ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1966/21
Karar No:1968/26
Karar tarihi:19/6/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:24.12.1969/13382
İtirazeden mahkeme : Çivril Tapulama Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 7.56 sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c. bendinde yer alan vezilyedliğin en az on yıl süre ile devam etmiş bulunmasını öngören hükmün Anayasa'nın40. maddesindeki sözleşme hürriyeti ilkesine aykırı bulunduğu öne sürülerekiptal olunması isteminden ibarettir.
I-OLAY :
Dâvâlının,tapu kütüğünde murisi üzerinde kayıtlı taşınmazı 11/11/1955 günlü senetledavacıya sattığım, senedin doğru olduğunu ve o tarihte de bu yerin zilyedliğinidavacıya devrettiğini kabul ettiği davacı da bu yeri İyi niyetle satın alarak otarihtenberi mâlik sıfatiyle elinde bulundurduğu halde kadastro tespitisırasında söz konusu taşınmazın davacı adına tescili istemine itiraz ederek,kadastro tespiti tarihi olan 9/8/1963 tarihine kadar 10 yıllık zilyedlik süresidolmadığından 766 sayılı Kanunun 32. maddesinin c bendi hükmünün bu tescileimkân vermediğini ileri sürmesi üzerine mahkemece bu bendde yer alan 10 yıllıkziyedlik şartının Anayasa'nın 40. maddesindeki sözleşme hürriyeti ilkesineaykırılığından bahisle bu şartın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasınave Anayasa Mahkemesince karar verilmesine değin dâvanın geri bırakılmasınakarar verilmiştir.
III-METİNLER:
l-İptali istenen hüküm:
28/6/1966günlü ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c bendi hükmü şöyledir:
"Madde32- Gayrimenkul tapuda kayıtlı ise :
...............................................
c -Kayıtlı sahibi veya mirasçılardan başkası zilyed bulunuyorsa, zilyed kayıtsahibinden veya mirasçılarından veyahut bunların mümessillerinden gayrı-resmîsurette temellük ettiğini, bunların beyanı veya herhangi bir belge ile veyabilirkişi veyahut şahit sözleriyle tevsik ettiği ve ayrıca en az on senemüddetle zilyed bulunduğu takdirde zilyed adına tesbit olunur.
................................................."
2-İptal işleminin dayandırıldığı Anayasa hükmü :
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.
..............................................
Kanun,bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amaciyle sınırlayabilir. ......."
IV-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 21/9/1966 gününde yapılan ilkinceleme dosyada eksiklik olmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiile karar verilmiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen hüküm itirazın dayandığı, Anayasa hükmü ve bunlarailişkin gerekçelerle yasama meclisleri görüşme tutanakları okunduktan sonragereği görüşülüp düşünüldü :
4Ekim 1926 gününde yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Medenî Kanununun 633. ve 634.maddeleri taşınmaz mal mülkiyetinin kazanılması ve başkasına geçirilmesi içinsözleşmelerin, resmî şekilde yapılarak tapu siciline kaydedilmiş olmasını şartsaymış ve buna uygun olmayarak yapılan sözleşmelerin geçerli olmadığı kuralınıkoymuştur.
Buhükümlerin, sözleşme hürriyetini sınırladığı şüphesizdir. Ancak sözleşmelerinbu yolda şekle bağlı tutulmalarının bu hürriyetin özüne dokunan bir niteliktaşımadığı da ortadadır. Zira bu şekillere uyulmak şartiyle herkes taşınmaz malalım satımı alanında da istediği gibi sözleşme yapmak olanaklarına sahiptir; vebu şekil şartlarının, mülkiyet hakkının serbestçe kullanılmasına ciddî şekildeengel teşkil edecek bir niteliği de yoktur.
Öteyandan taşınmaz malların Devlet düzenindeki yeri ve hukuki sosyal ve siyasalalandaki önemi gözönüne alınacak olursa, bunun kazanılmasının vekaybedilmesinin açık seçik esaslara bağlanarak bu yüzden doğacak çekişme veuyuşmazlıkların önlenmesinde kamu kararı ve kamu düzeninin korunması amacınınbulunduğu da şüphesizdir.
Anayasa'nınsözleşme hürriyeti ilkesini koyan 40. maddesi; bu hürriyetin kamu yararıamacıyla sınırlanmasına izin vermiş ve Anayasa'nın 11. maddesi de, temel hak vehürriyetlerin, özüne dokunulmamak şartiyle, kamu yararı ve kamu düzeniningerektirmesi halinde sınırlanabileceği ilkesini kabul etmiştir.
Buduruma ve yukarıdaki açıklamalara göre taşınmaz mal mülkiyetine etki yapacaksözleşmelerin Medenî Kanunda öngörülmüş bulunan şekle bağlı tutulmasındaAnayasa'nın 40. maddesine aykırı bir yön yoktur.
766sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c bendi de, yurdumuzdaki taşınmaz maltasarrufunda, çeşitli sosyal ve ekonomik nedenlerin etkisiyle Medenî Kanununöngörüldüğü düzenden uzaklaşıldığı ve tapu kütüklerinin tam bir surettekurulamadığı gerçeğini gözönüne alarak bu fiilî durumun bir an öncetasfiyesiyle Medenî Kanunun ereğine ulaşabilmeyi sağlamak için ve bir defayamahsus olmak üzere, Medenî Kanundaki şekil şartına, kamu yararı ve kamu düzenidüşüncesiyle bir istisna koymuş ve tapulu taşınmazlardan tapu kütüğünegeçirilmeden yapılan sözleşmelerle el değiştirmiş bulunanların da, tapulamaişlemleri dolayısiyle zilyedleri adına tescil olunmasını kabul etmiştir. Ancakasıl kural olan resmî şekilden bu suretle ayrılırken, de yine kamu kararı vekamu düzeni gereği olmak üzere yeni bir takım kayıt ve şartları öngörmüştür.İşte bu kayıt ve şartlardan birisi de taşınmaza mâlik olduğunu iddia eden kimseninen az on yıldan beri zilyed bulunmasıdır.
MedenîKanunun hükümlerine göre taşınmaz mal mülkiyetine ilişkin sözleşmelerin geçerliolması için tapuya tescil (Resmî şekil) şartının aranması, Anayasa'nın 40.maddesindeki sözleşme hürriyetine aykırı olmadığı gibi, 766 sayılı TapulamaKanununun 32. maddesinin c bendinde yer alan ve Medenî Kanundaki resmî^ şeklibir defaya mahsus olmak üzere, aramıyarak özel sözleşmeye daha çok değer verenve fakat ayrıca en az on yıllık bir zilyedlik süresinin geçmesini öngörenhükümde de Anayasa'ya aykırılık yoktur. Tersine bu hükmün, özel sözleşmeye debir değer vermiş olması bakımından Anayasa'nın 40. maddesindeki ilkeye dahayaklaşan bir niteliğe sahip olduğu söylenebilir.
Konununincelenmesi gereken diğer bir yönü de, tapulu taşınmazların, 766 sayılıTapulama Kanununun 32. maddesinin c bendinde yazılı nedenlerle ve MedenîKanundaki şekillere uymaksızın el değiştirmelerinin kabul edilmiş olmasınınAnayasa'ya uygun olup olmadığıdır.
Anayasa36. maddesi ile, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamuyaran amacıyla kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkının kullanılmasınıntoplum yararına aykırı olmıyacağı kurallarını belirtmiş olmakla birlikte buhaklan kazanılması veya kaybedilmesi şekli ve şartlan hakkında herhangi birilke koymuş değildir. Buna göre kanun koyucu, mülkiyet hakkı ile ilgilihükümleri, Anayasa'nın Cumhuriyetin niteliklerini belirten 2. maddesinde yeralan ilkelerle ve özellikle insan haklariyle ve demokratik, lâik ve sosyalhukuk devleti prensipleriyle bağdaşır biçimde düzenlemek durumundadır.
Gerekkonuyu genel nitelikte düzenlemiş olan Medenî Kanunun sözü edilen hükümlerinde,gerekse kamu yararı ve kamu düzeninin zorunlu kılması nedeniyle ve bir defayamahsus olmak üzere, 766 sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c bendinin enaz on yil zilyedlik şartını koyan ve ayrık bir nitelik taşıyan hükmündeAnayasa'nın sözü edilen ilkelerine aykırı bir yön bulunmadığı meydandadır.
Öteyandan Anaysa Mahkemesinin 18, 19/6/1968 günlü ve 1966/19 -1968/25 sayılıkararından da anlaşılacağı üzere, başka bir dâva dolayısiyle yapılan incelemedesöz konusu bend hükmünün tümünün Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna oyçokluğuile varılmış ve o kararda belirtilen düşünce ve görüşler bu işte de geçerlibulunmuş olduğundan bu dosyadaki itiraz, sadece itirazcı mahkemenin gerekçesibakımından ele alınarak o açıdan sonuca bağlanmıştır.
Bunedenlerle 766 sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c bendinde yer alan vetapulu taşınmazın, serbestçe yaptıkları bir sözleşme ile mâlikinden satın alankimse adına tapuya tescil edilebilmesi için, satın alanın en az on yıl süre iletaşınmaza zilyed bulunmuş olması şartını koyan hükümde Anayasa'nın 40.maddesinde yer alan sözleşme hürriyeti ilkesine bir aykırılık bulunmadığındanitirazın reddi gerekmektedir.
VI-SONUÇ :
28/6/1966günlü ve 766 sayılı Tapulama Kanununun 32. maddesinin c bendindeki on yıllıkziyedlik süresinin dolmasını öngören hükmün Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın reddine 19/6/1968 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başıl
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün