ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1970/46
Karar Sayısı:1971/24
Karar Günü:2/3/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:4.8.1971/13916
İtirazeden mahkeme : Bursa İş Mahkemesi
İtirazınkonusu : Dâvaya bakan Bursa iş Mahkemesi, 274 sayılı Sendikalar Kanununundâvada uygulanacak olan 21. maddesinin Anayasa'nın 46. maddesine aykırılığınıiddia eden davacı vekilinin bu iddiasının ciddî olduğu kanısına vararak iptaliiçin Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine baş vurmuştur.
Olay:
Davacıvekili dâvâlı işverenle dâvâlı isçi sendikasına karşı açtığı dâvada, dâvâlılararasında düzenlenerek yürürlüğe konulmuş olan toplu iş sözleşmesinde yer alanhaklardan dayanışma aidatı verilmek yoliyle müvekkilinin de yararlanmasınakarar verilmesini istemiştir.
İlkinceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Başkanvekili Lütfi Ömerbaş,üyelerden Celâlettin Kuralmen, Hakkı Ketenoğlu, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, AvniGivda, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, HalitZarbun, Kani Vrana, Muhittin Gürün ve Ahmet H. Boyacıolğu'nun katıldığı ilkinceleme toplantısında dosyadaki kâğıtlar, yasa hükümleri ve bu konudadüzenlenen rapor incelenmiştir. 274 sayılı Sendikalar Kanununun 21. maddesi29/7/1970 günlü, 1317 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Ancak, Bursa İşMahkemesine açılan dâvada uyuşmazlığa yol açan olayın meydana geldiği tarihte,yürürlükte bulunan eski metnin uygulanması zorunludur. Bir dâvada uygulanacakyasa hükümlerinin de anayasal denetime bağlı olduğu Anayasa'nın 151 inci maddesigereğidir. Bu nedenlerle mahkemece işin esasının incelenmesine Avni Givda'nınyeni hükümde eski hükme göre davacının hukukunu etkiliyen bir değişiklik olupolmadığı araştırılmadan işin esasına geçilemiyeceği yolundaki karşıoyu ile veoyçokluğu ile 24/11/1970 gününde karar verilmiştir.
Esasınincelenmesi :
Dosyadakiyazılar, yasa ve Anayasa hükümleri ve gerekçeleri, yasama meclislerindekigörüşmeler ve düzenlenen rapor incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü :
l-Mahkeme, davacı vekilinin itiraz konusu 21. maddenin tümünün Anayasa'yaaykırılığını ileri süren görüşünü benimsemiştir. Oysa anılan maddenin ikincifıkrası, 275 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca Bakanlar Kuruluna tanınanteşmil yetkisinin kullanılması halinde birinci fıkranın uygulanmayacağını belirlemektedir.Bu durumda, ikinci fıkranın dâvada uygulama yeri bulunmadığından itiraz konusumaddenin dâvada uygulanacak olan birinci fıkrası ile sınırlı olarakincelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
Aslındasendikaların derneklere ilişkin yasa kurallarına göre kurulması ve işlemesiolanağı mevcut olduğu halde bunların önemi ve özelliği ve geçmiştekiuygulamalar gözönünde tutularak sendika özgürlüğünün Anayasal güvenceyebağlanması zorunlu görülmüş ve Anayasa'nın 46. maddesi bu düşüncelerin ışığı altındadüzenlenmiştir. O halde, Anayasa güvencesine bağlanan sendika özgürlüğünüzedeleyen yasa hükümlerinin Anayasa'ya aykırı düşeceğinede kuşku yoktur. İşçive işveren meslekî kuruluşlarının kuruluş amacı 15/7/1963 günlü, 274 sayılıSendikalar Kanununun değişik 1. maddesinin birinci bendinde "sendika,federasyon ve konfederasyonlar bu kanuna göre işçi sayılanların ve işverenlerinmüşterek iktisadî, sosyal ve kültürel yararlarını korumak ve geliştirmek içinkurulan meslekî teşekküllerdir." diye tanımlanmıştır. Bu kanunun değişik14. maddesinde de meslekî kuruluşların çalışma alanları daha ayrıntılı birbiçimde gösterilmiştir. Bu iki madde meslekî kuruluşların çalışma alanlarınıntoplu iş sözleşmesi yapmak, gerektiğinde grev ya da lokavt kararı almak ve uygulamakgibi işçi kuruluşları ile işveren veya işveren kuruluşlarını karşı karşıyagetiren faaliyetlere sınırlı olmadığını, bunların dışında kimi alanlardaüyelerine haklar ve yararlar sağlayıcı faaliyetlerde bulunabileceklerinigöstermektedir. Bu kuruluşların toplu iş sözleşmeleri dışında kalanfaaliyetleri sonucunda elde ettikleri haklardan sadece üye olanlarınyararlandırılması, üye olmayanların bundan yoksun bırakılması ya dayararlanmanın kimi koşullara bağlanması, üye olmanın ya da olmamanın doğal birsonucudur ve itiraz konusu hükmün bu yönden Anayasa'nın 46. maddesi ile çatışanbir yanı yoktur.
Topluiş sözleşmelerine gelince : Toplu iş sözleşmelerinin de hükmün kapsamı içindebulunduğunda kuşku yoktur. Sadece itiraz konusu 21. maddenin birinci fıkrasınınincelenmesi ile yetinilirse bu kuralın bir toplu iş sözleşmesindenyaralanabilmek için üye olmayanı meslekî kuruluşa üye olmaya zorlayan birnitelik taşıdığı sonucuna varılabilir. Oysa böyle bir sonuca ulaşmanın gerçeğeuygun olup olmadığı konu ile ilgili diğer yasa hükümlerinin birlikteincelenmesine bağlıdır. 15/7/1963 günlü, 275 sayılı Kanunun 8. maddesi ile kimikoşulların gerçekleşmesi halinde bir toplu iş sözleşmesinin diğer işçilere veişverenlere de uygulanması öngörülmüştür. Teşmil yan başlığını taşıyan 8.maddenin beşinci fıkrasında "bir toplu iş sözleşmesinin kapsadığı işçiler,aynı işkolunda çalışan işçilerin çoğunluğunu teşkil ediyorsa Bakanlar Kurulu,Yüksek Hakem Kurulunun iştişarî mütalâasını aldıktan sonra bu toplu işsözleşmesinin aynı işkolundaki diğer işçilere ve onları çalıştıran işverenlerebir kararname ile teşmil edebilir. Teşmil kararnamesinde bu kararın gerekçeside açıklanır. Yüksek Hakem Kurulu iştişarî mütalâasını en çok 30 gün içindeverir." denilmiştir. Teşmil halinde Sendikalar Kanununun 21. maddesininbirinci fıkrasının uygulanmayacağı aynı maddenin ikinci fıkrasındabelirtilmiştir. Demek oluyor ki toplu iş sözleşmesinin Bakanlar Kurulunca üyeolmayan işçilere ve işverenlere teşmili halinde o toplu iş sözleşmesini meydanagetirmiş olan meslekî kuruluşun uygun yazısına gerek kalmayacaktır.
Öteyandan 15/7/1963 günlü, 275 sayılı Kanunun değişik 7. maddesinin üçüncü bendiile bu hüküm dışında yeni bir hukukî kurum öngörülmüştür. Bu kurum ile birmesleki teşekküle üye olmayan işçilerin bir dayanışma aidatını her ay o topluiş sözleşmesine taraf mesleki kuruluşa ödemeleri yoliyle toplu işsözleşmesinden yararlanmaları sağlanmış bulunmaktadır. 275 sayılı Kanunun 7.maddesinin 3 sayılı bendinde "Bu madde gereğince yapılan bir toplu işsözleşmesinde taraf işçi teşekkülünün mensubu olmayıp o toplu iş sözleşmesininuygulandığı işyerlerinde çalışan işçilerin bu toplu iş sözleşmesindenfaydalanabilmeleri, taraf işçi teşekkülüne bu işçi teşekkülünce tespit edilecekbir dayanışma aidatım her ay ödemelerine bağlıdır. Bu dayanışma aidatının nasılödeneceği, taraf işçi teşekkülünce tespit olunur. Bu aidat aynı işyerindeçalışan ve toplu iş sözleşmesinde taraf işçi teşekkülüne mensup aynı kategorive vasıftaki işçilerin ödedikleri sendika üyelik aidatının üçte ikisini aşamaz.Dayanışma aidatı ile ilgili olarak mevzuat ve toplu iş sözleşmesinde sendikaüyelik aidatı hakkında konulmuş olan hükümler uygulanır." denilmiştir. Buhüküm farklı görüşlere yol açmış bulunmaktadır. Kimi çevrelere göre anılanhükmün uygulanması Sendikalar Kanunun 21. maddesinin birinci fıkrası uyarıncakuruluşun yazılı muvafakatine bağlıdır. Karşı görüşü savunanlara göre de işçikuruluşları dayanışma aidatını kabul etmek zorundadır. Kuruluşun yetkisikanundaki sınırı aşmamak üzere aidatın miktarını belli etmekten ibarettir.Gerçekten tasarı üzerinde çalışan Millet Meclisi Geçici Komisyonu raporunda dabelirtildiği üzere dayanışma aidatı kanuna yeni bir kurum olarak konulmuştur.Bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı o toplu iş sözleşmesini yapan işçikuruluşunun muvafakatine bağlayan bir hüküm bu maddede yer almış değildir. Buhükme göre işçi kuruluşunun yetkisi kanundaki sının aşmamak üzere dayanışmaaidatını saptamaktan ileri geçemez. Bundan başka bir işçi kuruluşunun kendifaaliyetiyle mensuplarına sağladığı hakların o kuruluşun mensubu olmayanlarateşmilini, kuruluşun yazılı muvafakatine bağlayan hüküm yasama meclislerincedaha önce kabul edilmiş bir genel kural niteliği taşımaktadır. Dayanışmaaidatına bağlı olan hüküm ise daha sonra kabul edilen 275 sayılı Kanunda yeralmış bir özel kural niteliğindedir. Bir uyuşmazlığın çözülmesinde genelkuralın değil özel kuralın uygulanacağında kuşku yoktur. Kimi bilimçevrelerince de bu görüşler benimsenmiş bulunmaktadır. İşçi kuruluşlarınınçabaları ile meydana gelen toplu iş sözleşmelerinden o kuruluşun üyesi olmayanişçilerin hiç bir külfete katlanmaksızın yararlanmaları adalet kurallarına dauygun düşmez. Bunların teşmil yetkisinin kullanılması ve dayanışma aidatı denenbir parayı ödemeleri yollariyle bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmaları yasaile sağlanmış bulunduğundan itiraz konusu hükmün sendika özgürlüğünü zedeleyenbir yanı yoktur.
2-Sendikalar Kanununun 21. maddesinin birinci fıkrasının bir işçi kuruluşununsağladığı toplu iş sözleşmesiyle kazanılan haklar ve yararlar ölçüsündeişverenle işçi kuruluşunun üyesi olmayan bir işçi arasında iş sözleşmesiyapılmasını sınırladığı bir gerçektir. Anayasaya aykırılık gerekçesinde itirazkonusu hükmün sözleşme özgürlüğüne aykırılığı ileri sürülmüş değildir. Ancak,Anayasa Mahkemesi bir hükmün Anayasaya aykırılığı konusunda ileri sürülengerekçelerle bağlı olmadığından söz konusu hükmün Anayasanın sözleşmeözgürlüğünü düzenleyen 40. maddesi açısından da incelenmesi gerekli görülmüştür.
Anayasanınçalışma ve sözleşme özgürlüğü yan başlıklı 40. maddesi şöyledir.
"Madde40- Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanunbu hürriyetleri ancak kamu yararı amacı ile sınırlayabilir.
DevletÖzel teşebbüslerin, milli iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirlerialır."
İkincifıkranın yazılışından da açıkça anlaşıldığı üzere sözleşme özgürlüğü de ötekiözgürlükler gibi sınırsız bir özgürlük değildir ve kamu yararı amaciyle yasaile sınırlanabilir. Bilindiği gibi çalışanlarla ilgili sendikacılık hareketinintemel ereği işverenler karşısında güçsüz durumda olan çalışanlarınörgütlenmesini sağlamak ve bu örgütler aracılığı ile iktisadî ve sosyalhaklarını ve yararlarını elde etmek, bunları korumak ve geliştirmektir. Topluiş sözleşmelerinin oluşumu önce toplu görüşmeye çağrı ile başlamaktadır. Yetkiuyuşmazlıklarının çözülmesini genellikle uzun süre devam eden toplu görüşme veuzlaştırma evreleri izlemekte uzlaştırma kurullarının çalışmalarındançoğunlukla olumlu sonuç alınamadığı için grev uygulamalarına başvurulmakta,taraflar anlaşmaya varırsa uyuşmazlık toplu iş sözleşmesinin düzenlenmesi ilesona ermektedir. Böyle bir sonuca ulaşmanın büyük çabalara, katlanılması zormalî külfetlere bağlı olduğu gözönünde tutulunca işçi ve işverenuyuşmazlıklarının ancak gelişmiş sendikaların varlığı ile çözülebileceğigerçeği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu denli çabalar ve külfetlerlesağlanan toplu iş sözleşmelerden onu meydana getiren kuruluşun üyesi olmayaişçilerin hiç bir külfete katlanmaksızın yararlanmaları hem adalet kurallarıile hem de işçi kuruluşlarının kuruluş ereği ile bağdaştıramaz. Bundan başkatoplu iş sözleşmesinden yararlanma olanağına kavuşan işçilerin bu kuruluşlaragirmekten vazgeçmelerine ve işçi kuruluşlarının güçsüz duruma düşmelerine deyol açılmış olur. Güçsüz işçi kuruluşlarının uzun ve türlü uyuşmazlıklarla dolutoplu görüşmelere ve özellikle giderek malî güçlerinin tükenmesine yolaçabilecek grev uygulamalarına dayanabilmeleri olanağı yoktur, itiraz konusuhükmün yasaya konulmasının bu sakıncaları önlemek ereğine dayandığı ve bundakamu yararı bulunduğu ortadadır. İtiraz konusu kural karşısında BakanlarKurulunca teşmil yetkisinin kullanılması ya da işçilerin dayanışma aidatıödemek yoliyle toplu iş sözleşmelerinden yararlanmaları olanağı sağlandığına,işveren ve işçi arasında bu sınırlar içinde iş sözleşmesi yapılmasına engel debulunmadığına göre itiraz konusu hükmün Anayasanın 40. maddesinde düzenlenensözleşme özgürlüğünün özünü zedeleyen bir yönü yoktur. Bu nedenlerle itirazınreddi gerekir.
BaşkanvekiliAvni Givda, Üyelerden Celâlettin Kuralmen ve Recai Seçkin bu görüşlerekatılmamışlardır.
Sonuç:
274sayılı Kanunun itiraz konusu 21. maddesinin sınırlama kararı uyarınca incelenenbirinci fıkrası hükmünün Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine AvniGivda, Celâlettin Kuralmen, Recai Seçkin'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile2/3/1971 gününde karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Celâlettin Kuralmen
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Gürün
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
15/7/1963günlü, 274 sayılı Sendikalar Kanununun 21. maddesinin gerek eski gerekse29/7/1970 günlü, 1317 sayılı Kanunla getirilen yeni metnine göre bu maddeninbirinci fıkrası, "Sendikalar Kanununa göre oluşan işçi veya işverenkuruluşunun kendi faaliyetleri sonucunda mensuplarına sağladığı hak veçıkarların o kuruluşun mensubu olmayanlara teşmilinin söz konusu kuruluşunyazılı muvafakatına bağlı olduğu" kuralını koymuş bulunmaktadır. Buhükümde geçen "hak ve menfaatler" deyimine "toplu işsözleşmeleri" nin girdiğinde kuşku yoktur. Çünkü toplu iş sözleşmelerininereği ilgililere bir takım hak ve çıkarlar sağlanması olduğu gibi 21. maddeninson fıkrasında "toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 8. maddesiuyarınca Bakanlar Kurulunun bir toplu iş sözleşmesini teşmil etmesi halindeyukarıdaki fıkra hükmünün uygulanmıyacağı" yolunda belirlenen istisnahükmü de bu görüşü ayrıca, tartışmayı gerektirmeyecek bir açıklık ve kesinlikleteyit eylemektedir.
15/7/1963günlü, 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu, 7, maddesinin 3sayılı bendiyle bu konuda toplu iş sözleşmeleri ve işçi kuruluşları yönündenikinci bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenlemeye göre "yapılan bir topluiş sözleşmesinde taraf işçi kuruluşunun mensubu olmayıp o toplu iş sözleşmesininuygulandığı işyerlerinde çalışan işçilerin, bu toplu iş sözleşmesindenyararlanabilmeleri taraf işçi kuruluşuna o işçi kuruluşunca saptanacak birdayanışma ödentisini her ay ödemelerine bağlıdır."
275sayılı Kanunun 7. maddesinin 3 sayılı bendinin, 274 sayılı Kanunun 21.maddesinin birinci fıkrasının hükmünü bir değişikliğe uğrattığını düşünmeninyeri ve hukuki dayanağı olamaz. Çünkü iki hüküm arasında bir çelişki değilbirbirini bütünleme durumu vardır. Birinci hüküm bir kuruluşun sağladığı hak veçıkarların teşmili konusunu, ikinci hüküm ise dayanışma ödentisi konusunudüzenlemektedir. Birinci düzenleme doğrudan doğruya sendikalara ilişkin olduğuiçin 274 sayılı Kanunda, ikinci düzenleme doğrudan doğruya toplu işsözleşmeleri ile ilgili bulunduğu için 275 sayılı Kanunda yer almıştır. İkihüküm arasında tam bir uyum vardır ve toplu iş sözleşmeleriyle sağlanan hak veçıkarların teşmili için iki koşulun yani yazılı muvafakat ve dayanışma ödentisikoşullarının bir arada gözönünde tutulup işletilmesi gerektiği ortadadır. Kanunkoyucunun, dayanışma ödentisi verilmesi halinde 274 sayılı Kanunun 21.maddesinin birinci fıkrası hükmünün işlememesini öngörmüş olsaydı, aynımaddenin son fıkrası ile "Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan toplu işsözleşmesi teşmilleri" ni birinci fıkra hükmü dışına çıkardığı gibi, budurumu da özel bir hükümle istisna kapsamına almak yoluna gitmesinin tabiî vezorunlu olduğu unutulmamalıdır.
Öteyandan 274 ve 275 sayılı Kanunlar Yasama Meclislerinde aynı zamanda, hemenhemen bir arada denebilecek biçimde görüşülmüş ve aynı günde kabul edilmiş ikiyasadır. Yalnızca bu durum dahi 274 sayılı Kanunun 21. ve 275 sayılı Kanunun 7.maddeleri arasında bir çelişki bulunduğu veya ikinci düzenleme ile birincidüzenlemenin dolaylı olarak etkilenmesi ereğinin güdüldüğü yolundaki birgörüşün yersizliğini ortaya koyacak niteliktedir.
Yazılımuvafakat koşulunun dayanışma ödentisi verilmesi durumlarında da geçerliolduğunu böylece belirledikten sonra şimdi 274 sayılı Kanunun 21. maddesininbirinci fıkrasının, bu niteliği ile, Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmadığıkısaca tartışılacaktır.
Kanun,ancak Bakanlar Kurulunun 275 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca bir toplu işsözleşmesini teşmil etmesi halinde inceleme konusu hükmün uygulanmamasınıöngörmüştür. 275 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca teşmil kararı verilmesi" o toplu iş sözleşmesinin kapsadığı işçilerin aynı iş kolunda çalışanişçilerin çoğunluğunu oluşturması, sözleşme hükümlerinin belli işyerlerininveya belli bölgelerin çalışma koşullarına uyması, Yüksek Hakem Kurulunundüşüncesinin alınması ve kararname düzenlenmesi" gibi bir takım koşullarıngerçekleşmesine bağlıdır ve şu duruma göre istisna hükmünün uygulanma yerininper dar kalacağı ortadadır. Demek ki 274 sayılı Kanunun 21. maddesinin birincifıkrasının getirdiği, kapsamı ve etkisi geniş bir kuraldır.
Böylebir kuralın, uygulamada etki alanındaki işçileri bir takım sendikalara girmeğeyahut bir takım sendikalardan çıkmağa zorlayacağında veya bunların dilediklerbiçimde sendikalar kurmalarını en gelleyeceğinde kuşku yoktur. Bu sonuca yolaçan bir kuralın ise Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasiyle çalışanlarave işverenlere tanınan önceden izin almaksızın sendikalar ve sendika birliklerikurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten ayrılma hakkını, özüne dokunacakbiçimde, sınırladığı ve Anayasa'nın 46. ve 11. maddelerine aykırı bir durumuoluşturduğu ortadadır. 274 sayılı Yasanın 21. maddesinin birinci fıkrasıhükmünün, şu niteliği dolayısiyle, iptal edilmesi gerekir.
AnayasaMahkemesinin 1970/46 esas sayılı işte, yukarıda sözü edilen hükmün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın reddine ilişkin olarak verdiği 2/3/1971 günlü,1971/24 sayılı karara bu nedenle karşıyım.
Üye
Avni Givda
KARŞIOYYAZISI
1)274 sayılı Yasanın 21. maddesindeki sendikanın yazılı onayı koşulu, yine bumaddedeki açık kuralla Bakanlar Kurulunun 275 sayılı Yasanın 8. maddesiuyarınca vereceği kapsamı genişletme kararı için kaldırılmıştır. Demek kiböylece 275 sayılı Yasanın 7. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dayanışma Ödentisiödeyerek toplu sözleşmeden yararlanma kuralı, 274 sayılı Yasanın 21.maddesindeki yazılı onay koşuluna da bağlı bırakılmıştır. Nitekim Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin bir kararında da haklı ve yerinde olarak dayanışma ödentisivermek isteyen işçinin sendikanın onayı olmadıkça toplu iş sözleşmesindenyararlanamayacağı benimsenmiştir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3/12/1964günlü, E. 8485-K. 7983 günlü karan-Doçent Dr. Fikret Sönmez - Türkiye'deSendika Hürriyeti ve Teminatı - İzmir Ege Üniversitesi Matbaası 1968, S. 67).
2)Öğreti alanında da dayanışma ödentisi ödemek isteyen bir işçinin toplusözleşmeden yararlanmasının gerekeceği, bu yararlanmanın sendikanın onayınabağlı tutulmasının sendika özgürlüğünü çiğneyeceği görüşleri ilerisürülmektedir. (Doçent Dr. Fikret Sönmez, yok-anılan kitap S. 64, 68; Dr. SezaReisoğlu, Türk Hukukunda ve Mukayeseli Hukukta Toplu İş Sözleşmeleri - AnkaraHukuk Fak. yayım - Ankara 1967 S. 79 sonları, S. 201 sonları ve 202 başları).
3)Bir sendikaya üye olmayan bir işçinin çalıştığı işyerinde o sendikaca yapılansözleşmeden yararlanması hakkının 275 sayılı Yasanın 7/3. maddesindedüzenlendiği bu maddedeki yararlanma kuralının 274 sayılı Yasanın 21.maddesinin 1. fıkrasındaki sendikanın yazılı onayını zorunlu kılan kurala göreözel nitelikte bir kural olması bakımından 21. maddeden önce ve 21. maddegözönünde tutulmaksızın uygulanması gerektiği görüşü doğru değildir. Gerçekten,21. maddenin 2. fıkrası kuraliyle 275 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca topluiş sözleşmesi kurallarının kapsamına genişletilmesine Bakanlar Kurulunca kararverilmesi durumunda 21. maddenin 1. fıkrasındaki sendikanın onayı kurulanınuygulanmayacağı bildirilmiştir; oysa sözü edilen 8. madde kuralı da, tıpkı 7/3.madde kuralı gibi 274 sayılı Yasanın 21. maddesinin 1. fıkrası kuralına göreözel nitelikte bir kural sayılabilir. Bununla birlikte yasa koyucu, 8. maddekuralını 274 sayılı Yasanın 21/1. maddesi kuralının kapsamı dışında tutmayızorunlu görmüş, 7/3. madde kuralı için ise böyle bir saklı tutma kuralıkoymamıştır.
Birde 275 sayılı Yasanın 7/3. maddesinin yazılışı da dayanışma ödentisi verecekolan her işçinin başka bir koşul aranmaksızın toplu sözleşmeden yararlanacağıyollu bir kesinlikle değildir; o metin toplu sözleşmeden yararlanacaklarındayanışma ödentisi vermek zorunda olduğunu belirtmekle yetinmektedir. Eğerolayda 274 sayılı Yasanın 21/1. maddenin dahi uygulanabilmesi söz konusuolmasaydı, o zaman bu kuralın yazılışındaki kesin olmayış, dayanışma ödentisivermenin işçinin toplu sözleşmeden yararlanmasının tek koşulu sayılmasına engelolmazdı.
4)Demek ki itiraz konusu onay kuralı dayanışma ödentisi vererek toplu sözleşmeyekatılma konusunda da uygulanacaktır. Sendikanın onay vermemesi ile işçiyi kendisinegetirmek zorunda bırakmak istediği açıktır. İtiraz konusu kural, salt biçimdeyazılışı nedeni ile böyle bir zorlamaya yol açmaktadır. Eğer sendikanın onaydankaçınmasının haklı nedene dayanmaması durumunda toplu sözleşmeden yararlanmakisteyenin onayın verilmesi için dâva açabilmesi öngörülse idi Anayasayaaykırılık düşünülemezdi; imdi bu kural, Anayasanın 46. maddesinin 1. fıkrasınaaykırılığı yüzünden iptal edilmek gerekli iken itirazın reddedilmiş bulunması,Anayasaya uygun değildir.
Sonuç: İtiraz konusu kuralın iptali gerekmediği görüşüne karşıyım.
Üye
Recai Seçkin