ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1968/33
Karar Sayısı:1969/12
Karar Günü:11/2/1969
Resmi Gazete tarih/sayı:2.7.1969/13238
İtirazyoluna başvuran : Ankara Beşinci Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Borçlar Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'nın 10.,11. ve 14. maddelerine aykırı bulunduğu yolundaki dâvâlı vekilinin iddiasınınmahkemece, ciddi olduğu kanısına varılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
I-OLAY :
Birgazetecilik şirketi, bir gazetenin yazı işleri müdürü ve muhabiri aleyhlerineBasın Kanununun 17., Medenî Kanunun 24/2. ve Borçlar Kanununun 49. maddelerinedayanılarak açılan ve Ankara Beşinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/56 ve 57esas sayılılarını alan iki manevî tazminat dâvasının birleştirilerek yapılanduruşması sırasında dâvâlılar vekili 16/1/1968 günlü dilekçe ile BorçlarKanununun 49. maddesinin manevî tazminata ilişkin bölümünün,. Anayasa'nın 10.,11. ve 14. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme, iddianın ciddîolduğu kanısına vararak, Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın geribırakılmasına 7/3/1968 günlü 16. oturumda, karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ :
l -İtiraz konusu hüküm :
İtirazkonusu olan Borçlar Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Şahsimenfaatleri helâldar olan kimse hata vukuunda zarar ve ziyan ve hatanın hususîağırlığı icabettiği surette manevî zarar namiyle nakdî bir meblağ itasını dâvaedebilir."
2 -Mahkemenin dayandığı Anayasa hükümleri:
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı 10., 11. ve14. maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
"Madde10- Herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak vehürriyetlere sahiptir.
Devletkişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadi vesosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesiiçin gerekli şartları hazırlar."
"Madde11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancakkanunla sınırlanabilir.
Kanun,kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibisebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz. "
"Madde14- Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını geliştirme haklarına ve kişihürriyetine sahiptir.
Kişidokunulmazlığı ve hürriyeti, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göreverilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.
Kimseyeeziyet ve işkence yapılamaz.
İnsanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza konulamaz."
3 -Konu ile ilgili öteki hükümler :
Ankara5. Asliye Hukuk Mahkemesinin bakmakta bulunduğu dâvanın açılışına dayanak olan5680 sayılı Basın Kanununun 29/11/1960 günlü ve 143 sayılı Rakamınla değişik17. ve Medenî Kanunun 24. maddeleri şöyledir:
a)Basın Kanununun 17. maddesi :
"Madde17- Basın yolu ile işlenecek fiillerden doğacak maddî ve manevî zararları 16.maddeye göre sorumlu olanlarla birlikte Borçlar Kanununun genel hükümlerinegöre mevkutelerde sahibi ve mevkute olmıyanlarda naşiri, müteselsilen tazminleödevlidirler."
b)Medeni Kanunun 24. maddesi :
"Madde24- Şahsî menfaatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimse, hâkimden tecavüzünmen'ini talep edebilir.
Maddiveya manevî tazminat namiyle muayyen bîr meblağ dâvası ancak kanunun tayinettiği halde ikame olunur."
IV-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 4/4/1968 gününde yapılan ilkincelemede mahkemenin, davalılar vekilinin ileni sürdüğü aykırılık iddiasınınciddî olduğu kanısına kendisini götüren görüşünü açıklar kararı göndermediği veböylece 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27. maddesinin 2 sayılı bendiningereğini yerine getirmediği görülmüş ve eksik tamamlanmak üzere dosyanın geriçevrilmesine 1968/16 - 1968/11 sayı ile ve oybirliğiyle karar verilmiştir.
Mahkeme26/6/1968 günlü ve 1966/56-57 sayılı kararını göndermekle eksiği tamamlamışolduğundan işin esasının incelenmesi 9/7/1968 gününde oybirliği ilekararlaştırılmıştır.
V-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin 26/6/1968 günlü ve 1966/56-57 sayılı yazısınabağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hüküm, mahkemenin dayandığı Anayasa maddeleri ve bunlarla ilgiligerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sı, 10. maddesiyle, herkese kişiliğine bağlı dokunulmaz,devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetler tanımaktadır. Yine aynımadde, kişinin temel hak ve hürriyetlerini fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devletiilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadi ve sosyal bütünengelleri kaldırmayı; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartlan hazırlamayı bir ödev olarak Devlete vermiştir. Temel hak vehürriyetlerin Devletçe korunması ilkesi de 10. maddenin sözünün, ruhunun vekonuluş nedeninin bir gereğidir.
Kişiliğebağlı temel hakların ve hürriyetlerin korunması içdn Devletin alabileceğibirçok tedbirler vardır. Yasalarla getirilecek düzenlemeler, bu arada cezamüeyyideleri ve tazminat hükümleri söz konusu tedbirler alanında önemli yerlertutarlar. Tazminat, kişinin uğradığı zararları karşılar; bunların acısınıçıkartmaya yarar ve bir dereceye kadar saldırıların önlenmesinde etkili olur.Zararlar maddî veya manevî olabilir. Maddî zararların karşılanması zorunlu veolağan iken çok kez acısı maddî kayıplardan daha ağır olan manevî zararlarınkarşılanma yollarının kapalı tutulması elbette ki düşünülemez.
Manevîzarar sorunu, zararın değerlendirilmesi ve giderilmesi yönlerinden özelliği vebüyük güçlükleri olan bir sorundur. Özellik ve güçlük, insanın manevî varlığınayapılan saldırıların tahriplerini ölçüye vurmaktaki imkânsızlıkta ve manevîkayıpların telâfi kabul etmez niteliğindedir. Ancak bu böyledir diye insanınbir bölüm kişilik hak ve yararlarının korunmayacak yüzüstü bırakılması elbettedüşünülemez. Onun içindir ki, konuya ilişkin olarak eksiksiz değilse bileolabildiğince yeterli hükümler yasalarda yer almıştır.
Buhükümlerden, söz gelimi itirazda bulunan mahkemenin elindeki dâvayıilgilendirenlere bir göz atılırsa şunlar görülür; Türk Medenî Kanunu şahsınhukukuna, o arada gerçek kişilere, gerçek kişilerde şahsiyete ve şahsiyetinkorunmasına ilişkin bir takım ilkeler ve kurallar getirmektedir. Bunlara göre;herkes medenî haklardan yararlanır. Kanun çerçevesi içinde haklara ve borçlaraehil olmakta herkes eşittir. (Madde 8) Kimse medenî haklardan ve onlarıkullanmaktan kısmen olsun feragat edemez. (Madde 23) şahsi menfaatlerindehaksız saldırıya uğrayan kimse, hâkimden tecavüzün önlenmesini isteyebilir vekanunun saptadığı hallerde maddî veya manevî tazminat adı altında kendisinebelli bir para ödenmesini dâva edebilir. (Madde 24)
Öteyandan itiraz konusu Borçlar Kanununun 49. maddesi, şahsi menfaatleri haleldarolan kimseye hatanın özel ağırlığı gerektirdiği takdirde manevî zarar adiylebir paranın ödenmesini dâva etme yolunu açık tutmakta ve 5680 sayılı BasınKanununun değişik 17. maddesi, basın yolu ile işlenen eylemlerden manevîzararların da doğabileceğine işaret etmekte ve bunları tazminle ödevlibulunanları açıklamaktadır.
Parabugün için halâ mübadele aracı ve hesaplaşma birimi olarak fiyatlarınadlandırılmasında, borçların yerine getirilmesinde, eşya ve hizmetkarşılıklarının ödenmesinde, değerlerin, servetlerin ölçülmesinde kullanılan enelverişli tek buluş olduğuna göre, manevî zararların değerlendirilebilmesindeve karşılanmasında paradan yararlanmaktan kaçınılamıyacağı ortadadır. Para, bualanda eksiktir, yetersizdir; ancak daha iyisi ve elverişlisi bulunmadığı içindirki aracılığından vazgeçilememektedir.
Paranınmanevî zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevî kaybıgeri getirip yerine koyduğu yahut manevî varlığın bir bölümünün onunla mübadeleedildiği anlamını taşımaz. Paranın bu alanda gördüğü iş, kişilik haklan veyararlan zedelenen kimsenin duyduğu ağır manevî acıyı bir dereceye kadaryumuşatıp yatıştırmaktan; bozulan manevî dengeyi onarıp düzeltmekten; birteselli, bir avunma, bir ruhî tatmin aracı olmaktan ibarettir. Manevîvarlıkların hiçbir saldırıdan zarar görmiyeceğine inanan veya manevî kayıplarıiçin herhangi bir tatmin yolunu gerekli görmeyen kimi insanlar bulunabilir. Amabunların sayısı pek azdır. Büyük çoğunluk genel olarak uğradığı haksızsaldırıların hesabını sorar ve zararlarının karşılanması yollarını arar. Bunu başarıncada bir tatmin edilmişlik duygusuna, hafifliğe, ferahlığa kavuşur. Esasen manevitazminat alacağı, kişiye sımsıkı bağlı bir haktır, ilgilisi dilerse dâvasınıaçar; dilerse açmıyabilir. Yasalar, kişileri manevî tazminat dâvaları içinzorlamakta değildir; yalnızca haklarını aramak isteyenlere bu yolu açıktutmaktadır.
Yukarıdanberi yapılan açıklamalardan sonra, dâvâlı Anayasa'ya aykırılık iddiasına vemahkemeyi bu iddianın ciddiliği kanısına götüren gerekçeler üzerinde ayrıca veuzun uzun durmaya yer kalmıyacaktır. Hakarete uğrayan kimsenin, manevî tazminatolarak bir para isteminde bulunması, onun dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmezkişilik haklarını ve kişilik haysiyetini bir yana bıraktığının değil; tamtersine kişiliğe ve kişilik haysiyetine bağlılığının ve bunları koruma, savunmaazminin ifadesidir, ivaz karşılığında kendisine hakaret edilmesi için anlaşmayapan kimse ile hakarete uğrayıp manevî tazminat isteyen kimse arasında ahlâkaçısından fark bulunmadığı yolundaki bir iddianın savunulabilecek,desteklenecek yanı, hattâ mantık sınırları içinde yeri yoktur. BorçlarKanununun manevî tazminat hükmünün, Anayasa'nın 10. maddesindeki temel haklarve hürriyetleri sınırlaması düşünülemiyeceği için, ortada hakkın özüne dokunanbir kanun sınırlaması bulunduğundan söz edilemez. Ceza, suçu, kusuru bulunanlariçin söz konusu olabilir. Şahsi menfaatleri haksız saldırıya uğrayan birkimsenin, manevî tazminat dâvası açmasını ve dâvayı kazanmasını, o kimse içinbir ceza, hem de insan haysiyeti ile bağdaşamayacak bir ceza saymanınyersizliği ise, tartışmayı gerektirmeyecek bir açıklıkla ortadadır.
Şuduruma göre Borçlar Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrası Anayasa'nın ne10., 11. ve 14. maddelerine ne de başka herhangi bir hükmüne aykırı değildir;itirazın reddi gerekir.
VI-SONUÇ :
BorçlarKanununun 49. maddesinin birinci fıkrasının, Anayasa'nın 10., 11. ve M.maddelerine ve öteki hükümlerine aykırı olmadığına ve itirazın reddine11/2/1969 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazlı Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün