ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1968/2
Karar No:1968/47
Karar tarihi:15/10/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:8.1.1970/13394
İtirazyoluna başvuran: Bahçe Sulh Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 513. maddesinin ikincifıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan İptaline karar verilmesiistemidir.
I-Olay :
Köytüzel kişiliğine ait mer'aya tecavüz ettiği ileri sürülen sanığın, Türk CezaKanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 513. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncacezalandırılması isteğiyle açılan kamu dâvasının duruşması sırasında MahkemeceÖzet olarak;
"Köymer'alarına vaki tecavüzler, hem Türk Ceza Kanununun 513. maddesinin değişikikinci fıkrası ve hemde garimenkule vaki tecavüzlerin def ine dair 5917 sayılıKanunun 7. maddesi kapsamına girmekte ve her iki kanuna göre ceza verilmesindebir engel bulunmamaktadır.
Köytüzel kişiliğine ait mer'aya veya garimenkule tecavüz bir kez dahi olsaCumhuriyet Savcılığınca doğrudan doğruya kovuşturma yapılarak Türk CezaKanununun 513. maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu dâvası açılabildiği veceza verilebildiği halde, 5917 sayılı Kanuna göre gayrimenkule tecavüzün defiiçin, ilgilinin eğer gayrimenkul köye ait ise köyün kanunî temsilcisinin veyaköy halkından birinin kaymakama veya valiye baş vurması gerekmekte ve cezahükmü de bu Kanunun 7. maddesi uyarınca tecavüz eden kişinin o yer mahkeme karanile kendisine teslim edilmeksizin tekrar tecavüzü halinde uygulanmakta ve heriki kanun arasında kovuşturma suç unsurları ve ceza miktarları bakımındanayrılıklar bulunmaktadır.
Böyleceolayda uygulanması söz konusu Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik513. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün, Anayasa'nın 12. maddesinin öngördüğüeşitlik prensibini bozmakta olduğundan Anayasa'ya aykırı bulunduğu kanısınavarıldığı görüşü ile iptali için Anayasa Mahkemesine baş vurulmasına veduruşmanın geri bırakılmasına" karar verilmiştir.
II-Yasa metinleri :
TürkCeza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 513. maddesi şöyledir:
"Madde513- Her kim, başkasının mutasarrıf olduğu emlâk ve araziyi tamamen veya kısmenzapt ve tasarruf etmek veya bunlardan intifa eylemek için o arazi ve emlâkinhudutlarını değiştirir veya bozarsa iki aydan iki seneye kadar hapsolunur ve150 liradan 1.000 liraya kadar ağır para cezası alınır.
Köyhükmî şahsiyetine ait olduğunu veya ötedenberi köylünün müşterek istifadesineterkedilmiş bulunduğunu bilerek mer'a, harman yeri, yol ve sulak gibigayrimenkulleri kısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veya sürüp ekenkimse' hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar tatbik olunur.
Hakkıolmayan bir menfaat elde etmek için umumî veya hususî suların mecrasınıdeğiştiren kimse hakkında da aynı ceza hükmolunur."
III-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin 29/1/1968gününde ilk inceleme için yaptığı ve Başkan İbrahim Senil, Başkan Vekili LûtfiÖmerbaş. Üye İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Feyzullah Uslu, Şeref Hocaoğlu,Fazıl Öztan, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Muhittin Taylan, İhsanEcemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürun'ün katıldığı toplantıda,gönderilen belgeler incelenerek dosyada bir eksiklik bulunmadığıanlaşıldığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
İtirazınkonusu, maddenin yalnız ikinci fıkrasıdır. İtirazın dayandığı Anayasa'nın 12.maddesi de şöyledir:
"Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV-Esasın incelenmesi :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hüküm, Anayasa'nın, itiraza dayanak yapılan, 12. maddesi, bunlarlailgili gerekçeler ve yasama meclisleri görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisibulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkeme,Köy mer'asına tecavüz eylemi dolayısiyle hem Türk Ceza Kanununun 6123 sayılıKanunla değişik 513. maddesi hemde gayrimenkule tecavüzün defi hakkındaki 5917sayılı Kanun hükümleri uyarınca kovuşturma yapılabileceğini; halbuki bunlarınarasında ceza miktarları, suç unsurları ve takip biçimi bakımından ayrılıklarbulunduğunu ve bu durumun Anayasa'nın 12. maddesiyle bağdaşamayacağını ilerisürdüğü için Türk Ceza Kanununun iptali istenen 513. maddesinin ikinci fıkrasıile 5917 sayılı Kanunun ve özellikle bu Kanunun cezaya ilişkin 7. maddesininkimi yönlerden karşılaştırılmaları zorunludur.
a)5917 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanununun 513. maddesinin ikinci fıkrasıbirbirinden ayrı erekler gütmektedir.
Yurdumuzdataşınmaz malların ve özellikle arazinin tapuya bağlanması henüz bitirilememişve tapulu olanların da çoğunlukla kadastrosu yapılıp sınırlan kesin olarakbelli edilmemiş olması yüzümden ileri gelen ve hatta dirlik ve düzenliği bozanuyuşmazlıkların mahkemece kesin olarak çözümüne değin zilyedliğin bir an önceidarî yollarla korunmasını sağlamak üzere 2311 sayılı ve sonradan da bu kanunukaldıran ve 24/4/1952 gününde yürürlüğe giren 5917 sayılı Kanun çıkarılmıştır.
Bukanunun 1. maddesinde, gerçek ve tüzel kişilerin zilyed bulundukları taşınmazabaşkası tarafından tecavüz ve müdahale edildiği takdirde o taşınmaz zilyedininveya zilyed birden fazla olduğu takdirde içlerinden herhangi birinin, otaşınmazın bulunduğu yerden kaymakamına veya valisine baş vurması üzerine butecavüz ve müdahalenin önlenerek taşınmazın zilyedine teslim olunacağı veikinci fıkrasında da köye ait taşınmazlara vaki tecavüzlerde köyün kanunîtemsilcisi veya köy halkından biri tarafından bu maddede sözü geçen mercilerebaş vurulması halinde aynı hükümlerin uygulanacağı esası konulduktan sonra,öteki maddelerinde baş vurma süresi ve soruşturmanın nasıl ve ne kadar süreiçinde yapılacağı, idarece verilecek kararın kesinliği ve tecavüzü önlenenkimsenin mahkemeye baş vurmağa hakkı olduğu yolundaki hükümlere yer verilmekte;7. maddesinde de, tecavüzü defedilen kimsenin mahkeme kararı olmaksızın o yeretekrar tecavüzü halinde bu tecavüz defedilmekle beraber sulh mahkemelerine 2aydan 6 aya kadar hapis cezası verileceği ve tecavüzün silâhlı bir kişi veyasilâhsız birkaç kişi tarafından yapılması halinde cezanın bir seneden 3 seneyekadar hapis olacağı ve bu davaların ivedi olarak görüleceği belirtilmişbulunmaktadır.
Görülüyorki 5917 sayılı Kanun taşınmaz mal zilyedliğinin geçici tedbirlerle korunmasınıve mahkemelerce aksine karar verilinceye kadar durumun sürdürülmesini öngörenbir yasadır. Türk Ceza Kanununun 513. maddesi ise daha ilk fıkrasına gözatılınca anlaşılacağı üzere mülkiyet hakkının korunması için konulmuş bir cezamüeyyidesini kapsamaktadır.
b)Türk Ceza Kanununun 513 maddesinin ikinci fıkrası ile 5917 sayılı Kanunun 7.maddesinin cezalandırdığı eylemlerin unsurları da birbirinden farklıdır.
TürkCeza Kanununun 513. maddesinin ikinci fıkrası, koy tüzel kişiliğine ait olduğunuveya ötedenberi köylünün ortaklaşa yararlanmasına bırakıldığını bilerek mer'a,harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazların bir bölümünü veya tümünü zapt veyatasarruf eden veya sürüp eken kimseyi cezalandırır.
5917sayılı Kanunun 7. maddesinin cezalandırdığı ise tecavüzü defedilen kimsenin,mahkeme kararı ile kendisine teslim edilmeksizin, o taşınmaza tecavüz etmesieylemidir. Bunu taşınmaza tecavüzün definde yetkili mercilerce alınan karar vetedbirlere aykırı davranmanın müeyyidesi saymak daha yerinde olur:
Köytüzel kişiliğinin mer'a, harman, sulak gibi taşınmazlarına tecavüz edildiğindeTürk Ceza Kanununun 513. maddesinin ikinci fıkrası gereklerinin işleyeceğindekuşku yoktur. Ancak bu halin, tecavüzün bir an önce defedilmesi isteniyorsa,5917 sayılı Kanun hükümlerinden de yararlanılmasına engellik edeceğidüşünülemez. 5917 sayılı Kanun uyarınca defedildikten sonra tecavüz tekraredilirse eylem tabiatiyle 5917 sayılı Kanunun 7. maddesinin de ihlâliniteliğini taşıyacaktır.
Özetlenecekolursa : Türk Ceza Kanununun 513. maddesinin ikinci fıkrası ve 5917 sayılıKanunun 7. maddesiyle birbirlerinden ayrı, değişik eylemlerin cezalandırılmasıöngörüldüğünden bir çelişmeden ve Anayasa'nın 12. maddesine aykırı bir durumdansöz edilemez. Türk Ceza Kanununun 513, maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa'nınbaşka hükümlerine aykırı bir yönü de yoktur. İtirazın reddi gerekir.
Üyelerdenİhsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve Muhittin Taylanitiraz konusu hükmün, Anayasa'ya aykırı olmadığı görüşüne katılmakla birlikteköye ait mer'a, harman yeri, yol ve sulak gibi taşınmazlara tecavüz edilmesihalinde 5917 sayılı Kanunun 7. maddesinin uygulanma yeri bulunmadığını veitirazın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek gerekçeyemuhalif kalmışlardır.
V-Sonuç:
TürkCeza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 513. maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine esasta oybirliğiyle gerekçedeise Üyelerden İhsan Keçecioğlu, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu veMuhittin Taylan'ın karşı oyları ile ve oyçokluğu ile 15/10/1968 gününde kararverildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY YAZISI
2311ve onun yerine geçen 5917 sayılı Kanunların köy tüzel kişiliğine ait veyaötedenberi köylünün ortak yararlanmasına terkedilmiş bulunan mer'a, harmanyeri, yol ve sulak gibi taşınmaz mallara ötedenberi yapılan tecavüzleriönlemekte yeterli müeyyideleri kapsamadığı ve ihtiyacı karşılamaktan uzakbulunduğu gerekçesiyle kanun koyucu tarafından 6123 sayılı Kanunun birincimaddesiyle T.C.K. nun 513 üncü maddesinin ikinci fıkrasına (Köy hükmîşahsiyetine ait olduğunu ve ötedenberi köyün müşterek istifadesine terkedilmişbulunduğunu bilerek mer'a, harman yeri, yol ve sulak gibi gayrîmenkullerikısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veya sürüp eken kimse hakkındabirinci fıkrada yazılı cezalar tatbik olunur.) hükmü konmuştur.
Buhükümle, köy mer'alarına ve kanun metninde sayılan öteki yerlere bir keztecavüz dahi suç sayılmış ve baş vurmaya ve süreye bağlı olmaksızın doğrudan,doğruya C. Savcılığınca kovuşturma yapılabilmesi sağlanmıştır. Tecavüzün birdenfazla yapılması ve özellikle 5917 sayılı Kanunun 7. maddesinin öngördüğü üzereidarece men'edildikten sonra o yer mahkeme kararı ile kendisine teslimedilmeksizin tekrar tecavüz eden kişinin eyleminin de yine T.C.K. nun değişik513. maddesinin ikinci fıkrası unsurları kapsamına giren bir suç olduğundaşüphe ve tereddüde yer bulunmadığından kanun koyucunun maksadı da gözönündebulundurulduğu takdirde artık bu konularda özel kanunun uygulama yerikalmadığım kabul etmek gerekir.
Çoğunlukgörüşünde belirtildiği üzere özel kanunun da uygulama olanağı bulunduğu kabuledildiği takdirde şartlarına göre T.C.K. nun 79. maddesinin gözönünde tutulmasıicabedeceğine göre dâva konusu hükmün Anayasa'nın 12. maddesine aykırı bir yönübulunmadığından itirazın reddine bu gerekçe ile katılıyoruz.
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Muhittin Taylan
MUHALEFETŞERHİ
9/7/1953gününde kabul edilen ve 1/8/1953 gününde de yürürlüğe giren (T. Ceza KanunununBazı Maddelerinin Değiştirilmesi hakkındaki) 6123 sayılı kanunun I. maddesi iledeğiştirilmiş bulunan Türk Ceza Kanunu "513" maddesinin "2"nci fıkrasına "Köy hükmî şahsiyetine ait olduğunu veya ötedenberi köklününmüşterek İstifadesine terkedilmiş bulunduğunu bilerek mer'a, harman yeri, yolve sulak gibi gayrimenkulleri kısmen veya tamamen zapt ve tasarruf eden veya sürüpeken kimse hakkında birinci fıkrada yazılı cezalar tatbik olunur" hükmükonmuştur. Bu değişiklik "5917" sayılı Kanun çıkmadan önce ve"2311" sayılı Kanun yürürlükte bulunduğu sırada üç milletvekilitarafından teklif edilmiştir. Teklifin, köy ve belediyelere ait bulunan veötedenberi köy veya belediyenin müşterek istifadesine terk edilmiş olanyukarıda yazılı müşterek gayrimenkullere tecavüzlerin pek çoğaldığından ve"2311" sayılı Kanunun bunları önleme veya ihtiyacı karşılamabakımından yeterli bulunmadığından bu boşluğun doldurulması amaciyle yapıldığıgerekçesinde açıklanmıştır. Bu tekliften sonra "2311" sayılı Kanunuyürürlükten kaldıran "5917" sayılı Kanun çıkarılmış ve yürürlüğegirmiş olmasına rağmen sözü geçen T. Ceza Kanununun "513" üncümaddesi yukarıda kayıt olunduğu şekilde yeniden düzenlenmiş bulunmaktadır.Yalnız teklifte bulunan belediyelere ait gayrimenkullar metne alınmamıştır.
"5917"sayılı Kanuna göre idare makamlarınca tecavüzün men'ine karar verilebilmesiiçin belli bir süre içinde başvurulması lâzım gelmektedir. Bunu göz-Önündetutan kanun koyucu köye ait bu gibi yerlere yapılan tecavüzleri yapanlarhakkında "6123" sayılı Kanunla değiştirilen T. Ceza Kanununun"513" üncü maddesinin "2" nci fıkrasiyle C. Savcılarının doğrudandoğruya kovuşturma yapılabilmesini kabul etmiş ve suçun ağırlık derecesine gürecezalar tâyin eylemiştir. Bu itibarla "5917" sayılı Kanundan sonrayürürlüğe girmiş olan "6123" sayılı Kanunla değiştirilen T. CezaKanununun "513" üncü maddesinin "2" nci fıkrası kapsamınagirmiş olan tecavüz hareketleri hakkında artık "5917" sayılı Kanununuygulama yeri kalmamış bulunmaktadır ve bu gibi suçlan önliyenler hakkında buKanunun "7" nci maddesi tatbik edilemez. Sonuç olarak dâva konusuolayda her iki kanunun da uygulanabilmesi imkânı bulunmamaktadır. Bundan dolayıitiraz konusu hükmün Anayasa'nın eşitlik ilkesini koyduğu iddiası yerindedeğildir. İtirazın bu yöreden reddedilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Üye
Celâlettin Kuralmen
Karşıoyum aynı gerekçeye dayandığından sayın arkadaşımın yukarıdaki görüşünekatılıyorum.
Üye
Hakkı Ketenoğlu