ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1964/47
Karar No.:1965/8
Karar tarihi:18/2/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:25.6.1965/12032
İtirazeden: İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi
İtirazınkonusu : Şirketlerin Müruru zamana Uğrayan Kupon, Tahvilât ve Hisse SenediBedellerinin Hazineye İntikali hakkındaki 2308 sayılı Kanunun, Anayasa'nın 36nci maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
Olay:
Sözügeçen kanun gereğince 45.524 liranın tahsil edilmesi isteği ile, MaliyeHazinesi tarafından, Mahkeme kararında adı yazılı bankaya karşı açılan dâvada,dâvâlı vekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş, mahkeme de buiddianın yerinde olduğu kanısına vararak Mahkememize başvurulmasına ve dâvanıngeri bırakılmasına karar vermiştir.
Mahkeme26/10/1964 günlü kararında özetle "2308 sayılı kanunda, zamanaşımınauğrayan kişi haklarının Devlete geçmesinin kabul edildiğini, zamanaşımıhükümlerinin normal olarak banka ile hak sahibi kişiler arasında uygulanmasıgerektiğini, Devletin, medeni hukuk alanında kişiler arasındaki ilişkileremüdahalesinin Anayasa düzeni içinde yapılmasının zorunlu olduğunu, Anayasa'nın36 ncı maddesine göre mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ilesınırlanabileceğini, bir mal edinme düşünülmüş veya bir vergi amacı güdülmüşise, farklı formalitelerin ve ayrı hükümlerin öngörülmesinin doğal olduğunu,kaldı ki kanuna uymayan şirketlerin vermeğe mecbur oldukları paraları üç mislitazminatla ödemeye mahkûm edilmelerinin adalete de aykırı olduğunu"açıklamıştır.
İnceleme:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 8/12/1964 gününde yapılan ilkincelemede, eksiklerin Mahkememizin 9/6/1964 günlü kararı çerçevesindetamamlandığı, başkaca bir eksiklik bulunmadığı ve başvurmanın, Anayasa'nın 151inci ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddesine uygun olduğu anlaşılmaklaişin esasının incelenmesine karar verildiğinden, düzenlenen rapor, mahkemenin26/10/ 1964 günlü kararı ve ekleri, 2308 sayılı Kanunun ve Anayasa'nın konu ileilgili maddeleri, Komisyon raporları ve Meclis görüşme tutanakları okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Gerekçe:
2308sayılı Kanunun, konu ile ilgili l inci ve 2 nci maddeleri şöyledir :
"Maddel - Anonim ve limidet şirketleriyle sermayesi eshama ayrılmış komanditşirketlerinin komanditerlere ait hisse senetlerinin ve tahvillerinin kanunimazeret bulunmaksızın beş senelik müruru zamana uğrayan faiz, temettü veikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerin hisse senetleri ve tahvillerindenbedele inkilâp etmiş olanların on senelik müruru zamana uğrayan bedelleriDevlete intikâl eder.
Buşirketler bahsolunan menfaat ve bedelleri müruru zaman müddetlerininbitmesinden itibaren üç ay içinde mahalli malsandığına vermeğe mecburdurlar.
Nizamnamesindemüruru zaman müddeti tasrih edilip de Ticaret Kanunu mucibince Hükümetçe tasdikedilmiş olan şirketler için tâyin olunmuş müddet müruru zamana esas tutulur."
"Madde2 - Birinci madde hükmüne riayet etmiyen şirketler vermeğe mecbur olduklarıparayı üç misli tazminatla birlikte Ödemeğe mahkûm edilirler."
Kanunun3 üncü maddesi yürürlüğe, 4 üncü maddesi ise yürütmeğe ilişkindir.
Kanununl inci maddesi, metninde yazılı menfaatlerle bedellerin zaman aşımınauğramaları halinde Devlete geçmesini öngörmektedir. Mahkeme, zaman aşımımüessesesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmemekte, sadece, bununkişiler arasındaki ilişkiler üzerinde etkilerini gösterdiği ve olayda, Devletinbu ilişkilere karışarak menfaat elde etmesinin, Anayasa'nın 36 ncı maddesininteminatı altında bulunan mülkiyet hakkını zedelediği kanısında bulunmaktadır.
Bu36 nci maddede "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."
Buhaklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir.
"Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz" denilmektedir.
Zamanaşımı, sürüp giden fiili bir durumu, kesin ve dokunulmaz hukuki bir durumaçeviren bir müessesedir. Bazı haksızlıklara yol açmakla birlikte hukuki düzendesağladığı kararlılık ve güven dolayısiyle çok eski zamandanberi benimsenmiş veyazılı hukukta yer almıştır. Anayasamız zaman aşımı konusuna değinmemiştir; şuhalde bu müessesenin düzenlenmesini kanun koyucuya bırakmış demektir. Kanunkoyucunun, bunu düzenlerken, hukukun genel esaslarına ve özellikle Anayasa'nınilkelerine bağlı kalacağı şüphesizdir. Kanun koyucu, bu bağlantı dışında; zamanaşımının amacına göre uygun göreceği kuralları koyabilir.
Medenikanunda zaman aşımı, kazandırıcı (İktisabı) ve düşürücü (Iskati) olmak üzereiki yönde düzenlenmiştir. Kazandırıcı zaman aşımı, mülkiyet hakkını da kapsayanaynı haklar alanında; düşürücü zaman aşımı ise alacaklıların dâva haklarıüzerinde bilinen sonuçları doğurmaktadır.
2308sayılı kanunun l inci maddesi hükmü, düşürücü zaman aşımına dayanmakta vezamanaşımı sebebi ile alacaklıların dâva hakları düştüğünden maddede yazılımenfaat ve bedelleri Devlete vermektedir. Düşürücü zaman aşımında genel kural,alacakların borçluya bırakılması yolundadır. Sözü geçen madde ise kanun koyucubu kuraldan ayrılarak zaman aşımına uğrayan menfaat ve bedelleri Devlete maletmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, kanun koyucu, zaman aşımı müessesesinidüzenlemeğe ve bunun hukuki sonuçlarını belli etmeğe yetkilidir. Bu yetkisinedayanarak 2308 sayılı Kanunun l inci maddesinde, zaman aşımına uğrayan menfaatve bedellerin, borçlu yerine Devlet'e geçmesini uygun görmüştür. Bu yasamatasarrufunda, mülkiyet hakkına veya hukukun genel esaslarından olan kazanılmışhak kavramına dokunan bir yön yoktur. Uygulanan zaman aşımının düşürücünitelikte olması, işin aynı bir hakla ilgisi olmadığını anlatmaktadır. Aslındada söz konusu menfaat ve bedeller, şirketlerin zimmetinde bulunan borçlardanibarettir. Bunlar üzerinde şirketlerin mülkiyet hakkı bulunmadığı meydandadır.Bu itibarla olayda bu hakka dokunulduğu düşünülemez. Kazanılmış hak konusunagelince kanunun l inci maddesi uyarınca, metninde yazılı menfaat ve bedeller,zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi ile kendiliğinden Devlete geçmektedir. Budurumda, şirketler yararına bir hakkın doğması söz konusu olmadığındankazanılmış bir hakkın geri alındığı da söylenemez.
Devletin,2308 sayılı kanunla, anonim, limited ve komandit şirketler ile öteki şirketlerve gerçek kişiler arasında, zaman aşımının sonuçları bakımından bir ayırımyapmak suretiyle eşitliğe uymayan bir durum yaratmış olup olmadığı üzerinde dedurulmuştur. Kanunun l inci maddesinde adları geçen şirketler sermayeşirketleridir. Bunlann sermayeleri, genel olarak, büyük halk kitlelerinin,paralarından meydana gelmektedir.
Buözellikleri dolayısiyle sermaye şirketleri, Öteki şirketlerden ve gerçekkişilerden ayrı bir durumda bulunmaktadır. Sermaye şirketlerinde zamanaşımınauğrayan menfaat ve bedellerin, 2308 sayılı kanunun l inci maddesi ile ayrı birişleme bağlı tutularak Devlete geçirilmeleri bu ayrılığa dayanmaktadır. Kanunhükmü, bu kategoriye giren şirketlerin hepsine uygulanacaktır. Şu halde ortada,aynı durumda bulunan şirketler ve gerçek kişiler arasında zaman aşımınınsonuçları bakımından ayırımı yapmak gibi eşitlik ilkesini bozan bir yön yoktur.
Busebeplerle 2308 sayılı kanunun l inci maddesi Anayasa'ya aykırı değildir.
Aynıkanunun 2 nci maddesinde, Devlete geçen menfaat ve bedelleri, süresi içinde MalSandığına yatırmayan şirketlerin, vermeğe mecbur oldukları parayı üç mislitazminatla ödemeye mahkûm edilecekleri yazılıdır. Kanuna aykırı davranışın birmüeyyidesi olarak konmuş olan bu hükümde de Anayasa'ya aykırılık görülmemiştir.
Sonuç:
2308sayılı kanunun Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 18/2/1965gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Lûtfi Akadlı
Üye
Cemalettin Köseoğlu
Üye
Asım Erkan
Üye
Rifat Göksu
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A.Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen