ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1967/7
Karar Sayısı:1967/19
Karar günü:20/6/1967
Resmi Gazete tarih/sayı:28.10.1967/12737
İtirazyoluna başvuran : Dereli Asliye Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu : Kaçakçılığın men ve takibine dair 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılıKanunla değişik 25 inci maddesinin 2 nci fıkrasının Anayasa'nın ruhuna ve 33üncü maddesine aykırı bulunduğu kanısı ile ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının151 inci maddesine dayanılarak mahkememize başvurulmuştur.
I-OLAY :
Tüketimiçin kaçak tütün bulundurmaktan hakkında kovuşturma yapılan sanığın DereliAsliye Ceza Mahkemesinin 1966/111 sayısında kayıtlı dâvadaki duruşma sırasındaCumhuriyet Savcısı suçun sübutu halinde 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunladeğişik 25 inci maddesinin 2 nci fıkrasının uygulanması gerekeceğini, ancak buhükmün Anayasa'nın 33 üncü maddesine aykırı bulunduğunu ileri sürmüş; mahkemede bu kanıya vardığından Anayasa Mahkemesinde yapılacak inceleme sonucuna kadardâvanın geri bırakılmasına 30/1/1967 gününde karar yermiştir.
III-İTİRAZ KONUSU HÜKÜM:
Kaçakçılığınmen ve takibine dair 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 25 incimaddesinin 2 nci fıkrası şöyledir :
(Paracezasının miktarı 50 lirayı tecavüz ettiği takdirde tecavüz eden miktar içinher üç lira ve küsuru bir gün hesabiyle ayrıca hafit hapis cezası dahükmolunur. Bu suretle verilecek hafif hapis cezası bir seneyi geçemez.)
IV-MAHKEMENİN DAYANDIĞI ANAYASA HÜKMÜ:
Mahkemeningerekçesine dayanak yaptığı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 33 üncü maddesişöyledir :
(Kimse,işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayıcezalandırılamaz.
Cezalarveya ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye,suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Kimse,kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracakbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Cezasorumluluğu şahsîdir.
Genelmüsadere cezası konulamaz.)
V-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi gereğince 14/2/ 1967 gününde yapılan ilkincelemede dosyada eksiklik olmadığı ve itirazın Anayasa'nın 151 inci ve22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27 inci maddelerine uygun bulunduğugörülerek esasın incelenmesi aynı günde oybirliği ile kararlaştırılmıştır.
VI-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Mahkemenin 30/1/1967 günlü ve 1966/ 111 sayılı yazısı veekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm, Anayasa'nın 1918 sayılıKanunun konuya ilişkin hükümleri ve bunlarla ilgili gerekçe ve Meclis görüşmetutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Anayasa,suç ve ceza konusunda bir eylemin ancak kanunla suç sayılabileceği, cezalarınve ceza tedbirlerinin kanunla konulabileceği; ağırlaştırılmış cezaların,ağırlaştırma tarihinden önceki eylemlere uygulanamayacağı, ceza sorumununşahsiliği, insan haysiyetiyle bağdaşmaz ceza ve genel müsadere cezasıkonulamıyacağı gibi başlıca bir kaç ilkeyi belirtmekle yetinmiş (Madde 33 ve14); bunların dışında kalan hususları ve özellikle ne gibi eylemlerinsuç sayılacağının ve o suçlara ne çeşit ve ne miktar ceza verileceğinintâyinini kanun koyucuya bırakmıştır. Kanun koyucu bu konuda sadece Anayasakuralları, Ceza Hukuku prensipleri ve toplum zaruret ve yararlarının gerekleriile bağlı kalarak takdirini kullanabilecektir.
Kanununsuç saydığı bir eylemin çeşitli kimselerce işlenmesini etki ve sonuçlanarasında türlü ağırlık dereceleri bulunabilir. Onun için mahkemeye cezayıeylemin ağırlık derecesine göre ayarlama imkânım tanınması gereklidir. Bununbaşlıca yolu cezanın aşağı ve yukarı hadlerini kanunda göstermek ve bu iki hadarasında mahkemeye takdir hakkı tanımaktır. Ancak eylemi, ağırlık bakımındanderecelendirmek imkânı varsa böyle bir durumda eylemin ağırlık dereceleriylecezalar arasında kanunda doğrudan doğruya ilişki kurmak gibi bir ikinci yola dabaşvurabilir.
1918sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 25 inci maddesinde öngörülen işte buiki yoldur. Maddede kaçak tekel maddelerini kullanmak veya tüketmek ereğiylebulunduranların ve gümrükten kaçırılarak yurda sokulan eşyayı kaçak olduğunubilerek kendisinin veya başkasının ihtiyacı için satın alan veyabulunduranların eylemlerine ceza tayin edilmektedir.
Kaçakçılıktaeylemin konusu bakımından ağırlık elbetteki kaçak sayılan nesnenin çeşidine vemiktarına göre değişir. 1918 sayılı Kanunun 25 inci maddesinde hafif halleriçin öngörülen ceza sadece hafif para cezası ve zoralımdır. Para cezasınınmiktarını tâyinde de kaçak eşyada, bu eşyanın gümrüklenmiş değeri ve tekelmaddelerinde ise, özel kanunlarında yazılı cezaları ölçü olarak alınmıştır.
Kanunkoyucu, aynı eylemin ağır saydığı hallerinde hafif para cezasını ve zoralımıyeterli bulmamış ve bunlara hafif hapis cezasının eklenmesini de öngörmüştür.(Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 2 nci fıkra). Burada eylemin ağırlığınıtesbit için değişmez bir ölçü konulmaktadır. O da para cezasının elli lirayıgeçmesi halidir. Hapis cezasının miktarını tayinde de yine hükmolunan paracezası ölçü olarak alınmıştır. Böylece para cezasının yükselmesi, eyleminağırlık derecesinin işareti olmakta ve hafif hapis cezası da bu ağırlıkderecesine göre yükselmektedir.
Hapiscezasını tayinde para cezasının ölçü olarak alınması durumu ile hükümlünün malîgücünün ödemeye yetmediği para cezasının hapse çevrilmesini,, mahkemeningerekçesinde olduğu gibi, birbirine karıştırmamak gerekir. İkinci halinuygulanması aynı eylem dolayısiyle aynı cezayı almış iki kişiden yoksul olanınyoksulluğu yüzünden cezasının çok daha ağırlaşması ve aynı suçun hükümlüleriarasında ceza bakımından esaslı bir farkın meydana gelmesi sonucunu doğurur ki"Kanun önünde eşitlik" ilkesini zedeleyen böyle bir tutumdan yanaçıkmak düşünülemez. Nitekim bu nedenle 13/7/1965 günlü ve 647 sayılı Cezalarıninfazı Hakkındaki Kanunun 5. maddesinde ödemeye malî gücü elverişli olmayanlarhakkında hükmedilen para cezalarının hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilemiyeceğiaçıkça belirtilerek Türk Ceza Kanununun 19 uncu maddesindeki aykırı hükümuygulama alanından çıkarılmıştır. (647 sayılı Kanunun geçici madde 4) İtirazkonusu hükümde öngörülen ise cezayı maddî ve değişmez bir ölçüye bağlamaktanibarettir.
Aynıhükümde uygulanan sistemin cezaların şahsileştirilmesi ilkesine aykırıbulunduğu yolundaki mahkeme görüşüne gelince; Anayasa sadece ceza sorumununşahsiliği, yani bir kimsenin suçundan, başkasının cezalandırılmaması ilkesinikoyduğu için bu görüş üzerinde durulmamıştır.
Özetlenecekolursa; 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 25 inci maddesinininceleme konusu ikinci fıkrasının Anayasa'nın suç ve ceza bakımından koyduğuilkelerden hiç birine aykırı ve ceza adaletini zedeler bir yanı ve TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının insan haklarını koruyucu, millî demokratik, lâik,sosyal ve ilerici ruhiyle çelişir durumu yoktur. İtirazın reddi gerekir.
SONUÇ:
1918sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 25 inci maddesinin 2 nci fıkrasıAnayasa'ya aykırı olmadığından itirazın reddine 20/6/1967 gününde oybirliğiylekarar verildi.
Başkan
İbrahim Senil
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai seçkin
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün