ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/12
Karar Sayısı:1971/13
Karar Günü:2/2/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:9.7.1971/13890
İptaldâvasını açan : Birlik Partisi.
İptaldâvasının konusu : 16/2/1970 günlü, 13427 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan"Siyasî Partiler Kanununun 74. maddesinin yeniden düzenlenmesine ve bukanuna geçici bir madde eklenmesine" dair 2/2/1970 günlü, 1219 sayılıKanunun Anayasa'nın 12., 55. ve 56. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş;yine Anayasa'nın 149. ve 150. maddelerine dayanılarak iptali istenilmiştir.
II-Yasa metinleri :
1.İptali istenen kanun :
Dâvakonusu 2/2/1970 günlü, 1219 sayılı Kanun, 16/2/1970 günlü, 13427 sayılı ResmîGazete'deki metne göre, şöyledir.
(Maddel- 13 Temmuz 1965 tarihli ve 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 74 üncümaddesi aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
"Devletçeyardım.
Madde74- Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkıtanınıp bu hakkı kullanan ve Türkiye itibariyle toplam olarak en az yüzde beşgeçerli oy almış bulunan siyasi partilere her yıl Hazinece ödenmek üzere altımilyon beşyüz bin lira ödenek malî yıl bütçelerine konulur.
Buödenek; yukarıdaki fıkra gereğince Devletçe yardım yapılacak olan siyasipartiler arasında, o siyasi partinin son milletvekili genel seçimlerindeTürkiye itibariyle almış olduğu geçerli oyların, bu partilerin toplam olarakaldıkları geçerli oylara oranına göre bölüştürülerek Hazinece her yıl ödenir.
Buödemelerin, malî yıl başlangıcını takibeden bir hafta içinde tamamlanmasızorunludur.
Devletçeyapılan bu yardım o siyasî parti tarafından sadece parti ihtiyaçlarında veparti çalışmalarında kullanılır.
Madde2- 13 Temmuz 1965 tarihli ve 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununa aşağıdakihüküm geçici altıncı madde olarak eklenmiştir.
Geçicimadde 6- 1969 malî yılı bütçesine siyasî partilere yardan için konmuş olanödenek 1965 veya 1969 milletvekili genel seçimlerine katılmış olup da Türkiyeitibariyle geçerli oyların toplam olarak en az yüzde beş oranında oy alansiyasî partiler arasında 74 üncü madde esasları dahilinde bölüştürülür.
Şukadar ki; hem 1965 hem 1969 milletvekili genel seçimlerine katılmış olup da herikisinde de en az yüzde beş oranında geçerli oy almış olan siyasî partiler için1969 milletvekili genel seçimleri sonuçları, bu seçimlerden yalnız birisineveya her ikisine katılmış olup da yalnız birisinde en az yüzde beş oranındageçerli oy almış olan siyasî partiler için en az yüzde beş oranında geçerli oyaldıkları seçim sonuçlan dikkate alınır.
Buödemelerin, kanunun yürürlüğe girmesini takibeden ilk hafta içinde tamamlanmasızorunludur.
Madde3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde4- Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.)
2-Davacının dayandığı Anayasa hükümleri :
Davacının1219 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddiasını desteklemeküzere ileriye sürdüğü Anayasa'nın 12., 55. ve 56. maddeleri aşağıdadır :
(Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde55- Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme ve seçilmehakkına sahiptir.
Seçimler,serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarınagöre yapılır.
Madde56- Vatandaşlar, siyasî parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkmahakkına sahiptir.
Siyasîpartiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.
Siyasîpartiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır.)
III-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 24/3/1970 gününde Lûtfi Ömerbaş,Salim Başol, Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu,Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsanEcemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar ve Muhittin Gürün'ün katılmalariyle yapılanilk inceleme toplantısında :
Dâvakonusu 2/2/1970 günlü, 1219 sayılı Kanunun 16/2/1970 günlü, : 13427sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı; dâva dilekçesinin 11/3/1970 günündeAnayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince kaleme havale edildiği, 22/4/1962,günlü 44 sayılı Yasanın 26. maddesine göre dâvanın bu tarihte açılmış sa3filmasıgerektiği ve süresi içinde olduğu; davacı Birlik Partisinin Türkiye BüyükMillet Meclisinde temsilcisi bulunduğu; Parti Tüzüğünün 24. maddesine göre enyüksek merkez organı olan Genel Yönetim Kurulunun üye tamsayısının 33 olduğu;bu kurulun 17 üyenin katılmasiyle yapılan 7/3/1970 günlü toplantısında"1219 sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali için Partiadına Anayasa Mahkemesine dâva açmak üzere Genel Başkan Mustafa Timisi'ye yetkiverilmesinin" oybirliğiyle karara bağlandığı ve bunun dâvanın açılmasınakarar verilemesi niteliğinde olduğu; dâvanın Genel Yönetim Kurulu kararınadayanılarak Parti Genel Başkanınca açıldığı ve dosyanın eksiği bulunmadığıanlaşılmış ve Anayasa'nın 147., 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21., 22., 25.ve 26. maddelerine uygun olduğu görülen işin esasının incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV-Esasın incelenmesi :
Dâvanınesasına ilişkin rapor dâva dilekçesi, iptali istenilen kanun, Anayasa'yaaykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa maddeleri; bunlarla ilgiligerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
1219sayılı Kanun, yukarıda görüldüğü üzere, dört maddeden ibarettir. 1. madde, 648sayılı Kanunun 1017 sayılı Yasa ile değişik ve Devletçe yardıma ilişkin 74.maddesinin Anayasa Mahkemesinin 1968/26-1969/14 sayılı ve 18, 19/2/1969 günlükarariyle iptal edilmesinden dolayı (bu karar 25/2/1970 günlü, 13430 sayılıResmî Gazete'de ve 7 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinde "Sayfa244 - 268" yayımlanmıştır.) yürürlükten kalkarı maddeyi yenidendüzenlemekte 2. madde 648 sayılı Kanuna, aynı konuda bir "geçici altıncımadde" getirmekte ve bu geçici madde ile 1969 malî yılı bütçesine siyasîpartilere yardım için konulmuş olan ödeneğin bölüştürülmesini hükmebağlamaktadır. 3. ve 4. maddeler ise yürürlük tarihine ve yürütmeye ilişkindir.
1219sayılı Kanunun iki yönden ele alınması gerekecektir. Kanun, 1. ve 2.maddeleriyle siyasî partilere belirli koşullar altında Devletçe yardımedilmesini öngörmektedir. Öyle ise birinci sorun siyasî partilere Devletçeyardım edilmesinin ilke bakımından Anayasa'ya aykırı olup olmadığıdır. Buyönden Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılırsa ikinci sorununçözülmesine yani siyasî partilere 1219 sayılı Kanunun öngördüğü biçimdeDevletçe yardım edilmesinin Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığınınaraştırılıp tartışılmasına sıra gelecektir.
l-Siyasî partilere Devletçe yardım edilmesinin ilke bakımından Anayasa'ya aykırıolmadığı sorunu :
Siyasîpartilere Devletçe yardım edilmesi gerektiği yolunda bir ilkenin kabullübunlara. Devlet Hazinesinden, yurttaşların vergi ödevini yerine getirerekDevlete verdikleri paralar Devlet gelirinin temelini ve Anayasa'nın 126.maddesinde sözü edilen Devlet bütçesinin kaynağını oluşturduğu için dolayısiylebu paralardan yardım adı veya başka adlar altında karşılıksız ödemelerdebulunulması sonucunu doğurur. Anayasa'nın vergi ödevini koyan 61. maddesi,herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekleyükümlü olduğunu hükme bağlamıştır. Demek ki Anayasa'nın 61. maddesinedayanılarak kanunlarla konulmuş malî yükümlerden elde edilen paraların ancakkamu giderlerinin karşılanması yolunda kullanılması düşünülebilir. Böyleolduğuna göre sorunun çözülebilmesi için siyasî partilere Devletçe ödenecekyardım paralarının kamu giderleri arasında yer alıp alamıyacağınınaraştırılması zorunludur. Bu zorunluk önce ve özellikle siyasî partilerin vegördükleri işlerin niteliği üzerinde durulmasını gerekli kılar. Çünkü siyasîpartilerin kamu hizmeti gören birer kamu kurumu olduğu, hiç değilse kamuyararına çalıştıkları saptanıp kabul edilmedikçe bunlara Devletçe yardımdabulunulabilmesi düşünülemez.
Siyasîpartilerin Anayasa'nın öngördüğü kurumlardan olduğunda kuşku yoktur. Siyasîpartilere ilişkin Anayasa hükümleri gözden geçirilirse Anayasa Koyucusunun bukurumlara önem ve değer vermiş olduğu da görülür. Siyasî partilerin uyacakları esaslarınAnayasa'da yer alması (madde 57/1), bunların gelir kaynaklan ve giderlerihakkında Anayasa Mahkemesine hesap vermek zorunda bırakılmaları (madde 57/2),kapatılmalarının ancak Anayasa Mahkemesi kararına bağlı tutulması (madde 19/5ve 57/4), demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olarak tanınmaları vetanımlanmaları (madde 56/3) bu görüşü desteklemeğe yeterli hükümlerdir.
Bununlabirlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sı siyasi partileri kamu hukuku kurumlanolarak nitelemiş ve onlara Devlet örgütü içinde yer tanımış değildir. Tamtersine gerek parti kurma hakkına ilişkin hükümler gerekse halk iradesinin veoyunun Devlet etkisi dışında ve serbestçe oluşumunu öngören ilkeler böyle birgörüşü kesinlikle reddeder niteliktedir.
Anayasa'nın56. maddesine göre vatandaşlar siyasî parti kurma ve usulüne göre partileregirme ve çıkma hakkına sahiptir. Siyasî partiler, önceden izin almadan kurulurve serbestçe faaliyette bulunurlar. Siyasî partilerin kuruluş ve çalışmalarınıserbestlik ilkesine oturtan bu kesin ve açık Anayasa hükmü partilerin gerekkurulmalarında gerekse çalışmaları sırasında Devletten doğrudan doğruya veyadolaylı olarak gelebilecek etkilerden uzak tutulmaları zorunluğunu ortayakoyar.
Öteyandan siyasî partilerin seçimler yoliyle halk oyunun ve iradesininoluşturulmasında etkili biçimde aracılık ettikleri bilinmektedir. Anayasa'nınBaşlangıç Bölümü ve 2. maddesi hükümleri uyarınca Türk Devletinin demokratikbir Devlet olması ilkesi halk oyunun ve iradesinin oluşumunu Devlet organlarınınetkileyememesini gerekli kılar. Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletininolduğunu, Milletin egemenliğini Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkiliorganlar eliyle kullanacağını belirleyen temel kuraldan da (Anayasa - madde 4)millî iradenin, başka deyimle kamu oyunun Devletin etkisi dışında oluşmasıgerektiği sonucu çıkar. Yine Anayasa'daki basın özgürlüğü ile ilgili sansüryasağına, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyiciveya güçleştirici siyasî, iktisadî, malî veya teknik sınırlandırmalar koymayasağına, kişilerin basın dışı haberleşme ve yayın araçlarından yararlanmahakkına, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlara ulaşmasınıve kamu oyunun serbestçe oluşumunu köstekleyici kayıtlamalar koyma yasağına, radyove televizyon istasyonları idaresinin özerk bir kamu tüzel kişiliği biçimindeörgütlenmesine, her türlü radyo ve televizyon yayımlarının yansızca yapılmasınailişkin hükümler (madde 22., 23., 26., 121) Devlet organlarının halk iradesininve kamu oyunun oluşumunu etkisi altında tutamıyacağı düşüncesine dayanır. Halkoyunun ve iradesinin Devlet etkisi dışında, serbestçe oluşumunu öngören Anayasabuyruğu ise partilerin bu yoldaki çalışmaları dolayısiyle onların birer Devletkurumu durumuna sokulmalarına ve örgütlenmiş Devlet yapısı içine alınmalarınaengeldir.
Anayasa'nınyukarıda değinilen 56. maddesinin açıkça ortaya koyduğu üzere siyasî partilerbelli siyasî düşünce ve erekler çerçevesinde birleşen yurtdaşlarını serbestçekurdukları ve girip çıkabildikleri kuruluşlardır. Derneklerden ayrılan yönleriseçim yollarından iktidara gelerek ülkeyi kendi tüzük ve programlarınındoğrultusunda yönetebilmek düşüncesiyle siyasî alanda faaliyet göstermelerininesas ereği oluşturmakta bulunmasıdır. Devletin hiçbir müdahalesi olmaksızınereklerini ve çalışma yollarını kendileri serbestçe düzenlerler. Devlethayatındaki etkilerinin derneklerle kıyaslanamıyacak bir önemde olması ve onedenler de yukarıda işaret edildiği gibi bunlara ilişkin bir takımdüzenlemelerin Anayasa'da yer alması siyasî partilerle derneklerin hukukîbünyelerindeki benzerliği ortadan kaldıramaz.
Birsiyasî partinin toplum ve Devlet düzenini, kamu faaliyetlerini belirligörüşlerin doğrultusunda yönetmesi, denetlemesi ve etkilemesi kamu hizmetiniteliğini taşır. Ancak bu hizmetin yerine getirilmesi o siyasî partimensuplarının Türkiye Büyük Millet Meclisine, Hükümete ve mahallî idarelerinseçimle iş başına gelen kuruluşlarına girmeleriyle başlar ve bu mensuplarınaracılığı ile gerçekleşir. Hizmetleri görenlere ise, hizmetlerin karşılığıolarak Devletçe ve mahallî idarelerce para ödendiği de bilinmektedir. Siyasîpartilerin kamu hizmeti niteliğindeki çalışmaları ancak bu dar çerçeve içindesöz konusu edilebilir. Bu çerçevenin dışında siyasî partiler bakımından kamuhizmeti sayılabilecek bir çalışma düşünülemiyeceği gibi yukarıdan beriaçıklanan nedenlerle de partilerin birer kamu kurumu olarak kabul edilmelerineolanak yoktur.
Siyasîpartilerin kamu yararına hizmet eden kuruluşlar olarak nitelendirilmesi de yersizve dayanaksız kalır. Çünkü partiler, kişilerin ülke yararına saydıkları özel,siyasî, sosyal ve iktisadî düşüncelerini uygulama alanına sokabilme ve yurtyönetimine o yönü verebilme çabasının ve girişiminin bir sonucu olarak ortayaçıkarlar. Bunların, mensuplarının toplum ve Devlet düzenini, kamufaaliyetlerini yönetme, denetleme işlerinde görev elde edebilmeleri içinyaptıkları sürekli çalışmalarda mensupların kişisel yararları ön alanda yeralır. Siyasî partilere yön veren fikirlerin ülke yararına uygun olup olmadığıda kesinlikle çözülebilen sorunlardan değildir. Bir siyasî partinin görüşünü,ters kanıdaki yurttaşların kurduğu bir başka siyasî parti veya partiler yurdayararsız üstelik zararlı sayabilirler. Yararlan ve zararları bakımından büyük yurttaştoplulukları arasında tartışmalara yol açan siyasî parti çalışmalarında kamuhizmeti niteliği görülmesi veya bunların kamu yararına hizmet etmekteolduklarının öne sürülmesi olanaksızdır.
Anayasa'nınsiyasî partileri, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar demokratik siyasîhayatın vazgeçilmez unsurları sayması (Madde 56/3) siyasî partilerin, özelliklebunlardan muhalefette olanların güvence altında bulunmadıkları eski günlerinacı tecrübelerinden geçilerek varılmış bir sonucun ortaya çıkardığı zorunluktakaynağını bulan bir ilkedir. Hükmün siyasî partileri iktidarların kanunî veyafiili saldırılarına karşı korumak ve yaşamalarını Anayasa inancası altına almakereğinden öteye bir anlam ve kapsamı yoktur. Bu gerçek Anayasa'nın 56. ve 57.maddelerine ilişkin gerekçelerde açıkça görülmektedir.
Öteyandan bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sında Devlet hayatı içinvazgeçilmez sayılan kimi varlıklar ile doğrudan doğruya Devlet yapısı içindeyer alan ve yapıyı oluşturan varlıklar yanyana düzenlenmiş bulunmaktadır. Sözgelimi Anayasa'nın 46. maddesinde işçi ve iş veren sendikalarına ilişkin ilkeyer almıştır. Gerçekten demokratik hukuk Devleti için siyasî partiler ne büyükbir önem taşırlarsa sosyal Devlet için de sendikaların önemi aynı derecede büyüktür.Türkiye Cumhuriyeti ise Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca yalnızca demokratik birdevlet değildir; hem demokratik hem de sosyal bir hukuk Devletidir. Bununlabirlikte şimdiye dek sendikaların Devlet yapısı içinde yer alan bir kuruluşolduğu görüşü de ortaya atılmış değildir; çünkü böyle bir iddianın ilerisürülebilir ve savunulabilir yanı yoktur. Her hangi bir kurumun sırf Anayasa'davazgeçilmez bir unsur olarak gösterilmiş bulunması onun Devlet yapısının birparçası ve gördüğü işlerin de giderlerinin Devletçe karşılanmasını gerektirenbir kamu hizmeti sayılabilmesinin kanıtı ve anayasal desteği olamaz. Onuniçindir ki Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün bir takımpartilerin Devlet yardımİ3'le ortaya çıkarılması veya ayakta tutulması yolundabir yönerge olarak değerlendirilmesi ve yorumlanması yanlış ve isabetsiz olur.Anayasa koyucu Devletin belirli alanlarda tedbirler almasını gerekli gördüğühallerde açık ve kesin yönerge verme yoluna gitmiştir. Anayasa'nın birçokmaddelerinde (Söz gelimi 10/2, 22/2, 30/5, 35/2, 37/1, 40/3, 41/2, 42/2, 45,48, 49, 50, 51, 52.) bu tutumun örnekleri görülmektedir. Siyasî partilereDevletçe para yardımı yapılmasını zorunlu ve öteki ilkelerle uyumlu bulsaydı,Anayasa Koyucusunun, hele 61. maddenin engelleyici hükmü karşısında, bu konuyuözel bir hükümle düzenleyeceğinde kuşku yoktu.
Anayasasiyasî partilerin yapılan gereği, yurt zararına faaliyetlere de elverişlikuruluşlara dönüşebilmeleri olanağını öngörmüş ve bu gibi durumlarda AnayasaMahkemesince kapatılmaları ilkesini koymuştur. (Madde 19, 57) herhangi birsiyasî partinin bu türlü bir yozlaşma ve saptamaya yönelebileceğini AnayasaKoyucu düşünmüş ve tedbirini de getirmiş olduğuna göre böyle bir ortamınhazırlanmasına partileri Devlet bütçesinden, yurttaşlardan alınan vergilerlebesleyerek desteklik edilmesi Anayasa'nın açık hükümleriyle olduğu kadar ruhuile de bağdaştırılmıyacak bir tutum olur.
Çalışmalarınıüyelerinin olağan yardımlarıyla sürdüremeyen siyasî partilerin paraca güçlü birtakım kişi ve kuruluşların etkisi ve baskısı altında düşerek soysuzlaşmatehlikesiyle karşılaşakcakları yolunda söylenebilecekler Devletçe para yardımıyapılabilmesi halinde de ileri sürülebilir. Böyle bir durumda etki ve baskınıniktidar partisi yönünden gelebileceğini ve bu tehlikenin ötekinden daha hafifsayılamıyacağını kolayca savunmak mümkündür. Kaldı ki Devlet yardımının siyasîpartilerin başka yollarla başka kaynaklardan çıkar sağlamalarınıengelleyemiyeceği de ortadadır.
GerçiTürkiye Cumhuriyeti Anayasası çok partili demokratik düzeni öngören bir temelyasadır. Ancak unutulmamalıdır ki siyasî parti her şeyden önce bir insantopluluğudur. Partiyi yaşatacak, geliştirecek olanlar da o partinin görüşlerineinanmış, bağlanmış kimselerdir. Anayasa'nın değer ve önem verdiği partileringerçek anlamda siyasî parti olmaları, yani ortak siyasî düşüncelere sahipyurttaşların samimî çabalariyle oluşturdukları, kendi öz kaynaklariyle veçalışmalariyle yaşatabildikleri birer kuruluş niteliğinde bulunmalarızorunludur. Adları siyasî parti olmakla birlikte Devlet yardımiyle ayaktadurabilen, böylece yurttaş ilgisinden ve desteğinden yoksun olduklarını açığavuran sunî kuruluşlar Anayasa'nın öngördüğü nitelikteki demokratik siyasîpartiler olarak benimsenemiyeceği gibi Devlet yardımı ile siyasî parti kavramımbirbiriyle bağdaştırmanın yolu da yoktur.
Özetlemekgerekirse : Siyasî partiler kamu hizmeti gören veya kamu yararına çalışankuruluşlar değildir. Bunlara Devletçe yapılacak para yardımının kamu giderleriarasında yeri olamaz. Anayasa'nın 61. maddesi ise herkesin kamu giderlerinikarşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğunu hükmebağlamıştır. Anayasa'nın bu maddesine dayanılarak kanunlarla konulmuş malîyükümlerden elde edilen paralardan bir bölümü ile siyasî partilere yardımedilebilmesinin olanağı ve anayasal desteği yoktur. Siyasî partilere Devletçeyardım edilmesi ilke bakımından Anayasa'ya aykırıdır.
HakkıKetenoğlu, Lütfı Örnerbaş, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak ve Halit Zarbunbu görüşe katılmamışlardır.
RecaiSeçkin gerekçenin bir bölümünde eksiklik görmüştür. 2- 1219 sayılı Kanunun 1.ve 2. maddelerinin durumu :
SiyasîPartilere Devletçe yardım edilmesinin ilke bakımından Ana-yasa'ya aykırı olduğusonucuna varıldığına göre "Siyasî Partiler Kanununun 74. maddesininyeniden düzenlenmesine ve bu kanuna geçici bir madde eklenmesine" dair2/2/1970 günlü, 1219 sayılı Kanunun siyasî partilere Devletçe yapılacak parayardımını nitelendiren ve düzenleyen 1. ve 2. maddelerinin bu nedenle iptaledilmesi gerekir.
3-1219 sayılı Kanunun 3. ve 4.' maddelerinin durumu :
Yukarıdada açıklandığı üzere 1219 sayılı Kanunun 3. maddesi yasanın yürürlük tarihini,4. maddesi ise yürütme yetkisini düzenlemektedir. Bu hükümlerde Anayasa'yaaykırı bir yön bulunmadığı ortadadır. Ancak kanunun 1. ve 2. maddelerinin tümolarak iptal edilmesi 3. ve 4. maddelerin uygulanmaması sonucunu doğuracaktır.44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası böyle bir durumdauygulanamayacak hükümlerin iptal edilebileceğini öngörmüştür. Şu hale göre 1219sayılı Kanunun 3. ve 4. maddelerinin de iptallerine gidilmesi yerinde olur.
V-Sonuç :
1-a) Siyasî Partilere Devletçe yardım yapılmasının ilke bakımından Anayasa'yaaykırı olduğuna,
b)Bu nedenle "648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 74. maddesinin yenidendüzenlenmesine ve bu kanuna geçici bir madde eklenmesine" dair 2/2/1970günlü, 1219 sayılı Kanunun I. ve 2. maddelerinin iptaline,
HakkıKetenoğlu, Lûtfi Ömerbaş, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak ve Halit Zarbun'unkarşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
2-Aynı Kanunun 3. ve 4. maddelerinin 44 sayılı Kanunun 28. maddesi uyarıncaiptaline oybirliğiyle
2/2/1971gününde Anayasa'nın 147., 149., 150. ve 152. maddeleri gereğince karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Gürün
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Siyasîpartilerin uyacakları esasların Anayasa'da yer alması (Anayasa : Madde 57/1)bunların yine bir Anayasa hükmü ile gelir kaynaklan ve giderleri hakkındaAnayasa Mahkemesine hesap vermek zorunda bırakılmaları (Madde 57/2) :Kapatılmalarının ancak Anayasa Mahkemesi kararına bağlı tutulması (Madde 19/5ve 57/4); Anayasa'ca demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olaraktanınmaları ve tanımlanmaları (Madde 56/3) Anayasa açısından siyasi partilerinyerlerini bulmağa yarayacak olgulardır. Bunlar daha ilk bakışta siyasîpartilerin alelade dernek olmadığı, onların çok ilerisinde ve üstünde bulunduğugerçeğini ortaya koyar.
Siyasîpartileri demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olarak belirtenAnayasa'nın 56. maddesi hükmünü, yalnızca siyasî partilere değer ve şeref vermehükmü gibi nitelemek yanlış olur. Bu hüküm altında Anayasa'nın Türkiye için çokpartili bir demokrasi düzenini öngördüğünün kanıtı ve siyasi partileri böylebir düzenin gerektirdiği ölçüde çoğaltma ve geliştirme talimatı vardır. Çokpartili demokrasi düzeninin gerekli kıldığı ölçüde siyasî partinin yaşamasınave gelişmesine halkın ilcisinin yeterli olmadığı hallerde Devlet de bu alandamaddî, manevî desteğini esirgerse Anayasa koyucusunun ereği yerini bulmamışolacaktır.
Anayasa'nınsiyasi partilere verdiği büyük önem, onların göreceği işle orantılıdır veyerindedir. Siyasi partiler, 648 sayılı Kanunun 1. maddesinde de tanımlandığıüzere, toplum ve Devlet düzenini, kamu faaliyetlerini belirli görüşleriyönünden yönetmek, denetlemek ve etkilemek için sürekli çalışan kuruluşlardır.Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği ve mahallî idareler seçimleri buçalışmalarda onların başlıca yollandır. Seçmenlerin görüşlerine ve oylarınasiyasî partiler yön verirler, öte yandan halktan yön alan, halkın Devletyönetimine katılmasında ve siyasî iradenin şekil almasında aracılık veyardımcılık edenler de yine siyasî partilerdir. Siyasî partiler halkındemokrasi alanında yetişmesi, olgunlaşması için adeta bir okul hizmetigörürler. Seçim düzeninin, hele nispî seçimde, temeli, belkemiği siyasîpartilerdir.
Demokrasidüzeninin işleyişi, hatta Devletin yönetilmesi yolundaki kolaylaştırıcı vehazırlayıcı bütün bu ve benzeri faaliyetlerin kamu yaran niteliği, tartışmayıgerektirmeyecek bir açıklıkla ortadadır. Kamu yararına olan süreklifaaliyetlerin siyasî partileri, kamu yararına çalışan kuruluşlar durumunagetirdiğinden de şüphe edilemez. Siyasî partilere bu niteliği kazandıran yalnızçalışmaları da değildir. Aslında Anayasa, yukarıda değinildiği üzere, koyduğuhükümlerle onları böyle bir niteliğe ulaştırmıştır. Öte yandan çalışmalarımüyelerinin olağan yardımlariyle sürdüremeyen siyasî partiler, paraca güçlü birtakım kişi ve kuruluşların etki ve baskısı altına düşmek ve soysuzlaşmaktehlikesiyle de karşılaşırlar. Böyle bir tehlikeyi Devletin yardımıuzaklaştırabilir. Yardımda bu bakımdan da kamu yararının bulunduğu sözgötürmez.
Siyasîpartilerin ve çalışmalarının niteliği bu olunca, partilere Devletçe yapılacakpara yardımının kamu giderleri arasında sayılabilmesi gibi bir sonuçkendiliğinden ortaya çıkar. Şu duruma göre siyasî partilere Devletçe yardımedilmesinin ilke bakımından Anayasa'ya aykırı olduğu düşünülemez.
Başkayönlerden inceleme :
a)Bilim alanı :
SayınPayaslıoğlu'nun "Siyasî Partiler" adlı kitabında, özet olarak, siyasîpartilerin 3 unsuru bulunduğu, a) Beşerî unsur, b) Bunların vücuda getirdikleriteşkilât, c) Devlet iktidarını ele geçirerek gerçekleştirmek istedikleridoktrin ve program olduğu, siyasî partilerin faaliyetlerini müsmir kılmak vegayelerine erişmek bakımından kitlelerin arasına mümkün olduğu kadar girmekhususundaki temayüllerinin, partinin memleket ölçüsünde yaygın bir teşkilâtasahip olmalarını zorunlu kıldığı ve bu teşkilâtın işletilmesinin büyük miktardaparaya ihtiyaç gösterdiği, demokrasinin halk idaresi ve halkın da fertlerdenteşekkül etmekte olduğu, demokrasinin, fertlere kamu işlerinin görülmesihususunda sağlanacak tesir nispetinde gerçekleştirilmiş olacağı, fert, münferitkaldıkça hiç bir zaman önemli tesir icra edemeyeceği, partilerin, fertleritoplayıp teşkilâtlandırmak suretiyle bunların kamu hizmetlerininyürütülmesindeki ana temayül ve kanaatlarını ortaya çıkaracağı, seçimlerin veparlamento müzakerelerinin huzurunu sağladığı, kamu işlerinin yürütülmesineiştirak demek olan siyasî hürriyetin böylece gerçekleşeceği, siyasî partilerinbaşlıca 3 fonksiyonu olduğu ve bunların :
a)Seçimlerdeki fonksiyonu,
b)Hükümetteki fonksiyonu,
c)Yetiştiricilik ve eğiticilik fonksiyonu,
bulunduğu,seçimlerdeki rolü itibariyle demokratik bir rejimin vazgeçilmez elemanlarıaddedildikleri, partilerin umumi efkârı temsil ettikleri gibi hükümet icraatınıve Meclis faaliyetlerini de etkiledikleri bildirilmektedir.
SavınCoşkun San'da "Siyasî Partilerin Kapatılması" adlı kitabında(Zamanımızda modern demokrasiler, az veya çok, parti devleti karakterinebürünmeğe başlamış ve siyasî partilerin, halkın, Devlet varlığı üzerinde siyasîbir etki sahibi olmalarını sağlaması sonucunda Kara Avrupa'sının bazı harpsonrası anayasalarında, modern demokrasinin parti devleti esasına dayananbünyesini Anayasa müessesesi olarak düzenlenmesine yol açmıştır. Partiler, halkoyunun belirmesinde bir Anayasa organı görevini yerine getirmek suretiyleAnayasa yapısının zarurî unsurları durumundadırlar." demektedir.
b)Anayasa hükümleri :
56.maddemizin üçüncü fıkrası "Siyasî partiler, ister iktidarda istermuhalefette olsunlar demokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır."hükmünü taşımaktadır.
Fıkradabütün siyasî partiler değil, onların iktidarda ve muhalefette bulunanları ancakdemokratik siyasî hayatın vazgeçilmez unsurları olarak kabul edilmiştir. Birparti, seçime girip Büyük Millet Meclisinde üye bulundurmadan ve parlamentodakiüye sayısına göre çoğunluk ve azınlık derecesi anlaşılmadan iktidar veyamuhalefette olduğunu düşünmek çok güçtür. Bir partinin iktidar veya muhalefettebulunduğunun belirmesi için seçime girmesi, parlamentoda sandalya kazanmasıgerekir. Bu nedenle Anayasa'mızın bu hükmü, daha çok demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurları olarak seçime girmiş, parlamentoya üye göndermiş, oradakisandalya sayısına göre iktidar veya muhalefette bulunduğu ortaya çıkmış bulunanpartileri kapsar.
Anayasamızdapartilerden bahseden diğer hükümlere gelince :
Madde84/1- Meclislerin başkanlık divanları, o meclisteki siyasî parti gruplarınınkuvvetleri ölçüsünde divana katılmalarını sağlayacak şekilde kurulur.
Madde85/2- içtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının meclislerin bütünfaaliyetlerine kuvvetleri oranında katılmasını sağlayacak yolda düzenlenir.Siyasî parti grupları en az on üyeden meydana gelir.
Madde149- Cumhurbaşkanı; son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının enaz % 10 unu alan veya Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsilcisi bulunan siyasîpartiler veya bunların meclis grupları; kanunların veya Türkiye Büyük MilletMeclisi İç Tüzüklerinin veya bunların belirli madde ve hükümlerinin Anayasa'yaaykırılığı iddiasiyle Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal dâvasıaçabilir.
Anayasa'mızınbu hükümlerinden ilk üç maddesinde doğrudan doğruya parti faaliyetleri olaraksadece parlemento içindeki faaliyetlerinden bahsedilmekte ve 149. maddedekanunlar aleyhine iptal dâvası açma hakkının son milletvekili seçimine girmişve muteber oyun en az yüzde onunu almış olan partilere tanımakta ve seçimegirmemiş partilere bu hak verilmemiş bulunmaktadır. Çünkü bu partiler henüzsiyasi hayata girmemiş ve demokratik düzende bir fonksiyona sahipbulunmamışlardır.
Anayasahazırlıklarına ilişkin Belgeler :
l-Anayasa'mızın 56., 57. maddelerine benzer hükümler taşıyan Federal AlmanyaAnayasası'nın 21. maddesi gereğince hazırlanması gereken Siyasî Partiler Kanunutasarısı için 18 kişilik ilim heyetince düzenlenen rapora göre PartilerKanununa; partilerin tanımlanmasına ilişkin hükümler arasında milletvekiliseçimine katılma zorunda olduklarının, parlamento içi siyasî iradeninbelirmesine vasıtasız şekilde katılmalarının, güdecekleri siyasî hedef veprogramlarını tespit etmeleri gerektiğinin, partilerin asgarî bir istikrar vesüreklilik ölçüsünü taşımalarına ihtiyaç bulunduğunun, hükümler halindekonulması mütalâa edilmiş ve bunlardan sonuncunun delili olarak da "a)Parlamentoda temsil edilmiş, b) Asgarî bir teşkilâta ,c) Devamlı bir hukukîkişiliğe sahip olmaları gösterilmiştir. Yine bu raporun siyasî partilerin içdüzeninin demokratik esaslara uygunluğunun sağlanması için gösterilmiş bulunansebepler arasında (2 partinin mekân bakımından teşkilâtlanması ve her kademeyemuhtariyet tanınması) hususu da yer almaktadır. Bu raporda ayrıca partilerinAlman bütçesinden yardım alabilmeleri için parlamentoda üye bulundurmalarıkoşulu da öngörülmüştür.
c)Mahkememiz kararları:
306sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 11., 13., maddelerinin iptaline ilişkinolan 1963/171 esas sayılı dâva dolayısiyle verilmiş bulunan 1965/13 sayılıkararımızda "... nispî seçim düzeninde önemli olan kişiler değilpartilerdir. Oyların tümüne yakın sayısını partiler toplar, Seçmenin oyunukorumak ve değerlendirmek, bu nedenle de seçime girecek partilerde ve adaylistesinde belirli bir nitelik ve seviye aramak kanunun başlıca kaygusu veereği olmalıdır.
Siyasîpartiler, ister iktidarda ister muhalefette olsular, demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurları sayılmaktadırlar. Böylece yüce ve şerefli bir mevkiin, ooranda yüküm ve sorunları olması gerekir. Partilerin bu yüküm ve sorunlarıkarşılayacak niteliklere yöneltmek, kanunların başlıca ereğidir."cümleleriyle partilerin değerleri belirtilmiştir.
Anayasa'mızın56. maddesiyle 648 sayılı Partiler Kanununun 6. maddesi hükümlerine göre,siyasi partiler milletvekilliğine seçilme yeterliğine sahip 15 Türk vatandaşıtarafından kurulur. Kuruluş bildirisinin içişleri Bakanlığına verilmesi iletüzel kişiliklerini kazanırlar ve serbestçe çalışmaya başlarlar. Bu aşamadabulunan partilerle iktidar ve muhalefette yerlerini almış diğer partiler, hiçşüphe yoktur ki kanun önünde eşittirler. Anayasa'ya ve kanunlara saygılıoldukları sürece Devlet bütün partiler ve çalışmalarını korumakla yükümlüdür.Devlet bütçesinden malî yardım nedeni ise ayrıdır. Anayasa'mızın 61. maddesigereğince kamu gelirlerinden harcama yapılabilmesi, ancak kamu hizmetiningörülmesi ve kamu yararının sağlanması için mümkün olabilir. Bunların olmadığıyerde kamu gideri düşünülemez. Bu prensibe göre de hizmetleriyle kamuya yararlıhale gelmeyen partilere kamu gelirlerinden yardımın yapılmaması gerekmektedir.Bir partinin, kanun önünde kurulmuş olması ile değil millet ölçüsünde değilsebile onun önemli bir kısmı tarafından tüzük ve programının benimsenmesi,üyeleri arasına girilmesi ve onlardan sonra yurdun bir çok yönlerindekitaraftarlarınca kurulacak teşkilâtın artması iledir ki hizmet patisi halinegelmesi mümkün olur. Bu çağa gelmeyen partiler, hakları ve kanunî nitelikleriile parti olarak anlaşılsalar bile kamu idaresini etkileme, yönetme ve böylecekamu yararına hizmet etme güçlerine sahip değildirler. Hatta yeni kurulanpartilerin kamuya yararlı olmaları şöyle dursun, zararlı olmaları bilemümkündür. Meclis Başkanlık Divanının kuruluşunda ve meclislerin parlamento içiçalışmalarında Anayasa'mızın 84. ve 85. maddeleriyle parti gruplarına verilengörev, 56. maddenin üçüncü fıkrası ile belirtilen siyasî partilerin öneminiaçıklar. Durumdadır. Demokrasi rejiminin, siyasî partiler çalışması arasındakidenge rejimi olduğu prensibinin gerektirdiği bir kural nedeni iledir ki partigrupları parlamentodaki bütün teşekküllerde yerlerini alacak, parlamentonunbütün çalışmalarına katılacaklardır. Halkın bütününün istek ve düşüncelerininMecliste ve Meclis çalışmalarında etken olmaları, grupların bu şekildeparlamenter hayata katılmaları ile ve parlamento dışındaki halkın istek vedüşüncelerinin, parti teşkilât kademeleri vasıtasıyla Meclise yansıtılması ilemümkün olacaktır, iktidar ve muhalefetin, yurdun her köşe ve bucağındakiteşkilâtlan aracılığı ile memleket sorunlarını parlamentoya getirmeleri ve onunhürriyet dolu havasında kolaylıkla ortaya koyabilmeleri iledir ki halk idaresigerçekleşebilir. Yalnız parlamento çalışmalarına güçleri oranındakatılacaklardır.
Partilerinparlamento içerisindeki temsilcileri ile yapılan çalışmaları, bütünü ile kamugörevi niteliğindedir. Meclisler içinde bulunan parlamenterlerle gruplarınahalkın istek ve düşüncelerini yansıtan parti teşkilât kademeleri ise kamuyararı sağlamaktadır. Birinciler kamu hizmetleri yönünden bütçeden ödenekalırlar, ikinciler de kamu yararı sağladıkları içindir ki kamu giderlerini biraraya getiren bütçeden yardım almaya hak kazanırlar.
Yukarıdayazılı nedenlerle 1219 sayılı Kanunun 1. ve 2. maddelerinin iptaline karşıyız.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
648sayılı Siyasî Partiler Kanununun 74, maddesini değiştiren 1017 sayılı Kanununiptali isteğiyle daha önce açılan dâva sonunda Anayasa Mahkemesi, "648sayılı Siyasî Partiler Kanununun 74. maddesini değiştiren 22/2/1968 günlü ve1017 sayılı Kanunun, Siyasî Partilere Hazinece para ödenmesi ilkesi bakımındanAnayasa'ya aykırı olmadığına" 18, 19/2/1969 gününde karar vermiş, ancakilkeyi, yani siyasî partilere Hazinece para ödenmesinin Anayasa'ya aykırıolmadığını böylece saptadıktan sonra kanunu, başka nedenlerle Anayasa'ya aykırıgörmüş ve iptal etmiştir.
Bununüzerine Siyasî Partiler Kanununun 74. maddesinin yeniden düzenlenmesine ve bukanuna geçici bir madde eklenmesine dair 2/2/1970 günlü ve 1219 sayılı Kanun(işbu dâva konusu kanun) kabul olunmuştur.
AnayasaMahkemesi, siyasî partilere Hazinece para yardımı yapılmasını, ilke bakımından,bir yıl önce Anayasa'ya aykırı görmediği halde, bu kez siyasî partilereHazinece para yardımı yapılmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu karara bağlamışbulunmaktadır.
25/2/1970günlü, 13430 sayılı Resmî Gazete'de ve Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisinin 7.sayısında, "sahife 244-268" yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 18 ve19/2/1969 günlü ve 1968/26-1969/14 sayılı kararında belirtilen gerekçelerle veo karardan dönülmesini gerektiren hiç bir nedenin var olmaması dolayısiyle,iptal kararına karşıyım.
Lûtfi Ömerbaş
Başkan Vekili
KARARINGEREKÇESİNİN YAZILIŞINA İLİŞKİN KARŞIOY YAZISI
l-Federal Almanya Anayasa Mahkemesinin ikinci Dairesinin 19/7/1966 günlü iptalkaran, mahkememizin siyasal partilere devletçe akçalı yardım yapılmasının ilkeolarak Anayasaya aykırı bulunduğu yollu görüşünü destekleyen bir bilimselkaynak olarak kararımızın gerekçesinde yer alması gerekli iken bu yönün kurulcakabul edilmeyip gerekçenin eksik bırakılması üzerine anılan karara ve bizimkararımızın gerekçesinin doğrultusunda bulunan gerekçelerine özet olarak bukarşıoy yazımda yer veriyorum.
A)Karara ilişkin açıklamalarla gerekçelerin özeti :
Bukarar, Alman Anayasa Mahkemesi Üyelerince çıkarılan ve J. C. B. Mohr (PaulSiebeck) çe yayımlanan (Entscheidungen des Bundesverfassungsgerichts) adlıAlman Anayasa Mahkemesi Kararlan Dergisinin 1967 de Tübingen'de basılmışbulunan 20. cildinin 56-119. sayfalarında yayınlanmıştır.
Karardayazıldığına göre 1959 yılından 1965 yılına değin Federal Almanya DevletiBütçesine siyasal partilere bütün işlerinde harcanmak üzere yardım Ödeneklerikonulmuş, söz konusu karara temel olan davada Hessen ve Wiesbaden federehükümleri, 1965 yılı Bütçesine konulan ödeneğin iptalini Anayasa Mahkemesindenistemişlerdir; mahkeme dâvayı inceleyerek şu kararı vermiştir :
18/3/1965günlü, 1965 malî yılı Bütçe Yasasının 1. maddesinin İçişleri BakanınıAnayasa'nın 21. maddesinde öngörülen görevlerini yapmaları için siyasalpartilere 38 milyon mark ödemeye yetkili kılan kuralı, geçersizdir.
Bukararın esasa ilişkin gerekçeleri çok ayrıntılı biçimde kaleme alınmış olup bugerekçelerin dayandığı düşünceler içinden yardım ilkesinin Anayasa'ya aykırıolduğunu saptayan başlıca düşünceler (ki bu düşüncelere, Anayasa Mahkemesininsiyasal partilere devlet yardımı konusunda vermiş olduğu 68/21 esas, 69/14sayılı, 18 ve 19 Şubat 1969 günlü kararı için yazılan karşıoy yazımda dahi anaçizgileriyle değinilmiş ve Alman Anayasa Mahkemesinin şimdi anılan kararındanorada da açıkça söz edilmiştir. 25/2/1970 günlü Resmî Gazete; Anayasa MahkemesiKararlar Dergisi Sayı l, Sah. 251 ve Sonr.), ana çizgileri bakımından şöyleceözetlenebilir :
l-Anayasa koyucu özgürlüğe bağlı demokrasiye dayanan bir temel düzeninkurulmasını istemiş, bunun için halk oyunun (düşüncesinin) ve iradesininoluşumunda serbestlik ve açıklık yolunu seçmiştir. Anayasa'nın 5. maddesiylegüvence altına alman düşünceyi açıklama özgürlüğü, basın radyo, televizyon vefilm özgürlüğü, özgürlüğe bağlı demokrasiye dayanan bir devlet düzenini,doğrudan doğruya kuran etkenlerdir. Bu 5. madde, kamu oyunun (düşüncesinin)serbestçe oluşumunu dahi güvence altına almaktadır. Düşünceyi (oyu) serbestçeaçıklama temel hakkından, siyasa alanında serbestçe çalışma temel hakkı doğar.Düşünce Özgürlüğü, dernek, ortaklık kurma özgürlüğü, toplanma özgürlüğü,dilekçe hakkı; halkın oy (düşünce) ve iradesinin oluşumu özgürlüğünü sağlarlar.Bundan başka Anayasa'nın 21., 38. ve 28. maddeleri halkın iradesinin serbestçeoluşumunu ayrıca korurlar. Halkın düşünce ve iradesinin aralıksız biçimdeoluşumu süreci, devlet iradesinin oluşumunu belirleyen yasama meclisi seçimiylesonuçlanır. Halkın iradesinin oluşumundan, anayasa organlarının aracılığıyledevletin iradesinin oluşumu ayırdedilmelidir. Anayasa, bu ayrılığı temel tutmuş21. maddesinin 1. fıkrasında halkın iradesinin oluşumu olayını, 20. maddesinin2. fıkrasında ise devlet iradesinin oluşumu olayını söz konusu etmiştir. Halkınyalnızca anayasa organı veya yaratıcı organ olarak seçimler ve oy verme yoluyledevlet iradesini kullandığı (Anayasa madde 20, fıkra 2, cümle 2) günlerdedir kihalk iradesinin açığa vurması ile devlet iradesinin oluşumu tek bir olayniteliği kazanır. Şu da belirtilmelidir ki halk, siyasal iradenin oluşumunakatılma hakkını yalnızca seçim ve oy verme yolu ile değil, özellikle siyasal oy(Düşünce) oluşumunun aralıksız sürecini, başka deyimle "kamu oyu" nunoluşumunu etkileyerek de kullanır; nitekim kamu oyunun, devlet organlarınınkararlarım etkisi altında tuttuğu, toplulukların, dernekler ve türlü toplumsalkuruluşların hükümetin ve yasama organının kararlarını kendi üyeleri yararınaetkilemeye çabaladıktan bîr gerçektir. Her kuruluştan önce siyasal partiler,seçimler arasında oluşumuna katıldıkları halk oyu (düşüncesi) doğrultusunda,Anayasa organlarının ve özellikle yasama meclislerinin kararlarını etkilerler,başka deyimle, halk seçimler arasında da, özellikle demokrasi ilkelerine göreörgütlenmiş bulunan partiler aracılığı ile Anayasa organlarının kararlarınıetkileme olanağını bulur. Düşünce (oy) ve irade oluşumu sürecinin birçoketkenleri arasında türlü ilişkiler, bağlılıklar ve birbirini karşılıklıetkileme durumları vardır. Halk iradesiyle devlet iradesinin oluşumlarıarasında da karşılıklı olarak birbirini sınırlandırma söz konusudur. Anayasa,halk oyunun (düşüncesinin) açık ve serbest biçimde oluşumunu öngörmüşbulunduğuna göre, bu oluşum ancak halkın iradesinin devlet organları üzerinde etkiliolup devlet iradesinin halk iradesi üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamasınıdaha açıkçası, devlet iradesinin halk iradesini etkilemesinin yasaklanmasınızorunlu kılar. Demek ki bu oluşum, yalnızca halkın devlet organlarınıetkilemesi yolu ile gerçekleşecektir, yoksa bunun tersine olarak devletin halkıetkilemesi yoluyla değil... Gerçekten devlet organları, seçimlerle sonuçlananhalk iradesi oluşumunun ürünü olarak ortaya çıkarlar (Anayasa madde 20, fıkra2) yoksa devlet organlarının halka varlık vermesi söz konusu edilemez. Bundandolayı devlet organlarının halk iradesinin oluşumunu etkilemeleri ilke olarakyasaklanmıştır (Anayasa madde 20, fıkra 2 ve madde 21). Dernek ki halk düşünceve iradesinin oluşumu süreci, ilke olarak devlet etkisinin dışında kalacaktır.
2-Devlet organlarının halk oyunun (düşüncesinin) ve iradesinin oluşumunakarışarak onu etkilemesi, ancak bu etkilemeyi Anayasa hukuku açısından haklıgösteren özel bir nedenin bulunması durumundadır ki Anayasayla bağdaşabilir;Örneğin, seçim hakkının Anayasaya uygun biçimde gerçekleştirilmesi yolundakietkilemeler gibi...
3-Özellikle Anayasa organları ile siyasal partiler arasındaki ilişki, halkiradesinin serbestçe ve açıkça oluşumunun kural olarak devlet etkisi dışındabırakılması gerektiği yollu Anayasa buyruğuna bağlıdır. Bundan ötürü, devletsiyasal partilerin halk oyunun ve iradesinin oluşumunu etkileme yolundaki türlümaddî olanaklarını, akçalı yardımlarla veya başka tedbirlerle destekleme yükümüaltında sokulamaz.
4-Anayasanın 21. maddesinin yorumunda, Anayasa koyucunun Nasyonalsosyalistdönemdeki devlet ve parti birliği ilkesine karşı tepki göstermek ve AlmanCumhuriyetinin ilk Anayasası olan 1919 tarihli Weimar Anayasasında olduğu gibipartileri serbestçe kurulan, kendi kendine gelişip yaşayan, birbiriyle yanşanve çok partili toplumda yer alan bir kuruluş olarak düşünmek istediği gözönünde tutulmalıdır. Kaldı ki bu durum maddenin kesin biçimdeki yazılışından daaçık ve seçik olarak anlaşılmaktadır.
5-a) Halkın siyasal düşünce ve irade oluşumundan çok önemli birer araç bulunansiyasal partilere, siyasal düşünce (Oy) ve irade oluşumu alanındaki bütünçalışmaları için fedaral bütçeden yardım sağlanması halk oyunun (düşüncesinin)ve iradesinin devlet organları karşısında serbestçe ve açık olarak oluşumunungerektiği yollu demokratik ilke ile bağdaştırılamaz.
b)Partilerin yapısını Anayasa açısından birbiriyle serbesçe yarışan, kendigüçleri ile yaşayıp işleyen, devlete karşı bağımsız bulunan topluluklarbiçiminde saptamış olan Anayasanın 21. maddesinin birinci fıkrası, partilerinbütün çalışmaları için sürekli akçalı yardımın bir devlet görevi durumunagetirilmesini yasaklamaktadır.
6-a) Partilerin halkın siyasal oyunun (düşüncesinin) ve iradesinin oluşmasındabüyük katkısı bulunması, bir Anayasa organı görevim yapması ve hatta devletveya Anayasa organı olarak nitelendirilmesi olaylarına dayanarak devletinsiyasal partileri yardıma yükümlü olduğu savunulamaz. Anayasanın 21. maddesi,bu kuruluşları halkın siyasal iradesinin oluşumu için zorunlu birer araçsaymış, onları Anayasa kurumlan sırasına koymuştur. Bununla birlikte partiler,devlet organlarından değildirler. Partiler serbestçe kurulup siyasal-toplumsalalanda kok salmış olan kişi topluluklarıdır ve böylelikle halk iradesinin oluşumunakatkıda bulunup devlet kurumlan alanını etkilerler. Ancak kendileri bu alaniçinde olmadıklarından, devlet onlara akçe ödemeye borçlu tutulamaz. Partilerebütün çalışmalarındaki gereksinmelerinin yalnızca bir bölüğünü kaşlılayak birakçalı yardım dahi, devlet organlarının oy (düşünce) ve irade oluşumu süreciüzerinde etki sağlaması olanağını doğurur; oysa böyle bir etkilemeyi haklıkılacak özel bir anayasal neden düşünülemez.
b)Partilere devlet yardımı yapılmadıkça onların toplumsal görevlerini yerinegetiremiyecekleri düşüncesi dahi bu yardımı haklı kılmaz. Böyle bir düşünce,yurttaşları siyasal iradelerinin oluşması ve açığa vurması için zorunlu bulunanörgütleri kurma ve yaşatma yeteneğinden yoksun görme anlamına gelir veböylelikle Anayasanın demokrasiye bağlı devlet düzeni için öngördüğü temellerüzerinde kuşkuya düşülmüş olur. Özgürlüğe dayanan demokraside siyasal iradeoluşumunun yurttaşların ayırdetme gücüne ve çalışmasına bırakılmış olmasındandoğabilecek tehlike, ilke olarak, göze alınmıştır ve Anayasa bu tehlikeye karşıbir tedbir öngörmüş değildir.
c)Partilere bütün çalışmaları için gerekecek bir devlet yardımı yapılmayıncaonların bir takım para çevrelerinin etkisine düşecekleri düşüncesi dahi, böylebir yardımı haklı gösteremez; zira Anayasa'nın 21. maddesi .partilere ancakdevlete karşı özgürlük sağlamaktadır, yoksa özel kişilere, işletmelere ya dabirliklere karşı değil...
Anayasa'nınöngördüğü gelir kaynaklan üzerinde kamuya hesap verme ödevinin ereği, birtakımçevrelerin siyasal partilere yardımını yasaklamak ya da doğru bulmak değil,siyasal partilerin kimselerden yardım aldıklarını kamuya duyurarak onlarındurumları üzerinde halkın bilgi edinmesini ve yine halkın siyasal partilerinkimlere dayandığını, göz önünde tutarak o partilerin tutumlarınıdeğerlendirmesini sağlamaktır.
B)Alman Anayasasının dayanılan kurallarının çevresi :
AlmanAnayasa Mahkemesinin yukarıda ana çizgileri özetlenen görüşlerinin iyiceanlaşılabilmesi için 27/5/1948 günlü Federal Anayasa'nın gerekçelerde dayanılanmaddelerinin çevrileri madde sayısı sırasıyla aşağıya yazılmıştır :
Madde5- Herkes düşüncesini sözle, yazı ve resimle serbestçe açığa vurmak ve yaymakve genellikle yararlanılabilecek kaynaklardan hiç bir engele uğramadan bilgiedinmek hakkına sahiptir. Basın özgürlüğü, radyo ve film ile bilgi edinmeözgürlüğü güvence altındadır. Sansür yasak edilmiştir.
Buhaklar genel yasa kurallariyle, gençliğin korunmasına ilişkin yasal kurallar vekişi haysiyetine ilişkin hak ile sınırlıdır.
Bilimve sanat, araştırma ve öğretim serbesttir. Öğretim özgürlüğü. Anayasa'yabağlılık ödevini herhangi bir yönden etkileyemez.
Madde20- Federal Almanya Cumhuriyeti demokrasiye bağlı ve sosyal bir federaldevlettir.
Bütündevlet gücünün kaynağı halktır. Halk bu gücü seçimler ve oy verme yoliyle veözel yasama, yürütme ve yargı organları aracılığiyle kullanır.
Yasama;Anayasa düzeni ile, yürütme ve yargı ise yasa ve hukuk ile bağlıdır.
Madde21- Partiler halkın siyasal iradesi oluşumuna katılırlar. Partilerin kuruluşuserbesttir. İç düzenleri demokrasi ilkelerine uygun olmak zorundadır. Partilerkaynaklarının kökeni üzerinde kamuya hesap vermekle yükümlüdürler.
Erekleriya da kendilerinden olanların davranışlarının sonucu, özgürlüğe dayanan temeldemokrasi düzenine zarar vermek veya bu düzeni kaldırmak veya Alman FederalCumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek olan partiler, Anayasa'yaaykırıdır. Partilerin Anayasa'ya aykırılığı sorununu, Anayasa Mahkemesi kararabağlar.
Ayrıntılıkurallar federal yasayla düzenlenir.
Madde28- Federe devletlerdeki Anayasa düzeni, bu Anayasada öngörüldüğü üzere,demokrasiye bağlı bir cumhuriyet biçiminde kurulmuş sosyal hukuk devletiilkelerine uygun bulunacaktır. Federe devletlerde, bunların bölümlerinde veköylerle belediyelerde halk; genel, doğrudan doğruya, serbest, eşit ve gizliseçimlere dayanan temsilcilere sahip olacaktır. Köy ve belediyelerde, köy vebelediye genel kurulu, seçilmiş temsilciler yerine geçebilir.
Köyve belediyelere yerel topluluğun bütün işlerini kanunlar çerçevesi içinde vekendi sorumluluğu altında görme hakkı sağlanır. Köy ve belediye birliklerinindahi yasal ödev sınırları içinde ve yasalara göre kendi kendilerini yönetmehakkı vardır.
Federaldevlet, Federe devletlerin anayasal düzenlerinin 1. ve 2. fıkralar kurallarınave temel haklara uygun bulunmasını güvence altına alır.
Madde38- Alman Ulusal Meclisi millet vekilleri doğrudan doğruya serbest eşit vegizli seçimlerle seçilir. Milletvekilleri bütün ulusun temsilcileridir, buyrukve yönergelerle bağlı bulunmayıp, ancak vicdan kanılariyle bağlıdırlar.
21yaşını bitirmiş olan herkes seçmendir. 35 yaşını bitirmiş olan herkesseçilebilir.
Ayrıntılarbir federal yasayla düzenlenir.
II-Batı Almanya, batı uygarlığına bağlı ülkeler arasında siyasal partilere yardımilkesinin benimsenmiş bulunduğu bir ülke iken yukarıki I bendinde yazılı kararile bu ülkede dahi sözü edilen ilke uygulanamaz duruma girmiştir. Kaldı ki yineFederal Almanya Anayasa Mahkemesinin 2. dairesinin siyasal partilere yardımiçin 1962 malî mali ve 1964 malî yılı Federal bütçelerine konulmuş bulunanödeneklere ilişkin kuralların Alman Anayasasının 21. maddesinin 1. fıkrasınaaykırı olduğu yolunda 1. bentde anılan derginin 120 ve sonraki sahifelerindeyayımlanmış 19/7/1966 günlü bir kararı daha vardır.
Batıülkeleri arasında sözü edilen kuralın benimsendiği başka bir devlet bulunduğunubilmiyorum. Bu bakımdan birçok ülkelerde devletin siyasal partilere yardımilkesinin benimsenmiş olduğu yolunda ötedenberi ileri sürülegelen görüşlerinbence dayanağı yoktur.
SONUÇ: Yukarıki I ve II sayılı bentlerde gösterilen yönlerin kararın gerekçesineeklenmemiş olması bakımından anılan gerekçenin yazılışına karşıyım.
Üye
Recai Seçkin