ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/22
Karar No.:1964/54
Karar günü:3/7/1964
Resmi Gazete tarih/sayı:26.11.1964/11866
İptaldâvasını açan: Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu grupu.
İptaldâvasının konusu : Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 4 üncü maddesinin sonfıkrasının, 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ve 14., 15. ve 18 incimaddelerinin ikinci fıkralarının Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 84, 85. ve86 ncı maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ve Anayasa'nın 149. ve 150 ncimaddelerine dayanılarak bu hükümlerin iptali istenilmiştir.
İnceleme:
AnayasaMahkemesinin, içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 3/7/1964 gününde ilkinceleme için yaptığı toplantıda dâvanın Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosugrupunun salt çoğunlukla verdiği 16/4/ 1964 günlü ve 7 sayılı kararadayanılarak grup başkan vekili Fikret Turhangil tarafından açıldığı, buhususları açıklayan belgelerin dosyada bulunduğu, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44 sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun 26 ncımaddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanmasını gerektiren bir eksiklikolmadığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine işin yetki ve süre bakımlarından elealınması söz konusu edilmiş ve üyelerden Rifat Göksu, ibrahim Senil ve LûtfiÖmerbaş bu iki konunun dâvanın esası konuşulurken incelenmesinin uygun olacağıgörüşünü ileri sürmüşlerdir.
Birdâvanın esasının incelenebilmesi o dâvanın yoliyle, yasalara uygun bir şekildeaçılmış bulunmasına bağlıdır. Yetki ve süre, Anayasa Mahkemesinde bakılacak biriptal dâvasının dinlenmeğe, incelenmeğe değer olup olmadığının tesbitine etkilibaşlıca unsurlardandır. Öyle ki Anayasa bu konuları, başka kanunlarabırakmıyarak 149 ve 150 nci maddeleriyle doğrudan doğruya düzenlemeği gerekligörmüştür. Yetki ve süre konuları çözümlenmeden iptal dâvasının esasınınincelenmesine geçmek mümkün değildir. Öte yandan içtüzüğün 15 inci maddesi deyetki ve süre sorunlarını ilk incelemenin kapsamı içinde ele almışbulunmaktadır.
Bubakımdan inceleme konusu işte Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu Grupunun tekbaşına dâva açmağa yetkili olup olmadığının ve dâvanın süresinde açılıpaçılmadığının ilk incelemede çözümlenmesi gerektiğine üyelerden Rifat Göksu,îbrahim Senil ve Lûtfi Ömerbaş'm muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile kararverildikten ve bu konulara ilişkin raporlar, Anayasa'nın ve 44 sayılı kanununilgili maddeleri, bu maddelerin gerekçeleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisitutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l-Yetki sorunu :
Dâvayukarıda da işaret edildiği üzere Adalet Partisinin yalnız Cumhuriyet Senatosugrupunca verilen karara dayanılarak bu grupun başkan vekili tarafındanaçılmıştır.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sınm iptal dâvası açmağa hakkı olanları belirten 149 uncumaddesinde "....... Türiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunansiyasi partiler veya bunların meclis grupları........" denilmektedir. 44sayılı kanunun bu konuya ilişkin 21 inci maddesinin 4 sayılı bendinde"Siyasi partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi grupları" deyimi yeralmıştır.
Görülüyorkiiki metinde bir deyiş ayrılığı vardır. Önce bu ayrılığın değişik bir anlam vehüküm taşıyıp taşımadığının incelenmesi gerekir :
Anayasamaddeleri gözden geçirildikte anlaşılacağı üzere, Millet Meclisi ve CumhuriyetSenatosu bir arada düşünüldüğü zaman "meclisler birlikte toplanarak"(Madde : 66) "meclislerin birleşik toplantısında" (Madde : 99, 124),"Türkiye Büyük Millet Meclisi birleşik toplantısında" (Madde : 90),ve "Türkiye Büyük Millet Meclisi" (Madde : 95, 101) gibi deyimler;Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu ayrı ayrı düşünüldükte ise"meclisler" (Madde : 74, 79, 84, v.b.), "yasama meclisleri"(Madde : 145), "her meclis" (Madde : 86) ve benzeri deyimlerkullanılmıştır. Bu bakımdan 149 uncu maddedeki "....... bunların meclisgrupları" deyiminden kanun koyucunun bir siyasi partinin Millet Meclisi veCumhuriyet Senatosundaki gruplarının bir arada değil; her birinin ayrı ayrı vekendi başına öngörüldüğünü açıklamak amacını güttüğünde şüphe yoktur. Maddede"Meclis grupları." denilmek suretiyle kavramın çoğul olarakanlatılması, "meclis grupları" deyiminin cümlede geçen (bunların)sözcüğündeki çoğul anlatıma denk ve uygun düşmesi zorunluğundan ilerigelmektedir. Kaldı ki kanunlar hakkında Anayasa'ya aykırılık sebebiyle iptaldâvası açabilmek gibi gerçekten çok önemli bir hakkın kullanılmasında birsiyasi partinin her iki meclisteki gruplarının birleşmesi ve uyuşmasızorunluğunu düşünmek iki meclisli sistemin amacı ve işleyiş tarzı ile deuzlaştırılması imkânsız bir görüş ve anlayış olur. Siyasi parti kavramındakibirlik ve beraberlik fikri ve parti disiplini kaygısı gibi gerekçeler dahiböyle bir görüş ve anlayışı hakkıyle destekliyemez.
Öyleise Anayasa'nın 149 uncu maddesi ile 44 sayılı kanunun 21 inci maddesinin 4sayılı bendi arasındaki ayrılık, sadece bir deyiş ayrılığı değil, bir anlam vehüküm ayrılığıdır. Başka bir deyimle 44 sayılı kanunun sözü geçen bendindekihüküm Anayasa'ya aykırıdır.
Birkanun hükmünün Anayasa'ya aykırı bulunması halinde yargı yerinin tutumu neolabilir' Dâvaya bakmakta bulunan mahkeme (Bu mahkeme Anayasa Mahkemesideğilse) uygulanacak kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa o hükmün uygulanmasından kendi kendine vazgeçemez. Ancak AnayasaMahkemesinden karar isteyebilir. (Anayasa - Madde : 151). Anayasa Mahkemesinegelince: Bu mahkeme sadece Yüce Divan işlerinde ve siyasi partilerinkapatılması dâvalarında uygulanacak kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürsebekletici mesele çıkarmağa ve aykırılığı karara bağlamaya yetkilidir. (44sayılı kanun - Madde 20/2). Öyle ise Anayasa Mahkemesinin iptal dâvaları.itiraz başvurmaları, Yüce Divan işleri ve parti kapatma dâvaları dışındaAnavasa'ya aykırı bir kanun hükmünün iptaline karar vermesi mümkün değildir.
Böylebir durumda Anayasa Mahkemesine düşen nedir' Anayasa Mahkemesinin, yapısınınniteliği ve Anayasa'nın. 8 inci maddesinde anlatımını bulan üstünlüğü vebağlayıcılığı ilkesi karşısında Anayasa'ya aykırı kanunu bir yana bırakarakdoğrudan doğruya Anayasa hükmünü uygulaması gerekir. Nitekim 44 sayılı kanuntasarı halinde iken Millet Meclisi Anayasa Komisyonunca hazırlanan raporda dabu görüşe açıkça yer verilmiştir.
Şuhale göre inceleme konusu işte, 44 sayılı kanunun 21 inci maddesinin 4 sayılıbendinin değil; Anayasa'nın 149 uncu maddesindeki hükmün uygulanması ve o hükmegöre de Adalet Partisi Cumhuriyet Senatosu grupunun tek başına bu dâvayı açmağayetkili bulunduğunun kabul edilmesi gereklidir. Üyelerden Salim Başol bu görüşekatılmamış ve partinin T. B. M. M. grupu tarafından açılmayan dâvanın yetkibakımından reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
2-Süre sorunu :
Dâvakonusu Cumhuriyet Senatosu içtüzüğü 18/1/1964 günlü ve 11610 sayılı Resmî Gazete'deyayınlanmıştır. Dâva dilekçesinin Anayasa Mahkemesi genel sekreterliğincekaleme havalesi günü 17/4/1964 tür, 44 sayılı kanunun 26 ncı maddesine göregenel sekreterin dâva dilekçesini kaleme havale ettiğinde dâva açılmış sayılır.Anayasa'nın 150 inci maddesi ile 44 sayılı kanunu 22 inci maddesinde AnayasaMahkemesinde doğrudan doğruya iptal dâvası açma hakkının iptali istenen kanununveya İçtüzüğün Resmî Gazetede yayımlanmasından başlıyarak doksan gün sonradüşeceği yazılıdır. Bu hüküm hiç bir tereddüde yer vermiyecek kadar açıktır.Doksan günlük sürenin tesbitinde Resmî Gazete'de yayımlanma gününün de hesabakatılacağı kesin olarak anlaşılmaktadır. Bu türlü sürelerde hangi günlerinhesaba katılmaması amacı güdülüyorsa kanun koyucu bu amacını şimdiye kadar hepaçık ve özel hükümlerle belli edegelmiştir (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu,Vergi Usul Kanunu v.b.) Kanunun mutlak deyimle doksan günlük süre içinde aldığıyayım gününü; bir günün 24 saat olduğu esası üzerinden hareket ederek, hesapdışı bırakmağa yer verilemez.
Yukarıdaaçıklanan tarihlere ve Anayasa hükmüne göre dâva konusu içtüzüğün ResmîGazete'de yayımlanmasından başlıyarak 91 inci gün (Yani iptal dâvasını açmahakkı düştükten sonra) açılmış olan dâvanın reddi gerekir. Üyelerden Hakkı Ketenoğlubu görüşe katılmamıştır.
Sonuç:
AdaletPartisi Cumhuriyet Senatosu grupunun tek başına bu dâvayı açmağa yetkilibulunduğuna üyelerden Salim Başol'un muhalefetiyle ve oy çokluğu ile;
DâvanınAnayasa'nın 150 inci ve 44 sayılı kanunun 22 nci maddelerinde yazılı 90 günlüksüre dolduktan ve böylece dâva hakkı düştükten sonra açıldığına ve bu yüzdenreddine üyelerden Hakkı Ketenoğlu'nün muhalefetiyle ve oyçokluğu ile 3/7/1964gününde karar verildi.
Başkan Vekili
Lütfi Akadlı
Üye
Asım Erkam
Üye
Rifat Göksu
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
KARŞIDÜŞÜNCE AÇIKLAMASI
İptaldâvası açma hakkını gösteren Anayasa'nın 149 uncu maddesinde (...... TürkiyeBüyük Millet Meclisinde Temsilcisi bulunan Siyasî Partiler veya bunların MeclisGrupları) denilmiştir. Bu hükme göre Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunansiyasî partilerin iptal dâvası açmağa hakkı olduğu gibi bunların, yani siyasîpartilerin meclis grupları da açabilir. "Bunların" sözü siyasîpartilere muzaftır; yoksa, ayrı ayrı her meclis grupuna değil.
Birsiyasi partinin iptal dâvası açma hususunda Millet Meclisi Grupu ile SenatoGrupunun ayrı ayrı düşüncede olacağı ve birinin dâva açmak istemediği haldeötekinin dâva açmak cihetine gideceğini düşünmek kabule değer görülemez.Nitekim Anayasa'dan sonra kabul edilen 44 sayılı kanunun 21 inci maddesinin 4numaralı bendinde Anayasa'nın bu hükmü de gözönünde bulundurularak ve birdeğiştirme önergesinin kabulü suretiyle kanun koyucunun maksadı daha açık vebaşka türlü anlaşılmağa müsait olmayacak şekilde (Siyasi partilerin TürkiyeBüyük Millet Meclisi Grupları) denilmek suretiyle tesbit edilmiştir. Esasen 44sayılı kanun hükümleri, Anayasa'da bulunanları, Anayasa'dan aktarılmaksuretiyle alınmıştır. Şu halde bir siyasi partinin her meclis grupu tek başınaiptal dâvası açamaz. Dâvanın önce yetkisizlik yönünden reddi gerekir.
Çoğunlukkararının yetki kısmına bu gerekçelerle karşıyım.
Üye
Salim Başol
MUHALEFETŞERHİ
CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünün iptal isemi, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle rededilmiştir.
SayınÇoğunluk 18/1/1964 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanmış olan İçtüzüğün bazıhükümleri aleyhine 17/4/1964 tarihinde dâvanın açılmasını süresinden sonraaçılmış bir dâva saymış, Anayasa'nın 150 ve Usul Kanunumuzun 22 nci maddeleri(...... iptal dâvası açma hakkı, iptali istenen kanun veya içtüzüğün ResmîGazetede yayınlanmasından başlayarak 90 gün sonra düşer) hükümlerini taşımış vebu maddelerin tereddüde yer vermeyecek kadar açık ve yayın gününün 90 günedâhil bulunduğunu da göstermiş olduğundan 91 inci gün açılan dâva müddetindensonra yapılmış olmasına göre dâvanın reddi sonucuna varmışsada aşağıdakisebeplerle red kararına karşıyım.
Müddetinbaşlangıcını göstermek için 150 ve 22 nci maddelere derc edilen (......yayınlanmasından başlayarak ......) ibaresi tereddüdün kaynağıdır. Fakat aynımaddelerde (...... 90 gün sonra düşer.) kaydı ile maddede vuzuh sağlamış vekanun koyucu kasdini belirtmiştir (90 gün sonra) kaydı yayın tarihinden ayrı 90günün geçmesi şartını kapsamaktadır. Aksi takdirde maddenin (Dâva hakkı,yayınlanmasından başlayarak 90 günde açılmazsa düşer.) şeklinde kaleme alınmasılâzım gelirdi. Nitekim Alman Anayasasının 93 üncü maddesinde Anayasayaaykırılık itirazının bir ay içinde yapılacağı ifade olunarak bu şık terciholunmuştur. (90 gün sonra) şartı müddetin tamam olması için eksiksiz olarak 24er saatlik tam 90 gün geçmesinin icap ettiğini açıkça belirtmektedir. Aksitakdirde meçhul olan yayın saati mesai saatlerinin başında ise birinci gün 15.sonralarında ise 7 veya 8 saat olur ki bu saatleri gün saymağa imkân yoktur.Kesirler daima kesirdir. Onları çoğunluk kararında olduğu gibi tam saymağa nematematik, ne mantık ve ne de hukuk kaideleri müsaittir. Rüşt yaşı 18 olduğunagöre 17 sene 11 ay 29 gün yaşamış olan gence reşit demek mümkün olmadığı gibi...
Anayasa'nın150 ve Kuruluş Kanununun 22 nci maddelerinin gerekçe ve müzekarelerinde bunoktaya ışık tutacak izahata rastlanmamıştır. Sadece 22 nci maddedeki müddetelüzum yoktur, dâvanın açılmasında âmme menfaati görüldüğüne göre her zamanaçılabilmesi faydalı olacaktır, şeklinde bir itiraz öne sürülmesi üzerinekomisyon sözcüsü Nurettin Ardıçoğlu (Adlî hayatımızda 90 günlük müddetinbulunduğunu ve Danıştay Kanunundaki misaline bakarak burada da kabuledildiğini) bildirmiştir. Danıştay Kanununun 32 nci maddesindeki müddet (......dâva açma müddeti, muamele ve karara ittilâ tarihinden itibaren 90 gündür)seklinde ifade edilmiş ve buna rağmen tatbikatta muamele ve ittilâ tarihihesaba katılmayarak daha 90 günün geçmesi görüşü hâkim olmuştur. Bir kısımDanıştay müntesipleri tahkikata mesnet olarak hûküm bulunmayan hallerde HukukUsulünün tatbik edileceğine dair Danıştay Kanununda sarahat bulunmasınıgöstermektelerse de (...... muamele ve karara ittilâ tarihinden itibaren 90gündür) hükmü sarih ve bu itibarla Hukuk Usulü Kanununa başvurmağa lüzumyoktur. Tatbikat, olsa olsa karar ve ittilâ tarihinin müddete dâhilolmayacağına dair bütün kanunlarda kendini göstermiş olan hukukî esasadayanmaktadır.
Komisyonsözcüsü tarafından Danıştay Kanunundaki dâva açma mehlinin esas alındığıaçıklandığına nazaran bu müddetin malûm olan tatbikatı ile kabul edilmişolduğunu benimsemek daha uygun olurdu. Danıştay Kanununun (....... ittilâtarihinden itibaren 90 gündür) formülü yerine 150 ve 22 nci maddelerde (Yayıngününden başlayarak 90 gün sonra düşer) şeklinde maksadın ifade edilmesi yayıngününün hesaba katılması İcap ettiğini açıklamak gayesine matuftur. Yukarıda dayazıldığı gibi (Sonra) kelimesi başlangıç kabul edilen bir tarih veya sınıraihtiyaç gösterir ki bu tarih ve sınırın müddet ve hudutlandırılan şeye dâhilolmadığını açıklar. Vuzuh olan yerde de ayrıca Hukuk Usulünün 161,VergiUsulünün 18, Ceza Usulünün 39 uncu maddelerinde olduğu gibi hususî bir hükümletavzihe ihtiyaç bulunamaz.
İstanbulÜniversitesi Anayasa Hukuku Doçenti sayın doktor Orhan Aldıkaçtı da (AnayasaHukukumuzda son gelişmeler) adlı kitabının 225. sahifesinde (İptal dâvası kanunveya içtüzüğün Resmî Gazetede yayınlanmasından sonra 90 gün içinde açılır)demekle aynı anlayışa varmıştır.
Sonuçolarak dâva, yayın gününden sonraki 90 gün içinde açılmış bulunduğundan kabuledilmesi reyindeyim.
Üye
Hakkı Ketenoğlu