ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1967/27
Karar No:1968/49
Karar tarihi:24/10/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:2.7.1969/13238
Davacı: Yüksek Hâkimler Kurulu adına Başkan Rahmi Ergil.
Dâvanınkonusu: 22/4/1962 günlü ve 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun 12/5/1967günlü ve 868 sayılı Kanunla değişik 6. maddesinin dördüncü ve beşincifıkraları, 14. maddesinin birinci fıkrası ve geçici 2. maddesinin ikincifıkrası hükümlerinin Anayasa'nın 2. ve 143. maddelerine aykırılığı nedeniyleiptalidir.
İLKİNCELEME:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme sonunda dâvaaçanın kurulu Temsile yetkili bulunduğuna ilişkin belge örneği ile YüksekHâkimler Genel Kurulunun dâvanın açılmasına ilişkin kararım gösteren tutanakörneği dâva dilekçesine eklenmiş ve dilekçede dâvanın gerekçeleri gösterilmişbulunmasına, konunun Yüksek Hâkimler Kurulunun kuruluşu ve bu bakımdan varlığıile ilgili olmasına göre dosyada eksik bulunmadığından esasın incelenmesine;Başkan İbrahim Senil, Başkan Vekili Lütfî Ömerbaş, Üye İhsan Keçecioğlu, SalimBaşol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, AvniGivda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun veMuhittin Gürün'ün katıldıkları 14/9/1967 günlü toplantıda oybirliği ile kararverilmiştir.
ESASINİNCELENMESİ VE GEREKÇELER :
a)Dâva dilekçesi ve düzenlenmiş bulunan esasa İlişkin rapor ile İptali istenilenyasa hükümleri ve gerekçede dayanılan Anayasa hükümleri ve bunların dayanaklarıolan yasama belgeleri incelenip davacı Kurul adına gelmiş bulunan temsilcininsözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İptali istenilen 45 sayılı Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun 868 sayılı Kanunladeğişik 6. maddesinin dört ve beşinci fıkraları şunlardır:
"Şukadar ki, seçilmiş olan üyelerin de görevleri sona erer ve böylece boş kalanüyeliklerin yedekleri tamamlanır.
Sonradanseçilmiş bulunan üyelerin görev süresi, aynı seçim devresi için seçilenüyelerin görev süreleri ile birlikte sona erer."
2-Sözü edilen Kanunun değişik 14. maddesinin birinci fıkrası hükmü şöyledir:
"Kanunengöreve başlamalarının zorunlu olduğu tarihe kadar bir kısım üyelerin seçimleritamamlanamadığı takdirde, seçilmiş bulunanlar Yüksek Hâkimler Kurulunda derhalgöreve başlattırılır."
3-Sözü geçen Kanunun 868 sayılı Kanunla değişik geçici 2. maddesinin ikincifıkrası hükmü şöyledir:
"Busuretle göreve başlayacak olan asıl ve yedek üyelerin ilk toplanma tarihindenbaşlıyarak iki yılın bitmesinden beş ay önce, üçü Yargıtay Genel Kurulunca, üçübirinci sınıfa ayrılmış hâkimlerce ve üçü de yasama meclislerince seçilmişüyelerden olmak üzere dokuz asıl üye ve biri Yargıtay Genel Kurulunca, biribirinci sınıfa ayrılmış hâkimlerce Yasama Meclisleri tarafından seçilmiş yedeküyelerden olmak üzere iki yedek üye için ad çekmeye başvurulur."
b)Davacının dayandığı Anayasa maddeleri şunlardır:
"Madde143.- Yüksek Hâkimler Kurulu, onsekiz asıl ve beş yedek üyeden kuruludur. Buüyelerden altısı Yargıtay Genel Kurulunca, altısı birinci sınıfa ayrılmışhâkimlerce ve kendi aralarından gizli oyla seçilir. Millet Meclisi veCumhuriyet Senatosu, yüksek mahkemelerde hâkimlik etmiş veya bunlara üye olmaşartlarını kazanmış kimseler arasından gizli oyla ve üye tamsayılarının saltçoğunluğu ile üçer üye seçerler. Bu usulle Yargıtay Genel Kurulunca iki,birinci sınıfa ayrılmış hâkimler ile Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosutarafından birer yedek üye seçilir.
YüksekHâkimler Kurulu, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kendi içinden Başkanınıseçer.
YüksekHâkimler Kurulu üyelerinin görev süresi dört yıldır. Her iki yılda yarısınınseçimi yenilenir. Hâkimlik görevinde iken seçilmiş olan üyeler, ardı ardına ikidefa seçilemez.
YüksekHâkimler Kurulu üyeleri, görevleri süresince başka bir iş ve görev alamazlar.
YüksekHâkimler Kurulunun kuruluşu, çalışma usulleri, bölümleri ve bu bölümleringörevleri ile toplantı ve karar yeter sayıları, başkan ve üyelerinin aylık veödenekleri kanunla düzenlenir.
AdaletBakanı, Yüksek Hâkimler Kurulu toplantılarına katılabilir; oylamayakatılamaz."
c)Anayasa'nın yukarıda yazılı 143. maddesinden anlaşılacağı üzere, YüksekHâkimler Kurulunda çalışan üyeler, Yargıtay Genel Kurulu, birinci sınıfaayrılmış hâkimler, Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu tarafından dört yıliçin seçilir ve üyelerin yarısının seçimi her iki yılda bir yenilenir. 45sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca Kurulun asıl ve yedek üyelerininseçimlerine ilişkin tutanakların hepsi. Yüksek Hâkimler Seçim Kuruluncabirleştirilip Resmî Gazetede ilân edilir ve bu üyeler sözü edilen Kanunun 25.maddesi gereğince hep birlikte and içerek görevlerine başlarlar. 1962 yılında45 sayılı Kanunun yapılıp yürürlüğe girmesi ile ilk kez seçimler yapılmış vebütün üyeler and içerek göreve başlamışlardır.
Anayasagereğince Kurulun üyelerinin yarısının seçiminin her İki yılda yenilenebilmesiiçin 45 sayılı Yasaya konulan geçici 2. madde uyarınca ilk Kurulun görevebaşlamasından ondokuz ay sonra Kurulca yapılan ad çekme işlemi sonunda görevdenayrılacakları belli olan üyelerin yerine yeniden seçim yapılması gerekmiş ve buseçimler Yargıtay Genel Kurulu ile birinci sınıfa ayrılmış hâkimler ve MilletMeclisi Kurulunca yapılmış ise de, Cumhuriyet Senatosunca yapılamadığından 1964yılında seçilen üyelerin tutanakları birleştirilerek and içmelerinden sonragöreve başlamaları olanağı elde edilememiştir.
ç)45 sayılı Kanunun 6. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yeniden seçilip görevebaşlayıncaya değin eski üyeler görevlerinde kalacaklarından. Kurul, ilk seçilenüyeler ile çalışmaya devam etmiş ve böylece ilk seçimden sonra dört yıl geçmişbulunduğundan, ilk seçilen Kurulun ikinci yarısının yenilenmesi için seçimleryapılmış ise de daha önce yenilenen üyeler iki yıldan beri görevebaşlayamadıklarından bu son seçilenlerin göreve başlamaları dahi olanak dışıkalmıştır. İşte Kurulun işleyişindeki bu aksaklığı giderebilmek amacı ile,Yasama Meclislerince bu dâvada bir takım hükümlerinin iptali istenilen 868sayılı Kanun ile Yüksek Hâkimler Kurulu Kanununun birçok maddesi değiştirilmişve bu arada 45 sayılı Kanunun geçici 2. maddesine de yeniden uygulama olanağısağlamak üzere o madde hükmü yeni baştan konulmuştur.
868sayılı Kanunun bu dâva açısından dayandığı ilkeler, kural olarak, YüksekHâkimler Kurulu için yapılacak seçimlerde birkaç üyenin seçilmemiş olmasınınöbür üyelerin işe başlamalarına engel sayılmaması ve yerlerine seçim yapılmayanüyelerin dahi öteki üyelerle birlikte görevden ayrılmaları ve Kuruldakiboşluğun seçimler tamamlanıncaya değin yedek üyelerle doldurulması, Anayasa'nınöngördüğü düzenin işleyebilmesi için 1964 ve 1966 yılında seçilmiş bulunanüyelerin göreve başlamalarını izleyen ondokuzuncu ayda yapılacak ad çekmeişlemi sonunda belli olacak üyelerin yerine yeniden seçim yapılmasıdır,
d)Seçimi yapılamayan asıl üyelikler için seçim yapılıncaya değin yedek üyelerin,onların yerine görev yapmaları, yedek üyeliğin amacına aykırı değildir.Gerçekten, Anayasa asıllarının herhangi bir nedenle görev başında bulunduklarıveya bulunamadıkları bütün durumlarda ortaya çıkacak boşlukları doldurmak veböylece Kurulun sürekli çalışmasını sağlamak amacı ile yedek üyeliği kabuletmiştir ve yedek üyelerin göreve katılacakları durumlar bakımından Anayasa'daöngörülmüş herhangi bir sınırlandırma yoktur. Yalnızca (yedek) sözünden çıkan anlam,asıl üyeler kurullara girebilecek durumda oldukça yedek üyelerin onların yerinegörev yapamıyacaklarıdır.
Konubu açıdan ele alınınca asıl üyelikler için seçimler tamamlanıncaya değin yedeküyelerin, onların yerine görev yapmalarında yedek üyeliğin Anayasa ile kabulügereğine aykırı herhangi bir yan görülemez. Kaldı ki, 45 sayılı Kanunun, yedeküyelerin kurullara nasıl katılacaklarını ve gireceklerini öbür işleri bildiren36. maddesi hükümleri ile getirilen sınırlandırmaların amacı da, ancak ve ancakasiller görevlerinin başında ve Kurula katılabilecek durumda iken onlarıngörevden kaçınarak kendi yerlerine yedeklerin Kurula katılması ile işingörülmesine engel olmaktır.
Bunagöre, bir yasa hükmünün yasanın başka bir hükmüne aykırılığının Anayasa'ya aykırılıkolmayacağı bir yana, istem konusu hükmünde, 45 sayılı Kanunun 36. maddesininhükümlerine aykırı bir yön dahi yoktur. Sözün kısası, asillerin görevyapılamıyacak durumlarda yedeklerin onlar yerine görev yapmaları gereğinibelirten hüküm, asiller için yapılacak seçim tamamlanıncaya dek yedeklerinonlar yerine kurullara katılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamaktadır.Kurulun eksik üyelerle çalışma zorunda kalması, er veya geç birtakımaksaklıklara yol açabilecektir. Bu durum eksik kadro ile çalışmanın kaçınılmazbir sonucudur; bu aksaklıkları önlemek hemen hemen olanak dışıdır. Bu yönün,Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ilkesine bir aykırılığıgörülmemiştir.
e)45 sayılı Kanunun değişik 6. maddesinin beşinci fıkrasında, gecikme ile sonradanseçilmiş bulunan üyelerin görev süresinin, aynı seçim dönemi için seçilen öbürüyelerin görev süreleri ile birlikte sona ereceğinin kabul edilmiş bulunmasısonucunda, sonradan seçilmiş üyelerin dört yıllık süreyi tamamlamadan görevdenayrılma durumunda kalacakları doğrudur. Burada seçimlerin tam zamanındayapılması sonucunda ortaya çıkan bir aksaklık söz konusudur. Bu aksaklığıngiderilmesi için bu üyelerin dört yıl olan görev sûrelerini tamamladıktan sonragörevden ayrılmaları kuralı benimsenemez. Çünkü Anayasa'nın 143. maddesininüçüncü fıkrasındaki: "Yüksek Hâkimler Kurulu üyelerinin görev süresi dörtyıldır. Her iki yılda yarısının seçimi yenilenir. Hâkimlik görevinde ikenseçilmiş olan üyeler ardı ardına iki defa seçilemez- hükmü tüm olarak gözönündetutulup yorumlandığında, yenilemenin hep birlikte olacağı ve zorunlulukdurumlarında üyelerin dört yıllık süresinin uzatılması yerine kısaltılmasıyolunun daha az sakıncalı bulunacağı anlaşılmaktadır. Özellikle Hâkimlikgörevinde İken seçilmiş olan üyelerin ardı ardına iki kez seçilmesini yasakeden hüküm ile hâkimlerin bu idarî iş için temel görevleri olan hâkimliktenuzun zaman ayrılarak meslekteki bilgi ve görgülerinin körlenmesinin önlenmekistendiği gözönünde tutulursa, yerlerine dönem içinde yenileri seçilmeyen eskiüyelerin dört yılı doldurduktan sonra dahi yerlerine yenilerinin seçilmesi içinbelki bir veya iki yıl daha görevde kalmaları ve böylece onların görevsürelerinin dört yılı aşıp beş veya altı yıla çıkması gibi durumlarbenimsenemez ve şayet böyle bir ilke benimsenirse Kurulun yarısının bir bütünolarak değişmesi durumu veya hiç değilse buna daha yakın bir durum artıkgerçekleşemez. Geç seçilen üyelerin arkadaşları ile birlikte görevdenayrılmalarının sakıncası onların dört yılı tamamladıktan sonra görevdenayrılmalarının doğuracağı sakıncaya göre daha az ağırdır ve Kurulun yarısınıntüm olarak yenilenmesi hükmünün yerine getirilmesine daha elverişlidir. Bundandolayı Anayasa'ya aykırılık söz konusu edilemez. Özetlemek gerekirse, Anayasa'nınkurduğu düzenin gerçekleşmesinde seçimlerin bir bölümünün gecikmesinden doğacakaksaklıkların etkilerinin olabildiğince azaltılması ve Anayasa'nın öngördüğüdüzenin olabildiğince iyi işletilmesi zorunluğu dolayısiyle, seçimleri gecikenüyelerin dört yıllık görev süresinin kısaltılmasında Anayasa'ya aykırılıkgörülemez.
f)45 sayılı Yasanın değişik 14. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen üyelerinseçimin tamamlanması bekletilmeden göreve başlatılacakları hükmünün ereği,olabileceğince az bir gecikme ile Kurulun yarısının yenilenmesini ve yeniüyelerin öbür üyelerle birlikte Kurulda çalışmasını sağlamaktır. Buna göreAnayasa'ya aykırılık yoktur.
g)Geçici 2. madde, Anayasa'nın kurduğu dört yıl görev yapma ve iki yılda birKurulun yarı üyelerinin değişmesi düzenin işlemesini sağlamak üzerekonulmuştur. İlk kuruluşta buna benzeyen bir hükmün uygulanmış olması Senatocaseçilmesi gerekli üyelerin seçimlerinde yıllarca gecikme olması yüzünden hiçbir eylemli sonuç vermemiş, Anayasa'nın öngördüğü düzen gerçekleşmemiştir.Bozulmuş olan iki yılda bir kurulun yarısının değişmesi ve üyelerin dört yılgörev yapmaları düzenini olabildiğince çabuk işletme zorunluğu dolayısiyle,şimdiki geçici hükmün konulmuş olduğu gözönünde tutulunca, bunda Anayasa'yaaykırılık görülemez; çünkü Anayasa'nın buyurucu hükümleri ile kurulmak istenenbir düzenin gerçekleşmesi düşüncesi, süreye bağlı kamu hizmetinde görev alankişilerin olağan süreden önce görevlerinden ayrılmamaları gereğinden daha üstünbir nitelik gösterir. Gerçekten, Anayasa'nın kesin buyruğuna dayanan birdüzenin gerçekleştirilmesinin söz konusu olduğu durumlarda, o düzenigerçekleştirmekle görevli kılınanların düzeni aksatacak sonuçlar doğurankazanılmış hakları olabileceği düşüncesine yer verilemez ve bu görüşteAnayasa'nın hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunamaz.
Herne kadar davacı, ancak yeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra seçilip görevebaşlıyacak üyeler için böyle bir geçici hükmün kabulünün doğru olacağını ilerisürmekte ise de, bu görüş Anayasa'ya uygun değildir; zira bu görüş, şimdikiYasanın yürürlüğe girmesinden önce seçilmiş ve fakat göreve başlamamış veKurulun tümünü meydana getiren üyelerin herhangi bir değişmeye yer kalmadandört yıl görev yapmaları ve dört yıl sonunda hepsinin birden değişmesi sonucunudoğurur ki, bu durum Kurul'un yarısının iki yılda bir değişmesi ile Kurulungörüşlerinde ve tutumunda temelli değişikliklerin ve böylece aynı durumlardaeşitliğe aykırı işlemler yapılmasının önlenmesi ilkesinin gerçekleşmesine engelolur; oysa bir kurul üyesinin görev süresinin sonuna değin görevde kalmasıherşeyden önce onun kişisel durumunu ilgilendirdiği, Kurulun çalışma biçimininbîr güvencesi olan yarısının iki yılda bir değişmesi ilkesi ise Kurulun özlükişlerini göreceği binlerce hâkimi ilgilendirdiği gözönünde tutulursa bu ikincidüşüncenin Anayasa bakımından birincisine daha üstün tutulmak gerektiği kolaycaanlaşılır. Kaldı ki yarısının değişmesi söz konusu edilen bu günkü Kurulda C.Senatosu ve Millet Meclisince seçilen üyeler içinden ad çekmeye girecekolanların hepsi hâkimlikten gelmiştir ve ad çekme sonucunda Kuruldanayrılmaları gerekse bile hepsinin hâkim olmak hakları olduğu gibi durmaktadır.Başka deyimle devletle olan kişisel ilişkilerinde ve kişisel kazanılmışhaklarında bir değişme yoktur. Dâva dilekçesinde anılan Mahkememizin 11/12/1964 günlü ve Esas 63/138, Karar 64/71 sayılı kararında söz konusu edilenkazanılmış hak ise, emekliliğe ilişkin kazanılmış haklardır ve orada buhakların tanınmasına engel olacak nitelikte ve Anayasa'ya dayanan bir kamudüzeni düşüncesi söz konusu değildir.
Dâvakonusu geçici maddenin yasa yapma tekniğine uymaması ve yazılışındaduraksamalara yol açabilecek bir yanılma bulunması dahi Anayasa'ya aykırılıksayılamaz.
Açıklanannedenlerden dolayı geçici hükümde de Anayasa'ya aykırılık yoktur.
SONUÇ:
45sayılı Kanunun 868 sayılı Kanunla değişik;
1-6. maddesinin dört ve beşinci fıkralarının;
2-14. maddesinin birinci fıkrasının:
3-Geçici 2. .maddesinin ikinci fıkrasının;
Anayasa'yaaykırı olmadığına ve bu hükümlere yönelen dâvanın reddine 24/10/1968 günündeoybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün