ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1965/22
Karar No.:1965/51
Karar tarihi:30/9/1965
Resmi Gazete tarih/sayı:4.5.1966/12290
İtirazeden : Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Orman Kanununa bazı maddeler eklenmesine ve bu kanunun birincimadesinde değişiklik yapılmasına dair 11/7/1945 günlü ve 4785 sayılı kanunun 5inci maddesinin, Anayasa'nın 36 ve 38 inci maddelerine aykırı olduğu kanısınavarıldığından bu hususta bir karar verilmesi İstenmektedir.
İnceleme: Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince yapılan ilkincelemede dosyada bir eksiklik görülmediğinden esasın incelenmesine dairverilen karar üzerine düzenlenen rapor okunduktan, itiraz eden mahkemeninkararı ile Anayasanın ve 4785 sayılı kanunun ilgili hükümleri üzerinde incelemeyapıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
İtirazkonusu hüküm : 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesi hükmü şöyledir :
"Devletleştirilenormanların sahipleri, bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlıyarak en geç biryıl içinde, ilticaca salih mülk edinme belgeleri ve vergi kayıtlariyle birlikteve iş ilgililer arasında ihtilaflı bir durumda ise mahkemede incelenmekte olduğunadair alacakları belgeleriyle ormanların bağlı bulundukları Devlet ormanlarıişletmesi müdürlüğüne veya o yerin mülkiye üstüne başvurmak zorundadırlar.
Biryıl içinde bu ödevi yerine getirmiyenler devletleştirilen ormanın karşılığınıalmak hakkını kaybederler."
GEREKÇE:
1- Artvin Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dâvada davacılar vekili,müvekillerinin babasının 2/12 payına malik olduğu ormanın, 47-85 sayılı kanununyürürlüğe girmesi üzerine devletleştirildiğini; fakat parasının; alınmadığını;gerçi 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesi istimlâk parasının alınması için biryıllık süre tâyin etmişse de bu hükmün Anayasaya aykırı bulunduğunun duruşmadaizah edileceğini ve iptali gerektiğini ileri sürerek 2/12 paya ait 14.000liranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dâvâlılarvekilleri de, Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde olmadığından ve 4785 sayılıkanunun 5 inci madesinde yazılı süre içinde bedel istenmediğinden dâvanınreddini istemişlerdir.
Mahkemeninbu dâvayı görebilmesi, 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesi hükmünün açıklığıkarşısında, mümkün değildir ve dâvanın bu hükmün uygulanması suretiyle reddigerekir.
Ohalde, itiraz eden mahkemenin Anayasa'nın 151 ve 22/4/1962 günlü ve 44 sayılıkanunun 27 nci maddeleri gereğince, dâvanın görülmesine engel olan bu hükmünAnayasa'ya aykırılığını ileri sürerek Mahkememize başvurmaya hakkı vardır.
ÜyelerdenMuhittin Gürün, itiraz konusunda verilecek karar geriye yürüyecek nitelikteolacağından ve Anayasa'nın 152 nci maddesi de Anayasa Mahkemesi kararlarınıngeriye yürüyemiyeceği esasını tesbit ettiğinden olayda bir karar verilmesimümkün olmadığı cihetle istemin reddi gerektiği görüşünde bulunmuşsa da,Anayasa'nın bu hükmü, verilecek kararların etki alanını göstermekte olup,uygulanması bir kararın varlığına bağlı bulunduğundan ve 152 nci maddenin buhükmüne dayanılarak herhangi bir istem hakkında karar vermektenkaçınılamıyacağından çoğunluk bu görüşe katılmamıştır.
2 -İtiraz eden Mahkeme, 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesinin tümünün Anayasa'yaaykırı olduğu kanısındadır.
5inci maddenin birinci fıkrası, İdareye başvurmaktan söz etmekte,devletleştirilen ormanın karşılığını almak hakkını düşüren ve dâvanın reddiisteğinin dayanağı olan hüküm ise, maddenin ikinci fıkrasında yer almaktadır.
44sayılı kanunun 27 nci maddesi mahkemelere, bakmakta oldukları dâvadauygulayabilecekleri hükümler hakkında Anayasa Mahkemesine, itiraz yoliylebaşvurma hakkı tanıdığından ve mahkeme ancak bu hükmü uygulayabileceğindenitiraz, 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına hasrenincelenmiştir.
Öteyandan, 24/3/1950 günlü ve 5658 sayılı kanunun geçici maddesi "4785 sayılıkanunun 5 inci maddesinde yazılı müracaat müddetini geçirenler bu kanununyayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaat edebilirler" hükmünütaşımakta ise de, bu geçici maddede 4785 sayılı kanunun 5 inci maddesininbirinci fıkrasında yazılı sürenin uzatılmasiyle yetinilmiş ve hak düşüren başkabir hükme yer verilmemiş olduğundan itirazın 4785 sayılı kanunun 5 incimaddesine yöneltilmesi yerindedir.
3 -İşin esasına gelince :
Mahkemeninitiraz yoluyla ileri sürdüğü iptal sebepleri daha çok, esasla ilgilibulunmakta; dâvanın görülmesine engel olan bir yıllık başvurma süresinin,Anayasa'nın herhangi bir hükmiyle çeliştiği iddia olunmamaktadır.
4785sayılı kanunla devletleştirilen özel ormanların maliklerinin, bu ormanlarınkarşılıklarını almak üzere bir yıllık süre içinde idareye başvurmalarım lüzumlukılan ve bu süreden sonra haklarının düşeceğini gösteren 5 inci madde hükmünün,Mahkemenin dayandığı sebeplerle Anayasa'ya aykırılığı kabul edilemez. Özelormanlar, malikleri belli edilerek kamulaştırılmış olmayıp bir kanunladevletleştirildiğinden, kamulaştırmaya ilişkin hükümlerden uzaklaşılarak, bukonuda özel bir usulün uygulanması zorunlu idi. Nitekim böyle yapılmış; malikolduğu ormanın devletleştirilmesinden dolayı karşılığını isteyecek olanların,bir yıl içinde idareye başvurmaları gerektiği hakkında kanunun 5 inci maddesinehüküm konulmuştur.
Devlet,özel ormanların karşılıklarının tutarını bilmek, buna göre malî tedbirler almakdurumunda olduğu için, başvurma süresini bir yıl olarak tesbit etmiştir. Hakdüşüren sürelerin tesbitinde uyulması gereken bir esasa Anayada'da MedenîKanun'da da rastlanamaz. Hususî hukuk ilişkileri alanında dahi yasama erki, busüreleri belli etmekte serbesttir.
Kaldıki, olayda, bir yıllık başvurma süresi 24/3/1950 günlü ve 56-58 sayılı kanununyayımı gününden başlayarak bir yıl daha uzatılmakla 6 yıla çıkarılmışolduğundan bu sürenin kısalığına dayanacak itirazlara da yer kalmamıştır.
4 -Mahkemenin ele aldığı itiraz konuları Anayasa'yla ilgili olmamakla beraberyerinde de değildir:
a)Devletleştirilen ormanların tapu kayıtlarında bir değişiklik olmaması vebunların eski malikleri adına kayıtlı bulunması, mülkiyet hakkının sonaermediği gibi bir düşünceyi haklı kılmaz. Zira yukarıda açıklandığı gibi ortadamülkiyet hakkının özel bir kanunla intikali söz konusu olduğundan, olayda tapukütüğüne tescil edilme işlemini düşünmeğe yer yoktur.
Eskimaliklerin böyle yanlış bir düşünceye kapılmaları, başvurma süresiningeçirilmesini mazur gösterecek bir sebep değildir.
b)Orman karşılıklarının vergi kıymeti esasına göre tesbitinin Anayasa'yaaykırılığı Mahkememizce kabul edilerek kanunun buna dair hükümlerinin iptalinekarar verilmiş olması ile kanunun 5 inci maddesinde yazılı başvurma süresiarasında bir bağlantı kurulamaz. 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindensonra bir yıl ve 5658 sayılı Kanunun yayımı gününden başlayarak yine bir yıliçinde hakkını aramayanların, aradan 14 sene daha geçtikten sonra verilen23/6/1964 günlü ve 1963/141 E. 1964/50 K. sayılı iptal kararındanfaydalanacakları ve orman karşılıklarını istemek hususunda yeni bir müracaatahak kazanacakları düşünülemez.
Genebu sebeple, gününde başvuranların iptal kararından yararlanarak mallarınıngerçek karşılığını almaya hak kazanmaları ile başvurma süresini geçirenlerinhiç bir şey almamaları da eşitsizlik diye kabul edilemez,
Busebeplerle itiraz yerinde değildir.
Sonuç:
11/7/1945günlü ve 4785 sayılı Kanunun 5 inci madesinin ikinci fıkrası hükmününAnayasa'ya aykırı bulunduğuna ve itirazın reddine 30/9/ 1965 günündeoybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Lûtfi Akadlı
Üye
Cemalettin Köseoğlu
Üye
Asım Erkan
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ekrem Tüzemen
MUHALEFETŞERHİ
4785sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı sebebiyle iptali istenilen 5 inci maddesihükmü; sonradan müracaat için bir yıllık yeni bir mühlet vermiş bulunan24/3/1950 günlü ve 5658 sayılı Kanun da gozönüne alınmak suretiyle, 31/3/1951gününün geçmesi ile Devlet Orman İdaresi lehine bir hak yaratmıştır :
Buhüküm neticesinde, 31/3/1951 gününe kadar müracaat etmemiş olanlar,Devletleştirilen ormanlarının karşılığını almak hakkını bu tarihten itibarenotomatik olarak kaybetmişlerdir.
Görüldüğügibi kanun o tarihte hükmünü icra etmiş ve bitirmiş ve bu suretle Anayasa'nınyürürlüğe girmesinden onbir yıl önce Devlet Orman İdaresi lehine bir hakdoğmuştur. Bu tarihten sonra, Orman İdaresi lehine sukut etmemiş durumdaherhangi bir (Devletleştirilen orman alacağı) mevcut olmıyacağından kanununbugün için yeniden bazı şahısların orman alacaklarının Orman İdaresi lehinesukut etmesine sebep olacak şekilde uygulanması mümkün değildir. Bu bakımdansöz konusu hükmün, belirtilen bu manada uygulama yeri kalmamış olup sadece zamanındayarattığı hukuki durumun kanuni dayanağı olarak yürürlükte bulunmaktadır.
Şuduruma göre, bu hükmün iptali konusunda verilecek karar; onu yukarıda açıklananmanasiyle de yürürlükten kaldırmak suretiyle evvelce tekemmül etmiş bir kanuniolayın mesnedini altından çekerek 31/3/ 1951 tarihine ve o tarihte tekemmületmiş olan işlemlere etki yapacak ve Orman İdaresi lehine sukut etmiş bulunanalacakların, çeşitli sebeplerle yeniden istenmeleri yolunu açacaktır. Busuretle de Anayasa Mahkemesi geriye yürüyecek nitelikte bir karar vermişolacaktır.
Halbuki Anayasa, 152 nci maddesiyle "İptal kararları geriye yürümez"hükmünü koyarken yalnız tatbikatçılara bir direktif vermemekte, bu niteliktekibir kararı vermekten mahkememizi de men etmektedir. Anayasa Mahkemesinin,vereceği kararlarda bu memnuiyeti gözönünde bulundurmak mecburiyetinde olmadığıdüşüncesi yerinde değildir. Zira yasama, yürütme, yargı organlariyle idaremakamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcı niteliği olan Anayasa Mahkemesikararlarının; ilgili mercilerce niteliğine göre bir tefrike tabi tutulmaksızınmutlak olarak uygulanması zorunlu olduğundan, geriye yürüyecek niteliktekiiptal kararları da tabiatiyle uygulanacak ve bu suretle dolaylı olarak AnayasaMahkemesi kararlarının geriye yürümesi fiili durumu meydana gelecek ve binneticeAnayasa'nın 152 nci maddesi hükmünün, bu yoldan ve bizzat Anayasa Mahkemesitarafından zedelenmesi sonucu doğacaktır.
Busebeplerle; açılan bir iptal dâvası sonucunda Anayasa Mahkemesinin ne yolda birkarar vereceği, yani dâva edilen hükmün Anayasaya uygun veya aykırı bulunacağıhususu önceden malûm olmadığından, iptali halinde geriye yürüyecek bir durumdoğuracak nitelikteki kanun hükümlerine karşı açılmış bulunan bir dâvada,esasın incelenmesine geçilmeden önce, iptali istenilen kanun hükmünün bu Özelliğibelirtilmek suretiyle Anayasa karşısındaki durumunun incelenmesiningerekmediğine karar verilmesi doğru olur.
Herne kadar Mahkememiz'ce bu dosya ile iptali istenilen kanun hükmünün Anayasa'yaaykırı olmadığı sonucuna varılarak dâva reddedilmiş bulunduğundan butartışmanın yersizliği düşünülebilir. Ancak incelemenin başlangıç safhasında,dâvanın reddi veya hükmün iptali ihtimallerinden hangisinin karara bağlanacağıbilinmediğine ve yukarıda da açıklandığı üzere dâva edilen hüküm; hakkındaverilecek iptal kararının geriye yürümesini zorunlu kılacak niteliktebulunduğuna ve bu nitelikteki bir kararın da Mahkememiz tarafından verilmesimümkün olmadığına göre esasın incelenmesine geçilmeden önce dâvanın busebeplerle, reddolunması gerekir.
Konuhakkında tamamlayıcı nitelikteki diğer düşüncelerin 4/12/963 ve 5/6/1964 günlü,11572 ve 11720 sayılı Resmî Gazetelerde yayınlanmış bulunan 11/10/1963 ve20/3/1964 günlü ve 1963/124-243 ve 1964/2-23 sayılı Anayasa Mahkemesikararlarına ait muhalefet şerhlerinde açıklanmış bulunmaktadır.
Yukarıdaaçıklanan nitelikte olan bu dâva hakkında da bir karar verilmesigerekmediğinden ilk önce istemin, usule ilişkin olan bu noktadan reddiicabeder.
Buyüzden kararın, bu konu ile ilgili kısmına muhalifim.
Üye
Muhittin Gürün