ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1969/67
Karar Sayısı:1970/22
Karar günü:28/4/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:3.2.1971/13743
İtirazdabulunan : Ankara 4. Sulh Hukuk Hâkimliği,
İtirazınkonusu : Gayrimenkul Kiralan hakkındaki 6570 sayılı Kanunun 7. maddesinin Ebendinin son fıkrasındaki hükmün, Anayasa'nın 12. ve 40. maddelerine aykırıbulunduğu yolunda davalı tarafça ileri sürülen iddianın Mahkemece ciddî olduğukanısına varılmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 151. maddesi uyarıncaAnayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
I-Olay :
6570sayılı Kanunun 7. maddesinin son fıkrasına göre tahliyeye ilişkin olan veAnkara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1969/413 esas sayısını almış bulunan dayanınmuhakemesi sırasında dâvâlı vekili, verdiği 27/9/1969 günlü dilekçe ile,Anayasa'ya aykırılık iddiasında bulunmuş, mahkemece de 28/11/1969 günlüoturumda iddianın ciddî olduğu kanısına varılarak Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına ve dâvanın geri bırakılmasına karar verilmiştir.
III-Kanun metinleri :
İptaliistenen kanun hükmü :
1-İtiraz konusu olan 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkındaki Kanunun 7.maddesinin (e) bendinin son fıkrası şöyledir : "Aynı şehir veya belediyehudutları içinde kendisinin veya birlikte yaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlıoturabileceği meskeni bulunan kimse, kirada oturduğu yeri, mâlikin isteğiüzerine tahliye etmeğe mecburdur."
2-Dayanılan Anayasa hükümleri :
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıyla sınırlayabilir. Devlet, özelteşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini,güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.
IV.-İlk inceleme :
Dosyanıneksiği bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesine 6/1/1970 günündeoybirliği ile karar verilmiştir.
V-Esasın incelenmesi :
Hazırlananrapor, mahkemenin gerekçeli karan ve dosyada bulunan kâğıtlar, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen kanun hükümleri, iptal isteminin dayandırıldığıAnayasa maddeleri ve bunlara ilişkin gerekçeler ve Meclis görüşme tutanaklarıokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtirazkonusu fıkrâ hükmünün Anayasa'ya aykırı olup olmadığının tesbiti için,herşeyden önce kira sözleşmesinin niteliğinin ve 6570 sayılı Kanunla kirasözleşmesi konusunda, kamu yararı amacıyla konulmuş olan sıralamaların veitiraz konusu fıkranın bunlar karşısındaki durumunun açıklanması yararlıolacaktır.
BorçlarKanununun hükümleri gereğince kira sözleşmesi, akit serbestliği kuralına göreyapılan sözleşmelerdendir. Bu nedenle Borçlar Kanunu hükümlerince taraflar,kira sözleşmesinde kira parasının miktarını ve boşaltma nedenlerini serbestçebelli edebilirler. Ancak, tam bir serbestliği öngören kira alanındaki buhükümlere, kanun koyucu tarafından, ilk önce Millî Korunma Kanunu ile müdahaleedilerek kira paraları dondurulmuş ve sonradan 1/6/1955 gününde yürürlüğe girenve itiraz konusu hükmü kapsayan 6570 sayılı Gayrimenkul Kiralan hakkındaki Kanunlakamu yararı amacıyla yapılan müdahale ile de kira konusu düzenlenmiş ve bualanda sınırlamalar yapılmıştır.
BorçlarKanunu hükümlerince taraflar, kira sözleşmeleri ile tahliye sebepleriniserbestçe belli ederken 6570 sayılı Kanunun 7. maddesi tahliye sebeplerinisınırlamış fakat itiraz konusu fıkra hükmünü bu sınırlamanın dışındabırakmıştır.
Buaçıklamadan çıkan sonuç şudur: Kanun koyucu, itiraz konusu fıkra hükmü ilekiracının aynı şehir veya belediye sınırları içinde kendisinin veya birlikteyaşadığı eşinin oturabileceği meskeni bulunması halinde mal sahibine tahliyeisteme hakkı tanımakla bu hale özgü tahliye sebebini sınırlama dışında bırakmışve böylece bu tahliye sebebi Borçlar Hukuku ve sözleşme esasları çerçevesindeserbest ve sözleşmenin sona ermesinden tahliyenin istenebileceği bir durumagirmiştir.
Gerçektenitiraz konusu fıkra ile, mal sahibine tahliye isteme hakkı tanınırken butahliyenin hemen yapılacağı yolunda bir hüküm konulmamış, sözleşmenin sonaermesinde yapılabileceği anlatılmak istenmiştir. Zira fıkradaki "malikinisteği üzerine tahliye etmeğe mecburdur" deyimi ile kanun koyucu ,bukonudaki tahliye isteme hakkını, diğer tahliye sebepleri kendi aleyhinesınırlanmış olan; malikin arzusuna bırakmış olup, yoksa tahliye zamanınıbelirten bir hüküm getirmemiştir. Kanun koyucu, tahliye zamanını göstermekisteseydi bunu açıkça ifade ederdi. Nitekim, kanun koyucunun, gerek BorçlarKanununun kira hükümlerinde gerekse 6570 sayılı Kanunda tahliye zamanınıgöstermek istediği hallerde, konu üzerinde titizlikle durarak, tahliyenin kirasüresinin sona ermesinde veya hemen yapılmasını lüzumlu gördüğü durumlarıherhangi bir yoruma yer bırakmaksızın kesinlikle açıkladığı görülmektedir,örneğin, Borçlar Kanununun 256. maddesinde kiracının, kiralanan yeri özenlekullanması halinde kira sözleşmesinin hemen feshinin istenebileceği; 260.maddesinde kiracının kira süresi içinde muaccel olan kira parasını ödememesihalinde verilecek sürenin sonunda aktin feshedilebileceği; 266. maddesindemühim sebepler dolayısiyle kira süresinin sona ermesinden önce feshi haberverme yetkisinin var olduğu yazılıdır. Keza 6570 sayılı kanunun tahliyesebeplerini sınırlayan 7. maddesinin b - e bentlerindeki hallerde mal sahibininsürenin sona ermesi halinde Tahliye dâvası açabileceği açıklanmıştır, abendinde, ise, kiracı tarafından taşınmazın tahliye edileceği yazı ilebildirilmiş olmasına rağmen tahliye edilmezse mal sahibinin icra dairesinebaşvurarak tahliye isteyebileceği bildirilmiştir ki bu ifadelerden tahliyeninhemen istenebileceği açıkça anlaşılmaktadır.
Aslındakanun koyucunun 6570 sayılı Kanunun kira sözleşmesi alanında kamu yararıamacıyla yaptığı sınırlamalarda kabul ettiği ilkeye göre itiraz konusu fıkranınmal sahibine tanıdığı tahliye isteme hakkının, sözleşmede belli edilen süreninbitiminde kullanılabileceği şeklinde manalandırılması gerekmektedir. Zira sözügeçen Kanunun 7. maddesinde sınırlamalar yapılırken b, c, ç, d, e bentlerindegösterilen hallerde tahliyenin sözleşme süresinin bitiminde yapılabileceği esası,ilke olarak kabul edilmiş olup yalnız a bendinde kiracının taşınmazı tahliyeedeceğini yazı ile bildirmesi halinde hemen icra yoluyla tahliye istenebileceğiöngörülmüştür. Demek oluyor ki kanun koyucu genellikle, taraflarca yapılan kirasözleşmelerinde mal sahibine akdin feshi ile hemen tahliye isteme hakkım,kiracının taahhüdüne aykırı hareketi halinde tanımak esasını kabul etmiş, diğerhallerde ise bu hakkı, kira süresinin bitiminde tanımıştır. Bu durumda itirazkonusu fıkradaki tahliye sebebi, a bendindekilere değil, tahliye istemehakkının kullanılmasını kira süresinin bitimine bağlayan öteki bentlerdekisebeplere benzemekte olduğundan kanun koyucunun, itiraz konusu fıkrada malsahibine tanınan tahliye isteme hakkını, sözleşmeyi feshederek, hemen kullanabileceğihallerde saydığı kabul edilmez. Bu nedenlerle fıkradaki tahliye isteme hakkınınkira süresinin bitiminde kullanılabileceği anlamında yorumlanmasıgerekmektedir. Bu anlama göre de itiraz konusu fıkrada, ne mal sahibi ve ne dekiracı yönünden bir sınırlanma yoktur.
Yukarıdanberi açıklanan hukukî esaslar karşısında itiraz konusu fıkra hükmü, hukukîdurumları aynı olan kimseler arasında kanun önünde eşitlik ilkesini koyanAnayasa'nın 12. maddesi hükmüne aykırı olmadığı gibi, Anayasa'nın 40. maddesindekisözleşme hürriyetini de zedeler nitelikte olmadığından itirazın reddi gerekir.
SONUÇ:
GayrimenkulKiralan hakkındaki 6570 sayılı Kanunun 7. maddesinin e bendinin son fıkrasıhükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine, Avni Givda ve MuhittinTayla'nın hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali gerektiği yolundaki karşıoyları ile ve oyçokluğu ile 28/4/1970 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Lütfü Ömerbaş
Üye
Salim Başol
Üye
Feyzullah Uslu
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
18/5/1955günlü, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları hakkındaki Kanunun 7. maddesinin"Aynı şehir veya belediye hudutları içinde kendisinin veya birlikteyaşadığı eşinin uhdesinde kayıtlı oturabileceği meskeni bulunan kimseyi,malikinisteği üzerine, kirada oturduğu yeri tahliyeye mecbur tutan" son fıkrasıhükmünün Anayasa'ya aykırı olmadığı kararına varırken çoğunluk, hükmün ancakkira sözleşmesinin bitiminde uygulanabileceği varsayımına dayanmıştır. Oysa neitiraz konusu fıkra metni, ne de Kanun Koyucunun 6570 sayılı Yasanın 7.maddesinde tuttuğu yol böyle bir varsayımı destekleyecek nitelikte değildir.
6570sayılı Yasanın 7. maddesinin düzenlenmesinde tahliye dâvalarının belirli birtarihte açılması zorunlu görülüyorsa bunun açıkça belirtilmesine gidilmiş; kovuşturmazamanının malikin istek ve iradesine bırakıldığı dâvalarda ise - ki bu da ancakmaddenin iki yerinde söz konusudur - böyle bir açıklamadan özenlekaçınılmıştır.
7.madde hükümlerine göre Kanun Koyucunun tahliye dâvalarının belirli tarihlerdeaçılmasını öngördüğü durumlar şunlardır :
1-Kiralayan gayrimenkulu kendisi veya eşi veya çocukları için mesken olarakkullanma ihtiyacında kalırsa kira akdinin hitamında. (Madde 7/b)
2-Kiralayan gayrimenkulu kendisinin veya eşinin veya çocuklarının bir meslek veyasanat icra etmesi için kullanma ihtiyacında ise kira akdinin hitamında. (Madde7/c)
3-Gayrimenkulu yeniden inşa veya imar maksadiyle esaslı bir surette tamir, tevsiveya tadil için; ameliye esnasında içinde ikamet veya iştigal mümkün olmadığıtakdirde kira akdinin hitamında. (Madde 7/ç)
4-Gayrimenkulu Medenî Kanun hükümlerine göre iktisabeden kimse kendisi veya eşiveya çocukları için tamamen veya kısmen mesken olarak ve yine kendisi veya eşiveya çocukları" için meslek veya sanatın bizzat icrası maksadiyle işyeriolarak kullanmak ihtiyacında ise iktisap tarihinden itibaren bir ay zarfındakiracıyı keyfiyetten ihtarname ile haberdar etmek şartıyle altı ay sonra.(Madde 7/d)
5-Kira bedelini vaktinde ödememelerinden dolayı haklı olarak bir yıl içindekendilerine iki defa yazılı ihtar yapılan kiracılar aleyhine ayrıca ihtarahacet kalmamaksızın, kira müddetinin hitamında. (Madde 7/e)
Şuiki durumda ise kira sözleşmesi süresi ne olursa olsun, kovuşturma tarihikiralayanın veya malikin istek ve iradesine bırakılmıştır :
1-Kiracı tarafından gayrimenkulun tahliye edileceği yazı ile bildirilmiş olmasınarağmen tahliye edilemezse; icra dairesine başvurarak. (Madde 7/a)
2-Aynı şehir veya belediye hudutları içinde kendisinin veya birlikte yaşadığıeşinin uhdesinde kayıtlı, oturabileceği meskeni bulunan kimse için malikinisteği üzerine, kirada oturduğu yeri tahliye etmek mecburiyeti. (Madde 7/Son )
Gerekitiraz konusu hüküm metninin, gerekse bunun 6570 sayılı Yasanın 7. maddesindekitahliye nedenlerine ilişkin öteki hükümlerinin metni ile karşılaştırılmasınınaçıkça ortaya koyduğu üzere malik, kiracısının veya birlikte yaşadığı eşininaynı şehir veya belediye hudutları içinde uhdesinde kayıtlı ve oturabileceğimeskeni bulunduğunu öğrendiği an sözleşmedeki süreye bağlı kalmaksızın tahliyeisteğinde bulunabilecek ve kiracı de oturduğu yeri tahliye etmeğe mecburolacaktır. Demek ki bu durumda kiralayan ile kiracı arasındaki sözleşme yalnızkiralayanın isteğiyle hükümsüz bırakabilmektedir.
Böylebir tutumun Anayasa'nın 40. maddesiyle inanca altına alınan sözleşme hürriyetimzedelediği ortadadır. Bu maddenin ikinci fıkrasına göre kanun sözleşmehürriyetini ancak kamu yararı ereğiyle sınırlayabilir. Onbeş yıl öncesi yaşamakoşullarına göre düzenlenmiş olan itiraz konusu hükümdeki sınırlamanın bugüniçin kamu yaran ereğini güttüğü söylenemez. Öte yandan bir sözleşmenin hukukçaaynı nitelikte bulunan iki tarafından yalnız birine böyle bir olanağıntanınması Anayasalım 11. maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik tikesine deaykırı düşer. Şu duruma göre itirazın kabulü ve hükmün iptali gerekmektedir.
Aksiyönde verilen 1969/67-7970/22 sayılı 28/4/1970 günlü karara bu nedenlerlekarşıyız.
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Gürün