ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
E. Sayısı:1968/62
K. Sayısı:1969/16
Karar günü:3/4/1969
Resmi Gazete tarih/sayı:3.1.1970/13390
İtirazyoluna başvuran : Yığılca Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu : 6831 sayılı Orman Kanununun 114. maddesindeki "bir dekardanfazla" ibaresinin Anayasa'nın 12. ve 131/1. maddelerine aykırı bulunduğukanısı ile ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesine dayanılarakmahkememize başvurulmuştur.
I.Olay :
6831sayılı Orman Kanununa aykırı eylemden dolayı sanık hakkında bu kanunun 17. ve93. maddeleri uyarınca açılan ve Yığılca Sulh Ceza Mahkemesinin 1966/536sayısını alan kamu davasının duruşması sırasında mahkeme; 936 metrekarelikorman sahasının tahrip edilerek açıldığının keşifle anlaşılması üzerine OrmanKanununun türlü orman suçlan ile tahrip edilen veya yakılan bir dekardan fazlasahalar için tazminattan başkaca ağaçlandırma masrafına da hükmolunmasınıbuyuran 114. maddesindeki, "bir dekardan fazla" ibaresini ele almışve bu ibarenin Anayasa'nın 12. ve 131/1. maddelerine aykırı olduğu kanısınavararak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın geri bırakılmasına8/11/1968 günlü 14. oturumda karar vermiştir.
III.Yasa metinleri:
l-İtiraz konusu hüküm :
İçindekibir ibare itiraz konusu olan 6831 sayılı Orman Kanununun 114. maddesi şöyledir:
(Madde114- Her türlü orman suçlan ile bir dekardan fazla tahrip olunan veya yakılansahalar için bu kanunda yazılı tazminattan başka ayrıca beher dekar için 200lira hesabiyle ağaçlandırma masrafına da hükmolunur.)
2-Mahkemenin dayandığı Anayasa hükümleri :
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının, mahkemenin gerekçesine dayanak yaptığı 12. maddesive 131. maddesinin birinci fıkrası aşağıda gösterilmiştir.
(Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayınım gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
(Madde131/1- Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi içingerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimi Devleteaittir.)
IV.İlk İnceleme:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26/11/1968 gününde yapılan ilkincelemede dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesi oybirliğiile kararlaştırılmıştır.
V.Esasın incelenmesi :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin. 11/11/1968 günlü ve 1966/536 sayılı yazısınabağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen hüküm, mahkemenin dayandığı Anayasa maddeleri ve bunlarla ilgiligerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Anayasa,ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gereklikanunları koymayı, tetbirleri almayı ve bütün ormanları gözetim altındabulundurmayı ödev olarak Devlete vermiştir. (Madde 131/1) Yine aynı maddehükümlerine göre Devlet ormanları. Devletçe yönetilir; Devlet ormanlarınınmülkiyeti, yönetimi ve işletmesi özel kişilere devrolunamaz ormanlara zararverebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez; yanan ormanlarınyerinde yeni orman yetiştirilir; orman suçlan için genel af çıkarılamaz;ormanların tahribine yol açacak hiçbir siyasi propaganda yapılamaz.
Bugüniçin ormanların korunmasını, geliştirilmesini, işletilmesini, yönetimini8/9/1956 gününde yürürlüğe giren 31/8/1956 günlü ve 6831 sayılı Orman Kamunudüzenlemektedir. Bu kanunda Devlet ormanlarına, kamu tüzel kişilerine aitormanlara, özel ormanlara ilişkin çeşitli hükümler yer almıştır. Kanunun"Müşterek hükümler" başlığım taşıyan Beşinci faslında ise özellikleağaçlandırma ve imar işleri, orman yangınlarının söndürülmesi, suçlarınkovuşturulması ve ceza müeyyideleri hükme bağlanmaktadır.
OrmanKanunu hükümlerine aykırı eylemlerin bu kanunda yazılı cezaları hafif paracezası, hafif hapis, ağır para cezası, hapis; hapisle birlikte ağır para cezasıve zoralım olarak özetlenebilir. (Madde : 91-111) Kimi durumlarda Türk CezaKanununun hükümlerine de gönderme yapılmıştır. Kanun, bu müeyyidelerleyetinmemekte; ayrıca zarar varsa, istem halinde tazminata ve bir dekardan fazlatahrip edilen veya yakılan alanlar için, tazminattan başkaca ağaçlandırmamasrafıma da hükmolunmasını zorunlu kılmaktadır. (Madde : 112-114).
İtirazyoluna baş vuran mahkemenin Anayasaya aykırı olduğu kanısına vardığı 114.maddedeki bir dekar veya daha az yüzölçümünde ormanlık alanı yok edenleriağaçlandırma masrafını ödeme yükümü dışında bırakan hükümdür. Yukarda dagörüldüğü üzere mahkeme, hükmün, Devletin Anayasanın 131/1. maddesi uyarıncaormanların korunması ve ormanlık alanların genişletilmesi için gereklitedbirleri atması yolundaki ödevi ile bağdaşmadığı ve orman suçlarım işliyenlerarasına eşitsizlik soktuğu görüşündedir.
Önce114. maddenin getirdiği ağaçlandırma gideri hükmünün niteliği üzerindedurulması yerinde olacaktır. Ormanı tahrip etmek veya yakmak voliyle suç işişleyen ve ayrıca bu nedenle orman idaresini zarara sokan kimsenin, zararıödemesi elbette ki yerindedir. İdarenin yok edilen orman alanını ağaçlandırmakiçin katlanacağı gider de orman suçu dolayısiyle uğradığı zararın bir bölümünüoluşturur. Ancak 114. maddenin getirdiği düzenleme gerçekte var olan bir zararıkarşılıya bilir durumda değildir. Ağaçlandırmanın yol açacağı gerçek gider,ancak ağaçlandırma bittikten sonra belli olabilir. Oysa 114. madde bu gideriönceden ve götürü olarak kestirip atmaktadır. Öte yandan, bilindiği üzere 6831sayılı kanun tasarı halinde iken hükümet, (kanun tasarısının 116. maddesi)ağaçlandırma giderini hektar başına beşyüz lira olarak önermiş ve yanın hektarve daha aşağı yüzölçümündeki alanlar için bu yükümü koymamıştır. SonradanTürkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu ağaçlandırma giderini (Bugünyürürlükte olan 114. maddedeki biçimiyle) dekar başına 200 lira olarakdeğiştirmek suretiyle, hükümet teklifine göre, dört katma çıkarmış; ayrıca buyüküm dışında bırakılan alanın yüzölçümünü de yine hükümet teklifine göre beştebirine indirmiştir. Kanun tasarısının gerekçesinde de, Tarım Komisyonunundeğiştirilişinde de ağaçlandırma giderinin neye göre hesaplandığı; hükümetteklifindeki hektar başına 500 yani dekar başına elli lira ile komisyonunsaptadığı dekar başına 200 lira arasındaki büyük farkın neden ileri geldiğiaçıklanmış değildir.
Öteyandan zararlar olsa olsa ancak olay sırasındaki rayice göre karşılanabilir.Oysa 114. madde kanunun kabul edildiği 8/5/1956 gününe kadar gelen geçmiş birzaman devresindeki hesaplara dayanır kesin bir rakam getirmektedir. Bu rakamıno tarihlerdeki rayiç göz önünde tutularak saptandığı kabul edilse bile, daha sonralarıiçin, hele 1969 yılında ağaçlandırma masraflarından doğacak zararları aynıetkenlikle karşılayabileceği ileri sürülemez. Sonra aynı büyüklükteki ikialanın aynı giderle ağaçlanabilmesinin her zaman her yerde mümkün olamayacağıda gözden uzak tutulmamalıda. Demek ki 114. maddenin getirdiği hüküm kanunungerekçesinde "yakılan veya tahrip olunan orman sahalarının yenidenağaçlandırılması için yapılacak masrafın müsebbiplerinden alınması" ndansöz edilmekle birlikte, aslında ağaçlandırma giderinden doğma gerçek zararıkarşılamaktan çok Orman Kanununa aykırı eylemler arasında bir ayırım yapma vebelirli bir yüzölçümünden daha büyük alanların yok edilmesine yol açaneylemlerde bu eylemler küçük alanlar aleyhine işlenmiş eylemlerden ağırgörüldüğü için müeyyideleri o oranda ağırlaştırma yeteneğini taşımakladır.
Bununböyle olması da yerindedir. Çünkü ormanların tahribinden veya yakılmasındandoğan zararlar öyle ağır ve geniş kapsamlıdır ki bu nitelik suçluların genelolarak çok düşük olan iktisadî güçleriyle bir araya gelince gerçek zararıntümünün sebep olanlara ödettirilmesi olanağı hemen hemen ele hiç geçmez. Yokedilmiş orman alanları sebep olanlarca ağaçlandırılsın ve imar edilsin diyebeklenmesi düşünülemeyeceği içindir ki 6831 sayılı Kanun 57., 58. ve 59.maddeleriyle, ilkenin çıkarları yönünden hayatî önemi olan bu ödevi, Orman UmumMüdürlüğüne dolayısiyle de Devlete yüklemiştir.
114.maddedeki "bir dekar" ölçüsünün ormanlık alanların yok edilmesindeağır olan ve olmayan eylemleri, müeyyide bakımından, birbirinden ayırabilmekiçin yapılmış bir sınırlama olarak kabul edilmesi yerinde olur. Küçükalanlardaki orman varlığının yok edilmesinde çoğunlukla ağaçlandırmanıngereksiz bulunduğu ve doğanın kaybı kendi kendine telafi etmekte oluşu gibi birtakım olsuların da bu ayrımda etki gösterdiği ayrıca düşünülebilir. Buradasınırlamanın niçin on dekar üzerinden yapılmış olduğu, neden hükümetteklifindeki yarım hektarın reva daha başka bir genişliğin ele alınmadığıüzerinde duranlar olacaktır. Kanunların Kesin ve yuvarlak rakamlar üzerindenyaptıkları bütün sınırlamalarda aynı itiraz ileri sürülebilir. Bu İtirazlar dabaşka itirazları üzerine çeker ve karşı tartışmalara yol açar; konuyu olumlu vekesin bir sonuca götürmez. İncelenen konuda böyle bir sorunun ele alınması, bunedenle, yersiz ve isabetsiz olacaktır.
6831sayılı Kanunun 114. maddesinin yukardan beri açıklanan niteliği göz önündebulundurulursa bu maddede yer alan ve bir dekar veya daha az genişlikteki ormanalanlarını tahrip yoliyle veya yakarak yok edenleri ağaçlandırma giderini ödemeyükümü dışında tutan hükmün, Anayasanın 131. maddesine aykırı olmadığıkendiliğinden ortaya çıkar. Kanun önünde eşitlik sorununa gelince : Bir dekarveya daha az yüzölçümündeki ormanlık, alanları yok edenlerle daha geniş alanlarıyok edenlerin eylemleri, ağırlık bakımından birbirine eşit olmadığı için,bunların müeyyide yönünden de birbirlerine eşit olmaları beklenemez. Kanunönünde eşitlik ancak kanunî şart ve niteliklere uyarlık halinde ve o oranda sözkonusu olabilir. Demek ki iptali istenen hükmün Anayasanın 12. maddesine aykırıbir yönü yoktur. Aynı hükmün Anayasanın başka herhangi bir maddesine aykırıolduğu da düşünülemez. Şu duruma göre itirazın reddedilmesi gereklidir.
ÜylerdenSalim Başol, Feyzullah Uslu, Avni Givda, Muhittin Taylan, Recai Seçkin ve AhmetAkar bu görüşe katılmamışlardır.
VI.Sonuç:
6831sayılı Orman Kanununun 114. maddesinde yer alan "bir dekardan fazla"ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine üyelerden SalimBaşol, Feyzullah, Uslu, Avni Givda, Muhittin Taylan, Recai Seçkin ve AhmetAkar'ın karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 3/4/1969 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
İhsan Keçecioğlu
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazlı Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY YAZISI
l-Çoğunluk gerekçesinde bir dekardan az bir alandaki ormanın yok edilmesidurumlarında insan eli değmeksizin alanın kendiliğinden ağaçlanacağı gibigerçeklik ölçüsü bilinmeyen bir olaya dayanılmıştır,
2-Bundan başka sınırlandırmanın ne gibi bir gerekçesi olduğu yasama çalışmalarısırasında hükümet tasarısında ve Meclis Tarım Komisyonunun değiştirmesindebenimsenen sayıların dayanağının gösterilmemiş olması dolayısiyleanlaşılamamaktadır. Kaldı ki bu sayılar arasında da belirgin bir başkalıkvardır.
3-Bütün bu bilinmezler arasında bilinen bir yön ise, yakılan veya yok edilen birorman alanının ağaçlandırma gideri yapılmaksızın yeniden ağaçlanıp eskidurumuna gelemiyeceğddir.
4-İtiraz konusu kural, ceza ve başka türlü tazminatın yanında ormanı korumayaelverişli iyi bir yaptırımdır.
5-Bu duruma ve Anayasa'nın 131. maddesi uyarınca orman alanının genişletilmesininve Ormana karşı olan eylemlerin önlenmesinin Devletin ödevlerinden bulunmasınagöre itiraz konusu sınırlandırma, Anayasa'ya aykırıdır ve çoğunluğun görüşüdoğru değildir.
SONUÇ:
Yukarıdayazılı nedenlerden ötürü çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Salim Başol
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Recai Seçkin
KARŞIOY YAZISI
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sı genel olarak bütün ormanların özellikle Devletormanlarının korunması ve geliştirilmesi üzerinde büyük bir titizlikledurmaktadır.
Devletin,ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gereklikanunları koymak ve tedbirleri almakla ödevli bulunması ;
Bütünormanların gözetiminin Devlete ait olması; Devlet ormanlarının Devletçeyönetilmesi ve işletilmesi;
Devletormanlarının mülkiyetinin, yönetiminin ve işletilmesinin özel kişileredevredilememesi;
Devletormanlarının zamanaşımıyle mülk edinilememesi ve kamu yararı dışında irtifakhakkına konu olamaması;
Ormanlarazarar verebilecek hiç bir faaliyet ve eyleme müsade edilememesi;
Ormanlariçinde veya hemen yakınında oturan halkın kalkındırılması ve orman bakımındangerekirse başka yere yerleştirilmesi;
Yananormanların yerine yeni orman yetiştirilmesi ve bu yerlerde başka çeşit tarım vehayvancılık yapılmaması;
Ormansuçları için genel af çıkarılmaması;
Ormanlarıntahribine yol açacak hiç bir siyasî propoganda yapılamaması;
Anayasa'nın131. maddesinde yer almış ilkeler, yasaklar ve yükümlerdir. Bu ayrıntı hükümlerorman konusunda Anayasa koyucusunun ereğini ve talimatını açıkça gösterir.Ormanlara ilişkin herhangi bir kanun hükmünün Anayasa'ya uygunluğu denetlenirkenhükmün Anayasa'nın 131. maddesine doğrudan doğruya aykırı olup olmadığınınaraştırılması yetmez. Dolaylı olarak, hükmün uygulanmasının getireceği sonuçlarbakımından ortaya çıkabilecek aykırılıkların da öngörülmesi ve incelemealtındaki yasama belgesinin bütün yönlerden Anayasa koyucunun ereği ilebağdaşıp bağdaşmıyacağı üzerinde ayrıca durulması gerekir. 6831 sayılı OrmanKanununun 114. maddesindeki "bir dekardan fazla" ibaresi böylesinebir incelemeden geçirilince görülecek durum ve varılacak sonuç şudur :
Yasanınsuç saydığı eylemi işleyen o eylemine uygun düşen cezayı görür. Ayrıcaeyleminden doğan zararı da ödemesi gerekir. Ormana ilişkin suçlarda da durumböyledir. Ancak orman suçu işleyenin, kestiği yahut yaktığı ağaçların bedeliniödemesi ortadaki zararı karşılamağa yetmez. Çünkü yok edilen orman alanınıneski haline getirilmesi de zorunludur. Bu da ağaçlandırma ile olur ve birmasrafa yol açar. İşte Orman Kanununun 114. maddesi orman suçlarından doğanzararların bu bölümünün karşılanmasını düzenlemektedir. Maddeye göre her türlüorman suçları ile tahrip olunan veya yakılan sahalar için kanunda yazılıtazminattan başka ayrıca beher dekar için 200 lira hesabiyle ağaçlandırmamasrafına da hükmolunur; saha bir dekar veya daha az genişlikte ise ağaçlandırmamasrafına hükmolunamaz.
Dekarbaşına verilecek ikiyüz liranın, genel olarak bu genişlikteki bir alanınağaçlandırılması masrafını, hele bu miktarın kanunla kabulü tarihi 31/8/1956olduğuna göre, özellikle şimdi karşılayıp karşılayamayacağı haklı olaraktartışılabilir; fakat sorunun çözümlenme yeri burası değildir ve eldeki konubakımından hükmün bu yönünün bir önemi de yoktur. Yalnızca mahkemelercehükmedilecek paranın zararı tam karşılayamamağının onun bir bölüm suçlulardanhiç alınmamasını olağan ve haklı gösterecek bir neden olamayacağına işaretedilerek bu yönün bir yana bırakılması yerinde olur.
Kanuncasaptanan paranın niteliğine gelince : Gerek madde metninde gerekse yasanıngerekçesinde kullanılan deyimler bu niteliği kuşkuya yer bırakmıyacak biçimde,aydınlığa kavuşturmuştur. 114. madde orman suçları yüzünden uğranılmışzararlardan bir bölümünün bir dereceye kadar tazminini öngörmektedir.
114.maddenin orman suçluları arasında ayırıma giderek bir dekar veya daha azgenişlikteki orman alanlarını yok edenleri ağaçlandırma masrafını ödeme yükümüdışında bırakmasının, duruma Anayasa içi nitelik kazandıracak, hukukça geçerlibir izahı yapılamaz. Küçük alanlarda sunî ağaçlandırmaya gidilmesigerekmiyeceği için bu bakımdan bir zarara uğramadığını, o nedenle deağaçlandırma masrafından söz edilemeyeceğini ileri sürenler olabilir. Ancakunutulmamalıdır ki 6831 sayılı Kanunun çıkarıldığı 1956 yılında Hükümetağaçlandırma masrafını ödeme yükümü dışında tutulacak alanların genişliğiniyarım hektar olarak teklif ettiği halde yasama meclisi bunu bir dekaraindirmiştir. Sunî ağaçlandırmanın gerekip gerekmediği gibi som teknik birkonuda yasama ve yürütme organları arasında böylesine geniş bir görüş ayrılığıolabileceğini kabul etmekte akıl güçlük çeker. Kaldı ki birbirine eşitgenişlikteki iki alanın, kendiliğinden yeniden orman haline gelebilmeyeteneğinin de mutlaka aynı olacağı hiçbir zaman savunulamaz. Bu tabiata,çevreye, tahribin niteliğine ve daha bir takım benzeri koşullara göredeğişebilecek bir durumdur. Ülkenin neresinde ve ne nitelikte olursa olsunbelirli bir genişlikten daha küçük alanların ağaçlandırmayı gerektirmeksizinkendiliğinden orman haline gelebileceğinin önceden kabul- edilip hükmebağlanması düşünülemez. Nitekim 6831 sayılı Kanunun gerekçesinde de TarımKomisyonunun değiştirişinde de bundan söz edilmediği gibi ayırım nedenininbaşkaca açıklanmasına da gidilmemiştir. Onun içindir ki bugün girişilecekhukukça değerli bir ayıırm nedenini bulma çabası yakıştırmadan, varsayımdanileri niteliği olan bir sonuca varâmıyacaktır.
Ormansuçlarının aslında çok hafif olan cezalarının etkisizliğini bir dereceye kadargiderebilecek bir unsur olan ve doğrudan doğruya ceza mahkemesinde süratlehükme bağlanabilen ağaçlandırma masrafının ormanların korunmasında vegeliştirilmesindeki yerini küçümsememek gerekir. 114. maddedeki ayırım sayısıçok bir bölüm orman suçlarının bu müeyyideden yoksun bırakılışı demektir.Ayırım için gerekçe yakıştırmaktan vazgeçilip de 114. madde delâlet ettiğianlam ve yol açabileceği aksaklıklarla ele alınınca hükümde bir dekar ve dahaaşağı genişlikteki alanlarda etkisini gösteren orman suçları bakımından birmüeyyide zaafını, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesiyönünden tedbir eksikliğini ve küçük orman parçalarının sürekli tahribine veyaormanların parça parça yok edilmesine yol açabilecek bir yumuşak tutumunifadesini görmemek mümkün değildir. Bu niteliği ile Orman Kanununun 114.maddesindeki "bir dekardan fazla" ibaresinin Anayasa'nın 131. maddesininbirinci ve üçüncü fıkraların hükümlerine aykırı olduğu apaçık ortadadır.
Öteyandan 6831 sayılı Orman Kanununda yazılı ceza hükümleri gözden geçirilirse(Madde 91-114) yok edilen orman alanının genişliğinin bir eylemin suçsayılmasında etkisi bulunmadığı; yasanın cezanın bir kaç kat arttırılarakverilmesini öngördüğü özel durumlar arasında da genişlik unsuruna yer verilmişolduğu görülür. Başka bir deyimle tahribine yol açtığı yerin genişliği, OrmanKanunu hükümlerine göre, belirli bir suçun niteliğini değiştirmez. Söz gelimiDevlet ormanından kerestelik ağaç kesme eyleminin cezası 3 aya kadar hapis vekereste veya tomruğun beher metre küpü için 25 liradan 600 liraya kadar ağırpara cezasıdır. Suçlunun eylemi yüzünden tahribe uğrayan alan bir dekardaneksik de olsa artık da olsa aynı ceza uygulanır. İtiraz konusu hüküm ise,Devlet ormanından kerestelik ağaç keserek aynı suçu işleyen iki kişi arasında;durumlarının kanunî niteliğinin aynı olmasına rağmen, yok edilen alanın birdekardan çok veya az oluşuna göre bir ayırım yapılmasına; birinciden ayrıcaağaçlandırma masrafı alınmak, ikinciden alınmamak gibi değişik iki işleminuygulanmasına yol açmaktadır. Şu durumda eşitlik ilkesinden söz etmenin yerivardır ve itiraz konusu hüküm bu ilkeye de aykırı niteliktedir.
6831sayılı Orman Kanununun 114. maddesindeki "bir dekardan fazla"ibaresinin, yukarıdan beri açıklanan nedenler sonucu, iptali gerekli ikenhükmün Anayasa'ya aykırı bulunmadığına ve itirazın reddine karar verilmişolması dolayısiyle 1968/62-1969/16 sayılı ve 3/4/1969 günlü karara karşıyız.
Üye
Avni Givda
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Ahmet Akar