tasarrufu üzerine işlem yapması zorunlukılınmamış, sadece işlem yaparsa buna karşı dâva açma süresinin bildirimgününden başlıyacağı öngörülmüştür.
Şuyönü de belirtmek yerinde olur ki, 4785 sayılı kanunun l inci maddesindeidarenin eylemleri söz konusu edilmediği gibi, kanunun uygulanmasına karşıilgililerin itirazı halinde işlem yapılması da maddenin kapsamına girmediğindenidare bu tasarrufları tesis edebilir ve bu hallerde eylemlerin, öğrenildiği veişlemlerin bildirildiği günlerden başlayarak süresi içinde dâva açılabilir. Bubakımlardan da, Anayasa'nın 114 üncü maddesinin tanıdığı hakların kullanılmasıönlenmiş değildir.
Busebepler dolayısiyle iptali istenilen hükümde, Anayasa'nın 114 üncü maddesinede aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerden ötürü 4785 sayılı kanunun l inci maddesinde yeralan ve iptali istenen "Bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime lüzumolmaksızın Devlete geçer" şeklindeki hüküm Anayasa'nın 36, 38 ve 114 üncümaddelerine aykırı olmadığından itirazın reddine 20/3/1964 gününde oybirliğiile karar verildi.
Başkan
Sûnuhi Arsan
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Rifat Göksu
Üye
İ. Hakkı Ülkmen
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHÎ
KaracasuAsliye Hukuk Hâkimliğince 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı kanunun birincimaddesinin son cümlesinin Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptali içinMahkememize baş vurmasını gerektiren dâva, bir yerin bu kanunun kapsamına girenormanlardan olup olmadığının tâyinine ilişkin olmayıp, vaktiyle davacınınmülkiyetinde iken sözü geçen kanunla devletleştirilmiş olan araziden kesilmişbulunan ağaçlara orman idaresinin müdahalesinin men'ine ve ağaçların aynen veyabedelen davacıya iadesine karar verilmesi talebiyle açılmış bir dâvadır ve busebeple sözü geçen kanunun dâvada uygulanmasını gerektiren bir cihet yoktur.
Herne kadar mahkeme dâva konusu ağaçların kesilmiş olduğu arazinin mülkiyeti kimeait bulunduğunu araştırmak ve neticesine göre bir karar vermek durumunda isede, bu araştırma devletleştirmenin kanun hükümlerine uygunluğunu tâyin vetesbit etmeğe kadar gidecek değildir. Mahkeme, devletleştirmenin vâki olupolmadığını ilgili merciden sorup öğrendikten sonra bu duruma göre bir kararverecektir. Nitekim bu ciheti de orman idaresinden sormuş ve müsbet cevapalmıştır. Davacının, dâva dilekçesinde bu yerin devletleştirmeye tabi ormanniteliğinde olmadığını ileri sürmüş olması, dâva konusu bu yerin aynına ilişkinolmayıp bu yerden kesilen ağaçların mülkiyetine ilişkin bulunması itibariyle,mahkemeyi böyle bir iddayı inceleyip karara bağlamağa yetkili ve görevlikılmaz.
334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151 inci ve Anayasa Mahkemesi Kuruluşuve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı kanunun 27 nci maddeleri, birmahkemenin Anayasa Mahkemesine baş vurabilmesini, bakmakta olduğu bir dâvanınbulunması ve bu dâvada uygulanacak bir kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesişartlarına bağlamıştır. Olayda Karacasu Asliye Hukuk Mahkemesinin bakmaktaolduğu bir dâva varsa da 4785 sayılı kanunun bu dâvada uygulama yeri yoktur. Busebeple mahkeme bu kanun hükmünün Anayasa'ya aykırılığı iddiasiyle mahkememizebaş vurmağa yetkili değildir.
Çoğunlukkararında ifade edildiği veçhile mahkemenin sözü geçen hükmün olayda yargıdenetimini önlediği ve bu hükmün iptal edilirse denetim yapabileceği kanısındabulunması da Anayasa'nın ve 44 sayılı kanunun kendisine verdiği yetkiyi aşarakMahkememize baş vurmasını mümkün kılamaz ve sözü geçen hükme dâvada uygulanacakbir kanun niteliği veremez.
Busebeplere binaen dâvanın yetkisizlik yönünden reddi gerekeceği düşüncesiyleçoğunluk kararının bu kısmına muhalifiz.
Başkan Vekili
Lütfü Akadlı
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İsmail Hakkı Ülkmen
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
MUHALEFETŞERHİ
OrmanKanununa bazı hükümler eklenmesine ve bu kanunun l inci maddesinde değişiklikyapılmasına dair olan 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı kanunun bu dâvaya konuolan l inci maddesi hükmü, kanunun yürürlüğe girdiği 13/7/1945 tarihindeTürkiye hudutları dahilindeki bütün ormalanrı, hiç bir işlem ve bildirime bağlıtutmayarak otomatik bir surette ve bir anda Devlete geçirmiş bulunmaktadır.
Bubakımdan, bu tarihten sonra, Devletin olmayan hiç bir orman sahasıkalmayacağına göre madde hükmünün bugün için her hangi bir orman sahasıhakkında uygulanarak onu Devletin üzerine geçirmesi bahis konusu değildir. Busebeble söz konusu hükmün belirtilen bu mânada artık herhangi bir uygulama yeriyoktur. Her ne kadar bu hüküm,sonraki bir kanunla yürürlükten kaldırılmış olmadığıcihetle yürürlükteki mevzuat arasındaki yerini muhafaza etmektedir. Ancakyukarıda da belirtildiği üzere bugün için her hangi bir orman parçası hakkındayeniden uygulanarak yeni bir hukukî netice doğuracak nitelikte olmayıp sadeceyürürlüğe girdiği 13/7/1945 tarihinde yarattığı ve ikmâl ettiği hukukî durumun,o zamana raci olmak üzere, kanunî dayanağını teşkil etmeğe devam etmekte ve ozamanki hâdiselerle ilgili olmak üzere doğan veya doğacak olan ihtilâflarınçözümünde uygulanacak bir hüküm olmaktan ileri bir hüviyeti bulunmamaktadır.
Buhaliyle sözü geçen hükmün Anayasa bakımından murakabe ve muhakemeye tabitutularak iptaline veya Anayasa'ya aykırı olmadığına hüküm verilmesi, neticesiitibariyle, maddenin yürürlüğe girdiği ve hukukî tesir ve neticelerini bir andagösterip ikmal ettiği 13/7/1945 tarihine ve o tarihte tekemmül etmiş olanhâdiselere etki yapacak nitelikte bir muameledir. Bir başka deyimle bu maddehakkında verilecek karar, sözü geçen 13/7/1945 tarihinde tekemmül etmişolaylara ister istemez tesir yapacak ve bu bakımdan geriye yürüyecek nitelikteolacaktır.
HalbukiAnayasa'nın 152 nci ve Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Ulsullerihakkındaki 44 sayılı kanunun 50 nci maddesi, iptal kararlarının geriyeyürüyemiyeceğini bir prensip olarak kabul etmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerinsebebinin, Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanarak, bu kararlardan evvel carive mer'i hükümlere uygun olarak tesis edilip zamanında itiraza uğramamalarısebebiyle kesinleşmiş hak ve muamelelerin bozulmasını önlemek olduğu açıkçagörülmektedir.
Prensipbu olduğuna göre Anayasa Mahkemesinin de, evleviyetle, eskiden tekevvün vetekemmül etmiş hâdiselere tesir edecek nitelikte kararlar verememesi, buprensibin zaruri bir neticesi olur.
Buradadüşünülmesi gereken husus, Mahkememizce verilen bir kararın ilgililertarafından nasıl uygulanacağı, geriye yürütülüp yürütülemiyeceği değil,Mahkememizin vereceği kararın bizatihi geriye yürüyecek nitelikte bulunupbulunmaması konusudur. Zira kararımız kendiliğinden geriye yürür nitelikte olurise artık ilgililer tarafından onun Öylece uygulanacağı tabiî bir keyfiyet olupbaşka türlü uygulanmasına, Anayasa Mahkemesi Kararlarının kesin ve Devletinbütün organlarını bağlayıcı nitelikte olması bakımından, imkân yoktur. Diğerbir ifade ile böyle hallerde Anayasa Mahkemesi kararını kendisi geriye yürütmüşdemektir.
Herne kadar Mahkememizin bu dâva sebebiyle yaptığı inceleme, bir iptal kararı ileneticelenmemiş olduğundan yukarıdaki tartışma lüzumsuz görülebilir. AncakMahkememizin tatbikatına ve içtihadına göre,
Anayasa'yauygunluğuna karar verilen kanun hükümleri hakkında sonradan açılacak dâvalar veyapılacak itirazlar sebebiyle aynı konular esastan incelenerek yeni baştankarar verilmekte olduğundan ve bu madde ile ilgili olmak üzere bundan sonra biritiraz yapılması halinde Mahkememizin ne yolda bir karar vereceği de bugündenbilinemiyeceğinden bu düşüncelerin şimdiden ortaya konulmasında zorunlukgörülmüştür.
Konuhakkında tamamlayıcı nitelikteki diğer düşüncelerin 4/12/ 1963 tarihli ve 11572sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan 11/10/1963 günlü ve 1963/124/243sayılı Anayasa Mahkemesi Kararına ait muhalefet şerhimde daha geniş şekildeaçıklanmış bulunmaktadır.
Neticeolarak, Mahkememiz bu kararı ile, Anayasa'dan evvel hükmünü yerine getirmiş vebitirmiş bulunan bir kanun maddesinin Anayasa'ya uygunluğunu muhakeme etmeksuretiyle geriye yürüyecek nitelikte karar vermekte olduğundan böyle birtutumun Anayasa'nın 152 ve 44 sayılı kanunun 50 nci maddelerinin yukarıdabelirtilen hükümleriyle uzlaştırılması mümkün görülememektedir.
Busebeple istem hakkında Mahkememizce bir karar verilmesi gerekmediğinden dâvanınevvelemirde usule ilişkin olan bu noktadan reddolunması icabeder.
Buyüzden kararın, bu konu ile ilgili kısmına muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün