ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1970/21
Karar Sayısı : 1970/24
Karar Tarihi :12/5/1970
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :Artvin Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 13.12.1968 günlü, 1072 sayılırulet, tilt, langırt ve benzeri oyun ve makinaları hakkındaki kanunun, 2. maddesinincezanın tecilini önleyen son fıkrası dolayısıyle Anayasaya aykırı olduğuyolunda sanık vekilince ileriye sürülen iddia üzerine mahkemece de bu hükmünAnayasanın 11. ve 12. maddelerine aykırı olduğu kanısına varılmış ve TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının 151. maddesine dayanılarak Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
I. Olay :
1072 sayılı kanun 1. maddesindeki yasaklara aykırı olarak umumaaçık yerde langırt oyun makinesi bulundurup çalıştırmak eyleminden dolayı sanıkhakkında 4.2.1969 günlü iddianame ve 3005 sayılı kanuna göre duruşmasıyapılarak 1072 sayılı kanunun 1. ve 2. maddeleri gereğince cezalandırılmasıistemiyle açılan ve Artvin Sulh Ceza Mahkemesinin 1969/18 esas sayısını alandavanın duruşması sırasında 25.4.1969 günlü 5. oturumda sanık avukatı 1072sayılı kanunun, tecile yer vermediği için, Anayasaya aykırı olduğunu ilerisürmüş; mahkeme de bu kanıya vararak Anayasa Mahkemesi başkanlığına müzekkereyazılmasına ve duruşmanın geri bırakılmasına 23.5.1969 gününde karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesine ancak 44 sayılı kanunun 27. maddesihükümlerine uyularak başvurulabileceğinin ve gönderilen 26.5.1969 günlü 1969/18esas sayılı yazının işin ele alınmasına yeterli olmadığının Anayasa MahkemesiBaşkanlığınca 2.6.1969 günlü 493 sayılı yazı ile bildirilmesi üzerine mahkemeAnayasa Mahkemesine 44 sayılı kanunun 27 maddesi uyarınca başvurulmasını veişin bekletilmesini 23.1.1970 gününde kararlaştırmıştır.
II. İtiraz yoluna başvuran mahkemenin gerekçesi özeti :
1072 sayılı kanunun tecile yer vermemesi Anayasanın 11. ve 12. maddelerineaykırıdır.
III. Yasa Metinleri :
1-İtiraz konusu hüküm :
13.12.1968 günlü, 1072 sayılı kanunun itiraz konusu fıkrayı dakapsayan 2. maddesi şöyledir: (Madde 2-Bu kanuna aykırı hareket edenler biryıldan aşağı olmamak üzere hapis ve 1000 liradan 5000 liraya kadar ağır para cezasınamahkum edilirler. Tekerrürü halinde cezalar bir misli artırılır.
Ele geçirilen alet, makine ve bunların çalıştırılmasına yarayantesisat ve paralar zapt ve müsadere edilir. Bu gibi oyun oynanan yerler birdaha açılmamak üzere kapatılır.
Bu suçlardan mahkum olanların cezaları tecil edilmez.)
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
1072 sayılı kanunun 2. maddesinin son fıkrası hükmünün Anayasayaaykırı olduğu kanısını desteklemek üzere mahkemece ileri sürülen Anayasanın 11.ve 12. maddeleri aşağıdadır:
(Madde 11-Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın sözüne ve ruhunauygun olarak ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanun, kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni, sosyal adalet vemilli güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz.)
(Madde 12-Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
IV.İlk İnceleme :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 26.2.1970gününde Lütfi Ömerbaş, Salim Başol, A.Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, HakkıKetenoğlu, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş,Recai Seçkin, Halit Zarbun, Ziya Önel, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün’ünkatılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında: (Mahkemenin 7.11.1969 günlüoturumda verdiği kararda 1072 sayılı kanunun 2. maddesindeki tecili önleyenhükmün Anayasaya aykırı olduğundan söz edildiği halde 23.1.1970 günlü karardakanunun tümünün aykırılığı ileri sürülmek ve iptali istenilmek suretiyleçelişkiye düşüldüğü, yine mahkemenin Anayasaya aykırılık iddiasını ciddibulmakla yetinmeyerek bunu benimseyip kendi kanısı gibi ileri sürmesinekarşılık aykırılık gerekçesini açıklamadığı görüldüğünden ve kanunun tümününiptali istendiği takdirde bu istemin de gerekçeye dayandırılması zorunluolduğundan çelişme giderilmek ve açıklanan eksiklikler tamamlanmak üzeredosyanın geri çevrilmesine) Salim Başol’un tecili önleyen hükümle sınırlıolarak işin esasının görüşülmesi gerektiği yolundaki karşı oyu ile ve oyçokluğuile karar verilmiştir. (E.1970/5-K.1970/9 sayılı karar)
Mahkemenin, 20.3.1970 gününde verdiği kararda itiraz konusu 1072sayılı kanunun 2. maddesinin tecili önliyen son fıkrası hükmü ile sınırlayarakgerekçe eksiğini de buna göre tamamlaması üzerine 14.4.1970 gününde LütfiÖmerbaş, Salim Başol, Feyzullah Uslu, A.Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, CelâlettinKuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Avni Givda, MuhittinTaylan, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun ve Muhittin Gürün’ünkatılmalariyle yapılan ikinci ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiğikalmadığı ve itirazın Anayasanın 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı kanunun 27.maddelerine uygun bulunduğu görülmüş olduğundan işin esasının incelenmesineoybirliğiyle kararlaştırılmıştır.
V.Esasın İncelenmesi :
11.6.1970 gündeminde yer alan işin, tıpkısının 12.5.1970 günündegörüşülüp karara bağlanmış olması dolayısıyla 12.5.1970 gündemine alınmasıoybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra itirazın esasına ilişkin rapor,mahkeme-nin 24.3.1970 günlü, 1969/18 esas sayılı yazısına bağlı olarak gelengerekçeli karar ve ekleri, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen hüküm, Anayasayaaykırılık kanısına dayanaklık eden Anayasa maddeleri; bunlarla ilgiligerekçeler ve Meclis görüşme tutanakları; konu ile ilişkin bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Hatırlanacağı üzere rulet, tilt, langırt ve benzeri oyun alet vemakinelerini çalıştıran yerler bir ara çoğalıp yaygınlaşmış; hatta bir çokkahvelerin birer bölümü bu oyunlara ayrılmış ve özellikle öğrenim çağındakiçocuklar ve gençler okul saatlerinde bile buralara devem eder olmuşlardı.Çocukların ve gençlerin bu gibi yerlerde sömürüldükleri, ayartıldıkları vekumara alıştırıldıkları yolundaki eğitimcilerin ve anababaların haklısızlanışları, uyarmaları ve kaygıları gittikçe artmakta ve sorunun önemle elealınması zorunluğu kendini bütün ağırlığı ile duyurmakta idi. 1072 sayılı yasaişte bu sızlanış ve kaygıların yasama meclislerindeki tepkisinin ve sorunuçözme çabasının bir sonucudur.
Kanun, Türk Ceza Kanununun 567. maddesinin kapsamı dışında kalsabile, umuma mahsus veya umuma açık yerlerde her ne ad altında olursa olsunkazanç kastiyle oynanmasa dahi rulet, tilt, langırt ve benzeri baht ve talihebağlı veya maharet isteyen otomatik, yarı otomatik el veya ayakla kullanılanoyun alet ve makinaları ile benzerlerini bulundurmayı, çalıştırmayı veya yurdasokmayı yahut imal etmeyi yasaklamakta; kanunun uygulanmasında spor kulüplerini,gençlik teşekküllerini ve dernekleri umuma açık yer saymaktadır. (Madde 1).
Yasa koyucu, gençliğin ahlâkını ve geleceğini tehdit eden bu sorunüzerinde öylesine titizce durmuştur ki yasaklama kapsamını çok geniş tutmak veağır sayılabilecek ceza yaptırımları koymakla yetinmemiş; bu suçlardan hükümgiyenlerin cezalarının tecil edilmesini engellemiş (Madde 2-İtiraz konusufıkra) ve kanun kapsamına giren suçlardan dolayı zaman ve mekân kaydınabakılmaksızın 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerininuygulanmasını öngörmüştür. (Madde 3)
Tecil kurumunu, 13.7.1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazıHakkında Kanunun –geçici 4. maddede öteki kanunların bu kanuna aykırıhükümlerinin uygulanmayacağı açıklandığına göre -6. maddesi düzenlemektedir. Bumadde uyarınca; “adliye mahkemelerinde para cezasından başka bir ceza ilemahkum olmıyan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya altıaya kadar ağır hapis cezalarından biri ile mahkum olur ve geçmişteki hali ileahlaki temayüllerine göre cezanın tecili ilerde cürüm işlemekten çekinmesinesebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edilirse bu cezanın tecilinehükmolunabilir. Bu halde tecilin sebebi hükümde yazılır.
Tecile ilişkin 6. madde genel nitelikte bir hüküm olmakla birliktebu durumun tecilden istisna hükümlerinin kimi yasalarda yer almasına engellikedemeyeceği ortadadır. Türk Ceza Kanununun tecil konusu yine genel niteliktedüzenleyen 89. maddesinin uygulandığı dönemde de bir takım kanunlarda istisnahükümleri yer alagelmiştir. Söz gelimi Kaçakçılığın Men ve Takibine dair 1918sayılı Kanunun değişik 58. maddesinde bu kanuna göre hükmedilecek cezalarıntecil edilemeyeceği yazılıdır. Bunun bir ikinci örneği de Askeri Ceza Kanununundeğişik 47. maddesindedir. Maddenin A bendinde hangi cezaların teciledilemiyeceği açıklanmakta ve istisna hükmü dört fasıl içindeki cezalarıkapsamına almaktadır. İtiraz ve inceleme konusu fıkra ise 647 sayılı kanununyürürlüğe girmesinden sonra bir yasa da yer alan istisna hükmüdür. En ileri ülkelerinyasalarında da tecilden istisna hükümlerinin bulunduğuna, sırası gelmişkenburada işaret etmek yerinde olacaktır.
Tecil edilebilir cezaların kapsamı ve tecilden istisna, ceza veinfaz hukuku bakımından tartışılıp eleştirilebilir. Ancak bu alandaki birdüzenlemenin Anayasaya doğrudan doğruya aykırılığından söz edilemez. ÇünküAnayasada tecile ilişkin özel bir hüküm yoktur. Şu duruma göre yasa koyucununAnayasa ilkelerine aykırı olmamak üzere ülkenin ve toplumun gerek ve gerçekleriuyarınca bu alanda düzenlemede bulunmada serbest olduğunun kabulü aykırıdüşmez.
Tecil, hükümlü için, bir anayasal temel hak değildir. Esasentecilin genel çerçevesine giren işlerde de olumlu yahut olumsuz karar vermek hâkimintakdirine kalmıştır. Nitekim 647 sayılı kanunun 6. maddesinde belirlicezalardan biri ile mahkumiyet halinde hükümlünün “geçmişteki hali ile ahlâkitemayüllerine göre cezanın tecili ilerde cürüm işlemekten çekinmesine sebepolacağı hakkında mahkemece kanaat edilirse bu cezanın teciline hükmolunabilir”denilmektedir. Onun için konunun Anayasanın, temel hak ve hürriyetlerinsınırlanmasını düzenleyen 11. maddesiyle ilişkisi yoktur. Kaldı ki kanun, özündokunmamak şartıyle, bir temel hak ve hürriyeti bile hele kamu yararı, genelahlak, kamu düzeni, sosyal adalet ve milli güvenlik gibi nedenlerle,sınırlayabilir. Öyle olmamakla birlikte Anayasanın 11. maddesinin konu ileilişkisi bulunduğu bir an için düşünülse de dahi, tecil hükmünün genelnitelikte uygulanmasına karşılık sayısı pek az bir kaç yasada istisna hükümlerininbulunmasının öze dokunuş sayılamayacağı ve 1072 sayılı kanunun, yukardaaçıklanan konuluş nedenlerine göre bu yasadaki tecilden istisna hükmünün 11. maddedeyazılı sınırlama koşullarına uygun olduğu ortadadır.
İtiraz konusu hükmün, Anayasanın 12. maddesindeki “kanun önündeeşitlik” ilkesine aykırı olduğu yolandaki iddiaya gelince: Önce AnayasaMahkemesinin bu kavrama ilişkin yerleşmiş görüşünün burada bir kez dahaaçıklanmasında yarar vardır. 12. maddenin mutlak olarak yasakladığı; kanunlarınuygulanmasında dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayrımının gözetilmesi ve bu nedenlerle eşitsizliğe yol açılmasıdır. Bunundışında ancak birbirinin ayni olan durumlarda ayni hukuk kurallarının öngörülmesive ortaya imtiyazlı bir kişi veya topluluk çıkarılmaması zorunludur. Bir bölümyurttaşların, durumlarındaki özellik ve ayrılık dolayısiyle haklı nedenlerlebaşka hükümlere bağlı tutulmaları halinde kanun önünde eşitsizlikten ve birimtiyazdan söz edilemez.
Ceza yaptırımı altında bulunan iki yasak eylemin tecilden istisnabakımından birbirleriyle eşdeğerde olup olmadığının isabetle ölçülmesi içinkesin bir yol yoktur. Eylemin ve cezasının niteliğine bakılarak sonucavarılması yanıltıcı olur. Burada önemi olan kanun koyucuyu, hükümlüyü tecildenistisnaya yönelten nedenler, koşullar ve bunlar arasında özellikle toplumungerek ve gerçeklerinden doğmuş zorunluluklarıdır. 1072 sayılı kanununçıkarılması ve yasa önünde eşitlik ilkesi konularında yukarıda yeterinceaçıklamalara gidilmiştir. Şu duruma göre 1072 sayılı kanuna aykırıdavrananlarının cezaları tecil edilmezken başka kanunlardaki yasak eylemleriişleyenlerin ayni hadlar içinde kalan cezaların tecil edilebilmesine bakılarakkanun önünde eşitlik ilkesinin bozulduğundan söz edilmesinin yeri yoktur. Öteyandan 1072 sayılı kanun, bu yasaya aykırı davrananların tümünü; hiçbir ayrımyapmaksızın tecil bakımından ayni hükme bağlı tutmuş, ve böylece kanun önündeeşitlik ilkesini kendi yönünden korumuştur.
Özetlenecek olursa:27.12.1968 günlü, 13086 sayılı Resmi Gazetedeyayımlanan 13.12.1968 günlü, 1072 sayılı kanunun 2. maddesinin son fıkrasıhükmü Anayasanın 11. ve 12. maddelerine öteki ilkelerine aykırı değildir; dahaönce verilen 12.5.1970 günlü, E.1970/7-K.1970/23 sayılı kararda da belirtildiğiüzere itirazın reddi gerekir.
VI.SONUÇ :
13.12.1968 günlü, 1072 sayılı kanunun 2. maddesinin tecili önleyenson fıkrası hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 12.5.1970gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Vekili
Lütfi ÖMERBAŞ
Üye
Salim BAŞOL
Üye
Fazlı ÖZTAN
Üye
Celâlettin KURALMEN
Üye
Hakkı KETENOĞLU
Üye
Fazıl ULUOCAK
Üye
Sait KOÇAK
Üye
Avni GİVDA
Üye
Muhittin TAYLAN
Üye
Şahap ARIÇ
Üye
İhsan ECEMİŞ
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Ziya ÖNEL
Üye
Muhittin GÜRÜN