ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1969/62
Karar Sayısı:1970/6
Karar günü:27/1/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:5.7.1970/13539
İtirazyoluna baş vuran : Kırşehir Asliye II. Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 7478 sayılı Köy İçme Suları Hakkındaki Yasa'nın 16. maddesinin"Bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı takdirdebozulan kısım yaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köyün hududu içinde ise oköye tazmin ettirilir." yolundaki son fıkrası hükmü, Anayasa'nın 12., 33.,36. ve 42/3. maddelerine aykırı görülmüş ve yine Anayasa'nın 151. maddesinedayanılarak Anayasa Mahkemesine baş vurulmuştur.
I.OLAY :
Köyişleri Bakanlığı tarafından köy tüzel kişiliğine karşı, koy su yolu borularınınbilinmeyen kişilerce tahrip edildiği ve bozulan bölümün idarece yapıldığı ilerisürülerek açılan ve 1969/171 esas sayısını alan tazminat dâvasının duruşmasısırasında Kırşehir Asliye II. Hukuk Mahkemesi, dâvada uygulanacak hükmün,Anayasa'nın 12., 33., 36. ve 42/3 . maddelerine aykırı olduğu kanısına varmışve iptali için 15/10/1969 günlü karar uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
III.YASA METİNLERİ :
l-İtiraz konusu hüküm :
16Mayıs 1960 günlü, 7478 sayılı Yasa'nın iptali istenen hükmü kapsayan 16.maddesi şöyledir :
(Birkimse evvelce veya bu kanun hükümlerine göre meydana getirilmiş olan içme sutesislerini her ne suretle olursa olsun tahrip veya imha eder veya bozar yahutbunlara zarar verir yahut tesis edilmiş nizamı bozarsa 3 aydan 2 seneye kadarhapis ve 200 liradan 1500 liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.
Cürümmevzuu olan şeyin veya ika edilen zararın kıymeti fazla ise mahkeme o cürmemahsus olan cezayı yarısına kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğerpek hafif ise üçte birine kadar eksiltir.
Kıymettayini için cürüm mevzuu olan şeyin veyahut vaki zararın cürüm işlendiğizamandaki kıymeti nazarı dikkate alınır. Yoksa failin istihsal eylediği menfaathesap edilmez. Eğer fail bu cürümden dolayı mükerrir ise cezayı tenkise mahalyoktur.
Bukanun hükümlerine aykırı hareket eden fail bulunmadığı takdirde bozulan kısımyaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köyün hududu içinde ise o köye tazminettirilir.
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
(Madde12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
(Madde33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı birfiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalarve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimseye suçu işlediği zaman kanunda osuç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse,kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırma sonucu doğuracakbeyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeğe zorlanamaz.
Cezasorumluluğu şahsîdir.
Genelmüsadere cezası konulamaz.)
(Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararıamacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumunyararına aykırı olamaz.) (Madde 42- Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.
Devletçalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesiiçin, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayıdestekler; işsizliği önleyici tedbirleri alır.
Angaryayasaktır.
Memleketihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda vatandaşlık ödevi niteliği alan bedenveya fikir çalışmalarının şekil ve şartları, demokratik esaslara uygun olarakkanunla düzenlenir.)
IV-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesinin, İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 18/11/1969 gününde ilk incelemeiçin yaptığı ve Lûtfi Ömerbaş, Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan,Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, RecaiSeçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Mustafa Karaoğlu ve MuhittinGürün'ün katıldıkları toplantıda, dosyanın eksiği bulunmadığı ve baş vurmanınAnayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uyduğuanlaşılarak işin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ :
Düzenlenenrapor, mahkemenin gerekçeli kararı ve ekleri, iptali istenen Yasa hükmü,Anayasa'ya aykırılık görüşüne dayanaklık eden Anayasa maddeleri, bunlarlailgili gerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları, konu ile ilişkisi bulunanöteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
İtirazyoluna baş vuran mahkeme kararında, iptali istenen hükmün, Anayasa'nın eşliliğecezaların şahsiliğine, mülkiyet hakkına ve angaryaya ilişkin hükümlerine aykırıolduğu görüşüne dayanmıştır. Bunlar aşağıda ayrı ayrı tartışılacaktır :
a)İtiraz konusu olan "Bu kanun hükümlerine aykırı hareket eden failbulunmadığı takdirde bozulan kısım yaptırılır ve masraf bozulan yer hangi köyünhududu içinde ise o köye tazmin ettirilir." yolundaki hüküm, her ne kadar7478 sayılı Yasa'nın ceza hükümleri başlıklı 16. maddesinde yer almakta ise de,tamamiyle hukukî niteliktedir ve ceza verilmesini hedef tutmadığı gibi, birceza dâvası sonunda ve koşulların varlığı halinde suçtan zarar gören yararınahükümlüye yükletilmesi gereken tazminat hükümlerinden de değildir. Hukukînitelik, konuluş nedeni ve ereği ve uygulama koşulları bakımından da söz konusufıkra maddenin diğer fıkralarına bağlanamaz. 16. maddenin (Ceza hükümleri)başlığını taşıması, öteki fıkralarda yer alan hükümlerin hep ceza ile ilgilibulunması, son fıkranın hukukî niteliğini değiştiremez. Kanun tasarısındaöngörülmemiş bulunan bu fıkranın ceza hükümlerim kapsayan maddeye eklenmesi,Büyük Millet Meclisindeki görüşmeler sırasında verilen bir önergenin kabulüsuretiyle olmuştur. İtiraz konusu fıkranın ceza kavramiyle ilişkisibulunmadığı; ceza sorumunun şahsîliği ilkesine ve Anayasa'nın, 33. maddesineaykırı bir yön taşımadığı ortadadır. Tazmin yükümü de köy Halkına yani kişileredeğil, köye yükletilmiştir. Köy, Anayasa'da ve Köy Kanununda belirtildiği üzerebir kamu tüzel kişisidir. (Anayasa: Madde 116- Köy Kanunu : Madde l, 2, 7.) Buhükümlere göre, köy sözünden, köyde oturan kişiler, değil çeşitli unsurlarıylabaşlı başına bir varlık, bir tüzel kişi anlaşılmalıdır. Köyün bu tüzelkişiliği, köyde oturanların gerçek kişiliklerinden tamamiyle ayrı ve bağımsızbir kişiliktir. Olayda söz konusu sorum da gerçek kişilere değil, köy tüzelkişiliğine yöneltilmiştir. Esasen mahkemenin bakmakta olduğu dâvada dâvâlı, köymuhtarlığıdır.
Köysandığına yükletilen malî bir sorumun, sonunda köyde oturanlara aktarılabilceğidüşüncesi bu görüşü etkilememelidir. Çünkü köy halkının köy giderlerinekatılmaları ile zararın köy halkına tazmin ettirilmesi, konulan ve hukukînitelikleri bakımından ayrı ayrı işlemlerdir. İtiraz konusu hüküm ise, suyunköy halkının hizmetine devamlı olarak açık bulundurulması ereğini gütmekte olupköy halkına akçalı bir sorum yüklenmesiyle ilgili bulunmamakta ve bu alanda birdüzenleme yapmamaktadır.
b)İçme suyundan yoksun olan köyleri bir an önce suya kavuşturmak ve bu nedenleonarılan tesisleri her türlü bozma ve el atmalardan korumak ereğiyle çıkarılan7478 sayılı Yasa'nın 16. maddesinin, yukarıda kısaca değinildiği üzere, BüyükMillet Meclisindeki görüşülmesi sırasında bir köydeki suyun başka bir köyeverilmesine suyu alınan köylerin razı olmadıkları ve kendi köylerinin sınırıiçinde kalan su yollarını bozdukları, bozanların da çok kez bulunamadığı ve budurumu önlemek üzere bir hüküm konulması gerektiği ileri sürülerek verilen birönergeyle itiraz konusu fıkra kabul edilmiştir. Bu fıkra, Devlet parasıylayaptırılan ve kamu malı sayılan içme suyu tesislerinin korunmasını ve bozulanbölümlerin onarılmasını ve onarım giderlerinin tazmin ettirilmesini sağlamak vebir yurt gerçeğinden doğan ihtiyacı karşılamak düşüncesiyle konulmuş kamuyararının zorunlu kıldığı bir hükmü kapsamaktadır. Bu hükme göre, bir köyünsınırı içindeki içme suyu tesislerini bozan kişi bulunamazsa, bozulan kısımyaptırılacak ve gideri bozulan yer hangi köyün sınırı içinde ise o köydenalınacaktır. Her ne kadar hukukun genel kurallarına göre, bir kimseninbaşkasının eyleminden sorumlu tutulamıyacağı; köyün de bir tüzel kişi olarak,başkalarınca yapılan zararı tazmin yükümü altına sokulamıyacağı düşünülebilirsede, kişisel sorum genel ilkesi yanında kişinin, kimi hallerde, başkasınıneyleminden sorumlu tutulması ilkesi de hukuk alanında kabul edilmiş veuygulamada yer almış bulunmakta ve bu nesnel ve kusursuz sorum düşüncesi,yerine göre değişen türlü maddî ve hukukî nedenlere dayanmaktadır. Kaldı kikendi sınırları içindeki su tesislerini gereği gibi koruyamıyan bir köyün,bozma olaylarında, tüm kusursuz sayılması da düşünülemez.
c)Anayasa'nın 12. maddesinde yer alan "kanun önünde eşitlik" ilkesi,herkesin, her yönden aynı hükümlere bağlı olması gerektiği anlamını taşımaz.Kimi yurttaşlara haklı nedenlere dayanılarak veya bunların durumlarındakifarklılığın doğurduğu zorunluk dolayısiyle ayrı hükümler uygulanması halindeeşitlik ilkesinin zedelenmesinden söz edilemez. Anayasa (Madde: 116) mahallîidareleri, il, belediye ve köy kamu tüzel kişileri olarak belirtmiş bunlarınkuruluşlarının ve merkezî idare ile karşılıklı bağ ve ilgilerinin kanunladüzenleneceğini açıklamıştır. Anayasa'nın öngördüğü bu bölünme gözönüne alınırsabelediyelerle köylerin her yönden aynı hükümlere bağlı tutulmalarınınolanaksızlığı kendiliğinden ortaya çıkar.
Çünkübelediyelerle köylerin sosyal yapıları, ekonomik durumları köklü ayrılıklargösterir ve bu ayrılıklar, onlara kendi alanlarında ayrı hükümler uygulanmasınıgerektirir. Bu nedenlerle olayda, belediyelerle köyleri karşılaştırarak itirazkonusu hükmün Anayasa'nın eşitlik ilkesini zedelediğinden ve belediyelerinimtiyazlı durumda tutulduğundan söz edilemez.
ç)Söz konusu fıkranın mülkiyet hakkına dokunan, Anayasa'nın 36. maddesinizedeleyen bir yönü de yoktur. Fıkra, onarım giderlerinin ödenmesini bir tüzelkişi olan köye yüklemiştir. Bu yüküm de bir bakıma köyün kendi sınırlarıiçindeki su tesislerini, ödevi olduğu halde, gereği gibi koruyup gözetmemesinedenine dayandırabilir. Durumun, köy sandığına sebepsiz para ödettirme ve onunmülkiyet hakkına el atma biçiminde nitelendirilmeye elverişli olmadığı açıktır.
d)16. maddenin son fıkrası, Anayasa'nın 42/3. maddesine de aykırı değildir.
Anayasa'nın42. madddesindeki, "angarya yasaktır" hükmü madde başlığından daanlaşılacağı üzere "çalışma hakkı ve ödevi" ile ilgilidir. Bu maddedeçalışma bir hak ve ödev olarak herkese tanınmış, çalışanların Devlet tarafındandestekleneceği hükme bağlanmış ve angarya yasaklanmıştır. Yukarıdakiaçıklamalar karşısında itiraz konusu fıkra hükümleri ile angaryanın yakındanveya uzaktan ilişkisi olmadığı da ortaya çıkmakta bulunduğundan bu konuüzerinde ayrıca durmanın yeri yoktur.
e)Özetlenecek olursa : "Nesnel kusursuz sorum" kuramı bir yana;köylerde yapılmış bulunan içme suyu tesislerinin kişilerce bozulması, köyleribüyük zarara uğratmaktadır. Bunun için yasa ile köylere kendi sınırlarıiçindeki su tesislerini gözetme ve koruma ödevi öngörülmüştür. Eğer bir köy buödevi yerine getirmemiş ise, bunun sonucu olan zarardan köyün sorumlu tutulmasıkamu yaran gereğidir.
İtirazınbu nedenlerle reddi gerekir.
VI-SONUÇ :
7478sayılı Kanunun 16. maddesinin son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına veitirazın reddine 27/1/1970 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkanvekili
Lütfü Ömerbaş
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün