ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1968/52
Karar Sayısı:1969/35
Karar Günü:12/6/1969
Resmi Gazete tarih/sayı:18.5.1970/13497
İtirazyoluna başvuran : Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 4/4/1929 günlü ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 226.maddesinin birinci fıkrasındaki "ağır cezalı cürümlerden maadasında) ve227. maddesindeki (....... hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olandâvalarda) ibarelerinin Ânayasa'ya aykırı bulunduğu yolundaki sanık vekilininiddiasının ciddî ve haklı olduğu kanısı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının151. maddesine dayanılarak Mahkememize başvurulmuştur.
I.OLAY:
Rüşvetsuçundan açılan ve Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinin 1968/5 esas sayısını alandâvada sanığın gelmemesi yüzünden duruşmaya kabul edilmiyen avukatının 8/10/1968günlü oturumda verdiği dilekçe ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bu durumayol açan hükümlerinin Ânayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş; mahkeme,iddianın ciddî ve haklı olduğu kanısına vararak Ceza Muhakemeleri UsulüKanununun 226. maddesinin bininci fıkrasındaki (Ağır cezalı cürümlerinmaadasında) ve 227. maddesindeki (...... hazır olmaksızın duruşma yapabilecekolan dâvalarda) ibarelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına ve dâvanın geri bırakılmasına 8/10/1968 gününde karar verilmiştir.
III.Yasa metinleri:
1.İtiraz konusu hükümler :
CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun bir bölüm hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen 226. maddesinin birinci fıkrası ve 22J. maddesi şöyledir :
(Madde226/1- Ağır cezalı cürümlerin maadasında maznunun talebi üzerine mahkeme;kendisini hazır bulundurmak mecburiyetinden vareste tutulabilir.)
(Madde227- Maznunun, hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalarda müdafiigöndermeğe selâhiyeti vardır.)
2.Mahkemenin dayandığı Anayasa hükümleri:
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı hükümleriaşağıda gösterilmiştir:
Madde8- Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Madde31- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamaz.
IV.İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 22/10/1968 gününde yapılan ilkincelemede dosyanın eksiği olmadığı anlaşıldığından Anayasa'nın 151. ve22/4/1962 günlü ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uygun olarak AnayasaMahkemesine geldiği görülen işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V.Esasın incelenmesi:
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin 8/10/1968 günlü ve 1968/5 sayılı yazısınabağlı olarak gelen gerekçeli karan ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hükümler, mahkemenin dayandığı Anayasa maddeleri; bunlarla ilgiligerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
l-Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre yargılama usulünde genel ilke:
CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun "Muhakeme Usulü" başlığını taşıyanikinci kitabının "Dâvaya duruşma" başlıklı Altıncı Faslı incelenincegörülür ki bu yasada "yüze karşı yargılama usulü" bir başka deyimlesanığın duruşmada hazır bulunması zorunluğu, genel ilke olarak kabuledilmiştir. Mahkemeye gelmemiş olan sanık hakkında duruşma yapılamaz (Değişikmadde 223). Mahkemeye gelen sanık duruşmanın devamı süresinde hazır bulunur;savuşmasını önlemek üzere mahkeme başkanı gerekli tedbirleri alır ve duruşmayaara verildiği sürece sanığı nezaret altına dahi aldırabilir (Değişik madde224).
Builke, en başta sanığın savunma hakkına verilen büyük önemi anlatır. Duruşmadahazır bulunan sanığın suçlamayı ve suçlamanın dayanaklarını aracısız olaraköğreneceği; ileri sürülen her yeni delile karşı gerek tutumiyle, gerekcevaplariyle olumlu bir hava yaratabileceği; kişiliği, görünüşü,davranışlariyle mahkeme üzerinde elverişli izlenimler bırakabileceği gibi,cezanın şahsileştirilmesini de kolaylaştıracağı ortadadır. Mahkemenin gerçeğibulmasına; doğru, adaletli, süratli bir karara varmasına sanığın, duruşmadahazır olmak yoliyle önemli bir katkıda bulunacağı söz götürmez. Özellikle ağırcezalı suçların toplum üzerindeki tepkisini sanığın duruşmada hazır bulunuşunundengeleyip yumuşatacağı da bilinen bir gerçektir.
İştebütün bu nedenlerle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu "yüze karşıyargılama" usulünü genel ilke olarak benimsemiş ve sanığın duruşmada hazırbulunmasına bir hak ve bir ödev niteliği vermiştir.
2-"Yüze karşı yargılama" usulünde istisnalar :
"Yüzekarşı yargılama" usulünün her suçta uygulanmasında ve soruşturmanın sonunakadar sürdürülmesinden ortaya bir takım sakıncaların çıkması her zaman içinbeklenebilir. Sanığın gereksiz yere tedirgin edilmesi veya duruşmada hazırbulunma hakkında kötüye kullanması, davanın uzun zaman bitirilmemesi bu usulünbelli başlı sakıncaları arasındadır. Onun içindir ki Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu, aşağıda açıklanan örneklerden anlaşılacağı üzere, genci kuralınİstisnalarına da yer vermiş ve kimi bitirilmesine olanak tanımıştır. Bununlabirlikte kanun, bu konuda mahkemenin takdir hakkına büyük önem vermekte ve 229.maddesiyle "Mahkeme, sanığın bizzat hazır bulunmasına ve ihzar veya tevkifmüzekkeresiyle zorla getirilmesine her vakit karar verebilir" kuralınıkoymaktadır.
a)Soruşturmanın konusu olan suç, yalnız veya birlikte olarak para cezasını, hafifhapis ve zoralım cezalarını gerektiriyorsa sanık gelmese bile duruşma yapılır.Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek celpnamede kendisi gelmese bile duruşmanınyapılabileceği yazılır (Madde 225).
b)Ağır cezalı cürümlerden maadasında sanığın istemi üzerine mahkeme, kendisinihazır bulundurmak mecburiyetinden vareste tutabilir (Madde 226/1).
c)Sanığın duruşmadan savuşması veya verilen arayı İzleyen duruşmaya gelmemesihallerinde dava üzerinde daha önce kendisi sorguya çekilmiş ve artık huzurumahkemece gerekli görülmemiş olursa dava gıyabında bitirilebilir (Değişik madde224/2).
ç)Bir gaibin aleyhindeki soruşturma konusu suç, para cezasını veya zoralımı yahuther ikisini gerektiriyorsa hakkında duruşma açılabilir. (Madde 270/1).
d)Şahsi dava sanığı yalnız olarak veya kendisine yardım için bir avukatbulundurarak duruşmada hazır bulunabileceği gibi vekaletnamesi olan bir avukattarafından da kendisini temsil ettirebilir. Mahkeme sanığın bizzat hazırbulunmasını buyurabilir ve hakkında ihzar müzekkeresi dahi verebilir (Madde356).
3-Müdafi gönderme yetkisi:
Kanun,sanık hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalarda sanığa müdafigönderme yetkisini tanımıştır. (Madde 227). Şahsi dâva sanığı ve gaip içinmüdafi gönderme yetkisi özel bölümlerinde yer almaktadır (Madde 356 ve 273)Bunların dışında sanık hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalar,kanunun 225. ve 226. maddeleri kapsamına giren yani yalnız veya birlikte paracezasını, hafif hapsi ve zoralım gerektiren suçlara ilişkin dâvalarla ağırcezalı cürümlerin dışında kalıp sanıkların istemleri üzerine, hazır bulunmazorunluluğundan vareste tutulmalarına karar verilmiş dâvalardır.
Değişik224. maddenin ikinci fıkrasında öngörülen durumu "sanık hazır olmak sızınduruşma yapılabilecek olan dâvalar" deviminin kapsamı içinde düşünmekmümkün değildir. Çünkü bu fıkra sanık hazır olmaksızın duruşma yapılabilecekolan davalara ilişkin bir hüküm getirmemekte; yalnızca sanığın duruşmadansavuşması veya sonraki duruşmaya gelmemesi halinde kendisi dâva üzerinde dahaönce sorguya çekilmiş ve artık huzuru gereksiz bulunmuş ise; böylece bitecekduruma gelmiş davanın gıyapta bitirilmesine olanak sağlamaktadır. Böyle birdurum da sanığın müdafi gönderme yetkisinden söz edilemiyeceği ve 227. maddeninuygulama yeri olmadığı ortadadır.
Kanununduruşma yapılabilmesi için sanığın hazır bulunmasını istisnai olarak şartkılmadığı dâvalarda bu gibilerine müdafi gönderme yetkisinin tanınması,kendilerini hiç değilse müdafi aracılığı ile savunabilmeleri sağlama ereğinitaşır. Esas kural duruşmanın sanığın yüzüne karşı yapılması olduğuna göre bukural kapsamına giren, başka deyimle ağır cezalı cürümlere ilişkin bulunandâvalarda sanığın duruşmada hazır bulunmamamsı ve yerine müdafii göndermesi sözkonusu olamaz.
4 -Ağır cezalı cürümlere ilişkin dâvalarda sanığın duruşmada hazır bulunmasızorunluğunu koyan ve müdafi göndermesini önleyen hükümlerin Anayasa'ya aykırıolup olmadığı sorunu:
"Yüzekarşı yargılama" usulünün, sanığın savunma hakkını, hatta kendine rağmen,koruyan ve güçlendiren bir düzen; sanığa tanınmış başlıca bir güvence olduğunayukarıda değinilmişti. Öte yandan bu usulün mahkemenin doğru, süratli veadaletli bir karara varmasına da yardımcı olduğu yine yukarıda yeterinceaçıklanmıştır. Onun için bu yönler üzerinde yemden ve ayrıca durmanın yeriyoktur.
Kanununağır cezalı cürümlere ilişkin dâvalarda genel ilkeye istisna tanınmaması, budâvaların altında sanıklar için çok ağır ve acı sonların saklı bulunmasolasılığından ileri gelir. Böylesine çok ağır sonuçlar doğurabilecek bir dâvadasanığın tüm savunma yollarından yararlanması; mahkemenin de gerçeği araştırmadaçok daha titiz ve dikkatli davranması ve sanığın duruşmada sürekli olarak hazırbulunmasının sağlayacağı olanakları değerlendirmesi gereklidir. Onun için kanunağır cezalı cürümlere ilişkin dâvalarda sanığı duruşmada hazır bulunmaya vegelişmeleri zamanında ve bizzat izlemeye zorlamakta; kendi yerine bir müdafigöndermesini engellemekle onu, bu zorunluğa uymaya yöneltmektedir. Öte yandanduruşmada hazır bulunan sanığın ayrıca bir müdafi aracılığıyla da kendisinisavunabileceği ortadadır.
Demekki Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 226. ve 227. maddelerinde yer alan itirazkonusu hükümlerin, hak arama hürriyetini ve Anayasa'nın 31. maddesiyle herkesetanınan "meşru bütün vasıta ve yollardan yararlanarak: yargı mercileriönünde iddia ve savunmada bulunma" hakkını zedeler yönleri yoktur. Tamtersine bu hükümler, iddia ve savunma hakkını destekler ve teminata bağlarniteliktedir. Şu duruma göre Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 226. maddesininbirinci fıkrasındaki ağır cezalı cürümlerde sanığın duruşmada hazır bulunmazorunluğundan vareste tutulmasını önleyen "ağır cezalı cürümlerdenmaadasında" ibaresi ile 227. maddedeki ağır cezalı cürümler sanığınamüdafi gönderme yetkisinin tanınmasını engelliyen "hazır olmaksızınduruşma yapılabilecek olan dâvalarda" ibaresinin, Anayasa'nın 31. vedolayısiyle 8. maddelerine aykırılıkları yoktur. Bunların Anayasa'nın başkahükümleriyle çelişmesi de söz konusu değildir. İtirazın reddi gerekir.
227.maddedeki "hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalarda"ibaresi yönünden Muhittin Gürün sonuca katılmakla birlikte gerekçeyekatılmamıştır.
VI.Sonuç :
1-Ceza Muhakemleri Usulü Kanununun 226. maddesinin birinci fıkrasındaki"Ağır cezalı cürümlerin maadasında" ibaresinin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın bu bölümünün reddine oybirliğiyle;
2-Aynı Kanunun 227. maddesindeki "hazır olmaksızın duruşma yapılabilecekolan dâvalarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın bubölümünün de reddine sonuçta oybirliği ile ve gerekçede Muhittin Gürün'ün,karşı oyu ile 12/6/1969 gününde karar verildi
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
Mahkememizinyukarıki kararında 968/52-1969/35, 1412 sayılı Ceza Yargılamaları UsulüKanununun değişik 224. maddesinin son fıkrasında yer alan yetkinin mahkemecekullanılması suretiyle sanığın gıyabında bitirilmesine karar verilen davanın,kanunun 227. maddesinde öngörülen dâvalardan sayılması mümkün olmadağı cihetleböyle bir dâvanın sanığının da müdafi gönderemeyeceği sonucuna varılmakta vb bubakımdan da söz konusu hükümde Anayasa'ya aykırılık olmadığı görüşü, dolaylıolarak benimsenmiş bulunmaktadır.
HalbukiAnayasa'nın 31. maddesi, herkese, davacı veya dâvâlı olarak meşru bütün vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddia ve savunmadabulunma hakkını, bir temel hak olarak tanımıştır. Ceza Yargılamaları UsulüKanununun 223-229 uncu maddeleri birlikte incelenecek olursa, duruşmada sanığınbizzat hazır bulunması, esas ilke olarak kabul olunmak suretiyle Anayasa'nın31. maddesindeki savunma hakkının eksiksiz kullanılmasına imkân sağlanmışbulunmaktadır. Her ne kadar bu ilkenin istisnası olarak söz konusu maddelerdebaz; nedenlerle sanığın hazır bulunmasından vazgeçilmek suretiyle de dâvayabakılabilmesi kabul edilmiş ise de kanunun 227. maddesinde, bu gibi hallerde(Maznunun hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalarda müdafigöndermeğe salâhiyeti vardır) denilmek suretiyle Anayasa'nın 31. maddesindekisavunma hakkının gereği gibi kullanılabilmesi saklı tutulmuştur. 227. maddede,mutlak olarak (Maznun hazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan dâvalar) dansöz edildiğine göre sanık hazır olmadan da duruşmaya devam olunabilmesininkanunla kabul edilmiş bulunduğu bütün hallerde, sanığın müdafi göndermeğeyetkili olduğu meydandadır.
CezaYargılamaları Usulü Kanunun yukarıda söz konusu edilen değişik 224. maddesininson fıkrasındaki kayıt ve şartlar altında, sanık hazır olmasa da gıyabındadâvanın bitirilebileceği hususunda mahkemeye verilmiş olan yetkininkullanılması halinde de 227. maddede öngörülmüş bulunan nitelikte yani sanığıhazır olmaksızın duruşma yapılabilecek olan, bir dâva durumu ortaya çıkmışdemektir. Binaenaleyh, böyle bir dâva duruşmasının sanığı da 227. maddeninmutlak hükmüne dayanarak müdafi gönderme hakkına sahiptir ve bu sebeple deortada Anayasa'nın 31. maddesine aykırı bir durum söz konusu değildir. Şayet, mahkememizinyukarıki kararında öngörüldüğü gibi, değişik 224. maddenin son fıkrasında sözüedilen ve sanık hazır olmaksızın dâvayı sonuçlandırmaya yetki veren hükmün,227. maddenin kapsamı dışında olduğu kabul edilirse sanığa, gıyabında duruşmayapıldığı halde savunma hakkı tanınmamış olurki bu takdirde Anayasa'nın 31.maddesine aykırı bir durum ortaya çıkar. Her ne kadar yargı organlarındakiuygulamaların da bu yolda olduğu anlaşılmakta ise de kanunun ve Anayasa'nınaçık hükümleri karşısında uygulamaya hâkim olan görüşü paylaşmak mümkündeğildir. Sanığın duruşmadan savuşmuş olmasını veya duruşmaya gelmemişbulunmasını, savunma hakkını kullanmaktan da kendi rızasiyle vazgeçmişbulunduğu yolunda yorumlamak caiz olmadığı gibi (Nitekim bu dâvada sanığınmüdafi gönderdiği, fakat kabul edilmediği dosyadan anlaşılmaktadır.) Budurumların. Anayasa ile tanınmış bir temel hakkın kullandırılmaması için haklıbir neden sayılamıyacağı da ortadadır.
Busebeplerle kararda açıklanan gerekçenin konuya ilişkin olan bölümüne katılmamaktayım.
Üye
Muhittin Gürün