ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No.:1967/37
Karar No.:1968/46
Karar günü:15/10/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:02.7.1969/13243
İtirazeden : Danıştay 5. Dairesi.
İtirazkonusu : 24/12/1963 günlü ve 359 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon KurumuKanununun 47. maddesinin 2 sayılı bendinde yer alan (......... Devlet PersonelDairesinin görüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşma suretiylehazırlanıp Turizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile ......... hükmünün Anayasa'nın121. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptal olması isteminden ibarettir.
OLAY:
TürkiyeRadyo Televizyon Kurumunun bir mensubu tarafından, 359 sayılı Kanunun 47.maddesinin 2 sayılı bendinin (a) fıkrası uyarınca verilmesi gerekentazminatının, idarede hizmete başladığı tarihten İtibaren birikmişleriylebirlikte ödenmesi ve söz konusu bende istinaden yürürlüğe konulmuş bulunantazminat yönetmenliği, yayın tarihinden itibaren tazminat verilebileceğinizımnen ifade ediyorsa kanuna aykırılığı meydanda olduğundan iptal olunmasıtalebiyle TRT Genel Müdürlüğü ve Turizm ve Tanıtma Bakanlığı aleyhlerineDanıştay 5. Dairesinde açılmış olan bir dâvaya karşı dâvâlı TRT Kurumutarafından yapılan savunmada, bu dâvada sözü geçen tazminat yönetmeliğininkanunî dayanağını teşkil eden 359 sayılı TRT Kurumu Kanununun 47. maddesinin 2sayılı bendinde yer alan ve kurumun kadrolarıyla mensuplarının tazminatlarınailişkin yönetmeliğin ne suretle hazırlanarak yürürlüğe konulacağını gösteren(......... Devlet Personel Dairesinin görüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığıile anlaşmak suretiyle hazırlanıp Turizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile...) hükmününAnayasa'nın 113 ve 121. maddelerine aykırı bulunduğu öne sürülmüştür.
Danıştay5. Dairesi, 24/6/1967 günlü ve 1967/1237 sayılı ara kararı ile, dâvâlı TRTGenel Müdürlüğünün bu iddiayı öne sürmeğe yetkili olduğuna ve ileri sürülenAnayasa'ya aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varıldığından 44 sayılıKanunun 27. maddesinin 2 sayılı Fıkrası hükmü gereğince bu husustakisavunmalarının gönderilmesi için davacı vekili ile Turizm ve TanıtmaBakanlığına müzekkere yazılmasına karar vermiştir.
Davacıvekili cevabında bu konuda savunmada bulunmadıklarını bildirmiş ve dosyanınAnayasa Mahkemesine şevkine karar verilmesini istemiştir.
Diğerdâvâlı Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ise, söz konusu ara kararının usu!bakımından kanuna aykırı olduğu ve TRT Kurumu tarafından öne sürülen Anayasa'yaaykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varılmasının da mümkün bulunmadığıgörüşünü savunmuştur.
Konuyuson olarak inceleyen Danıştay 5. Dairesince de, 3/10/1967 günlü ve Esas1967/1237 sayılı kararla, bu iddianın yerinde olduğu kanısına varıldığındanAnayasa'nın 151. maddesi gereğince dâvanın geri bırakılarak, 44 sayılı Kanunun27. maddesi gereğince gerekli belgelerin, bu hususta bir karar verilmek üzereAnayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Metinler:
1-24/12/1963 günlü ve 359 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Kanunun 47.maddesi hükmü, tüm olarak, şöyledir:
Madde47-1- Kurumun kuruluşu, personelinin görev ve yetkileri ile uzmanlık yerleri,danışma kurullarını kuruluş ve çalışma usulleri ile bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihte mevcut veya sonradan yapılacak kuruma ait personelkonutlarından faydalanma hak ve şekilleri yönetim kurulunca hazırlanıp Turizmve Tanıtma Bakanlığınca onaylanacak yönetmeliklerle belirtilir.
2-Kurumun kadroları, yönetim kurulu tarafından, Devlet Personel Dairesinin görüşüalındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşmak suretiyle hazırlanıp Turizm veTanıtma Bakanının onayı ile yapılacak bir yönetmelik ile belirtilir. Kurumunpersoneli. İktisadî Devlet Teşekkülleri personeline uygulanan hükümleretâbidir.
Ancak,bu bentte söz konusu yönetmelikte:
a)Kurumun yayın, organizasyon ve teknik işlerine ait devamlı kadrolarındaçalışanlar için gerekli olabilecek tazminat miktarları,
b)Kurumun devamlı kadroları dışında sözleşmeyle çalışacak yerli veya yabancıuzmanların ücretleri, ve
c)28 Şubat 1959 tarihli ve 7244 sayılı Kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasındakihizmetlerin için ihtiyaç duyulan 1500 ve1750 lira ücretli kadroları, bu bendinikinci fıkrası hükmüyle bağlı kalmaksızın tesbit edilebilir.
a)Bendinin uygulanmasında 28 Şubat 1959 tarihli ve 7244 sayılı Kanunun 3.maddesinin 2. bendi tatbik olunmaz.)
Bumadde hükmünden sadece 2. bentte yer alan (... Devlet Personeli Dairesiningörüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşmak suretiyle hazırlanıpTurizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile ...) hükmünün Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülerek iptal olunması istenmektedir.
2-Konu ile ilgili Anayasa hükümleri:
Madde26-Kişiler ve siyasî partiler, kamu tüzel kişileri elindeki basın dışıhaberleşme ve yayın araçlarından faydalanma hakkına sahiptir, bu faydalanmanınşartları ve usulleri, demokratik esaslara ve hakkaniyet ölçülerine uygun olarakkanunla düzenlenir. Kanun halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce vekanaatlara ulaşmasını ve kamu oyunun serbestçe oluşumunu köstekleyicikayıtlamalar koyamaz.
Madde113-Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendirenkanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamakşartiyle yönetmelikler çıkarılabilir. Yönetmelikler Resmî Gazete ileyayınlanır.
Madde121-Radyo ve Televizyon istasyonlarının idaresi, özerk kamu tüzel kişiliğihalinde, kanunla düzenlenir.
Hertürlü Radyo ve Televizyon yayınları, tarafsızlık esaslarına göre yapılır.
Radyove Televizyon İdaresi, kültür ve eğitime yardımcılık görevinin gerektirdiği yetkileresahip kılınır.
Devlettarafından kurulan veya Devletten malî yardım alan haber ajanslarınıntarafsızlığı esastır.
İLKİNCELEME :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, 2/11/1967 gününde yapılan, Başkanİbrahim Senil, Üyelerden Salim Başol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, CelâlettinKuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avnî Givda, Muhittin Taylan, İhsanEcemiş, Recai Seçkin Ahmet, Akar, Halit~Zarbun, Muhittin Gürün ve LûtfiÖmerbaş'ın katıldıkları, ilk İnceleme toplantısında, Danıştay Başkanlığınaverilmiş bulunan dâva dilekçesi ile Danıştay 5. Dairesince verildiği anlaşılan24/6/1967 günlü ara kararı örneklerinin istenmesine, Başkan İbrahim Senil,Üyelerden Fazlı Öztan, Sait Koçak, Avni Givda, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin veLûtfi Ömerbaş'ın karşı oyları ile ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
İstenilenbelgelerin gönderilmesi üzerine, 28/11/1967 gününde yapılan mahkemetoplantısında, eksiklerin tamamlandığı, 359 sayılı Kanunun 47. maddesinin 2sayılı bendinde yer alan ve iptal istemine konu olan hükmün, bu dâvadauygulanacak bir hüküm olduğu, taraflardan birisinin ileri sürdüğü Anayasa'yaaykırılık iddiasının, dâvaya bakmakta olan Danıştay 5. Dairesince, ciddî olduğukanısına varıldığı anlaşılmakla işin esasının incelenmesine oybirliği ile kararverilmiştir.
Esasınincelenmesi maksadiyle 28/3/1968 gününde yapılan, Başkan İbrahim Senil,Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen,Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş,Recai Seçkin, Halit Zarbun, Ziya Önel, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş'ınkatıldıkları, toplantıda, 44 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca TRT KurumuGenel Müdürlüğünün sözlü açıklamasının dinlenmesine ve aynı kanunun 30. maddesigereğince davetiye çıkarılmasına üyelerden Celâlettin Kuralmen, HakkıKetenoğlu, İhsan Ecemiş ve Recai Seçkin'in karşı oylarıyle ve oyçokluğu ilekarar yerilmiş ve 5/4/1968 gününde de yetkili tarafından yapılan sözlü açıklamadinlenmiştir.
Sözlüaçıklamada, TRT Kurumunca Danıştay 5. Dairesinde öne sürülmüş olup özetiyukarıda gösterilmiş bulunan düşünceler, genişletilerek tekrarlanmış ve iptaliistenen hükmün Anayasa'nın 26. maddesine de aykırı bulunduğu görüşü ilerisürülmüştür.
ESASINİNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Dâvalı Kurumun Danıştay 5. Dairesinde ve bu defa yapmışolduğu sözlü açıklamada öne sürdüğü düşünceler, diğer dâvâlı Turizm ve TanıtmaBakanlığının görüşü, Danıştay 5. Dairesinin kararları, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hüküm, konu ile ilgili Anayasa hükümleri ve bunlara ilişkingerekçelerle yasama meclisleri görüşme tutanakları okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
1-İlk önce, 359 sayılı Kanuna ait Cumhuriyet Senatosu görüşme tutanaklarınınincelenmesi sırasında söz konusu 47. maddeye ilişkin görüşme ve oylamaişlemlerinin, geçirmiş bulundukları safhalar bakımından, üzerlerinde durulmakgerekmiştir.
Gerçekten,söz konusu 47. maddenin, Cumhuriyet Senatosundaki müzakeresi sonucunda verilenbir önergenin kabulü üzerine İlgili karma komisyonca yeniden hazırlanan maddemetnin açık oya sunularak oylamaya katılan 79 üyeden 78 i tarafından kabuledildiği, Başkanlıkça bu konuda bir açıklama yapılarak, verilen oylarla saltçoğunluk sağlanamamış ise de Anayasa'nın 92. maddesi gereğince bu maddenin dahaönce işarî oyla kabul edilmiş olduğundan ayrıca oylama yapılmasına yerolmadığının bildirilmiş bulunduğu görülmektedir. (C. Senatosu Tutanak Dergisi,Dönem: 1, Toplantı: 2, Cilt: 45, Sahife : 501 - 502, 508)
Halbukiincelenen tutanaklarda, maddenin son şeklinin, yukarıda belirtilen açıkoylamadan önce başkaca işarî oya sunulmuş bulunduğunu gösteren bir kaydatesadüf edilmemiştir.
Bütünmaddelerin müzakeresi tamamlandıktan sonra tasarının tümü, açık oya sunulmuş,kullanılan 94 oydan 93 ünün kabul 1 inin de red oyu ile ve salt çoğunluklakabul edilmiştir.
Tasarınınbir kısım maddeleri C. Senatosu tarafından değiştirilmiş olduğundan tekrarMillet Meclisine gelmiş, dâva konusu 47. maddeye ilişkin değişiklik MilletMeclisince benimsenmeyerek Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrası gereğinceKarma Komisyon kurulmuş ve bu Komisyonca belirtilen yeni metin, (bugünyürürlükte olan) Millet Meclisince kabul olunmuştur. (Millet Meclisi TutanakDergisi Dönem 1. Toplantı: 3 Cilt: 23. Sahife: 289, 252-526)
Yukarıdakiaçıklamalara göre, söz, konusu 47. madde C. Senatosunda Anayasa hükümlerineuygun biçimde oylanmamış olduğuna ve sonradan kanunun tümünün Anayasa'ya uygunolarak oylanmış bulunmasının, maddeye ilişkin olan şekil eksikliğini gidermeyede etkili olamıyacağına göre bu halin 47. maddenin tümünün şekli yönündenAnayasa'ya aykırılık sebebiyle iptali için yeter bir neden teşkil edebilipedemiyeceği üzerinde durulmuştur.
Birmetnin kabul edilmiş sayılması için gerekli olan oyu sağlayamaması halinde, retedilmiş sayılacağı bilinen bir gerçektir. Aynı suretle, bir kanun tasarısındakimaddenin C Senatosundaki oylaması sonunda Anayasa'ya uygun bir çoğunluksağlanamaması halinde de ret edilmiş sayılması yanlış olamaz. özellikle bu maddeniniçinde bulunduğu kanun tasarısının tümünün Anayasa'ya uygun biçimde oylanarakkabul edilmiş olması hali, bu sonucu zorunlu kılar. Bu duruma göre, CSenatosunda gerekli çoğunluğu sağlıyamadan kabul edilmişcesine işleme tâbitutulduğu anlaşılan söz konusu 47. maddenin reddedilmiş sayılması gerektiğindenve sonradan Millet Meclisinde bu madde hakkında C. Senatosunda reddolunanmaddelerin tâbi tutulması gerekli işlem uygulanmış olduğundan maddenin şekilyönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğu görüşüne katılmak mümkün değildir.
ÜyelerdenFeyzullah Uslu, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Recai Seçkin, AhmetAkar ve Ziya Önel karşı görüşü öne sürmüşlerdir.
2-İşin esasına gelince :
359sayılı TRT Kurumu Kanununun 47. maddesinin metni yukarıda yazılmış bulunan 2sayılı bendine göre TRT Kurumu, Anayasa ve kanunla yürütmek görevinde olduğuhizmetlerin gerektireceği her çeşit personel kadrolarını, yani idare, teknik,haber ve sanata ilişkin her alanda kullanılacağı personelin çalıştırılmasınaimkân verecek olan kadroların unvanını, sayısını, aylığını, bunlar için gerekliolabilecek tazminat miktarlarını, devamlı kadro dışında bırakılacak uzmanlıkyerleriyle buralarda çalıştırılacak yerli ve yabancı uzmanların ücretlerini;
a)Evvelâ Devlet Personel Dairesinin görüşünü almak,
b)Sonra Maliye Bakanlığı ile anlaşmak,
c)Daha sonra da Turizm ve Tanıtma Bakanının onayını sağlamak, suretiyle tesbitedilebilecektir.
Buhüküm, Anayasa ve kanunlarla TRT Kurumuna verilmiş bulunan görevlerin yerinegetirilmesi için Kurumca gerekli görülecek sayı ve nitelikteki personelinkullanılmasını Maliye Bakanlığı ile Turizm ve Tanıtma Bakanlığının izninebağlamış olduğu meydandadır. Zira bir görev ve hizmetin yürütülmesi işinin,çeşitli sayı ve nitelikte çalıştırılacak insanlar tarafından yapılacağı,bilinen bir gerçektir. Personel olmadan hizmet yapılması düşünülemez. Personelsayısının, onlardan aranacak niteliklerinin, aylık, ücret, tazminat ve benzerimalî hakların, hizmetin gereklerine uygun olarak tesbit edilmiş bulunmasınında, hizmetin görevi gibi ve verimli bir şekilde yürütülmesinin sağlanmasındaveya aksamasında veya niteliğinin beklenen seviyenin altına düşmesinde etkilibirer unsur oldukları da, başkaca açıklamayı gerektirmeyecek derecedeortadadır.
Sözkonusu 47. maddenin 2 sayılı bendi hükmüne göre ise, TRT Kurumu, Anayasa ileözerk olarak ve tarafsız bir surette yürütmekle görevli kılındığı ve kanunla daayrıntılarının belirtildiği, hizmetleri, nerelerde ne suretle ve hangiölçülerde yürütülmesi gerektiğini, bunun için hangi ünvanlı, ne nitelikte, kaçsayıda personel kullanılmasında ve bunlara aylık, ücret, tazminat ve benzerimalî haklardan hangilerinin ve ne miktarlarda tanınmasında zorunluk göründüğüönce Devlet Personel Dairesine anlatarak onun görüşünü alacak, sonra da aynıkonularda Maliye Bakanlığının mutabakatını bağlıyacaktır. Görüldüğü gibi DevletPersonel Dairesinin istişarî nitelikte olan görüşünü olumlu veya olumsuzolmasının sonuca etkisi yoksa da, Maliye Bakanlığının mutabakatının alınmasızorunludur. Maliye Bakanlığı île anlaşılmadığı takdirde bir tek kadro bilealınması mümkün değildir. Şu halde hizmetin yeri, çeşidi, hangi ölçülerdeyürütüleceği, bunun için de ne sayıda ve hangi nitelikte, ne miktar aylıklıpersonelin kullanılmasının yeterli olacağı, hizmetin yürütülmesi bakımındankimlere ve ne miktarda tazminat' verilmesinin gerekli olabileceği konularındaMaliye Bakanlığı uygun görüşünün sağlanması zorunlu kılınmış bulunmaktadır. Budurumun, Kurumu, özerk olarak ve tarafsız bir surette yerine getirmek görevindeolduğu hizmetler, Maliye Bakanlığının uygun göreceği doğrultuda yön vermek vebu Bakanlığın müsadesi oranında yerine getirmek zorunluğu altına sokmuş olduğuortadadır.
Kaldıki madde bununla da yetinmemekte, aynı konularda Turizm ve Tanıtma Bakanınınonayını da şart kılmaktadır. Yeni Kurum, Maliye Bakanlığını kendi görüşüneinandırarak uygun görmesini sağlasa bile, aynı konularda bir de Turizm veTanıtma Bakanlığının, Kurumun tekliflerini onaylaması ve bu suretle MaliyeBakanlığı ile uzlaşılan biçimde hizmet görmesine bu Bakanlığın da izin vermesigerekmektedir.
Budurumun, metinleri yukarıda yazılmış bulunan Anayasa hükümlerinin ışığı altındaincelemesi, aşağıdaki sonuçları vermektedir:
a)Yapacağı hizmetin ölçüsü, yönü ve niteliği iki Bakanlığın doğrudan doğruyaetkisi ve izni altında bulunan kurumun, elinde bulundurduğu haberleşme ve yayınaraçlarından, kişileri ve siyasî partileri, demokratik esaslara ve hakkaniyetölçülerine uygun olarak faydalandırmak serbestliğine sahip olabileceğinden sözedilemez. Zira bu koşullar altındaki bir Kurum, kendi sorumluluğu altında veserbest anlayışı içinde tarafsız olarak hareket etme olanağından yoksunbırakılmış durumdadır.
Öteyandan söz konusu hüküm, Kurumun hizmet yönetimini, iki Bakanlığın tam etkisialtına sokmakla halkın Kurum elindeki araçlarla tarafsız şekilde haberalmasını, doğru düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve bu suretle kamu oyununserbestçe oluşumunu köstekleme olanağını da İktidardaki partinin (veyapartilerin) eline vermiş olmaktadır.
Bunedenle söz konusu 47. maddenin 2 sayılı bendinde yer alan (......... DevletPersonel Dairesinin görüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşmaksuretiyle hazırlanıp Turizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile .........) hükmü,Anayasa'nın 26. maddesine aykırı uygulamaya olanak vermesi bakımından Anayasayaaykırı bulunmaktadır.
b)Ânayasa'nm 113. meddesi, kamu tüzel kişilerine, kendi görev alanlarınıilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağ'amak üzere ve bunlaraaykırı olmamak şar-tiyle yönetmelik çıkarabilme yetkisi vermiş bulunmaktadır.Bir kuruluşun bu yetkiyi kullanabilmesi için kamu tüzel kişisi olmasıyeterlidir ve kamu tüzel kişileri de bir kanunla veya kanunun açıkça verdiğiyetkiye dayanılarak kurulurlar. (Anayasa Madde: 112)
TRTKurumu ise, Anayasa'nın 121. maddesine göre bir kamu tüzel kişisidir; yani onuntüzel kişilik durumunu, Anayasa emretmiştir. Üstelik bu kurum öbür kamu tüzelkişileri gibi yürütme karşısında bağımlı durumda olmayıp, aksine özerk biryönetime sahiptir ve her türlü yayım görevini tarafsızlıkla yapacağı da aynıAnayasa maddesinde bir ilke olarak belirtilmiştir. Hal böyle iken, itirazkonusu 2 sayılı bent, bu kanunla yönetmelik konusu olacağı kabul edilenhususlarda, yönetmelik yapma yetkisini TRT Kurumunun elinden almakta ve bukonulardaki yönetmeliklerini, Yürütmenin iki Bakanlığı ile ortak olarakyapabileceği hükmünü koymaktadır.
Sözügeçen hüküm, bu bakımdan da Anayasa'nın 113. maddesine aykırı bulunmaktadır.
3-Anayasa'nın 121. maddesi, Radyo ve Televizyon istasyonlarının idaresinin, ÖzerkKamu Tüzel kişiliği halinde kanunla düzenleneceği hükmünü koymakta ve Kurumu,her türlü Radyo ve Televizyon yayımlarını, tarafsızlık esaslarına göre yapmakyükümü altına sokmaktadır.
Bunedenlerle kanun koyucu, düzenlemeyi yaparken, Kurumun özerk olma niteliğinibelirtici ve koruyucu şekilde ve tarafsız yayım esaslarını sağlayıcı niteliktehükümler koymak zorundadır. Tabiî, buradaki Anayasa ereğinin, bu konularınkanunda sadece birer terim halinde yer alması olmayıp, Kanunun Tümü itibarile,kurulan kurumun gerçekten özerk bir niteliğe kavuşturulması ve yayımlardakitarafsızlığın hiçbir kuşkuya yer vermiyecek biçimde sağlanması olduğunu izahalüzum yoktur. Örneğin, konumuzu teşkil eden 359 sayılı Kanunda olduğu gibi, birtaraftan, 1. madde ile kurumun "Özerk" olduğunu belirtirken öteyandan, 47. maddenin iptali istenen 2 sayılı bendiyle yönetimin esaslı birbölümünün Kurumdan alınarak iki bakanlığa devrolunması veya iki bakanlığınyönetime ortak kılınması Anayasa'nın ereğine uygun düşmez.
Anayasa'nın121. maddesindeki ereğin ne olduğu, maddeye ilişkin gerekçede şu yoldabelirtilmektedir:
"Radyonunpartizan tutumu ve partizan bir yayın vasıtası haline getirilmesi,memleketimizde uzun seneler ciddî bir huzursuzluk konusu olmuştur.
Busebeple, radyo muhtariyet ve tarafsızlığı, Anayasa teminatı altına alınmakistenmiştir. Ancak çeşitli ülkelerde bu gayeye varmak için kabul edilen esaslarçok farklı olduğu ve bunların sık sık değiştiği dikkat nazarına alınarak,teferruatlı bir madde sevketmenin mahzurlu olacağı düşünülmüştür.
Bubakımdan, radyonun bir kamu tüzel kişisi haline getirilmesini ve bu tüzelkişiye görevin gerektirdiği yetkilerin tanınmasını sağlayıcı madde şevki ileyetinilmiştir.
Aynıgörüş Televizyon idarelerinin düzenlenmesinde de dikkate alınmıştır."
Görülüyorki asıl erek, Kurumun siyasî iktidarın etkisi dışında bırakılıp tarafsız olarakgörev yapmasıdır. Bunun için de Kurumun, özerk olarak kurulması, yani gerekyürütme organının, gerek siyasî partilerin, gerekse kişilerin her türlüetkisine karşı korunmuş olarak teşkilâtlandırılması ve yetkilendirilmesizorunludur.
Birkuruluşun özerk olarak nitelendirilebilmesi için, en az, kanunla belli sınırlaniçinde kalmak şartiyle, kendi hareketlerine hâkim olacak kuralları da yinekendisinin düzenlemesine yetkili olması gerekir. Burada geçen, (Kanunla bellisınırlar) deyiminden ereğin, Anayasa ilkelerine uygun kalmak şartiyle konulmuşbulunan hükümler olduğuna şüphe yoktur. Bu bakımdan bir özerk tüzel kişiliğinyönetiminde ve hizmetlerini görmesinde Hükümetin tümüne veya bir veya bir kaçkanadına yetki tanınması, özerklik ile bağdaşamaz. Zira özerklik, aslında,yürütmenin etki alanından uzak tutulması öngörülen kamu hizmetleri için sözkonusu olan bir yönetim biçimidir. Böyle bir alanda etki yapabilme kapılarınınyürütme organına açılması, özerk yönetim biçimi ile bağdaşır bir durum sayılamaz.
Genelolarak yürütmenin etki ve denetimi dışında kalacak bir özerklik anlayışının,Devletin genel düzenini bozucu ve sosyal huzursuzluğa sebep olucu olaylara vekıpırdanışlara, hattâ kötüye kullanmalarda meydanı boş bırakacağı düşüncelerinekatılmak mümkün değildir.
Ziraözerk kuruluşun iki türünü birbirinden ayırmak gerekir.
a)Bir kısım özerk kuruluşlar, bir Anayasa emri olmaksızın, sırf kanun koyucununduyduğu bir lüzum ve ihtiyaç sebebiyle kanunla kurulabilir:
Bukuruluşların özerkliklerinin yaratıcısı kanun koyucu olduğu için, gerekligördüğü ölçüde özerkliğin sınırlarını çizebilir, daraltabilir, genişletebilirve hattâ gereksiz kaldığı kanısına vardığında büsbütün kaldırabilir.
Buçeşit kuruluşlara tanınan özerklik, niteliği bakımından yukarıda tanımlanangerçek özerkliğin özelliklerini taşıması ve bu nedenle "özerk"sıfatına haklı olarak sahip olmasa bile, durumda Anayasa'ya aykırılıktan sözedilemez. Zira bu tür kuruluşlara tanınan özerkliğin Anayasa ile bir ilgileriyoktur.
b)Konumuzda olduğu gibi, kimi kuruluşların özerk bir yönetimle yönetileceklerini
Anayasaemretmiştir. Anayasa, hizmetin bu yönetim biçimi altında yürütülmesinde kamuyararı görmüş Kanun koyucuya da özerk yönetimin ayrıntılarının ve özerklikprensibi dışında kalan konuların düzenleme işini bırakmıştır.
Kanunkoyucunun, bu düzenlemeyi yaparken, Anayasa'nın kuruluşun, özerk bir yönetimbiçimi ile yönetilmesini kamu yararı bakımından zorunlu görmüş olduğunu bir anhatırdan çıkarmaması ve düzenleme vesilesiyle özerkliği doğrudan doğruya veyadolaylı yollarla gölgeliyecek nitelikte kayıtlama ve sınırlamalardankaçınılması zorunlu bulunmaktadır.
Budüzenleme sırasında, özerk kuruluşun çalışmalarında keyfiliğe kaçmaması, yurdungenel düzenine aykırı bir tutuma girmemesi, her türlü kötüye kullanmayasapmaması için uyacağı esasların kanunlarda belli edileceğinde şüphe yoktur.Esasen Devletin genel kanunlarında bu konularda hükümler de vardır.
Ancakbütün bu tedbirlerin ve denetim usullerinin dahi özerklik ile bağdaşırnitelikte olması ve özerklikle kuruluşu doğrudan doğruya veya dolaylı olarakyürütme organının etkisi altına sokmayan bir nitelikte bulunması şarttır.
Özerkkuruluşun yöneticileriyle şâir personelini, işe alma, işten çıkarma ve herçeşit özlük haklar bakımından siyasî iktidarın mutlak taktirine terk ederek,doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde faydalı ya da zararlı yönden etkiliolabilmesi imkânlarını sağlamak suretiyle onun baskısına maruz bırakacaknitelikteki her tedbir ve hükmün özerkliğe aykırı düşeceğinden ve kuruluşun, siyasîiktidarı memnun edici, hiç değilse onun istek ve eğilimlerini kollayıcı birçalışma yönü arama durumuna sokmak suretiyle tarafsızlığını bozacağından şüpheetmemelidir.
359sayılı Kanunun 47. maddesinin iptali istenen 2 sayılı bendinde olduğu gibi,hizmeti yönetecek personele ilişkin kadroların, bunlara verilecek aylık, ücretve tazminatların tesbiti işinde yürütme organının iki bakanının, dolayısiylesiyasî iktidarın, taktir ve tensibini hâkim kılmak, yukarıda açıklandığı gibiAnayasa'nın 121. maddesinde öngörülen özerk yönetim biçimi ve tarafsız hizmetgörme ilkeleriyle bağdaşır bir tedbir olmadığından Anayasa'ya aykırıdır.
Yukarıdaüç bent halinde açıklanan sebeplerle 359 sayılı TRT Kurumu Kanununun 47.maddenin 2 sayılı bendinde yer alan (........... Devlet Personel Dairesiningörüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşmak suretiyle hazırlanıpTurizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile .........) hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğundan iptali gerekmektedir.
ÜyelerdenCelâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Halit Zarbun ve Ziya Önel bu görüşekatılmamışlardır.
SONUÇ:
1-359 sayılı TRT Kurumu Kanununun 47. maddesinin 2 sayılı bendinde yer alan"Devlet Personel Dairesinin görüşü alındıktan sonra Maliye Bakanlığı ileanlaşmak suretiyle hazırlanıp Turizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile"hükmünde 47. maddenin Cumhuriyet Senatosundaki kabul yöntemine göre şekilyönünden Anayasa'ya aykırılık bulunmadığına, üyelerden Feyzullah Uslu, SaitKoçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Ziya Önel'in karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile,
2-Aynı hükmün esas yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline üyelerdenCelâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Halit Zarbun ve Ziya Önel'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 15/10/1968 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün
Kararınbiçim yönünden iptale yer olmadığına ilişkin bölümüne yönelen karşı oy yazısı
1)Bir yasa hükmünün yasama meclislerince incelenmesi ve kabul veya ret yolundabir karara bağlanması, bir takım işlemlerin yapılmasını gerekli kılmaktadır.Senato Genel Kurulunca bir hükmün kabul edilmiş veya reddedilmiş olması içiniçtüzük uyarınca oylama yapılmış ve Anayasa ile İçtüzüğün öngördüğü çoğunluğunkabul veya red yolunda oy vermiş olması zorunludur. İptal konusu 47. maddeninSenato'da görüşülmesi sonucunda verilen bir önergenin Genel Kurulcabenimsenmesi sonunda madde, ilgili komisyonca yeniden kaleme alınmış, bu yenimetin Başkanca açık oya sunulmuş, oylamaya katılan 79 üyeden 78 i tarafındankabul edilmiştir. Bunun üzerine Başkan açıklama yaparak verilen oylarla saltçoğunluğun sağlanamadığından, ancak daha önce bu madde Anayasa'nın 92. maddesigereğince işarî oyla kabul edilmiş olduğundan başkaca oylamaya yer olmadığınıbildirmiştir; oysa bu maddenin daha önce işarî oya konulmuş ve sonuçta kabuledilmiş bulunduğunu gösteren bir yazı Senato tutanaklarında yoktur. (Kararınesasın incelenmesi bölümü, bent 1). Demek ki maddenin daha önce oylanmış olduğuyollu açıklamalar yanılmaya dayanmaktadır ve gerçeğe uygun değildir. Buna göremadde, Senato Genel Kurulunca kabul veya reddedilmiş sayılamaz.
2)Anayasanın 85. maddesi uyarınca meclisler çalışmalarını kendi yaptıklarıiçtüzük hükümlerine göre yürütmekle yükümlüdür. C. Senatosu içtüzüğünün 73. ve113. maddeleri gereğince yasa tasarı ve tekliflerinin hem tümünün, hem demaddelerinin herbirinin ayrı ayrı görüşülmesi ve oylanması gerektir; yine buiçtüzüğün 74. maddesine göre tasarı veya teklifin maddeleri üzerinde ayrı ayrıgörüşme ve oylama bittikten sonra yeniden tümü üzerinde görüşme açılabilir veoylamaya geçilebilir. Demek ki maddelerden sonra metnin tümünün üzerindegörüşme ve oylama yapılabilmesinin koşulu, her maddenin ayrı ayrı oylanarakkabul edilmiş bulunmasıdır. Yasa koyma gibi çok önemli bir işlemin, yasalaşacakmetnin titizce incelemesi sonucunda yapılabilmesi işin özel öneminin en doğal(tabii) bir gereğidir. Yapılacak incelemelerin yasanın hem tümüne, hem demaddelerine ilişkin olması, az yukarıda anılan hükümlerin gereği olduğu gibiyine İçtüzüğün 22. maddesindeki (Tasarı ve tekliflerin gerekçeli olması vegerekçede önce tasarı veya teklifin tümü, sonra maddeleri hakkında bilgiverilmiş olması şarttır) hükmünün dayanağı olan düşüncenin de gereğidir. Bütünbu hükümlerin kesin yazılışları ve yasa koyma gibi önemli bir işin olabildiğineiyi bir inceleme ile yapılabilmesini sağlamak olan konuluş amaçlan gözönündetutulunca, bunların yasanın kabulünde öngörülen geçerlik koşulları olduğu,anlaşılır. Burada iptal konusu hükmün değiştirge üzerine komisyona gerigönderilmiş ve komisyonca yeniden yazılan metnin Senato Genel Kurulunca kabulüişlemi yapılmamış olmakla birlikte yasanın tümünün Senato Genel Kurulunca kabuledilmiş olması sonucunda hukukî bozukluğu düzeltilmiş sayılması, kabuledilemez; çünkü, az önce açıklandığı üzere, tümün kabulü için daha öncemaddelerin ayrı ayrı kabul edilmiş olması zorunludur ve Senatonun iradesi ancakbir takım evrelerde açığa vurulan iradelerin sonucunda kesin bir biçimdebelirlenmiş olabilir.
3)Burada Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca (iptal konusu) 47. maddenin MilletMeclisince ele alınıp bunun üzerinde işlem yapılmış olması dahi geçerlideğildir. Zira Anayasa'nın 92. maddesinin 4. ve 5 fıkraları uyarınca MilletMeclisinin Senatodan gelen bir metne el atabilmesi için Senatonun o metniMillet Meclisindekinden başka bir biçimde kabul etmiş olması gerekir.Olayımızda Senatonun geçerli olarak değiştirip kabul ettiği bir metin yoktur kibunun Millet Meclisince yeniden ele alınması ve bunun üzerinde MilletMeclisince veya Karma Komisyonca Anayasa'nın 92. maddesinin anılan fıkralarıhükmünce bir işlem yapılabilmesi hukukça olanaklı bulunsun.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle istem konusu maddenin biçim yönünden iptali gerektiğindendolayı çoğunluğun biçim yönünden iptali gerektiren bir eksiklik bulunmadığıyollu kararına karşıyız.
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Sait Koçak
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
MUHALEFETŞERHİ
Radyo- Televizyon İdaresinin hukuki niteliği, Anayasa'nın 121. maddesindebelirtilmiştir. İstanbul Anayasa Komisyonunun hazırladığı tasarıda bu kurumdan"idarî, malî ve teknik muhtariyete sahip bir kamu tüzel kişisidir."diye bahsolunduğu halde; Kurucu Meclis Anayasa'nın 121. maddesinde bu idarenin"Özerk kamu tüzel kişiliği halinde kanunla düzenleneceğini"bildirmekle yetinmiştir. Böylece, bu özerkliği, Anayasa'nın bu kuruma verdiğitarafsız yayım, kültür ve eğitime yardımcılık görevleriyle sınırlı olarakkanunun tayin etmesi gerekmektedir. Özerkliğin, kamu tüzel kişilerinin devletiçinde bağımsızlığa varmadan görevleri niteliğinin çerçevelediği sınırlarlataayyün eden derecede serbestçe hareket edebilmeleri demek olduğu nazaraalınırsa, kanun koyucunun malî alanda bu kurumu kanunla düzenlemesineAnayasa'nın 121. maddesinin engel olamıyacağı anlaşılır.
359sayılı Radyo - Televizyon Kanununun 47. maddesinde yer alan ve iptal isteminekonu olan "kurumun kadroları yönetim kurulu tarafından, Devlet PersonelDairesinin görüşü alındıktan sonra, Maliye Bakanlığı ile anlaşmak suretiylehazırlanıp Turizm ve Tanıtma Bakanının onayı ile yapılacak bir yönetmeliklebelirtilir, "hükmü ise, bu kurumun yukarıda işaret olunan özerklik alanıdışında kalan bîr konuyu düzenlemektedir. Bununla kanun koyucu, para kaynaklarımahdut olan ve gelirlerinin büyük kısmı bütçeden ayrılan tahsisatlarla sağlananbir tüzel kişiliğin malî tasarrufları ile umumî menfaatler ve kamu hizmetleriarasına bir denge ve uygunluk koymak istemiştir. Aksi halin, radyo - televizyonidaresine bu malî konuda sınırsız bir yetki vermek olacağını gözden uzaktutmamak icap eder. Halbuki, yasama organının, radyo - televizyon Kurumununözerklik derecesine göre malî yönünü düzenlemesi Anayasa'nın kendisine tanıdığıyetki icabıdır. Çünkü yasama organı, karşıt ve bağlayıcı Anayasa hükümleriolmadıkça devlet işlerini kamu yararına olarak düzenlemek hususunda tam biryetkiye ve serbestliğe sahiptir. İptali istenilen bent de yukarıda belirtildiğiüzere kurumun kadrolarında devlet bütçesiyle kamu kuruluşları arasındabulunması gereken dengeyi sağlayan hükümler taşımaktadır. Radyo - TelevizyonKurumu özerk de olsa bir kamu kuruludur. Devlet hizmeti görmektedir. DevletPersonel Dairesinin tesbit ettiği genel prensipler ortasında Radyo - TelevizyonKurumu kadrolarını da değerlendirmesi, Maliye Bakanlığının da devlet bütçesinemalî külfet yükleyecek olan bu kadroları bütçe imkânları itibariyle gözdengeçirmesi ve kurumun özerklik alanı dışındaki tasarruflarından sorumlu olan Turizmve Tanıtma Bakanının malî hükümlere ilişkin kadro yönetmeliğini onaylaması,hizmetin bir gereğidir. Bu bakımdan, sözü geçen iptal istemi konusu hükmünAnayasa'nın 121. ve 113. maddelerine aykırı olmadığı ve yine bu hükmün,Anayasa'nın 26. maddesine aykırı bir yönü bulunmadığı kanısındayız.
Diğertaraftan, Anayasa'nın "İdarenin hiçbir eylem ve işlemi, hiç bir haldeyargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz. "Kaidesi, idarî tüzelkişilere ve bunların organlarına kendilerine tanınan yetkileri zedeleyiciyürütme eylem ve işlemleri aleyhine iptal dâvası açmak imkânını tanımışolduğundan iptal konusu bendin, dolaylı olarak Radyo - Televizyon yayımlarınıntarafsızlık esaslarına göre yapılmasını engelleyici ve zedeleyici tesirlerdebulunacağı düşünceside bahis konusu olamaz.
Busebeplerle iptale ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOY YAZISI
Yukarıdakarar metninde açıklandığı üzere 24/12/1963 günlü ve 359 sayılı Türkiye Radyo -Televizyon Kurumu Kanununun İtiraz konusu 47. maddesi, tasarı durumunda iken,ilgili komisyonda aldığı yeni biçimiyle Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaaçık oylamaya konulmuş; oylamaya 79 üye katılmış ve 78 üye maddeden yana oyvermiştir.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının 86. maddesine göre her meclis üye tam sayısının saltçoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa toplantıya katılanlarınsalt çoğunluğuyla karar verir. 47. maddenin Cumhuriyet Senatosunda açıkoylaması sırasında Genel Kurulda ancak 79 üyenin bulunduğu yeni Anayasa'yauygun olarak toplantı yeter sayısının sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Böyle biroylamanın ve sonucunun hukukça geçerliği ve değeri yoktur. 47. madde üzerinde,oylama bakımından, başkaca bir işlem de yapılmış değildir.
Çoğunlukbu konudaki görüşünü. "Bir metnin kabul edilmiş sayılması için gerekliolan oyu sağlayamaması halinde reddedilmiş sayılacağı bilinen bir gerçektir.Aynı suretle bir kanun tasarısındaki maddenin Cumhuriyet Senatosundakî oylamasısonunda Anayasa'ya uygun bir çoğunluk sağlanamaması halinde de reddedilmişsayılması yanlış olmaz." yolunda açıklamaktadır. Bir oylamanın olumluyahut olumsuz fakat geçerli bir sonuç verebilmesi için başlıca şart o oylamanınusulünce Anayasa'ya uygun bir biçimde yapılmış bulunmasıdır. Böyle olmayıncaortada oylama yok demektir. O işlemden olumlu veya olumsuz bir hukukî sonuççıkarılamaz. 47. maddenin oylanmasında toplantı yeter sayısı bulunmadığından bumadde ne kabul edilmiş ne de reddolunmuş sayılabilir; metin CumhuriyetSenatosundan geçmemiş duruma düşer Cumhuriyet Senatosunun tasarının tümünüsonradan usulünce oylamış olmasının 47. maddenin durumuna hukukilikkazandıramıyacağı da ortadadır. Çünkü kural bir yasa tasarısının önce maddemadde onaylanmasıdır. Tasarının tümünün oylanması ancak bu şart yerinegetirilmişse, hüküm ve değer taşır. öte yandan Millet Meclisi bu maddeyiCumhuriyet Senatosunda reddedilmiş değil değiştirilmiş bir metin sayarak onagöre işlem yapmıştır.
Açıkdurum, özet olarak, şudur: 47. madde yasama yollarından Anayasa'nın 92.maddesine uygun olarak geçmemiştir. Bu, hükmün iptalini gerektiren bir şekilbozukluğudur. 359 sayılı TRT Kanununun yukarıda eleştirilen 47. maddesinin 2sayılı bendinde yer alan "Devlet Personel Dairesinin görüşü alındıktansonra Maliye Bakanlığı ile anlaşmak suretiyle hazırlanıp Turizm ve TanıtmaBakanının onayı ile" hükmünün, 47. maddenin tümünün şekil yönündenAnayasa'ya aykırı olması nedeniyle iptali gerekli iken hükümde şekil yönündenAnayasa'ya aykırılık görülmeyerek esasın incelenmesine geçilmesi isabetsizdir.1967/37-1968/46 sayılı ve 15/10/1968 günlü karara bu bakımdan karşıyız.
Üye
Avnî Givda
Üye
Ahmet Akar
KARŞIOY YAZISI
Şekilyönünden iptalin gerektiği yolundaki sayın Recai Seçkin'in karşı oy yazılarındabelirtilen düşüncelere katılıyorum. Esasa gelince :
Toplumun,sosyal, kültürel ekonomik ve malt düzeninden, kamu hizmetlerinin sürekli veaksaksız yürütülmesinden ön plânda sorumlu olan hükümetin, hizmetleringerektirdiği ölçüde yetkilerle donatılması doğal bir sonuçtur. O kadarki,yetkinin bulunmadığı bir alanda sorumluluk da, söz konusu edilemez. Diğer birdeyimle, görev yetki ve sorumluluk bir birinden ayrılmayan tamamlayıcı vebütünleyici kavramlardır.
Bunedenledir ki, iptaline karar verilen 359 sayılı TRT Kanununun 47. maddesinin2. bendi hükümete, kadro ve harcamalar bakımından bir takım yetkilertanınmıştır. Bu yetkilerin tanınması, ne demokratik düzeni ve ne de özerkliğizedeleyici kayıtlamalar olarak düşünülemez. İdarenin bütün tasarruflarınınyargı denetimine tabi tutulması, keyfi ve maksatlı davranışları önleyicimüessir ve demokratik hukuk devleti ilkelerine uygun yeterli bir tedbir kabuledilmek lâzım gelir.
İptalile TRT'ye malî konularda da hudutsuz yetki tanınmış olacağını ve böylehudutsuz yetkinin, sorumsuz tasarruflara yol açabileceğini ve diğer kamu hizmetve hizmetlilerine dolaylı da olsa olumsuz etkiler yapabileceğini gözden uzaktutmamak icap eder. Devletin malî gücü ve diğer kamu hizmet ve harcamalarıbakımından yeterli bilgiye sahip olmıyan TRT'nin iyi niyetli tasarruflarınındahi, hizmetler arasındaki düzen ve dengeyi bozabileceği de uzak bir ihtimaldeğildir.
SONUÇ:
Yukarıdabelirtilen sebeplerle, çoğunluk düşüncesine katılmıyorum.
Üye
Ziya Önel