ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1969/31
Karar Sayısı:1971 /3
Karar günü:12/1/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:26.3.1971/13790
İstemdebulunan mahkeme : Danıştay Dâva Daireleri Kurulu
İsteminkonusu: Özel bir yüksek okulca verilen diplomaların iptali konusunda,Danıştay'da, Millî Eğitim Bakanlığına karşı açılan dâvada ileri sürülenAnayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülerek 8/6/1965 günlü, 625 sayılı ÖzelÖğretim Kurumları Kanununun 1. ve 13. maddelerinin İptali istenmiştir,
A-Olay : Bir mühendis adına vekilince Danıştay'da İzmir Ege özel Mimarlık veMühendislik Yüksek Okulunun inşaat mühendisliği ^.ölümünü bitiren sekiz kişiyeinşaat mühendisliği diploması verilmesi yolundaki işlemin iptali istemiyle davaaçılmış ye olayda uygulanması gereken 625 sayılı Özel Öğretim KurumlarıKanununun Anayasa'nın bir çok maddelerine aykırı olduğundan konunun AnayasaMahkemesine incelettirilmesi istenmiştir.
1968/670sayılı dâvaya bakan Danıştay Dâva Daireleri Kurulu, davacı vekilince ilerisürülen Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddî görerek konunun AnayasaMahkemesince incelenmesine 14/3/1969 gününde karar vermiştir.
C-İptali istenilen kuralların savunulması için ileri sürülen görüşler :
Bugörüşler Millî Eğitim Bakanlığının Danıştay'daki dâvada verdiği karşılık yazısıile Bakanlık Temsilcisinin mahkememizdeki sözlü açıklamalarında ve mahkememizevermiş olduğu yazıda belirtilmiş olup şöylece özetlenebilir :
1)Anayasa'nın 21. maddesinde özel okulların bağlı oldukları esasların Devletokullarıyle erişilmek istenilen düzeye uygun olarak yasa ile düzenlenmesiilkesi benimsenmiştir. Bu maddede Anayasa koyucu herhangi bir sınırlandırmayagitmeden salt olarak özel okullardan söz etmektedir. Bundan başka Devletokulları yalnızca ilk ve orta dereceli okullar değildir; yüksek dereceli Devletokulları da vardır, olabilir. Demek ki Anayasa özel yüksek okulların açılmasınıöngörmüş bulunmaktadır. Buna göre 625 sayılı Yasada özel yüksek okullara değginkurallar bulunması Anayasa'nın az önce anılan ilkesinin zorunlu bir sonucudur.
2)625 sayılı Yasada Özel yüksek okulların açılışında, sınavlarının yapılmasında,ders programlarının saptanmasında Anayasa'nın öngördüğü düzey denkliğinisağlayacak kurallar konulmuş ve böylece Anayasa'nın düzey denkliğine ilişkinbuyruğu yeterince yerine getirilmiştir. Sözü edilen Yasanın sınavlara ilişkin13. maddesinde sınavların üniversite ya da Devlet yüksek okullarında görevliiki profesör ve özel yüksek okulda ders veren kimsenin katılacakları birkomisyonca yapılması öngörülerek Devlete yüksek okullarındaki veüniversitelerdeki sınavların bağlı olduğundan daha sıkı bir düzen kurulmuşbulunmaktadır. Gerçekten üniversitelerle Devlet yüksek okullarında sınavlar tekbir öğretim üyesince yapılmakta iken, özel yüksek okullarda çoğunluğu Devletokullarında görevli bulunan üç öğretim üyeli bir kurulca yapılmaktadır.
3)Üniversite ve yüksek okulun birbirlerinden başka kuruluşlar olması veAnayasa'nın 120. maddesinin yalnızca üniversiteleri kapsamına almış bulunmasıdolayısiyle yüksek okulları kapsamı dışında bıraktığı düşünülürseüniversitelere özgü olan özel kuralların yüksek okulları da içine aldığıdüşüncesine artık yer verilemez. Nitekim batı uygarlığına bağlı ülkelerde gereküniversiteler ve gerekse yüksek okullar birbirlerinden ayrı varlıklar olarakkabul edilmektedir.
4)Sosyal gelişmeler bir çok alanlarda insan yetiştirmeyi zorunlu kılmaktadır.Üniversitelere belli alanlar için belli sayıda insan yetiştirme göreviyükletilemeyeceğinden, gereken alanlara yeterli sayıda insan yetiştirme işiyeniden kurulan ya da durumları değiştirilerek geliştirilen yüksek okul, ya daakademilere gördürülebilmektedir. Bütün bu işlerin üniversitelere gördürülebileceğiniileri sürmek, Anayasa'nın 120. maddesinin öngördüğü yapıda bulunması zorunluolan üniversitelerin nitelikleriyle dahi bağdaştırılamaz.
Ç-Dayanılan Anayasa Kuralları :
Madde10- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hakve hürriyetlere sahiptir.
Devletkişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî vesosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesiiçin gerekli şartlan hazırlar.
Madde11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancakkanunla sınırlanabilir.
Kanun,kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet ve millî güvenlik gibisebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz.
Madde12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde21- Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bualanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Eğitimve öğretim, Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
Özelokulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeyeuygun olarak kanunla düzenlenir.
Çağdaşbilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.
Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yaranamaciyle, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aylan olamaz.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir. Kanun, bu hürriyetleri, ancak kamu yaranamaciyle sınırlayabilir.
Devlet,özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirlerialır.
Madde50- Halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlama Devletin başta gelenödevlerindendir.
İlköğrenim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için mecburidir ve Devlet okullarındaparasızdır.
Devlet,maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin, en yüksek öğrenim derecelerinekadar çıkmalarını sağlamak amaciyle burslar ve başka yollarla gerekliyardımları yapar.
Devlet,durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları, topluma yararlı kılacaktedbirleri alır.
Devlet,tarih ve kültür değeri olan eser ve anıtların korunmasını sağlar.
Madde120- Üniversiteler, ancak devlet eliyle ve kanunla kurulur. Üniversitelerbilimsel ve idarî özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir.
Üniversiteler,kendileri tarafından seçilen yetkili öğretim üyelerinden kurulu organlarıeliyle yönetilir ve denetlenir; özel kanuna göre kurulmuş Devlet üniversitelerihakkındaki hükümler saklıdır.
Üniversiteorganları öğretim üyeleri ve yardımcıları üniversite dışındaki makamlarca, herne surette olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
Üniversiteöğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,öğretim ve araştırma görevlerinin üniversite organlarınca denetlenmesi, buesaslara göre kanunla düzenlenir.
Siyasîpartilere üye olma yasağı, üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları hakkındauygulanmaz. Ancak, bunlar partilerin genel merkezleri dışında yönetim, görevialamazlar.
D-İptali istenilen Yasa Kuralları :
8/6/1965günlü ve 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu, (Düstur, 5. Tertip, 4. Cilt,3. Kitap, S. 2847 v. sonr.)
Maddel- Özel öğretim kurumlan; Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özelhukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre idare edilen tüzelkişiler tarafından açılan her derecede okullar, haberleşme ile öğretim yapanyerler, çeşitli kurslar, dershaneler, biçki - dikiş yurtları ve benzerikurumlar ile yabancılar tarafından açılmış bulunan öğretim kurumlandır.
Madde13- Yüksek dereceli özel okullarda diplomaya esas olan teorik ve pratikderslerin imtihanları Millî Eğitim Bakanlığınca yaptırılır.
İmtihankurulları birisi dersin öğretmeni olmak üzere ilgili özel okulda görevibulunmayan ve o dersin üniversitedeki öğretim üyeleri veya yine o dersin resmîyüksek okuldaki öğretmenleri arasından seçilecek 2 üye ile birilikte 3 üyedenkurulur ve imtihanlar üniversitenin veya resmî yüksek okulun usulüne göreyapılır.
İmtihankurullarına katılacak üniversite veya bilimsel özerkliğe sahip yüksek okulöğretim üyeleri, Millî Eğitim Bakanının istemesi üzerine ilgili fakülte veyayüksek okullarca, usulüne göre seçilir.
İmtihankurulu üyelerinden okulun mensubu olmayanlara verilecek ücret Millî EğitimBakanlığınca tespit olunur ve ilgili özel öğretim kurumunca ödenir.
İmtihanlarınhangi derslerden olduğu ne zaman ve ne şekilde yapılacağı her özel yükseköğretim kurumunun yönetmeliğinde gösterilir.
İmtihanhakları ve askerlik durumları bakımından özel yüksek okul öğrencilerine, resmîyüksek okul öğrencileri gibi işlem yapılır.
E-625 sayılı Yasanın Özel Yüksek Öğretimle ilgili Öbür Kuralları:
Madde8- Millî Eğitim Bakanlığı birinci fıkrada kendisine tanınan yetkiyi yüksekdereceli özel okullar için, kendi teşkilâtına dâhil kurumlarla lüzumu halindeüniversitelerden alınacak öğretim üyelerinden müteşekkil bir uzmanlar heyetivasıtasıyla kullanır.
ÜniversitelerMillî Eğitim Bakanlığınca istenen nitelikteki öğretim üyelerini usulüne göreseçerek Millî Eğitim Bakanına bildirir.
Buheyete dahil kişilere ifa edecekleri hizmetler için yönetmeliğine göre tayinedilecek ücretler Millî Eğitim Bakanlığınca ödenir.
Madde48- Yukarıdaki maddede yazılı cezalar ilk öğrenim derecesindeki özel okulöğretmenleri hakkında 1702 sayılı Kanunun 36 ve müteakip maddelerinde yazılı ilmillî eğitim disiplin kurulu, orta ve yüksek öğrenim veren özel okulöğretmenlerine Millî Eğitim Bakanlığı Disiplin Kurulu tarafından verilir.
F-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi gereğince yapılan ve Başkan Vekili LûtfiÖmerbaş, üye Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, CelâlettinKuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, MuhittinTaylan, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve MuhittinGürün'ün katıldığı, 19/6/1969 günlü toplantıda dosyada eksiklik bulunmadığınave işin esasının incelenmesine üyelerden Şeref Hocaoğlu, Celâlettin Kuralmen veMuhittin Gürün'ün itiraz konusu Kanunun dâvada uygulanacak hüküm olupolmadığının belli olması, yani Danıştay'ın itirazda bulunmaya yetkili olduğununanlaşılabilmesi için dâvada süre aşımı bulunup bulunmadığı konusunda DâvaDaireleri Kurulunun karar vermiş olması gerektiğinden, bu eksik tamamlanmadanönce esasın incelenmesine geçilemiyeceği yolundaki karşı oylariyle veoyçokluğuyle karar verilmiştir.
Mahkemelerdengelen işlerde, mahkemece Anayasa'ya aykırılığının incelenmesi istenen yasakuralının dâvada uygulanacak kural olup olmadığını, Anayasa Mahkemesinininceleme görevi vardır; çünkü Anayasa'nın 151. maddesi bir dâvaya bakmakta olanmahkemenin o dâvada uygulanacak bir yasanın hükümlerini Anayasa'ya aykırıgörmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddîolduğu kanısına varması durumlarında aykırılık yönünün incelenmesini AnayasaMahkemesinden isteyeceğini bildirmektedir. Ancak bu inceleme dâvada uygulamayeri bulunmayan bir kuralın Anayasa Mahkemesine getirilmesini önleme ereğinedayanmaktadır, yoksa Anayasa Mahkemesinin, kendisine iş gönderen mahkemelerinkararlarını denetlemekle görevli bir mahkeme olduğu anlamına gelmemektedir.Danıştay'da açılan dâvada mahkememizce incelenmesi istenen yasa kurallarınınuygulama yeri bulunduğu, dâvanın bu yasaya dayanan bir dâva olmasından açıkçaanlaşılmaktadır. Buna göre Danıştay'ın dâvada uygulanmıyacak bir yasa kuralınınincelenmesini istediği kabul olunamaz. Danıştay'dan dâvada hak düşüren süreningeçmiş olup olmadığını karara bağlamasını istemek, Anayasa'nın 151. maddesiyleMahkememize yükletilen görevin sınırlarını aşmak ve Danıştay kararının hukukauygunluğunu denetlemek olur.
G-Sözlü açıklamalara ve bilgi sorulmasına ilişkin kararlar :
Başkanlıkboş ve Başkan Vekilinin mazereti bulunması dolayısiyle 44 sayılı Kanunun 37.maddesi uyarınca Feyzullah Uslu'nun belli oturumu yönetmek üzere oybirliğiyleBaşkan seçildiği ve üye Salim Başol, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, CelâlettinKuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş,Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün'ünkatıldığı 18/12/1969 günlü toplantıda :
1-a) Yüksek okul ile üniversite kavramlarının bilimsel yönden açıklanması vearadaki ayırım ölçülerinin saptanması;
b)625 sayılı ve 8/6/1965 günlü Özel Öğretim Kurumlan Kanununun yüksek öğretimleilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığı iddiası konusundaki üniversite düşüncesininbildirilmesi için iki ay içinde cevap verilmesi kaydiyle bütün üniversitelereyazı yazılmasına, Şeref Hocaoğlu, Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda, Şahap Arıç,İhsan Ecemiş, Recai Seçkin ve Ahmet Akar'ın karşı oylariyle ve oyçokluğuyle;
2-(Üniversite) ve (Yüksek Okul) kavranılan üzerinde raportörlükçe bilimsel açıdanİnceleme yapılarak ek rapor düzenlenmesine, Salim Başol, Şeref Hocaoğlu, AvniGivda, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin ve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle veoyçokluğu ile;
3-(Üniversite) ve (Yüksek Okul) kavramları ile özel yüksek okul diplomalarınınniteliği ve kanunî dayanağı üzerinde sözlü açıklamada bulunmak üzere MillîEğitim Bakanlığı temsilcisinin çağrılmasına, Salim Başol, Şeref Hocaoğlu, AvniGivda, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin ve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle veoyçokluğu ile;
4-Öteki ilgililerin sözlü açıklamalarının dinlenmesine yer olmadığına Ege ÖzelMimarlık ve Mühendislik Yüksek Okulu yönünden Feyzullah Uslu, CelâlettinKuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Halit Zarbun, Mustafa Karaoğlu veMuhittin Gürün'ün; Türkiye özel Yüksek Öğretim Kurumları Derneği yönündenFeyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Halit Zarbunve Muhittin Gürün'ün; Danıştay dâvasında davacı İzzettin Silier yönündenFeyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen ve Halit Zarbun'un karşı oylariyle veoyçokluğuyle;
5-Sözlü açıklama gününün başkanlıkça belirlenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
5/5/1970gününde Millî Eğitim Bakanlığı Temsilcisinin sözlü açıklamaları dinlenmiştir.
Azönce açıklanan kararın 1. bendi uyarınca gönderilen yazılara karşı AtatürkÜniversitesi Rektörlüğünden 23/3/1970 günlü, İstanbul Teknik ÜniversitesiRektörlüğünden 28/2/1970 günlü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğünden30/4/1970 günlü, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünden 4/4/1970 günlü, İstanbulÜniversitesi Rektörlüğünden 16/5/1970 günlü, Ankara Üniversitesi Rektörlüğünden11/6/1970 günlü,. Ege Üniversitesi Rektörlüğünden 27/2/1970 günlü yazılaralınmıştır.
H-Esasın İncelenmesi :
Esasailişkin raporla ek rapor, iptal gerekçeleriyle dosyadaki belgeler, iptaliistenilen hükümlere ilişkin yasama belgeleri ile Anayasa'nın ilgili hükümlerive bunlara ilişkin yasama belgeleri incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü :
Dâvanınçözümü için ilk önce Anayasa'nın 21. ve 120. maddeleri sonra, bu maddelerarasındaki ilişkiler ve daha sonra bu maddelerin ışığı altında istem konusuyasa kuralları incelenmeli ve daha sonra da Anayasa'nın 50. maddesinin anlamıile istem konusu Yasa kurallarının ilişkisi üzerinde durulmalıdır.
l-Anayasa'nın 21. maddesinin kapsadığı ilkeler :
Anayasa'nın(Bilim ve sanat hürriyeti) başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında bilim vesanatı öğrenme ve öğretme özgürlüğü, temel hak olarak ve herhangi birsınırlandırma söz konusu olmaksızın benimsenmiştir. Bu ilke, herkesin isteyenkişiye bilim ve sanati öğretebileceği ve yine herkesin istediği kimseden bilimve sanati öğrenebileceği ilkesidir.
Maddeninikinci fıkrasında ise eğitim ve öğretimin, Devletin gözetim ve denetimi altındaserbest olduğu bildirilmiş, üçüncü fıkrasında özel okulların bağlı olduğu temelkuralların yasalarca ve Devlet okullarıyla erişilmek istenilen düzeye denkbulunmak üzere düzenleneceği, 4. fıkrasında ise çağdaş bilim ve eğitimilkelerine aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamıyacağı ilkeleriöngörülmüştür.
Bumaddenin birinci fıkrası genel' olarak öğrenme ve öğretme özgürlüğünüdüzenlemiş, ikinci ve sonraki fıkraları ise eğitim ve öğretime ilişkin kurallarkoymuştur. Maddenin birinci fıkrası kuralı ile sonraki fıkraları kurallarıkarşılaştırıldığında, ilk fıkradaki özgürlüğün daha sonraki fıkralarda eğitimve öğretim alanında, bir kaç yönden sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır, başkadeyimle birinci fıkrada öngörülen öğrenme ve öğretme özgürlüğü, öğretim veeğitim alanlarında önemli kısıtlamalara uğratılmıştır.
Herhangibir hukuk kuralının tek başına değil, .içinde bulunduğu metnin tümü gözönündetutularak yorumlanması, hukuk bilimince benimsenmiş ilkelerden olduğu için,inceleme konusu 21. maddenin ilk fıkrasındaki kuralın, bu madde içindeki veAnayasa'nın başka maddeleri içindeki sınırlandırmalar yokmuşçasınayorumlanması, söz konusu edilemez; bundan ötürü, öğrenim ve öğretimözgürlüğünün, salt olarak öngörülmüş bulunduğu yollu bir ilke, benimsenemez.
İncelemekonusu 21. maddenin 3. fıkrasında özel okullar ve Devlet okulları sözleri,genel biçimde daha açıkçası öğretim aşaması bakımından herhangi birsınırlandırmadan söz edilmeksizin anılmış olduğu için, bu 21. madde açısındanözel yüksek okulların açılmasına ilke olarak, engel bulunmadığıanlaşılmaktadır.
Bumadde ayrıca her kişinin bilim ve san'atî açıklamaya, yaymaya ve bu alanda hertürlü araştırmaya yetkili olduğunu dahi belirtmektedir.
2-Anayasa'nın 120. maddesinin kapsadığı ilkeler :
Anayasa'nın(Üniversiteler) başlıklı 120. maddesinde üniversitelerin ancak Devlet eliyle veyasa ile kurulabileceği ilkesi başka deyimle üniversite kurma konusunda Devlettekeli ilkesi benimsendiği gibi üniversitelerin bilim ve yönetim bakımındanözerk kamu tüzel kişileri olmaları ilkesi de kabul edilmiştir; üniversiteleraçısından, özerklik ilkesinin kapsamı, üniversitelerin kendileri tarafındanseçilen yetkili öğretim üyelerinden kurulu organları eliyle yönetileceği vedenetleneceği, üniversite organlarının, öğretim üyelerinin ve yardımcılarınınüniversite dışındaki makamlarca, her ne biçimde olursa olsun, görevlerindenuzaklaştırılamıyacağı yolunda kurala bağlanmıştır. Bundan başka üniversiteöğretim üyeleri ve yardımcılarının serbestçe araştırma ve yayındabulunabilecekleri ilkesi benimsenmiştir. 120. maddenin son fıkrasındaki kuralkonumuzla ilgili değildir.
Anayasakoyucu bu maddede öngördüğü ilkelerle üniversite kurmak isteyen yasa koyucuyabirtakım kesin buyruklar vermekte ve aynı zamanda özel kişilerin ya da yasadangayrı bir işlemle Devletin üniversite kurmasını yasaklamaktadır. Anayasa'daüniversite kavramı tanımlanmış olmadığından herşeyden önce üniversitenin nedemek olduğu üzerinde, inceleme yapılması gereklidir.
Anayasaaçısından üniversite kavramını belirleyecek ölçülerden birisinin yasa ileüniversite adı altında kurulmuş bulunma ölçüsü olduğu, yasa ile kurulmuşolsalar bile üniversite adı altında kurulmuş bulunmayan yüksek öğretim veeğitim kurumlarının üniversite sayılamıyacağı ileri sürülebilir. Şunubelirtelim ki, yasalarla üniversite adı altında ve Anayasa'nın 120.maddesindeki ilkeler doğrultusunda kurulan kurumların Anayasa açısındanüniversite sayılacakları herkesin tartışmasız kabul edeceği bir gerçektir.Ancak bunun dışında kalan belli nitelikteki bîr takım yüksek öğretimkurumlarının dahi üniversite sayılıp sayılmayacaklarının belirlenmesi içinAnayasa'nın 120. maddesindeki ilkelerin neye dayanılarak konulmuş bulunduklarıaraştırılmalıdır.
a)Çağdaş uygarlığın temeli, insanların davranışlarında, eylemlerinde aklı egemenkılmalarıdır. Bunun yolu ise bilimsel çalışma yoludur; bu yolun kılavuzu olanilke de bilimin insanların yaşamasında gerçek yol gösterici sayılmasıilkesidir. Bu ilkenin eylemli olarak uygulanabilmesi için toplumun yapısınınkilit yerlerinde bilimsel gerçeği arayıp bulabilecek, uygulayabilecek ve bütündüşünce ve davranışlarında bilimsel gerçeğin isterlerinden ayrılmayacakkişilerin bulunması, bunun sağlanması için de bu nitelikte kişilerinyetiştirilmiş olması zorunludur. Bilimsel çalışma, yalnız aklın ve gözleminbiçimlendirdiği bir çalışma olması dolayısiyle böyle bir çalışmaya ve bilimselyolda eyleme yönelecek kişilerin bilimsel gerekler dışında bir etki ilekarşılaşmaksızın yetiştirilmeleri temel bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.Yalnızca bilimsel ve nesnel ölçülere göre biçimlendirilmiş bir öğretim veeğitimin gerçekleştirilmesi, toplumsal açıdan büyük önem gösteren alanlardakiyüksek öğretim ve eğitimin gerek siyasal çevrelerin ve özellikle siyasaliktidarın, gerekse toplumdaki çeşitli kümelerin etkilerinin dışında tutulmuşbir öğretim ve eğitim düzeni ile olabilir. Bu düzenin gerçekleştirilmesidüşüncesi üniversitelerin Devletçe ve yasa ile kurulması ve üniversitelerinyönetimsel ve bilimsel özerklikle donatılması ilkelerinin ortaklaşa gerekçesidir.
Aşağıdakib bendinde Devletçe kurulma ilkesine, başka deyimle Devlet tekeli ilkesine, cbendinde özerklik ilkesine temel olan Özel gerekçeler açıklanacaktır.
b)Toplumdaki çeşitli kümelerin toplum açısından önemli alanlardaki yükseköğretimi etkilemesini önlemek için Anayasa'nın 120. maddesinde üniversitelerinancak Devlet eli ile ve yasa ile kurulması öngörülmüştür. Gerçektenüniversitelerin ancak Devletçe ve yasa ü kurulabileceği ilkesi, özel kişilerinüniversite açmalarını yasaklamakta ve böylelikle bir takım yarar veya düşüncetopluluklarının kendi çıkarlarına uygun ve tek yanlı bir yüksek eğitim veöğretim vermelerini önlemektedir.
TemsilcilerMeclisindeki görüşmelerden anlaşıldığı üzere (Temsilciler Meclisi TutanakDergisi, cilt 4, S. 28-45 ve 389-400) üniversite açılmasının Devlet tekelineverilişinin bir gerekçesi de yabancıların Türkiye'de yüksek eğitim yerleri açmayolu ile Türk kültürünün zararına ve kendi kültürleri yararına işleyen bireğitim ve öğretim sağlamalarım önlemektir.
c)Üniversitelere yönetim ve bilim açısından özerklik tanınmasının gerekçesi isesiyasal çevrelerin ve özellikle iktidarın üniversite çalışma, öğretim veeğitimini etkisi altında bulundurması yolunu kapamak ve üniversiteçalışmalariyle öğretim ve eğitimini her türlü dış etkiden uzak bir ortam içindesürdürmektir. Her siyasal kuruluşun kendisine göre birtakım görüşleri veanlayışları vardır ve bu kuruluşlar eğitim ve öğretimi kendi görüş veanlayışları doğrultusunda etkileme eğilimini gösterebilirler. Oysa toplumsalaçıdan çok önemli bulunan alanlarda görev alacak yetenekli kimselerinyetiştirilmesi, (Az yukarıda da belirtildiği gibi) bunların yalnızca nesnel vebilimsel düşüncelere dayanan bir eğitim ve öğretimden geçmiş bulunmalarınabağlıdır. Her ne kadar bilimin ilerlemesi ile bilimsel gerçeklerde de birtakımdeğişmeler olabilmekte ve olmakta ise de bu değişmelerin nedeni siyasalçevrelerin ve özellikle iktidarların ya da çeşitli kümelerin düşüncelerideğildir ve bu türlü değişmeler, toplum için zararlı değil, ancak yararlıolabilir.
ç)Anayasa'nın 120 nci maddesindeki üniversitelerin Devletçe ve yasa ilekurulması, yönetim ve bilim yönlerinden özerk olması ilkelerinin, bilimselgerekler dışındaki etkilerden uzak tutulmuş bir çalışmayı öğretimi ve eğitimisağlamak ereği ile benimsendiği. Anayasa Mahkemesinin bundan önce vermiş olduğuiki kararının gerekçelerinde de açıkça bildirilmiştir. (Esas 65/32,.Karar 66/3sayılı, 4/2/1966 günlü karar - Resmî Gazete sayı 12317, gün 8/6/1966, AnayasaMahkemesi Kararlar Dergisi sayı 4, S. 33 ve sonra; Esas 67/32, Karar 68/57sayılı, 3/2/1968 günlü karar Resmî Gazete sayı 13346, gün 8/11/1969, AnayasaMahkemesi Kararlar Dergisi sayı 7, S. 84 ve sonr.)- Böylece AnayasaMahkemesinin bu konuda, şimdiki kararda belirtilen görüşü, bundan öncebelirtmiş olduğu düşüncelerinin aynıdır.
d)Anayasa'nın 120 nci maddesindeki Devlet tekeli ve özerklik ilkelerininbenimsenmesine temel olan düşünce, toplum yapısının kilit yerlerinde görevalacak kişilerin yalnızca bilimsel gereklere uygun biçimde ve bilimsel isterlerdışında kalan etkilerden uzak olarak yetiştirilmesi olunca, toplumun kilityerlerinde görev alacak kişileri yetiştiren ve fakat adı üniversite olmayanbütün kurumların Anayasa'nın 120 nci maddesine göre üniversite niteliğindesayılması gerekir, başka deyimle üniversite diye anılmayan, ancak verdiğiyüksek öğretim, nitelikçe üniversite öğretimi olan veya bu öğretiminsonuçlarını sağlayan bütün kurumlar, Anayasa'nın 120 nci maddesi açısındanüniversite kavramı içinde sayılmak gerekir.
e)Hukuk düzeni bir kurum için kural koyarken bu kurumu tanımlamazsa, koyduğukurala o kurumun toplumsal alanda geçerlikte bulunan tanımını temel tutmuş ve okurumun toplum içindeki görevini yapan bütün kurumlan o kurala bağlamak istemişdemektir. Gerçekten hukuk kuralları toplumsal ilişkileri düzenleyen vegenellikle yaptırıma bağlıyan kurallardır. Öğretim ve eğitim kurumlarınıntoplumsal görevi ise genellikle nitelikli adam yetiştirmek ve yetişenlere belliyetkiler sağlıyan belgeler vermektir. Nitelikli adam yetiştirilmesi, bellidersleri okutmak, belli uygulamaları yaptırmak yoluyle, yetişenlere belgeverilmesi ise belli öğretim dönemi içinde ve sonunda öğrencileri belli kuramsalve uygulamaya ilişkin sınavlardan geçirmek ve sınavların sonucunda başarıyı saptamakyolu ile olur. Eğitim ve öğretim kurumlarının toplumsal görevi belli dersleriokutmak ve belli sınavlardan geçirdikten sonra belli yetkiler sağlıyan belgelervermek olduğuna, Anayasa'nın 120 nci maddesinde üniversitenin her şeyden öncebir öğretim kurumu olarak gözönünde tutulmuş bulunduğuna ve onun tanımınınancak toplumsal görevine bakılarak yapılmasının zorunlu olmasına göreAnayasa'nın 120 nci maddesince üniversite demek, yalnız üniversite adınıtaşıyan kurumlar demek değildir; üniversitelerin toplumsal görevini yapan,başka deyimle, hiç olmazsa temel çizgileri bakımından üniversite öğretim veeğitimini sağlıyan, üniversite diplomasına eşit değerde diploma veren ve ancakadı üniversite olmayan yüksek öğretim ve eğitim kurumları da bu tanımın kapsamınagirmektedir.
Üniversitegörevi yapan yüksek öğretim kuruluşlarının, toplumsal açıdan, üniversitesayılması gerektiğine göre, 4936 sayılı Üniversiteler Kanununun l incimaddesiyle 2 nci maddesinin ilk fıkrası uyarınca kurulmuş bulunan bütünkurumlar, yüksek okul, ya da enstitü gibi adlarla anılmakta bulunsalar, ya datek bir fakülte biçiminde kurulmuş olsalar bile, yine üniversite kavramı içinegirerler; çünkü bunlar üniversite öğretimi yapmak için varlık kazanmış birerkurumdur (13/6/1946 günlü, 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu, Düstur 3. Tertip,cilt 27, S. 1323).
Hukuktayapılacak yorumlarda sözden çok öze önem verilmesi ve yorumda sözün özübelirtmeğe yarayan bir araç olduğunun kesinlikle gözönünde tutulması, çağdaşhukuk biliminin benimsendiği temel ilkelerdendir. Burada üniversite deyiminiyorumlarken benimsediğimiz yol, öze de önem veren bir yol olmak bakımındanüstün bir durumdadır; oysa yasaların yalnızca üniversite adı altında kurduklarıkuruluşları üniversite saymak ve üniversite görevi yapan başka yüksek eğitim veöğretim kurumlarım yalnızca üniversite adı altında kurulmadıkları içinüniversite saymaktan kaçınmak, ancak söze ve kurumun kuruluş biçimine önemveren bir yorum olur bu da çağdaş yorum kurallarına uygun düşmez.
Anayasa'nın120 nci maddesinde üniversite kuracak olan Devlet için yerine getirilmesizorunlu birtakım buyruklar ve yasaklar vardır. Bunlar üniversitenin Devleteliyle ve yasa ile kurulması buyruğu, üniversitelere bilimsel ve yönetimselözerklik sağlanması buyruğu, özel kişilere üniversite açtırma yasağı,üniversitenin organları ile öğretim üye ve yardımcılarının üniversitelerdışında kalan bir makam ya da kişi tarafından görevlerinden uzaklaştırılmasıyasağıdır. Bu yasaklar ve buyruklar yasa koyucuyu da, Devletin Öbür organlarınıda, Anayasa'nın 8 nci maddesi uyarınca, bağlamaktadır. Eğer 120 nci maddedekiüniversite sözünü yalnızca yasa ile üniversite adı altında kurulmuş olmaanlamında alırsak ve üniversite görevi yapıp da üniversite adı altında kurulmuşolmayan yüksek öğretim kurumlarını bu anlamın kapsamı dışında tutarsak,nitelikçe üniversite öğretimi yapan ve nitelikçe üniversite diplomalarıdeğerinde diplomalar veren kuruluşlar, yasa koyucunun Anayasa'nın 120 ncimaddesindeki buyrukları ve yasaklan gözönünde tutmaksızın kurulabileceğinikabul etmiş ve böylece Anayasa'nın 120 nci maddesinde öngörülen ve az yukarıdaözetlenen buyruklara ve yasaklara uymayı yasa koyucunun dileğine bırakmışoluruz. Böyle bir görüş ise Anayasa kurallarını dolambaçlı yoldan hiçe saymakdemek olur ve hukuk açısından hiç bir biçimde savunulamaz.
3-Anayasa'nın 21. ve 120. maddeleri arasındaki ilişki :
Anayasa'nın21. ve 120. maddeleri ile benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkelerkarşılaştırıldığında; Devletin gözetim ve denetimi altında olmak ve düzeydenkliği sağlamak, çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine uygun olmak koşulu ileöğretim ve eğitimi serbest kılan Anayasa'nın üniversite öğretimi konusunda buserbestliği tanımadığı ve böylelikle üniversite öğretimi yapmak üzere kurulmuşolan kurumların ancak Devlet eliyle ve özerk tüzel kişi biçiminde kurulmasınıÖngördüğü sonucuna varılır. Gerçekten Anayasa'nın 21. maddesinde çizilensınırlara saygı gösterilerek özel bir üniversite kurulmasına, ya da üniversiteöğretimi niteliğinde öğretim yapan özel bir yüksek öğretim kurumu kurulmasınaAnayasa'nın 120. maddesi kuralları engel bulunmaktadır. Bir kurumda yapılanyüksek öğretimin üniversite öğretimi niteliğinde olması ise öğretimin, herhangibir üniversiteye bağlı bir yüksek okul, enstitü, fakülte gibi bir kurumda ya datek başına kurulmuş bir fakültede yapılan öğretime hiç değilse temel çizgileribakımından denk bulunması ve bundan başka o öğretim sonunda verilen diplomanınfakülte ya da üniversiteye bağlı yüksek okul veya enstitü gibi bir yükseköğretim kurumunca verilen diplomaya genellikle eşit sayılabilecek haklarsağlaması ile anlaşılır.
Biryüksek öğretim kurumunca verilen diplomanın herhangi bir fakültece ya daüniversiteye bağlı bir yüksek öğretim kurumunca verilen diplomaya genellikleeşit sayılabilecek haklar sağlaması dahi, o yüksek öğretim kurumundakiöğretimin, üniversite öğretimi niteliğinde olduğunu kabule yeterlibulunacaktır; zira, yukarıki bentte belirtildiği üzere Anayasa'nnı 120.maddesinin temeli olan düşünce, toplum yapısının kilit yerlerinde görev alacakkişilerin yansız bir öğretim ve eğitim görmüş kişiler olmasıdır, başka deyimleyansız yüksek öğretim ve eğitimden geçmemiş olanların toplumun kilit yerlerindegörev almalarını engellemektir oysa yansız yüksek öğretim görmemiş kişilerüniversite diplomasına denk diplomalar dolayısiyle böyle yerlerde görevalabileceklerdir, bu yolla Anayasa'nın 120. maddesinin konuluş ereğine aykırıdurumlar gerçekleşecektir. Şu da belirtilmelidir ki herhangi bir zamandaüniversite öğretimi kapsamına alınmış olmayan bir öğretim konusu, sonradan birüniversitece kurulan bir yüksek okul ya da bir fakültenin Öğretim alanınaalınabilir ve bu konuya ilişkin öğretim artık üniversite öğretimi niteliğinikazanabilir. Böyle bir durumda bu eğitim dalı dahi, Anayasa'nın 120. maddesikurallarının kapsamına girer.
Herhangibir yasa metninde konulan bir ilkenin, o ilkenin düzenlediği madde içinde, yada o yasanın yahut başka bir yasanın herhangi bir maddesiyle sınırlandırılmasıhukuk tekniğince olabilir. Buna göre Anayasa'nın bir maddesinde tanınanherhangi bir hakkın, Anayasa'nın başka bir maddesiyle sınırlandırılmasına engelyoktur; nitekim Anayasa'nın 21. maddesindeki öğretim kurumlan kurma özgürlüğüneAnayasa'nın 120. maddesiyle bir ayrık durum getirilmiş bulunmaktadır; yukarıdabelirtildiği gibi 120. madde yalnızca üniversite adı altında yasa ile kurulmuşbulunan kuruluştan değil, yaptığı öğretim üniversite öğretimi niteliğinde olanve adı üniversite olmayan bütün kuruluşları dahi kapsamına almakta olduğundanüniversite öğretimi niteliğinde öğretim yapan bütün kurumlar, bu maddeninkoyduğu sınırlandırma içine girmektedir.
Özgürlüklerihukuk düzeninin temeli sayan Anayasa'nın yorumunda, özgürlükleri sınırlandıranAnayasa kurullarının dar bir yoruma bağlanması gerektiği ileri sürülerek,üniversite adını taşımayan kurumların 120. maddenin kapsamı dışında kaldığısavunulamaz; çünkü ister ana kural, ister ayrık durum yaratan bir kural olsun,her kuralın kendi kapsamına giren veya girecek olan bütün olaylara uygulanmasızorunludur. Bundan dolayı, Anayasa'nın 120. maddesindeki kuralların dahi,kapsamına giren veya sonradan girecek olan bütün durumlara uygulanması gerekir.
Anayasa'nın11. maddesi uyarınca temel bir hakkın ve özgürlüğün özüne dokunulamayacağıilkesi, temel hak ve özgürlüklere yalnızca yasalarla konulacak sınırlandırmalariçin söz konusu olduğundan, Anayasa'nın 120. maddesinin ve 21. maddesininkarşılıklı ilişkilerine değinen ve üniversite öğretimi niteliğindeki ÖğretimdeDevlet tekelinin öngörülmüş olduğunu kabul eden yorumun, Anayasa'nın 11.maddesine aykırı olduğu söylenemez. Kısacası Anayasa'nın öngördüğü bir temelhak ve özgürlüğün yine Anayasa'ca sınırlandırılması durumunda Anayasa'nın 11.maddesinin uygulanma yeri olamaz.
4-Dâva konusu yasa kurallarının Anayasa'nın 21. ve 120. maddeleri açısındandeğerlendirilmesi :
a)625 sayılı özel okullar Yasasının 1. maddesinde nitelikçe üniversite Öğretimiyapan özel yüksek okulların açılamayacağını gösteren herhangi bir sınırlandırmaolmaksızın, her durumdaki özel yüksek okulun açılabilmesi ilkesi benimsenmişbulunmaktadır; oysa yukarıda yazıldığı üzere yaptığı öğretim nitelikçeüniversite öğretimi olan bütün yüksek öğretim kurumlan 120. madde uyarıncayalnız devletçe ve yasa ile, bilim ve yönetim bakımından özerk kamu tüzelkişileri biçiminde kurulabilir. Özel okulun devletçe kurulması düşünülemeyeceğigibi Anayasanın 21. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak Anayasa'nın 120.maddesi uyarınca özerk, yani Devlet gözetim ve denetimi dışında kalan, birbiçimde kurulması dahi düşünülemez.
Yukarıdabelirtildiği gibi Anayasa'nın 120. maddesinde üniversiteler için Devlettekelinin öngörülmüş olmasiyle güdülen erek toplum yaşamı bakımından büyük önemtaşıyan öğretim alanlarını yalnız özerk kamu tüzel kişilerine bırakmaktadır.Buna göre herhangi bir üniversitenin öğretim alanına girmiş bulunan konulardaözel kişilerin yüksek öğretim kurumu kurmaları, 120. maddenin konuluşereklerinin birisiyle çelişir ve bu bakımdan Anayasa'ya aykırı olur. Ayrıca,ileride üniversite öğretimi alanına girecek olan bir öğretim konusunda özelyüksek okul açılması veya daha önce açılmış böyle bir okulun sürdürülmesi dahio zaman Anayasa'ya aykırı bir duruma girmiş olacaktır.
Yukarıdaaçıklandığı gibi, Devlet tekelinin bir başka ereği de yabancıların Türkiye'deüniversite kurarak kendi kültürlerini Türk kültürünün zararına yaymalarını önlemektir.Üniversite görevi yapan özel yüksek okullar bu amaca dahi aykırı düşecektir.
Yineyukarıda belirtildiği gibi, üniversitelerin özerkliği ilkesi benimsenirkengüdülen erek, üniversite öğretimi niteliğindeki yüksek öğretimi nesnel,bilimsel ölçüler dışındaki etkilerin .başka deyimle siyasal çevrelerin veyaçeşitli çıkar veya düşünce kümelerinin etkileri dışında tutmaktır. Özel yüksekokul zorunlu olarak (Anayasa'nın 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince)Devletin gözetim ve denetimi altında bulunacaktır. Bundan başka özel yüksekokullar belli iktisadî çevrelerin veya düşünce kümelerinin çıkarlarına uygunbir öğretime daha yatkın birer ortamdırlar. Demek ki üniversite görevi yapanözel yüksek okullar, Anayasa'nın 120. maddesinde öngördüğü özerklik ilkesininkonulmasıyla güdülen erek ile dahi çatışmaktadırlar.
İmdi,tartışma konusu 1. maddenin özel yüksek okullara ilişkin kuralı, Anayasa'nın120. maddesine aykırılığı nedeniyle iptal edilmelidir.
Devletinüniversitelere, onların özerkliği dolayısiyle, gerekli alanlar için, bellisayıda adam yetiştirme ödevi yükleyemeyeceğine göre üniversite görevi yapanözel yüksek okulları yasaklamakla toplumda çok çeşitli işler için çeşitliuzmanlara olan gereksinmeyi dahi karşılayamamak durumunun yaratılacağı görüşüdoğru değildir. Çünkü bir kez Devlet, yasalar yaparak kuracağı üniversitelerle,ya da üniversitelerle anlaşıp kurduracağı yeni fakültelerle çeşitli alanlariçin çeşitli uzmanlar yetişmesini sağlayabilir. Bundan başka bir takım alanlariçin üniversite eğitimi niteliğinde eğitim yapmayan ve verdiği diplomalarlaüniversite diplomalarına genellikle eşit sayılabilecek yetkiler sağlamayanyüksek okullar açabileceği gibi Anayasa'nın 21. maddesindeki koşullara uyularaközel kişilerce bu türlü okulların açılmasına izin verebilir ve böylece çeşitliişler için türlü uzmanlara olan gereksinmeyi karşılayabilir. Kaldı ki, birtakım gereksinmelerin karşılanamaması gibi bir sakınca gerçekten var olsa bile,böyle bir durum Anayasa'ya aykırı bir kuralın yürürlükte kalmasına yol açamaz.
Üniversitelerdekinebenzer özel eğitim yapılamayacağı düşüncesinin Anayasa'nın 21. maddesininbirinci fıkrasındaki öğrenim özgürlüğüne aykırı düşeceği görüşü doğru değildir;çünkü (Yukarıda 1. bentte belirtildiği üzere) bilim ve sanatı öğretme veöğrenme özgürlüğü, Anayasa'nın 21. maddesinin 2. ve sonraki fıkralariyle 120.maddesinde sınırlandırılmıştır.
Birtakımbatı ülkelerinde özel okullar için Anayasa güvencesi sağlanmış olmasının özelyüksek okulların Türkiye'de her alanda varlığının kabulü için bilimsel birdayanak olacağı dahi düşünülemez; gerçekten. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın120. maddesi böyle bir düşüncenin savunulmasına engeldir; çünkü, (Yukarıda 1.bentte açıklandığı gibi) Anayasa'nın yorumunda 120. maddeyi bir yana atarakyalnızca 21. maddeden sonuç çıkarmak yanlış olur. Anayasa'nın 120. maddesindeüniversite kurma konusunda özel girişim için bir yasak konulmuştur; bu anayasalsınırlandırma karşısında, Anayasanın 40. maddesindeki özel girişimler kurmaözgürlüğüne ya da 36. maddesindeki mülkiyet güvencesine dayanılarak her alandaözel yüksek okul açılabileceği savunulamaz.
b)625 sayılı Yasanın itiraz konusu 13. maddesi, yüksek özel okullarda yapılacaksınavların ilkelerini saptamaktadır. Bu kural sözü geçen Yasanın özel yüksekokulların varlığını ve kurulmasını öngören birinci maddesiyle sıkı sıkıyabağlıdır. 1. madde özel yüksek okullar açısından Anayasa'nın 120. maddesineaykırı görülmüş bulunduğuna göre onunla sıkı sıkıya bağlantısı bulunan 13.maddedeki kuralın dahi sözü edilen 120. maddeye aykırı olduğu sonucuna varılır.Çekçekten özel yüksek okulların varlığı Anayasa'ya aykırı olunca bunlarınçalışmalarının bir evresi olan sınav işlemlerinin dahi sözü geçen 120. maddekuralına aykırı olması hukuk mantığına göre bir zorunluktur.
Tartışmakonusu 13. madde, özel yüksek okullar için üniversitelerde yapılan sınavlarailişkin kurallardan başka bir kural düzeni benimsemiş olmakla sınav düzenibakımından dahi üniversitelerle bir tutulması gereken özel yüksek okulöğrencilerini haklı bir neden olmaksızın başka kurallara bağlı tutmuş veböylece Anayasa'nın 12. maddesindeki yasa önünde eşitlik ilkesini de kendiaçısından zedelemiş bulunmaktadır. Demek ki tartışma konusu kuralın,Anayasa'nın 120. maddesine aykırı olmadığı bir an için var sayılsa bile,Anayasa'nın 12. maddesine aykırılığı nedeniyle, yine iptali gerekecektir.
Özelyüksek okullardaki sınav düzeninin üniversitelerdeki düzenden daha sıkı olduğugörüşü de eşitlik ilkesine aykırılığı ortadan kaldırmayacaktır; zira, gerçeğeuygun olsa bile, böyle bu durumda da özel yüksek okullar öğrencilerininzararına olarak yasa önünde eşitlik ilkesi zedelenmiş bulunacaktır.
5-Anayasa'nın 50. maddesinin kapsadığı temel ilke :
Anayasa'nın50. maddesindeki kuralların dayanağı, halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarınısağlamanın Devlet için en başta gelen ödevlerden olduğu ilkesidir. Bu maddede,halkın öğrenim ve eğitim gereksinmelerinin karşılanmasının, nitelikçe kollukişleri, yargı işleri gibi, Devletin en önemli ödevlerinden olduğu ilkesibenimsenmiş ve kesinlikle açıklanmıştır. Demekki öğrenim ve eğitim yoluylahalkı yetiştirme, Devletin yerine getireceği en önemli kamu hizmetlerindendir.Gerçekten Anayasa'nın (Başlangıç) kurallarından anlaşıldığı gibi Türk toplumunuuygar uluslar ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi durumuna getirmekiçin insan yetiştirmenin en önemli bir Devlet işi sayılması olağandır. Planabağlı toplumsal, iktisadî ve kültürel kalkınmanın ilk koşulu da, nitelikli adamyetiştirmektir. Bu ise ancak öğretim ve eğitimle gerçekleşebilir. Demekki,Anayasa'nın 50. maddesi kuralının Anayasa'nın kalkınmaya ilişkin 41 ve 129.maddeleri ile de sıkı sıkıya bağlantısı vardır. Dikkat edilirse Anayasa'nınöngördüğü Devlet ödevlerinden hiçbiri için kullanılmış olmayan (Devletin baştagelen Ödevlerindendir) sözleri, bu ö-dev için Anayasa'da yer almıştır. Öğretimve eğitim Devletin en önemli ödevlerinden sayılınca bu konuda devlete yardımcıolarak özel kesimce açılacak ve işletilecek kurumların kazanç amacı güdenkurumlar olmaması zorunlu olarak ortaya çıkar; Devletin başta gelen ve saltiktisadî alan dışında bulunan bir ödevi için yardımcı olmak üzere açılacak veişletilecek bir kurumun zarardan korunmak düşüncesiyle yetinmeyip kazanç amacıgütmesi, sosyal Devlet ilkesi ile bağdaştırılamaz ve böyle bir duruma izinveren hiçbir kural, Anayasamızda yer almış değildir. Gerçekten salt iktisadînitelikte olmayan kamu işlerinin Devletçe ve Devlet kaynaklarıyle ve kazançamacı güdülmeksizin görülmesi, Anayasa'nın temel ilkelerindendir.
6-Dâva konusu yasa kurallarının Anayasa'nın 50. maddesi açısındandeğerlendirilmesi :
a)625 sayılı Yasanın 1. maddesinde özel öğretim kurumlarının ve bu arada özelyüksek okulların her türlü gerçek ve tüzel kişilerce açılabileceği yazılıbulunmaktadır. Demek ki iktisadî kazanç ereği güden özel kişiler bir ticaretevi olarak özel yüksek okul açabilecekleri gibi ticarî kazanca yönelenkollektif, anonim ortaklıklar gibi ticaret ortaklıkları dahi böyle bir okulaçabileceklerdir. Bu kuralı Anayasa'nın az önce açıklanan 50. maddesi kuralınınışığı altında incelediğimizde Anayasa'nın sözü edilen kuralına aykırı bulunduğugörülür. Gerçekten kazanç amacı güden gerçek kişilerin ya da (Kazanç ereğineyönelmiş ticaret ortaklıkları gibi) tüzel kişilerin özel öğretim ve eğitimkurumlan açmaları, Devletin başta gelen ödevlerinden bulunan bir temel ödevinkazanç amacı güden gerçek veya tüzel kişilerce yerine getirilmemesi gereğikarşısında, Anayasa'ya aykırı bulunmaktadır. Demekki sözü edilen 1. maddekuralı, bir an için Anayasa'nın 120. maddesine aykırı sayılmasa bile, 50.maddesine ve Devletin salt iktisadî nitelik taşıyan işleri dışında kalanalanlarda Devlete yardımcı durumundaki özel kuruluşların kazanç amacıgüdememeleri gereğine aykırı bulunmaktadır; bu yüzden de iptali gerekir.
Şuda unutulmamalıdır ki devletin başta gelen ödevinin kazanç ereği güden özelkuruluşlarca yerine getirilmesi; Öğretim ve eğitimin temel hedefindensaptırılması, gitgide soysuzlaştırılması sakıncasını doğurur ve böylelikleeğitim ve öğretim yoluyle hem bilgili, hem nitelikli yurttaşlaryetiştirilmesine yönelen anayasal erekten iyice uzaklaşılmış olur.
b)Yukarıki 4. bentte açıklandığı üzere 13. madde, Yasanın 1. maddesiyle sıkısıkıya bağlantılı bulunduğundan, 1. maddedeki Anayasa'ya aykırılık durumu, bumadde için dahi Anayasa'nın yukarıki (a) bendinde anılan madde ve ilkesiaçısından da gerçekleşmiş bulunmaktadır.
7-Başkan Hakki Ketenoğlu, Üye Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş veHalit Zarbun, 625 sayılı Yasanın 1. ve 13. maddelerinin Anayasa'ya aykırılığıdolayısıyle iptali gerektiği görüşüne katılmamışlardır.
İtirazkonusu Yasa kurallarının iptali yolunda oy vermiş bulunan üyelerden NuriÜlgenalp ile Muhittin Gürün, Anayasa'nın 50. maddesine dayanan iptalgerekçesine katılmadıkları gibi iptal yolunda oy kullanan üyelerden NuriÜlgenalp, Recai Seçkin, Kani Vrana ve Şevket Müftügil dahi gerekçeninyazılışına çeşitli yönlerden katılmamışlardır.
8-625 sayılı Yasada uygulama yeri kalmayan kuralların durumu:
AnayasaMahkemesi kuruluşunu ve yargılama usulünü düzenleyen 44 sayılı Yasanın 28.maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi, herhangi bir yasa kuralının iptalisoncunda o yasa içinde bulunup da iptal istemine konu edilmemiş olan ve artıkuygulama yeri kalmayan öbür kuralların dahi iptaline karar vermeye yetkilidir.
625sayılı Yasanın iptal isteminin konusu dışında bulunup da iptali öngörülenmaddeleri dolayısiyle artık uygulama yeri kalmayacak olan maddeleri gözdengeçirilmiş ve böylece sözü edilen Yasanın 8. maddesinin özel yüksek okullarailişkin 2., 3. ve 4. fıkralarının, 48. maddesinin özel yüksek okullara ilişkinbulunan kuralının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç: l- 8/6/1965 günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun I. maddesininözel yüksek okullar bakımından Anayasa'ya aykırı olduğuna ve bu yönününiptaline. Hakkı Ketenoğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş veHalit Zarbun'un karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
2-Aynı kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline HakkıKetenoğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş ve Halit Zarbun'unkarşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
3-a) Aynı kanunun 8. maddesinin özel yüksek okullara ilişkin 2., 3. ve 4,fıkralarının,
b)48. maddenin yüksek öğrenim veren özel okullara ilişkin hükmünün,
44sayılı Kanunun 28/2. maddesi uyarınca iptallerine oybirliğiyle;
4-İptal kararının 9/7/1971 gününde yürürlüğe girmesine oybirliği ile;
12/1/1971gününde karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOY YAZISI
Mahkememiz,625 sayılı Kanunun l, 8, 13 ve 48. maddelerinin yüksek okullarla ilgilihükümlerim iptal etmiştir.
Bukarara aşağıdaki nedenlerle karşıyız.
A)Daha önce konuyu, Anayasa düzeni içinde incelemek ve belirtmek faydalıolacaktır.
Anayasa'nın(bilim ve sanat hürriyetleri) başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında;(Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bualanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir) hükmü ile öğrenim ve öğretiminana prensibi konmuştur. Bu hak geneldir ve herkes içindir. Öğrenme ve öğretmederecelerinden hiçbirisi istisna edilmemiş, ilk - orta ve yüksek derecelerdekiher türlü öğrenim ve öğretim, kişilere hak olarak tanınmıştır. Herkese tanınanbu hakkın kayıtlamaları, ilk önce bu maddenin diğer fıkralarında saptanmışbulunmaktadır.
İkincifıkrası ile öğrenme ve öğretmenin eğitim ve öğretim biçiminde olanlarınındevlet gözetim ve denetimi altında serbest olacağı ortaya konmuştur. Demekoluyor ki; eğitim ve öğretimin yapıldığı her türlü resmî ve özel okullardadevlet denetim ve gözetimi, devlet için bir ödev, eğitim ve öğretim için birkoşuldur. Eğitim ve Öğretim niteliğinde işlem yapan hiçbir kurum, devletindenetim ve gözetimi dışında kalamaz.
Maddeninüçüncü fıkrası ile de özel okulların bağlı olduğu esasların, devlet okullarıile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla saptanacağı kuralıkonmuştur.
İkincifıkra ile devletin denetim ve gözetimi altında bulunan özel okulların herderecesi, ikinci bir kayıtlamaya tabî tutulmuş ve o da devlet okullarındakiseviyeye uygunluğun sağlanması kuralından ibaret bulunmuştur.
Aynımaddenin dördüncü fıkrası ile yeni bir kayıtlama yapılmış ve çağdaş bilim veeğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamayacağı ilkesi ortayakonmuştur.
21.maddenin öğrenim ve öğretim ile ilgili olan ilke ve esasları yanındaAnayasa'nın diğer hükümleri de şunlardır.
a)Anayasa'nın başlangıç kısmının üçüncü paragrafındaki ilke :
Builke, milletin bütün fertlerini bölünmez bir bütün halinde, millî şuur veülküler etrafında toplayan, millî birlik ruhu içinde daima yücelmeyi amaç bilenTürk milliyetçiliğinden hız ve ilham alınması ilkesidir. Bu ilkeye göre resmîolsun, özel olsun bütün öğretim düzeni, milletin yüceltilmesi amacına uygun veTürk milliyetçiliğine dayanmış olacaktır. Özerk olsun olmasın hiçbir öğretimkurumu bu ilkeye sırt çeviremez.
b)Başlangıç kısmının dördüncü paragrafı da öğretime yön veren başka bir hükümtaşır. O da öğretimin millî mücadele ruhuna vatan içindir inancı) milletegemenliğine ve Atatürk devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip kılmatemellerine oturtulmuş olması ve eğitimin bu doğrultuda yapılması ilkesidir.
c)Bu kısmın beşinci paragrafında da (insan hak ve hürriyetlerini, millîdayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahınıgerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratik hukukdevletini, bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak amacınıngerçekleştirilmesi) ni sağlayacak biçimde eğitim yapılması zorunluğunu yükleyenilke yer almaktadır.
Buhükme göre insan hak ve hürriyetini bütün yaşantılarda ve belli sınırlamalarölçüsünde tanımayan, ferde huzur ve refah sağlamayan, demokratik hukuk devletiyerine diktatoryal bir devlet sistemini öngören bir eğitim yapılamayacak vebenzeri öğretim, Anayasa'ya aykırı düşecektir.
Eğitimeyön veren diğer hükümler :
Yukarıdakiilkeler yanında Anayasa'mızın diğer hükümleri de vardır.
ç)Özellikle devlet biçiminin (Cumhuriyet) olacağını ve bu Cumhuriyet idaresinin(insan haklarını, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti) olmasıkoşullarını ve devletin (ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütün) olduğuesasını koyan l, 2 ve 3. maddeleri de eğitimi sınırlayan ve çerçeveleyen hükümlerdir.Resmî ve özel hiçbir öğretim kurumu bu hükümlere ters düşen eğitim yolunututamaz. Anayasa'mızın 9. maddesi ile konan devlet biçiminin Cumhuriyetolduğuna ilişkin hükmün değişitilemiyeceği kuralında ve Türkiye CumhuriyetininAnayasal vasfını belirten 1-3. maddelerle ortaya konan Cumhuriyetin temelbiçiminin saklı bulunduğunda şüphe yoktur. Bu nedenle işbu maddeler, öğretim veeğitimi çerçeveleyen aşılamaz hükümlerdir.
d)Anayasa'nın 21. maddesiyle ilgili bu ilke ve hükümler yanında "temel haklar"için (devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adaletve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan, siyasî iktisadîve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın, maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartlan hazırlar) hükmünü taşıyan 10. maddenin ikincifıkrası ile "herkesin maddî ve manevî varlığını geliştirme) hakkınısaptayan 14. maddesi de yer almaktadır.
e)Anayasa'mızın ilkinci kısmının üçüncü bölümünde (sosyal ve iktisadî haklar veödevler) başlığını taşıyan maddelerinden 40. madde ise; herkese dilediği alandaçalışma ve sözleşme hürriyetini tanırken devlete de özel teşebbüslerin güvenlikve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alma ödevinivermektedir.
f)Aynı bölümün 50. maddesinde yer alan (halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarınısağlama devletin başta gelen ödevlerindendir) hükmü de öğretim ve öğrenimihtiyaçlarını sağlamayı, devlet ödevleri arasına almaktadır.
g)Yüksek öğrenimin bir türünün (üniversite) lerde yapılmasını düzenleyen 120 ncimadde ile Türk toplumunun çağdaş uygarlık seviyesine erişmesi amacını veTürkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini tespit eden 153 üncü madde de 21 incimadde ile konan öğrenim ve eğitim hak ve hürriyeti ile doğrudan ilgili bulunanhükümlerdendir.
Herkesinöğrenme, öğretme maddî manevi varlığını geliştirme haklan ile devletin, öğrenimve gelişmeyi sağlama ödevini gösteren, sınırlama ve kayıtlama dereceleriniaçıklayan hükümlerden esasları yukarıda belirtilmiştir.
h)Hak ve ödevi sınırlayıcı diğer kurallara da değinmek yerinde olacaktır.Bunların da Anayasa'mızın 10 uncu maddesinin birinci fıkrası ileli incimaddesinin ikinci fıkrası olduğu şüphe götürmez. 10 uncu maddenin birincifıkrası (herkes kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temelhak ve hürriyetlere sahiptir.) hükmünü koyarak Anayasa'nın temel haklaraverdiği önemi belirtmiştir. Bunun için her temel hakta olduğu gibi öğrenme veöğretme hakkını ve eğitim biçimini düzenleyen Anayasa yorumcusu ile kanunkoyucu bu önemi gözönünde tutmak zorundadır. 11 inci maddenin ikinci fıkrasıkanun koyucu ile Ana yasa yorumcusunu daha çok kayıtlayıcıdır.
B)Bu hükümlerin ifade ettiği anlam şöyledir :
1-Temel haklardan olan öğretim ve öğrenim hakkı. Anayasal hürriyet ve hak olarak21 inci madde ile düzenlenmiş ve herkese tanınmıştır.
2-Temel hak ve hürriyetin sınırlan ile çerçevesi. Anayasa başlangıç ilkeleriyle1., 2., ve 3 üncü maddeler, 14 üncü madde, 21 inci maddenin 2, 3 ve 4 üncüfıkraları ile gösterilmiştir.
3-Eğitim ve öğretim ile öğrenimle devlete yüklenen ödevler, yine başlangıçilkeleriyle l,, 2., 3., 9., 10., 11., 12., 14., 21/2., 3., 4., 40/3., 41/2.,50., 120., ve 153 üncü maddelerde belirlendirilmiştir. Bu hükümlere göreöğretim hakkı ile, devlet ödevinin birbirlerini sınırladığı söz götürmez birgerçektir. Bu nedenle kişi hakkı, kamu yaran, kamu düzeni ve millet güvenliğiiçin Anayasa'nın belirttiği kayıtlamalara, devlet ödevi de: kişinin temelhaklarına (Anayasa ölçüsünde) saygılı olmak zorundadırlar. Böylece asıl sorununkişi hakları ile devlet ödevleri arasında Anayasal dengeyi sağlamak olduğuanlaşılıyor.
Öğrenmeve öğretme hakkını sınırlayan Anayasa ilke ve hükümlerinden pekçoğu açık veseçiktir. Bunlardan 50 nci madde ile 120 nci maddenin 21 inci maddenin birincifıkrası ile kişiye tanınan hakkı ne ölçüde kayıtlayabileceği sorunu üzerindedurulmağa değer.
50nci madde :
Bumadde, 21 nci madde ile herkese tanınmış olan hakka ilişkin ihtiyaçlarınsağlanması işini devletin başta gelen ödevlerinden birisi olarak ortaya koymaktadır.Bu maddenin yazılışı, maksadı belirten bir anlam taşımaktadır. 21/1 inci maddegibi herkesin öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını değil toplumu ele alarak (halk)ın öğrenim ve eğitim ihtiyacını konu almıştır. Halkın öğretim ve eğitimihtiyaçlarını devlet nasıl sağlar. Kuşku götürmez ki, bu ihtiyaçlar doğrudan vesadece devlet eliyle sağlanır anlamını taşımaz. Çünkü Anayasa'mızın kabulettiği sosyal devlet, yargı, savunma iç ve dış emniyeti sağlama işlerinikendisi yapar. Diğer devlet işlerini Büyük Atanın anladığı ve uyguladığı gibi,kişilerin yeteneksiz olduğu büyük hizmetleri devlet, yapabildiklerini de devletyanında özel teşebbüs yerine getirir. Doğal, olarak özel teşebbüs eliylegörülen işler de devlet gözetimi altında yerine getirilir. Birlikte yapılanhizmetlerin başında eğitim ve öğretim işleri, sağlık işleri ve planlı kalkınmaişleri gelir. 22 nci madde ile basın ve haber alma hürriyetini sağlama dadevlete görev olarak verilmiştir. Bu sağlayış, devletin engelleri ortadankaldırması, yardım etmesi ve koruması ile olur. Basın ve haber almanın Özelteşebbüsleri ise kişiler tarafından yapılır. 37 nci madde ile toprağın verimliolarak işletilmesini gerçekleştirmek de devlete görev olarak verilmiştir. Bugörev toprağın devlet tekeli altında işletilmesi gereğini kapsamaz.Anayasa'mız, bunlar gibi birçok devlet ödevlerinde özel teşebbüs alanlarıtanımıştır. (Devletin başta gelen ödevlerindendir) vasıfının verilmesi sadeceönemini belirtir. Bu sıfat, özellikle devlet tarafından yapılması gerektiğianlamına gelmez. Kaldı ki Anayasa 21 inci maddenin birinci fıkrası ile herkeseöğretme hakkı tanımış ve 3 Üncü fıkrası ile de özel okulla öğretim ve eğitimyapmayı devlet okulları yanında açıkça kabul etmiştir. Buna göre eğitim veöğretimin. 50 nci madde ile devlete baş görev olarak verilmesi nedeninedayanılarak özel okullar 50 nci madde karşısında eğitim alanında yer alamazdemeğe imkân yoktur.
Esasen50 nci madde, eğitim ve öğretim devlet tarafından sağlanır demiyor,"öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlama devletin başta gelenödevlerindendir" diyor. Bu demektir ki bir bilim derece ve dalında özelokul açılmamışsa o alanı, devlet dolduracak ve kişilerin öğrenme ihtiyacınımutlaka sağlayacaktır. Sermaye azlığı, öğretici darlığı, verim yetersizliğinedenleriyle özel okul müteşebbisleri bir bilim ve meslek öğretim alanını boşbırakırlarsa Anayasa'nın 50 nci maddesinin verdiği devlet ödevi, hemen hareketegeçecek ve halkın bu alanlarda da öğrenim ihtiyacını karşılayacaktır.
50nci maddenin ikinci fıkrasındaki (ilk öğretim... devlet okullarında parasızdır)hükmü de devlet okullarından başka okullar bulunacağının delilidir.
Bunedenlerle 50 nci maddenin belirttiği devlet ödevi, 21 inci maddenin birincifıkrası ile tanınan öğretim hakkını ortadan kaldırmadığı gibi sınırlamaz da.Devlet, öğretim alanını inceleyecek, eksikliklerini tamamlayacaktır. Özelokulları, resmî bilim öğretim yeterliğine götürecek ve bu yollarla halkınöğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını giderecektir. Bu arada halkın öğrenim ihtiyacımkarşılamakta olan özel okullara kanunî imkânlariyle yardım ve onları teşvikedecektir.
Anayasa'nıneğitim ve öğretim ile ilgili yukarıda belirtilen hükümleri karşısında 50 ncimaddeyi ters bir yoruma tabi tutmak ise Anayasa'ya aykırı bir yorum olur.
120nci madde :
Bumadde, (idare) bölümünün "özel kuruluşlar" başlıklı kısmının ilkmaddesidir.
Anayasa'mızındüzenlenmesinde devletin eğitim ve Öğretim ödevi tüm olarak genel idarebölümüne alınmıştır. Özel okulların bağlı olduğu esasların kanunladüzenleneceği 21/3 üncü de, ilk öğretimin devlet okullarında parasız yapılacağı50 nci madde de belirtilmişse de bunların ve orta okullarla yüksek okullarınidare biçimi Anayasa'da yer almamıştır, 120. maddesi ise yüksek öğretimkurumlarından biri olan (Üniversite) lerin kuruluş ve idaresinin esaslarınıdüzenlemiş bulunmaktadır.
Buradayüksek öğretim alanında yer alan (üniversite) nin niteliği üzerinde durmakgerekiyor.
Üniversitelerintanımlanması, çoğu zaman kuruluşu ve görevi esas tutularak yapılmıştır.(Üniversiteler, fakültelerden, enstitü, okul ve bilimsel kurumlardan oluşmuş,özerkliği ve tüzel kişiliği olan yüksek bilim, araştırma ve öğretimbirlikleridir) diye tanımlayanlar bulunduğu gibi "üniversiteler, akademikçalışma, bilimleri genişletip derinleştirecek inceleme ve araştırmalar yapangenel kültür ve meslekî bilgiyi hedef tutan kurumlardır" diyenler devardır.
Butanımlamalara göre üniversite; yüksek bilim, araştırma ve öğretim yapan çeşitlibilim kurumları birliğinin, özerklik ve tüzel kişilik yönetimi ile çalışan bilim,araştırma ve öğretim kurumudur.
Üniversiteyüksek bilim ve kültür çalışmaları yanında yüksek öğrenim de verir amma bukoşullardan yoksun olan yüksek öğretim kurumları yüksek okullar adı altındatoplanırlar.
Yüksekokullar ise şöyle tanımlanmaktadır :
(Birtek disiplinde, belli bir alanda meslekî bilgi ve maharet kazandırmak, meslekadamı yetiştirmek amacına yönelen kurumlardır.)
Uygarbütün dünyada ve çok eskidenberi yurdumuzda, üniversiteler yanında yüksekokullara yer verilmiştir.
Anayasa'mız21 inci maddesiyle hiç bir ayırım yapmadan yüksek öğrenime ve öğretimi bir bakolarak herkese tanıdıktan sonra ilk ve ortada olduğu gibi yüksek öğretiminidare biçimini de göstermemiştir.
120nci maddedeki üniversite deyiminin yüksek okulların kapsamadığını kabul edenbirçok bilim adamımız bulunduğu gibi görüşleri sorulan bütün üniversitelerimizde üniversite ve yüksek okul kavramının ayn kavramlar olduğunu belirtmişlerdir.Üniversite ve yüksek özel okul ayrımını belirleyebilmek için bilimsel bakımdanüniversitelerin teori ve tatbikatı bir arada yürüttüklerini, yüksek okullarınise daha çok teknik, tatbikat, meslekî bilgi ve maharet verme yönünden öğrenimyaptıklarını belirtmek gerekir.
Üniversiteler,kendileri tarafından seçilen yetkili öğretim üyelerinden kurulu organları ileyönetilir ve denetlenir. Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçearaştırma ve yayında bulunabilirler ve üniversite birçok bilimsel kurumlarbirliğidir. Buna karşılık yüksek okullar özerkliğe, kamu tüzel kişiliğine sahipbulunmamakta, yönetimi ile denetimi Millî Eğitim Bakanlığına ait olduğu gibiher yüksek okul ayrı disiplin içinde görev yapmaktadırlar.
120nci maddenin kapsamına özel yüksek okulların girip girmediğinin tarihî açıdanincelemek için Anayasa'mızın hazırlanış safhalarına kısaca göz atmak yerindeolacaktır.
TemsilcilerMeclisi Üyelerinden Cemil Sait Barlas "... Halbuki her şeyden önceüniversitenin yaratıcı, araştırıcı olması lâzım. Okul mahiyetinde üniversiteolmaz. Talebeyi araştırmaya alıştırmak, düşündürmek, araştırmaya sevk edecekşekilde teçhiz etmek lâzımdır. Burada devlete, üniversite kurulması hususundadirektif veriyoruz. Hocaların vasıfları hakkında direktif veriyoruz, fakatüniversitenin gayesi hakkında tek kelime yok,"
ÜyeBahri Savcı (...O kadar ki ilmî neşriyat bir sistemi prensibi bir doktrinmevzuunu dilediği gibi ele alabilecektir. Aynı mütalâalar alalade kimselerinimzası altında çıktığı zaman belki Ceza Kanununa göre işleme tabitutulabilecektir ama, ilim adamı tarafından serbestçe teşrihler, tefsirleryapılabilecektir. Mutlak bir hürriyet anlayışı ve anayasa himayesi altındabilim adamı çalışabilecek, üniversitenin dışında hiçbir idarî, siyasî makamveyahut mevzuata bağlı kalmadan ilmî mahiyetteki çalışmalar umumî efkârıaydınlatma mahiyetindeki çalışmalar himaye edilecektir.)
Üyeİsmail Ulutaş; (... Üniversiteler özel kanunla ve hükümet tarafından kurulurdenilmektedir. Hükümetin eline bırakılmıştır. Böylece dondurulmuş, yani özelkimselerin üniversite kurma teşebbüsleri ortadan kaldırılmıştır. Bu yolubüsbütün kapatmamak lâzımdır... Eğer lalettayin bir teşebbüse bu memleketteüniversite açma hakkım verirsek bu da mahzurlu olacaktır.)
ÜyeKaramustafaoğlu; (... İlmî bu memleketin en ücra köşelerine kadar götürmekmecburiyetinde olan bir memleket olduğumuza göre bu işin devlete bırakılması vehususî teşebbüsün bir kenara itilmesi doğru olmuyor arkadaşlar. Hamiyetlibirkaç vatandaşımızın bir araya gelip vakıf tesis etmeleri ve yüksek okul vefakülte açmaları bu hükümle önleniyor demektir. Bu da doğru değildir.)
NedimErgüven; (... Üniversitelerin özel teşebbüs tarafından kurulmasını öngören birönerge veriyorum.)
CevdetDursunoğlu; (... Üniversite sermaye ister, Türkler kuramaz, özel teşebbüs olur.Ecnebiler faydalanır, bu da mahzurludur.)
AnayasaKomisyonu sözcüsü Muammer Aksoy; (Memleketimizde daha çok uzun bir müddet yaninesiller boyunca üniversiteler ancak devlet tarafından kurulacaktır. Üniversitekurmak o kadar pahalı bir şeydir ki fabrika kurmaya dahi benzemez. Milyon vemilyarlar meselesidir. Özel şahısların altında kalkamayacakları bir yüktür.Özel üniversite yolunu açarsak bu bizi hiç istemediğimiz sonuçlara sürükler.)
Biçimindekonuşmuşlardır.
BedrettinTuncel, devlet gözetiminde vakıf niteliğinde özel üniversitelere yer verilmesi,vatandaşlık vazifesini yapabilme imkânının veren ilk tahsilin devlet eliyle veilk tahsilden sonrasının Özel teşebbüs eliyle de yapılabilmesi tezini savunmuşve komisyon sözcüsü,
TuranGüneş; Bu isteğe karşı (Tuncel arkadaşımızın özel üniversite istemesi üzerineözel üniversite üzerinde biraz daha geniş malumat vermek lüzumu hasıl oldu,Türk üniversitesi, bir doktrini olan, muayyen bir görüşü savunan bir üniversitedeğildir. Türk üniversitesi, fikirleri ve üyeleri ile hür bir üniversitedir.Her türlü fikrin beyan edildiği, her tefekküre açık müessesedir... Hür ve millîüniversitenin esasları Anayasa'ya konulmak istenmiştir. Üniversiteler dışgözetim altında değildir. Özel üniversite dış gözetime tabi olacağı için hürsayılamayacaktır. Devlet gözetimi altındaki bir öğretim devletin arzuladığıfikirleri benimseyecektir. Bu da üniversitelikle bağdaşmaz. Bu bakımdan yabancıüniversitelerin kurulmasına mani olmak için teklif ettik bu hükmü) şeklindegörüşlerini açıklamışlardır.
TemsilcilerMeclisi üyeleri ile bu meclisin Anayasa Komisyonu sözcülerinin ifadelerindeyalnız üniversite tartışılmış, onun vasıflan, gerekleri ve devlet eliylekurulması nedenleri üzerinde görüşülmüş ve Karamustafaoğlu'ndan başka hiç birüye yüksek okuldan bahsetmemiştir.
Karamustafaoğluda (Hamiyetli birkaç vatandaşımızın bir araya gelip vakıf tesis etmeleri,yüksek okul ve fakülte açmaları bu hükümle önleniyor demektir) şeklinde bircümle sarfetmiş ve bu cümlede yüksek okulla fakülte bir arada kullanılmaklayüksek okulun üniversitenin bir kurumu olan fakülte ile eş anlamda ele alındığısanısı doğmuştur.
Çünküne Anayasa'nın taslağında ne gerekçesinde ve ne de Temsilciler Meclisindekidiğer konuşmalarda yüksek okuldan bahsedilmemiş ve Karamustafaoğlu da yüksekokul veya fakülte diye bir ayırım yapmamıştır. Cemil Sait Barlas'ın (Her şeydenönce üniversitenin yaratıcı araştırıcı olması lâzım. Okul mahiyetindeüniversite olmaz) sözleri de 120. madde konusunun yalnız üniversiteler olduğunugösterir.
Yukarıdakigörüşmelerin ortaya koyduğu üniversitelerin devlet eliyle kurulması nedeni,sadece Türklere ait sermayenin bu büyük teşebbüsü özel olarak kurmaya imkânvermediği ve bunun için özel teşebbüsle üniversite kurma imkânının yabancılarayarayacağı ve böylece Türkiye'nin üniversitelerle kültür yapma ve yayma yararıaleyhine doğabilecek zararı önlemek amacından ibarettir. Onun dışında birneden, her iki Anayasa komisyonu sözcüsü tarafından ortaya konmamış ve maddeyihazırlayan Anayasa komisyonunun görüşü olarak özel teşebbüsle yüksek okulkurmak isteyenlere karşı olan bir görüş açıklanmamıştır.
Bunlargöstermektedir ki yüksek okullar resmî olsun, özel olsun 120. maddenin kavramıdışındadırlar. Anayasa koyucu, fikir hürriyeti ve araştırma hürriyeti içindeüniversitelerin çalışabilmesini, her fikir ve araştırmaya üniversitelerde yerverilmesini, dışardan bunları etkileyecek bütün baskıların engellenmesinisağlamayı amaç edinmiştir.
Özelyüksek okullar dolayısiyle düşünceleri sorulan Profesör İlhan Onat, DoçentDoktor Gündüz Gökçen, Turan Güneş, Hüseyni Nail Kübalı, Prof. Vakur Varsan,Prof. Bülen Nuri Esen; Üniversite ile yüksek okulun eş anlamda olmadıklarını veüniversitelerin devlet eliyle kurulmasının yüksek okulların üniversitesayılmalarını veya yüksek okulların da devlet eliyle kurulmasınıgerektirmediğini ve üniversitenin bir bilim ve öğretim bütünü teşkil ettiğini,Anayasa'nın 120. maddesinin hazırlık çalışmalarında Anayasa koyucununüniversiteyi yüksek okulları kapsayan bir kavram olarak kabul ettiğini gösterirherhangi bir işaret bulunmadığını ve Anayasa'nın 120. maddesinin üniversiteyiyüksek okuldan ve tekmil diğer eğitim ve yetiştirme kurumlarından ayırmışbulunduğunu, üniversitenin özerklik isteyen bir müessese bulunmasına rağmenyüksek okulun üniversel bir karakter taşımadığını, belli bir bilgi, meslekîbilgi alanına inhisar ettiğini Kurucu Meclisin üniversite ve yüksek okulayrılığını açıkça kabul ettiğini, sosyal ve hürriyetçi olan Anayasa'mızınsosyalist bir anayasa olmaması dolayısiyle üniversite ve özel okul ayırımının,Anayasa'nın bu esprisinin gerektirdiğim yüksek okul özel okulların Anayasa'nın21. maddesi hükümleri içinde aranması lâzım ve öğretim hüriyetinin yüksek özelokulun varlığını sonuç olarak ortaya koyduğunu ve Anayasa hükümlerinin özelyüksek okulların Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna götürmediğini söylemişler veProf. Aldıkaçtı da aynı anlamdaki görüşünü açıklamıştır.
Prof.Muammer Aksoy, Prof. Sungur Tekin, Bahri Savcı ve Mümtaz Soysal ise aksi görüşübenimsemişlerdir.
Anayasa'mızınyukarıdaki hükümlerine ve bu hükümlerin hazırlık çalışmalarına göre üniversiteile yüksek okul birbirinden ayrıdır ve 120. madde ancak yüksek öğretimi değilonun üniversiteler tarafından yapılanının idaresini düzenlemiştir. Çünküöğretim ve eğitimi herkese bir hak olarak tanıyan 21. maddede yüksek öğretimintüm olarak devlet eliyle yapılacağı belirtilmemiş yüksek öğrenime de şamil olanöğretme ve öğrenme hakkını mutlak olarak bırakmıştır. İlk ve orta öğretimleyüksek öğretim kurumlarının hangi yollarla idare edileceğini Anayasadüzenlememiş ise de, yüksek öğretimin üniversite eliyle yapılanınındüzenlenmesini 120. madde ile ele almış ve diğer okul ve okutma kurumlarıdüzenlemeleri, kanunlara bırakılmıştır. 21. maddenin üçüncü fıkrası özelokulların her derecede olanının kanunla düzenleneceğim ayrıca tasrih etmiştir.
Anayasa'nın50. maddesinde (Devlet maddî imkânlardan yoksun başanlı öğrencilerin yükseköğrenim derecelerine kadar çıkmalarını sağlama amacı ile burslar ve başkayollarla gerekli yardımları yapar) hükmünü koyarken yüksek öğretimden(Üniversite) diye bahsetmeyerek (Yüksek öğretim derecelerine kadar) demekleyüksek öğrenimin bir kül olduğu ve üniversite dışında da yüksek öğrenim veöğretim yapılabileceği esasını destekleyen bir ifadeye yer vermiştir.
Yukarıdaaçıklamaya çalıştığımız öğrenim ve öğretim hakkının sınırları ve kayıtlamalarıile 120. maddenin anlamına ilişkin izah, özel yüksek okulların üniversitedışında kaldığını ortaya koymuş ve herkese tanınan bir hak olarak, özel yüksekokulların gerçek ve tüzel kişiler tarafından açılmasına, Anayasa'nın 10.maddesinin son fıkrası, 14. maddenin birinci fıkrası, 21. maddenin tümü, 40.maddenin birinci ve üçüncü fıkraları imkân vermekte bulunmuş ve bu yoldakikuruluşları desteklemekle de devlet ödevlendirilmiştir.
Anayasahazırlık ve hükümlerinin ve bilimsel görüşlerin bu sonucuna rağmen mahkememizaşağıda kısaca arzedeceğimiz gerekçelerle 625 sayılı kanunun özel yüksek okullarailişkin hükümlerini iptal etmiştir.
Yukarıdaçizdiğimiz hukuk tablosu, karşı oyun nedenlerini ortaya koymuşsa da iptalnedenlerinden bir kaçına değinmekte fayda ummaktayız.
l-Mahkememiz, 120. madde ile konulan üniversiteler hususundaki devlet tekelinin,temel nedeninin toplum yapısının kilit yerlerinde görev alacak kişilerinyalnızca bilimsel gerekler içinde yetiştirilmesi gereği olduğu, bu amacısağlamakla görevli yüksek okulların da adları üniversite olmasa dahi bilimsel,gerekler içinde yetiştirme koşullarını sağlaması icap ettiği ve bunun içinöğrencilerini hür, serbest ve bilimsel öğrenim içinde yetiştirmesi gerekenyüksek okulların üniversite sayılmaları gerektiği öne sürülmüş ve hukuk düzenibir kurum için- kural koyarken bu kurumu tanımlamazsa koyduğu kurala o kurumun-toplumsal alanda geçerlikte bulunan tanımını temel tutmuş ve ö kurumun toplumiçindeki görevini yapan bütün kurumları o kurala bağlamak istemiş demek olduğu,Üniversite dersleri okutan ve onlara mahsus diploma veren ve fakat adıüniversite olmayan kurumların da bu tanımın kapsamına girmesi gerektiği,yasaların yalnız üniversite adı altında kurdukları kuruluşları üniversitesaymak ve üniversite görevi yapan başka eğitim ve öğretim kurumlarını yalnızüniversite adı altında kurulmadıkları için üniversite saymaktan kaçınmak ancaksöze ve kurumun kuruluş biçime önem veren bir yorum olacağı, yorumda öze önemvermek lâzımdır biçimindeki yorum kurallarına uygun düşmeyeceği gerekçeleriyleiptale gidilmiştir.
Kararındayandığı yukarıdaki gerekçe, bilimin teorik ve uygulama yönlerini, dününü,bugününü ve geleceğini serbestçe inceleyen ve bu koşullar içinde çalışmasınısağlamak için özerklik, kamu tüzel kişiliği gibi temel koşullara bağlananüniversite ile sadece muayyen bir teknik ve bilim tatbikatının öğretildiğiyüksek okulların aynı paralelde görülmesinden ve aynı anlamda kabulündendoğmaktadır. Anayasa koyucunun belirtilen maksadına ve Anayasa'mız hükümlerineaykırı düşmesi mümkün bir geniş yorum ile her yüksek bilim eğitimi yapan, meslekadamı yetiştiren yüksek okulları, tamamen bilim adamı yetiştiren üniversite ilebir tutmakta Anayasa'ya uygunluk olmadığı yukarıda açıklanmıştı.
Resmîve özel yüksek okullar, mezunlarına yüksek okul diploması verebilir. Bu, hiçbirzaman bu diplomanın üniversite mezunlarına sağladığı hakları bütünü ile teminettiği anlamım taşımaz. Haurio'nun dediği gibi yüksek okul mezunlarının şu veyabu mesleğin şu veya bu derecesine ait hakları sağlayacağını, devlethizmetlerine alınıp alınmayacağını düzenlemek tamamen kolluk ve yürütme işidir.Kişiler, özel okullarda kendi meslek ve işleri için yüksek öğrenimyapabilecekleri gibi özel kuruluşlarda da görev yapabilirler ve uygun görülendevlet işlerinde de.
Yüksekokul mezunlarının hepsinin kararda denildiği gibi toplum yapısının kilityerlerinde görev almaları, bir yüksek öğrenim koşulu bulunmadığı gibi devletinözel okulların eriştikleri seviyeye göre şu veya bu kertede o okullarındiplomalarım da değerlendirmesi mümkündür. Yüksek öğrenim yapan herkesin devlethizmetinin kilit noktalarında görev alacağını düşünmek karma ekonomi vehürriyetçi sosyal devlet düzeni içinde, isabetli bir düşünce olmasa gerek.Resmî iş ve hizmet yerleri kadar özel iş yerleri de vardır. Bu arada yalnızbilgili kişi olmak için okumak ve öğrenmek de mümkün.
Üniversiteöğretiminin tarafsız olmasını istemek çok yerinde olur. Bunun yanında devlet,programım gerçekleştirmek için şu veya bu teknik ve bilim alanında, yeterlikişiler yetiştirmek ihtiyacını duyabilir ve bu meslek adamlarını yetiştirmeyeyarar yüksek okullar açma zorunda kalabilir. Devlet yönetiminin bir gereğidirbu. Tarafsız öğretim yapan özerk ve her olayı bilimsel açıdan ele alanüniversitelerden bu ihtiyacın zamanında karşılanmasını beklemek sakıncalaryaratabilir. Bunun için muayyen programlar içerisinde ve devletin o günküihtiyaçlarına cevap vermek üzere meslek adamlarını yetiştirecek resmî veya özelyüksek okullar açılması devlet için bir ihtiyaç olabilir. Gerek devletihtiyaçları açısından ve gerekse öğrenim hürriyeti açısından resmî veya özelyüksek okullardan vazgeçmeye hukukî imkân yoktur. Ters anlayış, kişi hakkınıolduğu kadar 50. maddenin birinci fıkrası ile devlete verilen Ödevi dekısıtlar. Özel yüksek okulların devlet gözetimi altında çalışması 21/2. maddeicabıdır. Resmî okullar da devlet yönetimi ile gerçekleşir. Devlet ise milletyararına çalışan Anayasal bir organdır. Gözetiminin devlet zararına olamayacağışüphesizdir. Bu nedenle devlet denetimi altında yüksek öğretim yapmakzararlıdır diye bir sonuca ulaşılamaz.
Biröğretim kurumunun belli iktisadî kuruluşların düşünce ve yararlarına görehareket etmeleri ihtimali resmî ve özel her öğretim kurumu için düşünülebilir.Bunun için de devlet gözetimi, üniversitelerde genel ve diğer resmî ve özelokullarda ise ileri derecede öngörülmüştür. Bütün öğretimin millet ve devletyararına işlemesi de böylece sağlanır.
2-Üniversitenin bir bilim dalında öğretimi benimsemiş olması yüksek okullarınaçılmasına engel teşkil ettiğine ve bu alanda yüksek okul açılamayacağınailişkin karar gerekçesinin tartışılması :
Anayasa'mızınbu yolda bir engel tanımadığı yukarıda belirtildi. Yüksek okullarla üniversiteöğretim ve çalışmalarının farkı açıklandı. Yurdun ihtiyaçları daha geniş ölçüdemeslek adamı gerektirirse üniversite dışındaki yüksek okullarda meslek adamıyetiştirilir. Üniversiteler yurt ihtiyacını karşılayabilirse devlet bualanlarda resmî yüksek okul açmaz ve özel yüksek okulları da sınırlar. Bu işAnayasa ve prensip sorunu değil yürütmenin kanunlara dayanarak düzenlemesiişidir. Kaldı ki yüksek okulların üniversitenin el attığı öğretini dalında dahadar programla ve daha kısa zamanda, yetiştirme yoluna da gidebilir. Tabiatiylebu okulların mezunlarına verilen diplomaların değeri, aynı meslek bilimini dahageniş olarak ve daha uzun bir eğitim süresinde veren üniversitelerin verdiğidiplomalardan daha farklı olacağı ve her iki diploma, belirli bir mesleğinkademeli işleri için yetki verecektir. Bütün bu düzenlemeler adalet, hukuk veselim aklın ışığında yapılacaktır. Bu nedenlerle ve 120. maddenin yüksekokulları kapsamı dışında bırakmış olması yönünden üniversitelerin öğretimkonusuna giren bilim ve meslek alanlarında, yüksek okul açılmasına Anayasal birengel yoktur.
3-Devlet ihtiyacını karşılamak üzere çeşitli uzmanlar yetiştirecek yüksek okullaraçılmasını yasalarla veya üniversitelerle yapılacak anlaşmalarlasağlanabileceği gerekçesi var kararda.
Bilimselözerklik, öğretim, araştırma ve yaymada serbestlik prensibi, üniversitelere,bir kanunla veya anlaşma yolu ile şu veya bu fakültenin açılması, şu veya bumeslek adamını yetiştirecek yüksek okullar kurulması yolunda kesin bir sonucagötürecek bir telkinde bulunmaya elvermez. Bu görüşün, 120. madde sarahatına vekararımızın yukarıdaki diğer gerekçelerine uygun düşeceği şüphelidir. Anlaşmaihtimali kadar anlaşamamak ihtimali de vardır. Bir meslek adamı yetiştirilmesiyönünde üniversitelerle anlaşılamazsa memleket ve devlet ihtiyacı için gereklimeslek adamlarının yetiştirilmesi imkânsız bir hale gelir. Bu ise kamuhizmetini aksatır ve yurda zararlı olur.
4-Bir takım alanlarda üniversite eğitimi niteliğinde eğitim yapmayan ve verdiğidiplomalarla üniversite diplomalarına eşit haklar sağlamayan yüksek okullarınaçılabileceği ve Anayasa'nın 21. maddesindeki koşullara uyularak bu tür yüksekokullara izin verilebileceği de gerekçeler arasındadır.
Bugerekçe 625 sayılı Kanunun birinci maddesinin yüksek okullara ait hükmünün tümolarak iptal edilmiş olması esasına aykırı düşer. Çünkü mahkeme kararındabirinci madde mutlak olarak yüksek okullara ait hüküm yönünden iptaledilmiştir. Bu iptal hükmünde üniversite niteliğinde eğitim yapmayan okullarmüstesnadır kaydı bulunmadığı gibi kararın bu kısmında (Üniversite niteliğindetahsil veremeyen özel yüksek okullara ilişkin birinci madde hükmünün iptaline)de denmemiştir. Bu mutlak iptal hükmü karşısında üniversite niteliğinde eğitimyapmayan ve verdiği diplomaları üniversite diplomalarına denk olmayan yüksekokul açabilir sonucunun gerekçede belirtilmesi kararımız için bir eksikliktir.Meslek öğretimi yapan her yüksek okulun Anayasa'ya aykırı olmadığınıntartışılması yukarıda yapılmış ve gerekçeleri de gösterilmiştir.
5-Mahkememiz, yüksek öğretim ve eğitimin Anayasa'nın 120. maddesi ile devlettekeline alınmış bulunması 21. maddeye sadece yüksek öğretim yönündensınırlandırmış bulunduğu için bu sınırlandırmanın 21. maddeye aykırıdüşmeyeceği görüşündedir.
21.madde ile ortaya konan öğretim ve öğretim hak ve hürriyetini yüksek biçimdeolanlarının yalnız devlet eliyle yapılacağı ve özel resmî okullarda bu haklarınyeri olmadığı sonucuna götüren mahkememizin bu kabulü serbestçe öğretim veöğrenim hakkının yüksek öğrenim kısmını kökünden sınırladığı için Anayasa'yauygun düşmemektedir. Çünkü böyle bir anlayış üniversitede gündüz öğretimyapıldığı için çalışmak ve geceleri okumak mevkiinde bulunan öğrencinin hakkıkısıtlanmış olur. Her sene sayılan artan öğrencileri, tamamen içine alamayanüniversiteye girememiş bulunanların yüksek öğrenimi büsbütün ortadan kalkarveya geciktirilerek kısıtlanmış olur. Yine orta tahsilini zayıf okullarda yapanve bu yüzden üniversitelere giriş sınavlarını kazanamayan birçok köy ve ilçelise mezunlarının yüksek öğrenim yapmalarına set çekilmiş bulunur. Bununötesinde herhangi bir nedenle belli üniversiteden daha üstün öğretim yapmasımümkün olan bir özel yüksek okulun öğretiminden öğrenci mahrum bırakılmış olur.Nitekim Amerika, İngiltere ve Almanya gibi devletlerde resmî üniversitelerinüstünde seviye sağlayan özel üniversite kurumları ve yüksek okullar görülmüşbulunmaktadır. Bu nedenlerle 120. maddenin, yüksek öğrenim ve öğretim yönündentüm yüksek okulları kapsar anlamda bir yorumlamaya tabi tutulması 21. maddeninherkese tanıdığı öğrenim ve öğretim hakkını kökünden zedelemiş olur. 10 ve 11.maddelerle beliren Anayasa ruhu böyle bir anlayışa müsait değildir.
6-Devletin yeteneksizliği dolaysıyla ihtiyacı yetecek ölçüde üniversiteaçamamasını özel yüksel okulların kabulüne yer vermeyeceği sorunu :
Mahkememiz,üniversite için zorluk teşkil eden sorunun öğretim üyesi bulunmak olduğunu veoysa ki bugünkü yüksek özel okullarda hocaların çoğunun üniversitelerdekiöğretim üyeleri bulunduğunu ve olsa olsa kaynağın yerinde kullanılmaması gibibir sorun bulunduğunu öne sürmüş ve Anayasa'nın 53. maddesine dayanılamazdemiştir.
Sonsenelerde üniversite sınavına giren 70000 kişi olduğu halde üniversiteler ancak20000 öğrenci alabilmektedir. 50000 öğrenci yüksek öğretim için üniversitelerdışında kalmaktadır. 20000 öğrenciyi her sene içine alan üniversitelerimiz,bütçede bir milyarı aşan bir masrafa mal olmakta, Erzurum Atatürk Üniversitesiile Karadeniz Teknik Üniversitesi, henüz profesör ve doçent kadrolarımdolduramamış bulunmaktadır. Özel Yüksek okullardan bazılarında geçiminigenişletmek için öğretim üyeliği yapan üniversite profesörlerinin açılacak yeniüniversitelerde görev alacakları şüpelidir. Bugünkünün daha iki buçuk mislibina ve kadro ile kurulacak üniversitelerin kuruluş masrafları hariç sadeceyıllık harcamaları için dört milyar liraya ihtiyaç vardır. Kalkınmak ve hersene nüfusu 300000 civarında artan yurtdaşlara iş alanları ve asgarî geçimşartları hazırlamak ödevi ile yükümlü bulunan devletin daha 3 - 4 milyarliralık bir masrafı kabul etmesi, kalkınma ve sosyal tedbirler alma hamleleriniaksatır. Sermaye ayrılsa bile bugünkünün üç misli öğretim kadrosununsağlanabileceği çok şüphelidir. Anayasamız'ın 53. maddesi, yurdumuzun buşartlarını da gözde tutarak (Devlet... sosyal amaçlara ulaşma ödevlerini ancakiktisadî gelişme ile malî kaynaklarının yeterliği ölçüsünde yerine getirir) hükmünükoymuştur. Mecburen bu hükme riayet edilerek yüksek öğrenim çağındaki yurtçocuklarının tümüne yeter biçimde üniversite kurulamaması halinde de önemlisayıdaki yurt çocuklarının yüksek öğrenimden yoksun kalmaları sonucudoğacaktır. Bu nedenlerle Mahkememizin yurt çocuklarına yeter ölçüde üniversiteaçılması sorunu basit nedenler göstererek önemsememesinde de isabetgörülememiştir.
7-Batı demokrasilerindeki özel okullara ait güvencenin Anayasamız'ın 120. maddesikarşısında bir değer taşımadığı hususu da gerekçede yer almıştır. Bu görüşün,yine 120. maddenin kapsamına giren üniversiteye ilişkin hükmü bütün yükseköğrenimi kapsadığı görüşüne, dayanmaktadır.
120.maddenin kapsamı hakkındaki görüşümüz yukarıda belirtilmiştir. Anlayışımızagöre bu madde yüksek okulları kapsamamaktadır. Üniversitelerin devlet tekelinealınmasının nedeni, Türklerin yeter sermaye sağlamasının güç olduğu için temelöğretim yapan üniversitelerin yabancı sermaye eline düşeceği ve bunun de millîkültür namına mahsurlu olduğu hususudur. Anayasamız'a dayanak olmuş Avrupademokrasilerin de resmî veya özel yüksek eğitime yer verilmesi, Amerika,Japonya ve Almanya gibi en zengin demokratik memleketlerin bile üniversitetekelini yaratmamış olmaları, bütün yüksek öğretimi kapsayan bir üniversiteanlayışına gitmemeleri, bizim için bir tarafa itilecek değil önemle gözdetutulacak uygulamalardır.
Mahkememizinverdiği iptal kararının dayanağı, yüksek öğretimin, 120. madde ile üniversitebiçiminde devlet tekelinde olduğu görüşüne da-yanmaktadır. Bu görüşün 120.maddenin tarihi ve lâfzı yorumuna uymayan bir yorumlamaya dayanması nedeniylebu yoldaki yorumun Anayasa hukuku karşısındaki mevkiini tayin etmek gerekiyor :
Anayasa'nın10. maddesine göre öğrenim ve öğretim temel hakkı, ki-siliğe bağlı, dokunulmaz,vazgeçilmez bir haktır. Devlet bu hakkı engelleyen bütün bağları kaldırmakla veinsanların maddî, manevî varlığının gelişmesi için gerekli tedbirleri almaklagörevlendirilmiştir.
11.maddeye dayanılarak temel hak ve hürriyetler kanunlarla sınırlanabilir amma,hiç bir nedenle hak ve hürriyetin özüne dokunulamaz.
Buhükümler kişinin temel hak ve hürriyeti ile devletin bu hak ve hürriyetleridüzenleme ve kamu yararı gibi nedenlerle kayıtlama sınırlarını belirtenhükümlerdir. Temel haklarla devlet ödevini denkleştiren Anayasa felsefesi, bumaddelerde saklıdır. Hak ve hürriyet dengesini bozan yasama tasarrufları kadaryargı yorumu da Anayasa'nın bu hükümlerine ve bunlarla belirtilen Anayasaruhuna aykırı düşer.
Çünkü21. maddenin birinci fıkrası ile herkese tanınan ve okul dereceleri ile bağlıolmayan öğrenim ve öğretim hakkı mutlaktır. Anayasa'nın temel hak vehürriyetleri bölümünde orta ve yüksek öğretim ayrımı yapılmamıştır.
Anayasa'nındevlet (İdare) sini düzenleyen hükümleri içinde (Özel) kuruluşlar arasında yerverilmesi amacı ile yüksek öğretim biçimlerinden birisi olan (üniversite) lerinbulunması madde amacını aşırı ölçüde genişleterek işbu 120. maddenin bütünyüksek öğretimin devlet tekeline verildiği yolunda bir yoruma tabi tutulmasınaimkân vermez. Böyle bir yorum Anayasa'nın 10., 11. maddelerine ve Anayasa ruhunaaykırı düşer. Eğer Anayasa koyucuda yüksek öğretim devlet tarafındanyapılacaktır düşüncesi bulunsaydı bunu Anayasa'nın 21. maddesinin ikincifıkrasında (Eğitim ve öğretim, devletin gözetim ve denetimi altıda serbesttir)yerine (ilk ve orta öğretim, devletin gözetimi ve denetimi altında serbesttir,yüksek öğretim devlet tarafından yapılır) şeklinde bir ibare kullanır ve kişiyetanınan öğretim hakkı alanı yine temel hakkı saptayan maddede açıklanırdı.Böylece yüksek öğretim idarelerinden yalnız birisini düzenleyen 120. madde îletemel hakkın yüksek öğretime ilişkin olanı tamamen kaldırmak gibi Anayasatedvininde hata sayılabilecek bir düzenlemeye gitmezdi. Kaldıki 21. madde ileortaya konan yüksek öğretim hakkının 120. madde ile ortadan kaldırılması, hukukaolduğu kadar mantığa da aykırı olur. Anayasa'nın bir maddesi ile hak tanıma vediğer maddesi ile onu ortadan kaldırmak abes bir işlem sayılır. Bu türden birhareketin devletin hayatına yüzyıllarca düzen kaynağı olacak temel bir kanununtedvininde olacağını düşünmek dahi güçtür.
120.maddenin aşın yorumu ile bütün yüksek öğretimin devlet tekelinde olacağıyolundaki kabul, Anayasamız'ın sözüne ve ruhuna hiç bir nedenle uygun düşmez.10. ve 14. maddeler, devletin sağlaması gereken gelişme orta öğretime münhasırdırdenemez.
Mahkememizkararında özel okullar, kâr amacı ile hareket ettikleri için Anayasa'nın 50.maddesine uygun düşmeyeceği gerekçesine de yer vermiştir. Kararın 5 sayılıbölümünde bu gerekçe şöylece dile getirilmektedir.
"Anayasa'nınöngördüğü devlet ödevlerinden hiçbiri için kullanılmış olmayan (Devletin baştagelen ödevlerindendir) sözleri, bu ödev için Anayasa'da yer almıştır. Öğretimve eğitim devletin en önemli ödevlerinden sayılınca bu konuda devlete yardımcıolarak özel kesimce açılacak ve işletilecek kurumların kazanç amacı güdenkurumlar olmaması zorunlu olarak ortaya çıkar. Devletin başta gelen ve saltiktisadî alan dışında bulunan bir ödevi için yardımcı olmak üzere açılacak veişletilecek bir kurumun zarardan korunmak düşüncesi ile yetinmeyip kazançamacını gütmesi, sosyal devlet ilkesi ile bağdaştırılamaz. Ve böyle bir durumaizin veren hiç bir kural Anayasamız'da yer almış değildir. Gerçekten saltiktisadî nitelikte olmayan kamu işlerinin devletçe ve devlet kaynakları ile vekazanç amacı güdülmeksizin görülmesi Anayasa'nın temel ilkelerindendir."
a)50. maddedeki "devletin başta gelen ödevlerindendir" cümlesi, bumadde ile devlete verilen işin en başta gelen devlet işi olmadığının delilidir.Bir gerçektir ki devletin dış ve iç emniyetinin sağlanması adaletingerçekleştirilmesi, ulusun iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınması gibi devletve millet için hayati önem taşıyan görevleri bulunmaktadır. Mîllet sağlığınıkorumak ve bütün ana hizmetlerin yerine getirilebilmesini gerçekleştirmeye yarayanulaşım ihtiyacını temin etmek de devletin başta gelen işlerindendir.
b)Anayasamızda devlet ve ulus için büyük önem taşıyan işlerin yalnız devleteliyle sağlanacağına ve bu hizmetlerde özel teşebbüsün yer alamayacağına dairbir hüküm yoktur. Buna karşılık Anayasa'mız Millî kalkınma ve kültürelkalkınmada devlet yanında özel teşebbüse de yer vermiştir.
c)Anayasa'nın 40. maddesinin birinci fıkrası, özel teşebbüs kurmayı herkes içinhürriyet ve hak olarak tanımıştır, ikinci fıkrası ile bu hürriyetlerin kamuyararı amacı ile sınırlanabileciğini belirtmiş ve üçüncü fıkrası ile de özelteşebbüsün devlet tarafından güvenlilik ve kararlılık içinde çalışmasınısağlamak ödevini, devlete yüklemiştir.
41.maddenin ikinci fıkrasında (İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratikyollarla gerçekleştirmek ...devletin ödevidir) denmektedir. Kültürelkalkınmanın sağlanması ödevi devlete verilirken bunun yalnız devlet tarafındanyapılacağı sonucuna gidilemeyeceğini, maddenin üçüncü fıkrasının kültürelkalkınmanın, "demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu maksatla millîtasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklereyöneltmek suretiyle yapılacağı koşullarını ortaya koymaktadır. Bu hükümdevletin, millî tasarrufu artıracak ve yatırımları toplum yararınıngerektirdiği önceliklere yöneltecek tedbirleri alması, yurtdaşların da artantasarruflarım kültürel kalkınmada kullanmalarını emredicidir.
ç)Anayasa'mızın 129. maddesi "iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plânabağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir" hükmünü taşır. Millîkalkınmanın yalnız devlet eliyle gerçekleştirileceğine dair Anayasa'mızda birhüküm bulunmamakla beraber 129. maddedeki kalkınmanın da 41. maddenin yukarıyaalınan hükümleri içinde bu kültürel kalkınmanın dahi devlet ve yurtdaşınelbirliğiyle gerçekleştirileceği yolundadır.
5Ekim 1960 tarih ve 91 sayılı Kanun ile 18 Ekim 1962 tarihli' ve 77 sayılı Kanunve Mahkememizin denetiminden geçerek bazı hükümleri iptal edilen 933 sayılıKanun hükümleri de 129. maddenin devlete verdiği iktisadî, sosyal ve kültürelkalkınmanın uygulama biçimlerini göstermekte ve bu kanunlar dahi kalkınmanınher çeşidinde devlet ve yurtdaş birliğini öngörmektedirler.
d)Bunların yanında (bilim ve sanat hürriyeti başlıklı 21 inci maddenin üçüncüfıkrası "özel okulların bağlı olduğu esaslar devlet okullariyle erişilmekistenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir." Demekte ve böylece özelyüksek eğitim ve öğretim sorununu temel hak olarak hiç bir şüphe ve tereddüdemeydan vermeyecek biçimde ortaya koymaktadır.
Anayasa'nınbu hükümleri ortada iken 50 nci madde halkın öğrenim ve öğretim ihtiyaçlarınısağlamayı devlete baş ödev olarak vermiştir esasına dayanılarak bu ödevinsadece devlet tarafından yerine getirilebileceği ve özel okul açanlar kâr amacıgüdeceği için yurtdaşların bu hizmeti yapamayacakları yolunda bir yorumlama,Anayasa'nın sarih hükümlerine aykırı düşer.
e)Hiç şüphe yoktur ki özel sermaye ile kurulan özel okullar eğitim ve öğretimiücretli olarak yapacaktır. Çünkü bu kurumlar, kuruluş yatırımları ve cariharcamaları için büyük sermayeler koymakta ve hizmetler yapamaktadırlar.Sermayenin kârsız olarak kullanılmasına, iktisat bilimi içinde imkân yoktur.Nitekim devlet dahi bazı bilim dallan için ücret almaktadır.
Kâramacı meşrudur. Meşru olmayan kâr, aşın olan kârdır. Anayasa'nın 21 incimaddesinin ikinci fıkrası gereği olarak eğitim ve öğretim, resmî olsun özelolsun devletin gözetim ve denetimi altındadır. Bu hüküm gereği olarak devlet,özel okulların resmî okullar seviyesinde öğretim yapması işini gözetipdeneteceği gibi özel teşebbüsün haksız ve aşın kâr sağlamalarını da bu yollaönlemek vazifesidir. Uygulamalara baktığımız zaman görürüz ki hiçbir özel okul,eğittiği kişilerden istediği gibi ücret alamaz ve istediği bir programıuygulayamaz. Özel okullar bir ücret tarifesine ve bunun uygulanmasını sağlayandenetime tabidirler.
Devletdenetimi yürütme kadar yasama tarafından da yapılabilir. Ve özel okullar resmîdenetim yanında basının ve halkın denetimine de tabidirler. Bu çerçeveiçersinde aşın kâr gerçekleştirilemez. Nitekim sağlık ve ulaşım işlerindekidevlete yardımcı özel kuruluşlar da aynı denetime tabidir ve yaptıkları hizmetiçin istedikleri ücret ve geliri sağlayamazlar.
Herhak ve hürriyetin kötüye kullanılabilmesi gibi özel okulların da iyiçalışmaması ve aşın kâr sağlamağa kalkışması mümkündür. Bunu, devlet gözetim vedenetimi önler. Şurası bir gerçektir ki resmî idare ve özel teşebbüsle görülenkamu hizmetleri, kötüye kullanılabiliyor diye bu hizmetin ifasındanvazgeçilemez ve ancak müeyyideler hükmünü icra eder.
f)Karma iktisat sistemini benimseyen Anayasa'mız özel teşebbüsün kârını hakolarak tanımış ve bu sektörün güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasınısağlamayı 40 inci madde ile devlete görev olarak vermiştir. Kârın gayrimeşruolduğunu düşünerek müteşebbislerin haklarını kısıtlamak veya yok etmekAnayasa'mızın belirtilen sistemine uygun düşmez.
Sosyaldevlet, özel kuruluşların ve özel okulların kâr sağlamasına engel değildir.Buna ancak belirli biçimdeki sosyalist devlet düzeni karşı çıkabilir. Sosyaldevlet, Anayasa'mızın ikinci maddesinde belirtildiği gibi "insan haklarınave başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan millî, demokratik, lâik"hukuk devletidir. İnsan haklarının içinde, özel teşebbüs Biçiminde ve kâr amacıile iktisadî ve kültürel alanlarda devlet düzeninde görev alma haklan davardır.
Bütünbunlar, 50 nci maddenin kararın beşinci bölümünde belirtilen bir yorumlayorumlanmasına, Anayasa hukuku yönünden imkân vermez. Böyle olunca da eğitim veöğretimin, her biçiminin özel okullar açma yolu ile yerine getirilmesinisağlayan 625 sayılı Kanunun birinci maddesinin yüksek okullara ilişkin hükmü,Anayasa'mızın diğer maddelerine olduğu kadar 50 nci maddesine de aykırı düşmez.
Mahkemekararının bu bölümünde "salt iktisadî nitelik taşıyan özelkuruluşlar" ibaresine yer verilmektedir. Bu görüş de yerinde değildir.Milliyetçi bir yurtdaş veya yurtdaşlar grubunun kâr kastını bir tarafabırakarak eğitimin bir kolunda çalışmayı, yurt hizmeti saymaları olanağıbulunduğu gibi sermayesinin asgarî kân ile birlikte eğitime hizmet etmekamacını birleştirerek çalışacak yurtdaş ve yurtdaş gruplarının çıkmayacağımdüşünmek de yerinde bir anlayış olmasa gerek. Yetişmiş yurtdaşlarınyetiştirmeyi de amaç edinerek özel okullarla ereklerine ulaşmayıisteyebilecekleri, çok yerinde bir kabul olur.
g)Mahkememiz kararında "devletin başta gelen ödevinin kazanç ereği güdenözel kuruluşlarla yerine getirilmesi; öğretim ve eğitimin temel hedeflerindensaptırılması, gitgide soyuzlaştırılması sakıncasını doğurur ve böylelikle hemeğitim ve öğretim yolu ile hem bilgili, hem nitelikli yurtdaşlaryetiştirilmesine yönelen Anayasal gerekten iyice uzaklaştırılmış olur"denmektedir.
Yukarıdada belirtildiği gibi; işleyen ve çalışan bir devletin, yurdunu ve ulusunu sevendevlet görevlilerinin her an gözetim ve denetimi altında bulunan kuruluşlarınböyle bir soyuzlaşmaya gitmesi ihtimali düşünülmemelidir. Zararlı olan böylekuruluşları devlet kapatır. Veya sapmalarını önler. Eğer denetimle ilgiligörevliler vazifelerini yapmaz ve kötü niyetli kuruluşlara zemin hazırlarsa bu,kuruluşların, okulların değil devlet görevlilerinin kusurudur. Böyle ihtimalleruygar milletlerin resmî eğitim düzenlerinde de görülebilmekte ve son yıllarınbaşlıca sorununu teşkil etmektedir, istemeyen hareketlere öğretim kurumlarındatanık olunması ise kurumların kapatılmasını değil düzeltilmesini gerektirir.Resmî olsun özel olsun her eğitim kurumunda görülebilecek yolsuzluk ihtimalinigözde tutarak eğitim müesseselerini suçlamak isabetli olmaz. Yolsuzluklarıyapan yöneticidir, kurumların Anayasa ve hukuk düzenindeki varlıkları değil.Kötü çalışan idareciler sorumlu tutulur ve bu idareciler bir özel okulun sahipleriiseler o okul kapatılır. Amma devlet, gözetim kusurundan dolayı Anayasa'davarlığı kabul edilmiş olan özel öğretimi toptan kaldırmaz. Bozuk çalışan resmîokullarda görülebilecek bozuklukların tüm olarak resmî okulların kaldırılmasınasebep sayılamayacağı gibi.
Özelokullarla bilgili ve nitelikli yurtdaş yetiştirilmesi gereği 21 inci maddeninikinci fıkrasındaki devlet gözetimi ile sağlanır. Denetim ve gözetimden uzakidare ve kişiler elindeki okulların resmî olsun, özel olsun bu vasıfta öğrenciyetiştirmemesi mümkün ve bu kusur da kanunlar ve Anayasa ile kendilerineverilen görevin, resmî organların yerine getirmemiş olmasından doğar vehizmetin kusurudur.
h)Kararın dördüncü bölümünün (b) bendinde "...13. madde, özel yüksek okullariçin üniversitelerde yapılan sınavlara ilişkin kurallardan başka bir düzenbenimsemiş olmakla sınav düzeni bakımından dahi üniversitelerle bir tutulmasıgereken özel yüksek okul öğrencilerini haklı bir neden olmaksızın başkakurallara bağlı tutmuş ve böylece Anayasa'nın 12 nci maddesindeki yasa önündeeşitlik ilkesini de kendi açısından zedelemiş bulunmaktadır" denmekte ve625 sayılı Kanunun 13 üncü maddesini bu gerekçe ile de iptal etmişbulunmaktadır.
Özelyüksek okulda yapılan öğretimin resmî yüksek okullarda veya üniversitelerdeyapılan öğretim seviyesinde olması 21 inci madde gereğidir. 13 üncü maddenin,okul öğretim üyesi yanında ayrıca sınavlarda iki yüksek okul veya üniversiteöğretim üyesinin bulunmasını emretmedi, Anayasa'nın seviye birliğinin sağlamahükmüne verdiği önemi gösterir. Bu, devlet ve Anayasa garantisidir. Üniversiteözerkliği içinde çalışan ve yüksek okullarda vazife göre bir öğretim üyesi,kendi müesseselerinde okumuş bir öğrenici sınavında yeterli olabilirse de bunuözel okulda okumuş öğrenci sınavı için yeterli bulmamış ve iki resmî öğretimüyesi ile seviye güvencesinin daha iyi sağlanacağını öngörmüştür. Bu hükümdekamu yaran bulunduğuna kuşku yoktur. Kamu yaran için konmuş bulunan bu hükümle,üniversite ve resmî yüksek okul sınavlarını mukayese ederek eşitliğin ihlâledildiğini değil. Anayasa emrinin daha güvenceli olarak gerçekleştirildiğinidüşünmek gerekir. Kaldı ki 13 üncü madde bütün özel yüksek okullar içindir.Belirli kişilere tanınmış bir üstünlük veya kayıtlama da değildir. Buyönleriyle 13 üncü maddenin Anayasa'nın 12 nci maddesine aykırı olduğu görüşünede katılamamaktayız.
625sayılı Kanunun belirli hükümlerinin, yukarıda açıklamağa çalıştığımızAnayasa'nın ruhuna ve diğer hükümlerine aykırı bir yorumlama ile iptal edilmesinedeniyle kararın karşısındayız.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYAÇIKLAMASI
Mahkemece,625 sayılı ve 8/6/1965 günlü "Özel öğretim kurumlan" kanununun l incimaddesi Anayasa'nın 120. ve 50 nci maddelerinin dayandığı ilkelere, 13 üncümaddesi ise ayrıca Anayasa'nın 12 nci maddesine aykırı görüldüklerindeniptallerine karar verilmiştir.
625sayılı Kanunun l inci maddesinde "Özel öğretim kurumları, TürkiyeCumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk, tüzel kişileri veya özel hukukhükümlerine göre idare edilen tüzel kişiler tarafından açılan her derecedekiokullar, haberleşme ile öğretim yapan yerler, çeşitli kurslar, dershaneler,biçki-dikiş yurtları ve benzeri kurumlar ile yabancılar tarafından açılmışbulunan öğretim kurumlarıdır." denilmektedir.
Mahkeme,iptal kararında özel yüksek okulların Üniversite niteliğinde öğretim yaptığıgörüşünden hareket ederek ve 625 sayılı Kanunun l inci maddesininde nitelikçeÜniversite öğretimi yapan özel yüksek okulların açılamıyacağını gösterenherhangi bir sınırlama bulunmadığından her durumdaki özel yüksek okullaraçılabilmesi ilkesini benimsediğini sebep göstererek bu maddenin Anayasa'nın120 nci maddesine aykırı olduğu ileri sürmüş bulunmaktadır.
Yukarıyaaynen geçirilmiş olan itiraz konusu l inci maddede, özel yüksek okulmezunlarının üniversite mezunlarına verilmiş haklara sahip olacaklarına dairbir kayıt olmadığı gibi Üniversite niteliğinde öğretim kurumu açılmasınısağlıyacak bir hüküm de mevcut bulunmadığı görülmektedir.
Anayasa'nın120 nci maddesi ise sadece (Üniversitelerin Devlet eliyle ve kanunlakurulacağını) bildirmekte ve üniversitelerin niteliklerini göstermektedir. Bumadde de "Yüksek okullar" söz konusu edilmemiştir.
Gerçektende yüksek okullar, üniversiteden ayrı ve mahiyetleri büsbütün başkakurumlardır. Kuruluşları, görevleri, işlemleri ve idare bakımındanüniversitelere benzemezler. Üniversitelerin görevleri özetle ilim yapmak,yaptırmak ve bu gaye ile adam yetiştirmek olan tamamiyla Akademik kurumlardırve yine akademik dereceler sağlıyan diplomalar verirler. Bunun içindir kiAnayasa'nın 120 nci maddesince üniversitelerin (bilimsel ve idarî özerkliğesahip kamu tüzel kişileri) oldukları (kendileri tarafından seçilen yetkiliÖğretim üyelerinden kurulu organlar eliyle yöneltilecekleri vedenetlenecekleri) (organlarının, öğretim üyeleri ve yardımcılarının üniversitedışındaki makamlarca, her ne suretle olursa olsun görevlerindenuzaklaştırılamıyacakları) (öğretim üyeleri ve yardımcılarının serbestçearaştırma ve yayında bulunabilecekleri) (Kuruluş ve işleyişleri, organları vebunların seçimleri, görev ve yetkileri, öğretim ve araştırma görevleriniÜniversite organlarınca denetlenmesinin bu esaslara göre kanunla düzenleneceği)(Siyasî partilere üye olmak yasağının üniversite öğretim üyeleri veyardımcıları hakkında uygulanmıyacağı, ancak bunların partilerin genelmerkezleri dışında yönetim görevi alamıyacakları) hükümlerini koymuştur. Bunakarşı yüksek okullar bu gibi özelliklerin hiç birisine sahip değildirler,Anayâsa'nın 21 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince doğrudan doğruyadevletin gözetim ve denetimi altında bulunurlar. Aynı konuda hem üniversitedeve hem de yüksek okullarda öğretim yapılması aradaki farkı ortadan kaldırmaz.Çünkü aynı konuda başka nitelik ve seviyede öğretim yapmak imkânı vardır. Busebeple de Anayasa'nın 21 inci maddesinin 2 nci fıkrasında kabul olunan "eğitimve öğretim devletin gözetimi ve denetimi altında serbesttir." ilkesine 120nci maddeyle ancak yüksek öğretimin üniversite bölümü için bir istisna konulmuşve bu kurumların Devlet tarafından kurulacağı esası kabul edilmiştir. Buistisnayı bütün yüksek öğretimi kapsıyacak şekilde genişletecek bir yoruma daimkân yoktur. Eğer Anayasa Koyucu, bu istisnayı bütün yüksek öğretime koymakistemiş olsaydı, bunu açıkça ifade edeceği şüphesizdi. Kurucu mecliste yapılanmüzakereler sırasında da Anayasa koyucunun böyle bir kasti bulunduğu açıklanmışdeğildir. Bunun aksine Anayasa üniversiteler hariç, yüksek öğretimin özelöğretime de açık tutulduğunu gösteren hükümler kabul etmiş bulunmaktadır:"Bilim ve sanat hüriyeti" yanbaşlığını taşıyan 21 inci maddesinin 2.fıkrasıyla "eğitim ve öğretimin devletin gözetimi ve denetimi altındaserbesttir. "İlkesini koymuş ve onu takibeden fıkrada da "özelokulların bağlı olduktan esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenenseviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir," demek suretiyle derece kaydıolmadan "Özel okul" açılabileceğini göstermiş ve hatta onlarınerişmelerini gerekli gördüğü seviyeyi de işaret etmiştir. Bu itibarla yukarıyaaynen geçirilemiş olan 625 sayılı Kanunun özel öğretim kurumlarını bildirenitiraz konusu l inci maddesinin Anayasa'nın 120. maddesine aykırı düşen veyüksek özel okullara üniversite niteliği sağlıyan, bu okulları üniversitelerleeşit tutan hiç bir hükmü bulunmadığı açıktır. Bu bakımdan maddenin özel yüksekokullar yönünden iptali için bir sebep bulunmamaktadır.
Diğertaraftan mahkeme, kararında "Anayasa'nın 50 nci maddesinde halkın öğrenimve eğitim ihtiyaçlarını sağlamak devletin en başta gelen ödevlerindendir.Denildiği için bu konuda Devlete yardımcı olarak özel kesim tarafından açılacakve işletilecek kurumların kazanç amacı güden kurumlar olmaması zorunluolduğundan ve bu kurumların kazanç amacı gütmesinin, sosyal devlet ilkesiylebağdaşamıyacağından itiraz konusu kanun maddesinin bir an için Anayasa'nın 120nci maddesine aykırı sayılmasa bile 50 nci maddesine ve devletin sadeceiktisadi nitelik taşıyan işleri dışında kalan alanlarda devlete yardımcıdurumdaki özel kuruluşların kazanç gayesi gütmemeleri gereğine aykırıbulunduğundan bu yüzden iptali gerektiği" kanısına da yer verilmiştir.
Gerçekten,Anayasa'nın "Temel haklar ve Ödevler" kısmını "Sosyal veiktisadî haklar ve ödevler" bölümünde bulunan ve "öğretiminsağlanması" kenar başlığını taşıyan 50 nci maddesinin l inci fıkrasında"halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlamak devletin başta gelenödevlerindendir." denilmiş, fakat 2 nci fıkraya da "ilköğretim, kızve erkek bütün vatandaşlar için mecburidir ve devlet okullarındaparasızdır." hükmü konulmuştur. Öteki fıkralarında ise devletin maddîimkânlardan yoksun başarılı öğrencilere ve durumları sebebiyle özel eğitimeihtiyacı çılanlara yapacağı yardımlardan bahsedilmektedir. Demek ki Anayasa'-yagöre, Devletin başta gelen ödevlerinden olan öğretim ve eğitimi yalnız ilköğretim kısmı devlet okullarında ve parasızdır. Diğer derecelerde ve bu aradayüksek öğretimin paralı olmasına Anayasa bakımından bir engel yoktur. Bundanbaşka 53 üncü madde de devletin "bu bölümde belirtilen iktisadî ve sosyalamaçlara ulaşma Ödevlerini ancak iktisadî gelişme ile malî kaynaklarınınyeterliği ölçüsünde yerine getirildiğini" belirtmektedir. Anayasa'daöğretini ve eğitimin devletin başta gelen ödevlerinden olarak gösterilmişolması ise bu ödevin öncelik taşıyan bir önemde bulunduğuna işaret etmektenibaret olup yoksa bu ödevin mutlak suretle devletçe yapılacağını ve özelteşebbüse bırakılamıyacağı anlamı gelmez. Yukarıda sözü edilen 21 nci maddeböyle bir görüşe yer bırakmamaktadır. Ayrıca, Anayasa'nın 40 inci maddesinde de"herkesin dilediği alanda çalışma hürriyetine sahip olduğu ve özelteşebbüs kurmanın da serbest bulunduğu" ilân edilmiştir. Bu hükümlerkarşısında özel okulların özel teşebbüs tarafından kurulmasının Anayasa'yaaykırı düşeceği düşünülemez. Yine bu konuda özel teşebbüsle kazanç amacıgüdülmesine izin veren hiç bir kural Anayasamız'da yer almış olmadığı ve bununsosyal devlet ilkesiyle bağdaşamıyacağı görüşü de yukarda işaret olunanhükümler dolayısiyle dayanaktan yoksun bulunmaktadır. Kaldıki; özel okullarınsadece kâr sağlamak gayesini elde etmeleri de imkân dahilinde değildir. Çünkübir yandan gelir kaynakları olan öğrenci ücretlerinin devlet tarafından kontrolve tespit olunduğu gibi, diğer yandan yaptıkları eğitim ve öğretim hizmetinegöre bina, eğitim ve öğretim vasıtaları, nitelikli öğretmen kullanmakhususlarda yapacakları zorunlu masrafların yine devlet denetimi ve gözetimialtında sarf olunması icabetmektedir. Buna göre kazanç sağlamakta tam suretteserbest değillerdir. Bu bakımdan da, özel kurumların öğretim ve eğitimi temelhedeflerinden saptıracağı ve gitgide koyu s uzlaştıracağı düşüncesine dekatılmak müşküldür. Sonuç olarak, itiraz konusu 1. maddenin Anayasa'nın 50.maddesi hükümleriyle çelişen ve iptalini gerektiren bir yönü yoktur.
625sayılı Kanunun diğer itiraz konusu olan 13. maddesine gelince; bu madde yükseközel okullarda yapılacak imtihanların esaslarım tespit etmektedir. Buesasların, devlet eliyle kurulan eğitim ve öğretim kurumlarındaki imtihanesaslarında farklı tutulması; özel eğitim ve öğretimin de devletin gözetim vedenetimi altında bulunması, özel okulların bağlı olduktan esasları devletokulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenmesi lâzımgeleceği hakkındaki Anayasa Kaidelerinin uygulanmasını sağlamak amacı gibihaklı bir sebebe da yanmaktadır. Bir takım yurttaşların farklı hükümlere basılıtutulmaları haklı bir sebebe dayanmakta olduğu hallerde ise kanun karşısındaeşitlik ilkesinin çiğnenmiş olmasından söz edilemiyeceği de aşikârdır. Bubakımdan itiraz konusu 13. maddenin Anayasa'nın 12. maddesini zedelediği kabulolunamaz. ,
Busebeplerle 625 sayılı Kanunun itiraz konusu 1. ve 13. maddelerinin iptalineilişkin karara katılmıyorum.
Üye
Celâlettin Kuralmen
KARŞIOYYAZISI
l-a) 8/6/1965 günlü, 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun yüksek öğretimleilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorununu çözmek AnayasaMahkemesinin görevidir. Onun için bu konuda üniversitelerin düşüncelerinialmanın yeri ve gereği yoktur.
b)"Üniversite" ve "yüksek okul" kavranılan ülkemizdekiuygulamalarla da açıklığa kavuşmuş bulunduğundan işin raportörlükçe"bilimsel açı" dan incelenmesi ve bu konuda üniversitelerden açıklamaistenmesi gereksizdir.
c)Mili Eğitim Bakanlığı bu itiraz baş vurmasına kaynaklık eden Danıştay'dakidâvada gereği gibi açıklamalarda bulunmuştur. 22/4/1962 günlü, 44 sayılıKanunun 40. maddesi uyarınca da Devletin yasama, yürütme ve yargı organlariyleidare makamları ve bütün gerçek ve tüzel kişiler ve teşekküller AnayasaMahkemesinin istediği bilgi, evrak ve belgeleri belirtilen süre içinde vermekleödevlidirler, öte yandan "üniversite" ve "yüksek okul"kavranılan üzerinde Millî Eğitim Bakanlığınca yapılacak açıklamanın AnayasaMahkemesinin incelemelerine bir yaran ve etkisi olacağı düşünülemez. Şu durumagöre ("Üniversite" ve "yüksek okul" kavramları ile özelyüksek okul diplomalarının niteliği ve kanunî dayanağı üzerinde sözlüaçıklamada bulunmak üzere Mîllî Eğitim Bakanlığı temsilcisinin çağırılmasına)yer olmamak gerekir.
2-Üniversitelerden düşünce istenmesi, raportöre ek inceleme yaptırılması ve sözlüaçıklamada bulunmak üzere temsilci çağırılması yolunda verilecek bir kararınişi uzatmaktan ve esas hakkındaki karan geciktirmekten başka sonucu olamayacağıortadadır.
3-1969/31 esas sayılı dâvanın ilk inceleme evresinde 18/12/1969 gününde verilenve yukarıdaki görüşlere aykırı düşen karara bu nedenlerle karşıyım.
Üye
Avnî Givda
Yukarıdakikarışoy yazısına, 1. maddesinin (a), bendi yönünden, katılıyorum.
Üye
Ahmet Akar
GEREKÇEYEİLİŞKİN KARŞIOY YAZISI
1-Anayasa'nın 120. maddesinin amaç ve konulusu nedenleri ile yüksek öğretimintoplum hayat bakımından taşıdığı büyük önemi belirten 2 numaralı paragraftakigerekçelere göre, üniversite niteliğindeki yüksek öğretimin tamamiyle Devletintekelinde olması gerekir ve halen üniversitelerin öğretim kapsamında olmayankonularda dahi özel yüksek okul açılamaz. Bu düşüncenin aksini belirtengerekçeye katılmıyorum.
2-Anayasa'nın 50. maddesi gereğince, halkın öğretim ve eğitim ihtiyaçlarınısağlama Devletin başta gelen ödevi olmakla beraber yine Anayasa'nın 21.maddesiyle herkese öğrenme ve Öğretme hakkı tanınmış, eğitim ve öğretiminDevletin gözetimi altında serbest olduğu, Devlet okulları yanında bu okullarlaerişilmek istenen seviyeye uygun olarak özel okulların açılması kabuledilmiştir. Bu nedenle devletin eğitim ve öğretim ödevi, kolluk ve yargı işleriödeviyle kıyaslanamaz. Aksi düşüncenin kabulü halinde, derece farkıgözetmeksizin öğretimin tamamının, ilk ve orta öğretim dahil, Devlet tarafındanyapılması lâzım gelir ki bu takdirde 21. maddenin açık hükmü ihmal edilmişolur. 21. maddenin sözleri hiçbir kuşkuya yer vermeyecek kadar açıktır. Yine21. maddedeki (Herkes) tabiri mutlak olup gerçek kişiler ve; kâr gayesi güdüpgütmediğine bakılmaksızın, tüzel kişiler de özel okullar açabilirler. Buokullar Devletin gözetiminde olduğuna göre Devlet alınacak ücretleri de kontroledebilecektir. 21. madde hükmü yalnız öğretim derecesi yönünden Anayasa'nın120. maddesi hükmü ile kayıtlanmıştır.
Yukarıdaaçıkladığım gibi üniversite niteliğinde yüksek okulları açmak yalnız Devleteait bulunduğu cihetle vakıflar dahi bu nitelikte özel yüksek okul açamaz.Gerekçenin bu kısmına da katılmıyorum.
Üye
Nuri Ülgenalp
KARŞIOYYAZISI
l-625 sayılı Kanunun birinci maddesi bakımından :
A-Bu madde yönünden dâvanın çözümü için maddede geçen her derecedeki okullarsözünün açılmasına cevaz verdiği kabul edilen öğretim kurumlarının niteliğine,sonrada, Anayasa'da bu nitelikte bir öğretim kurumunun açılmasına engel birhüküm bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.
İncelemekonusu maddede : (Özel öğretim kurulları; Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçekkişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre idareedilen özel kişiler tarafından açılan her derecedeki okullar, haberleşme ileöğretim yapan yerler, çeşitli kurslar, dersaneler, biçki - dikiş yurtları vebenzeri kurumlar ile yabancılar tarafından açılmış bulunan öğretimkurumlandır.) hükümleri yer almıştır.
Bumaddede geçen (Her derecedeki okullar) sözü ile özel yüksek okulların dakastedildiği, kanunun diğer hükümlerinden açıkça anlaşılmaktadır.
Anayasa'daözel yüksek okul açılmasına engel bir hükmün bulunmaması bir yana, Anayasalınkonuya ilişkin 21. maddesinde, "eğitim ve öğretim, devletin gözetim vedenetimi altında serbesttir. Özel okulların bağlı olduğu esaslar devletokulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir."denilmek suretiyle, özel yüksek okul açılmasına da cevaz verildiği açıkolduğundan, incelenen hükmün bu muhtevası bakımından Anayasa'ya aykırılığı sözkonusu olamaz.
Karardada, Anayasa'ya göre özel yüksek okul açılmasına, ilke olarak, engel bulunmadığıkabul edildiği halde, inceleme konusu maddenin özel yüksek okullar bakımındanAnayasa'ya aykırılığı sebebiyle, bu yönünün iptaline karar verilmiş ve bu kararverilirken de, dâva konusu hükmü kapsamı bakımından, "625 sayılı Kanunun1. maddesinde nitelikçe üniversite öğretimi yapan özel yüksek okullarınaçılamayacağını gösteren herhangi bir sınırlandırma olmaksızın, her durumdakiözel yüksek okulun açılabilmesi ilkesinin benimsenmiş bulunduğu",gerekçesine dayanılmıştır.
Halbuki;madde metninde üniversite sözü geçmediği gibi, kapsadığı özel öğretimkurumlarının üniversiteler biçim, seviye ve niteliğinde öğretimyapabileceklerine ve bu kurumlardan çıkanların üniversiteden çıkanlar ile eşhaklara sahip sayılacağına dair bir hüküm veya böyle bir maksadın güdüldüğünedelalet eden bir ifade de bulunmamaktadır. Buna karşılık kanunda, açılmasınacevaz verdiği özel yüksek okulların resmî okullarla eş ve denk tutulduğunugösteren hükümlerde vardır. Bu da Anayasanın 21. maddesine uygundur.
Anayasa'nın21. maddesindeki hükümlerin gereği olarak çıkarılmış bulunan 625 sayılı Konundaözel yüksek okullardan söz edilirken her derecede denilmiş olmaklaüniversitelerin de kastedilmiş bulunduğu kabul edilemez. Bu kanun özel öğretimkurumlarının ve bunlar arasında bulunan özel yüksek okulların kuruluş, açılış,işleyiş ve denetim yönlerini düzenlemektedir. Üniversitelerle bir ilgisiyoktur. Ve her derecede sözüne dayanarak üniversite biçiminde ve niteliğinde,bu kanuna tabi, bir özel öğretim kurumu açılamaz. Üniversiteler kendikanunlarına tabidirler. Maddede nitelikçe üniversite öğretimi yapan özel yüksekokulların açılamayacağını gösteren bir hükmün bulunmaması ise, kanunun konusuve amacı bakımından, böyle bir açıklamaya lüzum ve ihtiyaç duyulmadığındadır.Maddede, her derecedeki yüksek öğretim sözü değil, her derecedeki yüksek okulsözü kullanılmış olduğuna göre de hükümde üniversitelerle iltibasa mahal verenbir durum yoktur. Kaldı ki madde üniversiteleri de kapsar şeklinde yorumlandığıtakdirde de, yüksek okul açılabileceği ilke olarak kabul edildiğine göre yüksekokullar bakımından değil üniversiteler bakımından iptaline karar verilmesigerekirdi.
Buradaşu yönün belirtilmesinde de yarar görülmektedir: Üniversite ile yüksek okulsözleri kavram olarak aynı anlama gelmediği gibi vakıa olarak da aynı kurumlardeğildirler. Ayrı sosyal ihtiyaçlardan doğmuş, aynı zamanda fakat ayrı ayrı varolmuş ve yaşamışlardır. Birbirine benzeyen yönlerinin bulunması da bu durumuetkilememiştir. Üniversiteler ile yüksek okullar arasında kuruluş, işleyiş vedenetim, fonksiyon, öğretim seviyesi gibi yönlerden önemli farklar vardır. Bukurumların birbirine benzeyen yönleri ise yüksek okulların da, üniversitelergibi, lise üstü öğretim yapmaları ve üniversitelerin dahi, ilmî inceleme,araştırma ve yayınlarda bulunma, lisans üstü öğretim yapma, akademik rütbe,unvan ve derece verme gibi ayırıcı niteliklerinden olan aslî fonksiyonlarıyanında, yüksek okullar gibi, toplumda duyulan ihtiyacı karşılamak üzere bazımeslek ve sanat alanları veya devlet hizmetleri için tatbikatçıyetiştirebilmeleridir.
Mezunlarınakanunların tanıdığı bazı haklara bakarak üniversite ile yüksek okulu denksaymak doğru olamaz. Kanunlar bazı meslek ve sanat veya hizmet bakımından ortaokul mezunu ile üniversite mezunu arasında fark gözetmeyebilir. Bu çeşithükümler öğretim kurumlarını seviyelerinin ve niteliklerinin denkliğibakımından bir ölçü olarak kabul edilemez. Bazı meslek ve sanatların veya kamugörevlerinin gerektirdiği niteliklerle ilgili olan veya (özel veya resmî) bellibir yüksek okuldan çıkanların haklarını ve yetkilerini gösteren hükümlerdeAnayasa'ya bir aykırılık bulunup bulunmadığı yönü ise ayrı bir konudur. Kaldıki 625 sayılı Kanunda özel yüksek okullardan mezun olanların üniversitemezunlarının haklarına sahip olacaklarına ve bunlara verilecek diplomanınüniversitelerce verilen diplomalara eş olduğuna dair bir hüküm debulunmamaktadır.
Maddedeözel yüksek okulların çalışma konulan belli edilmediğine göre incelenle konusul inci maddenin özel yüksek okulların üniversitelerin çalışma konuları arasındabulunan konularda da öğretim yapmalarına imkân verdiği bu durumun ise o özelyüksek okulun üniversite sayılmasını gerektirdiği görüşünü benimsemek de mümkündeğildir.
Üniversiteile yüksek okul ayrımında konuya tek ve dar bir açıdan bakılır veüniversitelerin çeşitli yönlerden ayırıcı nitelikleri gözönünde tutulmadanyalnız öğretim konusunun benzerliği ölçü olarak kullanılırsa yanlış bir sonucavarılabilir. Aynı konuda muhtelif nitelik, derece ve seviyede öğretimyapılabilir. Belli bir konuda öğretim yapan özel yüksek okulun, üniversite okonuya el atmadıkça yüksek okul ve üniversite el atmış veya sonradan el atarsaüniversite sayılması gerektiği yolundaki görüş, üniversite yüksek okul ayırımıbakımından yerinde olmamakla beraber böyle bir görüş kabul edilirse, bir yüksekokulun öğretim konusunda üniversitenin de öğretim yapmaya sonradan kararvermesi halinde o üniversite konusu ve öğretim yapan okul da üniversitesayılacağına ve Anayasa'nın 120. maddesi ise özel üniversite açılmasına cevazvermediğine göre, o öğretim konusunun ve o konuda öğretim yapan özel teşebbüslerin,üniversitelerin idari bir karan ile devletleştirilmesi durumu veya zorunluğugibi Anayasa ile bağdaşmayan bir sonuç doğar.
Özetlersek: 625 sayılı kanunun l inci maddesinde özel öğretim kurumlan tarif edilmiş bukurumlar arasında her derecedeki okullarda yer almıştır. Kanunun diğerhükümlerinden anlaşılacağı üzere her derecedeki okullar, resmî okullarda olduğugibi, ilk, orta ve yüksek okullardan ibarettir. Kanunlarda ve uygulamadaüniversitelerden ayrı olarak yüksek okullarda vardır. Anayasa koyucu bildiği budurumda bir değişiklik yapmamıştır. Kanunun çeşitli hükümleri ile, denklikyönünden, özel yüksek okullarla üniversiteler arasında değil resmî yüksekokullar arasında bir ilişki kurulmuştur.
Anayasa'nın120. maddesinin hükmü ise gayet açıktır. Üniversitelerle ilgili bir hükümdür.Ve Anayasa'nın 21. maddesindeki eğitim ve öğretimin serbestliği ilkesine biristisna teşkil etmektedir. O halde yorumunda da maddedeki açıklık dışınaçıkmamak gerekir. 120. madde, koyduğu usul ve esaslara uymayan şekilde özelveya resmî üniversite sayılacak nitelikte, yüksek öğretim kurumlarınınaçılmasına engel isede, yüksek öğretimi tüm olarak Devlet tekeline almışbulunmadığı gibi, yukarıda da açıklandığı üzere, 625 sayılı Kanunun 1. maddeside yüksek okulların açılmasına cevaz vermiş olup, üniversite şeklinde veniteliğinde bir öğretim kuruma açılmasına müsait olmadığından, bu hükümde 120.maddeye aykırılık saz konusu değildir.
B-Anayasa'nın 50. maddesine aykırılık yönüne gelince : Anayasa'nın bu maddesinin1. fıkrasında "halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlamak Devletinbaşta gelen ödevlerindendir." denilmektedir. Bu hükümle bu alanda biristeme hakkı tanınmış, Devletede, başka alanlarda olduğu gibi, öğrenim veeğitim alanında da bir ödev yüklenmiş ve (Başta gelen) sözü ile de bu ödevinönemi belirtilmek istenmiştir. Bu fıkrada veya maddenin diğer fıkralarındaDevlete yüklenen bu ödevin, özellikle Anayasa'nın 21. maddesinin serbestbıraktığı öğretimi de kapsamak üzere, bir Devlet tekelini tazammun ettiğine dairbir işaret yok tur. 2. fıkradaki "ilk öğrenim, kız ve erkek bütünvatandaşlar için mecburidir ve Devlet okullarında parasızdır." hükmü iseböyle bir düşüncenin yerinde olmadığını gösteren niteliktedir.
Bellibir kuruluşun tekeline verildiği veya ancak kamu kurumlarınca yapılabileceğiAnayasa'da açıkça belirtilmemiş olunan alanların, ilke olarak özel teşebbüseaçık bulunması Anayasa'nın genel ilkelerinin ve temel haklar ve hürriyetlereilişkin hükümlerin tabiî bir neticesidir, özel teşebbüse açık alanların ve özelteşebbüslerin de, hukukî bir sebebe dayanarak, Anayasa çerçevesi içinde,kanunla devletleştirilmesi mümkün isede buna karar vermek kanun koyucununtaktiri ve yetkisi içinde olan bir husustur.
Anayasa'nıntemel hakları ve hürriyetleri gösteren hükümleri arasında yer alan 21.maddesinde eğitim ve öğretimin Devlet gözetimi ve denetimi altında serbestolduğu açıkça belirtilmiş bulunduğuna göre, 50. madde hükmünün Öğretim alanındabir Devlet tekelini kapsadığı şeklinde yorumlanması mümkün değildir.
Anayasa'nın21. maddesiyle 50. maddesinin hükümlerini birlikte incelemek ve yorumlamak,bunu yaparkende bu hükümlerden bîrinin diğerini gereksiz ve anlamsız bırakmasısonucunu doğuracak şekilde değil her hükmün kendi konusu ve alanı içindeuygulama olanağını sağlayacak bir yorumu tercih etmek gerekir ve ancak böylebir yorum doğru olur. 50. maddenin bir Devlet tekelini koyduğu ve özel öğretimkurumlarının açılmasına cevaz vermediği yolunda yorumlanması halinde 21.maddenin az önce değenilen hükümlerinin hiçbir anlamı kalmıyacağı açıktır.Halbuki özel yüksek okulların açılmasının serbest olduğu ve Anayasa'nınöğretimi Devlet tekeline vermediği yolundaki bir yorum 50. maddeninuygulanmasına ve Devletin bu maddenin yüklediği Ödevi yerine getirmesine birengel teşkil edemiyeceği ve Devletin bu ödevinden kurtulmuş sayılamayacağıaçıktır. Anayasa'nın Devlete ödev yükleyen hükümlerinin, bir açıklık olmadıkça,o alanlarda Anayasal bir Devlet tekelini de kapsadığı ilkesi kabuledilemiyeceği gibi, 50. maddedeki başta gelen sözünün de bu alanda bir tekelikapsadığı yolunda yorumlanması mümkün görülmemektedir.
Özelokul açanların iktisadî kazanç kastı güdüp gütmediği yönünün, özel öğretimkurumlarının açılmasına Anayasal cevaz bulunup bulunmadığı bakımından yapılanbir incelemede, sonucu etkilemesi söz konusu olamaz. Anayasa'nın gerek 50. vegerekse 21. maddesinde böyle bir ayırım yapılmamıştır. Kaldı ki Anayasa'ya göreöğretim Devlet tekelinde ise, niteliği ve amacı ne olursa olsun. Devletkurumlarından sayılmayan özel kişi ve kurumların öğretim yapmalarına müsaadeedilemez.
Anayasa'daüniversitelerden başka öğretim şekli devletleştirilmiş değildir. 21, maddeninserbest bıraktığı eğitim ve öğretimin kayıt ve şartları da aynı maddedegösterilmiş olup 50. madde bu konuda bir sınırlandırmayı ve özellikle birDevlet tekelini kapsamamaktadır.
Özetle: 625 sayılı Kanunun 1. maddesinin üniversite seviye, biçim ve niteliğindekiöğretim kurumlarını da kapsadığı, bir üniversite kurumunun öğretim alanınagiren konularda' yüksek okul açılamıyacağı. iktisadî kazanç sağlama amacı güdenkişi ve kurumlarca özel öğretim yapılamayacağı yolundaki görüşlere katılmakmümkün değildir.
2-625 sayılı Kanunun 13. maddesi bakımından : Bu madde özel yüksek okullardayapılacak sınavlarla ilgili hükümleri ihtiva etmekte ve imtihan haklan veaskerlik durumları bakımından özel yüksek okul öğrencilerine resmi yüksek okulöğrencileri gibi işlem yapılacağını belirtmektedir. Bu hükümlerle kabul edilensınav şeklinin üniversitelerdeki sınav şekline benzememesi Anayasa'nın 12.maddesine aykırı düşen bir durum sayılamaz. Üniversitelerle yüksek okullarfarklı kurumlar olduğu gibi öğretimleri de ayrı seviye ve niteliktebulunduğundan sınavlarının da farklı olması mümkündür.
Bumaddenin özel yüksek okullara cevaz vermiş olmasında da. yukarıda kanunun 1.maddesine ilişkin bölümde açıklanan gerekçelerle, Anayasa'ya bir aykırılıkgörülmemektedir.
Busebeplerle kararın bu maddelere ilişkin l ve 2 sayılı bölümlerine karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
GEREKÇENİNYAZILIŞINA İLİŞKİN KARŞIOY YAZISI
l-Mahkeme kararının (H/3) bölümünün sonuna şu bendin yazılması gerekli iken buyün gözönünde tutulmamıştır :
Anayasa'nın21. maddesiyle 120. maddesinin, karşılaştırılması sırasında, Anayasa'nın 21.maddesinde dahi, üniversitelerin bu 21. madde kapsamının dışında düşünüldüğünügösteren bir durum da saptanmaktadır; 21. maddenin üçüncü fıkrasında özelokulların bağlı olduğu esasların Devlet okullarıyle erişilmek istenilen düzeyeuygun olarak yasa ile düzenlenmesi öngörülmüştür. Demekki yalnızca özelokullarla Devlet okulları arasında düzey denkliği söz konusu edilmiş, bunakarşılık üniversitelerle özel okullar arasında düzey denkliği kuralın kapsamıdışında bırakılmıştır; böylece, Üniversite ereğini güden bir özel okulundüşünülemeyeceği anlatılmıştır.
2-Mahkeme kararının (H/4) bölümünün (a) bendine şu gerekçenin eklenmesi gerekliiken bu yön gözönünde tutulmamıştır:
Devletinbugünkü olanaklarının sınırlılığı dolayısiyle bütün isteklilere üniversiteöğretimi verebilecek kurumlar açamayacağı için özel yüksek okulların her alandazorunlu bulunduğu düşüncesi dahi doğru değildir; üniversite açma konusunda enbüyük zorluk, öğretim üyesi bulmakta kendisini gösterir; oysa bugünkü özelyüksek okullardaki öğretim üyelerinin büyük çoğunluğu, üniversite öğretimüyeleridir. Demek bu kaynak açısından bir yetersizlik yoktur; olsa olsakaynağın gereğince kullanılmaması söz konusudur.
Genelliklemalî kaynak bulunup özel yüksek okullar açıldığına göre üniversitelerin dahahızla geliştirilip özel yüksek okullara gereksinme bırakılmaması, malî kaynakyetersizliğinden değil, üniversite konusuna gereken önceliğin tanınmamışolmasındandır. Kaldı ki Devlet Anayasa çerçevesindeki sosyal ve iktisadîplanlama yoluyla yüksek öğretim isteklilerinin sayısını güzelce denetleyebilir;örneğin büyük sayıdaki öğrencinin, öğrenimin daha erken evresinde meslekokullarına ve teknik okullara kaymasını sağlayabilir.
Sonuç:Yukarıdaki nedenlerle kararın gerekçesinin eksik yazıldığı kanısındayım ve bubakımdan gerekçenin yazılışına karşıyım.
Üye
Recai Seçkin
SayınRecai Seçkin'in, yukarıda yazılı ve gerekçeye ilişkin bulunan karşıoy yazısınatamamen katılıyorum.
Üye
Kani Vrana
KARŞIOYYAZISI
l-Danıştay Dâva Daireleri Kurulunun bu dosyaya konu olan itirazı, Ege ÖzelMimarlık ve Mühendislik Yüksek Okulu tarafından verilen diplomaların iptaliistemi ile açılmış olan bir idarî dâva sırasında mahkememize yapılmışbulunmaktadır.
Busebeple sözlü açıklama bahis konusu olduğunda, herkesten önce, dâva ile birinciderecede ilgili olan söz konusu özel yüksek okulun ve özel okulların tümühakkında açıklama yapabilecek durumda olan (Türkiye Özel Yüksek ÖğretimKurumları Derneği) nin sözlü açıklamaya davet edilmeleri uygun olurdu.
Konuyaen fazla aydınlık getirebilecek durumda olan bu iki ilgili teşekkülün sözlüaçıklamalarının dinlenmesine gerek görülmediğine göre, bilimsel yönleri esasenmalum olan ve yeter derecede incelenmiş bulunan (üniversite) ve (yüksek okul)kavramları üzerine Raportörlükçe başkaca araştırma ve inceleme yapılmasınamahal olmadığı gibi mahkememizce çözümlenmesi gereken bir konu olmasıitibariyle de sözü geçen kanunun Anayasa'ya aykırılığı iddiası hakkındakidüşüncelerinin ne olduğunun üniversitelerden sorulması da uygun değildir.
Öteyandan davacı, Danıştay'daki dâvası münasebetiyle konuya ilişkin görüşleriniorada açıklamış ve bu açıklama dosyamıza da konulmuş bulunduğundan kendisindenbaşkaca sözlü açıklama istenmesine de ihtiyaç yoktur.
Kararınsözlü açıklamalarla ilişkin kısmının belirtilen bölümlerine bu nedenlerlekarşıyım.
2-Kararın gerekçesinde, 625 sayılı Özel öğretim Kurumlan Kanununun özel yüksekokullara ilişkin hükümlerinin Anayasa'nın 50. maddesine de aykırı olduğu ve sözkonusu hükümlerin bu madde açısından da iptali gerektiği öne sürülmektedir.
Anayasa'nın50. maddesinde, halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlamanın Devletinbaşta gelen ödevi olduğu ilkesi konulmakta ve sadece ilk öğretimin bütünvatandaşlar için mecburi ve Devlet okullarında parasız bulunduğubelirtilmektedir.
Anayasa'dakonuya ilişkin hüküm bundan ibaret olsaydı, şüphesiz gerekçede yer alan bukonuya ilişkin çoğunluk düşüncesinden başka bir sonuca varılması mümkünolamazdı.
AncakAnayasa'da bu konuda birde kişinin temel haklan ve ödevleri bölümünde yer alan21. madde vardır. Bu madde ise herkesin serbestçe öğrenme ve öğretme hakkınasahip olduğu, eğitim ve öğretimin, Devletin gözetim ve denetimi altında serbestbulunduğu, özel okulların bağlı olduğu esasların Devlet okulları ile erişilmekistenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenileceği, açık ve seçik birşekilde kabul edilmiş bulunmakta, sadece çağdaş bilim ve eğitim esaslarınaaykırı eğitim ve öğretim yerlerinin açılması yasaklanmaktadır.
Görüldüğügibi Anayasa'nın söz konusu 21. maddesi Devletin değil, münhasıran fertlerineğitim ve öğretim alanındaki haklarını düzenlemekte, ve :
1-Çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı olmamak,
2-Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun bir şekilde ve kanunladüzenlenmek,
3-Devletin gözetim ve denetimi altında bulunmak,
Şartiyleeğitim ve öğretimin serbest olduğu ve bu şartlar içerisinde kalınarak kişilerinözel okul açabilecekleri açıkça gösterilmektedir. Ancak bu konuda Anayasa'nın120. maddesinin koyduğu kayıtlamayı da gözönünde tutmak zorunludur. ZiraAnayasa, 120. maddesiyle üniversite düzeyindeki öğretim kurumlarının, maddedeöngörülen niteliklere sahip olmak şartiyle ancak Devlet eliyle ve kanunlakurulabileceği ilkesini koymak suretiyle 21. maddedeki kişinin eğitim veöğretim hürriyetine bir başka sınırlama getirmiş bulunmaktadır.
Anayasa'nınsöz konusu 21. ve 120. maddelerinin açık hükümleri karşısında, kişinin ticarîamaç taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, sadece maddelerde yer alan kayıtlarauymak şartiyle eğitim ve öğretim yapmakta ve üniversite düzeyinde olmayan özelokullar açmakta serbest olduğunu tartışma konusu yapmak bile mümkün değildir.
Anayasa'nın50. maddesi, yukarıda da açıklandığı gibi, Devletin eğitim ve öğretimalanındaki ödevlerini belirtmekte olup yerine getirilmesi, Anayasa'nın 53.maddesi gereğince iktisadî gelişme ile malî kaynaklarının yeterli ölçüsünebağlanmış bulunan söz konusu Devlet ödevi ile Anayasa'nın 21. maddesinde yeralan ve bu madde ile 120. maddedeki sınırlamalar dışında başkaca herhangi birkayıt ve şarta tabi bulunmayan kişinin eğitim ve öğretim hürriyeti arasında birilişki kurulması mümkün değildir.
Öteyandan, Anayasa, Devletin eğitim ve öğretim alanındaki ödevine ilişkinkuralları, diğer kamu hizmetlerine ilişkin konularda olduğu gibi sadece 50. ve120. maddelerle düzenlemekle yetinmemiş, bu alanda bir de kişiye hürriyetiçinde serbestçe çalışabileceği bir alan ayırmış ve bunu yaparken de "kâramacı güden özel teşebbüs" açısından başkaca bir sınırlama koymamıştır.Aksine 50. maddenin ilk öğrenimin mecburî olduğuna ilişkin ikinci fıkrasında,bu öğrenimin (Devlet okullarında parasız) olduğu belirtilmek suretiyle Devletokulları dışında da paralı öğretim yapan ilk öğretim kurumlan olabileceğine,kapalı (zımnî) ve dolaylı bir şekilde ışık tutulmuştur.
Öteyandan,Anayâsa'nın 50. maddesinin konunun çözümüne dayanak yapılması halinde, maddenintüm olarak ele alınması zorunlu olur :
Sözkonusu 50. madde, öğrenim cinsi ve derecesi bakımından bir ayırım yapmaksızınhalkın tüm öğrenim ve eğitim ihtiyacım sağlamak işini Devlete başta gelen birödev olarak yüklemektedir. Buna göre her sınıf ve derecedeki tüm okullarınDevletçe açılması zorunluluğu, çoğunluk düşüncesinin doğal sonucu olarak kabuledilmelidir. Zira maddede, başta gelen bu Devlet görevine, kâr amacı olmayanözel teşebbüslerin katılabileceği, kâr amacı olanların katılamıyacağı yolundaayırıcı bir işaret görülmediğinden, kararda yapıldığı gibi bu açıdan bir ayırımyapılması da mümkün değildir.
Kaldıki, kararın çoğunluk düşüncesinde benimsendiği gibi bu açıdan bir ayırımyapılarak 50. maddenin sadece "kâr amaçlı özel teşebbüse" eğitim veöğretim alanını kapatmakta olduğu bir an için var sayılırsa bu kuralın tümöğretim alanını kapsamı içine alması gerektiğini ve bu nedenle, de ilk, orta,yüksek diye ikinci bir ayırım yapılmayarak hangi dereceden olursa olsun tümözel okulların, "kâr amaçlı özel kişiler ve teşebbüsler" tarafındanaçılamıyacağı sonucunun çıkarılması zorunlu olur.
Halbukiyukarıda da açıklandığı gibi 50. maddede, bn yolda bir sonuca ulaşmamızısağlıyacak açık veya kapalı herhangi bir İfade veya işaret bulunmadığı gibi,Anayâsa'nın diğer maddelerinde tir, üniversite düzeyindeki yüksek öğrenimeilişkin 120. maddeye benzer bir hüküm bulunmamakta, aksine Anayâsa'nın 21.maddesinde, oradaki kayıtlara uyulmak şârtiyle özel okulların serbest olduğuaçıkça belirtilmektedir. Bunun aksine olan düşünce, Anayasa'nın 21. maddesihükmünü görmezlikten gelmek veya maddeye, yasa koyucunun öngörmediği yeni birhüküm eklemek sonucunu doğurur.
Özetlemekgerekirse 625 sayılı özel öğretim Kurumları Kanununun özel yüksek okullarailişkin hükümlerinde Anayâsa'nın 50. maddesine aykırı bir yön olmadığındaniptal kararının gerekçesinde bu maddeye dayanılmaması gerekir. Aykırılığınsadece Anayâsa'nın 120. maddesi açısından belirtilmesi yeterlidir.
Bunedenle karar gerekçesinin Anayasa'nın 50. maddesine ilişkin bölümüne karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOY YAZISI
l-Yüksek okul ile üniversite arasındaki ilişki, üniversitenin bir yüksek okullarmanzumesi olması, yani bu okulların tek bir idarî ve malî yönetim altındabulunmasından ibarettir (Bakınız : Encyclopaedia Britanica; Üniversity:Community ör Corporation; - Grand Larousse: Grouppe decoles nommees suivant leşpays "Facultes" ou "Colleges" qui donnent l'enseignementsuperieur; - Der Grosse Brockhaus : Die höchste Bildungsstatte und Leitform derwissenschaftlichen Hochschule). Doktrinde olsun, uygulamada olsun bağımsız biryüksek okulun bilimsel yönden üniversitenin herhangi bir fakültesinin verdiğitahsil seviyesinin .altında olduğu ileri sürülmemiştir. Özellikle yüksek okulunmeslek adamı yetiştirdiği, halbuki üniversite fakültesinin akademik tahsilsağladığı konusundaki eleştirmeler de bilimsel dayanaktan yoksundur. Şu haldeüniversite deyince; tek tek yüksek okulların birleşip üniversite adı altındamüşterek yönetime tabi bir kuruluş haline gelmesi hatıra gelmektedir. Böylemüşterek bir kuruluş Anayasa'nın 120. maddesi uyarınca Devlet eliyle meydanagelir ve işletilir. Fakat mücerret bilimsel bir meslek dalı için yüksek tahsiliamaç güden bir yüksek okulun üniversite sayılmasına imkân yoktur. Böyleolmasına ekonomik bakımdan da zorunluk vardır. Çünkü üniversite kurulmasıönemli bir malî yüküm altına girmeye bağlıdır. Halbuki sadece belirli birkonuda yüksek tahsil sağlayan bir okulun açılması bu malî güçlüğü hafifletir.Ayni zamanda memleketin genel öğrenim ve öğretim ihtiyaçları bakımından dabağımsız bir yüksek okulun, üniversite gibi külfetli bir kuruluşa nazaran dahayararlı yönleri olduğu düşünülebilir. Anayasa'nın 41. maddesi bu amacıngerçekleşmesine elverişli bir ilke koymaktadır. Herne kadar uygulamada bazenbir merkezde bulunan üniversitenin, diğer bir ilde kendisine bağlı fakülteleraçtığı görülmektedir. Fakat bu girişimler, daha çok, kurulan fakülteninbulunduğu yerde zamanla yeni bir üniversite açılmasını hedef almakta ve gelecekbir üniversitenin nüvesini teşkil etme gayretleri olarak nitelendirilmektedir.Esasen bu gibi teşebbüslerin, bağımsız bir yüksek okulun kurulmasına engel birhukukî sebep olarak gösterilmesine imkân yoktur. Bağımsız yüksek okulların 1961Anayasa'sından önce ve sonra devlet eliyle kurulduğu bir vakıadır. Devletinkurduğu bir yüksek okulun bir üniversiteye bağlı olması mümkün bulunduğu gibi,bağımsız olması da mümkündür. Gerçekten Anayasa'nın 1.20. maddesi, muhteliffakülteleri ihtiva eden bir üniversite kuruluşunun devlet eliyle olacağınıöngörmüştür. Oysa her bir yüksek tahsil müessesesini üniversite olarak mütalaaetmek 1961 Anayasa'nın hazırlandığı ve halk oyunca kabul edildiği tarihtekiuygulamaya da aykırı düşer. Reaksiyoner bir niteliği olduğu kabul edilenAnayasa'mızın koyucusu böyle düşünse idi, bu tarihteki uygulamaya engel olmakiçin, bağımsız yüksek okul açılamıyacağını hükme bağlardı. Demekki Anayasaüniversite mefhumu dışında yüksek okulların varlığını kabul etmektedir.
Herhangibir üniversiteyi teşkil eden fakültelerden birinin konusu olan yükseköğretimin, artık üniversiteden başka yüksek okul adı altında yapılamıyacağınıdüşünmek mümkün değildir. Devlet tarafından bu gibi yüksek okullar açılsa dahi,bunların, salt üniversite öğretimi sağladığı ilkesinden hareketle, üniversitesayılmasına, yukarıda açıklandığı üzere, üniversite mefhumu elverişli değildir.Çünkü üniversite ile yüksek okul arasındaki fark, bilimsel öğretim yönündedeyil müteaddit yüksek öğretim, kurumlarının birleşik malî ve idarî yönetimindetoplanmaktadır. 120. madde de sözü edilen devlet tekeli, üniversite mefhumuiçme giren büyük kuruluşlar için düşünülmüş olduğu halde, aynı madde de sözüedilen özerklik ilkeleri, bilimsel temele dayanan yüksek öğretim alanıntamamına ilişkin olmak gerektir. Aksi takdirde, bu gün üniversitelere bağlıherhangi bir fakülte, okul veya enstitüde öğrenim konusu yapılmayan, fakatbilimsel esaslara dayalı ve topluma yararlı bir meslek dalı için kurulmuş biryüksek okulun, tarafsız ve çağdaş bir yüksek öğrenim için Anayasa'nın 120.maddesinde öngörülen özerklik ilkelerinden ayrık tutulabileceğini kabul sonucudoğar ki, bu da Anayasa koyucusunun amacını aşan bir davranış olur. Hal böyleolunca, bir üniversiteye bağlı olmayarak yüksek okulların açılmasında Anayasayönünden bir hukukî engel bulunmamaktadır. Kaldı ki bu gibi bağımsız kuruluşlarekonomik yönden ve devletin öğretim politikası ve memleket ihtiyaçlarıbakımından da, Anayasa'nın 50/1 ve 41/2. maddelerinin öngördüğü ilkeleringerçekleşmesine yararlı olmuşlardır.
2-Üniversiteye bağlı bir fakültede olsun veya bir bağımsız yüksek okulda olsun,güdülen amaç, tarafsız ve çağdaş bir öğrenim ve öğretim sağlanmasıdır. Buamacın gerçekleşmesi, kuruluşun idarî ve bilimsel özelliğe sahip olmasilemümkündür. İdarî özerklik kuruluşun kendi kendini idare etmesi, öğretimüyelerinin işe alınmada veya işe son vermede, başka makamların müdahalelerinemaruz bırakılmamasıdır. Bilimsel özerklik ise, öğretim üyelerinin serbestçebilimsel çalışma yapabilmeleri ve öğretimde bulunabilmeleri demektir. Her ikiözerklikten yoksun kalan bîr kuruluş tarafsız ve çağdaş bir öğrenim ve öğretimsağlayamaz. Şu halde yüksek okulların, özel kanunla kurulmuş olsalar dahi, builkelerle bağdaşamıyacak bir nitelik kazanmaları, Anayasa'nın 120. ve 21.maddelerine aykırı olur.
3-Anayasa'nın 21. maddesi özel okul açılabileceğini öngörmüştür. 120. maddesindeise, sadece üniversite kuruluşlarının devlet elile kurulup işletileceğinden sözedilmektedir. Oysa üniversite kuruluşları dışında bağımsız yüksek okullarınvarlığını, yukarıda l ve 2 No.lu bentlerde açıklandığı üzere, kabul etmekzorunludur. Başka bir deyim ile, üniversiteler hakkında devlet tekeli olduğuhalde, yüksek okullar için Anayasa böyle bir tekeli öngörmüş değildir. Halböyle olunca, bağımsız yüksek okulların özel teşebbüs şeklinde kurulmasımümkündür. Ancak böyle kuruluşların, yukarıda 2 No. lu bentde işaret ettiğimizgibi, bilimsel ve idarî özerkliğe sahip olmaları gereklidir. Bu niteliklerdenyoksun olan özel yüksek okulların kurulması Anayasa'ya aykırı düşer. ÇünküAnayasa'nın 21. maddesinde: "Özel okulların bağlı olduğu esaslar, devletokullarile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir"denilmektedir. Devlet yüksek okullarının tabi olacağı esaslar, bilimsel veidarî özerklik ilkeleri çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğine göre, özel yüksekokulların da bu ilkeler dışında düzenlenebileceği düşünülemez. 625 sayılı Kanunsözünü ettiğimiz niteliklerden yoksun özel yüksek okulların kurulmasını damümkün kılacak hükümleri ihtiva etmesi bakımından Anayasa'ya aykırıdır. Birözel yüksek okulun, Anayasa'nın öngördüğü tarafsız ve çağdaş bir öğrenim veöğretim sağlayabilmesi için bilimsel ve idarî özerkliğe sahip olması ve buamacın gerçekleşmesi bakımından da okulu kuran sermaye sahibi gerçek veya tüzelkişinin, okulun her türlü yönetiminden elini çekmesi gereklidir. Bu da kâramacı gütmeyen vakıf kuruluşlar veya kamuya yararlı dernekler yolu ile mümkünolabilir. O halde özel yüksek okula ilişkin kanun hükümlerinde bilimsel veidari özerklik ilkelerine tam bir uygunluk aranmalı, kamuya yararlı derneklerveya vakıf kuruluşlar biçiminde tesis edilmeleri halinde, bu özerklik ileteçhiz edilmelerini sağlayacak kanun hükümleri sevkedilmelidir. Böylekuruluşlara dayanan yüksek okulların, devlet kuruluşlarına nazaran malîbakımdan daha esnek bir özerkliğe sahip olabilecekleri de düşünülebilir.Nitekim kapitalist düzene çok sıkı bağlı devletlerin başında gelen BirleşikAmerika'da dahi özel teşebbüs olarak sadece bu tür öğretim kuruluşlarınamüsaade edilmekte, bunun dışında kâr amacı güden bir öğrenim müessesesiaçılmasına asla müsaade edilmemektedir. Birleşik Amerika Dış MünasebetlerServisinden Türk Eczacılar Birliği Başkanlığına yazılan ve bir örneğidosyamızda bulunan 18 Mart 1964 günlü yazıda bu yön gayet açık bir şekildebelirtilmektedir. Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca demokratik ve sosyal birhukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti için tarafsız ve çağdaş bir öğretiminsağlanabilmesi bakımından özel yüksek, okul sermayedarının, kâr getiren birmüessese sahibi olma niteliğinden uzaklaştırılması zorunludur ve bu zorunlulukAnayasa'nın 21. ve özellikle 50. maddelerinin öngördüğü ilkelere dayanmaktadır.Halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarım sağlamanın devletin başta gelenödevlerinden sayan Anayasa, Özel okullara ancak 53. maddenin elverdiğiyetersizlik hallerinde ve ancak çok istisnaî ve ölçülü bir şekilde yer vermekteolduğu göz önünde tutulursa, bu okulların kâr zihniyetine dayanan kuruluşlarolabileceğini kabul etmiş sayılmasına asla imkân tasavvur edilemez.
Çoğunlukkararının 2, 3 ve 4. bentlerinde yer alan bir kısım gerekçeye yukarıda anılannedenlerle katılmıyorum.
Üye
Şevket Müftügil