ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1966/14
Karar No.:1966/36
Karar tarihi:21/9/1966
Resmi Gazete tarih/sayı:13.2.1967/12526
İtirazeden mahkeme : Yenice Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu : Yenice Sulh Ceza Mahkemesi 6831 sayılı Orman Kanununun 108 incimaddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kime ait olursa olsun"ibaresinin Anayasa'nın 10 uncu maddesinin ikinci, 33 üncü maddesinin son ve 36ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırılığı kanısı ile Mahkememizebaşvurmuştur.
Olay:
Devletormanından izinsiz yaş çam ağacı keserek kamyonla taşımak suçundan OrmanKanununun 91 ve 108 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları isteğinikapsayan iddianame ile Yenice Sulh Ceza Mahkemesine verilen iki sanığınyargılanması sonunda, Mahkeme; 6831 sayılı Orman Kanununun kaçak ormanmallarının taşınmasında kullanılan taşıtların zor alımını öngören 108 incimaddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "kime ait olursa olsun"ibaresinin Anayasa'nın 10/2, 33/son ve 36/1 maddelerine aykırı olduğunu ilerisürerek Anayasa Mahkemesince yapılacak inceleme sonucuna kadar dâvanın geribırakılmasına 8/2/1966 gününde karar vermiştir.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 9/9/1965 ve 8/3/1966 günlerindeyapılan ilk incelemelerde görülen eksikliklerin tamamlanması için dosya geriçevrilmiş ve 14/6/1966 gününde yapılan incelemede eksikliğin giderilmesianlaşıldığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.
İtirazınesasına ilişkin rapor, Mahkemenin gönderdiği yazı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen kanun hükmü, konu ile ilgili Anayasa hükümleri,bunların gerekçeleri ve Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
6831sayılı Orman Kanununun 108 inci maddesi;
İtirazınkonusu hüküm:
"Madde108- Bu kanun hükümlerine göre müsaderesine hükmolunacak, orman mallarınınkanunsuz olarak kesildiğini, taşındığım veya toplandığını bildiği halde satınalanlar, taşıyanlar, biçenler, kabul edenler, kullananlar veya gizleyenler 3aya kadar hapis ve 50 liradan 200 liraya kadar ağır para cezası ilecezalandırılırlar.
Birincifıkrada yazılı fiillerin, ticarethane sahibi olsun olmasın bilûmum hasep maddeticaretiyle iştigal eden kimseler tarafından ikaı halinde l seneden 5 seneyekadar hapis ve 1000 liradan 10000 liraya kadar ağır para cezası ilecezalandırılırlar.
Suçmevzuu kaçak orman mahsulünün kıymeti hafif ise ikinci fıkradaki cezalaryarısına indirilerek, fahiş ise bir misline çıkarılarak hükmolunur.
Kaçakorman mallarının taşınmasında kullanılan canlı ve cansız bütün nakil vasıtalarıkime ait olursa olsun idarece zapt ve mahkemelerce müsaderesine hükmolunur.
Ancakçiftçi köylü olup köyde sakin bulunduğu ve ziraat işlerinde kullanılan vekendilerine ait bulunan vasıtalarla bizzat nakliyat yaptığı anlaşılanların,(at, kısrak, katır, merkep, öküz, inek, manda) ile kağnı araba ve koşumlarıhakkında müsadere hükmü tatbik olunmaz.
Mükerrirlerbu hükümden faydalanmazlar.
Bumallar müsadereye tabi olmayan vasıtalarla taşıyan veva taşıtanlardan birincifıkrada yazılı cezadan maada ayrıca odunun beher kentali veya kesri için 5lira, kömürün beher kentali veya kesri için 25 lira, tomruk veya kerestenin behermetreküpü veya kesri için 100 lira para cezası alınır."
(Bumaddenin 5., 6. ve 7 nci fıkralarının Anayasa'ya aykırılığı nedeni ileiptallerine Mahkememizin 19/4/1966 günlü ve 1966/1 esas ve 1966/21 kararsayısiyle karar verilmiştir.
Mahkemenindayandığı Anayasa maddeleri :
"Madde10- Herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmiz, vazgeçilmez temel hak vehürriyetlere sahiptir.
Devletkişinin temel hak ve hürriyetini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devletiİlkeleri ile bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasi, iktisadî ve sosyal bütünengelleri kaldırır; insanın maddi ve mânevi varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlar."
"Madde33- Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiildendolayı cezalandırılamaz.
Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseyesuç işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır cezaverilemez.
Kimsekendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucunu doğuracakbeyanda bulunmağa veya bu yolda delil göstermeğe zorlanamaz.
Cezasorumluluğu şahsidir.
Genelmüsadere cezası konulamaz."
"Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Buhaklar ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
Mahkeme,6831 sayılı Kanunun 108 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve işlenensuçla ilgisi bulunmayan kişileri de hedef tutan "kime ait olursaolsun" hükmünün Anayasa'nın yukarıda gösterilen maddelerine aykırı olduğukanısındadır.
Anılanhükmün, maddeye konulmasının nedenleri gerek Hükümet gerekçesinde gerekse TarımKomisyonu ile Geçici Komisyon raporlarında açıklanmamıştır.
6831sayılı Kanundan önce yürürlükte bulunan 3116 sayılı Kanunun 120 nci maddesineT. C. Kanununun 36/1 inci maddesinde muvazi olarak "müsadere olunacakmalları taşıyan vasıtalar dahi suçta methali olmayan kimselere ait olmamakşartı ile zabıt ve müsadere olunur." hükmü konulmuştur. Bu sınırlı hüküm,üçüncü kişilere ait olup suçta kullanılan taşıtların zor alımını olanaksızkılıyordu. Bu yüzden, maddenin değiştirilmesi zorunluğu duyulmuş 5/4/1950 günlüve 5653 sayılı Kanunla ve mevcut cezai hükümlerin yetersiz ve tesirsiz oluşlarıyüzünden orman suçlarının ve tabiatiyle orman tahribatının çoğaldığı gerekçesiile 120 nci madde değiştirilerek kaçak orman mallarının taşınmasında kullanılanaraçların kime ait olursa olsun zoralımı esası kabul edilmiştir.
Gerçektenbüyük çaptaki kaçak orman malları kamyon ve motor gibi araçlarla taşındığıhalde bu araçlardan üçüncü kişilere ait olanlarının zoralımı yolunagidilmemesi, orman suçlarının çoğalmasına ve ormanların alabildiğine tahripedilmesine yol açtığı için öteki ceza hükümleri ile birlikte 120 nci madde deT. C. Kanununun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında ifadesini bulan kuraldanayrılmak suretiyle değiştirilmiş ve aynı hüküm yürürlükte bulunan 6831 sayılıKanunun 108 inci maddesine de konulmuştur.
Budüşüncelerle benzeri bir hüküm de 1918 sayılı Kanunun 47 nci maddesinde yeralmıştır.
İtirazınAnayasa hükümleri açısından tartışılması :
l-Esasın incelenmesine geçilmeden önce, itiraz konusu hükmün niteliği üzerindedurulması gerekir. Çünkü, itiraz konusu "kime ait olursa olsun"hükmünün de yer aldığı dördüncü fıkra, bir ceza hükmü değilse itirazAnayasa'nın 33 üncü maddesi yönünden dayanaksız kalacaktır.
Zoralımın,ceza mı, tedbir mi olduğu konusundaki bilimsel tartışmalar bir yanabırakılırsa, suçta kullanılan eşyanın zoralımı, genellikle ceza olaraknitelendirilmektedir. Genel zoralım yasağının Anayasa'nın 33 üncü maddesinekonulmuş ve zoralım için bu maddede "ceza" deyiminin kullanılmışolması da bu görüşü desteklemektedir.
Mahkeme,zoralım cezasının değil, bu cezanın suçla ilgisi bulunmayan kişilereuygulanmasını öngören hükmün Anayasa'nın 33 üncü maddesine aykırı olduğukanısındadır. Aykırılık görüşü bu temele dayandığına göre, konunun önce buyönden tartışılması gerekir. Gerekçede, Anayasa'nın 33 üncü maddesinin sonfıkrasından söz edilmektedir. Bu fıkra ile genel zoralım cezası yasaklanmıştır.İtiraz konusu fıkrada yer alan zoralım, genel zoralım cezası değildir.Gerekçenin tümü incelenince, aykırılık görüşünün son fıkradan bir öncekifıkraya konulan "ceza sorumluluğu şahsidir" kuralına dayandığıanlaşılmaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği Ceza Hukukunun temelkurallarındandır. Bu kural, bilim alanında "cezaların yalnız suçişleyenlerle ortakları hakkında uygulanması." başka bir deyimle"herkesin, ancak kendi eyleminden sorumlu tutulabileceği, suç işlemedikçe,ya da işlenmesine katılmadıkça kimseye ceza sorumluluğuyükletilemiyeceği." şeklinde tanımlanmaktadır. Bu kural, tam birkesinlikle uygulanacak olursa, itiraz konusu hükmün Anayasa'ya aykırılığı önesürülebilir. Lâkin sosyal düzen ve toplum yararı amacı ile genel kurala istisnateşkil eden hükümler konulması zorunluğu meydana çıkmış ve bunun gerekli olduğudoktrinde de kabul edilmiştir. Kanunlarımızda yer almış bulunan bazı cezahükümleri bu düşünceye göre düzenlenmiştir. (Örneğin T. C. Kanunu madde 60.1918 sayılı kanun değişik madde 35/2. "kaçakçılık suçunu işlememiş veyabuna katılmamış olan bir kimsenin suçta kullanılan aracının zoralımı gibi"1918 sayılı kanun, madde 47.)
Burada,bir kimsenin eyleminden dolayı diğer bir kimseye ceza sorumluluğu yükletiliyorgibi görülmekte ise de, gerçekte, sorumluluğun hukuki nedeni sorumlu tutulanınkendi kusuruna dayanmaktadır. Bu kusur, yükümlü olduğu dikkat ve itinayıgöstererek yasak eylemin işlenmesine engel olmamaktan doğmakta ve böylecesorumlu tutulan kimsenin davranışı ile meydana gelen sonuç arasında sebebiyetilgisi de (İlliyet rabıtası) kurulmuş olmaktadır. Söz konusu hükme yöneltilenAnayasa'ya aykırılık itirazının da bu hukuki esas açısından incelenmesigerekir.
6831sayılı kanunun 27 nci maddesinin son fıkrasında "damgasız ve nakliyesizorman mahsulleri kaçak sayılır." denilmekte, inceleme konusu hükmün de yeraldığı 108 inci maddenin dördüncü fıkrası ile kaçak orman mallarınıntaşınmasında kullanılan araçların zoralımı emredilmektedir. Kanunu bilen veya"kanunu bilmemek mazeret sayılmaz" kuralı uyarınra bilindiği farzolunan kimse, aracının kaçak orman mallarının taşınmasında kullanılmaması içingereken dikkat ve itinayı göstermekle yükümlüdür. Bu yükümü yerine getirmeyenaraç sahibi yasak eylem işlendiği takdirde, kusurlu sayılmalı, aracın hizmettekullanılan adam eliyle çalıştırılması, yükümünü ortadan kaldırmayacağı için,kusurlu davranışın bir sonucu olan zoralım cezası uygulanmalıdır. Cezasorumluluğu, anılan hukuki esas uyarınca kaçak malların bilerek taşınmasıhalinde söz konusu olabileceğinden, aracın çalınması, zor kullanılarak elegeçirilmesi, taşıyanın gerçek bir yanılmaya düşürülmesi gibi kusurungerçekleşmediği hallerde zoralım cezasının uygulanmayacağı tabiidir.
İtirazkonusu hüküm, bu nedenlerle Anayasa'nın 33 üncü maddesinde belirtilen cezalarınşahsiliği kuralına aykırı değildir.
2-Mahkeme, itiraz konusu hükmün Anayasa'nın temel haklar ve ödevler kısmınıngenel hükümler bölümünde yer alan 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına aykırıolduğunu iddia etmektedir. Bu konudaki aykırılık görüşü de Anayasa'nın 33 üncümaddesi için öne sürülen gerekçeye bağlanmıştır. Bu gerekçe geçerli olsaydı,itiraz edilen hükmün, önce Anayasa'nın 33 üncü maddesi yönünden iptaligerekirdi. Halbuki anılan hükmün 33 üncü maddeye aykırı olmadığı az önceaçıklanmış ve böylece aykırılık görüşünün dayanağı ortadan kalkmıştır. Bununlabirlikte Mahkememiz, gösterilen gerekçe ile bağlı olmadığından, itiraz konusuhükmün, Anayasa'ya aykırı olup olmadığı ayrıca incelenmiştir.
Devletin,temel hak ve hürriyetleri gerçekleştirmek, bu hakları demokratik düzenlebağdaşmıyacak surette sınırlayan engelleri kaldırmak, kişinin maddi ve mânevivarlığını geliştirmek için ödevler yüklenmesi nasıl bir Anayasa hükmü ise, yineAnayasa'da düzenlenen temel kurallarla sınırlı olmak ve bir kanunda yer almakşartı ile, yasaklar, cezalar ve ceza tedbirleri konulması ve böylece ferthuzurunun ve toplum yararının korunması da bir Anayasa hükmüdür (Anayasa madde12/1., 14., 33., 36/2., 131.).
Ohalde Anayasa kurallarının sınırlarını aşmayan bir ceza hükmü karşısındakişinin temel hak ve hürriyetlerinin dokunulmazlığı ve kısıtlanmazlığısavunulamaz. İtiraz konusu hüküm, bu temel kurallara uygun olduğundan ve yasayakonulması ile toplum yararının korunması amacı güdüldüğüne göre Anayasa'nın 10uncu maddesinin ikinci fıkrasınada aykırı değildir.
Aksinedüşüncenin savunulması yasağa aykırı davranan kimselere toplum zararına,sınırsız hürriyetler tanımak ve Devletin ceza koyma yetkisini sınırlamakanlamına gelir ki Anayasa'mız hiç bir hükmü ile böyle bir düşünceye yervermemiştir.
3-Mahkeme, inceleme konusu hükmün Anayasa'nın 36 ncı maddesinin birinci fıkrasıile tanınan mülkiyet hakkını da zedelediği görüşündedir. Maddeyi sadece bufıkra ile değil, tümü ile birlikte incelemek ve maddeye ona göre anlam vermekgerekir. Mülkiyet hakkı, Anayasa' mızda, toplum yararı bir tarafa bırakılmaksuretiyle istenildiği gibi kullanılabilen bir hak olarak tanınmış değildir.Nitekim, anılan maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde, bu hakkın kamuyararı amaciyle sınırlanabileceği, ikinci cümlesinde de, mülkiyet hakkınınkullanılmasının, toplum yararına aykırı olamıyacağı açıklanmıştır. Bir taşıtınkaçak orman mallarının taşınmasında kullanılmasının toplum yararına aykırıolduğunda kimsenin şüphesi olmamak gerekir.
Öteyandan ormanların yurt ölçüsünde taşıdığı önem, ormanların korunması,genişletilmesi ve işletilmesiyle ilgili hükümlerin Anayasa'da düzenlenmesinigerektirmiştir.
Anayasa'nın131 inci maddesinde, ormanların korunması, ormanlık sahaların genişletilmesiiçin kanunlar konulması, tedbirler alınması, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilmemesi emrolunmuştur. Devletin ormanlarıntahribine veya tamamen yok edilmesine yol açan bütün eylem ve işlemleri Önlemekiçin kanunlar çıkarması, tedbirler alması, tedbirlere ve yasaklara uymayanlariçin ceza müeyyideleri koyması bir Anayasa ödevidir. İtiraz konusu hükmünAnayasa'nın anılan hükümlerinin sözüne ve özüne uygun olduğunda da tereddütedilemez.
Açıklamalarıntümü özetlenirse, itiraz konusu hüküm, Anayasa'nın 10 uncu maddesinin ikinci,33 üncü maddesinin beşinci ve 36 ncı maddesinin birinci fıkrasına aykırıdeğildir.
Bunedenlerle itiraz reddedilmelidir.
Sonuç:
6831sayılı Orman Kanununun 108 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan"kime ait olursa olsun" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın reddine 21/9/1966 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
İbrahim Senil
Üye
Şemsettin Akçoğlu
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş