ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1967/48
KararNo:1968/24
Karartarihi:11.6.1968
ResmiGazete tarih/sayı:19.6.1969/13227
İtirazeden : Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu : 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 463 maddesinin Anayasanın 14/3 ve 33/5inci maddelerine aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmesi istenmiştir.
OLAY:
Bîrkişiyi 20 gün iş ve gücüne engel olacak derecede ve hayatını tehlikeye maruzkılacak nitelikte başından taşla müstakil failin kim olduğu belli olmayacakşekilde yaralamaktan üç sanık hakkında T.C.K. nun 456/2. ve 463. maddeleriuyarınca son soruşturmanın açılmasına ilişkin karar üzerine Akdağmadeni AsliyeCeza Mahkemesinde yapılan duruşma sırasında Türk Ceza Kanununun sözü geçen 463.maddesinin Anayasa'nın 14/3. ve 33/5. maddelerine aykırı olduğu yolundakiCumhuriyet Savcılığının iddiasının ciddî olduğu kanısına varılarak bir kararverilmek üzere konuyla ilgili kâğıt örneklerinin Anayasa Mahkemesinegönderilmesine ve dâvanın olduğu yerde durdurulmasına 13.10.1967 gününde kararverilmiştir.
Mahkemekararında özetle : 463. maddeye tekabül eden mehaz kanunun 378. maddesindekigerekçede '"müteaddit şahısların ittifak ederek adam öldürme cürmünü veyamüessir fiilden birini, birlikte işlemiş olmaları halinde asıl fail belli İse,kendi cürmünden ve ortaklar da iştiraklerinin derecesine göre ceza sorululuğunatabidir. Fakat bazen ittifak olunmaksızın veyahut asıl fail belli olmaksızın dafiile iştirak etmiş olanlar bulunabilir. Bu takdirde bunların cezasorumluluğunu tayin etmek lâzımdır. İşte bu halde müsavi şekilde cürme şerikolmak hali meydana gelir. Cürme iştirak etmiş olanların hepsinin sorumluolmaları lüzumu aşikâr ise de cürmün asıl faili kim olduğu meçhul olduğundanher birinin iştirakten doğan cezasına bir dereceye kadar müsavi bir ceza ilecezalandırılmaları icap eder. Asıl failin meçhul bulunması, her birininsorumluluk derecelerini cürme iştirak halindeki umumî kaideleri ihtiva eden 64.ve 65. maddelerle tayinine engel teşkil ettiğinden, özel ve açık bir hükmünkonulmasındaki zaruret aşikârdır" denilmek suretiyle 463. madde hükmününne sebeplere dayanılarak konulmuş olduğu açıklanmaktadır.
CezaKanununda bu hukukî müessese ile; kim tarafından işlenmiş olduğu bilinmeyenadam öldürme ve müessir fiil suçlarından fiili işleyenlerin hepsinincezalandırılmaları ve fakat bunlara verilecek cezaların indirilmesi yolunagidilmektedir. Bunun doğurduğu sonuç ise, kâfi delil bulunmaması yüzünden günahsızkişiler, fiilleriyle hiç de mütenasip olmayan bir ceza ile cezalandırılmakta,öte yandan asıl failin kanuna göre göreceği cezadan daha az bir ceza ilecezalandırılması şeklinde tecelli etmektedir.
Halbuki,Anayasa'nın 33/5. maddesinde "... ceza sorumluluğu şahsidir" hükmümevcuttur.
Bumaddenin Anayasa Komisyonu raporundaki gerekçesinde de "... insanları,başkalarının fiillerinden dolayı cezalandırmaya cüret edebilen totaliterrejimlerin insanlığa gerektiği acı tecrübelerden sonradır ki, bir kimsenin yalnızkendi fiil veya ihmalinden sorumlu olabileceği esasının Anayasamızdan yeralması lüzumu bilhassa hissedilmektedir. Esasen bu kaidenin Anayasaya konulmasısayesinde, basın dâvalarında yazı veya karikatürün müellifinden ve haberinvericisinden gayri kimselerin (gazete sahip ve yazı işleri müdürlerininrastgele cezalandırılmasını derpiş eden Kanun hükümleri bertaraf edilmişolacaktır..." sözleri yer almaktadır. Cezayı, suçu kim işlemiş ise oçekmelidir. Cezanın, suç ile ilgisi olmayanlara da tesiri, onlara da azap veyazarar vermesi, modern ceza hukukunda doğru görülmemektedir.
Eskidenbir yığın suç işleyince, yığını teşkil edenlerin hepsine aynı ceza verilirdi.Ceza hukukunda kollektif bir sorumluluğu, yani bir kimsenin işlemediği birsuçtan sorumlu tutulmasını müdafaa etmeye imkân yoktur.
Bumadde hükmünü, delil yokluğunun veya delil kifayetsizliğinin sanıklar aleyhinekabulü şeklinde anlamak lâzımdır. Bugünkü ceza hukuku bir masumucezalandırmaktansa bir kaç suçluyu cezalandırmamayı uygun bulur. Halbuki 463.madde bir suçluyu cezalandırmak için birkaç suçsuzun da cezalandırılmasınıemretmektedir. Bu maddeye göre cezalandırılacak olanların suçta hisselerivardır. Fakat hisselerinin derecesi nazara alınmaksızın cezayaçarptırılmalarında dahi bir haksızlığın mevcut olduğu aşikârdır. 463. maddedekiprensibi adam öldürme ve müessir fiil suçları dışındaki suçlara ve suçlularateşmil etmemek maddenin sun'i oluşunu ortaya koymaktadır.
Neticeolarak Türk Ceza Kanununun 463. maddesi, ceza sorululuğunun şahsiliğini kabulve dolaylı eziyet ve işkenceyi kesinlikle reddeden Anayasanın 33/5; 14/3.maddelerinin sözüne ve ruhuna aykırı bulunduğu ciddî kanısına varılmıştır.)denilmektedir.
İLKİNCELEME:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk incelemede, dosyadaeksiklik bulunmadığı anlaşıldığından esasın incelenmesine 30.11.1967 günündekarar verilmiştir.
ESASINİNCELENMESİ :
Esasınincelenmesine ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, Anayasanın dayanılanmaddeleri ve gerekçeleri, dosyadaki bütün kâğıtlar okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
İtirazkonusu kanun maddesi :
MADDE463-440, 449, 450, 456, 457. maddelerde beyan olunan fiilleri bir kaç kistbirlikte yapmış olupta failin kim olduğu belli olamazsa1 bunlardanher birisi hakkında fiil için tayin edilmiş olan ceza üçte birden yarıya kadarindirilerek hükmolunur. İdam ve müebbet ağır hapis cezalarını istilzam edenfiillerde on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası tayin olunur. Şukadarki bu kaide fiili doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlar hakkında tatbikolunmaz.
DayanılanAnayasa maddeleri:
MADDE14-Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme haklarına ve kişihürriyetine sahiptir.
Kişidokunulmazlığı ve hürriyeti kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göreverilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.
Kimseyeeziyet ve işkence yapılamaz.
İnsanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza konulamaz.
MADDE33 - Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı birfiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseyesuç işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Kimsekendini veya kanunun gösterdiği yakınlarının suçlandırma sonucu doğuracakbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Cezasorumluluğu şahsidir.
Genelmüsadere cezası konulamaz.
GEREKÇE:
TürkCeza Kanununun 463. maddesi 1889 tarihli İtalyan Ceza Kanununun 378.maddesinden alınmıştır.
453.maddede (448; 449; 450; 456; 457. maddelerde beyan olunan fiilleri bir kaç kişibirlikte yapmış olup da failin kim olduğu belli olamazsa bunlardan her birisihakkında fiil İçin tayin edilmiş olan ceza ... indirilerek hükmolunur.)denilmektedir.
GEREKÇE:
Manyonunşerhinde 463. madde hakkında şu düşünceler yer almıştır:
"İtalyanKanununun tanzimi sırasında müşakeret kaidelerinin kâfi oldukları beyanıyle 378inci (463) maddenin lağvı teklif olunmuştu. Fakat mebbuslar meclisi komisyonuasıl fail belli olmadığı zamanda müşakeret derecesini tayin müşkil olduğundanbahisle bu hükümlerin ipkasını tasvip etmiş ve nezaret mazbatası da aynisuretle fikir beyan eylemiştir. Maddenin tefsiri için mazbatadaki düşüncelerihatırlamak faydalı olacaktır: Müteaddit şahısların, ittifak ederek, bir öldürmefiilini veya müessir fiillerden birini birlikte işlemeleri halinde asıl failbelli ise, kendi suçundan ve ortakları da ortaklıklarının derecesine göre kendifiillerinden sorumlu olurlar. Fakat bazan ittifak bulunmaksızın veyahut asılfâilin belli olmaksızın da fiile katılmış olanlar bulunabilir. Bu takdirdebunların sorumluluklarını tayin etmek lâzımdır. İşte bu halde eşit ortaklıkmeydana gelir. Suça katılmış olanların hepsinin sorumlu olmaları lüzumu açıkise de fiilin asıl failinin kim olduğu belli olmadığından her birinin ası!fâilmiş gibi cezalandırılmaları doğru olamaz. Binaenaleyh her birinin suçortağı cezasına bir dereceye kadar eşit olan bir ceza ile cezalandırılmalarıicap eder. Asıl failin belli olamaması her bîrinin sorumluluk derecesiniortaklık genel kuralı ile tayine engel olduğundan bu hususta açık hükümkonulması lüzumludur."
Bunagöre 463. madde, genel suç ortaklığı kuralının dışında özel bir hükümgetirmiş."
463.maddenin uygulanabilmesi için, fiilin icra hareketlerine sanıkların hepsininkatıldığının gerçekleşmesi ile birlikte sonucun, bunlardan hangisinin fiilindendoğduğunun tesbit edilememiş olması gerektir. Suç teşkil eden fiilin icrahareketleri, sonucu husule getirmeye elverişli olan hareketlerdir. Örneğin,sanıkların hepsinin bıçaklarıyla mağdura vurdukları gerçekleşip, öldürülendekibıçak yaralarından ölümü mucip olanının sanıklardan hangisinin fiiliyle husulegeldiği belli olamazsa 463. madde uygulanır. Burada sanıkların hepsi de aslîmaddî faildirler.
Faillerinher birinin 463. maddede gösterilen adam öldürme veya müessir fiilin suçlarınaalt kasıtlarla harekete geçmiş olmaları gerekir. Kanun koyucu, 463, maddede,suç teşkil eden maddî fiile sanıkların hepsinin katılmış olmasını öngörmüşbulunmaktadır.
Bunedenle suçun fer'i ortakları, 463. maddenin hükmü dışında kalırlar. Fer'iortaklar suç ortaklığı hakkındaki genel hükümlere göre cezalandırılırlar. Fer'iortak olarak fiile katıldığı sabit olan kimsenin, fer'i ortaklık şekillerindenhangisine giren bir faaliyette bulunmuş olduğu bellidir. Başka bir deyimle birkimse, örneğin aslî maddî faile silâh temin etmek veya suçun işlenmesisırasında faile yardımda bulunmak veya suç işleme kararını takviye, yahut aslîfaili suç işlemeye teşvik etmek gibi fiilleri yapmış ise fer'i ortak sayılır.Bu gibi kimselerin ne yaptığı bellidir. Bu bakımdan fer'i ortakların, 463.maddeyle cezalandırılmaları düşünülemez.
463.madde, aslî manevî fail olan azmettirene de uygulanamaz.
Azmettiren,belli bir kişiyi veya kişileri belli bir suça, manevî faaliyetlerde bulunarakyönelten kimsedir. Azmettiren, maddî fiili "yapmış" bir kimsedeğildir. Halbuki 463. madde adam öldürme fiilini veya müessir fiili"birlikte yapmış" bir kaç kişinin sorumluluğuna ilişkindir.
463.maddenin, "fiili doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlar hakkında dauygulanamayacağı" maddenin son cümlesinde duraksamaya yer bırakmıyacak birbiçimde açıklanmıştır.
Şuhalde, 463. madde, fer'i ortaklara, aslî manevî fail olan azmettirene vemaddede açıklanan "fiili doğrudan doğruya beraber işlemiş olanlara"uygulanamayacaktır.
463.maddenin yalnız adam öldürme ve müessir fiil suçlan için öngörülmüş olması,öteki suçlarda bu gibi ihtimallere pek rastlanmamasından ve maddede yazılısuçların, asayiş bakımından taşıdığı önemden ötürüdür.
Uygulamayerleri böylece gözden geçirilen 463. Maddenin, Anayasa karşısındaki durumunagelince :
463.maddeyle bir suçsuzun cezalandırılması söz konusu olamaz.
Fiilinicra hareketlerinde bulunan sanıklarda o suçu işlemek kastı vardır. Fiiliişlemekle ahlâkî kötülük de gösterilmiştir. Sonucu, bir kaç kişiden hangisininhusule getirdiği belli olsaydı, ortada hem tam suç, hem de teşebbüs halindekalmış suç failleri bulunacaktı.
463.maddenin, mahkeme kararında değinildiği gibi, yığınların ceza sorumluluğunudüzenleyen eski sistemle ilgisi yoktur. Eskiden bir yığın, bu kabil suçlarıişleyince yığın içinde bulunan veya yığın içinde yakalanan herkes suçun icrahareketlerine katılmış olsun veya olmasın aynı cezaya çarptırılırdı. Oysa, 463.maddeye göre cezalandırmanın ön koşulu, suçun işlenmesine eylemli olarakkatılmış olmaktır.
Yasada,463. madde yer almasa idi, öldürmede veya müessir fiilde müstakil fail belliolmayınca suçun icra hareketlerine katılmış olanların hepsinin beraatine kararverilmek mümkün olabilir miydi' Maddî faillerin hepsinin husule gelen sonucagöre nakıs veya tam teşebbüsten cezalandırılmaları cihetine gidileceğindeduraksamaya yer yoktur.
463.maddeye göre verilen ceza, genel olarak lehtedir.
İptaliistenen madde, düzenlendiği konuda aslî maddi faillerin hepsine suçun tamcezasını vermiş olsaydı, o zaman cezalarının şahsiliği ilkesinin zedelendiğisöylenebilir di. Çünkü, bu takdirde sonucu sadece bir kişi meydana getirdiğihalde, ötekiler de meydana getirmişçesine sorumlu tutulmuş olacaklardır.Halbuki yasa koyucu böyle yapmamış, müstakil fail belli olmadığı için suçunicrasına katılanların sorumlulukları yönünden bir eşitlik getirmekle birliktebunlara hükmolunacak cezada da büyük ölçüde indirmelere yer vermiştir.
Butakdirde olayın müstakil failin kim olduğu belli olamaması nedeniyle her nekadar haketmediği bir indirmeden yararlanmakta ise de sadece bu durumun,ötekilerine verilen cezanın Anayasaya aykırılığı sonucunu doğuramaması gerekir.
Suçişlemeyen kimseye 463. maddeye göre ceza verilemez.
Müstakilfailin belli olmaması halinde icra hareketlerine katılan ortaklar aleyhine birzarar doğduğu ve dolayısiyle ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin açıkçazedelendiği iddiası yerinde değildir.
463.madde, suçsuza ceza verilmesine yol açan veya bu yönde uygulamaya elverişli vebu yüzden eziyet ve işkence yapılmasına sebep olabilecek hüküm taşıyan birmadde değildir. Madde, Anayasanın 14/3 maddesinde yazılı eziyet ve işkenceyleilgili bir hükmü kapsamamaktadır.
DayanılanAnayasa maddelerinin metinlerinde, gerekçelerinde İtirazda ileri sürülendüşünceleri destekliyecek ve haklı gösterecek bir nitelik yoktur.
İtirazınreddi gerekir.
SONUÇ :
TürkCeza Kanununun 463. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine;11.6.1968 gününde oybirliğiyle karar verildi.