ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/34
Karar Sayısı:1970/47
Karar günü:22/12/1970
Resmi Gazete tarih/sayı:1.6.1971/13852
İtirazyoluna başvuran : Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Memurin Muhakematı hakkındaki Kanunun tümünün ve 5442 sayılı ÎIîdaresi Kanunun 58., 60., 61. ve 64. maddelerinin Anayasa'nın 16., 30. ve 32.maddelerine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 27. ve 624 sayılı DevletPersoneli Sendikaları Kanununun 14/f. maddelerinin Anayasa'nın 46. ve 47,maddelerine aykırı olduğu yolunda Cumhuriyet Savcısının ileri sürdüğü vesanıklar vekilinin de katıldığı iddia mahkemece ciddi görülmüş ve TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının 151. maddesine dayanılarak Anayasa Mahkemesinebaşvurulmuştur.
I-Olay :
Öğretmenboykotuna katılmak ve Özürsüz dersele girmemek eylemlerinden dolayı Ödemiş îlçeidare Kurulunca Türk Ceza Kanununun 236. maddesine göre lüzumu muhakemelerine31/3/1970 gönünde 1970/31-sayı ile karar verilen ondört sanığa ilişkin 1970/233esas sayılı davanın Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşması sırasındaCumhuriyet Savcısı 4/2/1329 günlü Memirin muhakematı hakkındaki Kanunun tümününve 5442 sayılı II İdaresi Kanununun 58., 60., ve 61. ve 64. maddelerininAnayasa'nın 16., 30, ve 32. maddelerine ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanununun 27. ve 624 sayılı Devlet personeli Sendikaları Kanununun 14/f.maddelerinin Anayasa'nın 46. ve 47. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş;sanıklar ve vekilleri bu görüşe katılmış, mahkemede iddianın ciddi olduğukanısına vararak her dört kanun için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına veduruşmanın başka bir güne bırakılmasına 10/6/1970 gününde karar vermiştir.
III-Yasa metinleri :
1-İtiraz konusu hükümler :
Mahkeme,Memurin Muhakematı hakkındaki Kanunun tümünün, 5442 sayılı Kanunun dört ve 657sayılı Kanunun bir maddesinin, 624 sayılı Kanunun da bir maddesinin birbendinin incelenmesini istemişse de aşağıda görüleceği üzere AnayasaMahkemesince verilen sınırlama kararı uyarınca buraya yalnız Memurin MuhakematıHakkındaki Kanunun 13. maddesi alınmıştır.
(Madde13- Birinci madde mucibince hadis olacak cürümlerden dolayı lüzumumuhakemelerine karar verilip mahkemeye sevkedilmek üzere evrakı ve lüzumumuhakeme mazbatası müddeiumumilere tevdi edilmedikçe bunlar tarafından memurinhakkında doğrudan doğruya takibat icrası memnudur.)
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
Anayasa'yaaykırılık görüşünü desteklemek üzere ileri sürülen Anayasa maddeleri (Sınırlamakararı çerçevesi içinde) aşağıda gösterilmiştir :
(Madde16- Konuta dokunulamaz.
Kanununaçıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; millîgüvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de,kanunla yetkili kılman merciin emri bulunmadıkça, konuta girilemez, aramayapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz.)
(Madde30- Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmayı veyadelillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadiyle veya bunlargibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunla gösterilen diğer hallerde hâkimkarariyle tutuklanabilir. Tutukluluğun devamına karar verilebilmesi aynışartlara bağlıdır.
Yakalama,ancak suç üstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir;bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalananveya tutuklanan kimselere, yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların yazılı olarak hemen bildirilmesi gerekir.
Yakalananveya tutuklanan kimse, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi içingerekli süre hariç, yirmi dört saat içinde hâkim önüne çıkarılır ve bu süregeçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun kılınamaz.Yakalanan veya tutuklanan kimse, hâkim önüne çıkarılınca durum hemenyakınlarına bildirilir.
Buesaslar dışında işleme tabi tutulan kimselerin uğrayacakları her türlü zararlarkanuna göre Devletçe ödenir.)
(Madde32- Hiç kimse tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Birkimseyi tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarma- sonucunu doğuran yargıyetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.)
IV-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 3/7/1970 gününde Lütfi Ömerbaş, A.Şeref Hocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, FazılUluocak, Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Ziya Önel, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün'ün katılmalariyleyapılan ilk inceleme toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşılmış;ancak Ödemiş Asliye Ceza Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi için AnayasaMahkemesine getirdiği kanun hükümlerinin çokluğu ve çeşitliliği itiraz yolunabaş vuran mahkeme bakımından yetki sorununun etraflıca incelenip çözülmesinigerekli kılmıştır.
MahkemeninAnayasa'ya uygunluk denetimini istediği yasalar şunlardır :
a)Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun (Kanunun tümü).
b)10/6/1949 günlü, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu (58., 60., 61. ve 64.maddeleri).
c)14/7/1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu (27. madde).
ç)8/6/1965 günlü, 624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu (14. maddenin fbendi).
Anayasa'nın151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre bir mahkemeninAnayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirebileceği hükümlerancak bakmakta bulunduğu davada uygulanacak olanlarla sınırlıdır. Bir başkadeyimle itiraz yoluna baş vuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir davabulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümleri o davada doğrudan doğruyauygulama durumunda olmalıdır.
ÖdemişAsliye Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava bulunduğunda kuşkuyoktur. Bu, öğretmen boykotuna katılmak ve özürsüz derslere girmemekeylemlerinden dolayı on dört öğretmene karşı Memurin Muhakematı HakkındakiKanun uyarınca açılmış ceza davasıdır. Demek ki olayda, Anayasa Mahkemesineitiraz yoluyla başvurulabilmesi için Anayasa'nın 151. maddesinde öngörülenkoşullardan birincisi vardır.
İkincikoşulun var olup olmadığına gelince : Mahkeme bu dava dolayısiyle yukarıdaaçıklanan dört kanunun belirli hükümlerinin Anayasa'ya uygunluk denetimininyapılmasını istemektedir. İtiraz konusu hükümlerin sözü geçen davadauygulanacak hükümlerinden olup olmadığının saptanabilmesi için bu dört yasanınher biri üzerinde itiraz konusu hükümlerle sınırlı olarak ayrı ayrı durulmasıgerekecektir.
l-İtirazın kapsamı : (Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun yönünden)
ÖdemişAsliye Ceza Mahkemesi, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun tümünün Anayasa'yaaykırı olduğu yolundaki iddiayı ciddî görmüş ve böylece kanunun bütünhükümlerinin incelenip Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmasını ister durumageçmiştir.
MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanun 21 maddedir.
1.Madde memurların görevlerinden doğan veya görev sırasında işlenen suçlardandolayı adliye mahkemelerince yargılanmaları ilkesini koymakta ve "şeraitiâtiye dairesinde" demek suretiyle aşağıdaki maddelere göndermeyapmaktadır.
2.Maddede sanık memur hakkında, merkez veya il memuru olduğuna göre, bakanlık,daire, vali, kaymakam veya idare şubesi amirince doğrudan doğruya veya başkasıaracılığı ile "Usulü Muhakematı Cezaiye Kanunu" uyarınca ilksoruşturma yapılacağı, soruşturma sonucunun fezlekeye bağlanacağı ve fezlekeninsoruşturmayı yapan kimsece imzalanacağı veya mühürleneceği açıklanmıştır.
3.Madde soruşturma kâğıtlarının 4. maddede yazılı kurallardan birine verilmesi,kurulun kâğıtlar üzerinde "tetkikatı idariyede" bulunması, ilksoruşturma fezlekesini düzenleyen ve imzalayan daire amirinin bu kurullara üyeolarak girmemesi hakkındadır.
4.maddede memurun durumuna ve kimliğine göre ilk soruşturma kâğıtlarınıinceleyerek "lüzumu muhakeme" veya "men'i muhakeme" kârarıverecek kurullar sayılmaktadır.
5.maddede lüzumu muhakeme ve nem'i muhakeme kararlarının hangi hallerde ve nasılverileceği, kararların nasıl kesinleşeceği ve itiraz yolları gösterilmiş;kesinleşen lüzumu muhakeme kararının müstantik kararnamesi niteliğinde olduğuaçıklanmıştır.
6.maddede itiraz mercileri gösterilmekte ve yasada açıklanmayan hususlarda cezamuhakemeleri usulü hükümlerine uyulacağı belirtilmektedir.
7.maddede lüzumu muhakemesine karar verilen memurların, durumlarına vekimliklerine göre, hangi yer mahkemelerinde yargılanacakları gösterilmiştir.
Kanunun8. maddesi suç işleyen valiler 9. maddesi elçiler, 10. maddesi "irade ileatanan memurlar" 11. maddesi bakanlık müsteşarları hakkında yapılacakişlemleri belirlemekte; 12. maddede ise işten el çektirme hükmü yer almaktadır.
13.madde memurluk görevinden dolayı veya bu görevin yerine getirilmesi sırasındasuç işleyen memur hakkında Cumhuriyet savcılarının doğrudan doğruya kovuşturmayapamayacağı ilkesini koymaktadır.
14.maddede memurun, hangi suçtan lüzumu muhakemesine karar verilirse yalnız o suçdolayısiyle yargılanabileceği, duruşma sırasında başka suçları da ortayaçıkarsa yahut yargılanması yapılan suça başka memurların iştiraki anlaşılırsailgili daireye haber verileceği, dairesinin de bu kanun uyarınca soruşturmayapacağı belirtilmiş; 15. maddede suç ortağı memurların çeşitli sınıflardanolması durumu öngörülmüştür.
16.madde, kimi durumlarda idare kurullarını tutuklama kararı vermeğe ve en büyükmülkiye memurları ile bakanları tutuklama kararlarını onaylamağa yetkili kılmaktadır.Bu madde Anayasa Mahkemesinin 19/10/1963 günlü, 11535 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 20/ 9/1963 günlü, 1963/59 - 225 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.(Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi - Sayı 2, sayfa 33 - 35)
Kanunun17. maddesi "elviyei gayrimülhaka" memurlarına ilişkindir. 18. maddememur dâvalarının öteki dâvaların önüne alınmasını öngörmüştür. 19. maddeyürürlük günü, 20. madde kaldırılan hükümler, 21. madde kanunu yürütme görevihalandadır.
Yukarıdahükümleri teker teker açıklanan Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 8 den 12ye ve 14 den 21 e kadar olan maddelerinin, uygulanmak bir yana, mahkemeninbakmakta bulunduğu dâva dolayısiyle mahkemece gözden geçirilmesinin bile sözkonusu olamayacağı ortadadır.
lden 7 ye kadar olan maddelere gelince : Mahkemenin el koyduğu evre sonsoruşturma evresidir. Söz konusu hükümler uyarınca yapılan işlemlerin yeraldığı evre ise bu evrenin dışında ve bu evreden öncedir.
Birbaşka deyimle Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun l - 7. maddeleri iş mahkemeyegelmeden önce mahkeme dışındaki yetkililerce uygulanmıştır. Uygulanmamış olsaişe mahkemenin el koymasına olanak yoktur. Mahkeme yalnızca son soruşturma ileuğraşacağına göre bu evreye varılabilmesi için mahkeme dışındaki belirlimercilerce önceden uygulanması zorunlu hükümlerin son soruşturma sırasında omahkemece uygulanması elbetteki söz konusu olamaz.
Sanıklarmemur olduğuna ve suç memurluk görevi ile ilgili bulunduğuna göre mahkemeninsanıklar hakkında usulünce verilmiş bir lüzumu muhakeme karan bulunupbulunmadığını araştırması tabiidir. Ancak bu araştırma son soruşturmaevresinden önce yalnız mahkeme dışındaki mercilerce uygulanabilecek olan veuygulanan hükümlerin mahkemece de uygulanması niteliğini taşımaz. Böyle biraraştırmada mahkeme Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun "memurlarınmemurluk görevinden dolayı yahut görevin yerine getirilmesi sırasında oluşansuçlardan lüzumu muhakemelerine karar verilip mahkemeye sevkedilmek üzereevrakı ve lüzumu muhakeme mazbatası savcılara verilmedikçe bunların memurhakkında doğrudan doğruya kovuşturma yapmalarını yasaklayan" 13. maddesihükmünü uygulamış duruma geçer. Şu hale göre Memurin Muhakematı HakkındakiKanun yönünden itirazın kapsamı bu yasanın, mahkemenin bakmakta olduğu dâvagerçekten uygulama durumunda bulunduğu 13. maddesi ile sınırlandırılmasıgerekecektir.
ZiyaÖnel Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun tümünün ve Celâlettin Kuralmen,Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak ve Muhittin Taylan aynı yasanın 1., 2., 3., 4.,5., 6., 7. ve 14. maddelerinin de incelenmesi gerektiğini ileri sürerek bugörüşe katılmamışlardır.
2-İtirazın kapsamı (5442 sayılı İl idaresi Kanunu yönünden) :
ÖdemişAsliye Ceza Mahkemesi 10/6/1949 günlü, 5442 sayılı il idaresi Kanununun 58.,60., 61. ve 64. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddiayı daciddî görmüş ve böylece bu hükümlerin de incelenip Anayasa'ya uygunlukdenetiminin yapılmasını ister duruma geçmiştir.
11idaresi Kanununun 58. maddesi ilçe idare kurulunun kimlerden oluşacağınıgöstermektedir. Bu maddeye göre ilçe idare kurulunun başkanı kaymakam, üyeleride tahrirat kâtibi, malmüdürü, hükümet hekimi, millî eğitim memuru, tarımmemuru ve veterinerdir.
60.madde idare kurullarının alacakları kararların niteliklerini belirlemektir. Bumaddeye göre kurullar idarî, istişari ve kazaî olmak üzere türlü kararlaralırlar. İdarî yetkileri kanun ve tüzüklerle kendilerine verilen görevlerdir.
61.maddede idare kurullarının kazaî, idarî ve istişarî konulardaki görüşmelerininmürettep üyenin yarısından bir fazlası olmadıkça yapılamayacağı, oylarıneşitliği halinde başkanın bulunduğu yanın çoğunluğu kazanmış sayılacağı;üyelerden teşkilât noksanı veya tayin edilmek ve vekili bulunmamak gibinedenlerle bir veya ikisi eksik olduğunda bunların mürettep ve belli heyet nisabındahesaba katılmayacağı hükümleri yer almıştır.
64.madde ise, idare kurullarının yargı görevi için yaptıkları toplantılarda idarîdavaya esas olan kararı vermiş bulunan idare amirinin üye niteliği iletoplantıya ve oya katılmasını yasaklamaktadır.
Görülüyorki itiraz yoluna başvuran mahkeme, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 4.maddesi uyarınca ilçe idare kurulunun verdiği lüzumu muhakeme kararı üzerineancak eline gelebilen bir ceza davası dolayısiyle ilçe idare kurulununoluşmasına, göreceği işlere, toplanma ve oylama usullerine ilişkin bir takımhükümleri de bakmakta olduğu davada uygulayacağı görüşündedir. Oysa bunlarmahkemelerin değil ancak idare kurullarının toplanmaları ve toplantılarısırasında uygulayabilecekleri kurallardır. Mahkeme, elindeki davanın kaynağıbir ilçe idare kurulunun lüzumu muhakeme karan olduğuna göre bu kurullarınnasıl toplanıp çalıştıklarını merak ederek II idaresi Kanununun kimihükümlerini gözden geçirebilir. Ancak bu davranış hiçbir zaman o hükümlerinmahkemece uygulanması niteliğini taşımaz.
Öteyandan yukarıda açıklandığı üzere (IV/I) Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanununsanık memurlara ilişkin soruşturma kâğıtlarını inceleyerek lüzumu muhakeme veyamen'i muhakeme kararı verme yetkisini idare kurullarına tanıyan 4. maddesininmahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı hükümlerden olmadığı sonucunavarıldığına göre 11 idaresi Kanununun bu kurulların oluşmasına, görevlerine,toplanma ve oylama usullerine ilişkin maddelerinin mahkemenin uygulayacağıhükümlerden bulunup bulunmadığı üzerinde durulmasına artık yer olmayacağı daortadadır. Şu duruma göre 5442 sayılı Kanunun mahkemenin Anayasaya uygunlukdenetimi için Anayasa Mahkemesine getiremeyeceği açıkça beliren 58., 60., 61.ve 64. maddelerinin inceleme kapsamı dışında bırakılması zorunlu bulunmaktadır.
3-İtirazın kapsamı (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu yönünden) :
İtirazyoluna başvuran mahkeme 14/7/1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun27. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundaki iddiayı da ciddi görmüştür.
657sayılı Kanunun 27. maddesi Devlet memurlarının greve karar vermelerini, grevtertip etmelerini, ilân etmelerini, bu yolda propaganda yapmalarını, herhangibir greve veya grev teşebbüsüne katılmalarını, grevi desteklemelerini veyateşvik etmelerini yasaklamaktadır.
Mahkemeninbakmakta olduğu ceza dâvasının sanıkları hakkında görevli ilçe idare kuruluTürk Ceza Kanununun 236. maddesine göre lüzumu muhakeme kararı vermiştir. Bumadde "Devlet memurlarından üç veya daha çok kimsenin daha önce aralarındauyuşup kararlaştırarak usul ve nizama aykırı biçimde memuriyetlerinibırakmalarını" suç haline getirmiş ve ceza tehdidi altına koymuştur.1/7/1926 günü yürürlüğe giren 1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun-kibu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisince 18/3/1926 günlü, 788 sayılı MemurinKanunundan dahi önce kabul edilmiştir. - Memurlara ilişkin bir suçu ve cezasınıbelirleyen söz konusu 236. maddesinin 14/7/1965 günlü, 657 sayılı Kanunun 27.maddesindeki grev yasağının müeyyidesi olduğu düşünülemez. 657 sayılı Kanunun27. maddesinde "Grev" deyiminin memurlar yönünden bir tanımlanmasınagidilmeyerek bu eylemle Türk Ceza Kanununun 236. maddesinde unsurları açıklanansuç arasındaki ilişki derecesi ve niteliği ortaya konulmadığı gibi yine 236. maddeyeherhangi bir göndermede de bulunulmamıştır. Şu hale göre mahkeme, 657 sayılıKanunun 27. maddesini bakmakta olduğu dâvada, ne kendiliğinden ne de sanıklarıneylemine uygun görüldüğü lüzumu muhakeme kararında açıklanan Türk CezaKanununun 236. maddesi dolayısiyle uygulayacak durumda değildir. Böylece 657sayılı Kanunun, mahkemenin Anayasa'ya uygunluk denetimi için AnayasaMahkemesine getiremeyeceği açıkça beliren 27. maddesinin inceleme kapsamıdışında bırakılması gerekmektedir.
FazlıÖztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve İhsan Ecemiş bu görüşekatılmamışlardır.
4-İtirazın kapsamı (624 sayılı Devlet Personeli Sendikaları Kanunu yönünden):
İtirazyoluna başvuran mahkeme 8/6/1965 günlü, 624 sayılı Devlet Personeli SendikalarıKanununun 14. maddesinin f bendinin Anayasaya aykırı olduğu yolundaki iddiayıda ciddî görmüştür.
624sayılı Yasanın 14. maddesi Devlet personeli teşekküllerine yasak edileneylemlere ilişkindir. Yasak eylemler arasına bu maddenin f bendi ile "Grevteşebbüs ve faaliyetlerini destekleyici davranışlarda bulunmak" eylemi dekatılmıştır.
Dahaönce bir iki kez değinildiği üzere mahkemenin bakmakta olduğu ceza dâvasıöğretmen boykotuna katılmak ve özürsüz derslere girmemek eyleminden sanıkondört öğretmen hakkındadır. Bu davada herhangi bir Devlet personeli teşekkülüile ilgili bir kovuşturma söz konusu değildir. Öte yandan 624 sayılı Yasanın14. maddesinin f bendi üzerinde, yukarıda (IV/3) bölümünde söylenenler ayrıcaileri sürülebilir. Bu bendin, mahkemenin elindeki dâvada uygulayacağıhükümlerden olmadığı apaçık ortadadır.
Şuduruma göre 624 sayılı Kanunun 14. maddesinin mahkemenin Anaysaya uygunlukdenetimi için Anayasa Mahkemesine getiremeyeceği böylece beliren f bendinininceleme kapsamı dışında bırakılması gerekli bulunmaktadır.
5-İnceleme konusunun sınırlanması :
Yukarıdanberi açıklanan nedenlerle işin esasının, mahkemenin bakmakta olduğu dâvadauygulama durumunda bulunduğu Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 13. maddesiile sınırlı olarak incelenmesine;
ZiyaÖnel'in Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun tümünün ve Celâlettin Kuralmen,Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak ve Muhittin Taylan'ın aynı kanunun 1., 2., 3.,4., 5., 6., 7. ve 14. maddelerinin;
FazlıÖztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu ve İhsan Ecemiş'in ayrıca 657sayılı Kanunun 27. maddesinin de;
İncelenmesiningerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile 3/7/1970 gününde kararverilmiştir.
V-Esasın incelenmesi :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile gelen Ödemiş AsliyeCeza Mahkemesinin 12/6/1970 günlü, 1970/233 sayılı yazısı ve ekleri, (Sınırlamakararı uyarınca) Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen hüküm, Anayasa'yaaykırılık görüşüne dayanaktık eden Anayasa maddeleri; bunlarla ilgiligerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
l-Anayasa'ya aykırılık iddiasının daha önceki itirazlar dolayısiyle incelenmiş bulunmasıdurumu :
MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundakiiddia daha önce 1965/18, 1967/14 ve 1968/14 esas sayılı işler dolayısiyleincelenmiş; hükmün Anayasaya aykırı olmadığı ve itirazın reddi 11/10/1965, 14/11/1967ve 26/9/1968 günlerinde 1965/53, 1967/36 ve 1968/35 sayılarla kararabağlanmıştı.
Görüşmelerinbaşında Nuri Ülgenalp ve Muhittin Gürün şu duruma ve Anayasa'nın AnayasaMahkemesi kararlarının kesinliğini ve bağlayıcılığını saptayan 152. maddesi hükmünegöre konunun yeniden incelenemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.
Anayasa'nın152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararlan kesindir. Kesin yargı kararı,kararı veren mahkemece veya başka bir yargı yerince yeniden incelenipdeğiştirilmesi olanağı bulunmayan karar demektir. Anayasa MahkemesininAnayasa'ya aykırılık iddialarına ilişkin kararları Anayasa'nın 149. veya 151.maddelerine dayanılarak yapılmış belli istemler üzerine verilebileceğinden herkararın kesinliği de o kararın verilmesini gerektiren belli dava veya itirazaçısından söz konusu olabilir. Bu durumun sonucu olarak belirli bir dava veyaitirazın karara bağlanması aynı konuda bir başka dava veya itirazın AnayasaMahkemesine gelmesine veya incelenmesine engellik edemez.
İptalkararlariyle dava veya itirazın reddine ilişkin kararlar arasında açık birayırım vardır. İptal kararlan karar gününde ve ayrıca yürürlük günübelirtilmişse o günde iptal konusu hükümleri yürürlükten kaldırır. İptaldolayısiyle artık yürürlükte bulunmayan bir kanunun Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülemeyeceğine göre böylece çözülmüş konuların bir daha mahkemeye gelmesidüşünülemez. Gelse de yeniden incelenmesinin gereği ve konusu olmaz ve iş kararverilmesine yer bulunmadığı yolunda bir sonuçla kapanır. Davanın veya itirazınreddi ile sonuçlanmış kararlara konu olan hükümler ise yürürlükte kalmış vekararlar belirli durumlara ve koşullara dayanmakta bulunmuştur. Kararınbağlayıcılığı da bu kapsam içinde, belirli bir dava ve itiraz bakımındandır.Durumların ve koşulların değişmesi halinde sonucun da değişik olması gerekir.Böyle bir değişmenin bulunup bulunmadığı ise ancak yeni dava veya itirazınincelenmesi sonunda anlaşılabilir.
Birdava veya itiraz redle sonuçlanırsa aynı konuda gelecek başka davaların veitirazların incelenemiyeceği yolunda bir görüş kimi hükümlere dokunulmazlıktanımak, bu hükümler hakkında özellikle yargı mercilerinin yetkilerinikullanmalarını önlemek, hukukî görüşlerini dondurup kalıplaştırmak olur.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın böyle bir ereği bulunduğu düşüncesinidestekliyecek, doyurucu bir kanıtın ileri sürülmesi olanaksızdır.
Şuduruma göre inceleme konusu hükmün daha önceki itirazlar dolayısiyledenetlenmiş ve Anayasa'ya aykırı görülmeyerek itirazların reddine kararverilmiş bulunmasının konunun 1970/34 esas sayılı dosyada yeniden elealınmasına engellik edemeyeceğine Nuri Ülgenalp ve Muhittin Gürün'ün karşıoylariyle ve oyçokluğu ile karar verilerek Anayasa'ya aykırılık sorununungörüşülmesine geçildi.
2-Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olupolmadığı sorunu :
Doğrudandoğruya Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırıolup olmadığının tartışılmasına geçmeden önce bu yasanın getirdiği düzenüzerinde durulmasında ve Anayasa Mahkemesinin geçmişteki konuya ilişkinkararlarında söylenenlerin özetlenerek hatırlatılmasında yarar vardır.
Bilindiğiüzere Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun, en başta memurların memurlukgörevinden doğan veya memurluk görevini yerine getirme sırasında işlenensuçların mahkemeye gelmeden önceki evrede, kovuşturulması usulünü düzenleyenbir yasadır. Yasanın işin mahkemeye gelmesinden sonraki evresini ilgilendirenancak birkaç maddesi vardır. (14., 15., 18. maddeleri gibi.) Bunlar da ayrıntıniteliğinde hükümlerdir.
Kanun,memurluk görevinden dolayı veya bu görevin yerine getirilmesi sırasında suçişleyen memur hakkında Cumhuriyet Savcılarının doğrudan doğruya kovuşturmayapamıyacağı ilkesini koymuştur. (Madde 13). Böyle bir suç dolayısiyle kamudavası açılabilmesi için, memur hakkında yine bir memurca soruşturma yapılması,memurlardan oluşmuş bir kurulca lüzumu muhakeme kararı verilmesi ve kararınkesinleşmesi gerekmektedir.
Birsuçun mahkemeye gelmesinden önceki evre, genel olarak, hazırlık soruşturması veilk soruşturma işlemini kapsar. Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunda buişlemler birleştirilmiş ve adına eski deyimle "tahkikatı iptidaiye"denilmiştir. Bu yasanın koyduğu usulün adlî usuldekinden asıl değişik yönü ilksoruşturmayı yapanla soruşturma sonucunu karara bağlayan mercilerin ayrı ayrıoluşudur.
Memursuçlarından dolayı yapılacak ilk soruşturmanın idare mercilerine bırakılmasındaAnayasa'ya aykırılık olup olmadığının araştırılması için önce ilk soruşturmanınniteliği üzerinde durulması ve Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunla düzenlenenusulün yargı yetkisine müdahaleyi oluşturup oluşturmadığının incelenmesigerekir. Yargı yetkisinin ne olduğu hususunda ceza yargılaması usulühükümlerine ve kuramlarına gidilmesinin yeri yoktur. Çünkü Anayasa kendi yönündenbu sorunu çözmüş ve 7. maddesinde "yargı yetkisi Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılır" diyerek mahkemelerin gördüğü işlerdışında yargı yetkisi kavramının yeri olmadığına işaret etmiştir. CezaMahkemeleri Usulü Kanunu uyarınca ilk soruşturma sorgu hakimlerinceyapılmaktadır. Sorgu hâkimlerinin mahkeme niteliğinde olmadığı ise AnayasaMahkemesinin içtihadı ile desteklenen bir vakıadır. Böylece ilk soruşturmanınyargı yetkisinin tekeline giren bir işlem olmadığı kendini göstermektedir.
Öteyandan ilk soruşturmanın hâkimlerce yapılmasını ve karara bağlanmasını zorunlukılan bir Anayasa hükmü yoktur. Anayasa herhangi bîr konuda buyurucu yahutyasaklayıcı bir ilke getirmemişse bunun düzenlenmesini kanun koyucununtakdirine bırakmış demektir. Öyle ise söz konusu kanunun memur suçlarınınsoruşturulmasında hâkim olmayan kimselere yetki tanımış bulunması Anayasa'nınverdiği takdir hakkının Anayasa'ya aykırı düşmeyen bir biçimde kullanılmasındanbaşka bir nitelik taşımaz.
İlksoruşturma sırasında görülmesi yalnızca hâkimlerin yetkileri içinde bulunanişler elbette ki çıkabilir. Kişi dokunulmazlığını (Anayasa- Madde 14), özelhayatın gizliliği (madde 15), konut dokunulmazlığını (madde 16), haberleşmehürriyetini (madde 17) ilgilendiren işlemlerde bulunulması gerekebilir. AncakMemurin Muhakematı Hakkındaki Kanunda bu konularda idare mercilerine açıkça birhâkim gibi karar alma yetkisi tanıyan bir hüküm (16. madde dışında) yoktur.Kimi durumlarda idare kurullarını tutuklama kararı vermeğe ve en büyük mülkiyememurları ile bakanları bu kararları onaylamağa yetkili kılan 16. madde iseAnayasa Mahkemesince 1963 yılında iptal edilmiştir.
Kanundabu yetkiyi dolaylı ve üstü kapalı olarak veren hükümler de yer almamıştır.Esasen kanunda izlenen yol buna elverişli değildir. Çünkü hâkimlere özgü biryetkinin idare mercilerine aktarılması söz konusu olunca bu olanağı kanunyapıcı dolaylı değil, doğrudan doğruya ve açık hükümle sağlama yolunagitmiştir. 16. madde bu tutumun bir örneğidir.
Ancakilk bakışta böyle bir sanıyı uyandırması olasılığı bulunan, fakat üzerindebiraz durulunca kavram ve kapsamları kolayca açıklanabilen birkaç hüküm ilerisürülebilir. Bunlar da "Usulü Muhakematı Cezaiye Kanununa tevfikan......tahkikatı iptidaye icra edileceği" (madde 2), "Lüzumu mahkememazbatasının müstantik kararnamesi mahiyetinde olduğu" (madde 5) ve"tahkikatı iptidaiye icrasında ve lüzum veya men'i muhakemeye aitmuamelâtta işbu kanunda musarrah olmıyan hususta usulü muhakematı cezaiyeahkâmına tevfiki hareket olunacağı" (madde 6 ) yolundaki anlatımlardır.
Lüzumumuhakeme mazbatasının sorgu hâkimi kararı niteliğinde sayılması durumu, açıkhükümle ayrıca yetki verilmedikçe bu belgeyi düzenleyen merciin sorgu hâkiminintüm yetkileriyle donatıldığı sonucunu doğuramaz. Yapılan işe ilk soruşturmaadını takan ve bu iş sırasında ceza muhakemeleri usulü hükümlerine uyulacağınıaçıklayan hükümler ise, söz konusu kanunun hâkimlere özgü yetkilerin idaremercilerine aktarılması gerektiğinde izlediği, yukarıda değinilen, yola göre,hele Anayasa'nın buyurucu ilkeleri bir yanda dururken Ceza Mahkemeleri UsulüKanununun ilk soruşturma sırasında yapılmasını öngördüğü her işlemin idaremercilerince doğrudan doğruya yürütülmesine cevaz verildiği yolundaki biryoruma dayanabilir nitelikte değildir.
Soruşturmasırasında Anayasa'nın yalnız hâkimlere tanıdığı yetkilere ilişkin bir işlem sözkonusu olursa idare mercileri elbette ki gerekli kararları hâkimlerdenalacaklardır. Arada sırada tersine uygulamalar yer almışsa bu MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanunun değil ancak uygulamaların Anayasa'ya aykırılığınıgösterir ve Anayasa'ya uygunluk denetimi bakımından o kanun hükümlerinindeğerlendirilmesinde böyle yanlış bir tutumun etkisi olacağı düşünülemez.
CumhuriyetSavcısınca ileri sürülen ve itiraz yoluna başvuran mahkemece de benimsenengerekçede değinildiği için burada 7188 sayılı Kanunun 1. maddesindekibaşkâtiplere sorgu hâkimlerine vekâlet etme yetkisi tanıyan hükmün AnayasaMahkemesince 1965 yılında iptal edilmiş olması üzerinde kısaca durulacaktır.7188 sayılı yasa başkâtiplere sorgu hâkimi vekilliğini vermekle bunları sorguhâkimlerinin tüm yetkileriyle donatmış olmakta idi. Böylece hâkim olmayan birkimsenin yalnız hâkimlere özgü yetkileri kullanmasına yol açılmış bulunuyordu.Hükmün iptal edilmesi bu yüzdendir. Oysa yukarıda belirtildiği üzere memurlarhakkında ilk soruşturma yapan mercilere kanunla böyle bir yetki tanınmışdeğildir. Arada bu bakımdan hiç bir benzerlik bulunmamaktadır.
Tabiîhâkim sorununa gelince : Anayasa bir kimseyi tabiî hâkiminden başka bir merciönüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü mercilerkurulmasını yasaklamaktadır, (madde 32). Memurlar hakkında ilk soruşturma yapanve bunun sonucunu karara bağlayan mercilerin yargılama yetkisi yoktur; gördükleriiş de yargılama yetkisine girmektedir. Esasen kanun memurların yargılanmalarınıaçık bir hükümle (madde 1) adliye mahkemelerine, yani tabiî hâkime bırakmıştır.Öte yandan memurin muhakematı usulünde öngörülen merciler hâkim niteliğinde veyetkisinde bulunmadığı için, bunların bağımsız olmayışları Anayasa'nın 132.maddesi ile de çelişkiye düşmeyecektir.
Suçlumemurlar hakkındaki soruşturmanın ayrı bir usule bağlanmasının kanunlar önündeeşitlik ilkesi ile çeliştiği de düşünülemez.
Anayasa'nıneşitlik ilkesini belirleyen 12. maddesinin birinci fıkrası hükmü incelendiktegörülecektir ki Anayasa'nın mutlak olarak yasakladığı gerçek kişilerin kanunkarşısında dillerine, ırklarına, cinsiyetlerine, siyasî düşüncelerine, felsefîinançlarına, din ve mezheplerine göre değişik muamele görmeleridir. Bunlarındışında kanun önünde eşitlik ancak niteliklerde benzerlik halinde söz konusuolabilir. Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanun memurlara ilişkin bir yasadır.Yalnızca memurlara uygulanan yasalarla memur olmayanların bir eşitlik ilişkisidüşünülemez.
Öteyandan söz konusu yasa, memurlara bir zümre, bir sınıf olarak imtiyaz tanımaktadeğildir. Kanunun sağladığı memurun Şahsı değil memurluk görevi bakımından birçeşit teminattır. Bu da kamu hizmetinin iyi işlemesi için düşünülmüş,düzenlenmiştir. Memur, gördüğü hizmet yüzünden sık sık isnat ve iftiralarauğrayabilir. Kendisine memuriyetle ilgili suç isnat edilen her memurun hemenadliyeye sevkedilmesi hem memurları tedirgin ederek hizmeti aksatır; hem dehizmetin yürütülüşü üzerinde bir takım haksız kuşkulara yol açabilir. Bu çeşitiddiaların önce kamu hizmetinin gereklerini ve memurluk psikolojisini iyi bilenkimselerin süzgecinden geçirilmesi ve ortada kovuşturmaya değer bir eylemkaldığında işin mahkemenin eline bırakılması, kamu hizmetinin yararına birtedbirdir ve kanuna getirilen düzenin sağladığı da budur.
Anayasa'damemurların görevlerine ilişkin suçlarından dolayı soruşturma yapılmasının özelkanunla düzenlenmesini buyuran bir hüküm bulunmadığı doğrudur. Ancak yasaklayanbir hükmün de olmadığı ortadadır. Yukarıda da değinildiği üzere Anayasa herhangi bir konuda buyurucu yahut yasaklayıcı bir ilke getirmemişse o kanundüzenlenmesni, Anayasa'nın öteki kurallarına aykırı; düşmemek şartiyle, kanunkoyucunun takdirine bırakmış demektir
Memurlarhakkında soruşturma yapanların ve soruşturma sonucunu karara bağlayanlarınCumhuriyet savcıları gibi teminatlı kimseler olmayışı dolayısiyle MemurinMuhakematı Hakkındaki Kanunla getirilen soruşturma düzeninin memurların lehindedeğil aleyhinde olduğu da ileri sürülebilir. Cumhuriyet savcılarının teminatbakımından memurlara göre ne derece üstün oldukları tartışma götürür birkonudur. Bu durum bir yana, Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun öngördüğüsoruşturma düzeninde asıl önemli olan ve memurlardan yana sayılması gerekenhusus soruşturma görevlilerinin sanıkların meslektaşları olmaları, başkadeyimle kamu hizmetinin gereklerini ve memurluk psikolojisini iyi bilecekmevkilerde bulunmalarıdır. Kimi durumlarda, bir işin adliyenin eline gelmedenönce, sanığın kendi meslektaşlarından veya eşitlerinden oluşuna süzgeç veya engellerdengeçirilmesi öteden beri sanık bakımından bir çeşit teminat sayılagelmiştir.Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri sürülen bir Türkiye Büyük MilletMeclisi üyesinin kendi meclisinin kararı olmadıkça tutulamaması, sorguyaçekilememesi tutuklanamaması ve yargılanamaması (Anayasa - madde 79);Cumhurbaşkanının vatan hainliğinden dolayı Türkiye Büyük Millet Meclisibirleşik toplantısı karariyle suçlandırılmadan Yüce Divana sevkedilememesi(madde 99); Başbakan veya bakanlar hakkındaki soruşturmanın her iki meclisteneşit sayıda verilecek üyelerden kurulu komisyonca yürütülmesi ve birleşiktoplantıda sevk kararı verilmedikçe Yüce Divana götürülememeleri (madde 90);Anayasa Mahkemesi başkan ve üyelerinin görevlerinden doğan veya görevlerisırasında işledikleri suçlar için ancak Anayasa Mahkemesi karariyle soruşturmaaçılabilmesi ve soruşturmanın bu mahkemenin üç üyesi tarafından yürütülmesi(22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanun - madde 52); Yüksek Hâkimler Kurulu bölümbaşkanı ve üyelerinin aynı nitelikteki suçlarından dolayı haklarındakisoruşturmanın Yüksek Hâkimler Kurulu Başkanınca, Kurul Başkanı hakkındaYargıtay Birinci Başkanınca yapılması 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanun - madde56); Danıştay başkanları ve üyeleriyle Başkanunsözcüsünün aynı niteliktekisuçlarından dolayı Danıştay Birinci Başkanının seçeceği bir daire başkanı ileiki üyeden oluşacak kurulca soruşturma yapılması (24/12/1964 günlü, 521 sayılıKanun - madde 147) yasalarımızda yer almış hükümler gereğidir. Bu örnekleridaha da çoğaltmak mümkündür. Kaldı ki 521 sayılı Danıştay Kanununun 22., 49/e.ve 54. maddelerinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere Memurin MuhakematıHakkındaki Kanun uyarınca yapılacak işlemlerin büyük bir bölümü üzerindeDanıştay ikinci Dairesi ve idarî Daireler Kurulu söz ve karar sahibidir.
Yukarıdanberi açıklananlar Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunla getirilen soruşturmadüzeninin Anayasa'ya aykırı yönü bulunmadığını açıkça gösterir. Yanlan busonuca göre kapsadığı hükmün niteliği de gözönünde tutulunca Memurin MuhakematıHakkındaki Kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı ve itirazınreddine karar verilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
HakkıKetenoğlu, Recai Seçkin, Kâni Vrana ve Şevket Müftügil bu görüşekatılmamışlardır.
VI-SONUÇ:
Dahanceki sınırlama karan uyarınca incelenen Memurin Muhakematı Hakkındaki Kanunun13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine HakkıKetenoğlu, Recai Seçkin, Kani Vrana ve Şevket Müftügil'in karşıoylariyle veoyçokluğu ile 22/12/1970 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Lütfü Ömerbaş
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Avni Givda
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kani Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügül
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I-Sayın Recai Seçkin'in yazdığı karşı oya katılıyorum.
II-İtiraz konusu olan hükümlerin sınırlandın iması sırasında inceleme dışıbırakılan 657 sayılı Kanunun 27. maddesi için de aşağıdaki sebeplerle karşıyım.
AsliyeCeza Mahkemesine açılan davaya esas olarak gösterilen Ceza Kanununun 236.maddesi ile "Devlet memurlarından 3 veya daha çok kimsenin daha öncearalarında uyuşup kararlaştırarak usul ve nizama aykırı biçimde memuriyetlerinibırakmaları" eylemi suç sayılmıştır. Grev eylemi de belirli maksatlar içintopluca işi bırakmakta. Memurlara bu hak tanınmadığından bu yasağa ay kıneylemin Ceza Kanununun 236. maddesinin taşıdığı müeyyide ile cezalandırılmasınagidilmesi ve bu maddeye dayanan davaya .bakan mahkemenin 657 sayılı Kanunun 27.maddesini de uygulaması mümkündür. Bu nedenle işbu maddenin mahkemenin tadbikedemiyeceği hüküm olarak kabul edilmesini yerinde bulmamaktayım. Her ikisebeple karara karşıyım.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
KARŞIOYYAZISI
1-Kendisine ilçe yönetim kurulu karariyle bir ceza davası gelen asliye cezamahkemesi, ilk önce o davanın hukuka uygun biçimde açılmış olup olmadığınıincelemek ile ödevlidir. Böyle bir inceleme ise, ister istemez ilçe yönetimkuruluna bu işte yetki tanıyan yasa kuralının ve onun işlem yaparkenuygulamakla ödevli bulunduğu yasa kurallarının asliye ceza mahkemesince dahîuygulanmasını gerektirir. Bir hukuk işlemi yapan bîr yerin veya mahkemenin oişleme ilişkin hukuk kurallarım uygulaması zorunlu olduğu gibi bir resmîkuruldan kendisine gelen bir davanın hukuka uygun biçimde açılmış olupolmadığını inceleyen bir mahkemenin dahi o resmî kurulca daha önce incelenmişbulunan kuralları yeniden incelenmesi ve sonuç olarak uygulaması zorunludur.Gerçekten, asliye ceza mahkemesi, ilçe yönetim kurulunca daha önce uygulanmışbulunan veya o kurula yargı görevi veren kuralları dahi yeniden uygulamadıkçadavanın hukuka uygun olarak açılmış bulunup bulunmadığı konusunda bir sonucavaramaz. Bu nedenlerle memurlar yargılamasına ilişkin 1329 tarihli Yasa'nın l.,2., 3., 4., 5., 6., 7. maddesinin dahi asliye ceza mahkemesinin uygulayacağıkurallardan sayılması gerekli iken inceleme dışı bırakılması doğru değildir.
Sözüedilen Yasa'nın 14. maddesi ise son soruşturma sırasında belirecek duruma göremahkemenin uygulayabileceği kurallar arasına girebileceğinden onun dahiinceleme dışı bırakılması, hukuka uygun görülemez.
2-a) Memurlar Yasası'nın esas yönünden inceleme konusu edilen 13. maddesiokunduğunda görüleceği üzere bu maddenin metni Yasa'nın daha önceki maddelerineaçıkça göndermede bulunmaktadır. Çünkü sözü edilen maddede o yasa uyarıncaverilmiş yargılama yapılması kararı bulunmadıkça yine anılan Yasa'nın 1.maddesinde gösterilen suçlardan ötürü savcıların dava açamıyacakları kuralıkonulmuştur. Bu duruma göre 13. maddenin Anayasa açısından değerlendirilmesiiçin, daha önceki maddelerle benimsenmiş bulunan soruşturma ve karar vermedüzeninin dahi incelenmesi hukukî bir zorunluluktur.
b)Çoğunluk kararında ilk soruşturmanın yargı yetkisi ile zorunlu olarak ilgilibir işlem bulunmadığı ve adlî yargıdaki sorgu hâkimlerinin (mahkeme) durumundasayılamıyacağı ilkesine dayanılmaktadır. Bundan önce Mahkememiz çoğunluğunca buyolda verilmiş bir çok kararlara ilişkin karşıoy yazılarımızda da "örneğin26/9/1968 günlü Esas 1968/14, Karar 1968/35 sayılı Karar - 18/4/1970 günlü,13475 sayılı Resmî Gazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı: 7, Sahife69-73; 24/10/1967 günlü, Esas 1967/31, Karar 1967/34 sayılı Karar - 6/1/1968günlü, 12793 sayılı Resmî Gazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı : 5,Sahife : 153-160) Çok ayrıntılı olarak açıkladığımız gerekçelere göre sorguhâkimleri dahi yargı yetkisini kullanan hâkimlerdir ve ilk soruşturma dahiyargı yetkisinin kullanılmasını gerektiren bir işlemler bütünüdür. Bugerekçeler şöylece özetlenebilir:
aa -Anayasa'nın hazırlık çalışmalarında ve özellikle Temsilciler Meclisinde ilerisürülen görüşlere göre bütün yurttaşlara Anayasa Mahkemesine başvurarakyasaların Anayasa'ya aykırılığından ötürü iptal karan isteme yetkisi tanınmışdeğildir. Ancak bir dava dolayısiyle bu iddiayı hâkime karşı ileri sürerek işiAnayasa Mahkemesine yollatmak yetkisi tanınmış ve böylece hem yurttaşaAnayasa'ya aykırı bir kuralın uygulanması yolu kapatılmış hem de herkesinAnayasa Mahkemesine iş getirmesinin doğuracağı sakıncalı durum önlenmiştir.Bundan başka hâkim Anayasa'nın 132. maddesi uyarınca her dava veya işte ilkönce Anayasa'yı uygulamakla' ödevli olduğundan Anayasa'ya aykırılık durumundaişi Anayasa Mahkemesine göndermek yetkisi ile donatılmıştır ve üç ay içindeAnayasa Mahkemesinden karar gelmezse sorunu kendisi belli dava açısındançözümleyip elindeki davayı sonuçlandırmakla yükümlü kılınmıştır. Sorgu hâkimide elindeki davada hukuk kurallarını uygulayıp kararlar vermekle yükümlüolduğuna göre onun da Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi ile donatılmışolması, Anayasa'nın 132. maddesinin kurduğu düzenin gereklerindendir.
Davayabakmak, onu sonuçlandırmak için incelemek demektir. Yoksa davanın esasınıkarara bağlamak için incelemek değildir.
bb -Anayasamızda hâkim ve mahkeme sözleri, çoğu kez, eş anlamı sözler olarakkullanılmıştır; örneğin Anayasa'nın 32. maddesindeki tabiî hâkim, tabiî mahkemebaşka, deyimle olağan mahkeme, 132/3 deki. mahkeme kararlan, hâkim kararlan;22/6 daki mahkeme, hâkim; geçici 9. maddenin birinci fıkrasındaki mahkeme,hâkim; 14., 15., 16., 17., ve 27. maddelerin ikinci fıkralarındaki hâkim,mahkeme anlamına gelmektedir. Buna göre Anayasa'nın 151. maddesindeki mahkemesözcüğünün de hâkim yerine kullanıldığı kabul edilebilir. Bu, o denli doğrudurki anılan maddede (Mahkeme) yerine (Hâkim) denilseydi anlamda hiç birdeğişiklik olmayacaktı.
cc -Anayasa'nın 136. maddesinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri ileişleyiş ve yargılama yönetimlerinin yasa ile düzenleneceği buyruğu vardır. Yasakoyucu, Ceza Yargılama Usulü Yasasında bu anayasal buyruğu yerine getirerekhazırlık soruşturmasını ve dava açma yetkisini savcılara, ilk soruşturmayaparak yargılamanın önlenmesine veya on soruşturmanın açılmasına karar verme yetkisiniise sorgu hâkimlerine vermiştir. Sorgu hâkimleri, son soruşturmanın açılmasınayer olmadığına yani yargılamanın önlenmesine veya davanın düşmesine kararvererek davanın esasını çözümlerler, bu kararlar kesin hüküm sonucu doğurur.Ceza Usulü Yasasının değişik 204. maddesindeki (Sorgu hâkimi muhakemeninmen'ine karar verip de bu karar katileştikten sonra dava, ancak yeni vakaların,yeni delillerin meydana çıkması halinde tekrar açılabilir.) kuralı da sonsoruşturma açılmaması karariyle davanın sonuçlandığını açık ve seçik olarakbildirmektedir.
çç -İlk soruşturma, son soruşturmaya yer olmadığına karar vererek davanın esasınısonuçlandırma yetkisini dahi kapsadığına göre böyle bir kararın yalnızcahâkimlerce verilebileceği açıktır ve çünkü, yargı yetkisi, hukukun nitelikçebir davayı inceleyip sonuçlandırma yetkisidir. Anayas'nın 7. maddesiyle yargıyetkisi bölümünde bu kavram bu anlamda kullanılmıştır.
c)1329 tarihli Memurları Yargılama Yasasının 4. maddesi uyarınca sonsoruşturmanın açılması kararını veren ilçe yönetim kurulunu oluşturan kişilersavcı veya hâkim durumunda bulunmayan memurlardır. Bundan başka sözü edilenYasanın 2. maddesi uyarınca soruşturmayı yapan kişiler dahi yine savcı veyahâkim durumunda bulunmayan memurlardır; oysa öbür yurttaşlar bakımındanhazırlık soruşturmasını yapıp kamu davası (Ceza davası) açan görevlilersavcılar olup ilk soruşturma yapıp son soruşturmanın açılması kararını verengörevliler ise hâkimlerdir. Bütün memurlar için yalnızca Anayasa'nın 118.maddesinde disipline aykırı suçu kendisine açıkça bildirilip verilecek bellisüre içinde yazılı savunması alınmaksızın disiplin cezası verilmeme güvencesitanımış iken savcılara Anayasa'nın 137. maddesinde bundan daha çok genişkapsamda bir güvenç hele hâkimler için Anayasa'nın 132. maddesi uyarıncabağımsızlık, 133. maddesi uyarınca hâkimlik teminatı denilen çok geniş birgüvence tanınmıştır.
Demekki memurların, işledikleri suçlarda soruşturma yapan ve işi mahkemeye yollayangörevlilerin hukukça sınırlı bir güvenceden yararlanmalarına karşılık öbüryurttaşlar için hazırlık soruşturması yapıp dâva açan savcılar memurlarınkinegöre daha geniş ve daha etkin bir anayasal güvenceden yararlanan görevliler,ilk soruşturma yaparak işi mahkemeye gönderen hâkimler ise, bağımsızlık ve hâkimlikgüvencesi ile donatılmış görevlilerdir. Oysa Memurları Yargılama Yasası,çoğunluk kararında da belirtildiği üzere, hazırlık ve ilk soruşturmayısavcılara ve sorgu hâkimlerine yaptırmayarak memurları daha güvenceli birdurumda bulundurma ereği ile konulmuştur. Anayasa'mızın savcılar ve hâkimlerbakımından öngördüğü yeni düzen, memur suçlarında memurların kaderini savcı vesorgu hâkimlerine göre güvencesiz durumda bulunan memurların işlem vekararlarına bağlama sonucunu doğurmuştur, başka deyimle onları öbüryurttaşlardan daha az güvenceli bir duruma sokmuştur. Memurları ve dolayısiylekamu işlerinin görülmesini güvence altına almak isteyen özel yasanın bugünkühukukî durumda memur olan ve olmayan yurttaşlar arasında ortaya çıkardığı buayırım, hiçbir toplumsal veya hukuksal nedenle haklı gösterilemez ve bundanötürü, Anayasa'nın 12. maddesinde öngörülen yasa karşısında eşitlik ilkesineaykırıdır. İmdi, Memurları Yargılama yasası'nın 13. maddesinin iptali gerekir.
ç)Memur suçlarının idarî çalışmanın özelliklerini bilen kişilerce soruşturulupdeğerlendirildikten sonra son soruşturma açılması karan verilmesi gereğiüzerinde durulacak, olursa alt idarî mahkemelerin kurulması soruşturma yapma veceza mahkemesine gönderme karan verme yetkisinin bu mahkemelere tanınmasıyoluyle bu ereğe varılabilir ve yukarıki bentte belirtilen eşitsizlik durumudahi böylece ortadan kaldırılabilir.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan gerekçelerle çoğunluğun incelemenin Memurları Yargılama Yasası'nın13. maddesi kuralı ile sınırlandırılması ve 13. maddeye ilişkin itirazın reddikararlarına karşıyım.
Üye
Recai Seçkin
KARŞIOYYAZISI
Dâvayakonu olan Memurin Muhakematı hakkındaki Kanunun 13 üncü maddesi bir memurhakkında usulünce lüzumu muhakeme karan verilmeden, savcılar tarafındansoruşturma ve kovuşturma açılamıyacağını öngörmektedir. Daha açık bir deyimile, bir memurun görevi dolayısiyle işlediği eylem hakkında soruşturma yapılıpdâvaya yer olup olmadığına karar verecek makamın savcılar olmayıp, savcılıkteminatından yoksun idarî makamlar olacağı esası konulmuştur. Bu prosedürAnayasa'ya aykırıdır. Çünkü:
1)Lüzumu muhakeme karan verilmesi halinde iş mahkemeye intikal edeceğinden, memurbu durumda teminatlı bir sonuca kavuşmuş demektir. Fakat lüzumu muhakeme kararıverilmeyen hallerde kamu haklarının gerçekten zarar görüp görmediği kamu oyundagereğince açıklığa kavuşmuş olamaz. Savcılık ve hâkimlik teminatını haizolmayan kişiler veya kurullarca yaptırılan soruşturma ve kovuşturmalar çeşitlietkiler altında cereyan edebilir ve sonunda verilen yargılamaya yer olmadığınailişkin kararlar kamu oyunda duraksamalara ve kuşkulara sebep olabilir.Cumhuriyet Savcılığı niteliğinde olmayan bu kuruluşlara görev verilmesiAnayasa'nın 137 nci maddesine aykırıdır.
2)Devlet, çalışanlar için bir çalışma güvenci sağlamak durumundadır. Teminatlıolmayan kişiler tarafından yapılan soruşturmalar kamu hizmeti gören memurlarbakımından güvence sağlayıcı nitelikte sayılamaz. Gerek soruşturmayı yapan,gerek hakkında soruşturma 'yapılan memur, korku ve kuşku içinde görev yaparsa,bundan Anayasa'nın öngördüğü kamu hizmetleri müteessir olur kî, bu da Anayasa'nın42 nci maddesine aykırı bir sonuç doğurur.
3)Bir kimse hakkında soruşturma yaparak onu muhakeme altına alıp almama karanvermek, yargısal bir görev yapmak olur. Yargı yetkisi, Anayasa'nın 7 ncimaddesi uyarınca Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Oysa dâvakonusu olan hüküm, yargısal bir görevin bir bölümünü yargı mekanizması dışınataşırmıştır. Yargısal görevin sınırları soruşturma ve kovuşturma ile birlikteyargılama ve hükmü dahi içine alacak bir kapsamda bulunması itibariyle her safhasıbirbirine etkili ve birbirine bağlı yargı düzenini parçalayarak bir bölümünü,yargıya yetkisi olmayan kuruluşlara bırakmak Anayasa'nın 7 nci maddesindeöngörülen ana ilkeye aykırı düşer.
4)Yargısal görev, Anayasa'nın 7 nci maddesi uyarınca bir bütün olarak yargıerkine tevdi edilmiştir. Normal soruşturma ve kovuşturma prosedürü dışında özel-yetkiyi haiz yargı mercileri ihdas etmek Anayasa'nın 32 nci maddesine aykırıolur. Dâva konusu olan Memurin Muhakematı hakkındaki Kanunun 13 üncü maddesi,kişiyi Anayasa'nın 32 nci maddesinde sözü edilen normal yargısal mekanizmadışında özel yetkili bir merci huzuruna getiren bir prosedür ortayakoymaktadır. Bu düzenleme Anayasa'ya aykırıdır.
5)Yargı erkinin görevleri, bu yetkiyi kullananların nitelikleri, teminatları,görevin bağımsız olarak yerine getirilmesine ilişkin ilkenin anlamı Anayasa'nın132 nci ve sonraki maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Yargısal görev veyetkilerin, Anayasa'nın gösterdiği mercilere kullandırılmaması, kamu haklarınayapılan zararlar dolayısiyle bu mercilerin doğrudan doğruya soruşturma hak veyetkilerinden yoksun tutulması Anayasa'nın 8 inci maddesinde belirtilen kuralaaykırı düşer. Gerçekten Memurin Muhakematı Kanununun 13 üncü maddesi; yargısalgörevi ve yetkileri olan Cumhuriyet Savcılarının, Anayasa dışı bir takımmercilerin izni olmaksızın, kamu görevlilerinin bu görevle ilgili suçniteliğindeki işlemleri dolayısiyle doğrudan doğruya soruşturmayapamıyacaklarını, kamu haklarını savunamayacaklarını hükme bağlamaktadır ki,bu düzenleme kaynağını Anayasa'dan almamakta ve böylece Anayasa'nın 4 üncümaddesi hükmüne de aykırı bir hukukî durum ortaya çıkmaktadır. Açıklanannedenlerle çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Kani Vrana
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOYYAZISI
MemurinMuhakematı hakkındaki Kanunun 13. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu yolunda,değişik mahkemeler tarafından 1965, 1967 ve 1968 yıllarında yapılmış olanitirazlar sonucunda söz konusu maddenin Anayasa'ya aykırı olmadığına dört kezkarar verilmiş ve bu kararlar da Resmî Gazetelerle ilân edilmiştir. (Bak :Anayasa Mahkemesi kararları: Gün: 11/10/1965, 14/11/1967, 26/9/1968, Sayı:1965/18-1965/53, 1967/14 -1967/36, 1967/16 -1967/37, 1968/14 -1968/35.
ResmîGazeteler: Gün 29/3/1966, 29/4/1968, 2/5/1968, 18/4/1970, Sayı : 12263, 12886,12888, 13475).
Yukarıkikararla, söz konusu 13. madde hükmü bir kere dee bu dosya ile yapılmış bulunanitiraz vesilesiyle beşinci kez inceleme konusu yapılarak yeniden kararverilmesi yolu tutulmuş bulunmaktadır.
HalbukiAnayasa'nın 152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkındaki 44 sayılı Kanunun 50. ve 51. maddelerinde, Anayasa Mahkemesikararlarını, hiçbir ayırım yapılmaksızın, kesin, yasama, yürütme, yargıorganlarını, İdare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayıcı olduğu,herhangi bir duraksamaya yer vermiyecek açıklıkla belirtilmiş bulunduğuna göre,hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya uygunluk karan verilmişbulunan hükümlerin bir başka dâva veya itiraz vesilesiyle tekrar incelenerekyeni bir karara, esas bakımından, konu yapılması mümkün değildir. Bu gibihallerde, önceki karardan bahisle (Yeni bir karar" verilmesine yerolmadığı) yolunda karar verilmesi yeterlidir.
Bukonuya ilişkin ayrıntılı düşüncelerim, 28/6/1966, 14/2/1967, 30/ 9/1969 günlüve 1963/132 - 1966/29, 1963/144 - 1967/6, 1969/17 1969/49 sayılı AnayasaMahkemesi kararlarına' ait karşı oy yazılarında geniş olarak açıklanmışbulunmaktadır. (Bak . Resmî Gazete : 27 Haziran 1967 Sayı ; 1-2632, Sahife'8-9-14, 18 Mayıs 1970, Sayı : 13497, Sahife : 9)
Tekrarınıgerekli görmediğim aynı düşüncelerle yukarıki kararda uygulanan usule karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün