ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1967/16
Karar Sayısı : 1967/37
Karar Günü : 14.11.1967
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME: ÇerkesköyAsliye Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU: Memurin MuhakematıHakkında Kanunun tümünün Anayasa’nın 7., 14., 15., 16., 17., 32. ve 132.maddelerine aykırı bulunduğu kanısı ile ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının151. maddesine dayanılarak Mahkememize başvurulmuştur.
I. OLAY:
Çerkesköy’ün Kızılpınar köyü muhtarı ve dört ihtiyar kuruluüyesinin 1593 sayılı Umumî Hıfzısıhha Kanununa muhalefetten dolayı aynı Kanunun282. maddesine göre cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu dâvasınınÇerkesköy Asliye Ceza Mahkemesinde 1967/2 Esas sayısı altında yapılan duruşmasısırasında Cumhuriyet Savcısı gerek suçun nitelendirilmesinde gerekse sanıklarınkimliklerinde zühule düşüldüğünü, bunların görevlerini ihmal etmişbulunduklarını ve haklarında önce Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun uyarıncabir karar verilmesi gerektiğini; ancak bu Kanunun uygulanması gerekli 1., 2.,3., 4., 5. ve 6. maddelerinin ve aynı ruhu taşıyan öteki hükümlerininAnayasa’nın 7., 14., 15., 16., 17., 32. ve 132. maddelerine aykırı bulunduğunuileri sürmüş; Mahkeme de bu kanıya vardığından Anayasa’nın 151. ve 44. sayılıKanunu 27. maddeleri gereğince kararın ve evrak örneklerinin AnayasaMahkemesine gönderilmesine ve sonucun üç ay beklenmesine 24.4.1967 günündekarar vermiştir.
II- İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMENİN GEREKÇESİ ÖZETİ:
Anayasa’nın 7. maddesinde: (Yargı yetkisinin Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılacağı); 14. maddesinde: (Kişi dokunulmazlığınınve hürriyetinin, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmişhâkim kararı olmadıkça, kayıtlanamıyacağı); 15. maddesinde: (Kanunun açıkçagösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça, kamudüzeninin gerektirdiği hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emribulunmadıkça, kimsenin üstünün, özel kâğıtlarının ve eşyasının aranamıyacağı);16. maddesinde: (Konuta dokunulamıyacağı; kanunun açıkça gösterdiği hallerdeusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; millî güvenlik veya kamu düzenibakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınanmerciin emri bulunmadıkça konuta girilemiyeceği, arama yapılamıyacağı veburadaki eşyaya elkonulamıyacağı); 17. maddesinde: (Kanunun gösterdiğihallerde, hâkim tarafından kanuna uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkçahaberleşmenin gizliliğine dokunulamıyacağı); 32. maddesinde: (Hiç kimsenintabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; bir kimseyi tabiîhâkiminden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahipolağanüstü merciler kurulamıyacağı); 132. maddesinde ise: (Hâkimleringörevlerinde bağımsız oldukları; hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargıyetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimatveremiyeceği) yazılıdır. Bu hükümler Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunlakarşılaştırılınca kanunun Anayasa’ya aykırı olduğu açıkça ortaya çıkar.
Çünkü bu kanunla ilk soruşturma ve sorgu hâkiminin yetkileri tabiîhâkiminden alınarak hâkim niteliğini taşımayan, emir ve baskılara maruz kişi vekurulların ellerine bırakılmıştır. Bu kişiler ve kurullarca yapılansoruşturmalar ve verilen kararlar çoğu zaman ciddîlikten uzak bulunmaktadır.Yargı yetkisinin idare mercilerine devri Anayasa’nın kuvvetler ayrılığıilkesini benimseyen hükümleri ile de bağdaşamaz. Anayasa Mahkemesi, 7188 sayılıKanundaki mahkeme başkâtiplerine, mecburî durumlarda, istisnaî olarak sorguhâkimlerine vekâlet etme yetkisini veren hükmü ve Memurin Muhakematı HakkındakiKanunun, idarecileri tutuklama yetkisi ile donatan 16. maddesini iptaletmiştir. Bu iki kararın gerekçeleri Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun ozaman Anayasa Mahkemesine usulünce intikal etmemiş öteki maddeleri için degeçerlidir.
Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun, mahkemenin elindeki dâvadolayısiyle uygulama durumunda bulunduğu 1., 2., 3., 4., 5., 6., 13. ve 14.maddeleri ve o maddelerle ilişkisi bakımından tümü bu nedenlerle Anayasa’yaaykırıdır.
III- İTİRAZ KONUSU OLAN VE İNCELEME KAPSAMINA GİREN HÜKÜMLER:
Mahkemece, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun tümününAnayasa’ya aykırılığı ileri sürülmekte ise de aşağıda görüleceği üzere AnayasaMahkemesi incelemeyi bu kanunun ancak 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 13. ve 14.maddelerine hasretmiş bulunduğundan burada yalnızca o hükümlere yerverilmiştir:
(Madde: 1- Memurinin vazifei memuriyetlerinden münbais veyavazifei memuriyetlerinin ifası sırasında hâdis olan cürümlerinden dolayı icrayımuhakemeleri şeraiti atiye dairesinde mehakimi adliyeye aittir.)
(Madde: 2- Memurinden birinin vazifei memuriyetinden dolayı veyaifayı vazife esnasında bir cürmü ika eylediği gerek doğrudan doğruya ve gerekbir şikâyet ve ihbar ve iddia üzerine anlaşıldıkta o memur, memurinimerkeziyeden ise evvelemirde mensup olduğu nezaret veya daire ve memurini vilâyettenise vali, mütasarrıf ve kaymakam veya merbut ulunduğu şubei idare âmiritarafından Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununa tevfikan bizzat veya bilvasıtahakkında tahkikatı iptidaiye icra edilir ve evrakı tahkikiye zirine tahkikatıvakıanın hülâsasını ve netayicini havi fezlekesi yazılarak bunun ziri dahatahkikatı icra eden zat tarafından imza veya tahtim olunur.)
(Madde: 3- Tahkikatı iptidaiye evrakı mevaddı atiyede beyan olunanusul veçhile ait olduğu meclise tevdi olunur. Ve bu meclisin memurinden olan âzalarıiçtima ederek suveri âtiye veçhile tetkikatı idariyede bulunurlar. Ancaktahkikatı iptidaiye fezlekesini tanzim ve imza eden daire âmiri bu heyetlerdeâza sıfatiyle hazır bulunamaz ve alelumum esnayı tetkikte memuru mes’ulünmensup olduğu nezaret veya idare canibinden izahat alınmak üzere ya daire âmiriveya izam eyliyeceği memur celp ve davet olunabilir.)
(Madde: 4- Kazalarda kaza kaymakamı ile şuabatı idarei kazarüesayı memurininden ve meclisi idarei kaza âzasından maada bilcümle memurin vemüstahdemin ile nahiye müdür ve müstahdemini hakkındaki evrakı tahkikiye, kazameclisi idaresine ve sancaklarda mutasarrıf ile şuabatı idarei liva rüesayımemurininden ve meclisi idarei liva âzasından maada bilûmim memurin vemüstahdemini liva ve mülhak kazalar kaymakamlariyle şuabatı idarei kaza rüesayımemurini ve meclisi idarei kaza âzası hakkındaki evrakı tahkikiye, meclisiidarei livaşa ve vilâyet merkezlerinde vali ile bairadei seniye mensup memurinimerkeziyei vilâyetten ve meclisi idarei vilâyet âzasından maada bilcümlememurini merkeziyei vilâyet ve mülhak liva mutasarrıflariyle şuabatı idareiliva rüesayı memurini ve mecalisi idarei liva âzası ve merkezi vilâyete mülhakkazalar kaymakamlariyle şuabatı idarei kaza rüesayı memurini ve mecalisi idareikaza âzası hakkındaki evrakı tahkikiye, meclisi idarei vilâyete ve birvilâyetin bairadei seniye mensup memurini merzesiyesiyle meclis idaresi âzasıhakkındaki evrakı tahkikiye dahi, Şûrayı Devlet Mülkiye Dairesine tevdiedilerek işbu meclislerce mevadı âtiye veçhile memuru maznunun lüzum veya men’imuhakemesine karar verilir.)
(Madde: 5- Tahkikatı iptidaiye evrakı beyan olunan meclislerdenbirine geldikte bir hafta zarfında tetkikata mübaşeret olunarak tetkikatımükemmele icra ve icap edenlerden tahriren yahut şifahen izahatı lazimeahzedilerek memuru maznunun tahtı muhakemeye alınmasına lüzum görülür iselüzumu muhakemesi esbabını mübeyyin bir mazbata tanzim edilip memuru maznunatebliğ edilir. Memuru maznun işbu mazbata aleyhine tebliğ tarihinden itibarenbeş gün zarfında itiraz edebilir. Müddeti itirazın hitamında veyahutindelitiraz derecei saniyede icra kılınacak tetkikat neticesinde mezkur mazbatatasdik edildiği takdirde müstantik kararnamesi mahiyetinde olan işbu mazbata veevrakı tahkikiye cünhalarda doğrudan doğruya mahkemeye ve cinayetlerde heyetiithamiyeye sevk olunmak üzere ait olduğu mahkemei adliye müddeiumumisine tevdiolunur. Memuru mumalialeyhin tahtı muhakemeye alınmasına luzum görülmez iseesbabının beyaniyle men'i muhakemesi hakkında bir mazbata yapılıp memurumumaialeyhin mensup olduğu daire reisine ve var ise müddei şahsiye tebliğedilir. İdare Reisi ve müddei şahsi işbu mazbata aleyhine tarihi tebliğindenitibaren beş gün zarfında itiraz edebilirler. Bunlar tarafından itiraz vukubulsun bulmasın men'i muhakeme kararları herhalde mafevki meclise sevk olunurve oraca badettetkik mazbatai mezkure tasdik olunursa bir sureti musaddakasımemuru mumaileyhe verilir.)
(Madde: 6- Tahkikatı iptidaiye icrasında ve lüzum veya men'imuhakemeye ait muamelatta işbu kanunda musarrah olmıyan hususatta usulümuhakematı cezaiye ahkamına tevfikan hareket olunur. Bir meclisin kararıaleyhindeki itiraz mafevki mecliste ve bir vilayet meclisi idaresininkararlarına vuku bulacak itirazat dahi Şurayı Devlet mülkiye dairesinde tetkikedilir. Ancak mutasarrıflar ve kaymakamlar hakkında mecalisi idarece ittihazolunacak bu kabil mukarrerat itiraz vukubulsun bulmasın herhalde Şurayı Devletmülkiye dairesinde tetkik olunur.)
(Madde: 7- Lüzumu muhakemesine karar verilen memurin bu kararı itaeden meclisi idarenin bulunduğu mahaldeki mahkemei adliyede muhakeme olunur. Şukadar ki bir kaza meclisi idaresince lüzumu muhakemesine karar verilen birmemurun cürmü cinayet nev'inden ise muhakemesi merbut bulunduğu livada cinayetdavasını rü'yet eden mahkemeye aittir. Vilayet merkezlerinin ba iradei seniyemansup memurini ile mecalisi idaresi azasından Şurayı Devlet mülkiye Dairesincelüzumu muhakemelerine karar verilen memurların icrayı muhakemeleri daireyimezkurece lüzumu muhakeme kararında tayin ve tasrih edilecek en yakın vilayetmerkezi mehakimi adliyesine aittir.)
(Madde: 13- Birinci madde mucibince hadis olacak cürümlerdendolayı lüzumu muhakemelerine karar verilip mahkemeye sevk edilmek üzere evrakıve lüzumu muhakeme mazbatası müddeiumumilere tevdi edilmedikçe bunlartarafından memurin hakkında doğrudan doğruya takibat icrası memnudur.)
(Madde: 14- Bir memurun lüzumu muhakemesine karar verildiktemahkemeye sevkini mucip olan cürüm neden ibaretse yalnız o husustan dolayımuhakemesi lazımgelip esnayı muhakemede diğer bazı ceraimi de ika eylemişolduğu veyahut diğer bazı memurların da o cürümde dahlü iştirakleri olduğuanlaşıldığı takdirde devairi aidesine malumat ita olunur. Devairi mezkurecedahi bu kanuna tevfikan tahkikat icra ve ikmali lazımgelir.)
IV- MAHKEMENİN DAYANDIĞI ANAYASA HÜKÜMLERİ:
Mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı Anayasa maddelerinin konuile ilgili hükümleri şöyledir:
(Madde: 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelercekullanılır.)
(Madde: 14- …………………
Kişi dokunulmazlığı ve hürriyeti, kanunun açıkça gösterdiğihallerde, usulüne göre verilmiş, hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.
……………………………..)
(Madde: 15- Özel hayatın gizliliğine dokunulamaz. Adlîkovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkimkararı olmadıkça; kamu düzeninin gerektirdiği hallerde de, kanunla yetkilikılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyasıaranamaz."
(Madde: 16- Konuta dokunulamaz.
Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkimkararı olmadıkça; millî güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakıncabulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, konutagirilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz."
(Madde: 17- Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.
Haberleşmenin gizliliği esastır. Kanunun gösterdiği hallerde,hâkim tarafından kanuna uygun olarak verilmiş bir karar olmadıkça, bu gizliliğedokunulamaz.)
(Madde: 32- Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merci önüneçıkarılamaz.
Bir kimseyi tabiî hakiminden başka bir merci önüne çıkarmasonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.)
(Madde: 132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya,kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.
Hiç bir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
…………………..)
V- İLK İNCELEME:
Başkan İbrahim Senil, Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, Üye İhsanKeçecioğlu, Salim Başol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen,Fazıl Uluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, HalitZarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün’den kurulu Anayasa Mahkemesi 11.5.1967gününde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca ilk incelemeyiyaparak aşağıda yazılı sorunları karara bağlamıştır.
1- Ortada Mahkemenin bakmakta olduğu bir dâvanın bulunupbulunmadığı sorunu:
İlk incelemenin başında Üyelerden Avni Givda, Halit Zarbun, ZiyaÖnel ve Muhittin Gürün (Anayasanın 151. ve 22.4.1962 günlü ve 44 sayılı kanunun27. maddelerine göre mahkemenin ancak bakmakta olduğu bir dâva dolayısiyleAnayasa Mahkemesine başvurabileceğini; bir dâvanın var sayılması için de onunkanunlara uygun olarak açılmış ve mahkemenin yetkisi içine girmekte bulunmuşolmasının gerektiğini; olayda ise Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun yetkilikıldığı mercilerden son tahkikatın açılması kararı alınmadan bu kanuna tabi kimselerinmemurluk görevleri sırasında ve o görevin yerine getirilmesi vesilesiyleişledikleri eylemlerden dolayı Cumhuriyet Savcısının doğrudan doğruyakovuşturma yaparak ii Çerkesköy Asliye Ceza Mahkemesine getirdiğini; CumhuriyetSavcısı buna yetkili olmadığı gibi Mahkemenin de olayı bir dava imişçesinebenimsemeğe yetkili bulunmadığını: Ortada bir dava değil sadece fiili bir elkoyma işleminin bulunduğunu ve şu duruma göre mahkemenin varsayılamayacak birdâva vesilesiyle Anayasa mahkemesine başvuramayacağını; itirazın bu yöndenreddi gerektiğini) ileri sürmüşlerdir.
Gerçi Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 13. maddesine görememurların memurluk görevinden doğan veya memurluk görevinin yerine getirilmesisırasında işlenen suçlarından dolayı bu kanun hükümleri uyarınca lüzumumuhakeme kararı alınmadan ve karar Cumhuriyet Savcısına gelmeden savcılar,memur hakkında doğrudan doğruya kovuşturma yapamazlar. Bununla birlikte olayda,Cumhuriyet Savcısınca açılmış ve mahkemece görülmekte bulunmuş bir dâva vardır.Dâvanın yanlış açılması onun yok sayılmasını gerekli kılmaz. Mahkemece aksinekarar verilinceye kadar işin dâva niteliğini koruyacağı şüphesizdir. Şu nedenleçoğunluk yukarıda açıklanan görüşü benimsememiş ve bakılmakta bulunan birdâvanın var olduğuna ve mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkilibulunduğuna üyelerden Avni Givda, Halit Zarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün’ünkarşı oylarıyla ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
2- İtirazın kapsamı:
Bundan sonra itirazın kapsamı görüşme konusu edilmiştir. Mahkeme,Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun tümünün, Anayasa’ya aykırı olduğunu ilerisürmekte ve böylece kanunun bütün hükümlerinin incelenmesini istemişolmaktadır. Anayasanın 151. ve 44 sayılı kanunun 27. maddelerine göre birmahkemenin Anayasa Mahkemesine getirebileceği hükümler ancak bakmakta bulunduğudâvada uygulanacak olanlardır. Öyle olunca itirazın kapsamını kanunlara uygunbir şekilde çizebilmek için mahkemenin söz konusu dâvada memurin MuhakematıHakkındaki Kanunun hangi maddelerini uygulayacak durumda bulunduğunu araştırmakve belli etmek gerekir.
Olayda köy muhtarı ve ihtiyar kurulu üyesi iken muhtarlık veüyelik görevleriyle ilgili suç işleyen kimseler söz konusudur. Bu kimselermemur sayıldıkları için Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanuna tabidirler. Şuduruma göre mahkemenin önce kanunun 1. maddesini gözönüne alması, bir başkadeyimle uygulaması gerekecektir.
Bu maddede “Memurların memurluk görevlerinden doğan veya görevinyerine getirilmesi sırasında işlenen suçlardan dolayı yargılamalarınınaşağıdaki koşullar altında adliye mahkemelerine ait bulunduğu” yazılıdır. Ondansonra mahkeme sanıklar hakkında 1. maddenin göndermede bulunduğu koşullarınyerine getirip getirilmediğini araştırmak durumundadır. Çünkü kanunun 13. maddesibir memur hakkında lüzumu muhakeme kararı verilmedikçe ve lüzumu muhakememazbatası savcıya gönderilmedikçe savcının o memur hakkında doğrudan doğruyakovuşturma yapmasını yasaklamaktadır. Lüzumu, muhakeme kararına kadar uzananevreler ise kanunun 2., 3., 4., 5., 6. ve 7. maddelerinde yer almıştır. 2.maddede memur hakkında soruşturma yapacak merci, 3. maddede soruşturma evrakınahangi kurulun el koyacağı, 5. maddede men’i muhakeme ve lüzumu muhakemekararlarının ne yolda verileceği, 6. maddede kararlar aleyhindeki itiraz yolu,7. maddede dâvaya bakacak mahkeme açıklanmakta; 13. madde, yukarıdabelirtildiği üzere, savcının doğrudan doğruya kovuşturma yapamayacağı ilkesini;14. madde ise memur hakkında hangi suç yüzünden lüzumu muhakeme kararı verilmişseancak o husustan dolayı yargılanabileceği kuralını koymaktadır. Yukarıdan berisayılan hükümlerin konu ve kapsamları, mahkemenin bakmakta olduğu dâva vesilesiylebunları gözönüne almak ve uygulamak durumunda bulunduğu görüşüne tartışmaya veuzun açıklamalara yer bırakmaksızın dayanaklık edecek bir niteliktedir.
Öte yandan kanunun 8. maddesi, suç işleyen valiler, 9. maddesielçiler, 10. maddesi, “irade” ile atanan memurlar, 11. maddesi, Bakanlıkmüsteşarları hakkında uygulanacak işlemleri göstermekte; 12. maddede ise iştenel çektirme hükmü yer almaktadır. Kanunun 15. maddesinde, suç ortağı memurlarınçeşitli sınıflardan olması durumu öngörülmüştür. 16. madde, AnayasaMahkemesinin 19.10.1963 günlü ve 11535 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan20.9.1963 günlü ve 1963/59-225 sayılı karariyle iptal edilmiş bulunmaktadır.17. madde “elviyei gayrimülhaka” memurlarına ilişkindir. 18. madde, memurdâvalarının öteki dâvaların önüne alınmasını öngörmüştür. 19. madde yürürlükgünü, 20. madde kaldırılan hükümler, 21. madde kanunu yürütme görevihakkındadır. Bütün bunların mahkemenin bakmakta olduğu dâvada uygulama yeribulunmadığı ve şu duruma göre de mahkemenin kanunun tümünün Anayasa’yaaykırılığını ileri sürmeye yetkili olmadığı meydandadır. Böyle oluncaincelemenin, yukarıda açıklandığı üzere, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 13. ve 14. maddelerine hasredilmesi gerekir.Üyelerden Recai Seçkin Kanunun tümünün incelenmesi gerektiği görüşündebulunmuştur.
Öte yandan Başkan İbrahim Senil, Üyelerden Fazlı Öztan, AvniGivda, İhsan Ecemiş ve Muhittin Gürün Mahkemenin bakmakta olduğu dâvada kanunun13. maddesini uygulama durumunda bulunduğu, ondan önceki hükümlerin ancak işinmahkemeye gelmesinden evvel, mahkeme dışındaki yetkililerce uygulanabileceği,14. maddenin ise, olayda uygulama yeri bulunmadığı ve bu nedenle de incelemenintek maddeye hasredilmesi gerektiği görüşünü savunmuşlardır. Yukarıda daaçıklandığı üzere uygulama bakımından 13. maddeyi tek başına ele almak mümkündeğildir. 13. madde, ancak bu maddede söz konusu lüzumu muhakeme kararınavarılırken geçilmesi zorunlu bütün evreler ve dolayısiyle de bu evrelereilişkin hükümler yani 1., 2., 3., 4., 5. ve 6. maddelerle birlikte elealınabilir. Yetkili mahkemesi gösteren 7. madde ile mahkemenin lüzumu muhakemekararı dışında kalan suçlara bakamaması kuralını koyan 14. maddenin ise, böylebir dâvada mahkemenin uygulayacağı hükümler arasında yer alacağında hiç şüpheyoktur. Öte yandan 13. madde, metni ve kapsamı dolayısiyle, Anayasa’ya aykırılıkbakımından tek başına incelemeye elverişli bir madde de değildir. Doğru vekesin bir sonuca varılabilmesi için öteki ilgili hükümlerle bir arada elealınması gerekir. Bu bakımdan çoğunluk incelemenin tek maddeye hasredilmesiyolundaki görüşü benimsememiş ve kanunun 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 13. ve 14.maddelerinin Anayasa’ya aykırılık bakımından incelenmesi gerektiğine yukarıdaadları yazılı Başkanın ve üyelerin ve kanunun tümünün inceleme konusu yapılmasıgerektiğini ileri süren Recai Seçkin’in karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile kararverilmiştir.
VI- ESASIN İNCELENMESİ:
İtirazın esasına ilişkin rapor, Çerkesköy Asliye Ceza Mahkemesinin28.4.1967 günlü ve 1967/2 sayılı yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlar,Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen hükümler, Anayasa’nın konuya ilişkinmaddeleri ve bunlarla ilgili gerekçe ve Meclis görüşme tutanakları okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü:
1- İnceleme konusu hükümlere karşı yapılmış itirazların dahaönce reddedilmiş bulunması durumu:
Kanunun 13. maddesi daha önce Kulp Asliye Ceza Mahkemesinin,Anayasa Mahkemesinde 1965/18 Esas sayısını alan itirazı dolayısiyle incelenmişve Anayasa’ya aykırı bulunmadığı sonucuna varılarak itirazın reddine 11.1.1965gününde 1965/53 sayı ile karar verilmişti. (29.3.1966 günlü ve 12263 günlüResmî Gazete).
Son defa ise yine aynı kanunun 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7. ve 13 ve14. maddeleri Erdemli Asliye Ceza Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinde 1967/14Esas sayısını alan itirazı dolayısiyle incelenmiş ve bunların Anayasa’ya aykırıolmadıkları sonucuna varılarak itirazın reddine 14.11.1967 gününde 1967/36 sayıile karar verilmiştir.
Görüşmelerin başında üyelerden Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Güründaha önce karara bağlanan maddelerin, Anayasa Mahkemesi kararlarınınkesinliğini ve bağlayıcılığını belirten Anayasa hükmü karşısında, yenideninceleme ve karar konusu olamayacağını ileri sürmüşlerdir.
Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasa mahkemesinin iptalkararları karar tarihinde, ve eğer ayrıca yürürlük günü belirtilmişse o gündeiptal eylediği mevzuatı yürürlükten kaldırır. Yürürlükte bulunmayan birkanunun, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülemeyeceğine göre böylece çözümlenmişkonuların bir daha mahkemeye gelmesi düşünülemez. Dâvanın veya itirazın reddiile sonuçlanan kararların birincilerden farklı nitelikte olduğu meydandadır.Bunlara konu olan hükümler yürürlükte kalmış ve kararlar belirli durumlara vekoşullara dayanmakta bulunmuştur. Durumların ve koşulların değişmesi halindesonucun da değişik olması gerekir. Böyle bir değişmenin bulunup bulunmadığı iseancak inceleme sonunda anlaşılabilir. Kaldı ki incelenecek olan eski dâva veitiraz değil, yeni bir dâva veya itirazdır. Aksini düşünmek; bir kısımhükümlere dokunulmazlık tanımak, bu hükümler hakkında yargı mercilerininyetkilerini kullanmalarını önlemek, hukukî görüşleri dondurup ebedileştirmekolur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın böyle bir ereği bulunduğu düşüncesinidestekliyecek, doyurucu bir kanıtın ileri sürülmesi mümkün değildir.
Şu duruma göre Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 1., 2., 3.,4., 5., 6., 7., 13. ve 14. maddelerine yöneltilmiş itirazların evvelcereddedilmiş bulunmasının aynı hükümlerin bu itiraz dolayısiyle yenidenincelenmesine engellik edemeyeceğine Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün’ün karşıoylarıyla ve oyçokluğu ile karar verildikten sonra maddelerin görüşülmesinebaşlandı.
2. İnceleme Düzeni:
Anayasa’ya aykırılık sorununun isabetle çözümlenebilmesi içininceleme kapsamına giren maddelerin önce bir bütün olarak, sonra da tek tek elealınması yerinde olacaktır.
A- Maddelerin bir bütün olarak ele alınması:
Bilindiği üzere Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun en baştamemurların memurluk görevinden doğan veya memurluk görevini yerine getirmesırasında işlenen suçların, mahkemeye intikal etmeden önceki evredekovuşturulması usulünü düzenleyen bir kanundur. Kanunun işin mahkemeyegelmesinden sonraki evresini ilgilendiren ancak birkaç maddesi vardır; (14.,15., 18. maddeler gibi) ve bunlar da ayrıntı niteliğinde hükümlerdir.
Kanun, memurluk görevinden dolayı veya bu görevin yerinegetirilmesi sırasında suç işleyen memur hakkında cumhuriyet Savcılarınındoğrudan doğruya kovuşturma yapamayacağı ilkesini koymuştur. CumhuriyetSavcısının böyle bir suç dolayısiyle kamu dâvası açabilmesi için memur hakkındayine bir memur tarafından soruşturma yapılması, memurlardan meydana gelmişkurulca lüzumu muhakeme kararı verilmesi ve kararın kesinleşmesi gerekmektedir.
Bir suçun mahkemeye gelmesinden önceki evre, genel olarak hazırlıkve ilk soruşturma işlemlerini kapsar. İnceleme konusu kanunda bu işlemlerbirleştirilmiş ve adına eski deyimle “tahkikatı iptidaiye” denilmiştir. MemurinMuhakematı Hakkındaki kanunun koyduğu usulün adli usuldekinden asıl değişikyönü ilk soruşturmayı yapanla soruşturma sonucunu karara bağlayan mercilerinayrı ayrı oluşudur.
Memur suçlarından dolayı yapılacak ilk soruşturmanın idaremercilerine bırakılmasında Anayasaya aykırılık olup olmadığının araştırılmasıiçin önce ilk soruşturmanın niteliği üzerinde durulması ve Memurun MuhakematıHakkındaki Kanunla düzenlenen usulün yargı yetkisine müdahale teşkil edipetmediğinin incelenmesi gerekir. Yargı yetkisinin ne olduğu konusunda cezausulü hükümlerine ve nazariyatına gidilmesinin yeri yoktur. Çünkü Anayasamızkendi bakımından bu sorunu çözümlemiş ve 7. maddesinde “yargı yetkisi, TürkMilleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır” demek suretiyle mahkemeleringördüğü işler dışında yargı yetkisi kavramının yeri olmadığına işaret etmiştir.Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uyarınca ilk soruşturma sorgu hâkimliklerinceyapılmaktadır. Sorgu hâkimliklerinin mahkeme niteliğinde olmadığı ise AnayasaMahkemesinin içtihadı ile de desteklenen bir vakıadır. (Konu üzerindekikararlardan biri: 967/4-5 sayılı ve 7.2.1967 günlü karar.) Böylece ilksoruşturmanın yargı yetkisinin tekeline giren bir işlem olmadığı kendinigöstermektedir.
Öte yandan ilk soruşturmanın hâkimlerce yapılmasını ve kararabağlanmasını zorunlu kılan bir Anayasa hükmü yoktur. Anayasa herhangi birkonuda buyurucu yahut yasaklayıcı bir ilke getirmemişse bunun düzenlenmesinikanun koyucunun takdirine bırakmış demektir. Öyle ise inceleme konusu kanununmemur suçlarının soruşturulmasında hâkim olmayan kimselere yetki tanımışbulunması Anayasanın verdiği takdir hakkının Anayasayı aykırı düşmeyen birşekilde kullanılmasından başka bir nitelik taşımaz.
İlk soruşturma sırasında görülmesi yalnızca hâkimlerin yetkileriiçinde bulunan işler çıkamaz mı? Elbette ki çıkar. Kişi dokunulmazlığını(Anayasa: madde- 14), özel hayatın gizliliğini (madde- 15), konutdokunulmazlığını (madde- 16), haberleşme hürriyetini (madde- 17), ilgilendirenişlemlerde bulunulması gerekebilir. Ancak Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanundabu konularda idare mercilerine açıkça bir hâkim gibi karar alma yetkisi tanıyanhiçbir hüküm (16. madde dışında) yoktur. Kimi durumlarda idare kurullarınıtutuklama kararı vermeğe ve en büyük mülkiye memurları ile bakanları bukararları onaylamağa yetkili kılan 16. madde ise Anayasa Mahkemesince iptaledilmiştir. (19.10.1963 günlü ve 11535 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan1963/59-225 sayılı ve 20.9.1963 günlü karar.)
Kanunda bu yetkiyi dolaylı ve üstü kapalı olarak veren hükümleryer almış mıdır? Almamıştır. Esasen kanunda izleyen yol buna elverişlideğildir. Çünkü hâkimlere özgü bir yetkinin idare mercilerine devri söz konusuolunca bu imkânı kanun yapıcı dolaylı olarak değil doğrudan doğruya ve açıkhükümle sağlama yoluna gitmiştir. 16. madde bu tutumun bir örneğidir. Ancak ilkbakışta böyle bir sanıyı uyandırması ihtimali olan fakat üzerinde bir azdurulunca kavramı ve kapsamları koluyla açıklanabilen birkaç hükmü ileri sürmekmümkündür. Bunlar da “Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununa tevfikan …. tahkikatıiptidaiye icra edileceği” (madde- 2); “lüzumu muhakeme mazbatasının müstantikkararnamesi mahiyetinde olduğu” (madde- 5); ve “tahkikatı iptidaiye icrasındave lüzum veya men’i muhakemeye ait muamelâtta işbu kanunda musarrah olmayanhususatta Usulü Muhakematı Cezaiye ahkâmına tevfiki hareket olunacağı” (madde-6) yolundaki ifadelerdir.
Lüzumu muhakeme mazbatası’nın sorgu hâkimi kararı niteliğindeolması durumu açık hükümle ayrıca yetki verilmedikçe bu mazbatayı hazırlayanmercilerin sorgu hâkiminin bütün yetkilerine sahip bulunacağı sonucunudoğuramaz. Yapılan işe ilk soruşturma adını takan ve bu iş sırasında CezaMuhakemeleri Usulüne uyulacağını açıklayan hükümler ise, Anayasanın buyurucuilkeleri bir yanda dururken, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun ilk soruşturmasırasında yapılması öngördüğü her işlemin idare mercilerince doğrudan doğruyayürütülmesine cevaz verildiği yolundaki bir yoruma dayanabilir niteliktedeğildir. Soruşturma sırasında Anayasanın yalnızca hâkimlere tanıdığı yetkilereilişkin bir işlem söz konusu olursa idare mercileri elbette ki gereklikararları hâkimlerden alacaklardır. Arada sırada tersine uygulamalar yeralmışsa bu, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun değil ancak uygulamalarınAnayasa’ya aykırılığını gösterir ve Anayasa denetlemesi bakımından o kanunhükümlerinin değerlendirilmesinde böyle yanlış bir tutumun hiçbir etkisi olmaz.
Burada 7188 sayılı kanunun 1. maddesindeki başkâtiplere sorguhâkimlerine vekâlet etme yetkisini tanıyan hükmün Anayasa Mahkemesince iptaledilmiş olmasına, (31.12.1965 günlü ve 12191 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan1963/100-1965/48 sayılı ve 28.9.1965 günlü karar), başkâtiplerle MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanunun yetkili kıldığı kimseler arasında ÇerkesköyAsliye Ceza Mahkemesince benzerlik görülmesi dolayısiyle biraz değinmekgerekecektir. 7188 sayılı kanun başkâtiplere sorgu hâkimi vekilliğini vermeklebunları sorgu hâkimlerinin bütün yetkileriyle donatmış olmakta idi. Böylecehâkim olmayan bir kimsenin yalnız hâkimlere özgü yetkileri kullanmasına yolaçılmış bulunuyordu Hükmün iptal edilmesi bu yüzdendir. Oysa, yukarıda belirtildiğiüzere, memurlar hakkında ilk soruşturma yapan mercilere kanunla böyle bir yetkitanımış değildir. 16. maddenin iptali üzerinde de yukarıda değinildiği için,ayrıca durulmayacaktır. Görülüyor ki Anayasa Mahkemesinin 1963/59-225 ve1963/100-1965/48 sayılı kararlarındaki gerekçelerin inceleme konusu hükümleriçin uyarlı ve geçerli bir yönü yoktur.
Tabiî hâkim sorununa gelince: Anayasa bir kimseyi tabiî hâkimindenbaşka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulmasını yasaklamaktadır. (Madde- 32) Memur hakkında ilksoruşturma yapan ve bunun sonucunu karara bağlayan mercilerin yargı yetkisiyoktur; gördükleri iş de yargı yetkisine girmemektedir. Esasen kanun,memurların yargılamalarını açık bir hükümle (Madde- 1) adliye mahkemelerineyani tabiî hâkime bırakmıştır. Öte yandan memurin muhakematı usulünde öngörülenmerciler hâkim niteliğinde ve yetkisinde bulunmadığı için, bunların bağımsızolmayışları Anayasanın 132. maddesi ile de çelişme teşkil edemeyecektir.
İtiraz eden mahkeme, değinmemiş olmakla birlikte suçlu memurlarhakkındaki soruşturmanın ayrı bir usule bağlanmasının kanunlar önünde eşitlikilkesi ile bağdaşıp bağdaşmadığının da üzerinde durulması yerinde olur.Bilindiği gibi kanun önünde eşitlik ilkesi, bir temel kural olarak TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının temel hak ve ödevleri açıklayan 2. kısmınınbaşlarında, 12. maddede yer almıştır. Tarih boyunca toplum hayatlarında çokağır basan etkenlerden olmaları dolayısiyle dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din ve mezhep ayrımlarının eşitsizliğe yol açamayacağı buradabelirtilmektedir. Kişilere, ailelere, zümrelere, sınıflara imtiyaz tanınmasıise ayni maddenin 2. fıkrası ile yasaklanmıştır.
Görülüyor ki Anayasanın mutlak olarak yasakladığı yurttaşlarınkanun karşısında dillerine, ırklarına, cinsiyetlerine, siyasî düşüncelerine,felsefî inançlarına, dinlerine ve mezheplerine göre farklı muamelegörmeleridir. Bunların dışında kanun önünde eşitlik ancak niteliklerdebenzerlik ve yasaların getirdiği kurallara uyarlık oranında söz konusuolabilir. Söz gelimi bir kimsenin, zenci olduğu için hekimlik etmesiengellenemez; Ama ancak Tıp Fakültelerini bitirenlere hekimlik ettirilir. Birkimsenin, dinsizdir diye, Üniversiteye alınmaması düşünülemez. Fakat liseyibitiremeyenler Üniversiteye kabul edilmez. Herkes Avukatlık yapamaz. Veya memurolamaz. Bu örnekleri arttırmak ve çeşitlendirmek mümkündür. Memurin MuhakematıHakkındaki Kanun memurlara ilişkin bir kanundur. Sırf memurlar hakkındauygulanan kanunlarla memur olmayanların bir eşitlik ilişkisi düşünülemez.
Öte yandan inceleme konusu kanun, memurların, bir zümre bir sınıfolarak imtiyaz tanımakta değildir. Kanunun sağladığı, bir çeşit teminattır. Buda kamu hizmetinin iyi işlemesi için düşünülmüş, düzenlenmiştir. Memur, gördüğühizmet yüzünden sık sık isnat ve iftiralara uğrayabilir. Kendisine memuriyetleilgili suç isnat edilen her memurun hemen adliyeye sevkedilmesi hem memurlarıtedirgin ederek hizmeti aksatır hem de hizmetin yürütülüşü üzerinde bir takımhaksız şüphelere yol açabilir. Bu çeşit iddiaların önce kamu hizmetiningereklerini ve memurluk pisikolojisini iyi bilen kimselerin süzgecindengeçirilmesi ve ortada kovuşturmaya değer bir eylem kalırsa o zaman işinmahkemenin eline bırakılması, kamu hizmetinin yararına bir tedbirdir ve kanununsağladığı da budur. Öte yandan, mahkemenin gerekçesinde işaret olunduğu üzere,uygulamalarda yetersizlikler görülüyorsa, böyle bir durum konunun Anayasayaaykırılı iddiasına desteklik edemez. Çünkü bu, nedenleri ve giderilmesi yollarıbüsbütün ayrı olan bir haldir.
Yukarıdan beri açıklananlardan anlaşılacağı üzere söz konusuhükümlerin bir bütün olarak incelenişi ortada Anayasa’ya herhangi bir aykırılıkbulunmadığı sonucunu vermektedir. Aşağıda her maddede ayrıca belirtileceğiüzere kimi üyeler bu görüşe katılmamışlardır.
B- Maddelerin tek tek ele alınması:
İncelemenin bundan önceki evresinde sırası geldikçe kimi maddelereayrıca değinilmiş olduğundan ve maddelerin tümünü kapsayan gerekçe maddelerinher biri için de değer ve hüküm taşıdığından bunlar tek tek ele alınırkenüzerlerinde uzunca durulmasına yer kalmayacaktır.
a) 1. Madde: Bu madde memurların görevlerinden doğan veyagörev sırasında işlenen suçlardan dolayı adliye mahkemelerince yargılanmalarıilkesini koymakta; ancak "şeraiti atiye dairesinde" demek suretiyleaşağıdaki hükümlere gönderme yapmaktadır, Gönderme yapılan koşullar, görüleceğiüzere, Anayasa'ya aykırı olmadığından ve memur suçlarının yargılanması daadliye mahkemelerine bırakılmış bulunduğundan maddede Anayasa'ya aykırılıkyoktur. İtirazın 1. maddeye yönelen bölümünün reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu,Muhittin Taylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
b) 2. Madde : Bu maddeye göre sanık memur hakkında merkez veya ilmemuru olduğuna göre bakanlık, daire, vali, kaymakam veya idare şubesi amirincedoğrudan doğruya veya vasıtalı olarak Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu uyarıncailk soruşturma yapılacak; soruşturma sonucu fezlekeye bağlanacak ve fezlekesoruşturmayı yapan kimse tarafından imzalanacak veya mühürlenecektir.
İlk soruşturmanın hâkimlerce yapılmasını zorunlu kılan bir Anayasahükmü bulunmadığından, soruşturma sırasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununauyulacağı yolundaki ifade ise, hele Anayasa'nın buyurucu hükümleri karşısında,usul kanunundaki yalnız hâkimlere özgü yetkilerin idare mercilerincekullanılması iznini kapsamayacağından maddede Anayasa'ya aykırılık yoktur.İtirazın 2. maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu,Muhittin Taylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
c) 3. Madde : Bu madde, soruşturma kâğıtlarının 4. maddede yazılıkurullardan birine verilmesi ve kurulun kâğıtlar üzerinde "tetkikatıidariyede" bulunması; ilk soruşturma fezlekesini düzenliyen ve imzalayandaire âmirinin bu kurullara üye olarak girmemesi hakkındadır.
İlk soruşturma kâğıtlarının hâkimlerce incelenmesini zorunlu kılanbir Anayasa kuralı bulunmadığından maddede Anayasa'ya aykırılık yoktur,itirazın 3. maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu,Muhittin Taylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
d) 4. Madde : Bu maddede, memurun durumuna ve kimliğine göre ilksoruşturma kâğıtlarım inceleyerek "lüzumu muhakeme" veya "men'îmuhakeme" kararı verecek kurullar sayılmaktadır.
İlk soruşturma sonucunun hâkimlerce karara bağlanmasını zorunlukılan bir Anayasa kuralı bulunmadığından maddede Anayasa'ya aykırılık yoktur,itirazın 4. maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu, MuhittinTaylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
e) 5. Madde : Bu maddede, lüzumu muhakeme ve men'i muhakemekararlarının hangi hallerde ve nasıl verileceği, kararların nasıl kesinleşeceğive itiraz yolları gösterilmiş; kesinleşen lüzumu muhakeme kararının müstantikkararnamesi niteliğinde olduğu belirtilmiştir.
Bir belgeyi sorgu hâkimi kararnamesi niteliğinde sayan hükümden,belgeyi düzenleyen kurulun da sorgu hâkimi sayıldığı ve sorgu hâkiminin bütünyetkileriyle donatıldığı anlamını çıkarmak mümkün değildir. Böyle bir sonuca,ancak kanunda açık bir hükmün varlığı ile varılabilir. Bu yolda bir hükümbulunmadığına göre maddede Anayasa'ya aykırılık yok demektir. İtirazın 5.maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu,Muhittin Taylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
f) 6. Madde : Bu maddede, itiraz mercileri gösterildikten sonrakanunda açıklanmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa uyulacağıbelirtilmiştir. Hüküm bu bakımdan 2. maddedekinin bir tekrarından ibarettir veAnayasa'ya aykırılık iddiası ayni gerekçe ile karşılanabilir.
Şu duruma göre maddede Anayasa'ya aykırılık yoktur, itirazın 6.maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu,Muhittin Taylan ve Ziya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
g) 7. Madde : Bu maddede lüzumu muhakemesine karar verilenmemurların, durumlarına ve kimliklerine göre hangi yer mahkemelerindeyargılanacakları gösterilmiştir. Kamu hizmeti yararı ve yargılamanın güvenliğive güvenilirliği düşünülerek konulduğundan şüphe olmayan bu hükümde Anayasa'yaaykırı bir yan yoktur. İtirazın 7. maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Muhittin Taylan veZiya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
h) 13. Madde : Bu madde memurluk görevinden dolayı veya bu görevinyerine getirilmesi sırasında suç işleyen memur hakkında Cumhuriyet Savcılarınındoğrudan doğruya koğuşturma yapamayacağı ilkesini koymaktadır. Ancak yukarıda, Aişaretli bentte yapılan tartışma ve tahlillerin tümü ve varılan sonuç bu hükümhakkında aynen tekrarlanabileceğinden konu üzerinde ayrıca durulmasına yergörülmemiştir. Hükümde Anayasa’ya aykırılık yoktur. İtirazın 13. maddeyeyönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Muhittin Taylan veZiya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
i) 14. Madde: Bu maddede memurun, hangi suçtan lüzumumuhakemesine karar verilirse, yalnız o suç dolayısiyle yargılanabileceği,duruşma sırasında başka suçları da ortaya çıkarsa, yahut yargılanması yapılansuça başka memurların iştiraki anlaşılırsa ilgili daireye haber verileceği,dairesinin de bu kanun uyarınca soruşturma yapacağı belirtilmiştir. Hüküm,Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunla kurulan düzenin bir sonucudur. DüzenAnayasa'ya aykırı görülmediğine göre bu hükmün de Anayasa'ya aykırılığıdüşünülemez. İtirazın 14. maddeye yönelen bölümünün de reddi gerekir.
Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Muhittin Taylan veZiya Önel bu görüşe katılmamışlardır.
VII- SONUÇ:
1967/14 Esas sayılı işte de karara bağlandığı üzere MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanunun, itirazın kapsamına girdiği kabul edilen 1., 2.,3., 4., 5., 6., 7., 13. ve 14. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın reddine 1., 2., 3., 4., 5. ve 6. maddelerde üyelerden İhsanKeçecioğlu, Feyzullah Uslu, Hakkı Ketenoğlu, Muhittin Tavlan ve Ziya Önel'in;7., 13. ve 14. maddelerde İhsan Keçecioğlu, Feyzullah Uslu, Muhittin Taylan veZiya Önel'in karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 14/11/1967 gününde karar verildi.
Başkan
İbrahim SENİL
Başkan Vekili
Lûtfi ÖMERBAŞ
Üye
İhsan KEÇECİOĞLU
Muhalefet şerhi ekli
Üye
Salim BAŞOL
Üye
Feyzullah USLU
Üye
Şeref HOCAOĞLU
Üye
Celâlettin KURALMEN
Üye
Hakkı KETENOĞLU
Karşı oy ilişiktir.
Üye
Sait KOÇAK
Üye
Avni GİVDA
Üye
Muhittin TAYLAN
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
İhsan ECEMİŞ
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Ziya ÖNEL
Üye
Muhittin GÜRÜN
KARŞIOY YAZISI
Aynı konuya ilişkin bulunan ve Mahkememizin 14.11.1967 gün ve Esas1967/14 ve Karar 1967/36 sayılı kararı için yazılmış olan karşı oy yazısındagereken açıklama yapılmış olduğundan tekrarına lüzum görülmemiştir.
Üye
İhsan KEÇECİOĞLU
Üye
Feyzullah USLU
Üye
Muhittin TAYLAN
Üye
Hakkı KETENOĞLU
KARŞIOY YAZISI
Aynı konuya ilişkin bulunan ve Mahkememizin 14.11.1967 gün ve Esas1967/14 ve Karar 1967/36 sayılı kararı için yazılmış olan karşı oy yazısındagereken açıklama yapılmış olduğundan tekrarına lüzum görülmemiştir.
Üye
Ziya ÖNEL