ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/31
Karar Sayısı:1971/21
Karar Günü:18/2/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:9.7.1971/13890
İtirazyoluna baş vuran : Gercüş Sulh Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263 üncümaddesinin 3 üncü fıkrası ile aynı Kanunun 303 üncü maddesinin, Anayasa'nın 132inci maddesine ve 151 inci maddesinin ruhuna aykırı bulunduğu kanisiyleiptallerine karar verilmesi istenilmiştir.
I-Olay :
Gerçeğeaykırı beyanda bulunmak eyleminden, sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 528 incimaddesi gereğince cezalandırılması istemini kapsayan 4/4/1970 günlü ve Esas :1970/47, İddianame; 1970/10 sayılı iddianame ile Gercüş Sulh Ceza Mahkemesineaçılmış bulunan kamu dâvasının duruşması sırasında, sanığa yükletilen eyleminTürk Ceza Kanununun 343 üncü maddesine uyduğu gözönünde bulundurularakmahkemenin görevsizliğine ve dâva dosyasının görevli mahkeme olan bu yer AsliyeCeza Mahkemesine gönderilmesi için yerin Cumhuriyet Savcılığına verilmesineilişkin 12/5/1970 günlü ve Esas : 1970/13, Karar : 1970/10 sayılı karar, CumhuriyetSavcılığının, sanığa yükletilen eylemin, iddianamede gösterildiği veçhile, TürkCeza Kanununun 528. maddesine uyduğunu ileri sürerek 14/5/1970 gününde yaptığıitirazı yerinde bulan itiraz mercii Gercüş Asliye Hâkimliğinin 16/5/1970 günlükarariyle kaldırılmış; karara uyularak Gercüş Sulh Ceza Mahkemesinde yenidenyapılan duruşma sırasında, bu dâva nedeniyle uygulama yeri bulunan 4/4/1929günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncüfıkrası ile aynı Kanunun 303. maddesinin, mahkemece Anayasa'nın 132. maddesineve 151. maddesinin ruhuna aykırı görülmesi üzerine, itiraz konusu edilmişbulunan Kanun hükümlerinin iptalleri için Anayasa Mahkemesine baş vurulmasınakarar verilmiştir.
III-İtiraz konusu edilen kanun hükümleri :
1- 4Nisan 1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263..maddesinin üçüncü fıkrası ;
"Bukarar aleyhine ancak 203. maddeye göre itiraz olunabilir."
2- 4Nisan 1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 303. maddesi :
"İtirazüzerine verilen kararlar katidir."
IV-Mahkemenin dayandığı Anayasa hükümleri: Mahkemenin gerekçesi dayanak yaptığıAnayasa maddeleri :
l-Anayasa'nın 132. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları :
"Hâkimler,görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya Kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerinegöre hüküm verirler.
Hiçbirorgan, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkindebulunamaz."
2-Anayasa'nın 151. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları :
"Birdâvaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'yaaykırı görürse veya taraflardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği kararakadar dâvayı geri bırakır.
Mahkeme,Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddî görmezse, bu iddia, temyiz merciince esashükümle birlikte karara bağlanır.
AnayasaMahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere üç ay içinde kararınıverir."
V-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi, Başkanvekili Lütfi Ömerbaş'in başkanlığında ve üye Salim Başol,Feyzullah Uslu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen Hakkı Ketenoğlu, FazlıUluocak, Avni Givda, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Ziya Önel ve Muhittin Gürün'ün katılmaları ile 16/6/1970 gününde,Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi hükmü uyarınca yaptığı ilk incelemetoplantısında, itiraz yoluna baş vuran mahkemenin Anayasa'ya aykırılığınedeniyle iptallerine karar verilmesini istediği kanun maddelerini bakmaktaolduğu dâvada uygulama durumunda olup olmadığı yönünü incelemiştir.
Anayasa'nın151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki22/4/Î962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri hükümlerine göre, mahkemeler,ancak bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle Anayasa Mahkemesine itirazyoluyla baş vurabilirler. Bir dâvanın hukuken var sayılabilmesi için ise, onunkanunlara uygun bir şekilde açılmış ve ayrıca mahkemenin yetkisi içine girmektebulunmuş olması gerekir.
Bundanbaşka, aynı hükümler uyarınca, mahkemelerin bu baş vurmaları, o dâva nedeniyleuygulanacak kanun hükümleri ile dahi sınırlı bulunmaktadır.
Ohalde bu iki koşulun olayımızda gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesigereklidir.
Cezamahkemelerinde bir kamu dâvasının görülmesi sırasında, duruşmada sanığayükletilen suçun mahkemenin görevini geçtiği anlaşılırsa, Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 363. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkeme bir kararlaişi görevli mahkemeye gönderir.
Bukarar aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince son soruşturmanın açılmasınailişkin bulunan bir kararın bütün sonuçlarını doğurur ve aynı koşullara bağlıolur. Yine aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar aleyhine aynıkanunun 203. maddesinin (Son tahkikatın açılmasına dair verilen karar aleyhinesanık tarafından itiraz olunamaz. Muhakemenin men'ine veya dâvanın iddianamedegösterilen mahkemeden başka bir mahkemeye verilmesine dair sorgu hâkimitarafından verilen karar aleyhine Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz yolunamüracaat olunabilir.) şeklindeki hükmüne dayanılarak. Cumhuriyet savcısıtarafından itiraz yoluna gidilebilir. Bu itirazı inceleyen mercice verilenkarar ise, aynı kanunun 303. maddesi hükmü gereğince kesin olup, görevsizlikkaran kaldırılmış bulunan mahkemenin, yargılamaya, itiraz merciinin kararıdairesinde devamla dâvanın esasım nihaî bir karara bağlaması zorunluğu vardır;yani, bu mahkemenin görevsizlik kararında direnmeye yetkisi yoktur. İşte bunedenledir ki, olayda görevsizlik kararı, Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerineİtiraz merciince kaldırılmış bulunan mahkemenin bakmakta olduğu bir dâvanınbulunduğu belli olmuştur.
Diğeryenden, Anayasa'nın 32. maddesinde (Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merciönüne çıkarılamaz,) şeklinde yer alan Anayasa kuralının doğal bir sonucuolarak, bir ceza mahkemesinin kendisine açılmış bulunan bir davayı göremeyeçeşitli yönlerden yetkili ve görevli bulunup bulunmadığını saptamak üzere, odâvanın açılışı ve kendisine getirilişi ile ilgili işlemleri incelemesigereklidir. Zira, herkesin kanunun genel olarak koyduğu görev ve yetki esaslarıile belli olan hâkim tarafından yargılanması, kişi güvenliğinin baş koşuludur.Kişilerin kanunî (yani doğal) hâkiminden başka mercilerce muhakeme edilmesi bualan-da özel bir işleme bağlı tutulması, hukuk devletinin asla kabuledemiyeceği bir tutum teşkil eder. Onun içindir ki ceza mahkemelerinin yetki vegörevleri ile ilgili kanun hükümlerinin, kamu düzenini ilgilendirmesinedeniyle, ceza soruşturmasının her evresinde mâhkemelerce kendiliğindengözönünde bulundurulması olanağı ve zorunluluğu vardır.
Ohalde, ceza mahkemelerince, bir ceza soruşturmasının her evresindekendiliğinden dahi gözönünde bulundurulması zorunlu olan, mahkemelerin yetki vegörevleriyle ilgili kanun hükümlerinin, o dâvada uygulama yeri bulunan hükümlersayılması sonucuna varılması doğaldır.
Olayda,itiraz yoluna başvuran mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkinolarak itiraz merciince verilmiş bulunan kararın dayanağını teşkil eden kanunhükümlerinin de aynı nitelikte sayılmaları gerekir. Çünkü, itiraz merciikararını o hükümlere dayanarak almış ve görevsizlik kararı kaldırdığı mahkemeyio hükümler uyarınca kesin şekilde görevli saymıştır. Diğer yönden, görevsizlikkararı kaldırılan mahkeme de, itiraz merciinin kesin olan kararı uyarıncaduruşmaya devamla dâvanın esasını nihaî bir karara bağlamak durumuna gelmiştir.Bu nedenledir ki, mahkemenin görevini belli eden itiraz merciinin kararınındayandığı kanun hükümlerinin bu dâvada uygulanma yeri vardır.
AnayasaMahkemesi, yukarıda gösterilen kanun hükümlerine ve gerekçelere dayanarak işinesasının incelenmesine Avni Givda'nın mahkemenin itiraz konusu hükümleriuygulama durumunda olmadığı ve Anayasa'nın 151. maddesine uymayan başvurmanınyetki yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oyuyla ve oyçokluğu ile kararvermiştir.
VI-Esasın incelenmesi :
AnayasaMahkemesi, Başkan Hakkı Ketenoğlu'nun başkanlığında üye Fazıl Uluocak, SaitKoçak, Avni Givda, Muhuttin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, HalitZarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügilve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun kaçılmaları ile 18/2/Î971 gününde esasın incelenmesiiçin yaptığı toplantıda, İtirazın esasına ilişkin rapor. Gergüç Sulh CezaMahkemesinin 26/ 5/1970 günlü ve Esas : 1970/13 sayılı yazısına bağlı karar veekleri, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hükümlerle dayanılan Anayasahükümleri ve bunların gerekçeleriyle bunlara ilişkin Meclis görüşme tutanaklarıokunduktan sonra, gereği görüşülüp düşünüldü :
İtirazyoluna başvuran mahkemenin kanısına göre, Anayasa'nın 132. maddesinin birincive ikinci fıkralarında "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya,kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ,makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkindebulunamaz" şeklinde, mahkemelerin bağımsızlığını kapsayan ilkeler, gerekdışardan ve gerek yargı erki içinden gelebilecek davranış veya kararlar içindahi geçerli olduğundan, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 303. maddesi hükmümahkemeyi, İtirazı inceleme yerinin kararına uymaya zorlamakta ve böylecehâkimin ve mahkemenin bağımsızlığı ilkelerini kısıtlamaktadır. Böyle bir durumise, Anayasa'nın sözü geçen 132. maddesine ve 151. maddesinin ruhuna aykırıdır.
Biryargılama yerinin verdiği kararda kanuna ve geçerli bir hukuk kuralınaaykırılık olduğunun ileri sürülmesi ile ortaya çıkan uyuşmazlığın çözülmeküzere yargılama yeri önüne getirilmesi, bir "kanun yolu" dâvasınınaçılması niteliğindedir. Ancak, kanun yolu dâvalarındaki uyuşmazlıklar çok kezaçık ve belirli olmadığından, "Kanun yolu" hukukî müessesesi, gereköğretide gerekse uygulamalarda, genellikle dâva diye tamamlanmamıştır. İtiraz,kural olarak, bir yargılama yerinin gördüğü bir işte veya verdiği bir karardabir yanılma veya aykırılık olduğu iddiası üzerine ortaya çıkan yeni biruyuşmazlığın yine bir yargılama yeri önüne getirilmesidir. O halde,"İtiraz" dahi bir "Kanun yolu" ndan ibarettir. İşte buniteliği nedeniyle "İtiraz" müessesesi, ceza yargılama usulleriyasalarında yer alan diğer kanun yolları arasında gösterildiği gibi, öğretidedahi aynı şekilde tanımlanmış bulunmaktadır.
Yargıyerlerinde görev yapan hâkimler de her insan gibi yanılabilir, usul ve kanunaaykırı düşen bazı kararlar vermiş olabilirler veya verdikleri kararlar,taraflar için doyurucu sayılmayabilir. Diğer yönden hâkimlerin, belli olaylardauyguladıkları kanunları ve ilgili öteki hukuk kurallarını kendi kamlarına görebaşka başka biçimlerde yorumlamaları olanağı ve olasılığı vardır. İşte yargıyerlerinin verdikleri kararlarda, gerek yanılma gerekse başka biçimde yorumlamasonucu olarak doğan ve olağan sayılması gereken kanuna ve hukuka aykırılıklarınzamanında gideri meşini sağlamak amacıyla bazı uygun metodların konulması zorunluolmuştur. Genel olarak "Kanun yolu" diye tanımlanan bu metodlarabaşvurulması olanağı ile, gerek toplum gerekse taraflar için güvence sağlanmasıgörevi de yerine getirilmiş olmaktadır. Böylece bir temel hukukî uyuşmazlığınyargı yerlerince çözülmesi sonunda esastan verilecek kararların, gerekbireylerin gerekse toplumun adalet duygularını daha büyük ölçüde doyurması dagerçekleşecektir.
Ohalde, denebilir ki, kanun yollarına başvurulması olanağı, kişi haklarına vetopluma güvence sağlaması bakımından Anayasa'ya tüm olarak uygun düşmektedir.
Esasen,Anayasa'nın 132. maddesi, kanun yollarına başvurmayı engelleyici bir hüküm dekoymuş değildir. Bu maddede öngörülen mahkemelerin bağımsızlığı ilkelerininereği, herhangi bir işi veya uyuşmazlığı tek bir hâkime veya mahkemeyegördürüp, sadece o hâkim veya mahkemenin kanısına göre karara bağlatmak vebununla yetinmek olmayıp, yargı yerlerini dışarıdan gelecek etkilerden korumakve olayı yalnız hukukî ölçülere göre değerlendirerek kendi kamlarınca hükmebağlanmalarını sağlamaktır. Şu hale göre, bir hâkimin veya mahkemenin işlemveya kararının başka bir hâkim veya mahkeme tarafından denetlenmesi, 132.maddenin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu bakımdan, verilen kararların veyahükümlerin Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygunluğunu güvenlik altına almaküzere, bir işin veya uyuşmazlığın çözülmesi için bir yargı yerince verilenkarar veya hükmün başka bir hâkime veya mahkemeye incelettirilmesini ve o hâkimveya mahkeme kararının ilk kararı veya hükmü veren hâkim veya mahkeme içinbağlayıcı olmasını öngören bir kanun hükmü, Anayasa'nın sözü edilenmaddesindeki, "mahkemelerin bağımsızlığı" ilkesine aykırı sayılamaz.Hattâ böyle bir maddenin kendi kapsamı içinde hâkimleri ve mahkemeleriAnayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun karar veya hüküm vermekle ödevli kılankuralın, gerçekten uygulanması ereğini güden bir tedbir hükmü niteliğindeolduğu da söylenebilir.
Ayrıca,kanun yollarının ve bu arada "itiraz" müessesesinin yasalarakonulmasında Anayasa'ya aykırılık bulunduğu soyut olarak da ileri sürülemez.Zira, Anayasa'nın 136. maddesi hükmü uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev veyetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanunyollarının yargılama usulleri arasında yer aldığında ise, hiç bir kuşku yoktur.Nitekim, "itiraz" a ilişkin hükümlere, ceza işlerinde temel usulkanunu olan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yer verilmiştir.
Diğeryönden bütün kanun yollarına başvurmaları inceleyecek yargılama yerlerinin birüst dereceli hâkim veya mahkeme veya sadece Yargıtay olması zorunluğu sözkonusu edilemez. Çünkü, az önce de açıklandığı gibi, Anayasa'nın 136. maddesihükmüne göre, kanun yollarına başvurmaları incelemek ve karar vermekle görevlive yetkili yargı yerlerini kanunla belli etmenin gereği ve olanağı vardır.
Birçok hukukî erekler güdülerek oluşturulmuş bulunan kanun yollarının çeşit vebiçimlerine göre yasalarla belli edilen inceleme yerleri, az da olsa, bazenitiraz konusu işlem veya kararın bir an önce düzeltilmesini sağlamak amaciyleişi yapan veya kararı veren mahkemenin veya hâkimin kendisi olabileceği gibi,bir çok kez aynı veya üst görevli başka hâkim veya mahkemeler veyahut üstderece mahkemeleri, yani Yargıtay dahi olabilir. Nitekim, Anayasa'nın 139.maddesinde "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerinson inceleme merciidir." denilmiş olması, yasaların bu yargı yerindenbaşka inceleme yerleri koymasını engelleyici sayılamaz; aksine, yasaların,gerek kişi haklarını güvence altına almak gerekse kamu düzenini kollamakamaçlarını birlikte gözönünde tutarak, başka başka yargısal denetim yolları vedolayısiyle inceleme yerleri dahi koyup belli edebileceğini gösterir.
Kanunyollarına başvurmaları inceleyip karara bağlamakla yetkili ve görevli olanyargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisininkesin olduğunu belli etme dahi, Anaysanın 136. maddesi hükmü ile Anayasadakitemel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere, yasa koyucununtakdirine bırakılmıştır. Olayda, kanun yollarından olan "itiraz" yolunabaşvurmaları incelemekle görevli ve yetkili bir yargı yerince verilmiş bulunankararın kesin olduğunu saptayan itiraz konusu kuralın da anılan temel ilkelerve güvence kuralları ile bağdaşmayan bir yönü bulunmadığı için Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülemez.
Mahkemelerin,bakmakta oldukları dâvalarda uygulama durumunda oldukları bir kanununhükümlerini Anayasaya aykırı gördüklerinde veya taraflardan birisinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına vardıklarında işi itirazyolu ile Anayasa Mahkemesine göndermeye, Anayasa Mahkemesinin bu konudavereceği karara kadar dâvayı geri bırakmaya ve Anayasa Mahkemesince üç ayiçinde karar verilmemesi halinde Anayasa'ya aykırılık iddiasını kendikanılarına göre çözerek dâvaları yürütmeye. Anayasanın 151. ve 44 sayılıKanunun 27. maddeleri hükümleri gereğince yetkileri varsa da, Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 263. maddesinin itiraz konusu yapılan üçüncü fıkrası uyarınca,mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin olarak itirazı inceleyenyargı yerince verilmiş olup sözü geçen kanunun 303. madesiyle kesinliğibelirtilmiş bulunan karara karşı bir itirazda bulunamamasının, yani bu kararauyma zorunluğunda bırakılmış olmasının, Anayasa'nın 151. maddesinin ruhunaaykırı bulunduğu dahi ileri sürülemez. Zira, bu madde ile 44 sayılı Kanununbuna dayanan 27. maddesi, Anayasaya aykırılığının diğer mahkemelerde ilerisürülmesinin yolunu ve koşullarını düzenlemektedir. Buna karşılık, yukarıdaaçıklandığı üzere, ceza işlerinde kanun yollarına ve bunlara uygun şekildeyapılacak başvurmaları incelemekle görevli ve yetkili yargı yerlerinceverilecek kararların kesinliğine ilişkin olarak yasalara konulmuş hükümlerindayanaktan, Anayasa'da, gerek kişi gerekse toplum yönünden bir güvencesağlanması ereğiyle yer aldığı için, Anayasanın 151. maddesi hükmüyleçatışmadan ve dolayısiyle ayrı bir konuyu düzenleyen 151. madde hükmüne önceliktanınması gerek ve zorunluğundan söz edilemez.
Ohalde, bir ceza mahkemesinde görevsizliğe ilişkin olarak verilmiş bulunan kararakarşı yetkililere kanun yollarından olan "îtiraz" yoluna başvurulmasıolanağını tanıyan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncüfıkrası ile bu hükme dayanılarak yapılmış bulunan bir başvurmayı inceleyipkarara bağlamakla yetkili ve görevli bir yargı yerinde verilecek kararın kesinolacağını belli eden, aynı kanunun 303. maddesi hükmü, Anayasanın 132.maddesine ve 151. maddesinin ruhuna veya başka bir ilkesine aykırı değildir,itirazın reddi gerekir.
SONUÇ:
CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun itiraz konusu 263. maddesinin üçüncü fıkrasının ve303. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 18/2/1971gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Anayasanın151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre bir mahkemeninAnayasaya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirebileceği hükümlerancak bakmakta bulunduğu dâvada uygulanacak olanlarla sınırlıdır. Bir başkadeyimle itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dâvabulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümleri o dâvada doğrudan doğruyauygulama durumunda olmalıdır.
GercüşSulh Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dâva bulunduğunda kuşkuyoktur. Bu dâvanın konusu "memura gerçeğe aykırı beyanda bulunmak"eylemidir ve iddianamede sanığın Türk Ceza Kanununun 528. maddesine görecezalandırılması istenilmiştir. Demek ki olayda, Anayasa Mahkemesine itirazyoluyla başvurulabilmesi için Anayasa'nın 151. maddesinde öngörülen koşullardanbirincisi vardır.
İkincikoşulun var olup olmadığına gelince: Bu konu aşağıda tartışılacaktır.
GercüşSulh Ceza Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesinegetirdiği hükümler Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 264. maddesinin üçüncüfıkrası ve 303. maddesidir. Sözü geçen üçüncü fıkra sanığa isnat edilen suçundâvaya bakan mahkemenin görevini aştığının duruşmada anlaşılması halindemahkemenin işin görevli mahkemeye gönderilmesi yolunda vereceği karara karşıCumhuriyet Savcılığınca acele itiraz yoluna başvurulacağına; 303. madde iseitiraz üzerine verilen kararların kesinliğine ilişkindir.
CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü fıkrası ve 303. maddesiGercüş Sulh Ceza Mahkemesinin bakmakta olduğu "Memura gerçeğe aykırıbeyanda bulunma" dâvasında uygulayacağı hükümler değildir. Bunlar, mahkemedışındaki mercilerce; duruşma sırasında eylemin Türk Ceza Kanununun 343.maddesine uyduğu ve görevini aştığı kanısına varan mahkemenin verdiğigörevsizlik kararma karşı acele itiraz yoluna başvuran Cumhuriyet Savcısınca veitirazı kesin karara bağlayan Asliye Ceza Mahkemesince uygulanmıştır.
Mahkeme,görevsizlik kararına bağladığı dâvanın yeniden eline gelmesine yol açanhükümler üzerinde bir kuşku veya duraksaması varsa, Ceza Muhakemeleri UsulüKanununun 263. ve 303. maddelerini gözden geçirebilir. Ancak şu tutum hiçbirzaman o hükümlerin bakılmakta olan dâvada mahkemece uygulandığı veyauygulanacak olduğu anlamını taşımaz. Tersine bir görüş Anayasa'nın 151.maddesinde geçen "uygulanacak" deyimini değil delalet ettiği hukukikavramdan, sözlük anlamından bile uzak düşürecek biçimde bir yorum zorlamasıolur; iptal dâvası (Anayasa - Madde 149) ve itiraz (Madde 151) yolları arasındahiçbir ayırım bırakmaz. Oysa bu iki yol arasındaki anayasal ayırım, bilindiğiüzere, göze batacak keskinliktedir.
Yukarıdaaçıklandığı gibi, mahkeme bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda bulunmadığıCeza Muhakemeleri Usulü Kanununun 263. maddesinin üçüncü fıkrasını ve 303.maddesini Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getiremez.Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uymayan itirazın itirazdabulunan mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gereklidir.
1971esas sayılı işte 16/6/1970 günlü ilk inceleme toplantısında itiraz konusuhükümlerin mahkemenin elindeki dâvada uygulanma yeri olduğu ve esasınincelenmesinin gerektiği yolunda verilen karara bu nedenlerle karşıyım.
Üye
Avni Givda