ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1970/17
Karar sayısı:1970/37
Karar günü:25/6/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:4.5.1971/13826
İtirazyoluna başvuran : Akdağmadeni Sulh Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Mahkemece, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 11/6/1936 günlü, 3038 sayılıKanunla değiştirilen 99. maddesinin 2. fıkrası ve son fıkrasının "kanundayazılı haller müstesna olmak üzere" hükmü ile 460. maddesinin Anayasanın12. ve 31. maddelerine aykırı olduğu kanısına varılmış olduğundan TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesine dayanılarak sözü geçen kanunhükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
Olay: Cumhuriyet Savcılığı, şikâyetçiyi birlikte doğup yaraladıklarından dolayıoğlu, damadı ve kızı haklarında Türk Ceza Kanununun 456/4. ve 457/1. maddelerigereğince cezalandırılmaları isteğiyle kamu dâvası açmıştır. Akdağmadeni SulhCeza Mahkemesince yapılan duruşma sonunda; bunlardan şikâyetçinin damadınınberaatine, oğlu hakkındaki dâvanın vazgeçme sebebiyle düşürülmesine ve kızınında cezalandırılmasına dair verilen hüküm C. Savcılığı ve hükümlü sanıktarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, şikâyetçinin oğluhakkındaki vazgeçmesinin diğer sanıklara da sirayet edeceği düşünülmedenmahkûmiyet kararı verildiğinden hükmü bozmuştur. Yeniden duruşmaya başlayanmahkeme, Yargıtay bozma ilâmına uyulup uyulmaması hakkında bir karar vermeden,dâvada uygulanması gereken Türk Ceza Kanununun 99/2 - Son ve 460. maddelerininAnayasa'ya aykırı olduğu kanısına vardığım bildirerek sözü geçen hükümleriniptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın da geriyebırakılmasına Yi/12/ 1969 gününde karar vermiştir.
İtirazyoluna başvuran mahkemenin gerekçesi : Mahkemeyi itiraz konusu kanunhükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vardıran gerekçeleri belirten17/12/1969 günlü kararda aynen :
(l-İtirazın konusu : 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 99. ve460. maddelerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 151. ve AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri hakkındaki 44-sayılı Kanunun 27.maddesi uyarınca Anayasa'nın 12. ve 31. maddelerine aykırılığı kanısına varıldığındaniptaline karar verilmesi itirazından ibarettir.
Kanunmetinleri :
İtirazkonusu fıkraları da kapsayan ve 11/6/1936 günlü, 3038 sayılı Kanunladeğiştirilmiş bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 99. maddesi şöyledir :
(Madde99- Takibat yapılabilmesi dava ve şikâyete bağlı suçlarda, suçtan zarar görenkimsenin vazgeçmesi, hukuku amme davasını düşürür.
Ancakkanunda hilafı yazılı olmadıkça cezanın infazına mani olmaz. Maznunlardan birihakkındaki dava ve şikâyetten vazgeçme diğerlerine de sirayet eder.
Kanundayazılı haller müstesna olmak üzere vazgeçme onu kabul etmeyen maznuna sirayetetmez.)
Aynıkanunun 460. maddesi hükmü de şöyledir:
(Madde460- 456. ve 459. maddelerin takibat icrası şikâyete bağlı bulunan fıkralarındamuharrer ahvalde müddeinin hüküm katileşinceye kadar davasından ferageti hukukuamine davasını ortadan kaldırır.)
İtirazkonusu kanun hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısını desteklemek üzeremahkemece ileri sürülen Anayasa hükümleri şunlardır :
(Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, dîn ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye ,aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde31- Herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçı-namaz.)
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 31/3/1970 günü Başkan Vekili LütfiÖmerbaş ve Üye Salim Başol, Feyzullah Uslu, A. Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan,Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan,İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün'ünkatılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiği olmadığı veitirazın Anayasanın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerineuygun bulunduğu görüldüğünden işin esasının incelenmesi oybirliğiylekararlaştırılmıştır.
Esasınincelenmesi :
İtirazınesasına ilişkin rapor, itirazda bulunan mahkemenin gerekçeli kararı ve ekleri,Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanun hükümleri, Anayasa'ya aykırılıkkanısına dayanak olarak gösterilen Anayasa maddeleri, bunlarla ilgiligerekçeler ve meclis görüşme tutanakları okundukları sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
İtirazdabulunan mahkeme, gerekçeli kararında Türk Ceza Kanununun 99. maddesine göretakibat yapılabilmesi dava ve şikâyete bağlı bulunan suçlarda şikâyetin birdenziyade sanık hakkında yapılmış bulunduğu hallerde, bunlardan biri için yapılanvazgeçmenin diğer sanıklara da sirayet ettiğini, maddenin son fıkrasındavazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığa tesir etmeyeceği belirtilmiş ise de"kanunda yazılı haller "in bundan müstesna tutulduğunu ve buhallerden birinin de, 466. maddede gösterilmiş olduğunu, esasen Yargıtay'ınsüregelen içtihadının da sözü geçen hallerde sanığın veya sanıkların rızasınabakılmaksızın vazgeçmenin hüküm ifade etmesi lâzım geldiği yolunda bulunduğunubildirmekte ve bunların sakıncalarını uzun uzadıya açıklamaktadır. Sonuç olarakda; Türk Ceza Kanununun 99/2. maddesinde yazılı hüküm ile son fıkrasındaki(Kanunda yazılı haller müstesna olmak üzere) kaydının ve 99. maddeye istisnateşkil eden Türk Ceza Kanununun 460. maddesinin tümünün (herkesin yargımercileri önünde meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle, davacıveya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğunu) bildiren 31.maddesine ve kötü niyetli şikâyetçi zümresine bir nevi imtiyaz tanıması sebebiylede Anayasa'nın 12. maddesinin son fıkrasına aykırı düştüklerinden iptalleriniistemektedir.
GerçektenCeza Hukuku alanında, gerek suçların takibinde zarar görenin şikâyetine yervermenin doğru olup olamayacağı ve bunun hangi nitelikteki suçlarda yerindegörülebileceği konusunda ve gerekse şikâyetçiye vazgeçmesini, sadece bazısanıklar için sınırlandırabilme yetkisinin tanınıp tanınmamasının ve yinevazgeçmenin sanığın kabulüne bağlı tutulup tutulmamasının yarar ve zararlarıüzerinde türlü düşünceler ortaya sürülmüştür.
Ancak,kanun hükümlerinin Anayasa'ya. uygunluklarının denetlenmesi sırasında, buhükümlerin ortaya atılan türlü düşüncelerle çelişip çelişmediklerinin değil deAnayasa kurallarına aykırı olup olmadıklarının incelenmesi zorunluğu vardır.
Bubakımdan araştırılırsa Anayasa'mızda, hangi nitelikteki suçların doğrudandoğruya takibe tabi olacağını, hangilerinin takibinin şikâyete bağlı tutulmasıgerektiğini ve takibi şikâyete bağlı suçlardan hangilerinde vazgeçmenin tesiredebilmesi için sanığın kabulüne lüzum olduğunu, hangilerinde böyle bir kabulelüzum bulunmadığını gösteren bir hüküm yoktur. Bu duruma göre, kanun koyucu birAnayasa hükmüne aykırı olmamak kaydiyle, hangi fiillerin suç sayılacağınıkanunla tayin etmek yetkisine sahip olduğu gibi yine bu suçların niteliklerinegöre hangilerinin takibinin şikâyete bağlı tutulacağını ve bunlardanhangilerinde şikâyetçinin şikâyetinden vazgeçmesinin sanığın kabulü ile vehangilerinde böyle bir kabule bağlı olmadan kamu dâvasını düşüreceğini tayin vetespit etmek hususunda da aynı derecede yetkili bulunmaktadır. Ceza hukukumuzdada, kanun koyucu muayyen bazı suçlarda takibat yapılabilmesini zarar görenindâva ve şikâyetine bağlı tutmuş, Türk Ceza Kanununun itiraz konusu hükümlerinikapsayan 99. maddesinde de bu gibi suçlarda zarar gören kimsenin vazgeçmesininhukuku amme dâvasını düşüreceğini ve ancak kanunda hilafı yazılı olmadıkçacezanın infazına mani olmayacağını, maznunlardan biri hakkındaki dâva veşikâyetten vazgeçmenin diğerlerine de sirayet edeceğini ve kanunda yazılıhaller müstesna olmak üzere vazgeçmenin onu kabul etmeyen maznuna sirayetetmeyeceğini bildirmiştir. 460. maddede de (456. ve 459. maddelerin takibaticrası şikâyete bağlı bulunan fıkralarından muharrer ahvalde müddeinin hüküm katileşinceyekadar dâvasından feragatinin, hukuku amme dâvasını ortadan kaldıracağını)belirtmiştir.
Kanunkoyucunun, niteliklerini gözönünde tutarak bir kısım şikâyete bağlı suçlarda,vazgeçmenin sanığın kabulüne bağlı tutulmasında bir kamu yaran görmeyerekkanunla böyle bir düzenleme yapmasına yukarıda sözü edilen yetkisi müsaitbulanmaktadır.
Bundanbaşka Anayasamız'da itiraz konusu hükümleri yasaklayıcı bir madde de yoktur.Nitekim; kanun koyucu aynı yetkisi dolayısiyle zaman aşımı, af gibi sanıklarınkabulüne bağlı tutulmadan kamu davasını düşürebilen başka sebepler de ortayakoymuştur.
İtirazınkonusu hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına dayanak olarak mahkemeceileri sürülen Anayasa maddelerine gelince;
Bunlardan"Hak arama hürriyeti" başlığını taşıyan 31. maddede (herkes, meşrubütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir." denilmektedir.Anayasa müzakereleri sırasında yapılan konuşmalardan da "meşru vasıta veyollar" deyiminden "hukuk düzenine uygun vasıta ve yollar" ıkastedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa'nın bu hükmü ile, iddia ve savunmahakkının her türlü etkiden uzak olarak kullanılması, tarafların yargı mercileriönünde iddia ve savunmalarını bir kaygıya kapılmadan serbestçe yapmalarıkorunmak istenmiştir. İtiraz konusu maddelerde ise kanun koyucu, ancak kanundaaçıklanan bazı hallerde, ilişkin bulundukları suçların nitelikleri sebebiylesanığın kabulünü araştırmakta kamu hakları yönünden bir yarar görmediğindenkabule bağlı tutmaksızın şikâyetçinin vazgeçmesini, fiilî suç olmaktan çıkaranbir sebep olarak, kamu dâvasının düşmesi için yeterli bulmuştur. Fakat kamudâvasının böylece ortadan kalkması, sanığın hakkını savunmasını önlemişdeğildir. Çünkü yerine göre, hususî hukuk yolundan veya Türk Ceza Kanununun285., 283. maddelerinden faydalanmak suretiyle haklarını savunmak yetkisi saklıkalmıştır. Bu itibarla vazgeçme sonucunun böyle bir hukukî düzenlemeyebağlanmış olması, sanığa hukukça uygun bulunması şartiyle bütün vasıta veyollardan faydalanması yetkisini veren Anayasa'nın sözü geçen maddesinizedelemiş sayılamaz.
Anayasa'nın,12. maddesinin son fıkrasında da (Hiç bir kişiye veya topluma imtiyaztanınamaz) denmektedir. Bu hükümle, aynı durumda bulunan kişilerden veyatopluluklardan bir kısmına, diğerlerinden daha çok veya daha geniş hak veyetkiler tanınarak (Kanun karşısında eşitlik) ilkesinin çiğnenmesi önlenmiştir.Kanun koyucu şikâyetçinin sanıklardan biri hakkındaki vazgeçmesinin diğerlerinesirayetini kabul eylemek ve takibi şikâyete bağlı bir kısım suçlarda,şikâyetçinin vazgeçmesinin sanıkça kabulünü aramadan kamu dâvasını düşüren birhüküm koymak suretiyle, aynı durumda bulunan şikâyetçilerden bir kısmınadiğerlerinden daha çok hak ve yetki vermiş ve onlara bir imtiyaz tanımıştır,denemez. Aksine, aynı durumda bulunan şikâyetçilerin hepsini aynı hak veyetkilere sahip kılmıştır. Böylece itiraz konusu hükümlerin Anayasa'nın 12.maddesinde yazılı eşitlik ilkesini zedelediğinden söz edilemez .
Yukarıdanberiaçıklanan sebeplerle itiraz konusu kanun hükümleri Anayasa'ya aykırıgörülmediğinden itirazın reddi gereklidir. Başkan Vekili Lûtfi Ömerbaş veüyelerden Avni Givda bu görüşe ve Ziya Önel gerekçeye katılmamışlardır.
Sonuç:
1/3/1926günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun değişik 99. maddesinin ikinci fıkrasınınve 3. fıkrasındaki (Kanunda yazılı haller müstesna olmak üzere) hükmünün ve460. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Başkan VekiliLûtfi Ömerbaş ve Avni Givda'nın karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 25/6/1970gününde karar verildi.
Başkanvekili
Lütfü Ömerbaş
Üye
Fazlı Öztan
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Mustafa Karaoğlu
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
İtirazkonusu hükümler, Türk Ceza Kanununun 99. maddesinin son fıkrasında yer alan"vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığa sirayet etmez." hükmününuygulanmasını engellemektedir. Halbuki Anayasa'nın 31. maddesi, herkesin meşrubütün vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya dâvâlı olarak, iddia ve savunma hakkına sahip kılmıştır.
TürkCeza Kanununda belirtilen kimi hallerde dâvanın düşürülmesi sonucunu doğurandavadan vazgeçmede sanığın muvafakatinin aranmaması onu, Anayasa'nın 31.maddesinin herkese tanıdığı savunma temel hakkını kullanmaktan yoksunbırakmaktadır.
"Meşruvasıta ve yollar" sözlerinden "hukuk düzenine uygun vasıta veyollar" in kastedilmiş olduğu görüşü doğrudur. Anacak kanunun getirdiği budüzen, Anayasa hükümleriyle bağdaşır halde bulunmalıdır. İtiraz konusu bükümlerise, hükmün kesinleşmesine değin sürdürülmesi gereken savunma hakkınıkullanması için kimi hallerde sanığa, yararlanabileceği hiç bir vasıta ve yolbırakmamaktadır. Böyle bir sınırlamada Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun biryönün varlığından söz edilemez.
İtirazkonusu hükümlerin Anayasa'nın 31. ve 11. maddeleri hükümleri karşısında iptaligerektiği kanısındayım.
Başkan Vekili
Lûtfi ömerbaş
KARŞIOYYAZISI
TürkCeza Kanununun değişik 99. maddesinde "Kovuşturma yapılabilmesi dava veşikâyete bağlı suçlarda suçtan zarar görenin vazgeçmesinin kamu davasınıdüşürmesi ve vazgeçmenin onu kabul etmeyen sanığa sirayet eylememesi"kuralı yer almış; ancak yine bu maddenin son fıkrasındaki "kanunda yazılıhaller müstesna olmak üzere "kaydı" vazgeçmenin onu kabul etmeyensanığa sirayet eyleyememesi "ilkesinin" kanunda yazılıistisnalar" yönünden işlenmesini önlemiştir. İstisna hallerinden birini deitiraz yoluna baş vuran mahkemenin uygulayacağı Türk Ceza Kanununun 460.maddesi oluşturmaktadır. Bu maddeye göre "456. ve 459. maddelerinkovuşturma yapılması şikâyete bağlı bulunan fıkralarında yazılı hallerdedavacının hükmün kesinleşinceye kadar davasından vazgeçmesi kamu davasınıortadan kaldırır. "Burada sanığın vazgeçme konusunda söz sahibi olamamasıve vazgeçmeyi kabul etmemesinin kamu davasının düşmesini engelleyememesi 99.maddenin son fıkrasındaki "kanunda yazılı haller müstesna olmaküzere" hükmünün gereğidir.
Görülüyorki itiraz konusu hükümler, özellikle Türk Ceza Kanununun 99. maddesinin sonfıkrasındaki "vazgeçme onu kabul etmeyen sanığa sirayet etmez"ilkesine sınırlama getiren hüküm kimi ceza davalarında sanığın savunma hakkınıkullanmasını davacının istek ve iradesine bağlı kılmakta; davacının davasındanvazgeçmesi halinde vazgeçmeyi kabul etmemeğe hakkı olmayan sanık masumluğunukanıtlayabilmek ve beraat karan alarak kendisine isnat edilen suçun altındanalın aklığı ile çıkmak olanağını bulamamaktadır. Sanığın bir takım dolaylıhukukî yollardan hakkını sonradan ve bir dereceye kadar arayabilmesi sonundageç ve güç olarak elde edeceği sonucun ise ne maddeten ne de manen bir beraatkararının doyuruculuğunu getiremeyeceği ortadadır.
Anayasa'nınhak arama hürriyetini düzenleyen 31. maddesine göre herkes, meşru bütün vasıtave yollardan yararlanmak suretiyle yargı maricleri önünde davacı veya dâvâlıolarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine Anayasa'nın 11. maddesi temelhak ve hürriyetlerin kanunlarla sınırlanmasında Anayasa'nın sözüne ve ruhunauygunluğu şart kılmıştır.
Yukarıdatartışılan kanun bükümünün "dâvâlının savunma hakkı" nı büyük ölçüdesınırladığında, sınırlamanın kamu yaran veya kamu düzeni gereğine, başkadeyimle haklı bir nedene dayanmadığında ve şu duruma göre de Anayasa'nın sözüneve ruhuna uygun bir sınırlamadan söz edilemeyeceğinde kuşku yoktur. Anayasa'nın31. ve 11. maddelerine aykırılık dolayısiyle itirazın kabul edilmesi ve iptalkaran verilmesi gereklidir. 1970/17 esas sayılı dâvada alınan 25/6/1970 günlü,1970/37 sayılı karara bu gerekçe ile karşıyım.
Üye
Avni Givda
KARŞIOYYAZISI
Hakarama ve dâva yolu ne denli yüce ve Anayasal bir hak ise, savunmada o kadar veondan zerrece eksik ve farksız olarak düşünülemeyecek kutsal bir haktır. Bugerçek Anayasa'nın 12. maddesinde, herkes kanun önünde eşittir. Ve 31.maddesinde, herkes meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı ve dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir,ilkeleri ile en güzel şekilde ifadesini bulmuştur.
İddiayageniş ölçüde yer verilirken, davacının lütfü niteliğindeki vazgeçme ile dâvanınortadan kaldırılması, bununla yetinmeyerek masum olduğunun tespit ve beraathükmü ile tescilini isteyen sanığa, vazgeçmeden bahisle ispat imkânınıntanınması, bu hakkın sınırlanma ve kısıtlanması sonucunu doğurur ve kanımızcayukarıda sözü edilen Anayasa'nın 12. ve 31. maddelerine ve bu maddeleringetirdiği ana ilkelere aykırı düşer.
TürkCeza Kanununun 99. maddesinde konumuzla ilgili olarak vazgeçme ile kamudâvasının düşeceği ve sanıklardan biri hakkındaki vazgeçmenin diğerlerine desirayet edeceği, ancak, kanunda yazılı haller dışında vazgeçmenin, onu kabuletmeyen sanığa tesir etmeyeceği hükmü yer almıştır. Aynı kanunun 460.maddesinde ise, davacının hüküm kesinleşinceye kadar dâvadan vazgeçmesi, kamudâvasını ortadan kaldırır denilmekte ve 99. maddenin ayrık haline yerverilmemiş bulunmaktadır.
Budurumda Ceza Kanununun genel .hükümlerinden olan ve yukarıda anılan 99.maddenin, vazgeçme onu kabul etmeyen sanıklara tesir etmez hükmünün olaydauygulanması gerekir. Nitekim uygulamada bu düşüncemizi doğrulamaktadır.Gerçekten dosyada görüldüğü gibi itiraz yoluna baş vuran mahkeme, vazgeçmeyikabul etmeyen iki sanıktan biri hakkında beraat ve diğeri hakkında mahkûmiyethükmü tesis etmiştir. Cumhuriyet Savcılığı her iki sanık hakkında da Türk CezaKanununun 460. maddesinden söz ederek, kamu dâvasının düşürülmesine kararverilmesi lâzım gelirken diyerek hükmü temiz etmiş, yargıtay incelemesisonunda, C. Baş Savcılığının mütalâası gibi hüküm sadece, mahkûm edilen sanıkhakkında feragatin diğer sanıklara da sirayet edeceği düşünülmeden mahkûmiyetkaran verilmesi yolsuz ve temyiz itirazları bu sebeple yerinde bulunmuşolduğundan denilerek bozulmuş ve beraat hükmüne dokunulmamıştır.
Tektaraflı vazgeçme iradesi ile kamu dâvasının düşmesi sonucu ortaya çıkar ve buyolla sanığın ceza görememesi hakkı doğar. Ama bunun ötesinde masum olduğununtespit ve tescilini isteyen sanığın bu hakkını elinden alamaz. Çünkü bu haksanığa, yukarıda yazılı Türk Ceza Kanununun 99. maddesindeki, kanunda yazılıhaller dışında vazgeçme onu kabul etmeyen sanığa tesir etmez hükmü ileverilmiştir. Böylece bozma nedeninin vaz geçme ile kazanılmış hakka ilişkinolduğu anlaşılmaktadır.
Görülüyorkiiddia ve savunma bakımından bir dengesizlik ve eşitsizlik söz konusu değildir.Ve bu nedenlerle itirazın reddi lâzımdır düşüncesindeyim.
Üye
Ziya Önel