ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1965/42
Karar Sayısı:1966/30
Karar günü:28/6/1966
Resmi Gazete tarih/sayı:28.6.1967/12633
İtirazyoluna başvuran: Akdeniz Bölge Komutanlığı Askeri Mahkemesi.
İtirazınkonusu: Askeri Ceza Kanununun 169. Maddesinin Anayasa'nın 30. Maddesine aykırıbulunduğu kanısı ile Anayası 'nın 151 maddesine dayanılarak Mahkememizebaşvurulmuştur.
I-OLAY :
Firarhalinde iken tutulup yeniden kaçmasını önlemek ve disiplini sağlamak üzerehakkında Askerî Ceza Kanununun 169. maddesine dayanılarak muvakkat tevkifişlemi uygulanan ve konulduğu disiplin cezaevinden tekrar kaçan sanık er,Akdeniz Bölge Komutanlığı Askerî Mahkemesi Askerî Savcılığının 25/8/1965 günlüve 965/714-216-56 sayılı iddianamesiyle ve Türk Ceza Kanununun 298. maddesininikinci fıkrası gereğince cezalandırılması istemiyle mahkemeye sevkedilmiş;1965/169 esas sayısını alan dâvanın duruşmasında, askerî savcı 169. maddeninAnayasa'ya aykırılığını ileri sürdüğünden Mahkeme bu iddianın ciddiliğikanısına vararak dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine ve duruşmanınbaşka bir güne bırakılmasına 14/10/1965 gününde karar vermiştir.
III-İTİRAZ KONUSU HÜKÜM
AskerîCeza Kanununun 169. maddesi şöyledir :
"Disiplinintemini için tevkif selâhiyeti :
"Madde169- 168 için madde hükümlerini bozmamak şartiyle, her mafevk emri altındaolmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veyaettirmeğe selâhiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhalmevkufun disiplin âmirine bildirilmelidir."
IV-MAHKEMENÎN DAYANDIĞI ANAYASA HÜKMÜ
Mahkemenin,gerekçesine dayanarak yaptığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 30. maddesininbirinci fıkrası şöyledir :
"Suçluluğuhakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmayı veya delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadiyle veya bunlar gibitutuklamayı zorunlu kılan ve kanunla gösterilen diğer hallerde hâkim kararîyletutuklanabilir. Tutukluluğun devamına karar verilebilmesi ayni şartlarabağlıdır."
V-İLK ÎNCELEME
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi gereğince 2/11/1965 gününde yapılan ilkincelemede Mahkemenin 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarıncagerekli belgeleri gönderdiği ve dosyada eksik bulunmadığı görüldüğünden işinesasının, iptali istenilen hükmün, Mahkemenin bakmakta bulunduğu dâvadauygulanacak bir hüküm olup olmadığı konusu ile birlikte incelenmesine oybirliğiile karar verilmiştir.
VI-ESASIN İNCELENMESİ
İtirazınesasına ilişkin rapor, Mahkemenin 20/10/1965 günlü ve 1965/375 sayılı yazısı veekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm dayanılan ve konuyuilgilendiren Anayasa hükümleri, bunların gerekçekleri ve bunlarla ilgili Meclisgörüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
l-Askerî Ceza Kanunu'nun 169. maddesinin Mahkemenin uygulayacağı hükümlerden olupolmadığının tartışılması
Esasınincelenmesine geçilirken 2/11/1965 günlü ara kararı gereğince Askerî CezaKanununun 169. maddesinin Akdeniz Bölge Komutanlığı Askerî Mahkemesininbakmakta bulunduğu 1965/169 esas sayılı dâvada uygulayacağı hükümlerden olupolmadığı görüşme konusu yapılmıştır. Anayasa'nın 151. maddesi mahkemelere,ancak bakmakta oldukları dâvalarda uygulayacakları hükümler dolayısiyle AnayasaMahkemesine başvurma yetkisini tanıdığı için önce bu sorunun çözümlenmesigerekir.
ÜyelerdenAsım Erkan, Fazıl Uluocak, Avni Givda ve Ahmet Akar "1632 sayılı AskerîCeza Kanununun 169. maddesinin Mahkemenin bakmakta bulunduğu dâvanın konusuolan" disiplin cezaevinden firar "suçu işlenmeden önce İskenderunDeniz Er Eğitim Merkez Komutanlığınca uygulanmış olduğunu esasen bu maddeninmahkemelerce değil, sadece üst'lerce uygulanabileceğini, sanık erin Türk CezaKanununun 298. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyleMahkemeye sevkedildiğini, bu maddenin bir suçtan dolayı kanun dairesindetutuklandıktan sonra kaçanların cezasını belirttiğini Mahkemenin sanığın sadecekanun dairesinde tevkif edilmiş olup olmadığını ve kaçma eyleminin ikincifıkrada yazılı şekillerde işlenip işlenmediğini araştırmak durumundabulunduğunu, Askerî Ceza Kanununun 169. maddesinin uygulanmasının söz konusuedilmiyeceğini şu hale göre de itirazın, Mahkemenin yetkisizliği yönünden reddigerektiğini" ileri sürmüşlerdir.
TürkCeza Kanununun 298. maddesinin uygulanabilmesi için tutuklanmanın bir suçtandolayı kanun dairesinde yapılıp yapılmadığının araştırılması gerekir. Olayda,tutuklama Askerî Ceza Kanununun 169. maddesine dayanılarak yapılmıştır.Mahkeme, Türk Ceza Kanununun 298. maddesini Askerî Ceza Kanununun 169.maddesiyle birlikte ele almak zorunluğundadır. Çünkü 298. maddenin tek başınauygulama yeri yoktur. Böyle oluncada 169. maddeyi, Mahkemece uygulanacakhükümler arasında saymak gerekir. Aksini düşünmek, uygulama kavramını sonderece daraltmak ve Anayasa'nın 151. maddesini güç işler bir duruma getirmekolacaktır. Bu nedenlerle çoğunluk, tartışma konusu görüşü benimsememiş veMahkemenin, Askerî Ceza Kanununun 169. maddesini itiraz yoliyle AnayasaMahkemesine getirmeğe yetkili bulunduğuna, Asım Erkan, Fazıl Uluocak, AvniGivda ve Ahmet Akar'ın muhalefetleriyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
2-İtiraz konusu hükme ilişkin bir dâvanın daha Önce reddedilmiş bulunmasındandoğan durumun tartışılması.
İtirazkonusu 169. madde, daha önce 1963/132 sayılı dâva dosyasiyle Mahkememizceincelenmiş ve hükmün Anayasa'ya aykırı bulunmadığı sonucuna varılarak dâvanınbu hükme yönelen bölümünün reddine 28/67 1966 gününde 1966/29 sayı ile kararverilmiştir.
Görüşmelerinbaşında Üyelerden Muhittin Gürün, 169. maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığıhakkında daha önce karar verilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesi kararlarınınkesinliğini ve bağlayıcılığını belirten Anayasa hükmü karşısında bu maddeninyeniden inceleme ve karar konusu olamıyacağını ileri sürmüştür.
Anayasa'nın152, maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları, karar tarihinde veeğer ayrıca yürürlük günü belirtilmişse o günde, iptal edilen hükümleriyürürlükten kaldırır.
Buyolla yürürlükten kaldırılmış olan hükümlerin de Anayasa Mahkemesince yenidenincelenmesi düşünülemez. Dâvanın veya itirazın reddi ile sonuçlanan kararlarınbirincilerden farklı nitelikte olduğu meydandadır. Bunlara konu olan hükümler,yürürlükte kalmış ve kararlar belirli durumlara ve şartlara dayanmaktabulunmuştur. Durumların ve şartların değişmesi halinde sonucun da değişikolması gerekir. Böyle bir değişmenin bulunup bulunmadığının da ancak incelemesonunda anlaşılabileceğinde şüphe yoktur. Kaldı ki incelenecek olan eski dâvave itiraz değil, yeni bir dâva veya itirazdır. Aksini düşünmek; bir kısımhükümleri imtiyazlı duruma getirmek; ilgililerin bunlar aleyhine dâva açmayetkilerini önlemek; hukukî görüşleri dondurup ebedileştirmek olur. Daimaileriyi ve ilerlemeyi hedef tutan Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının böyle birereği bulunduğu düşüncesini destekliyecek, doyurucu bir kanıtın ileri sürülmesimümkün değildir.
Şuduruma göre Askerî Ceza Kanununun 169. maddesine yöneltilmiş bir dâvanınevvelce reddedilmiş bulunmasının, ayni hükmün bu itiraz dolayısiyle yenidenincelenmesine engellik edemiyecegine Muhittin Gürün'ün muhalefetiyle veoyçokluğu ile karar verildikten sonra esasın görüşülmesine başlandı.
3-169. maddenin tartışılması
28/6/1966günlü ve 1963/132 1966/29 sayılı kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere:
AskerîCeza Kanununa göre disiplin cezasının verilmesinde, önce en yakın vegerektiğinde daha yükseği olmak üzere, ancak disiplin âmirleri yetkilidir.(Madde 170) Âmir olmayan üstlere bu yetki tanınmamıştır. Bununla birlikte daimave her yerde disiplin kurma ve koruma her rütbeliye düşen bir görevdir.(4/1/1961 günlü ve 211 sayılı Kanun Madde 75) Çünkü disiplinin, askerlikhizmetinde Ölüm, kalım derecesinde önemi vardır. İtiraz konusu madde işte bugörevin yerine getirilme şeklini göstermekte; askerlik disiplinini bozan birolayda üstlerin, emirleri altında bulunmayanlara doğrudan doğruya disiplincezası vermeğe yetkili olmayışlarından doğabilecek sakıncaları gidermektedirMaddenin işleyebilmesi için disiplinin sağlanmasının gerekli oluşu vemüdahalede böyle bir maksadın güdülüşü şarttır, "Disiplin sağlanmasıiçin" deyimi, hükmün ereğini ve kapsamını açıkça ve kesinlikleçizmektedir. Bu disiplini bozan eyleme, olayı gören bir üst'ün el koyması,eylemi durdurması ve disiplini yeniden kurması demek olup disiplin hukukukapsamına giren bir davranıştır ve Anayasa'nın 30. maddesinde kabul edilenkavramı içinde tutuklama ve yakalama ile hiçbir ilgisi yoktur. Hükmün, AskerîCeza Kanununun disiplin cezalarına ilişkin 2. kısmının ayni başlığı taşıyan 2.babı ...için yer alışı ve ceza hukuku kapsamına giren tutuklamanın 353 sayılıve 25/10/1963 günlü Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 1.kısım 10. bölümü ile düzenlenmekte oluşu da bu görüşü ayrıca desteklemektedir.Bilindiği üzere tutuklamaya ve yakalamaya ilişkin hükümlerin yeri, cezaKanunları değil, usul kanunlarıdır. Askerî disiplinin korunmasını sağlamak içinyapılacak tutuklamaların 353 sayılı Kanunun 71. maddesinin (c) bendi ve 69.maddesiyle düzenlenmiş ve yetkinin mahkemelere verilmiş bulunması ortaya itirazkonusu hükümle bir çelişme çıkarmış değildir. Çünkü 169. maddenin, yukarıda dabelirtildiği gibi, tutuklama ile ilgisi yoktur. Nitekim eski 22/5/1930 günlü ve1631 sayılı Askerî Mahkeme Usulü Kanununda da askerî disiplinin korunması içintutuklama hükmüne yer verilmiş ve bu konuda adlî âmirlere yetki tanınmışbulunuyordu (Sözü geçen kanun : Madde 105/1/C ve 104). 169. maddede"muvakkat tevkif, mevkuf" gibi hükmün ereğini aşan deyimlerin yeralışı, bunların sadece sözlük anlamları ile kullanılmış olmalarını aklagetirir. Aksini düşünmek kendini apaçık gösteren bir erek ve anlamı,sözcüklerin dar kalıbına göre biçime sokmak olur ki böyle bir tutum hukuktaolumlu, makul bir yol değildir. Eğer 169. maddenin niteliği ve kapsamıbakımından yanlış anlamlar ve uygulamalar olmuşsa, böyle bir durumun, hükmüngerçek anlam ve kapsamım değiştirmesi düşünülemez.
Özetlenecekolursa : 169. maddenin Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur; itirazın reddigerekir. Üyelerden Asım Erkan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve MuhittinGürün bu görüşe, İhsan Keçecioğlu ve Muhittin Taylan da gerekçeyekatılmamışlardır.
VII-S O N U Ç
AskerîCeza Kanununun 169. maddesi Anayasa'ya aykırı bulunmadığından itirazın reddineÜyelerden Asını Erkan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve MuhittinGürün'ün muhalefetleriyle ve oy çokluğu iie 28/6/1966 gününde Anayasa'nın 151.ve 152 maddeleri gereğince karar verildi.
Başkan
Lütfi Akadlı
Üye
Asım Erkan
Üye
İbrahim Senil
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Lütfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
l-Askerlik görevini ifa etmekte olan bir er, kıt'asından kaçarak Askeri CezaKanununun 66 ncı maddesindeki firar suçunu islemiş, garnizonunun bulunduğuİl'den başka bir İl'de yakalanıp görevli Askerî Mahkemeye sevkedilmek üzeregarnizonunun bulunduğu İskenderun Deniz er eğitim Merkez Komutanıhğı DisiplinSubayına teslim edilmiştir.
DisiplinSubayı, Askerî Ceza Kanununun 169 uncu maddesi uyarınca muvakkaten tevkifederek tutukluların konduğu odaya koymuş, bir süre sonra firar sanığı er konduğuodadan geceleyin kaçmıştır.
Sanıker hakkında Askerî Savcı tarafından düzenlenen iddianame ile Türk CezaKanununun 298-2 nci maddesiyle duruşması yapılmak üzere görevli AskerîMahkemeye sevkedilmiştir.
Duruşmasırasında Askerî Savcı, Askeri Ceza Kanununun 169 uncu maddesinin Anayasayaaykırılığını ileri sürmüş bu isteğin ciddi olduğu kanısında bulunan mahkeme deitiraz yoluyla sözü geçen maddenin iptalini istemiştir.
Mahkemelerancak, Anayasa'nın 151 inci ve 44 sayılı kanunun 27 nci maddeleri uyarınca, bakılmaktaolan dâvada uygulanacak kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı görürler veya buyoldaki isteğin ciddî olduğuna kanî olurlarsa o kanun hükmünün iptali içinAnayasa Mahkemesine başvurabilirler.
İptaliistenen 169 uncu madde, bakılmakta olan dâvada uygulanacak kanun hükmünü ihtivaetmemektedir.
TürkCeza Kanununun 298 inci maddesinin ihtiva ettiği, bir kimse bir suçtan dolayıkanun dairesinde tevkif olunduktan sonra kaçarsa, ibaresindeki (Kanun dairesinde)unsurunun bulunup bulunmadığı araştırılırken Askerî Mahkemeler Kuruluşu veYargılama usulü Hakkındaki 353 sayılı kanunun tutuklamaya taallûk edenmaddeleri,
AskerîHâkimler ve Askerî Savcılar Hakkındaki 357 sayılı Kanun Hükümleri ve bu meyandaAskerî Ceza Kanununun 169 uncu maddesi mahkemece incelenecektir.
Mahkeme,bakmakta olduğu dâvada uygulayacağı kanun hükmünün iptalini istiyebilir. O dâvamünasebetiyle incelemek zorunda kaldığı kanun hükümlerinin iptalini istemeyeyetkisi bulunmamaktadır.
Yetkisizlikyönünden dâvanın reddi gerekeceği düşüncesindeyim.
2-1930 yılından beri yürürlükte bulunan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunununu,Askerî Suç ve Cezalarından başka Disiplin ve Suç Cezalarını da ihtiva etmekteidi.
DisiplinSuçlarına, disiplin âmirleri tarafından cezalar uygulanıyordu.
334sayılı Anayasa'nın 138 inci maddesindeki, Askerî Yargı, Askerî Mahkemeler veDisiplin Mahkemeleri tarafından yürütülür. Hükmünün gereği yerine getirilmeküzere, disiplin mahkemeleri kuruluşu, yaralama usulü ve disiplin suç vecezaları hakkındaki 477 sayılı kanun çıkarıldı.
AskerîCeza Kanunundaki disiplin suç ve cezaları yeni kanuna aktarıldı.
Konumuzolan Askerî Ceza Kanununun 169 uncu maddesi, disiplin takibine taallûk ettiğihalde sözü geçen 477 sayılı kanuna alınmadı.
169uncu madde aynen şöyledir :
Disiplinintemini için tevkif selâhiyeti
Madde: 169- 168 inci madde hükümlerini bozmamak şartiyle her mafevk emri altındaolmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeye veyaettirmeye selâhiyetlidir. Ancak, bu tevkif keyfiyeti gün ve saati ile derhalmevkufun disiplin âmirine bildirilmelidir.
Anayasa'nın138 inci Maddesi ise Askerî yargının, Askerî Mahkemeler ve Disiplin Mahkemeleritarafından yürütüleceği hükmünü ihtiva etmektedir.
Buiki kanun hükmü karşılaştırıldığında 169 uncu maddenin, Anayasa'nın 138 incimaddesi hükmüne aykırı olduğu açıkça görülür.
Busebeple bu maddenin iptali gerekir.
Birüst rütbelinin, emri altında olmayan ast'ı, disipline aykırı durumda gördüğündeonu velevki muvakkat olsun tevkif etmeye veya tevkif ettirmeye tevessül etmesihalinde, o astın, tanımadığı üstün müdahalesine karşı koyması gibi daha vahimihtilatlara yol açması ihtimaline binaen üst rütbelinin, emri altında olmayanast'lara disiplin takibi bakımından müdahalede bulunmamaları askerlik disipliniyönünden daha hayırlı olur.
Subayların,mensup oldukları garnizonlarında bir takım görev ve yetkileri vardır. Çalışmasaatleri içinde görevlerini ifa ve gerektikçe yetkilerini icra ederler.
Subayların,mensup oldukları garnizonlarda bir takım görev ve yetkilerini icra ederler.
Çalışmasaatleri sonunda dinlenmeleri için tamemen serbest kalmaları lâzımdır.
Subayların,her yerde her zaman her hangi astın disiplin durumunu kontrol etmekle görevlibulunmaları devamlı huzursuzluklarını mucip olur.
Subayları,belli görevlerinin dışında sınırsız olan böyle yükümlerden azade tutmak herbakımdan faydalı olur.
Buyönlerden de subaylara, emirleri altında olmayan ast'lar üzerinde disiplinbakımından görev ve yetki tanımamak isabetlidir.
Busebeplere binaen çoğunluğun kararına muhalifiz.
2sayılı kısma katılıyorum.
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Asım Erkan
MUHALEFETŞERHİ
Herüste emri altında olmayan asker kişiyi disiplinin temini için (muvakkat olaraktevkif etme veya ettirme) yetkisini tanıyan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun169. maddesi hükmünün Anayasa'nın 30. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerekiptali istenmiştir.
Kararyerinde iptal konusu hüküm, disiplini bozan bir eylemde âmir olmayan üstlerindoğrudan doğruya disiplin cezası vermeğe yetkili olmayışlarından doğansakıncaları gidermek ve disiplini sağlamak amacı ile konulmuş olup disiplinhukuku kapsamına giren bu işlemin Anayasa'nın 30. maddesinde kabul edilenkavram içinde tutuklama ve yakalama ile hiç bir ilgisi bulunmadığı, bu hükmünAskeri Ceza Kanununun disiplin cezalarına ilişkin bölümünde yer alışının veCeza Hukuku kapsamına giren tutuklama ve yakalamanın ise askerî mahkemelerinKuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 353 sayılı Kanunla düzenlenmişoluşunun da bu görüşü destekler durumda olduğu gerekçesine dayanılarak itirazınreddi cihetine gidildiği görülmektedir.
Herşeyden önce usule ilişkin olan bu hükmün Askerî Ceza Kanunun da yer almışolması, niteliğini belli etmekte bir ölçü olamaz.
Gerçiiptal konusu madde metninde (muvakkat olarak tevkif) den söz edilmiş ise de :Metne aynı zamanda disiplini bozan eyleme elkoyan ve ceza verme yetkisibulunmayan âmir olmayan üstün durumu gün ve saati ile derhal disiplin âmirinebildirmek mecburiyetinin konmuş bulunması, bu işlemin geçici bir tedbirniteliğinde olduğunu açıkça göstermektedir. Çünkü bundan sonra disiplin âmiriyetkisini kullanacaktır. Böyle olunca buradaki (tevkif) deyiminin anlamı,Anayasa'nın 30. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve hâkim kararınadayanması gereken (tutuklama) olmayıp aynı maddenin ikinci fıkrasındabelirtilen (yakalama) niteliğinde bulunduğu kolayca anlaşlıır. Bu sebeple deAnayasa' ya aykırılık iddiasını bu açıdan incelemek gerekir.
Anayasa'nın30. madesinin ikinci fıkrasında (yakalama ancak suç üstü halinde veyagecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir, bunun şartlarını kanungösterir.) denilmektedir.
İptaliistenen 169. madde hükmü, yukarıda açıklanan her iki hali de kapsamınaalabilecek niteliktedir. Disiplini bozan eylemlere çoğunlukla suç üstü olarakel konulabileceği gibi askerî disiplinin sağlanmasının gecikmesinden doğansakıncanın da giderilmesi amacının her zaman gözönünde bulundurulmasıgerektiğinde tereddüt edilemez.
Yakalamabir tutuklama olmadığını ve şartlarını belli etmek Kanuna bırakılmışbulunduğuna göre itirazın yukarıda anılan gerekçe ile reddî gerekir. Bunedenlerle çoğunluk görüşüne muhalifiz.
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Muhittin Taylan
MUHALEFETŞERHİ
Mahkemenin28/6/1966 günlü ve esas 1963/132 karar, 1966/29 sayılı kararında da bahiskonusu olan ayni maddenin Anayasa'ya aykırı bulunduğuna dair mezkûr karardagöstermiş olduğum sebepler dolayısiyle itiraz olunan 169 uncu maddenin iptaligerektiği kanısındayım.
Üye
Celalettin Kuralmen
MUHALEFETŞERHİ
Yukarıdakikarara iki yönden katılmamaktayım :
l-Yargılamada tutulan usul:
Mahkememizinbu kararında, Akdeniz Bölge Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 1632 sayılı AskerîCeza Kanununun 169. madesinin Anayasa'nın 30. maddesindeki kurallara aykırıolduğu yolundaki itirazı incelenerek madde hükmünün Anayasa'ya aykırı bir yönübulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Halbukidaha Önce açılmış olan ve ayni gerekçeye dayanan bir iptal dâvası üzerine sözkonusu 169. maddenin Anayasa'nın 30. maddesine aykırı bulunmadığına 28/6/1966gününde 1963/132 Esas, 1966/29 Karar sayısiyle ve çoğunlukla karar verilmişbulunmaktadır.
Buduruma göre Mahkememizce bu dosya üzerinden yeniden inceleme yapılmayarak veişin esası hakkında yeni bir karar verilemiyerek, daha evvelki karardan bahisle(yeni bir karar verilmesine yer olmadığı) yolunda karar verilmesi gerekirdi.
Bukonudaki düşüncelerim, 26/12/1962 günlü ve 1962/223-122 sayılı ve 28/6/1966günlü ve 1963/132-1966/29 sayılı kararlara ait muhalefet şarhlerimde genişsurette açıklanmış olup o yazılarda belirttiğim sebeplerle bu kararda uygulananusule de muhalifim.
2-İstemin esası:
1632sayılı Askerî Ceza Kanununun 169. maddesi hükmünün Anayasa'nın 14. ve 30.maddelerine aykırı bulunduğu, daha Önce, 28/6/1966 günlü ve 1963/132-1966/29sayılı Anayasa Mahkemesi kararına ait muhalefet şerhimde açıklanmış bulunduğundanorada yazılı sebeplerle madde hükmünün iptali gerekmektedir.
Buyüzden kararın esasına da muhalifim.
Üye
Muhittin Taylan