ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1968/10
Karar No:1968/66
Karar Günü:28/12/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:24.12.1969/13382
İtirazeden : Adana Birinci Sulh Hukuk Mahkemesi
İtirazınkonusu:
Genelmuvazene içindeki dairelere ait Hazine dâvalarında idareyi kimlerin temsiledeceğini belirten "Maliye Vekâleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve MuhakematUmum Müdürlüğü'nün Vazifelerine, Devlet Dâvalarının Takibi Usullerine ve Merkezve Vilâyetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair 4353 sayılıKanun'un 5797 sayılı Kanunla değiştirilen 19. maddesinin üçüncü fıkrasındakihükmün, Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu ilerisürülerek, iptali istenmiştir.
Konuile ilgili yasa hükümleri:
4353sayılı Kanunun 5957 sayılı Kanunla değişen 19. maddesi:
"Dâvave icra işlerinde temsil selâhiyetini haiz bulunanların bir listesi merkezdeMuhakemat Umum Müdürlüğünce ve vilâyetlerle kazalarda muhakemat müdürleri veolmıyan yerlerde defterdar ve malmüdürleri tarafından o yerin CumhuriyetMüddeiumumisine verilir. Bu listelerin birer nüshası müddeiumumiliklercemahkemelere ve icra dairelerine gönderilir.
TemyizMahkemesi ile Devlet Şûrasındaki duruşmalarda temsil salâhiyetini kullanacaklarınisimleri ayrıca Temyiz Mahkemesi Başmüddeiumumiliğine ve Devlet Şûrası UmumîKâtipliğine bildirilir.
Listelerdeisimleri yazılı olanlar ve bütün müşavir avukatlar ve Devlet dairelerinimahkemeler, hakemler ve icra daireleriyle sair kaza mercileri nezdinde temsileselâhiyetli hukuk müşavirleri ve muhakemat müdürleri Baroya kaydedilmeksizin vevekâletname göstermeğe lüzum olmaksızın temsil selâhiyetini kullanırlar. Temsilselâhiyeti sona erenlerin isimleri yukarıda yazılı mercilere derhal bildirilir.
Başhukukmüşavirliği ve Muhakemat Umum Müdürlüğü teşkilât kadrolarına dahil olanlardanDevlet dairelerini kaza mercilerinde avukat sıfatiyle temsil edenler hakkındaAvukatlık Kanununun hükümleri dairesinde disiplin takibatı icrası, vazifegördükleri yerin barosuna aittir."
3499sayılı Avukatlık Kanunu:
"Madde52- Her avukat mıntıkası dahilinde devamlı olarak avukatlık edeceği barolevhasına kaydedilmekle mükelleftir.
Birlevhaya kayıtlı bulunan avukat devamlı olmamak şartiyle, memleketin her yerindemesleğini icraya selâhiyetlidir.
"Madde50- Bu kanun hükümleri dairesinde avukatlar levhasına kaydı icra edilmemiş veyamuvakkat vesika istihsali suretile bu hakkı iktisap etmemiş olanların,şahıslarına ait bulunmayan her türlü dâva evrakının tanzim ve icra muamelelerinitakip veya avukatlara mahsus diğer selâhiyetleri istimal etmeleri veyahutavukat unvanı taşımaları memnudur.
Bumemnuiyet hükmüne aykırı harekette bulunanlar ilk defasında beş liradan elliliraya kadar ağır para cezasına ve tekerrürü halinde üç aya kadar hapiscezasına mahkûm edilirler.
Avukatlıkyapmak selâhiyetini haiz olmadıkları halde muvazaalı suretle matlup temellükveya kanunların bahsettiği sair hakları suistimal eylemek suretile avukatlaraast selâhiyetleri kullananlar üç aydan bir seneye kadar hapis, beş yüz lirayakadar ağır para cezasile cezalandırılırlar.
Mahkemelerlediğer bütün resmî makam ve merciler ve hakemler avukatlık selâhiyetini haizolmayanları bu sıfatla kabul edemezler."
Mahkemenindayandığı Anayasa'nın 12. maddesi :
"Herkes,dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep aynınıgözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
İlkinceleme : Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15 inci maddesi gereğince 26/12/1968gününde ilk inceleme için yapılan toplantıda mahkemenin 44 sayılı Kanun'un 27.maddesinin öngördüğü belgeleri gönderdiği ve dosyada eksiklik bulunmadığıanlaşılmakla işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Esasınincelenmesi : Esasın incelenmesine ilişkin rapor, Sulh Mahkemesinin 23/11/1968günlü yazışma bağlı karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülenhükümler, dayanılan Anayasa hükmü ve gerekçesi, ilgili meclis görüşmetutanakları okunduktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü :
I.Mahkeme, itirazında, Avukatlık Kanunu, hizmetin yerine getirilmesi içinavukatlık ruhsat belgesinin alınmasını yeterli görmeyip her avukatın çalışmaktaolduğu bölgenin barosuna kayıtlı olmasını ön şart saymış ve Hukuk MahkemeleriUsulü Kanununun 65. maddesi, vekil olarak girdikleri dâvaların duruşmasındaHazine avukatlarının da vekâletname göstermeleri zorunluğunu kabul etmişken,5797 sayılı Kanun ile değiştirilen 4353 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncüfıkrasının, Hazine avukatlarının baroya kayıt olmak ve duruşmada vekâletnamegöstermek mecburiyetini kaldırmak suretiyle getirdiği değişikliğin, Hazineavukatları yararına bir üstünlük yarattığını ve meslektaşlar arasında bulunmasızorunlu eşitliği bozduğunu; bu nedenle de sözkonusu Kanunun 19. maddesininüçüncü fıkrasının Anayasa'nın 12. maddesine aykırı düştüğünü ileri sürmüştür.
Mahkemeninbu iddialarla 19. maddesinin üçüncü fıkrasının iptalini istediği 4353 sayılıKanun'un yayınlandığı 18 Ocak 1943 tarihine kadar, yalnız İstanbul, Ankara veİzmir gibi belli başlı merkezlerde görevli, Hazine avukatları kadrosu vardır.Halbuki, zamanla yurdun her yerinde, toplumda ekonomik ve sosyal ilişkilerdegörülen gelişmelere paralel olarak Devlet Hazinesini ilgilendiren birçokuyuşmazlıklar sayıları gittikçe artarak, mahkemelere intikal etmiş bulunuyordu.Bu dâvalar, mukavele ile tutulan veya ücretle çalıştırılan ve aynı zamandabaşka yurttaşların dâvasını da alan serbest avukatlar eliyle takip olunuyordu.Zamanla, dâvaları kaza mercileri önünde ve icra dairelerinde bu koşullaraltında yürüten avukatların çalışmaları ve sorumluluk anlayışları çok kezyeterli görülmemeğe başlandı. Ayrıca, devlete ait dâvaların açılmasında vekovuşturulmasında bir kısım kanunî kayıtların yarattığı zorunlukları da ortadankaldırmak gerekiyordu. Bu nedenlerle yeni bir kuruluşa gitmek, Hazineavukatlığını, Maliye Bakanlığı kadrosunda, devlet memurları statüsü içinde,memleket ihtiyaçlarını karşılıyacak ve Hazine avukatlığı görevine atananlarıserbest hayattaki kazançlarından vaz geçirtecek, onların serbest çalışmaeğilimini önleyecek biçimde genişletmek gerekti.
II.İşte 4353 sayılı Kanun, bu ihtiyaçtan doğmuş, açıklanan bu nedenlerle 18. ve19. maddeler kanunda yerini almıştır. Bu kanun, sadece Maliye Bakanlığı BaşHukuk Müşavirliği Teşkilâtına ilişkin görevleri ve onun gözetiminde hukukmüşavirlerinin merkez, vilâyet, bölge muhakemat müdürleri, müşavir avukat veavukatlarının görevlerini ve bunlar için alınan kadroları kapsar. Kanunun buhükümleriyle, Hazine avukatları, Devlet Memurları Statüsü içine alınmış; Hazineavukatlığı böylece memur avukatlık şeklinde bir meslek haline getirilmiştir.
4353sayılı Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında, Hazineyi temsile yetkiliavukatların bir listesinin, merkezde muhakemat genel müdürlüğünde, illerdemuhakemat müdürlerince yoksa Defterdarlarca ve ilçelerde mal müdürlerince, Cumhuriyetsavcıları eliyle yargı mercilerine ve icra dairelerine tebliğ olunacağı;Yargıtay ve Danıştay'da temsil yetkisini kullanacakların ise CumhuriyetBaşsavcılığına ve Danıştay Genel Sekreterliğine bildirileceği belirtildiktensonra itiraza konu teşkil eden üçüncü fıkrasında bu tebliğinden sonra Hazineavukatlarının baroya kayıtlı olup olmadıkları ve muhakeme sırasında vekâletbelgelerinin varlığı aranmaksızın duruşmalara alınacakları ve dördüncüfıkrasında ise, Hazine avukatlarının meslekî kusurlarından dolayı kovuşturmanınbaro disiplin kuruluna ait olduğu açıklanmış bulunmaktadır. "İnzibaticezalar" başlığı altındaki 14. maddede de, Hazine avukatları hakkındaMemurin Kanununda yazılı inzibatî cezalardan herhangi birinin, MemurinKanunu'ndaki tertibe bakılmaksızın, uygulanacağı öngörülmüştür.
Budurumda, Hazinenin memur avukatları, bir yönden Memurin Kanunu'na bir yandan dadisiplin kovuşturması yönünden Avukatlık Kanununa bağlı tutulmuşbulunmaktadırlar. Barolar, kamu kuruluşu niteliğindeki meslekî kuruluşlardır.Baronun başlıca amacı, baroya kayıtlı avukatların meslekî ahlâka, genelmenfaatlara uygun gelişmesini ve dayanışmasını sağlıyacak denetimi yapmaktır.Baroya bağlanmanın amacı bu olunca, idarenin ve baronun denetimi altına alınanve memur olmak sıfatiyle, özel sicili usulünce düzenlenen Hazine avukatınınbaroya kayıt edilmesi zorunluğunun söz korusu edilmesinin artık bir hukukîdayanağı kalmamaktadır. Bu bakımdan, 19. madde ile getirilen ve Hazineavukatlarını serbest avukatlardan daha sıkı bir rejime bağlı tutan bu hükmün,Hazine avukatlarına üstünlük sağladığı yolunda yorumlanmasına yer yoktur.
III.Dâva sırasında Hazine avukatlarının vekâletname göstermesi zorunluluğununkaldırılması ile ilgili itiraza gelince :
HukukMuhakemeleri Usulü Kanununun 65. maddesinde "....... vekil, imzası onaylıbir vekâletname ile vekâletini ispat etmeğe ve vekâletnamesinin asimi ve onaylıbir suretini dâva dosyasına konmak üzere vermeğe mecburdur."denilmektedir. Yukarda da belirtildiği gibi, Hazinenin mahkemelere düşenişleri, sosyal ve ekonomik ilişkilerdeki gelişme oranında artmıştır ve bunedenle kanunun komisyon raporunda, teşkilâtın genişletilmesi görevlerindüzenlenmesi ve Hazine dâvalarının açılıp yürütülmesinde karşılaşılan bir kısımengellerin kaldırılması gereklerine işaret olunmuştur. İşte, 4354 sayılıKanunun, 19. maddesinin üçüncü fıkrasındaki öteki hükümler arasında yer alan veHazine avukatlarının mahkemelere vekâletname ibrazı zorunluğunu kaldıran kanunkoyucu, bu engeli kaldırırken dâvanın açılmasında ve yürütülmesinde hazineyitemsil eden Avukatların önem ve niteliğini belirtmek yolunda iki ayrı hükümgetirmiş ve ;
A.Kanunun 18. maddesi, Hazine avukatlarının temsil yetkilerinin kanundandoğduğunu;
B.Hazineyi temsil edecek avukatların bir listesinin resmî makamlarca düzenlenip,Cumhuriyet Savcıları eliyle yargı mercilerine ve icra dairelerine tebliğininyeterli olduğunu belirtmiştir.
Kanundandoğan vekâlet sıfatının mahkemelerce ve resmî mercilerce bilinmemesidüşünülemez ve resmî bir merciden düzenlenen listenin hukukî değerinin noterceimzası tasdik edilmiş vekâlet belgesinden daha az inandırıcı olduğunu kabuletmek olağan bir davranış sayılamaz. Kaldı ki, Avukatlık Kanununun 44. maddesiavukatlara, vekâletini aldıkları kimselere ait vekâlet belgesinin bir suretinionaylayarak dâvalar için mahkemelerde kullanma yetkisini de tanımıştır.
Bunedenlerle, Hazine avukatlarının duruşmalarda vekâlet belgesini göstermesindehukukî bir gerek yoktur.
IV.Yukarıdan beri yapılan açıklamalarda da belirtildiği gibi, kanunun getirdiği buhükümlerle, Hazine avukatlarının baroya kayıt olunmak ve dâvalarda vekâletbelgesi göstermek zorunluklarının devamı için hukukî dayanak kalmamıştır. Budurumda herhangi bir eşitsizlikten söz edilemez.
Anayasa'nın12. maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğundan ve hiç kimseye, hiçbiraileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağından bahseder. Bu madde dehükme bağlanan, hukukî eşitliktir. Avukatlık Kanunu, avukatlığı kamu hizmetisaymıştır. Fakat serbest avukat, işi seçmek, dilediğini kabul etmek, dilediğinireddetmek hakkına sahiptir. Vekâlet verenle, alan arasındaki ilişkileri özelhukuk kuralları düzenler; buna karşılık Hazine avukat]an Maliye Bakanlığıkadrolarına atama tasarrufu ile alınmış memurlardır. Hazine avukatının işverendaire île olan ilişkisi, kamu hukuku ilişkileri içindedir. Bunların sorumlarıserbest avukatlara oranla daha ağır esaslara bağlanmış, ayrıca özlük işleriDevlet memurları gibi düzenlenmiştir. Bu koşullar çerçevesinde, memur avukatlaserbest avukatın başka başka hükümlere bağlanmasında eşitliğe aykırı birnitelik yoktur.
Sonuç: 4353 sayılı Kanunun 19/3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazınreddine 26/12/1968 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün