ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas No:1968/32
Karar No:1968/62
Karar tarihi:14/12/1968
Resmi Gazete tarih/sayı:8.7.1969/13243
İtirazyoluna başvuran: İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi.
İtirazkonusu: Kaçakçılığın Men ve Takibi hakkındaki 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılıKanunla değişik 47. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuileri sürülerek iptali istemidir.
l-OLAY:
Karadenizgemisi ile yurt dışından getirilerek Marmara denizinin anbarlı açıklarındabalyalar halinde denize atılan eşya, bir motora takılı tekneye alınarakkaçırılırken görülmüş ve ilgililerce takip edilerek elkonulmuştur. Yapılanhazırlık soruşturması sonunda;
Teşekkülvücuda getirmek suretiyle kaçakçılık suçunu işlemekten 1918 sayılı Kanunun 1.,58. maddeleri yoluyla aynı kanunun 27. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarıve 47. maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteğiyle üç kişi hakkında kamudâvası açılmış ve sonradan bunlardan ikisi hakkında aynı kanunun 27. maddesininikinci fıkrası ile 47. maddesi ve 4223 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarıncaayrıca açılan kamu dâvasının birleştirilmesine Mahkemece karar verilmiştir.
III-İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 2/7/1968 gününde Başkan Vekili LûtfîÖmerbaş, üye İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu,Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan,İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ünkatıldıkları ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından, işinesasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
IV-ESASIN İNCELENMESİ:
Bukonuda düzenlenen rapor, itiraza ilişkin kanun ve Anayasa'nın ilgili hükümlerive gerekçeleri ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
İtirazkonusu 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 47. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
"Kaçakeşya veya madde naklinde bilerek kullanılan her türlü kara, deniz ve hava nakilvasıtalarının da müsaderesine hükmolunur."
İtirazındayandığı Anayasa'nın 36, 11. ve 33, maddeleri de şöyledir:
Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararıamacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
Madde11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancakkanunla sınırlanabilir.
Kanunkamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibisebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz."
"Madde33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiildendolayı cezalandırılamaz.
Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla kullanılır.
Kimseye,suçu işlediği zaman kanunda o suç İçin konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.
Kimse,kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracakbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Cezasorumluluğu şahsidir.
Genelmüsadere cezası konulamaz."
V-Gerekçe :
KaçakçılığınMen ve Takibi hakkındaki 1918 sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişik 47.maddesinin birinci fıkrası, kaçak eşya veya madde taşınmasında bilerekkullanılan her türlü kara, deniz ve hava taşıma araçlarının zor alımınahükmolunmasını öngörmektedir. Maddedeki (bilerek) deyimi, taşıma aracınınkullanan ve idare eden kişinin, bu araçla kaçak eşya taşındığını bilmesianlamında yorumlanmalıdır. Maddenin, araç sahibinin kaçak eşya taşındığınıbilmesi gerektiği yolunda yorumlanmasına yer yoktur. Bu hüküm Türk CezaKanununun 36. maddesinde olduğu gibi fiilde methali olmayan kimselere aitolmamak) koşulunu kapsamına almadığı için, genel kurula ayrıt bir niteliktaşımaktadır. Bu nedenle kaçak eşya veya madde taşımasında bilerek kullanılantaşıma aracının, eylemde ilişkisi olmayan kişilere ait olsa bile, zor alımınakarar verilmesi gerekecektir.
Yurdunekonomik yapısında önemi küçümsenmeyecek zararlara yol açan kaçakçılığın, malîve ekonomik türlü tedbirler alınmasına ve suç işleyenler hakkında ağır cezahükümleri konulmasına rağmen yine de önlenmediğini ve yalnız bu suçlarıişleyenlerin cezalandırılmalarının yeterli olmadığını gözönünde tutan yasakoyucu, kimin olursa olsun, kaçakçılıkta kullanılan taşıma araçlarının zoralımına gidilmesine uygun ve etkili bir tedbir olarak görmüş ve maddeyi buerekle düzenlemiştir. Şayet Türk Ceza Kanununun genel hükmünde olduğu gibi(fiilde methaldar olmayan kişilere ait olmamak) koşuluna burada da yer verilseydi,bir çok dolambaçlı yollara başvurularak kaçak eşya taşınmasında kullanılanaraçların zor alımlarına karar verilmesinin önleneceğinde kuşkuya düşülmemesigerekirdi.
İtirazyoluna başvuran mahkeme, olayda kaçak eşya taşınmasında kullanılan deniztaşıtlarının, dâvaya dahil olmayan ve dâva ile ilişkileri bulunmayan kişilereait bulunduğuna dayanarak sözü edilen hükmün, mülkiyet hakkının özünedokunduğunu ve cezanın şahsîliği prensibiyle de bağdaşmayacağı cihetleAnayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
A-Anayasa, mülkiyet hakkını sosyal ve iktisadî haklar ve ödevler bölümündegöstermiştir. Anayasa'nın 36. maddesi tüm olarak incelendiğinde görülür ki,Anayasa koyucu, mülkiyet hakkını, toplum yaran bir tarafa bırakılmak suretiyle,istenildiği gibi kullanılabilen bir hak olarak tanımış değildir. Nitekim anılanmaddenin ikinci fıkrasında bu hakların kamu yararı amacı ile sınırlanabileceğive üçüncü fıkrasında da mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararınaaykırı olamıyacağı açıklanmıştır.
İtirazakonu olan (zor alım) hükmü ile kişinin mülkiyet hakkının kullanmasının, belirlinedenlerle sınırlanmış olmasında, kamu yararı bulunduğu bir gerçektir. Kaldı kitaşıtın zor alımına gidilmesi halinde taşıt sahibinin esas sorumludan tazminatistemek hakkı da vardır.
Sözkonusu hükmün, bu bakımlardan Anayasa'nın 36. maddesine ve mülkiyet hakkınınözüne dokunmadığı cihetle de 11. maddesine aykırı bir yönü yoktur.
B-Anayasa'nın 33. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan ceza sorumununşahsîliği, ceza hukukunun temel kurallarındandır. Bu kural, bilim alanında(cezaların, yalnız suç işleyenlerle, ortakları hakkında uygulanması) başka birdeyimle (herkesin ancak kendi eyleminden sorumlu tutulacağı ve suç işlemedikçeveya işlenmesine katılmadıkça kimseye ceza sorumu yükletilemiyeceği) biçimindetanımlanmaktadır.
Olaydasahibinin kaçakçılık suçu ile bir ilgisi olmadığı halde taşıtının zor alımatâbi tutulacağını gösteren 47. maddenin birinci fıkrası hükmüne dayanılarak,başkasının eyleminden taşıt sahibine ceza yükletiliyor gibi bir anlam çıkarmakve böyle bir sonuca varmak doğru değildir. Zira;
Buradakisorum, taşıt sahibinin kendi kusuruna dayanmaktadır. Bu kusur, herhangi birnedenle taşıdım verdiği kişiyi seçerken gereken dikkat ve itinayı göstermemişolmasından doğmakta ve böylece kendi ihmali ile, meydana gelen sonuç arasındabir illiyet bağı kurulmuş bulunmaktadır. Buna karşılık, mal sahibinin iradesidışında kalan (taşıtın zorla elinden alınması veya çalınması gibi) durumlardataşıtının, kaçak eşya nakline tahsis edilmiş olması yüzünden kendisine birsorum yükletilemiyeceği ve bu takdirde zor alıma gidilemiyeceği de meydandadır.
Bunedenlerle itiraz konusu hükmün, Anayasa'nın 33. maddesinin beşinci fıkrası ileçelişen bir yönüde yoktur.
İtirazınreddi gerekir.
VI-SONUÇ:
1918sayılı Kanunun 6829 sayılı Kanunla değişen 47. maddesinin birinci fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 14/12/1968 gününde oybirliğiile karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Mustafa Karaoğlu