ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/37
Karar Sayısı:1971/29
Karar Günü:9/3/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:6.8.1971/13918
İstemdebulunan mahkeme : Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesi.
İsteminkonusu : 14/8/1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun 4/5/ 1331 günlü Kanunladeğişik 11. maddesindeki kişilerin dâva açma süresini altı ayla sınırlayanhükmün iptali isteminden ibarettir.
Olay: Davacı vekilince Ardahan Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dâvada, müvekkiliningerçek doğum tarihi 1316 olduğu halde, nüfus kayıtlarına yanlışlıkla 1317olarak yazıldığından, 1317 doğum kaydının 1316 olarak düzeltilmesi istenmiş vedâva açılmasını sınırlayan hükmün Anayasanın 12. ve 31. maddelerine aykırıolduğu ileri sürülmüştür.
Dâvayabakan mahkeme Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi görerek, Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına ve duruşmanın geri bırakılmasına karar vermiştir.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi gereğince yapılan ve Lûtfi Ömerbaş, ŞerefHocaoğlu, Fazlı Öztan, Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak,Sait Koçak, Avni Givda, Muhittin Taylan, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, HalitZarbun, Ziya önel, Mustafa Karaoğlu ve Muhittin Gürün'ün katıldıkları 3/7/1970günlü toplantıda, dosyada eksik bulunmadığı anlaşıldığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Esasınincelenmesi :
İşinesasının incelenmesi için belli edilen günde, esasa ilişkin rapor, mahkemeningerekçeli kararı, dosyadaki kağıtlar, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen kanunhükmü, Anayasa hükümleri, bunlarla ilgili yasama belgeleri okunduktan; itirazyoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu dâvanın niteliğine göre SicilliNüfus Kanununun değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncücümleleri hükümlerinin yaş düzeltme konusu ile sınırlı olarak incelenmesineoybirliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Gerekçe:
Nüfussicil kayıtları, aksi ispat edilinceye kadar itibar edilmesi lâzım gelen delilve belgelerdendir. Kişilerin, mal, şahıs, aile ve miras haklarına ilişkinmuamele ve tasarrufları ile, kamu haklan bakımından her zaman bu kayıtlarabaşvurmak ve yararlanmak durumunda bulundukları düşünülür, kamu yükümlerinintayin ve tespitinde tek kaynak olduğu gözönünde tutulursa, sicil kayıtlanılınne büyük önem taşıdığı ortaya çıkar ve başkaca açıklamayı gerektirmez. Kişiselyararlar yanında, toplumsal ihtiyaçlara da cevap veren ve kamu düzeni ileilgili bulunan, bu kayıtların, olabildiğince gerçeğe uygun olarak kurulupkorunmasında zorunluk vardır. Bu nedenlerle doğan her kişinin ötekilerden ayırtedilecek şekilde adı, sanı, doğumu vesairesi ile belli süre içinde belli formülve belgelere dayanılarak aile kütüğüne yazılması ve ölüm olaylarının da, aynışekilde işlenerek sicilin kapatılması kanun ve tüzüklerle düzenlenmiş vedüzenin normal işleyişini sağlamak amacıyla cezai müeyyideler konulmuştur.Diğer taraftan sicil kayıtlarında yapılacak düzeltmeler için mahkeme ilâmıöngörülmüş ve böylece itibarlı, güvenilir bir nüfus sicili meydana getirilmesiistenmiştir.
Bukayıtlarda bulunabilecek az sayıdaki yanlışlıkların düzeltilmesini zaman aşımıveya hak düşürücü nitelikte bir süre ile sınırlamak için haklı bir nedendüşünülemez.
Kamuadına açılacak dâvaların, kamu yarar ve düzeni ile ilgili olduğu gözönündetutulursa, bir bakıma cezai nitelik taşıyan hak düşürücü süre ilesınırlanamıyacağı kendiliğinden ortaya çıkar.
Üçüncükişilerin dâva hakkı ise, ne zaman doğacağı kestirilemiyecek özel hukukilişkilerine dayanır ve genel hükümlere göre gerçek hasım karşısında dâvayabakılarak hükme bağlanır. Bu dâvalarda Sicilli Nüfus Kanununun 11. maddesihükümlerinin uygulama yeri yoktur, işin Sicilli Nüfus Kanununa göre çözüleceğidüşünülse bile, bir süre ile sınırlanması, kayıt sahibinin kusurlu hareket vekayıtsız davranışlarından üçüncü kişileri sorumlu tutmak ve dâva hakkınındoğumundan önce öldüğünü kabul etmek gibi bir sonuca ulaştırır ki, tutarlı bir görüşolarak benimsenemez.
Genciyazım yoluyla nüfus siciline geçirilenlerin dâva hakkına gelince; bu yazımlarınyukarıda değinilen normal yollarla yazılanlar gibi belli bir biçimde uymadığı,dayanaklardan yoksun bir takım beyan ve tahminlere göre düzenlendiğidüşünülürse, kayıtların özellikle yaş yönünden çoğukez gerçeği yansıtmaktanuzak bulunduğu ve böyle bir durumun yaratacağı sakıncaların ise,küçümsenmiyecek kadar büyük olduğu görülür. Gerçekten geçen zaman oranında bukayıtlara ilişkin türlü iddia ve anlaşmazlıkların çözümünde doğru yolu bulmaktahatalara düşüleceği ve hiç değilse sonuca ulaşmanın çok güç ve geç olacağıinkâr edilemez.
Kayıtlarındüzeltilmesi ise ön planda kayıt sahiplerinin başvurmasına bağlıdır. İnsanlarınçoğunlukla o zaman için yarar veya zararı bulunmadıkça harekete geçmedikleri debir vakıa olarak bilinmektedir. O halde kayıt sahibini yanlışlığındüzeltilmesine yöneltmek için hak düşürücü bir sürenin kabulünde yarar vezorunluluk vardır.
Görülüyorki kamu adına açılacak dâvalarla üçüncü kişilerin veya kayıt sahiplerininaçacakları dâvaların kendilerine özgü oluşum koşulları, amaçları, hukukîdayanak ve nitelikleri vardır. Onun içindir ki birbirlerine benzemezler. Öteyandan genel nüfus yazımı yoluyla oluşturulan sicil kayıtları çoğu kez doğumdanuzak zamanlarda belgelerden yoksun olarak, beyan ve tahminine dayanılmaksuretiyle meydana getirilmektedir. Oysa Anayasa'nın 12. maddesinde yazılıeşitlik ilkesi, aynı koşullar içinde olan ve aynı nitelikte bulunan durumlarınyasalar bakımından aynı işleme tabi tutulmasını gerektirir. Başka bir deyişlekendilerine özgü koşulları ve nitelikleri bulunan işlerde, özelliklerine veereklerine uygun değişik hükümlerin uygulanması, eşitlik ilkesinin gereğidir.Bu nedenlerle itiraz konusu hükmün Anayasa'nın 12. maddesinde yazılı eşitlikilkesini zedelediği kabul edilemez. Dâva açılması haklı nedenlerle hak düşürücübir süre ile sınırlandığına göre ortada dâva bulunamayacağından, Anayasa'nın31. maddesinde yazılı meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle davacı vedâvâlı olarak iddia ve savunma hakkında da söz edilemez ve itirazın bunedenlerle reddi gerekir.
AvniGivda, Celâlettin Kuralmen, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Muhittin Gürün,Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
Sonuç:
SicilliNüfus Kanununun değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının sınırlama kararıuyarınca incelenen ikinci ve üçüncü cümleleri hükümlerinin Anayasaya aykırıolmadığına ve itirazın reddine Avni Givda, Celâlettin Kuralmen, Nuri Ülgenalp,Muhittin Taylan, Muhittin Gürün ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle veoyçokluğu ile 9/3/1971 gününde karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nınhak arama hürriyetine ilişkin 31. maddesine göre herkes, meşru bütün vasıta veyollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya dâvâlıolarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Anayasa'nın 11. maddesinde ise temelhak ve hürriyetlerin, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunlasınırlanabileceği ilkesi ve kanunun kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni,sosyal adalet ve millî güvenlik gibi nedenlerle de olsa bir hakkın vehürriyetin özüne dokunamıyacağı buyruğu yer almıştır.
Nüfuskütüğü kurulmasını, işlenmesini ve kütük hareketlerini düzenler bir yasa olan 5Şevval 1332 -14 Ağustos 1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun değişik 11.maddesindeki "kendi yaşını, kaydını, adını düzelttirmek isteyen kimseninbu konudaki iddiasının kimlik cüzdanının verilmesinden altı ay geçinceye dekdinleneceğine, ondan sonra dinlenemiyeceğine; kimlik cüzdanının verilmesisırasında kayıtlara göre on sekiz yaşma girmemiş bulunanların itiraz haklarınınon sekiz yaşına girmelerinden altı ay geçinceye dek süreceğine ilişkin itirazkonusu hükmün hak arama hürriyetini bir alanda ve bir oranda sınırladığındakuşku yoktur. Bu hükmün Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken sınırlamanınAnayasa'nın 11. maddesinde yazılı nedenlerden birine, başka deyimle haklı birnedene dayanıp dayanmadığının, dayanıyorsa bile sınırlamanın hürriyetin özünedokunup dokunmadığının araştırılması ve saptanması gereklidir.
SicilliNüfus Kanunu incelenirse bu kanunun işleyişinin on yılda bir nüfus yazımıyapılarak kayıtların yenilenmesi düzenine oturtulduğu görülür, böyle birdurumda, her on yılda bir kütükte düzeltmeler yapılması ve dâva hakkınınyeniden kazanılması öngörüldüğüne göre, bu hakkın altı aylasınırlandırılmasında, o gün için bir kamu yararı bulunduğu düşünülebilir. Ancakon yılda bir nüfus yazımı düzeni isletilememiş ve dâva hakkınınsınırlandırılması haklı bir nedene dayanır olmaktan çıkmıştır.
Bugün bu sınırlandırmada Anayasanın 11. maddesinde yazılı hak ve hürriyetlerinkanunla sınırlandırılması nedenlerinden hiçbiri bulunmadığı gibi üstelik birkamu zararından söz etmenin de yeri vardır. Çünkü "ahvali şahsiye"kayıtlarındaki aksaklıkların kaydın ilişkin bulunduğu kimse kadar toplumu dailgilendirdiği ve etkileyeceği hattâ kimi durumlarda topluma olan etkinin dahada ağır olacağı ortadadır, Cumhuriyet savcılarının düzeltme dâvaları açmayayetkili bulunmalarının kamu zararını önliyeceği ileri sürülebilirse de buyetkinin ve kullanılışının sınırlı oluşundan doğacak sonuçlar gözden uzaktutulmamalıdır.
Yukarıdanberi açıklandığı üzere 5 Şevval 1322-14 Ağustos 1330 günlü Sicilli NüfusKanununun değişik 11. maddesindeki "Kendi yaşını, kaydını, adını düzelttirmekisteyen kimsenin bu konudaki iddiasının kimlik cüzdanının verilmesinden altı aygeçinceye dek dinleneceğine, ondan sonra dinlenemiyeceğine, kimlik cüzdanınınverilmesi sırasında kayıtlara göre on sekiz yaşına girmemiş bulunanların itirazhaklarının on sekiz yaşına girmelerinden altı ay geçinceye deksüreceğine." ilişkin hüküm Anayasanın 31. ve 11. maddelerine aykırıdır.Hükmün itiraz yoluna başvuran mahkemenin uygulama durumunda bulunduğu yaşdüzeltme konusu ile sınırlı olarak iptal edilmesi gerekli iken Anayasaya aykırıolmadığı ve itirazın reddi yolunda verilen 9/3/1971 günlü, 1970/37-1971/29sayılı Karara bu nedenlerle karşıyım.
Üye
Avni Givda
KARŞIOYYAZISI
I-Türk Medeni Kanunu, ahvali şahsiyenin buna mahsus sicil kayıtları ile taayyünedeceğini 35. maddesinde, doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla isbatolunacağını 29. maddesinde, resmi sicillerin doğru olmadığı ispatlanıncayakadar münderecatı ile amel olunacağını 7. maddesinde, hâkimin hükmü olmadıkçaahvali şahsiye sicilinde düzeltme yapılamıyacağını 38. maddesinde, şahsimenfatlerinde haksız tecavüze uğrayan kimsenin dâva hakkının varlığını 24.maddesinde ilke olarak açıklamıştır.
5şevval 1332-14 Ağustos 1330 günlü Sicilli Nüfus Kanununun, Türk topraklarıüzerinde yaşayan Türklerin medenî ahavli ile ilgilendiğinde ve bu amaçla tedvinedildiğinde kuşku yoktur. Türk Kanunu Me-deniyesinin yukarıda değinilenmaddelerinde de aynı konunun düzenlenmekte olduğu açıkça görülür. Doğru birsonuca varabilmek için her iki yasanın böyle bir düzenleme ile elde etmekistediği yaranın ne olduğunu ve bununla güttüğü amacı araştırıp ortaya koymakicabeder.
Kişininaile, Devlet ve alelıtlak hukukî topluluk içindeki hukukî durumu o kimseninmedenî ahvalini teşkil eder. Bir kimsenin vatandaş olup olmadığını, rey hakkımveya medenî hakları haiz veya onlardan yoksun yada kısıtlı bulunupbulunmadığını, aile durumu açısından bekâr, evli, dul, boşanmış olduğunu, nesepve miras durumunu, isim, cinsiyet ve yaşını ve temyiz kudretini haiz olupolmadığını belli etmesi, bundan başka askerlik veya vergi mükellefiyetleri veyaokula gitme yükümü gibi Devlet hayatında etkisi açık olan hususlara ait temelverileri belirlenmesi bakımından medenî halin doğru bir sicille tespitinintaşıdığı büyük önemi açıklamaya gerek yoktur. Hukuk nizamına yaptığı etkininbüyük olması dolayısiyle bütün devletler konuya önemle eğilmişler ve şahsîahvalin resmî kayıtlara geçirilmek suretiyle tespiti zaruretini duymuşlardır.Şahsi ahvalin resmi kayıtla tespiti, kişinin hukuki topluluk içinde ayaktadurabilmesini, hukuki ehliyetlerini kullanabilmesini ve haklarının güvencealtına alınmasını mümkün kılmış ve Devlete de adlî, askeri ve İdarî alanlardagörevlerini yerine getirebilme imkânını vermiştir.
Tescilişinin taşıdığı bu önem sicilde aranacak şartlan oluşturmak tadır. O haldeahvali şahsiye (Nüfus) sicili, büyük bir titizlik içinde ve doğrulukladüzenlenmelidir; boşlukları ve hataları taşımamalı ve herkesin kişisel halinidüzenli ve tam bir güvenlik içinde tespit etmelidir ve sadelik, güvenirlilik vealenililik içinde olmalıdır.
II-Anayasa'nın 11. maddesi şu üç temel ilkeyi açıklamaktadır. Bunlardan biricisi,temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla ve Anayasa'nın sözüne ve özüne uygunbir biçimde sınırlanabileceği kuralıdır. İkinci ilkede kanunun ne gibisebeplerle temel hak ve özgürlükleri sınırlayabileceği belirtilmiş, üçüncüilkede bu sebepler var olsa dahi bir hakkın ve özgürlüğün özüne dokunulamıyacağıbuyruğu yer almıştır.
ÖyleyseAnayasa Mahkemesi, herşeyden önce, Sicilli Nüfus Kanununun 11. maddesinde ifadeedilen ve itiraza konu teşkil eden "kendi sin ve kayıt ve ismini tashihettirmek isteyen şahsın bu baptaki iddiası hüviyet cüzdanının itası tarihindenaltı ay müruruna kadar mesmu olup sonra mesmu olmaz. Hüviyet cüzdanının itasıesnasında kayıtlara nazaran on sekiz yaşına dahil olmamış bulunanların hakkıitirazı dahi on sekiz yaşına duhullerinden altı ay müruruna kadar devam eder"hükmü ile haklar sınırlandırılırken kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni,sosyal adalet ve millî güvenlik gibi bir sebebe dayanılıp dayanılmadığını,başka bir deyimle hakkın sınırlandırılmasını gerekli kılan hal ve sebebin varolup olmadığını veya varlığını devam ettirip ettiremediğini araştırmakdurumundadır.
III-Hatalı veya yanlış şahsî ahval kaydının nüfus sicilinde yer almasının yalnız okimseyi ilgilendireceği yolundaki düşünce tutarsız olduğu kadar Devlet vetoplum fikrine de aykırı düşer. Özellikle doğum tarihlerindeki yanlışlıklarınçoğu kez kişiden çok toplumu etkilediği bir gerçektir. Örneğin yanlış doğumtarihli kişilerin seçim, askerlik ve okuma gibi mükellefiyetlerin yerinegetirilmesinde yanlış sicil kayıtlan yüzünden topluma verdikleri zararın kendizararlarına oranla daha büyük olduğu iddiası Türkiyenin bulunduğu koşullariçinde yanlış sayılamaz. Kişi veya toplum açısından yarar veya zararı kesinölçülerle ayırma olanağı bulunmadığına ve kişiyi zarara sokan yanlış şahsîahvalin toplumu ve özellikle Devleti de zarara sokacağına göre, ahvali şahsiyesicilindeki yanlışın düzeltilmesini istemek hakkının sınırlandırılmasının kamudüzeni ve millî güvenlik gereği olduğu veya bunda kamu yararı bulunduğu iddiaedilemez. Aksine Devlet bakımından yararın sicil kayıtlarının doğru olmasındabulunduğu rahatlıkla öne sürülebilir.
Diğertaraftan Sicilli Nüfus Kanunu kül halinde incelendiği takdirde kanuna hâkimolan temel görüşün (Md. 17), genel nüfus sayımına dayandırıldığı ve her onsenede bir sayım yapılması ilkesinin bütün kanunu çerçevelediği görülür. Bundançıkan anlam ise açıktır : Devlet her on senede yeni nüfus sayımı yaparakkişilere yeni nüfus cüzdanları verecektir. Bu cüzdanlarda doğumları veya diğerhalleri yanlış yazılmış olanlar kanunun öngördüğü süre içinde dâva yolunabaşvuramadıkları takdirde yeni nüfus sayımına kadar başka dâvaaçamıyacaklardır. Özgürlüğün bu biçimde sınırlandırılmasını kanunun kabuledildiği tarihte haklı görmek ve bunda kamu yaran olduğunu ve hakkın özünedokunan bir yönü de olmadığını söylemek mümkündür. Çünkü kanun on senelikperiyodik tahrir süreleri kabul etmiş ve kişilerin süresi içinde dâva haklarınıkullanmamaları sonucu yanlış sicil kaydını sonuna kadar devam ettirmeyerekmüteakip tahrirde düzeltme ve dâva yolunu tekrar açma imkânını tanımış olmasınagöre, bu hükmün kamu düzenini bozduğu veya bunun kamuya zararlı sonuçlargetirdiği öne sürülemez. Ancak kanunun 17. maddesinde yapılması öngörülen sayımbuyruğu yerine getirilmemiş olduğundan, itiraza konu olan hüküm, beklenen kamuyararını sağlamak şöyle dursun, 14 Ağustos 1330 da var olan kamu yaran fikrinibu gün ters düşmüş ve böylece kamu düzeni aleyhine dönüşmüştür.
IV-Kamuyu ilgilendiren her nüfus kaydının düzeltilmesi için Cumhuriyetsavcılarının dâva açmaya yetkili olduklarını ve sonuç olarak savcının ammedâvası açmak suretiyle yanlış veya hatalı kaydın düzeltilmesi imkânınındoğacağını ve zararlı halin böylece izale edileceğini düşünmek ve bu suretleitiraza konu olan hükmün kamuya yararlı olduğunu göstermeye çalışmak mümkündeğildir. Cumhuriyet savcılarının görev alanı kanunlar tarafından çizilmişolduğuna göre, yasaların görev vermediği konularda savcıların dâva açmaları dasöz konusu olmaz. Kaldı ki, cumhuriyet savcılarının kamu adına dâva açmaolanağı, kişi yönünden kullanılmamak suretiyle düşen haklar bakımından değildebelki ve çoğu kez onların dâva haklarını kullanmamaları nedeniyleverebilecekleri zarardan toplumu korumak için tanınmıştır.
V-Genel nüfus tahriri üzerine nüfus cüzdanı alanlarla nüfusa doğrudan doğruyatescilleri sebebiyle cüzdan verilenler arasında yaş düzeltmesi dâvalarıbakımından ayrık görüşlerle itiraz konusu hükme tabi olup olmadığı yolundadeğişik sonuçlara varmanın (Yargıtay'ca benimsenen içtihat gibi) aynı durumdakikişiler arasında kanunla korunması gereken eşitliği bozucu bir netice meydanagetireceğinde kuşku yoktur. Bu sonucu Anayasa'nın 12. maddesindeki ilke ilebağdaştırmak olanaksızdır.
Yukarıdanberi açıklanan düşünce ve nedenlerle itiraza konu 11. madde hükmününAnayasa'nın 11. ve 12. maddelerine aykırı düştüğü ve iptali gerektiği kanısıile dâvayı reddeden çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ahmet H.Boyacıoğlu