ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1971/1
Karar Sayısı:1971/12
Karar Günü:2/2/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:16.6.1971/13890
İtirazyoluna başvuran : Kuyucak Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Mahkemece, 4 Ekim 1926 da yürürlüğe giren 17/2/1926 günlü, 743 sayılıTürk Medenî Kanununun 443 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmünün, Anayasa'nın11. ve 12. maddelerinde yazılı temel hak ve hürriyetlere aykırı bulunduğu ilerisürülerek iptali istenmektedir.
I-Olay :
Davacılar,vekillerince mahkemeye verilen 26/10/1970 günlü dâva dilekçesinde; öleninevlilik dışı çocukları olduklarını, daha önce alınan 2/4/1968 günlü, 106 - 75sayılı veraset ilâmı uyarınca mirasın, ölenin nikâhlı karısından olan çocuğuile ikilibirli taksim edildiğini oysa kendilerinin 6625 ve 554 sayılıkanunlarla sahih nesepli olarak nüfusa tescil edildiklerini ileri sürerekönceki veraset ilâmının iptali ile çocuklar arasında eşit esasa dayanan mirashaklarının saptanmasına ve verasetin böylece subutuna karar verilmesiniistemişlerdir.
Mahkeme,dâvada Medenî Kanunun 443. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması ihtimalinigözönünde tutarak hükmü Anayasa'nın 11. ve 12. maddelerine aykırı görmüş veiptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III-Yasa hükümleri : 1. îtiraz konusu hüküm :
743sayılı Türk Kanunu Medenisinin itiraz konusu hükmü kapsayan 443. maddesişöyledir :
"Nesebisahih olmayan hısımlar, ana tarafından nesebi sahih hısımlar gibi mirasçılıkhakkını haizdir. Bunların, baba cihetinden mirasçı olabilmeleri, babalarınınkendilerini tanımış veya babalıklarına hüküm sudur etmiş bulunmasınamütevakkıftır.
Babatarafından nesebi sahih olmayan bir çocuk yahut füruu, babasının nesebi sahihfürulariyle içtima ederse; nesebi sahih bir çocuğa veya ferilerine isabet edenhissenin yarısını alırlar." (Üçüncü Tertip Düstur, Cilt 7, Sahife : 311.)
2.Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri : Anayasanın 11. maddesi :
"Madde11- Temel hak ve hürriyetler, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancakkanunla sınırlanabilir.
Kanun,kamu yararı, genel ahlâk, kamu düzeni sosyal adalet ve millî güvenlik gibisebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz."
Anayasanın12. maddesi :
"Madde12- Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan 2/2/1971 günlü îlk nicelemetoplantısında dosyadaki bütün yazılar ve ilgili kanun ve Anayasa hükümleriokunarak işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1.Anayasa'nın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usullerihakkındaki 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde; bir dâvayabakmakta olan mahkemenin uygulanacak bir kanun hükmünü Anayasa'ya aykırıgörmesi halinde, işin bu bakımdan incelenmesi için, Anayasa Mahkemesinegönderilmesine karar verebileceği hükme bağlanmıştır. Yani iptali istenen kanunhükmünün, dâvanın çözülebilmesi için uygulanması gerekli olmalıdır. Bu yön 44sayılı Kanunun 27. maddesinin birinci bendinde daha açık bir biçimdebelirtilmiştir. Şu halde iptali istenen kanun hükmü, dâvanın çözülebilmesi içinuygulanması gerekli değilse, Anayasa Mahkemesince işin esasına geçilmeden,isteğin, başvuran mahkemenin, yetkisizliği yönünden reddi gerekecektir.
2.Bu konuda bir sonuca varılabilmek üzere, dosyada örnekleri bulunan dâvadilekçesi ve nüfus kayıtlan ve konu ile ilgili 6652 ve 554 sayılı Kanunhükümlerini incelemek zorunluğu ortaya çıkmıştır.
Dâvadilekçesinde durum : (Tarafların miras bırakanı 1967 yılında vefat etmiştir.Mirasçı olarak, nikâhlı eşi ile bu eşinden olma kızı ve evlilik dışıbirleşmeden olan davacılar kalmışlardır.
Evlilikdışı çocuklarından ikisi, 6652, ve öteki ikisi de 554 sayılı Kanunlar ilenüfusa tescil edilmişlerdir. Görüldüğü gibi bu çocuklar babanın tanıması veyahâkim hükmü ile değil, kanun ile tescil olunmuşlardır. Bu kanunlara göre tesciledilen evlilik dışı çocuklar nesebi sahih olarak nüfusa tescil edilirler veevlilik içi çocuklarla aynı seviyede miras alırlar.) diye açıklanmaktadır.
Mahkemece,Kuyucak ilçesi Nüfus Memurluğundan getirtilen onanlı kayıt örneğindendavacıların babalan île bir dâvâlının babası aynı kişi olarak gösterilmekte vekayıt örneğinin altındaki şerhte ise dört davacının nüfus kütüğüne 6652 ve 554sayılı kanunlara göre tescillerinin yapıldığı belirlenmektedir.
3. 7Şubat 1956 tarihinde yürürlüğe giren 30/1/1956 günlü, 6652 sayılı Kanununbirinci maddesinde şöyle denilmektedir :
"TürkMedenî Kanununun mer'iyete girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden bu kanunun neşritarihine kadar evlendirmeye selâhiyetli merci önünde yapılmış bir akdedayanmayarak birleşip kankoca halinde yaşamış olan ve evlenmelerine kanunî birmani bulunmayanlardan çocuk doğduğu takdirde bu çocuklar nesebi sahih olarak vebu birleşmeler tarafların rızaları ile evlilik olarak tescil edilir.
Evlibir erkekle evli olmayan bir kadının karı - koca gibi yaşamalarından doğmuşolan çocuklar da nesebi sahih olarak kadın ve erkeğe izafetle tescil edilir.Ancak; bu kadın ile erkeğin birleşmeleri evlenme suretiyle tescil olunamaz.
Karı- koca gibi yaşamaları ölüm ve ayrılık sebepleri ile devam etmemiş olanlarıkarı - koca halinde yaşadıkları zaman doğmuş olan çocukları dahi yukardakihükümlere göre nesebi sahih olarak ana ve babalarının adları gösterilmeksuretiyle baba hanesine tescil edilir." (III. Tertip Düstur, Cilt 37,Sahife 294.)
8Nisan 1965 gününde yürürlüğe giren 29/3/1965 günlü, 554 sayılı Kanunun birincimaddesi de metin olarak kelimesi kelimesine 6652 sayılı Kanunun hükmünügetirmiştir. (Beşinci Tertip Düstur, Cilt 4, Birinci kitap, Sahife 952 - 953.)
4.Davacılar, dâva dilekçelerinde kendilerinin nesebi sahih çocuklar olduklarınıbelirtmişlerdir. Nüfustan gelen kayıt da bunu doğrulamaktadır. Bunların nüfuskütüğüne tescillerinin düzenleyen 6652 ve 554 sayılı Kanun metinlerinde bugibilerin nesebi gayri sahih çocuklar değil, aksine nesebi sahih çocuklaroldukları açık bir şekilde belirtilmiştir. Şu halde davacılar nesebi sahihçocuklar olmalarına ve nüfus kütüğünde de bu yolda işlem tesis edilmişbulunmasına göre, mahkemece haklarında Türk Medenî Yasasının 443. maddesininikinci fıkrası hükmü uygulanamıyacaktır. Çünkü bu fıkra hükmü nesebi sahiholmayan çocuklara ve onların ferilerine ilişkindir. Her ne kadar mahkemenin,işi Anayasa Mahkemesine göndermesine ilişkin ara kararında : "DâvadaMedenî Kanunun 443/2. maddesinin uygulanması ihtimali bulunmuş."denilmekte ise de, böyle bir ihtimalin gerçekleşmesine gerek dâvadilekçesindeki yazılanlar, gerek davacıların nüfus kayıt örneği ve gerekkendilerinin nüfus kütüğüne tescillerini düzenleyen 6652 ve 554 sayılı Kanunhükümleri elverişli görülememektedir. Hal böyle olunca Anayasa'nın 151. ve 44sayılı Kanunun 27. maddesinde öngörülen itiraz şartı gerçekleşmemiştir. İsteğinbu nedenle ve işin esasına girilmeden reddi gerekmektedir.
Sonuç:
TürkMedenî Kanununun 443. maddesinin ikinci fıkrasının Kuyucak Asliye HukukMahkemesince bakılmakta olan dâvada uygulanma olanağı bulunmadığına ve bunedenle itirazın, itiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği yönündenreddine oybirliğiyle 2/2/1971 gününde karar verildi.
Başkan
Hakkı Ketenoğlu
Başkanvekili
Lütfi Ömerbaş
Üye
Celalettin Kuralmen
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Avni Givda
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Gürün
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu