ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1969/24
Karar Sayısı:1969/50
Karar günü:30/9/1969
Resmi Gazete tarih/sayı:17.6.1970/13521
İtirazyoluna başvuran: Tarsus Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu: 6831 sayılı Orman Kanununa Bir Madde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve4/7/1968 günlü Kanunun (yayımı: 17/7/1968 günlü ve 12952 sayılı Resmî Gazete)Anayasa'nın 12., 42., 45. ve 131. maddelerine aykırı bulunduğu yolunda müdahilOrman Genel Müdürlüğü avukatınca ileri sürülen iddianın, mahkemece ciddî olduğukanısına varılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesi uyarıncaAnayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
I.OLAY
Devletormanından kesilmiş kaçak kereste taşımak eyleminden dolayı 6831 sayılı Kanunun108. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle sanık hakkında açılan veTarsus Sulh Ceza Mahkemesinin 966/9 esas sayısını almış bulunan dâvanın duruşmasısırasında müdahil Orman Genel Müdürlüğü avukatı, 6331 sayılı Orman Kanununa BirMadde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü Kanunun, Anayasanın 12. ve42. maddelerinin ikinci fıkralarına, 45. maddesine ve 131. maddesinin birinci,üçüncü ve altıncı fıkralarına aykırı olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme, iddianınciddî olduğu kanısına vararak. Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve dâvanıngeri bırakılmasına 14/9/1968 gününde karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ :
l-İtiraz konusu Kanun :
İtirazınkonusu olan 1056 sayılı ve 4/7/1968 günlü kanun şöyledir : (Madde l- 6831sayılı Orman Kanununa aşağıdaki madde eklenmiştir :
EkMadde l- Bu kanunun kapsamına giren suçlardan dolayı açılmış olup Ormanidaresince müdahil sıfatı ile ve avukat marifetiyle takip edilen cezadavalarında idare lehine takdir edilecek maktu ve vekâlet ücreti, davanınmahiyeti ve avukatın sebkeden mesaisi nazara alınmak suretiyle avukatlık asgarîücret tarifesinde yazılı asgarî miktarının yansını geçmemek üzere takdirenhükmolunur.
Madde2- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde3- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.)
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri:
S056sayılı kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddia ve itirazı desteklemeküzere ileri sürülen Anayasa hükümleri şunlardır:
(Madde12/2- Hiçbir kişiye aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
(Madde42/2- Devlet, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılıkiçinde gelişmesi için, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korurve çalışmayı destekler; işsizliği önleyici tedbirler alır.)
(Madde45- Devlet, çalışanların, yaptıkları işe uygun ve insanlık haysiyetine yaraşırbir yaşayış seviyesi sağlamalarına elverişli adaletli bir ücret elde etmeleriiçin gerekli tedbirleri alır.)
(Madde131/1, 3, 6- Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesiiçin gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Bütün ormanların gözetimiDevlete aittir.
.......................................
Ormanlarazarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.
.....................................
.......................................
Ormansuçluları için genel af çıkarılamaz; ormanların tahribine yol açacak hiçbirsiyasî propaganda yapılamaz.)
IV-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İç tüzüğünün 15. maddesi uyarınca 10/10/1968 gününde Başkan VekiliLûtfi Ömerbaş, Üye İhsan Keçecioğlu, Salim Başol, A. Şeref Hocaoğlu, FazlıÖztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, MuhittinTaylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet, Akar, Halit Zarbun ve MuhittinGürün'ün katılmalarıyle yapılan ilk inceleme toplantısında Anayasa'yaaykırılığı iddiası sırasında sanığın duruşmada bulunup bulunmadığı ve bukonudaki savunmasının ne olduğu anlaşılamadığından 44 sayılı kanunun 27.maddesinin 2 sayılı bendine uygun olarak eksik tamamlanmak üzere dosyanın geriçevrilmesine üyelerden Salim Başol, Sait Koçak ve Muhittin Gürün'ün esasınincelenmesinin gerektiği yolundaki karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile kararverilmiştir.
TarsusSulh Ceza Mahkemesinin 966/9 sayılı ve 6/5/1969 günlü yazısına bağlı olarakgelen kâğıtlara göre dosyadaki eksikliğin tamamlandığı anlaşıldığındanAnayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü ve 44 sayılı kanunun 27. maddelerine uygunbulunduğu görülen işin esasının incelenmesi 29/5/1969 gününde oybirliği ilekararlaştırılmıştır.
V-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin 966/9 sayılı ve 6/5/1969 günlü yazışma bağlıolarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülenkanun; aykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa hükümleri; bunlarla ilgiligerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları ve konu ile ilişkisi bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
l-1036 sayılı kanun hakkındaki Anayasa'ya aykırılık iddiasının daha önce başkaitirazlar dolayısiyle incelenmiş bulunması durumu:
1056sayılı kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddia ve itirazlar daha ünce1958/39, 42, 45, 54, 68 ve 1969/6 esas sayılı işler dolayısiyle ve bu dosyalarbirleştirilmek suretiyle incelenmiş ve kanunun şekil ve esas yönlerindenAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazların reddine 3/4/1969 gününde oyçokluğuile ve 1969/15 sayıyle karar verilmiştir.
Görüşmelerinbaşında üyelerden Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün şu duruma Anayasanın AnayasaMahkemesi kararlarının kesinliğini ve bağlayıcılığım saptayan 132. maddesihükmüne göre konunun yeniden incelenemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.
Anayasanın152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinin iptal kararları karar tarihinde, veeğer ayrıca yürürlük günü belirtilmiş ise o günde iptal eylediği mevzuatıyürürlükten kaldırır. Yürürlükte bulunmayan bir kanunun, Anayasa'ya aykırılığıilen sürülemiyeceğine göre böylece çözümlenmiş konuların bir daha mahkemeyegelmesi düşünülemez. Davanın veya itirazın raddine ilişkin kararların birincilerdenfarklı nitelikte olduğu ortadadır. Bunlara konu olan hükümler yürürlükte kalmışve kararlar belirli durumlara ve koşullara dayanmakta bulunmuştur. Durumlarınve koşulların değişmesi halinde sonucun da değişik olması gerekir. Böyle birdeğişmenin bulunup bulunmadığı ise ancak inceleme sonunda anlaşılabilir. Kaldıki incelenecek olan eski dava ve itiraz değil, yeni bir dava veya itirazdır.Aksini düşünmek; bir kısım hükümlere dokunulmazlık tanımak, bu hükümlerhakkında yargı mercilerinin yetkilerini kullanmalarını önlemek, hukukigörüyleri dondurup ebedileştirmek olur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının böylebir ereği bulunduğu düşüncesini destekliyecek doyurucu bir kanıtın ilerisürülmesi mümkün değildir. Şu duruma göre 1056 sayılı kanunun daha önce başkaitirazlar dolayısıyle incelenmiş ve Anayasa'ya aykırı görülmemiş bulunmasınınaynı kanunun 1969/24 esas sayılı dosyada yeniden incelenmesine engellikedemiyeceğine üyelerden Şeref Hocaoğlu ve Muhittin Gürün'ün karşı oyları ile veoyçokluğu ile karar verilerek bundan sonraki sorunun görüşülmesine geçildi.
2-1056 sayılı kanunun şekil yönünden Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu:
1056sayılı kanunun Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi sıralardaki MeclisBaşkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısıyle kanunun şekil yönünden Anayasayaaykırı olup olmadığı sorunu ortaya çıkmakta bulunduğundan önce bu sorununçözümlenmesi gerekecektir. Her ne kadar müdahil avukatının ve mahkemesiaykırılık konusunda ilgililerce ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorundabulunmadığı ve istemle bağlı kalmakla birlikte başka gerekçe ile de Anayasayaaykırılık kararı verebileceği için, Anayasa Mahkemesinin şekil yönünü doğrudandoğruya ele alabileceği ve ele alması gerektiği ortadadır.
İtirazkonusu kanun, Millet Meclisince, 4/7/1968 gününde kabul edilmiştir. Butarihlerde görevli olan Millet Meclisi Başkanlık Divanının bünyesi içme Türkiyeİşçi Partisi grubundan üye alınmamış bulunmakta idi.
BaşkanlıkDivanının söz konusu durumu incelenirken Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerinegözatılması yerinde olacaktır.
84maddenin birinci fıkrasında "Meclislerin Başkanlık Divanları, o Meclistekisiyasî parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmalarını sağlayacakşekilde kurulur." denilmektedir.
85.maddenin birinci ve ikinci fıkraları ise şöyledir:
"TürkiyeBüyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerinhükümlerine göre yürütürler.
İçtüzükhükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerinekuvvetleri oranında katılmalarım sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî partigrupları, en az on üyeden meydana gelir."
84maddenin birinci fıkrası, yalnız başkanlık divanlarının kuruluşuna ilişkin özelbir hükümdür. 85. maddenin yukarıda açıklanan hükümleri ise, gerek meclislerinbaşkanlık divanlarının kuruluşu, görev ve yetkileri gerekse meclislerin ötekifaaliyetleri konusunda yasama meclislerinin içtüzüklerinde öngörülecek, ilkeyibelirtmekte ve genel bir nitelik taşımaktadır.
84maddenin açık ve kesin olan birinci fıkrası, meclislerde grubu bulunan siyasîpartilerin güçleri ne olursa olsun meclislerin başkanlık divanlarında yeralabilmelerini ve katılmanın grupların güçleri oranında olmasını zorunlu kılar.Anayasa koyucusunun bu hükümle güttüğü başlıca erek, divanların görevlerindeyansız davranmalarının sağlanmasıdır. Böyle olduğuna göre, başkanlıkdivanlarının kuruluşu biçimi tesbit edilirken bütün siyasî parti gruplarına,güçleri oranında üyelikler ayırmalıdır. Bu ilkeye uyulmadan kurulan divanlarAnayasa'ya aykırı düşer Divanların Anayasa'ya aykırı kurulmasına yol açaniçtüzük hükümlerinin veya o melikteki meclis kararlarının, bunlara karşıAnayasa Mahkemesine başvurulduğunda, iptal edilmeleri gerekir. Nitekim bununbir örneği de vardır.
MilletMeclisinde 1966 yılma kadar olan uygulamalarda Başkanlık Divanına bütün siyasîparti gruplarından güçleri oranında üye alınmakta idi. 1966/1967 yasama yılınınbaşında Anayasa'nın 84. maddesine siyasî parti gruplarından ancak güçlerielverdiği hallerde Başkanlık Divanına üye alınabileceği yolumda anlam verilerek1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararlarla Türkiye İşçi Partisi Grubu, BaşkanlıkDivanı dışında bırakıldı.
İlgiliPartinin dâva açması üzerine, Millet Meclisi Başkanlık Divanının Türkiye îşçiPartisi Grubundan üye alınmaksızın kurulmasına ilişkin bulunan ve içtüzük hükmüniteliğini taşıyan bu iki Millet Meclisi karan. Anayasa Mahkemesinin 27/2/1968günlü ve E. 1967/6- K. 196Ş/9 sayılı kararı ile iptal edilmiştir 18/9/1968günlü ve 13004 sayılı Resmî Gazete).
1056sayılı Kanunun Millet Meclisinde görüşülüp kabul edildiği sıralarda görevliBaşkanlık Divanının bünyesi içine, yukarıda da değinildiği üzere, Türkiye İşçiPartisi Grubundan yine üye alınmamış olduğu görülmektedir. Bu divan. AnayasaMahkemesince iptal edilen 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararların benzeri birkararla; Millet Meclisinin 10/11/1967 günlü kararı ile kurulmuştur. AnayasaMahkemesinin yukarıda sözü geçen iptal kararında gerekçesiyle açıklandığı üzerebir içtüzük hükmü niteliğinde olan ve o nedenle de Anayasa'nın 85. maddesikapsamına giren Millet Meclisinin 10/11/1967 günlü kararı, Anayasa'ya uygunlukdenetiminden geçmemiştir.
Buradadenilebilirki: 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararı, Anayasa Mahkemesinebaşvurularak İptal ettirilmediği için 1056 sayılı Kanuna ilişkin tasarınıngörüşüldüğü sıralarda da yürürlükte bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yineaynı niteliği taşıyan daha önceki Başkanlık Divanının Anayasa'ya aykırıkurulduğu yolundaki kararı, Millet Meclisince öğrenildikten sonra da BaşkanlıkDivanı Anayasa'ya uygun duruma getirilemez. Çünkü Millet Meclisinde uygulananiçtüzüğün 4. maddesine göre divanın görev süresi bir yıldır ve bu süre 1968yılı Kasım ayında sona erecektir. Divanda vakitsiz değişiklik yapılması,içtüzük hükümlerine aykırı düşer. Anayasa Mahkemesi, Millet Meclisinin10/11/1967 günlü kararını kendiliğinden bir yana bırakıp, Anayasa'nın 84.maddesini doğrudan doğruya uygulayamaz. Böyle olunca da Millet Meclisinin10/11/1967 günlü kararına dayanılarak kurulan Başkanlık Divanının, içtüzükgereğince yenileneceği tarihe kadar geçerli bir kuruluş gibi kabulü gerekir vebu divanın 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarının görüşüldüğü birleşimi yönetmişolması kanunun şekil yönünden iptalini haklı göstermez.
Böylebir görüşten çıkarılacak sonuç şudur; Ortada bir Millet Meclisi İç tüzüğüAnayasa çatışması vardır. Ancak İçtüzük hükümleri, yürürlükte bulunduğu için,Anayasa kurallarına yeğ tutulmak ve bunlara uyulmak gerekir. Aşağıdaayrıntılarıyla ve Anayasa Mahkemesinin geçmişte kararlarına da dayanılarakbelirtileceği üzere böyle bir görüşe ve sonuca katılmak mümkün değildir.
Anayasa'nın84. maddesinin birinci fıkrasına göre Meclislerin Başkanlık Divanları, omeclisteki siyasî parti gruplarının kuvvetleri ölçüsünde Divana katılmaları ilekurulur. Bu Anayasa, hükmü Anayasanın 8. maddesinde de belirtildiği üzere,yasama yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileri bağlayan birtemel hukuk kuralıdır.
Bukurala aykırı bir içtüzük hükmü tedvin edilmiş ve hüküm doğrudan doğruya veyadolayısiyle Anayasa Mahkemesinin eli altına gelmişse ne olacaktır' Hükümdoğrudan doğruya gelmişse, başka deyimle bir dava konusu ise tabiatiyle iptaledilecektir. Böyle değil de, şimdi olduğu gibi, bir davanın incelenmesindehukukî dayanak olarak karşıya çıkıyorsa Mahkeme, kendiliğinden iptalegidemiyeceğine göre hükmü bir yana iterek sorunu Anayasa kuralı uyarıncaçözümliyecektir. Anayasa Mahkemesi bu yolda davranmak zorundadır. Tersinidüşünmek Anayasa Mahkemesini Anayasa kuralları ile değil, bir kanun veyaiçtüzük hükmü ile bağlamak olur. Böyle bir tutumun ise Anayasa'nın 8. maddesineaykırılığı; Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin korunmasını nasılgüçsüzleştireceği, bütün siyasî parti gruplarının uyuşmaları halinde deAnayasaya aykırı davranışların nasıl hoşgörü ile karşılanmasını gerektireceğiortadadır.
Nitekimiptal yetkisini kullanamadığı bu çeşit durumlarda Anayasa Mahkemesi Anayasa'yaaykırı bir hükmü ihmal etmek; o hükme değil Anayasa kuralına uymak yolunagitmiştir. Söz gelimi: Anayasa'nın, İptal davasına hakkı olanları açıklayan149. maddesinde (...... Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunansiyasî partiler veya bunların Meclis gruplarından söz edilmekte; böylece birsiyasi partinin iki meclisten herhangi birindeki grubunun tek başına iptaldavası açmaya hakkı bulunduğu hükme bağlanmış olmaktadır. Buna karşılık 44sayılı ve 22/4/1962 günlü kanunun iptal davası açmağa yetkili olanlara ilişkin21. maddesinin 4 sayılı bendinde (siyasî partilerin Türkiye Büyük MilletMeclisi grupları) denilerek Anayasa hükmü bir değişikliğe uğratılmıştır.1964/26 esas sayılı davada, davayı açanın sadece bir siyasî partinin CumhuriyetSenatosu grubu olması dolayısiyle dava hakkı sorununun çözümlenmesi gerekmiş veçözümlemede, Anayasa'nın 149. maddesinin açık ve kesin hükmü karşısında 44sayılı Kanunun 21. maddesinin 4 sayılı bendine uyulamıyacağı belirtilerekAnayasa hükmü uyarınca bir sonuca varılmıştır. (1964/26-1966/1 sayılı ve13/1/1966 günlü karar 31/5/1966 günlü ve 12310 sayılı Resmî Gazete - AnayasaMahkemesi Kararlar Delgisi : Sayı 4; Sayfa : 16, 17).
1967/22esas sayılı işte de aynı tutum görülmektedir. Bu işin incelenmesinde iptalistemine konu olan işlemle ilgili Millet Meclisi Karma Komisyonunu oluşturanAnayasa ve Adalet Komisyonlarının ikinci toplantı yılı başında usulüncekurulduğu; daha sonra Güven Partisi Millet Meclisi grubu teşekkül ettiğindensiyasi parti gruplarının güçleri oranında kendini gösteren değişikliğin Meclisfaaliyetlerine ve bu arada komisyonların bünyelerine yansıtılmasının sağlanmasıgerekirken bütün siyasî parti grupları temsilcilerinin Millet MeclisiBaşkanının başkanlığında yaptıkları bir toplantıda üçüncü toplantı yılınınbaşlamasına kadar komisyon üyeliklerinin olduğu gibi muhafazası hususundaanlaşarak güçleri oranındaki temsil hakkından vazgeçtikleri; durumun 14/6/1967gününde 118. Genel Kurul birleşimine sunulduğu ve itirazla karşılanmadığı içinkesinleştiği saptanmıştır. Anayasa Mahkemesi, kararında, Anayasa'nın 85.maddesinin ikinci fıkrasında içtüzük hu kümlerinin, siyasî parti gruplarının,meclislerin tüm faaliyetlerine güçleri oranında katılmalarını sağlıyacak yoldadüzenleneceğinin yazılı bulunduğunu; bunun, aslında siyasî parti gruplarınınmeclislerin bütün faaliyetlerine güçleri oranında katılmalarını buyuran birtemel hukuk kuralı olduğunu ve yine Anayasa'nın 8. maddesi gereğince yasama,yürütme ve yargı organlarını, (idare makamlarını ve kişileri bağladığını; bukuralın siyasî parti gruplarının uyuşmaları veya Millet Meclisi Genel Kurulununkabulü ile bir yana bırakılamıyacağını belirterek ve komisyonların bünyelerinidonduran içtüzük düzenlenmesinin üçüncü toplantı yılının başlamasına kadardevamını kabul etmeyerek bu düzenlemeye değil, Anayasa kuralına uymuş vebaşvurma konusu işlemin iptaline gitmiştir. (1967/22-22 sayılı ve 2/8/1967günlü karar - 25/10/1967 günlü ve 12734 sayılı Resmî Gazete).
BuradaAnayasa Mahkemesinin, Anayasa'nın geçici 3. maddesi ve bu madde aracılığı ileMillet Meclisinde uygulanmakta olan içtüzük üzerindeki, yukarıda değinilenkararda yer alan görüşünü bir kez daha açıklamak yerinde olacaktır.
"Anayasa'nıngeçici 3. maddesinde, yeni Anayasa'ya göre kurulan Türkiye Büyük MilletMeclisinin, Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senatosunun toplantı ve çalışmalarıiçin, kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27Ekim 1957 gününden önce yürürlükte olan içtüzüğü hükümlerinin uygulanacağıyazılıdır. Yeni İçtüzükler yapılıncaya kadar meclislerin çalışmalardankalmamaları için verilen bu imkânın, içtüzüğün Anayasa ile bağdaşmayanhükümleriyle birlikte harfi harfine uygulanacağı anlamında değerlendirilipgenişletilmesi düşünülemez. İçtüzük hükümleri ancak Anayasa kuralları ilesınırlı olarak ve o kurallara uyarlıkları oranında bir uygulama yeri bulabilir,içtüzükte öngörülmemiş - Anayasa'nın getirdiği yeniliklere ilişkin - konulardaveya içtüzüğün Anayasa ile çelişen hükümlerinde Anayasa'ya uyar bir uygulamayolunun tutulması gereklidir. Aksine bir görüş, içtüzüğü Anayasa'ya eşit, hattaAnayasa'dan üstün tutmak olur. Böyle bir görüşün sakatlığı ise tartışılmayacakkadar ortadadır.
Esaseniçtüzük konusunda uygulamalar, hep içtüzüğün öngörmediği veya Anayasa ileçelişmeye düştüğü hususlarda Anayasa'ya uygun bir yön izlemiştir Birkaç örnekvermek gerekirse şunlar ileri sürülebilir :
Anayasa'yagöre (madde 85/2 siyasî parti grupları en az on üyeden meydana gelir. İçtüzükteise sayı ile sınırlama yoktur (madde 22/2 - 12/2/1954 günlü İçtüzükle değişik).Bu konuda tabiatiyle Anayasa'ya uyulmaktadır. Bütçeyi inceleyecek KomisyonunAnayasa'da öngörülen bünyesi (madde 94/2), içtüzüktekinden (yukarıda değinilenmadde) farklıdır. Komisyon Anayasa'ya göre kurulmaktadır içtüzüğünCumhurbaşkanının nutkuna, kanunların yorumlanmasına ilişkin hükümlerinin (10.,11. 124 ve 125. maddeler) uygulama yeri kalmamıştır; uygulanmamaktadır.içtüzükte, siyasî parti gruplarının Meclisin bütün faaliyetlerine kuvvetlerioranında katılmalarını sağlıyacak hükümler öngörülmemiştir. Oysa, komisyonlaraüye seçilmesi, bu kurala göre yapılmaktadır. Hattâ Güven Partisininkurulmasıyle kuvvetler oranının değişmesi üzerine, komisyonların bünyelerindedeğişiklik yapılmak konusu ele alınmış; ancak bu iş parti gruplarınınanlaşmaları ve Meclis Genel Kurulunun tasvibi ile üçüncü toplantı yılınınbaşına bırakılmıştır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür."
Yukarıdanberi açıklananlarla verilen sonuç şudur: 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarınınMillet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesini ve karara bağlanmasını yönetenBaşkanlık Divanının hukukça geçerli bir kuruluş olup olmadığını araştırmak vedoğru bir sonuca varabilmek için ele alınacak ölçü, Millet Meclisinin İçtüzükhükmü niteliğindeki 10/11/1967 günlü kararı değil, Anayasa'nın 84 maddesinin birincifıkrası hükmüdür. Bu ölçüye vuruldukta söz konusu Başkanlık DivanınınAnayasa'ya aykırı ve bu nedenle de hukukça geçerli sayılamayacak bir kuruluşolduğu ortaya çıkar. 1056 sayılı kanuna ilişkin tasarının görüşülmesi sırasındaMillet Meclisi Genel Kurulunu böyle bir divanan yönetmesi ile, Genel Kurulundivansız çalışması arasında fark yoktur. Başkanlık Divanı olmayınca da birMillet Meclisi Genel Kurulundan söz edilemez; bu sadece gelişi güzel birtoplanma hali olur. Böyle bir toplanmada görüşülen ve kabul edilen kanuntasarısı ise, iptal nedeni olacak bir şekil noksanı ile malûl sayılmak gerekir.
Şuduruma göre 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluşbiçimi dolayısiyle şekil yönünden iptali gereklidir.
BaşkanvekiliLütfi Ömerbaş, üyelerden Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak,Sait Koçak ve İhsan Ecemiş bu görüşe katılmamışlardır.
ÜyelerdenŞahap Arıç ve Muhittin Gürün kanunun şekil yönünden iptalinin gerekli olduğuyolundaki sonuca katılmakla birlikte iptalin, Millet Meclisi BaşkanlığınınBaşkanlık Divanının Anayasa'ya aykırı kurulmuş bulunduğunu açıklayan AnayasaMahkemesi kararını öğrendikten sonra uyularak Divanın Anayasa'ya uygun durumagetirilmemiş bulunması nedenine dayanması gerektiği görüşünü ilerisürmüşlerdir.
3-1056 sayılı Kanunun esas yönünden Anayasa'ya aykırılık durumu :
İtirazkonusu 1056 sayılı Kanunun, Millet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimidolayısıyle şekil yönünden iptali gerektiği sonucuna varıldığına göre, esasyönünün Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığının incelenmesine yer kalmamıştır.
VI-SONUÇ :
1-6831 sayılı Orman Kanununa Bir Madde Eklenmesine Dair 1056 sayılı ve 4/7/1968günlü Kanunun, kanuna ilişkin tasarının görüşülüp kabul edilmesi sırasındakiMillet Meclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi dolayısiyle şekil yönündeniptaline Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş, üyelerden Feyzullah Uslu, CelâlettinKuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak ve ihsan Ecemiş'in karşı oyları ile veoyçokluğu ile;
2-Bu sonuca göre kanunun esas yönünde Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığınınincelenmesine yer olmadığına oybirliği ile;
30/9/1969gününde Anayasa'nın 151. ve 152. maddeleri gereğince karar verildi.
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Hocaoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Mustafa Karaoğlu
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY YAZISI
Olaydaiptali istenilen 1056 sayılı Kanun, 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararı ilekurulmuş bulunan Başkanlık Divanı'nın görev yapacağı bir yıllık dönem içinde ve4/7/1968 gününde kabul edilmiştir.
AnayasaMahkemesi, bir yıl önceki Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın Kuruluşunailişkin 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü Meclis Kararlarını, (bunu izleyen döneminBaşkanlık Divanı'nın kuruluşundan sonra) 27/2/1968 gününde iptal etmişbulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bu iptal kararı, yeni bir döneminBaşkanlık Divanı'nı kuran 10/11/1967 günlü Millet Meclisi kararına etkiliolamaz. Bir kanunda yer almış bulunan bir hükmün Anayasa Mahkemesince iptaledilmiş olması, başka bir kanunda yer verilmiş bulunan aynı nitelikteki hükmü,nasıl kendiliğinden yürürlükten kaldıramazsa, içtüzük hükmü niteliğindeki birMillet Meclisi Kararının iptal edilmiş olması da, daha sonra verilmiş bulunanaynı nitelikteki Millet Meclisi Kararının yürürlülüğünü, geçerliliğini etkiliyemez.
Kaldıkî, Başkanlık Divanı'nın bu şekilde kurulmuş olmasının, kanunun iptalinigerektirmiyeceği daha önce mahkememizce kararlaştırılmış ve aradan geçen çokkısa zaman içinde o karardan dönülmesini gerektiren yeni bir hukukî nedenmevcut bulunmadığı gibi, kimi mahkemelerin aynı konudaki itirazları da işinesasının incelenmesi suretiyle reddedilmiş olduğundan itiraz konulu kanununMillet Meclisi Başkanlık Divanı'nın kuruluş biçimi dolayısiyle şekil yönündeniptal edilmemesi gerektiği kanısındayım.
Başkan Vekili
Lûtfi Ömerbaş
MUHALEFETŞERHİ
İtirazkonusu "1056" sayılı Kanunun Millet Meclisi Genel Kurulunda müzakereve kabul edildiği sırada görevli Meclis Başkanlık Divanı'nın kuruluş şekliçoğunlukça Anayasa'ya aykırı görüldüğünden sözü geçen Kanunun iptaline kararverilmiştir.
İtirazkonusu Kanunun Millet Meclisince kabulü sırasındaki Başkanlık Divanı ise bumeclisin 10/11/1967 günlü kararı ile kurulmuş bulunmaktadır. Mahkememizin27/2/1968 günlü ve 1967/6 esas, 1968/9 karar sayılı kararındaki gerekçedeaçıklandığı üzere Başkanlık Divanı'nın Kuruluşuna ilişkin Millet Meclisikararları bir içtüzük hükmü niteliğinde olarak kabul edilmiştir ve bunitelikleri dolayısiyle de Anayasa'nın 85. maddesi kapsamına girmektedirler.Çoğunluk gerekçesinde sözü edilen Millet Meclisinin 1/11/1966 ve 2/11/1966günlü Başkanlık Divanı'nın Kuruluşuna dair olan kararlan Anayasa Mahkemesinceiptal edilmiş bulunduğundan ortada ancak Başkanlık Divanı'nın Kuruluşu ileilgili içtüzük niteliğinde kabul olunan Millet Meclisinin 10/11/1967 günlükaran vardır. Bu karar ise süresi içinde ve usulünce açılmış bir dâva üzerineiptal edilmemiş olduğundan itiraz konusu 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisindegörüşülmesi ve kabulü sırasında yürürlükte bulunmuştur.
Sözügeçen 1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü kararların iptal edilmiş olmasının10/11/1967 günlü son kararın yürürlüğü ve geçerliliği üzerinde bir etkisiolabileceği ise düşünülemez. Her ne kadar 10/11/1967 günlü karar da ötekikararlarla aynı esasa dayanmakta ve aynı niteliği taşımakta ise de, bunlardanayrı ve müstakil bir karardır. Millet Meclisinin Mahkememizce iptal olunankararlan ise Mahkemenin bu iptal kararında açıkça gösterilmiştir. İptalkararlarının etkisinin kendi kapsamları ile sınırlı olacağına şüphe yoktur. Buitibarla Anayasa Mahkemesinin daha önceki Millet Meclisi Kararlarının iptalineilişkin karan elbette son Millet Meclisi Kararının geçerli sayılmamasınıgerekli kılmaz.
Öteyandan 10/11/1967 günlü kararın da Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararındabelirtilen, Millet Meclisi Başkanlık Divanının Kuruluş şekline ilişkin görüşeuygun olarak verilmesi gerektiği yolundaki bir düşünce ise, bu görüşün ancak27/2/1968 gününde belirtilmiş olması sebebiyle 10/11/1967 gününde bilinmesineimkân bulunmadığından varit olamaz. Bundan başka 1056 sayılı Kanunungörüşülmesi sırasında Millet Meclisi Başkanlığınca Anayasa Mahkemesi BaşkanlıkDivanı'nın Kuruluş şekli hakkındaki görüşünün artık bilindiğine göre BaşkanlıkDivanı'nın o sırada bu görüşe uygun bir hale getirilmesi gerektiği ciheti desavunulamaz. Zira, Millet Meclisi İçtüzüğünün 4. maddesi Başkanlık Divanı'nınsüresini Başkan hariç bir yıl olarak göstermektedir. Olayda ise bu süre 1968yılı Kasım ayında sona erecektir. Süre bitmeden Başkanlık Divanı'nınKuruluşunda, divana katılmamış partiden üye alınmak suretiyle değişiklikyapılması içtüzük hükmüne aykırı düşer. İçtüzükte öngörülmüş bir yıllık süre,Başkanlık Divanı'nda kararlığı koruma düşüncesine dayanmaktadır. BaşkanlıkDivanı'nda ortaya çıkacak kararsızlıklar Meclisin çalışmalarını aksatabilir. Busebeplerle Millet Meclisi Başkanlık Divanının, Anayasa Mahkemesi görüşünüöğrendikten sonra da, evvelce kurulduğu şekilde görevini sürdürmüş olmasıiçtüzüğe uygun bir tutumdur. Anayasa Mahkemesi'nin görüşüne uyulması ancakBaşkanlık Divanının yeniden seçilmesinde söz konusu olabilir.
EğerMillet Meclisi'nin 10/11/1967 günlü kararı, başka bir deyimle, bir içtüzükhükmü bir yana bırakılarak Anayasa Mahkemesi'nce olayda Anayasa'nın 84.maddesinin doğrudan doğruya uygulanması gerektiği de ileri sürülemez. GerçiAnayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını vekişileri bağlayan temle kurallardır. Ancak Anayasa'nın 84. maddesi MeclislerinBaşkanlık Divanlarının Kuruluşlarındaki temel ilkeyi göstermektedir. MeclislerinBaşkanlık Divanlarının üyelerinin miktarını, bunların seçilmeleri şeklinidüzenleyen bu konuda içtüzük hükümleri yerine kaim olacak bir hüküm değildir.Meclisler, bu ilkeye aykırı olmamak şartiyle, içtüzüklerinde BaşkanlıkDivanlarını düzenleyici hükümler koymakta serbesttirler. Bu hükümleri, usulünegöre iptal edilmiş olmadıkça yürürlükte ve geçerli olarak kabul etmek gerekir.Bir kanunun veya içtüzüğün Anayasa'ya uygun olmaması halinde izlenecek yol iseyine Anayasa'da gösterilmiştir ve bunların iptali için dâva veya itiraz yoluile Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması öngörülmüştür. 10/11/1967 günlü kararınbu yolların dışın-' da ve doğrudan doğruya Anayasa'ya uygunluk bakımındandenetlenmesi ve hükümsüz sayılması mümkün değildir. Sonuç olarak usulü dairesindeiptal edilmemiş olsa bile müzakere ve kabulleri sırasında uygulanmış biriçtüzük hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasiyle, kanunların şekil yönündenAnayasa'ya aykırı olacakları kabul edilemez. Çünkü Anayasa içtimaî huzurubozmamak konusunu önemle benimsemiş ve bunu sağlamak için de 152. maddesinde,bir hükmün iptali halinde dahi bu kararın geriye yürüyemiyeceğini, gerekligördüğünde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe girmesini 6 ayıgeçmemek şartiyle daha ileri bir tarihe bırakabileceğini ve yine diğermahkemelerden gelen Anayasa'ya aykırılık iddiaları üzerine verdiği hükmünolayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına da karar verebileceğinibildirmiştir. Buna karşı, ortada bir Millet Meclisi İçtüzüğü - Anayasa çatışmasıbulunduğu hallerde içtüzük hükümlerinin yürürlükte bulundukları için AnayasaKurallarına tercih edilmeleri ve uygulanmaları Anayasa Mahkemesi'nin AnayasaKurallarına değil, bir kanun veya içtüzük hükmü ile bağlanması ve böyle birtutumun Anayasa'nın 8. maddesine aykırılığının ve bütün siyasî partigruplarının uyuşmaları halinde de Anayasa'ya aykırı davranışların hoşgörü ilekarşılanması demek olacağı ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin korunmasınıgüçleştireceği yolunda bir düşünce ile Meclislerde müzakere ve kabulü sırasındauygulanmış olan ve henüz iptal edilmemiş bulunan bir içtüzük hükmününAnayasa'ya aykırı görülmesi halinde, bu Kanunun şekil yönünden iptali yukarıdasözü edilen Anayasa hükümleri ile bağdaşamaz. Böylece bu içtüzük hükmününuygulandığı devre içinde kabul edilmiş olan kanunların hepsinin, mahkemelerceitiraz yoluna başvurulması bir süreye bağlı olmadığından, daimî bir iptalkuşkusu altında kalması Anayasa'nın korunmasına önem verdiği içtimiş olan10/11/1967 günlü kararına dayanılarak kurulan Başkanlık Dîvanının, geçerli birkuruluş olarak kabulü gerekir.
Şuduruma göre de bu Başkanlık Divanının 1056 sayılı Kanuna ilişkin tasarınıngörüşüldüğü ve kabul edildiği birleşimi yönetmiş olması şekil bakımından bukanunun iptalini haklı göstermez.
Kaldıki; sözü geçen tasarının Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında Baş-kanlıkDivanının Millet Meclisince kabul edilen itiraz konusu kanun üzerine etkiliolacak nitelikte Anayasa'ya ve içtüzüğe aykırı bir tutumda bulunduğu da ilerisürülmüş değildir. Bu itibarla o yönden de kanunun iptalini gerektiren birsebep yoktur.
Çoğunlukgerekçesinde Anayasa Mahkemesi'nin konusu başka olan bazı kararlarına dadayanıldığı görülmektedir. Halbuki Anayasa Mahkemesi, bu konuda 1968/39,1968/42, 1968/45, 1968/68 esas, 1969/15 karar sayılı ve 3/4/1969 günlü ve yine1969/15 esas, 1968/13 karar sayılı ve 6-4-3/Mayıs/1968 günlü kararlan ile budâvada da ileri sürülen Millet Meclisi'nin 10.11.1967 günlü kararına görekurulmuş bir Meclis Başkanlık Divanınca yönetilen birleşimlerde müzakere vekabul olunan kanunların şekil yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduklarıiddialarını reddetmiş bulunmaktadır. Bu defa ise yine ayni kararla kurulmuşolan Başkanlık Divanının itiraz olunan 1056 sayılı Kanunun müzakere ve kabulolunduğu birleşimi yönetmiş olması dolayısiyle, sözü geçen kanunun şekilyönünden Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olmasına yukarıdaaçıklanan sebeplerle muhalifim.
Üye
Celâlettin Kuralmen
KARŞIOY YAZISI
İtirazkonusu olup 4/7/1968 tarihinde kabul edilmiş bulunan 1056 sayılı Kanunun MilletMeclisinde görüşülüp kabul edildiği tarihlerde Millet Meclisi BaşkanlıkDivanının bünyesi içine Türkiye İşçi Partisi Grubundan üye alınmamış olduğuanlaşılmaktadır.
MilletMeclisi Başkanlık Divanının kuruluş biçimi Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerindedüzenlenmiştir. Bu esaslara uymadan kurulan divanlar Anayasa'ya aykırıdüşeceğinden divanların Anayasa'ya aykırı kurulmasına yol açan içtüzükhükümlerinin, bunlara karşı Anayasa Mahkemesine başvurulduğunda, iptaledilmeleri gerekir.
MilletMeclisi Başkanlık Divanının kuruluşuna ilişkin Millet Meclisi kararı, İçtüzükkuralı koyma niteliğinde bir karar olduğundan Anayasa'nın 84. ve 85. maddelerikapsamına girer.
İtirazkonusu 1056 sayılı Kanunun görüşülüp kabul edildiği tarihlerdeki Millet MeclisiBaşkanlık Divanı 10/11/1967 tarihli Millet Meclisi kararı ile kurulmuştur. Bukarar, Anayasa Mahkemesince 27/2/1968 tarih ve 1967/6, 1968/9 sayılı kararlaiptal edilen 1/11/1966, 2/11/1966 tarihlî Millet Meclisi kararlarındaki aynıesasları taşıyan ve onların devamından ibaret bir içtüzük niteliğinde kararbulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin 27/2/1968 tarihli iptal kararınınkapsamına girmiştir.
AnayasaMahkemesinin 27/2/1968 tarihli iptal kararı 1/3/1968 tarihinde Millet MeclisiBaşkanlığına bildirilmiş olmasına göre Anayasa'ya uygun biçimde bir kuruluşolmadığı meydana çıkan Başkanlık Divanının derhal Anayasa hükümlerine uygun birhale getirilmesi zorunlu idi. Bunun yapılmaması nedeniyle yetkisiz duruma girenBaşkanlık Divanının idare ettiği toplantılarda görüşülüp
4.7.1968tarihinde kabul edilmiş olan itiraz konusu 1056 sayılı Kanuna ait tasarınınkanunlaşmış olduğu kabul edilmez.
MilletMeclisi İçtüzüğünün 4. maddesinde Başkanlık Divanının süresinin l yıl olarakkabul edilmiş olmasının, l yıl içinde Divanın kuruluş biçimi yönündenAnayasa'ya aykırılığının meydana çıkması halinde yeniden Anayasa'ya uygun şeklesokulmasına engel bir sebep olacağı düşünülemez. Zira kuruluş biçimi yönündenAnayasa'ya aykırı duruma düşen ve bu nedenle yetkisiz bir hale gelen BaşkanlıkDivanının faaliyetine devam etmesi doğru olamayacağından sözü geçen l yıllıksürenin, ancak kuruluş biçiminin Anayasa'ya uygunluğu devam eden bir BaşkanlıkDivanının faaliyet süresini teşkil edebileceği aşikârdır.
Yukarıdabildirilen nedenlerle, itiraz konusu olup yürürlüğe konulmuş olan 1056 sayılıKanunun iptali gerekir. Bu gerekçelerle çoğunluğun iptal kararının sonucuna katılmaktayım.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOY YAZISI
Dâvakonusu 1056 sayılı Kanunun Millet Meclisindeki görüşülmesini idare edenBaşkanlık Divanının Anayasa'nın 84. maddesine tam uygun şekilde kurulmadığı birgerçektir. Ancak kuruluştaki bu sakatlığın, niteliği ve olayımızda esasüzerinde bir etkisinin söz konusu olmayışı bakımından, Başkanlık Divanının yoksayılmasını ve bu sebeple de Millet Meclisi Genel Kurulunun ve böyle birkurulda görüşülüp kabul edilen kanunun hukuken geçerli sayılmamasını gerektirenbir şekil noksanı teşkil etmediği kanaatındayım. Kaldı ki kuruluş seklindeki buhatanın kanunun iptalini gerektirip gerektirmediği yönü üzerinde, daha önce,Mahkememizin esas 1968/15 ve karar 1968/13 sayısında kayıtlı dâva sebebiyleuzun uzadıya durulmuş ve orada açıklanan gerekçelere dayanarak iptali gerektirmediğinekarar verilmiş bulunmaktadır. Ortada o karardaki gerekçe ve sonuçta değişikliğigerektiren bir sebep bulunmadığından bu kez aksi yönde verilen karara karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
Sayınİhsan Ecemiş'in yukarıda yazılı düşüncelerine katılıyorum.
Üye
Fazıl Uluocak
Sayınİhsan Ecemiş'in görüşüne katılıyorum.
Üye
Feyzullah Uslu
Sayınİhsan Ecemiş'in yukarıda yazılı düşüncelerine katılıyorum.
Üye
Sait Koçak
KARŞIOY YAZISI
1-Anayasa Mahkemesi Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun27. Maddesinin l ve 2 nolu fıkralarında, bir dâvaya bakmakta olan mahkemeninitiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma usulleri düzenlenmiş bulunmaktadır.Anayasa'nın 151. maddesine uygun olarak yapılan bu düzenlemeye göre., dâvadauygulanacak kanun hükmünün Mahkemece re'sen Anayasa'ya aykırı görülmesi halindebu yoldaki gerekçeli kararın Örneğinin gönderilmesi kâfi gelmekte, taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varılmasıhalinde ise tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarının ve mahkemeyi bukanıya götüren görüşünü açıklayan kararın örneklerinin gönderilmesigerekmektedir.
İtirazeden Mahkemenin Dosyadaki 14/9/1968 günlü kararına göre, olayda uygulanacakolan 1056 sayılı Kanun hükmünün hem mahkemece re'sen Anayasa'ya aykırıgörüldüğü hem de, taraflardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddî olduğu kanısına varılmış olduğu görülmektedir. Bu yollardan sadecebirisinin Anayasa Mahkemesine başvurmak için yeterli olduğu ve bu açıdan buitirazda bir eksiklik de bulunmadığı anlaşıldığına göre bir de ayrıca ikinciyola ait başvurma usulüne ilişkin belgelerin de tamamlattırılmasının gerekliolmadığı düşünülmektedir.
Bunedenlerle konuya ilişkin kısmına karşıyım.
2-Söz konusu 1056 sayılı Kanun, başka mahkemelerin itirazı üzerine daha önceincelenerek 3/4/1969 gün ve 1968/39-1969/15 sayı ile Anayasa'ya aykırıolmadığına karar verilmiştir.
Budurumda, aynı kanun hükmü hakkında bir kez de bu itirazın üzerine yenideninceleme yapılarak karar verilmesi, Anayasa'nın 152. ve Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44 sayılı Kanunun 50. ve 51.maddeleri karşısında mümkün olmadığından bu itiraz üzerine, önceki karardan bahisle(yeni bir karar verilmesine yer olmadığı) yolunda karar verilmesi gerekirdi.
Buhususu daha genişliğine açıklayan düşüncelerim, 28/6/1966 günlü ve1963/132-1966/29 ve 14/2/1967 günlü ve 1963/144-1967/6 sayılı kararlara aitmuhalefet şerhlerimde belirtilmiştir. (Resmî Gazete; gün : 27/6/1967, sayı :12632).
Açıklanansebeplerle bu kararda benimsenmiş olan usule muhalifim.
3-Söz konusu 1056 sayılı Kanun, Millet Meclisinin 8/4/1968 günlü birleşimindekabul edilmiştir. Bu birleşimi yöneten Başkanlık Divanı ise Anayasa'yaaykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesince (Karar günü 27/2/1968, sayı : 1967/6-1968/9 Resmî Gazete: gün 18/9/1968, sayı : 13004) iptal edilmiş bulunan1/11/1966 ve 2/11/1966 günlü Millet Meclisi Kararlarında yer alan içtüzükniteliğindeki esasların, 1967 yılında da devamını sağlayan ve iptal edilenkararlardan ayrı hüviyeti olmadığından iptal kapsamı içinde olan 1/11/1967günlü Millet Meclisi karariyle kurulmuştur.
AnayasaMahkemesinin bu konudaki iptal karan 1/3/1968 gününde Millet MeclisiBaşkanlığına bildirildiğine göre, hukukî dayanağı kalmamış olan BaşkanlıkDivanının, derhal Anayasa'ya uygun biçimde yeniden kurulması gerekirken,yetkisiz duruma düşmüş olan Başkanlık Divanının yönetimindeki birleşimlerde sözkonusu kanun tasarısı görüşülerek kabul edilmiştir. Bu gibi birleşimleri,hukuka ve kanuna uygun bir Millet Meclisi birleşimi ve böyle bir birleşimdekabul olunan metni de (Kanun) saymak mümkün olmayacağından (kanun) ların tabiolduğu usuller gereğince yayınlanarak yürürlüğe konulmuş bulunan söz konusu(1056 sayılı Kanun) un iptali gerekir.
Konuyudaha açıklayıcı nitelikteki düşüncelerim, 3/4/1969 günlü ve 1968/39 -1969/15sayılı Anayasa Mahkemesi Kararına ilişkin karşı oy yazısında belirtilmiştir.
Açıklananbu gerekçelerle yukarıki kararırı sonucuna katılmaktayım.
Üye
Muhittin Gürün
SayınMuhittin Gürün'ün yukarıda yazılı karşı oy yazısının iki numarasında yazılıgörüşe katılıyorum.
Üye
A. Şeref Hocaoğlu