ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1969/45
Karar sayısı:1970/21
Karar günü:14/4/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:21.7.1970/13555
İptaldâvasını açan : Birlik Partisi.
İptaldâvasının konusu : 30/4/1969 günlü, 13187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan(T.C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesinin "d" fıkrasındansonra bir "e" fıkrası eklenmesi) hakkındaki 15/4/1969 günlü) 1145sayılı Kanunun Anayasa'nın başlangıç bölümünün dördüncü fıkrasındaki millîmücadele ruhu ve Atatürk devrimlerine bağlılık, 2. maddesindeki "sosyalhukuk devleti" ve 12. maddesindeki eşitlik ilkelerine, 111. maddesine veAnayasa'nın ruhuna aykırı olduğu ileri sürülmüş; yine Anayasa'nın 149. ve 150.maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.
II.YASA METİNLERİ:
l-İptali istenen kanun :
İptalidâva edilen T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesine (d) fıkrasındansonra bir (e) fıkrası eklenmesi hakkında 15/4/ 1969 günlü, 1145 sayılı Kanununmetni şöyledir :
(Maddel- 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinin (d) fıkrasındansonra aşağıda belirtilen (e) fıkrası eklenmiştir;
(e)Hazarda ve fevkalâde hallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında ve iç HizmetKanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunlarıntahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerinçeşitli sebep ve tesirleriyle;
Madde2- 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64 üncü maddesinin a, b, c ve dfıkralarına göre harp malulü statüsünde bulunanların ve şehit yetimlerinin 1485sayılı Kânun uyarınca almakta oldukları inhisar beyiyeleri üçte birleri 1968yılında dağıtılan miktarlar üzerinden saklı tutulur.
Bukanun uyarınca harp malûlü ve şehit yetimi sayılmış bulunanlara 1485 sayılıKanuna göre ödenecek inhisar bey'iyeleri üçte birleri diğerlerinin saklıtutulan hakları dağıtıldıktan sonra artan miktar üzerinden usulüne göre ödenir.
Ancak,birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılındaaldıkları seviyeye ulaştıktan sonra artan miktar Hazineye kalır.
Madde3- 1485 sayılı Kanunun ve değişikliklerini bu kanuna aykırı hükümlerikaldırılmıştır.
Geçicimadde- T. C. Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinin (e) fıkrası hükmü bukanunun yürürlüğe girmesinden evvel aynı sebep ve tesirlerle malul kalan veşehit olanlar hakkında da uygulanır.
Madde4- Bu kanun yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe girer.
Madde5- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.)
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri ;
Davacınıniptal istemine dayanak olarak ileri sürdüğü Anayasa hükümleri aşağıdadır :
Başlangıç/4-"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesinin millî mücadele ruhunun, milletegemenliğinin, Atatürk devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak;)
(Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.)
(Madde12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
Madde111/3- Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlik ile ilgili kararların alınmasındave koordinasyonun sağlanmasında yardımcılık etmek üzere, gerekli temelgörüşleri Bakanlar Kuruluna bildirir.)
III.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyârınca 7/10/1969 gününde, Lûtfi Ömerbaş, FeyzullahUslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu,Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Gîvda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, RecaiSeçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün katılmalariyle yapılanilk incelenle toplantısında dâva konusu kanunun 30/4/1969 gününde yayımlandığı;dâva dilekçesinin Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince 22/7/1965 günündekaleme havale edildiği; 22/4/1962 günlü. 44 sayılı Kanunun 26. maddesine göre,dâvanın bu tarihte açılmış sayılması gerektiği ve süresi içinde olduğu; BirlikPartisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunduğu; partinin,tüzüğünün 24. maddesine göre en yüksek merkez organı olan 33 kişilik GenelYönetim Kurulunun yirmi kişi ile 19/6/1969 gününde yapıldığı toplantıda 1145sayılı Kanunun İptali için Genel Başkanın Anayasa Mahkemesine iptal davasıaçmasına üye tamsayısının salt çoğunluğu ile karar verildiği; Genel Başkanın bukarara dayanarak dâvayı açtığı ve dosyanın eksiği bulunmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 147., 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21., 22., 25. ve 26.maddelerine uygun bulunduğu anlaşılan dâvanın esasının incelenmesine oybirliğiile karar verilmiştir.
IV.ESASIN İNCELENMESİ :
Dâvanınesasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülenkanun, davacının dayandığı Anayasa hükümleri bunlarla ilgili gerekçeler veMeclis görüşme tutanakları; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l-1145 sayılı Kanunun 1. maddesi :
Esashükümleri yayım tarihi olan 17/6/1949 gününü izleyen aybaşından altı ay sonrayürürlüğe giren 8/6/1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanununun "harp malullüğü" başlıklı on sekizinci kısmının başında yeralan ve harp malullüğünü tanımlayarak bunlara ayrıca ödenecek "harpmalullüğü" zammını belirleyen 64. maddesinin 17/6/1949 gününde yayımlanmışilk metninde vazife malulü muvazzaf ve yedek subay, gedikli subay, askerîmemur, gedikli erbaş ve erlerle (Gönüllü erler dahil) orduca vazifelendirilensivil iştirakçilerin ve erlikten dolayı aylık bağlanan tevdiatçıların harpmalulü sayılabilmeleri için malullüklere hangi durumlarda uğramaları gerektiğidört fıkrada ve şöylede saptanmıştır :
a)Harpte fiilen ateş altında;
b)Harpte harp bölgelerindeki harp hareket ve hizmetleri sırasında bu hareket vehizmetlerin sebep ve tesirleriyle;
c)Harpte veya "harbe hazırlık devresinde her nevi düşman silâhlarınıntesirleriyle;
ç)Askerî harekâtı gerektiren iç tedip ve hudut hareketleri sırasında buhareketlerin sebep ve tesirleriyle.
8/3/1954gününde yayımlanan 2/3/1954 günlü, 6306 sayılı Kanunla bu hükümlere aşağıdaki(d) fıkrası eklenmiş ve yeni hükmün l/l/1950 gününden sonraki olaylara dauygulanması bir geçici madde ile sağlanmıştır.
d)Hazarda ve fevkalâde hallerde emir veya vazife ile uçuş yapan uçucularla hangimeslek ve sınıftan olursa olsun emirle vazifeli olarak tayyarede bulunanlardanuçuşun havadaki ve yerdeki sebepleri ile ve yine emir ve vazife ile dalış yapandalgıçlarla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle vazifeli olarakdenizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan denizaltıcılığın veyadalgıçlığın çeşitli sebep ve tesirleriyle.
Görülüyorki 5434 sayılı Kanunun ilk çıkışında harp malullüğü, savaşta ve doğrudandoğruya yahut dolaylı olarak savaş yüzünden, bir de etkileri ve muhataralarısavaşınkilerden ayrılamıyacak bir dereceyi bulan "askerî harekâtıgerektirir iç tedip ve hudut hareketleri sırasında bu hareketlerin neden veetkileriyle" uğranılmış malullüklerle sınırlanmış; daha sonra 6306 sayılıKanun, harp malullüğü kavramanı, uçuşun havadaki ve yerdeki nedenleriyle, denizaltıcılığınveya dalgıçlığın çeşitli neden ve etkileriyle sınırlı olmak üzere hazarda vefevkalâde hallerde uğranılan bir bölüm malullükleri de kapsamına alarak, birazdaha genişletmiştir.
Dâvave inceleme konusu hüküm ise bunlara "Hazarda ve fevkalâde hallerde,talim, tatbikat ve manevra sırasında ve "İç Hizmet Kanununun veYönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiğidiğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep vetesirleriyle" uğranılmış malullükleri de katarak kavrama adeta sınırsızbir kapsam getirmiş bulunmaktadır.
Savaşınmuhataraları ile askerî görev ve hizmetlerin barış zamanı muhataraları nenitelik ne de nicelik bakımından asla birbirlerinin aynı ye dengi olamaz.Askerlik veya 4/1/1961 günlü, 221 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç HizmetKanununun 2. maddesindeki deyimle harp sanatının öğretim ve eğitim yollan olantalim, tatbikat ve manevralarda karşılaşılan muhataralar genellikledikkatsizlik, tedbirsizlik, bilgisizlik, ihmal gibi; çoğu "kaza"kavramı içinde toplanabilecek, kaçınılma olanağı ve oranı yüksek bir takım aksaklıklarınsonucudur.
Dâvave inceleme konusu maddenin harp malullüğü kavramını harp malullüğü ileilişkisi bulunmayan bir niteliğe dönüştürdüğü öteki hükmünün kapsamı içinde,yani "İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğin gerektirdiği askerî görevlerleözel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında"karşılaşılacak muhataralar içinde söylenebilecek olan budur. Burada ayrıca ordupazarları, ordu evleri, dinlenme kampları, askerî taşıtlardan yararlanma gibibir takım sosyal hizmetlere ilişkin askerî görevlerin de İç Hizmet Kanunu veYönetmeliğinde yer aldığına; hela bakımının (Yönetmelik : Madde 219),hayvanlara ilişkin bakım ve hizmetlerin (Yönetmelik : Madde 328 ve sonrası) vebunlara benzer başka işlerin de iç Hizmet Kanununa ve Yönetmeliğine göre askerîgörev niteliği taşıdığına işaret etmek yerinde olacaktır.
Savaştaise her türlü dikkate, tedbire, bilgiye rağmen çok yüksek oranda ölüm vemalullük muhatarası ve bu muhataralardan kaçınılmazlık durumu vardır.
Öteyandan "şehitlik" ve harp malullüğünü de kapsayan "gazi" likbu ülkenin ve milletin geleneğine, göreneğine ve uzun, şerefli tarihine göreancak savaşta kazanılabilen; savaş dışındakilerle paylaşılamayan, manevî değeriçok üstün iki kavramdır. Türk Ulusunun haklı olarak büyük önem verdiği ve saygıbeslediği bu iki kavram ye unvanın genelleştirilmesine, yaygınlaştırılmasınayol açacak tutumların savaş zamanı savaşa katılanların yürek güçleriniolumsuzca etkileyebileceğine burada işaret etmekte yarar vardır.
Davave inceleme konusu hüküm kapsamına girenlerin" rahat bit yaşayışa ve böylebir yaşayışı sağlayacak yardım ve olanaklara hakları olduğu söz götürmez. ZatenAnayasa'ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir ve bu hakkı sağlamakDevletin ödevleri içindedir. (Madde 48) Ancak bu yardım ve olanaklarınsağlanabilmesi için bir bölüm görev malullerine harp malulü niteliğitanınmasına ne sebep ne de gerek vardır. Harp malullerine öteden beri bu ülkedehaklı olarak görev malullerinin en üstün aşamasında yer verilmiştir ve buüstünlüklerin korunması, toplumsal nedenler bir yana, hukukça da zorunludur.
1145sayılı Kanunun harp malulü olmayanların harp malulü sayılmalarını sağlayan 1.maddesi bir bölüm görev malullerini harp malulleri île denek duruma getirmekleharp malulleri aleyhine eşitsizlik yaratmakta ve madde kapsamına girenlerbakımından bir çeşit imtiyaz oluşturmaktadır. Aynı madde askerî görev malulleriile askerî olmıyan, ancak muhtara yönünden bir nitelik taşıyan öteki görevmalulleri arasında ayırım yapılması dolayısiyle de aynı sonuçlan doğurur durumdadır,Anayasa'nın 12. maddesi ilkelerine aykırı olan hükmün iptali gerekir.
FeyzullahUslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş maddenin Anayasaya aykırı olmadığını ilerisürerek bu görüşe katılmamışlardır.
CelâlettinKuralmen, Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün 1145 sayılı Kanunun1. maddesinin yalnız (İç Hizmet Kanunun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerîgörevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkinhükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalini bu hükme hasredilmesi gerektiğigörüşünü değişik gerekçe ile savunmaklardır.
2-1145 sayılı Kanunun 2. maddesi :
a)2. maddenin birinci fıkrası :
Bufıkra 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 64. maddesinina, b, c ve d fıkralarına göre harp malulü statüsünde bulunanların ve şehityetimlerinin 30/5/1929 günlü, 1485 sayılı İnhisar Bey'iyeleri Üçte - BirlerininHarp Mamullerine ve Şehit Yetimlerine Tahsis ve Tevziine Dair Kanun uyarıncaalmakta oldukları tekel bey'iyeleri üçtebirlerini 1968 yılında dağıtılanmiktarlar üzerinden dondurmaktadır. 1145 sayılı kanun, 1969 yılın Nisan ayındaçıkmış ve 1968 yılı miktarlarını saklı tutmuş bulunduğuna göre hüküm Anayasailkeleriyle çelişir nitelikte görülmemiştir. Davanın bu hükme yönelen bölümününreddi gerekir.
b)2. maddenin ikinci fıkrası :
Bufıkra Anayasa'ya aykırı olduğu için iptali öngörülen 1. meddenin harp malulü veşehit yetimi saydığı kimselerin 1485 sayılı Kanundan nasıl yaralanacaklarınıdüzenlemektedir. 1485 sayılı Kanun inhisar bey'iyeleri üçtebirlerinin harpmalulleri ve şehit yetimlerine tahsis ve tevziini sağlayan yasadır. Hazarda ve fevkâledehallerde talini, tatbikat ve manevra sırasında ve İç Hizmet Kanunu veYönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiğidiğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep vetesirleriyle" malul olanlar 1145 sayılı Kanununun 1. maddesiyle harpmalulü sayıldıkları içindir ki hükmün tabiî sonucu olarak bunların harpmalullerine ve şehit yetimlerine özgü bir kanundan yararlanmalarını sağlayacakbir hükme inceleme konusu ikinci fıkra içinde yer verilmiştir. Bir başkadeyimle bu fıkra, 1. madde kapsamına giren ve kaynağını,o maddeden alan birödemeyi düzenlemekledir. 1. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali öngörüldüğünegöre bu sonuç karşısında artık harp malulü ve şehit yetimi sayılamıyacakların harpmalullerine ve şehit yetimlerine özgü bir kanundan yararlanmaları söz konusuolamaz ve harp malulü niteliğinde oldukları kabul edilemeyen kimselerin harpmalulleri ile bir tutularak onlara özgü haklarından yararlandırılmalarıAnayasa'ya aykırı düşer. Bu nedenlerle ikinci hükmünün iptal edilmesigereklidir.
FeyzullahUslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbunve Muhittin Gürün iptal görüşüne katılmakla birlikte gerekçeye muhalifkalmışlardır.
c)2. maddenin üçüncü fıkrası :
Yukarıdab bendinde açıklanan nedenlerle ve varılan sonuca göre; Anayasa'ya aykırılığıve iptali öngörülen 1. madde ve 2. maddenin ikinci fıkrası kapsamına girenÖdemelere ilişkin olan bu fıkradaki (Birinci madde hükmüne girenlere dağıtılanmiktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra) hükmüde tabiatiyle Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptali gerekir.
FeyzullahUslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Tay-lan, İhsan Ecemiş, HalitZarbun ve Muhittin Gürün iptal görüşüne katılmakla birlikte gerekçeye muhalifkalmışlardır.
3-1145 sayılı Kanunun 3. maddesi :
Bumadde, 1485 sayılı Kanunun ve değişikliklerinin 1145 sayılı Kanuna aykırıhükümlerini kaldırmaktadır. Maddenin, niteliğine göre, Anayasa'ya aykırı yönüyoktur ve zaten kanunun yürürlüğe girdiği 30/4/1969 gününde hukukî etkisinigöstermiş ve tamamlamıştır. Davanın bu maddeye yönelen bölümünün reddi gerekir.
4-1145 sayılı Kanunun geçici maddesi :
Bumadde, 5434 sayılı Kanunun 64. maddesinin (e) fıkrası yani 1145 sayılı KanununAnayasa'ya aykırılığı ve iptali öngörülen 1. maddesi ^hükmünün 1145 sayılıKanunun yürürlüğe girmesinden önce aynı neden ve etkilerle malul kalan ve şehitolanlar hakkında da uygulanmasını sağlamaktadır. 1145 sayılı Kanunun 1. maddesiile aynı niteliktedir ve aynı nedenlerle Anayasa'ya aykırı olduğu için iptaligerekir.
FeyzullahUslu, Fazıl Uluocak ve İhsan Ecemiş geçici maddenin Anayasa'ya aykırıolmadığını ileri sürerek bu görüşe katılmamışlardır.
CelâlettinKuralmen. Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün, geçici maddeninyalnız gönderme yaptığı 5434 sayılı Kanunun 64. maddesine 1145 sayılı Kanunun1. maddesiyle eklenen (e) fıkrasındaki (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğiningerektirdiği askeri görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerinifası) na ilişkin hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalin bu hükmehasredilmesi gerektiği görüşünü savunmuşlardır.
5-1145 sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri :
1145sayılı Kanunun 4. maddesi kanunun yürürlük gününü düzenlemekte; 5. maddesi iseyürütme görevlisini açıklamaktadır. Bu hükümlerin Anayasa'ya aykırı yönleriolmadığı ortadadır. 1145 sayılı Kanunun tümü iptal edilmediğine göre her ikimadde de uygulama olanağını korumakta bulunduğu için 44 sayılı Kanunun 28.maddesinin ikinci fıkrasına uyulması da söz konusu olamaz.
V- SO N U Ç :
15/4/1969günlü, 145 sayılı Kanunun :
1-1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Feyzul-lah Uslu, Fazıl Uluocakve İhsan Ecemiş'in maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve Celâletün Kuralmen, MuhuttinTaylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün 1. maddenin yalnız (İç HizmetKanununun ve Yönetmenliğin gerektirdiği askerî görevlerle, özel kanunlarıntahmil ettiği diğer görevlerin ifası) na ilişkin hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğu ve iptalin bu hükme hasredilmesi gerektiği yolundaki karşı oylariyle veoyçokluğu ile;
2-2. maddesinin :
a)Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve davanın bu hükme yönelenbölümünün reddine oybirliği ile;
b)İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptalde oybirliğiile; gerekçede Feyzullah Uslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan,İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün karşı oyları ile ve oyçokluğuile;
c)Üçüncü fıkrasında yer alan (Birinci madde hükmüne girenlere dağıtılan miktarlardiğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeye ulaştıktan sonra) hükmününAnayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline, iptalde oybirliği ile, gerekçede FeyzullahUslu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Halit Zarbunve Muhittin Gürün'ün karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
3-3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve davanın bu maddeye yönelenbölümünün reddine oybirliği ile;
4-Geçici maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Feyzullah Uslu, Fazıl Uluocakve İhsan Ecemiş'in maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve Celâlettin Kuralmen,Muhittin Taylan, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ün geçici maddenin yalnızgöndermede bulunduğu 5434 sayılı Kanunun 64. maddesine 1145 sayılı Kanunun 1.maddesiyle eklenen e fıkrasındaki (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğiningerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerinifası) na ilişkin hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptalin bu hükmehasredilmesi gerektiği yolundaki karşı oyları ile ve oyçokluğu ile;
14/4/1970gününde Anayasa'nın 147., 149., 150, ve 152. maddeleri uyarınca karar verildi.
Başkanvekili
Lütfü Ömerbaş
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
A. Şeref Boyacıoğlu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
l-Dâva konusu 1145 sayılı Kanunun l inci maddesinin, 5434 sayılı T. C. EmekliSandığı Kanununun harp malûllerine ilişkin 64. maddesine (hazarda ve fevkalâdehallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında ve içhizmet Kanununun veYönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiğidiğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep ve tesirlerile)uğranılan malûllükleri de katan hükmü; kısaca, bu hükümle bir kısım vazifemalûlleri de harp malûlü sayılmak ve onlarla denk duruma getirilmek suretiyle,üstün durumlarının korunması gereken harp malûlleri aleyhine bir eşitsizlikyaratıldığı gibi askerî görev malulleri ile öteki görev malulleri arasındaayırım yapıldığı için, Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyleiptal edilmiştir.
Halbukiiptal edilen hüküm bir sosyal yardım hükmünden ibaret olup, harp malullüğü,gazilik veya şehitlik gibi durumların manevî değerlerine ilişen bir yönüolmadığı gibi harb malûllerinin maddî haklarına dokunan bir hüküm de değildir,Harbi, sulhu, hazarı seferi, askerî görev malullüklerini ve çeşitlerini vebunların maddî ve manevî haklarım Anayasa tarif ve tespit etmiş olmadığından buyönlere ilişkin bir düzenlemede Anayasa'ya aykırılık söz konusu olamaz. Askerîhizmet hazan ve seferi ile birlikte bir kül teşkil eder. Çağımızda, çoğu zaman,harp ve sefer halini sulh ve hazar halinden kesin olarak ayırmak imkânı dakalmamıştır, iptal gerekçesinde de, dâva konusu hükmün kapsamına girenlerindahi rahat bir yaşayışa ve bunu sağlayacak yardım ve imkânlara haklarınınolduğu, Anayasa'ya göre herkes sosyal güvenlik hakkına sahip bulunduğu ve buhakları sağlamak Devletin görevi olduğu açıkça belirtilmiştir ki bu hüküm deişte bu yönü, Devletin imkânın müsaadesine binaen, daha uygun bir ölçüdegerçekleştirmek amacını gütmektedir ve harp malullerinin haklarına dokunan biryönü yoktur. Kaldı ki aynı kanunun 2. maddesindeki (bu kanun uyarınca harpmalulü ve şehit yetimi sayılmış bulunanlara, 1485 sayılı Kanuna göre ödenecekinhisar beyiyeleri üçtebirleri diğerlerinin saklı tutulan haklan dağıtılıktan sonraartan miktar üzerinden usulüne göre ödenir) hükmüne göre harp malullerine bukanunla harp malulü sayılmış olanlara nazaran, bir öncelik ve üstünlük detanınmış bulunmaktadır. Bu hakların ayrı veya aynı kanunla düzenlenmiş olmasıda bir Anayasa konusu olamaz. İptal kararında ileri sürülen, dava konusuhükümle, askerî görev malulleri ile öteki görev malulleri arasında Anayasa'nın12. maddesine aykırı düşen bir ayırım yapıldığı yolundaki gerekçeye gelince :Bu konuda şu yönü hemen belirtmek gerekir ki iptal edilen hüküm askerî görevmalullerine ilişkin olup bunların dışında kalanlara dokunan bir yönü yoktur.Kanun koyucu askerî olmayan görev malullerinin durumuna bu hükümle ele alınmışdeğildir ve sivil görev malulleri ile askerî görev malullerinin durumlarınınbirlikte düzenlenmemiş olmasında da Anayasa'ya bir aykırılık düşünülemez. Kaldıki askerî hizmet ve görevlerin şartları ile öteki hizmet ve görevlerininşartlan arasında fark bulunduğu da inkâr edilemez. İnceleme konusu hükmündesayılan ve askerî hizmetin gereği olan geniş ve çeşitli görevler içinden enönemsiz ve basitini ele alarak salim ve adil bir sonuca varmak mümkün olamaz.Bu görevlerin çoğu yalnız askerî nitelikte olduğu gibi hazarda dahi harphalinde farklı değildir. Hizmet ve görevlerin niteliği yanında bunların yerinegetiriliş koşullarını ve askeri disiplinin önemini de gözönünde tutmak gerekir.Askerî görevlerin muhataraları ve bunlardan korunma imkânları başka görevlerleeşit tutulamaz. Askerî görev yapan kişi kendini muhataraya maruz bırakıpbırakmamakta ve korunmakta, başka görevlerdeki ölçüde bir idare ve harek serbestisinesahip olduğu kabul edilemez. Bu sebeplerle de askerî görev malûllerinindurumunun öteki görev malullerinden ayrı ve bir ölçüde de farklı olarakdüzenlenmiş olması Anayasa'ya aykırı düşmez.
2-Dava konusu kanunun 2. maddesinin ikinci fıkrası kanunun 1. maddesile harpmalulü ve şehit yetimi sayılmış olanlara 1485 sayılı Kanuna göre ödenecekinhisar bey'iyelerinin ödeme şeklini düzenleyen bir hükümdür. 1. madde iptaledilmiş bulunduğuna göre artık bu fıkraya dayanarak bir ödeme yapılması sözkonusu olmıyacağından, fıkranın Anayasa'ya aykırı bir ödemeyi öngördüğü ve busebeple de Anayasa'ya aykırı bulunduğu ileri sürülerek değil, uygulama olanağıkalmadığından dolayı 44 sayılı kanunun 28. maddesine göre iptali gerekir.
3-Dava konusu kanunun 2. maddesinin üçüncü fıkrasındaki (birinci madde hükmünegirenlere dağıtılan miktarlar diğerlerinin 1968 yılında aldıkları seviyeyeulaştıktan sonra) hükmü de, 1. maddenin iptali sebebiyle .artık böyle bir ödemeyapılamıyacağına göre, uygulama olanağı kalmadığından dolayı 44 sayılı Kanunun28. maddesine göre iptali gerekir.
4-Kanunun 1. maddesi hükmünün, kanun yürürlüğe girmezden önce, aynı sebep vetesirlerle malul kalan ve şehit olanlara da uygulanmasını sağlamak üzerekonulmuş bulunan geçici madde dahi, 1. madde ile aynı nitelikte bulunduğundan,yukarıda 1. madde için ileri sürülen düşüncelerle, Anayasa'ya aykırıgörülmemektedir.
Busebeplerle kararın bu yönlere ilişkin bölümlerine karşıyız.
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
İhsan Ecemiş
KARŞIOYYAZISI
Konu,15/4/1969 günlü ve 1145 sayılı Kanun hükümlerinin Anayasa'ya uygun olupolmadığının çözümlenmesinden ibaret bulunduğuna göre incelemenin konuya ilişkinAnayasa kuralları içerisinde yapılmasında zorunluk vardır.
Durumlarıkanunun 1. maddesinde söz konusu edilenlerin, yukarıki kararda açıklandığı gibiharp malulü olmadıkları, gerek maddî, gerekse hukukî yönden "görevmalulü," bulundukları meydandadır ve devletin diğer görev malulleri ileaynı kategori içinde yer aldıklarında da en ufak bir kuşku yoktur.
Bukanunla. yapılan şey, 1. maddesinde sayılan ve şimdiye kadar "görevmalulü" olarak hukuki işlem gören ve emeklilik mevzuatında da busıfatlarına göre malî haklar tanınmış bulunanları, devletin, tüm görevmalulleri grubu içerisinden ayırarak, o zamana kadar sadece harp malullerinetanınmış bulunan yüksek seviyedeki malî haklardan faydalanmalarının sağlanmışolmasıdır.
Şuhalde incelemenin görev malulleri arasındaki bu ayırımın haklı bir nedenedayanıp dayanmadığı ve dolayısiyle Anayasa'nın eşitlik ve sosyal adaletilkelerine uygun bulunup bulunmadığı yönüne yöneltilmesi gerekmektedir.
Meseleyiböylece ortaya koyduktan sonra kanunun metnine dönelim ;
l-1145 sayılı Kanunun 1. maddesiyle; görev malulü oldukları halde bu zümredenayrılarak harp malullerine tanınmış malî haklardan faydalandırılmaları kabuledilenlerin, durumları itibarile iki ayrı gurup teşkil ettikleri görülmektedir.
A-Hazarda ve fevkalâde hallerde talim, tatbikat ve manevra sırasında malulbulunanlar,
B-İç Hizmet Kanununun ve yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özelkanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev vehizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle malul bulunanlar.
Görüldüğügibi bunlardan A gurubunu teşkil edenlerin maluliyetleri, gerçek muharebesırasında olmamakla beraber ona az çok benzeyen şartlar içinde meydana gelir.Resmen ilân edilmemiş olduğu halde harp şartları içinde ceryan etmiş bulunanaskerî hareketlerin mevcudiyeti bilinen bir gerçektir. Talim ve manevralar ise,orduyu harbe hazırlayan hareketler olduklarına göre bunların da harp şartlarınayaklaşan bir ortam içinde cereyan ettiklerinde tereddüt edilemez.
Şuhalde talim, tatbikat ve manevra sırasında malul düşmüş olanların,maluliyetlerini meydana getiren şartlar bakımından, diğer görev malullerindenayrı bir malî statüden faydalandırılmalarında haklı bir neden bulunduğu kabuledilebilir ve böyle bir ayrımda Anayasa'nın 10. ve 12. maddelerinde yer alansosyal adalet ve eşitlik ilkelerine aykırılık da öne sürülemez.
Budurumda olanları harp malulelerine benzeterek onlara tanınmış malî haklarınaynen bunlara tanınmasında da Anayasa'ya aykırılık söz konusu edilemez. Herne kadarbunlar gerçek harp malulü, yetimleri de şehit yetimi değillerdir. Ancak 1145sayılı Kanun da bunları "Harp malulü" ve "şehit yetimi"yapmamış, sadece ve itibarî olarak harp malullerine ve şehit yetimlerinebenzeterek onlara tanıdığı malî haklan bunlara da tanımıştır. Esasen yukarıdaaçıklandığı gibi bunların maluliyetleri de harp malullerininkine benzeyenşartlar içerisinde meydana gelmiş olduğundan bu benzetmede haksızlık olduğu daöne sürülemez.
Busebeplerle 1145 sayılı Kanunun 1. maddesinin, talim, tatbikat ve manevrasırasında malul olanlara ilişkin hükümlerinde Anayasa'ya aykırılıkbulunmadığından kararın sonuç kısmının konuya ilişkin bulunan 1. bendinekatılmıyoruz.
Durumlarıyukarıda B fıkrasında belirtilmiş olanlara gelince :
Yukarıdakikarada açıklandığı üzere, bunların, Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında görevalmış, olmaktan başka, diğer Devlet görevlilerinden farklı hiç bir nitelikleriyoktur ve maluliyetlerinin, Devletin diğer malullerinin düçar olduklarışartlardan farklı şartlar içinde meydana geldiği de öne sürülemez. Hattaemniyet ve asayiş hizmetlerinde, sağlık hizmetlerinde, demiryollarında veDevlet fabrikalarında ve daha çoğaltılabilecek diğer Devlet hizmetlerindeçalışan pek çok görevlilerin bunlara nazaran daha ağır şartlar ve kazatehlikeleri içinde oldukları haklı olarak savunulabilir.
Budurumda sadece Millî Savunma kadrolarında ve silâhlı kuvvetlerde görevyapanları, Devletin öteki görevlilerinden ayırarak onlara nazaran çok yükseksayılabilecek seviyelerde malî haklar tanınmasının sosyal adalet ve eşitlikilkeleriyle bağdaştırılması mümkün değildir.
Bu bakımdan1145 sayılı Kanunun linçi maddesinde yer alan (İç Hizmet Kanununun veYönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerle özel kanunların tahmil ettiğidiğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev ve hizmetlerin çeşitli sebep vetesirleriyle.) kalınan maluliyete ilişkin hükmün, çoğunluk düşüncesinde önesürülen sebeplerle değil, yukarıda açıklanan nedenlerle iptal olunmasıgerektiği kanısındayız.
2-Kanunun 2. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında, kanunun l inci maddesiyleharp malulü sayılmış olanlara ilişkin hükümler yer almaktadır.
Mahkememizyukarıki karariyle l inci maddeyi tüm olarak iptal etmiş bulunduğuna göre artıkortada "bu kanuna göre harp malulü sayılmış" istihkak sahibikalmadığından söz konusu 2 nci maddenin bunlara yapılacak ödemeyi belirtenikinci fıkrasiyle üçüncü fıkrasının bunlara ilişkin hükmünün uygulama yerikalmamış bulunmaktadır.
Bunagöre söz konusu hükümlerin 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesi gereğinceiptallerine karar verilmesi gerekir.
Gerçi44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası hükmünün, müracaatın birkanunun belirli madde veya hükümleri hakkında yapılmış olup ta iptal~karansonucunda müracaatın kapsamı dışındaki diğer madde veya hükümlerin"uygulanamama" durumuna düşmesi halinde tatbik yeri olabileceğidüşüncesi öne sürülebilir. Ancak söz konusu 28. . madde,"uygulanamaz" duruma düşmeleri halinde müracaat dışı hükümleri bilekarar kapsamı içine alarak ve ayrıca Anaysa'ya aykırılık gerekçesigöstermeksizin, sadece "uygulanamayacak" durumda olmanın tespitile iptalkaran vermeğe Anayasa Mahkemesini yetkili kılmış iken, esasen müracaat içindeolan madde veya hükümlerden diğer maddeler hakkında verilen iptal kararlanneticesinde uygulanamıyacak duruma girdikleri belli olacaklar hakkında da,ayrıca Anayasa'ya aykırılık gerekçesi aranmadan, sadece bu sebeple iptal kararıverilebileceği öncelikle mümkün sayılmalıdır.
Bunedenle söz konusu hükümler hakkında, kararın sonuç kısmının 2. bendinin b ve cfıkralarına ilişkin gerekçelere katılmıyoruz.
3-1145 sayılı Kanunun geçici maddesinde yer alan ve T. C. Emekli SandığıKanununun 64. maddesine bu kanunla eklenmiş bulunan (e) fıkrasına göndermeyapan hükmün, talim, tatbikat ve manevra sırasında malul kalanlara ilişkinkısmında Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından o kısmın iptal dışı bırakılması,sadece (İç Hizmet Kanununun ve Yönetmeliğinin gerektirdiği askerî görevlerleözel kanunların tahmil ettiği diğer görevlerin ifası sırasında ve bu görev vehizmetlerin çeşitli sebep ve tesirleriyle) malul kalmış olanlara ilişkinhükmünün iptal edilmesi gerekir.
Bukonuya ilişkin gerekçe, yukarıda 1. fıkrada 1145 sayılı Kanunun 1. maddesiincelenirken gösterilmiş bulunduğundan burada ayrıca tekrar edilmemiştir.
Bunedenlerle kararın sonuç kısmının 4. bendinin konuya ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün